Avrupa’ya 'Gözlerinizi açın' diyen Fransa: ABD’ye olan güvenin yeniden oluşması zaman alacak

Paris, Avrupalıları ‘gözlerini açmaya’ çağırdı ve Washington ile sorunun siyasi ve stratejik olduğunu belirtti

The Independent Arabia (Çizim: Ala Rüstem)
The Independent Arabia (Çizim: Ala Rüstem)
TT

Avrupa’ya 'Gözlerinizi açın' diyen Fransa: ABD’ye olan güvenin yeniden oluşması zaman alacak

The Independent Arabia (Çizim: Ala Rüstem)
The Independent Arabia (Çizim: Ala Rüstem)

Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Yves Le Drian, ABD’li mevkidaşı Antony Blinken’a Avustralya’nın Washington ve Londra ile üçlü bir güvenlik ittifakı yaparak, Paris ile imzaladığı denizaltı anlaşmasını iptal etmesinin ardından iki ülke arasındaki krizden çıkmanın ve aralarındaki güveni yeniden tesis etmenin ‘zaman ve eylem’ gerektireceğini bildirdi.
Avustralya, geçen hafta Fransız Donanma Grubu ile 40 milyar dolarlık konvansiyonel denizaltı anlaşmasını rafa kaldırdığını ve bunun yerine ABD ve İngiltere ile en az sekiz nükleer enerjili denizaltı inşa edeceğini duyurmuştu.

Fransa’dan Avrupa’ya: Gözlerinizi açın
Fransa Ekonomi Bakanı Bruno Le Maire, 23 Eylül’de yaptığı açıklamada denizaltı krizinin Avrupa Birliği’nin (AB) ‘korunmak üzere artık ABD’ye güvenemeyeceğini gösterdiğini’ söylerken, Avrupalılara ‘gözlerini açma’ çağrısı yaptı.
‘France Info’ radyo ağına konuşan Le Maire, “Bu bölümden öğrendiğimiz ilk ders, AB’nin stratejik bağımsızlığını inşa etmesi gerektiğidir. Afganistan bölümü ve denizaltı bölümü, stratejik korumamızı sağlamak için artık ABD’ye güvenemeyeceğimizi gösteriyor” açıklamasında bulundu.
“ABD’nin tek bir stratejik çıkarı var; Çin ve gücünün yükselişini kontrol altında tutmak” diyen Bakan, “Eski Başkan Donald Trump ve mevcut başkan Joe Biden, müttefiklerinin esnek olması gerektiğine inanıyor. Bizse bağımsız olmamız gerektiğine inanıyoruz” ifadelerini kullandı.
Le Maire, Danimarka’nın ABD’ye verdiği desteği eleştirerek, “Avrupalı ortaklarımız gözlerini açmalı” dedi. Danimarka’nın desteğinin, Avustralya’nın Fransız Donanma Grubu ile ‘ABD ve İngiltere ile yeni bir ortaklık’ lehine imzaladığı sözleşmeyi feshetme kararının ardından Avrupalı ​​yetkililerin yönelttiği eleştirilerle çeliştiği belirtildi.
Bruno Le Maire, “Danimarka Başbakanı gibi ABD’nin ne olursa olsun bizi korumaya ve savunmaya devam edeceğini düşünmek yanlıştır. Artık, kendimiz dışında kimseye düşünemeyiz” dedi.
Geçen çarşamba günü Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen, ABD’nin Avrupa’daki en yakın müttefiklerinden biri olan ülkesinin, ‘Fransa ve Avrupa’nın denizaltı kriziyle ilgili Washington’a yönelik eleştirilerini kesinlikle anlamadığını’ dile getirdi.
Irak ve Afganistan’da yanında savaştığı ABD’nin sadık müttefiki olarak Danimarka, NATO’ya Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un savunduğu pozisyonun aksine bir Avrupa savunma çerçevesine öncelik verdiğini ifade etti.
Güvenlik Konseyi’nde istikrarsızlık
Büyük Batılı ülkeler arasındaki ilişkileri sarsan denizaltı krizi, uluslararası ilişkilerde ve Birlemiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) içerisinde istikrarsızlığı artırma tehdidinde bulunuyor. Bu, BM Genel Sekreteri tarafından yıllardır kınanıyor.
BMGK’nın beş daimi üyesinin (ABD, Çin, Rusya, Fransa ve İngiltere) dışişleri bakanları, geçen çarşamba akşamı New York’ta BM Genel Kurulu’nun oturum aralarında resmi olmayan bir şekilde bir araya geldi.
Afganistan, yeni İngiltere Dışişleri Bakanı Liz Truss tarafından düzenlenen toplantının odak noktasıydı.
Toplantının sonunda BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, Fransız Haber Ajansı’na (AFP) yaptığı açıklamada beş ülkenin de ‘kadınların ve kız çocuklarının haklarına saygı duyulan bir Afganistan, terör cenneti olmayan bir Afganistan ve nüfusun çeşitli kesimlerini temsil eden kapsayıcı bir hükümete sahip oldukları bir Afganistan’ istediklerini dile getirdi.

