Rusya’da günlük Kovid-19 ölümleri yeniden rekor kırıyor

Rusya’da günlük Kovid-19 ölümleri yeniden rekor kırıyor
TT

Rusya’da günlük Kovid-19 ölümleri yeniden rekor kırıyor

Rusya’da günlük Kovid-19 ölümleri yeniden rekor kırıyor

Rusya dün (Perşembe) 24 saat içinde yeni tip koronavirüse (Kovid-19) bağlı olarak 820 can kaybı kaydetti. Böylece, 26 Ağustos’ta kaydedilen günlük can kaybı sayısındaki rekor seviyelere geri dönülmüş oldu. 
Yetkililer, vaka sayılarının yeniden hızla yükseldiğine yönelik uyarıda bulundu. Yapılan açıklamalarda, Moskova’nın son 24 saatte 3 bin 445 yeni vaka kaydettiğini ve bu vaka sayısının yaz boyunca görülen vaka artışının ardından 31 Temmuz’dan bu yana bir günde kaydedilen en yüksek vaka sayısı olduğunu söyledi. Ülke genelinde bir günde kaydedilen vaka sayısının ise 21 bin 438 olduğu belirtildi.
Kremlin yetkilileri gazetecilere yaptıkları açıklamalarda, yetkililerin karantina önlemleri veya diğer kısıtlamaları yeniden uygulama fikri hakkında düşünmediklerini, ancak hükümet ve bölge yetkililerinin durumu yakından takip ettiklerini söyledi.
Kremlin Sözcüsü Dmitry Peskov “Bildiğim kadarıyla, verilerdeki artışa rağmen henüz Rusya’da hiçbir bölgede karar alınmadı” ifadelerini kullandı.
Rusya İnsan Sağlığı ve Tüketiciyi Koruma Kurumu (Rospotrebnadzor) Başkanı Anna Popova çarşamba günü yaptığı açıklamada, 31 bölgede bu hafta içinde vaka sayılarında artış kaydettiğini söyledi.
Rospotrebnadzor Başkanı Popova, virüsün aşılı insanların daha az olduğu bölgelerde daha hızlı bir şekilde yayıldığını belirtti. 144 milyondan fazla nüfusa sahip olan Rusya, yaklaşık 40 milyon kişinin Kovid-19’a karşı tam aşılı olduğunu söylüyor. Yetkililer, Rusya’nın toplam 7 milyon 354 bin 995 vaka kaydettiğini belirtiyor.
Rusya Koronavirüsle Mücadele Görev Gücü bugüne kadar 201 bin 445 kişinin Kovid-19 kaynaklı olarak hayatlarını kaybettiğini açıkladı. Diğer yandan resmi istatistik ajansı ise, Nisan 2020-Temmuz 2021 tarihleri arasında 365 binden fazla can kaybı olduğunu belirtiyor.
Reuters’ın resmi istatistiklere istinaden hazırladığı bilanço ise, Nisan 2020-Temmuz 2021 tarihleri arasında 528 bin fazladan ölüm (excess mortality) olduğunu gösteriyor. Bazı epidemiyologlar, fazladan ölümler Kovid-19’dan kaynaklanan gerçek can kaybı sayısını ölçmenin en iyi yolu olduğunu bildiriyorlar.
Bunun yanı sıra, ABD çarşamba günü Kovid-19’a karşı geliştirilen Pfizer/BioNTech aşısının üçüncü dozunun 65 yaş ve üstü kişilere, ciddi semptomların görüldüğü enfeksiyon geliştirme riski olanlara ve virüse karşı daha savunmasız olmalarına neden olan işlerde çalışan kişilere uygulanmasını onayladı.
Şarku’l Avsat’ın Fransız haber ajansı AFP’den aktardığına göre, bu karar, on milyonlarca ABD’linin büyük bir bölümünün, aşının iki dozunu olduktan 6 ay sonra üçüncü doz aşıyı alabileceği anlamına geliyor.
Resmi bir açıklamaya göre, Brezilya Sağlık Bakanı Marcelo Quiroga, Devlet Başkanı Jair Bolsonaro’nun açılış konuşmasını yaptığı Birleşmiş Milletler Genel Kurulu toplantısına katılmasının ardından Kovid-19 testi pozitif çıktı.
Gezi sırasında birkaç kez maskesiz görüntülenen Brezilya Devlet Başkanı Kovid-19’a karşı aşı olmadı ve salı günü yaptığı açıklamada bunu yapacak son Brezilyalı olacağını belirtti.
Fransa’nın Bordeaux şehrindeki en büyük aşı merkezinde çalışan 19 yaşındaki bir kız, akrabaları için 24 sahte sağlık izni vermesi sebebiyle 18 ay hapis cezasına çarptırıldı.
Fransız haber ajansı AFP’nin resmi kaynaklara istinaden dün hazırladığı bilançoya göre, koronavirüs 2019 yılı Aralık ayı sonlarından bu yana dünya genelinde en az 4 milyon 715 bin 909 kişinin ölümüne neden oldu.
Salgın sebebiyle en fazla can kaybının kaydedildiği ülke 681 bin 185 ölümle ile ABD olurken, onu 592 bin 316 ölümle Brezilya, 446 bin 50 ölümle Hindistan, 273 bin 391 ölümle Meksika ve 201 bin 445 ölümle Rusya izliyor.
WHO, doğrudan veya dolaylı olarak Kovid-19 ile bağlantılı olan yüksek ölüm oranlarını dikkate alarak, salgına bağlı ölüm sayısının resmi istatistiklerin iki veya üç kat daha fazla olabileceğini düşünüyor.



Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
TT

Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)

ABD Başkanı Donald Trump bugün İran'a karşı sınırlı bir askeri saldırı düzenlemeyi düşündüğünü söyledi, ancak daha fazla ayrıntı vermedi.

ABD ordusu, İran'a karşı birkaç hafta sürebilecek ve güvenlik tesislerinin yanı sıra nükleer altyapıyı da bombalamayı içerebilecek bir operasyona hazırlanıyor.

İran'ı nükleer programı konusunda anlaşmaya varmaya zorlamak için sınırlı bir saldırıyı düşünüp düşünmediği sorulduğunda, Beyaz Saray'da gazetecilere, "Sanırım bunu düşündüğümü söyleyebilirim" dedi.

Trump dün, İran'ın bir anlaşmaya varması için 10 ila 15 günlük bir sürenin "yeterli" olacağına inandığını söyledi. Ancak görüşmeler yıllardır tıkanmış durumda ve İran, füze programını kısıtlama ve silahlı gruplarla bağlarını koparma yönündeki daha geniş ABD ve İsrail taleplerini görüşmeyi reddediyor.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre iki ABD yetkilisi, İran'la ilgili ABD askeri planlamasının ileri bir aşamaya ulaştığını ve seçenekler arasında bireyleri hedef alan bir saldırı, hatta Trump'ın emriyle Tahran'da rejim değişikliğinin de yer aldığını söyledi. Bu askeri seçenekler, diplomatik çabaların başarısız olması durumunda ABD'nin İran'la ciddi bir çatışmaya hazırlandığının son göstergesi.

Son haftalarda yapılan dolaylı görüşmelerde çok az ilerleme kaydedildi ve taraflardan biri veya her ikisi bunu savaşa hazırlıkta geciktirme taktiği olarak kullanıyor olabilir.

İran, geçen yıl İsrail ve ABD'nin nükleer ve askeri tesislerini hedef alan 12 günlük saldırılarının yanı sıra ocak ayındaki kitlesel protestoların şiddetle bastırılmasının ardından, hiç olmadığı kadar savunmasız bir konumda bulunuyor.

 İran'ın BM Güvenlik Konseyi'ne dün yazdığı mektupta, BM Büyükelçisi Emir Said İrevani, ülkesinin "gerilim veya savaş aramadığını ve savaş başlatmayacağını", ancak herhangi bir ABD saldırganlığına "kararlı ve orantılı bir şekilde" karşılık vereceğini belirtti.

