AB ‘varoluşsal zorluklar’ karşısında Merkel’den sonra oluşacak boşluktan korkuyor

Almanya Başbakanı Angela Merkel, Greifswald’daki eski seçim bölgesinde bir fotoğraf için poz veriyor (DPA)
Almanya Başbakanı Angela Merkel, Greifswald’daki eski seçim bölgesinde bir fotoğraf için poz veriyor (DPA)
TT

AB ‘varoluşsal zorluklar’ karşısında Merkel’den sonra oluşacak boşluktan korkuyor

Almanya Başbakanı Angela Merkel, Greifswald’daki eski seçim bölgesinde bir fotoğraf için poz veriyor (DPA)
Almanya Başbakanı Angela Merkel, Greifswald’daki eski seçim bölgesinde bir fotoğraf için poz veriyor (DPA)

Almanya Başbakanı Angela Merkel’in siyaset sahnesinden çekilmesi, Avrupa Birliği’nin (AB) devamlılığı için kritik öneme sahip projeler karşısında blok içinde bir boşluk korkusunu artırıyor. Ama bu durum aynı zamanda yenilenme umudu da taşıyor.
Son aylarda AB liderleri, 2005’ten bu yana Almanya’ya liderlik eden Merkel’i onurlandırma ifadeleri ve teşekkürlerini artırdı.
Hollanda Başbakanı Mark Rutte, mali kriz, göçmen krizi, Brexit ve yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınını içeren çalkantılı yıllarda Avrupa’yı yönlendirmeye yardımcı olan Merkel’in ‘muazzam otoritesine’ övgüde bulundu.
Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ise, Merkel’in analitik yeteneklerinin bazen uzun süren Avrupa müzakerelerini harekete geçirmek için ne kadar önemli olduğuna dikkati çekti.
Avrupa Politika Merkezi’nden Janis Emmanouilidis AFP’ye verdiği demeçte, Avrupa demokrasileri arasında en uzun süre görev yapan Başbakan Merkel’in AB’de çok önemli bir rol oynadığını söyleyerek, “Tabii ki, Merkel’in ayrılışı bir boşluk yaratacak” dedi.
Emmanouilidis, AB’nin en uzun süredir görev yapan mevcut liderinin ayrılışını 27 ulustan oluşan blok için ‘bir çağın sonu’ olarak nitelendirerek, 16 yıllık iktidarı boyunca Merkel’in 2008 mali krizinden, Brexit ve salgına kadar AB’de ‘kalıcı krizlerle’ uğraşmak zorunda kaldığını dile getirdi.
Emmanouilidis, aslında büyük bir vizyona sahip olmayan Merkel’in iyi imajını, gerekli tavizleri vererek AB’nin birliğini zorluklar karşısında korumasını sağlayan pragmatik yönetim becerilerine borçlu olduğunu belirtti.
Merkel’in kendisini Avrupa’nın önde gelen lideri yapan nitelikler olan ‘süreklilik ve kararlılık’ gösterdiğini söyleyen Emmanouilidis, “Bir sonraki Başbakan, bu rolde onun yerini almaya çalışmadan önce, ilk olarak itibar kazanmak zorunda kalacak” yorumunda bulundu.
Avrupa Dış İlişkiler Konseyi (ECFR) tarafından 12 AB ülkesinde gerçekleştirilen ankete katılanların yüzde 41’i, Avrupa için bir cumhurbaşkanı seçilecek olsa, Emmanuel Macron yerine Merkel’e oy vereceklerini söyledi.
Merkel, 2010’ların başındaki Euro bölgesi borç krizi sırasında, Yunanistan gibi borçlu ülkelere yardım sağlamadaki gecikme nedeniyle tek para biriminin çökeceği korkularını körükledi.
Avrupa Komisyonu eski Başkanı Jean-Claude Juncker, Belçika merkezli Le Soir gazetesine verdiği demeçte Angela Merkel’in ‘Avrupa’yı kurtarmadığını’ söyleyerek şu ifadeleri kullandı;
“Ciddi krizlere çözüm bulduğunu iddia eden Alman tarafıdır. Onun oynadığı rolü küçümsemiyorum. Ama Avrupa’nın en zor anlarından biri olan bu dönemde zaman zaman tereddüt ettiği için bunu abartmıyorum.”
Yine de Juncker, Merkel’in 2015 yılında ülkesinde yaşanan saldırılara rağmen Almanya sınırlarını mültecilere açması ve salgın sırasında Avrupa dayanışmasını somutlaştıran 750 milyar euro değerinde tarihi kurtarma planını kabul etmesiyle bir ‘devlet kadını’ gibi davrandığını söylemekten de çekinmedi.
İspanya eski Dışişleri Bakanı Ana Palacio ise, Merkel’in ‘çaresiz önlemler almak için umutsuz durumları bekleme stratejisini’ eleştirdi.
Bunun, ülkesini Avrupa değerlerinden uzaklaştırmakla suçlanan sağcı Macaristan Başbakanı Viktor Orban gibi ‘kuralları çiğneyenlerin çoğu zaman işine yaradığını’ savundu.
Siyasi kariyerine veda eden Merkel, başbakanlık görevini 26 Eylül’de ayında yapılacak seçimlere kadar sürdürecek.
Merkel, salgın sonrası toparlanmaktan, iklim değişikliğiyle mücadeleye ve ABD ile Çin arasında sıkışmış bir Avrupa için jeopolitik bir rol biçimlendirmeye kadar bir dizi tarihi zorlukla karşı karşıya kalan AB ile yolları ayırıyor.
Avrupa Dış İlişkiler Konseyi’nden analist Peter Borras konuya ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı;
“Merkel, son birkaç yılda kıtadaki statükoyu ustaca korumuş olabilir. Avrupa’nın karşı karşıya olduğu en acil sorunların çoğunu Merkel yöntemiyle ele almak imkansız. Bugün Avrupa’nın karşı karşıya olduğu zorluklar radikal çözümler gerektiriyor. Sadece kozmetik değişiklikler değil, daha radikal çözümler için siyasi desteğe ihtiyaç var. AB’nin bugün ihtiyacı olan şey vizyoner bir Almanya’dır.”



Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
TT

Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)

ABD Başkanı Donald Trump bugün İran'a karşı sınırlı bir askeri saldırı düzenlemeyi düşündüğünü söyledi, ancak daha fazla ayrıntı vermedi.

ABD ordusu, İran'a karşı birkaç hafta sürebilecek ve güvenlik tesislerinin yanı sıra nükleer altyapıyı da bombalamayı içerebilecek bir operasyona hazırlanıyor.

İran'ı nükleer programı konusunda anlaşmaya varmaya zorlamak için sınırlı bir saldırıyı düşünüp düşünmediği sorulduğunda, Beyaz Saray'da gazetecilere, "Sanırım bunu düşündüğümü söyleyebilirim" dedi.

Trump dün, İran'ın bir anlaşmaya varması için 10 ila 15 günlük bir sürenin "yeterli" olacağına inandığını söyledi. Ancak görüşmeler yıllardır tıkanmış durumda ve İran, füze programını kısıtlama ve silahlı gruplarla bağlarını koparma yönündeki daha geniş ABD ve İsrail taleplerini görüşmeyi reddediyor.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre iki ABD yetkilisi, İran'la ilgili ABD askeri planlamasının ileri bir aşamaya ulaştığını ve seçenekler arasında bireyleri hedef alan bir saldırı, hatta Trump'ın emriyle Tahran'da rejim değişikliğinin de yer aldığını söyledi. Bu askeri seçenekler, diplomatik çabaların başarısız olması durumunda ABD'nin İran'la ciddi bir çatışmaya hazırlandığının son göstergesi.

Son haftalarda yapılan dolaylı görüşmelerde çok az ilerleme kaydedildi ve taraflardan biri veya her ikisi bunu savaşa hazırlıkta geciktirme taktiği olarak kullanıyor olabilir.

İran, geçen yıl İsrail ve ABD'nin nükleer ve askeri tesislerini hedef alan 12 günlük saldırılarının yanı sıra ocak ayındaki kitlesel protestoların şiddetle bastırılmasının ardından, hiç olmadığı kadar savunmasız bir konumda bulunuyor.

 İran'ın BM Güvenlik Konseyi'ne dün yazdığı mektupta, BM Büyükelçisi Emir Said İrevani, ülkesinin "gerilim veya savaş aramadığını ve savaş başlatmayacağını", ancak herhangi bir ABD saldırganlığına "kararlı ve orantılı bir şekilde" karşılık vereceğini belirtti.