Fransa, savaş sanayileri için endişeli değil
23 Eylül Perşembe günü Fransa Hükümet Sözcüsü Gabriel Attal, Fransa’nın savunma sanayii konusunda ‘endişe duymadığını’ dile getirdi. Attal, France Info’ya yaptığı açıklamada anlaşmanın feshi ve Hint-Pasifik bölgesi için üçlü stratejik ortaklığın ilanından kaynaklanan Paris ve Washington arasındaki diplomatik krizin ‘siyasi ve stratejik olduğu kadar ticari ve endüstriyel bir kriz olmadığını’ söyledi. Hindistan’ın Kanberra’ya teslim edilmeyecek denizaltıları satın alıp alamayacağı sorulduğunda ise Attal, Fransa’da savunma sanayisine dair endişe yaşanmadığını dile getirdi.
Gabriel Attal, “Macron döneminin başlangıcından bu yana 88 Rafale uçağı sattık, 30 milyar değerinde ek sipariş aldık ve 30 milyar değerinde ekipman teslim ettik. Denizaltılarımız, birçok ülke tarafından satın alınan ve başka ülkeler tarafından satın alınabilecek uluslararası kabul görmüş amiral gemilerdir.
Hükümet Sözcüsü, Macron ve Biden arasında ‘birkaç önemli kazanımın elde edilmesini sağlayan samimi bir görüşme’ olarak nitelendirdiği telefon görüşmelerine atıfta bulunurken, Joe Biden’in ABD’nin krizdeki sorumluluğunun önemsiz olmadığını itiraf ettiğini vurguladı.

Troyka
Öte yandan bazı uzmanlar, BMGK’da tartışılmak üzere sunulan birçok meselenin, bir yanda Fransa ile diğer yanda ABD ve İngiltere arasında bir haftadır sürmekte olan ciddi krizden zarar görebileceğine inanıyor.
Hafta başından bu yana New York’ta bulunan Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Yves Le Drian, çarşamba günü Joe Biden ve Emmanuel Macron arasında gerçekleşen ve ABD ve Fransa liderlerinin ‘iki ülke arasında güven ve iş birliğini yeniden tesis etme’ konusunda uzlaştıkları bir telefon görüşmesi öncesinde ABD’li ve İngiliz mevkidaşlarıyla herhangi bir özel görüşme yapmayı kabul etmedi.
Paris’teki Siyasal Bilimler Enstitüsü’nde uluslararası ilişkiler uzmanı olan Bertrand Badie, “Bu denizaltı krizi, troykayı (ABD, Fransa ve İngiltere) sallıyor” dedi. Badie, bu krizin ‘Soğuk Savaş’tan ortaya çıkan ve hala aşağı yukarı aynı olan geleneksel ittifak kavramıyla ilgili ciddi bir kriz’ olduğunu ifade etti.
Bertrand Badie, “Bu anlaşmazlıklar, bu eski uluslararası güvenlik kavramının üstesinden gelinmesi gerektiğinin kanıtı olarak, gelecekte daha da kötüleşecektir” dedi.
Troyka, BMGK’da birçok konuda tartışmaları ikiye katladı. Rolü, esasen Rusya ve Çin ile müzakereler bağlamında birleşik bir cephe ortaya koymak olarak görülüyor.
Eski ABD Başkanı Donald Trump, bu üçlü ittifakı baltaladı, ancak Paris ve Londra, Trump’ın görev süresi boyunca ve Brexit’e rağmen birçok konuda Washington’u yanlarında tutmak için mücadele etti.
Macron ve Biden arasında samimi bir görüşme kısa vadede tansiyonun düşmesini sağlasa da Fransa- ABD krizinin, BMGK’nın ve esas olarak Batı yaklaşımının işleyişine zarar vereceği de göz ardı edilemez.
Uluslararası Kriz Grubu’nda BM uzmanı olan Richard Gowan, ‘troyka içindeki ilişkilerin her zaman karmaşık olduğunu’ belirtti. Gowan, “Denizaltıların, grubu batıracağını düşünmüyorum” dedi.
Uzmanlar, Pekin ve Moskova’nın Fransa’yı kendi taraflarına çekmeye çalışmak için Batılı bölünmelerden yararlanıp yararlanmayacakları konusunda ikiye bölünmüş durumda.
Gowan, “Üç güç arasında yeterince ortak çıkar yok. Fransa, karmaşık bir ilişki olsa bile Anglo- Saksonlarla sıkışmış durumda” dedi.
Öte yandan Bertrand Badie, “Rusya ve Çin, bir süredir eksen diplomasisinden kaynaklanan kesin taahhütlerden daha çok durumsal anlaşmalara dayanan, mümkün olduğunca bir bütünleşme diplomasisi izliyorlar” şeklinde konuştu. Badie, “Elbette Fransa’ya karşı bir diplomat avlama girişimleri var” dedi.
Bir yanda ABD - İngiltere cephesi diğer yanda da Rusya- Çin cephesi arasında izole edilen Fransa’nın, hassas konularda destek bulmak için kasıtlı olarak BMGK’nın daimi olmayan üyelerine başvurması mümkün. Şu anda bu üyeler arasında, Fransa’nın uzun zamandır stratejik bir ortaklık geliştirmeye çalıştığı Hindistan da yer alıyor.