Şöyle devam etti: “Bu koşullar altında, bölgedeki tüm düşman üsleri, tesisleri ve varlıkları, İran'ın savunma yanıtı çerçevesinde meşru hedefler olarak kabul edilecektir.”

Bu haftanın başlarında İran, dünyanın ticareti yapılan petrolünün yaklaşık beşte birinin geçtiği Körfez'in dar su yolu olan Hürmüz Boğazı'nda gerçek mühimmatlı tatbikatlar gerçekleştirdi. Ülke içinde de gerilim artıyor; yas tutanlar, 40 gün önce güvenlik güçleri tarafından öldürülen protestocuları anmak için törenler düzenliyor ve bazı gösterilerde yetkililerin tehditlerine rağmen hükümet karşıtı sloganlar atılıyor.


İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
TT

İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)

İsrail güçleri bu sabah erken saatlerde Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında bir bombalama operasyonu gerçekleştirdi.

Lübnan'ın resmi Ulusal Haber Ajansı'na göre, büyük patlama saat 02:20'de meydana geldi.

İsrail ile Lübnan Hizbullahı arasında, bir yıldan fazla süren ve partinin askeri ve liderlik altyapısına darbeler aldığı çatışmanın ardından, 27 Kasım'dan beri yürürlükte olan bir anlaşma bulunuyor.

Anlaşma, Lübnan ordusunun ve Lübnan'daki Birleşmiş Milletler Geçici Gücü'nün (UNIFIL) konuşlandırılmasının güçlendirilmesi karşılığında, Hizbullah savaşçılarının Litani Nehri'nin güneyindeki bölgeden (sınırdan yaklaşık 30 km uzaklıkta) çekilmesini ve askeri altyapısının tasfiye edilmesini öngörüyordu.

Anlaşma ayrıca İsrail'in savaş sırasında girdiği tüm bölgelerden çekilmesini de öngörüyordu. Bununla birlikte, İsrail sınırın her iki tarafını da izleyebilmek için beş yüksek noktada askeri varlığını sürdürdü. Ayrıca, askeri hedefler veya Hizbullah unsurları olduğunu iddia ettiği yerlere neredeyse her gün saldırılar düzenliyor ve güçleri buldozerle yıkım ve tahribat operasyonlarına devam ediyor.


ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
TT

ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan bir pankart, ABD Adalet Bakanlığı binasına asıldı. Bu adım, Trump’ın Washington’daki bir kuruma kimliğini yansıtma yönündeki son girişimi olarak değerlendiriliyor.

Mavi renkli pankart, dün (perşembe) binanın bir köşesindeki iki sütun arasına yerleştirildi. Pankartta “Amerika’yı Yeniden Güvenli Hale Getirelim” sloganı yer aldı.

Trump, geçen yıl Beyaz Saray’a dönüşünden bu yana federal kurumlar üzerindeki varlığını ve nüfuzunu pekiştirmek için güçlü adımlar atıyor.

Trump, kültürel ve siyasi kurumları yeniden şekillendirirken kendisine yakın isimleri görevlendiriyor, önde gelen kurumların adlarını değiştiriyor ve geçmiş soruşturmalarla bağlantılı yetkilileri geri plana itiyor. Eleştirmenler ise bu adımların, siyasi iktidar ile normal şartlarda bağımsız olması gereken kamu görevleri arasındaki sınırları ortadan kaldırdığını savunuyor.

Geçen yıl Trump’ın fotoğrafını taşıyan pankartlar, ABD Çalışma Bakanlığı, ABD Tarım Bakanlığı ve Amerikan Barış Enstitüsü binalarına da asılmıştı.

Trump tarafından atanan bir yönetim kurulu, Aralık ayında John F. Kennedy Sahne Sanatları Merkezi’ne Trump adının eklenmesi yönünde oy kullandı. Ayrıca Washington’daki Amerikan Barış Enstitüsü binasına da Trump’ın adı verildi.

Son pankarta ilişkin soruları Beyaz Saray, Adalet Bakanlığı’na yönlendirdi. Bakanlık ise şu ana kadar yorum talebine yanıt vermedi.