Şöyle devam etti: “Bu koşullar altında, bölgedeki tüm düşman üsleri, tesisleri ve varlıkları, İran'ın savunma yanıtı çerçevesinde meşru hedefler olarak kabul edilecektir.”

Bu haftanın başlarında İran, dünyanın ticareti yapılan petrolünün yaklaşık beşte birinin geçtiği Körfez'in dar su yolu olan Hürmüz Boğazı'nda gerçek mühimmatlı tatbikatlar gerçekleştirdi. Ülke içinde de gerilim artıyor; yas tutanlar, 40 gün önce güvenlik güçleri tarafından öldürülen protestocuları anmak için törenler düzenliyor ve bazı gösterilerde yetkililerin tehditlerine rağmen hükümet karşıtı sloganlar atılıyor.


İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
TT

İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)

İsrail güçleri bu sabah erken saatlerde Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında bir bombalama operasyonu gerçekleştirdi.

Lübnan'ın resmi Ulusal Haber Ajansı'na göre, büyük patlama saat 02:20'de meydana geldi.

İsrail ile Lübnan Hizbullahı arasında, bir yıldan fazla süren ve partinin askeri ve liderlik altyapısına darbeler aldığı çatışmanın ardından, 27 Kasım'dan beri yürürlükte olan bir anlaşma bulunuyor.

Anlaşma, Lübnan ordusunun ve Lübnan'daki Birleşmiş Milletler Geçici Gücü'nün (UNIFIL) konuşlandırılmasının güçlendirilmesi karşılığında, Hizbullah savaşçılarının Litani Nehri'nin güneyindeki bölgeden (sınırdan yaklaşık 30 km uzaklıkta) çekilmesini ve askeri altyapısının tasfiye edilmesini öngörüyordu.

Anlaşma ayrıca İsrail'in savaş sırasında girdiği tüm bölgelerden çekilmesini de öngörüyordu. Bununla birlikte, İsrail sınırın her iki tarafını da izleyebilmek için beş yüksek noktada askeri varlığını sürdürdü. Ayrıca, askeri hedefler veya Hizbullah unsurları olduğunu iddia ettiği yerlere neredeyse her gün saldırılar düzenliyor ve güçleri buldozerle yıkım ve tahribat operasyonlarına devam ediyor.


ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
TT

ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan bir pankart, ABD Adalet Bakanlığı binasına asıldı. Bu adım, Trump’ın Washington’daki bir kuruma kimliğini yansıtma yönündeki son girişimi olarak değerlendiriliyor.

Mavi renkli pankart, dün (perşembe) binanın bir köşesindeki iki sütun arasına yerleştirildi. Pankartta “Amerika’yı Yeniden Güvenli Hale Getirelim” sloganı yer aldı.

Trump, geçen yıl Beyaz Saray’a dönüşünden bu yana federal kurumlar üzerindeki varlığını ve nüfuzunu pekiştirmek için güçlü adımlar atıyor.

Trump, kültürel ve siyasi kurumları yeniden şekillendirirken kendisine yakın isimleri görevlendiriyor, önde gelen kurumların adlarını değiştiriyor ve geçmiş soruşturmalarla bağlantılı yetkilileri geri plana itiyor. Eleştirmenler ise bu adımların, siyasi iktidar ile normal şartlarda bağımsız olması gereken kamu görevleri arasındaki sınırları ortadan kaldırdığını savunuyor.

Geçen yıl Trump’ın fotoğrafını taşıyan pankartlar, ABD Çalışma Bakanlığı, ABD Tarım Bakanlığı ve Amerikan Barış Enstitüsü binalarına da asılmıştı.

Trump tarafından atanan bir yönetim kurulu, Aralık ayında John F. Kennedy Sahne Sanatları Merkezi’ne Trump adının eklenmesi yönünde oy kullandı. Ayrıca Washington’daki Amerikan Barış Enstitüsü binasına da Trump’ın adı verildi.

Son pankarta ilişkin soruları Beyaz Saray, Adalet Bakanlığı’na yönlendirdi. Bakanlık ise şu ana kadar yorum talebine yanıt vermedi.