‘Naval Group’
Fransız sanayi grubu Naval Group, 12 Fransız denizaltısının satın alınması için yapılan büyük sözleşmenin feshedilmesinden sonra ‘birkaç hafta içinde’ Avustralya’ya ‘doğan maliyet ve gelecek maliyet’ hakkında ‘sayılarla ayrıntılı bir teklif’ göndermeyi planlıyor. Açıklama, grubun Yönetim Kurulu Başkanı Pierre-Eric Pomlet tarafından ‘Le Figaro’ gazetesine yapıldı.
Pomlet, “Avustralya, sözleşmeyi kendilerine uygun olduğu için feshetti. Bu da bizim yanlış bir şey yapmadığımız anlamına geliyor” dedi.
Yönetim Kurulu Başkanı, “Bu, sözleşmede belirtilen durumlardan biridir. Bilgi ve altyapının fiilen sökülmesi ve personellerin yeniden konuşlandırılması ile bağlantılı maliyetlerimizi ve gelecek maliyetlerimizi sıralayacaktır” dedi.
2016 yılında Canberra, Fransa’nın donanmasına tedarik etmeye başladığı Fransız ‘Barracuda’ sınıfı nükleer denizaltıdan modifiye edilmiş 12 adet konvansiyonel ‘nükleer olmayan’ denizaltı tedarik etmek için Naval Group’u seçti.
Sözleşme imzalandığında toplam sözleşme değeri 50 milyar Avustralya doları (31 milyar euro) idi.
Bu, bir Fransız sanayi grubu veya Avustralya açısından savunma teçhizatı üzerine yapılan en büyük sözleşmeydi ve Fransa tarafından ‘asırlık sözleşme’ olarak tanımlandı.
Ancak 15 Eylül’de Avustralya, Hint-Pasifik bölgesinde ABD ve İngiltere ile yeni bir stratejik ortaklık çerçevesinde nükleer tahrikli denizaltılara tedarik sözleşmesinin feshedildiğini duyurdu.
Pomlet, gazeteye yaptığı açıklamada “Bu karar, bize önceden uyarı yapılmadan ilan edildi” dedi.
Pierre-Eric Pomlet, “Naval Group’tan Avustralya’ya Barracuda sınıfı nükleer denizaltısının en yeni neslini sunması asla istenmedi. Böyle bir konu ancak ülkede en üst düzeyde ele alınabilir” şeklinde konuştu.

 


Pezeşkiyan: Trump, Netanyahu ve Avrupa son protestolarda gerilimi tırmandırdı

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan (Reuters)
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan (Reuters)
TT

Pezeşkiyan: Trump, Netanyahu ve Avrupa son protestolarda gerilimi tırmandırdı

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan (Reuters)
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan (Reuters)

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, bugün (cumartesi) yaptığı açıklamada, ABD Başkanı Donald Trump, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve Avrupa’yı, ülkede yakın dönemde patlak veren protestolarda “gerilimi kışkırtmakla” ve halkı “tahrik etmekle” suçladı.

İran’ın yarı resmî Mehr Haber Ajansı’nın aktardığına göre Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, İran’ın bölgede barış ve istikrarın korunması için bölge ülkeleriyle iş birliğine hazır olduğunu, ülkenin meşru çıkarlarını güvence altına alacak adil ve dengeli bir nükleer anlaşmaya açık olduğunu söyledi.

Bu açıklamalar, dün (cuma) Türkiye’de gerçekleştirilen temasların ardından geldi. Türkiye Cumhurbaşkanlığı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın İranlı mevkidaşı Mesud Pezeşkiyan ile yaptığı telefon görüşmesinde, Ankara’nın ABD ile yaşanan kriz konusunda arabuluculuk yapmaya hazır olduğunu ilettiğini duyurdu.

Arakçi, X platformundaki paylaşımında da İran’ın, nükleer silaha erişimi engelleyecek güvence mekanizmalarını ve yaptırımların etkili biçimde kaldırılmasını içeren bir nükleer anlaşmaya hazır olduğunu vurguladı.

Arakçi, “Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile İran-Türkiye ikili ilişkileri ile ortak ilgi alanına giren bölgesel meseleler üzerine yaptığımız toplantı ve görüşmeler her zaman verimli ve yapıcı oldu” dedi.

Açıklamasında, “Bu görüşmeler sırasında, İran’ın hiçbir zaman nükleer silah peşinde olmadığını bir kez daha teyit ettim. İran tarafının meşru çıkarlarını güvence altına alacak; nükleer silah edinilmeyeceğine dair garantiler ile mevcut yaptırımların kaldırılmasını içeren adil ve dengeli bir nükleer anlaşmaya hazır olduğumuzu ifade ettim” ifadelerini kullandı.

ABD Başkanı Trump ise dün (cuma), İran’ın askeri bir saldırıyı önleyecek bir anlaşma yapmak istediğine inandığını söyledi. Buna karşılık Tahran, balistik füze kapasitesinin müzakere konusu olmadığını yineledi.

İranlı yetkililer, son dönemde protestoların sert biçimde bastırılması ve binlerce kişinin hayatını kaybetmesiyle tırmanan gerilimi düşürmeye katkı sunabilecek taraflarla diplomatik temaslarını artırdı. Bu çerçevede Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Washington ile Tahran arasında arabuluculuk yapmaya çalışan Türkiye’yi ziyaret ederken; Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani de Moskova’ya giderek Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile görüştü. Görüşme Kremlin tarafından da doğrulandı.

ABD Başkanı Trump, son haftalarda İran’a yönelik askeri saldırı tehdidini artırırken, Washington Orta Doğu’daki askeri varlığını güçlendirdi ve “Abraham Lincoln” uçak gemisini bölgeye gönderdi.


ABD, İsrail ile yaklaşık 6,5 milyar dolar değerinde silah anlaşmasını onayladı

ABD Ordusuna ait Apache helikopterleri Varşova'daki askeri geçit töreninde (Arşiv- AFP)
ABD Ordusuna ait Apache helikopterleri Varşova'daki askeri geçit töreninde (Arşiv- AFP)
TT

ABD, İsrail ile yaklaşık 6,5 milyar dolar değerinde silah anlaşmasını onayladı

ABD Ordusuna ait Apache helikopterleri Varşova'daki askeri geçit töreninde (Arşiv- AFP)
ABD Ordusuna ait Apache helikopterleri Varşova'daki askeri geçit töreninde (Arşiv- AFP)

ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) dün yaptığı açıklamada, ABD Dışişleri Bakanlığı'nın üç ayrı sözleşme kapsamında İsrail'e 6,5 milyar dolardan fazla değerde potansiyel askeri satışları onayladığını duyurdu.

Pentagon, iki ayrı açıklamada, ABD Dışişleri Bakanlığı'nın tahmini 1,98 milyar dolarlık hafif taktik araçlar ve ilgili ekipmanların potansiyel satışını ve 3,8 milyar dolar değerinde AH-64E Apache helikopterlerinin satışını onayladığını belirtti.

740 milyon dolar değerinde üçüncü bir askeri sözleşme de imzalandı. İlk anlaşmada ana yüklenici AM General olurken, Apache helikopterlerinin satışında ise ana yükleniciler Boeing ve Lockheed Martin oldu.


Minneapolis protestolarıyla bağlantılı olarak iki Amerikalı gazeteci gözaltına alındı

Minneapolis'te protestocular, Alex Pretti'nin fotoğrafını ve " ICE"in şehirden sınır dışı edilmesini talep eden pankartlar taşıdı (Reuters).
Minneapolis'te protestocular, Alex Pretti'nin fotoğrafını ve " ICE"in şehirden sınır dışı edilmesini talep eden pankartlar taşıdı (Reuters).
TT

Minneapolis protestolarıyla bağlantılı olarak iki Amerikalı gazeteci gözaltına alındı

Minneapolis'te protestocular, Alex Pretti'nin fotoğrafını ve " ICE"in şehirden sınır dışı edilmesini talep eden pankartlar taşıdı (Reuters).
Minneapolis'te protestocular, Alex Pretti'nin fotoğrafını ve " ICE"in şehirden sınır dışı edilmesini talep eden pankartlar taşıdı (Reuters).

ABD yetkilileri dün, Adalet Bakanlığı'nın talebi üzerine, Minneapolis'te göçmen polisi tarafından iki kişinin öldürüldüğü protestolarla bağlantılı olarak, biri daha önce CNN'de çalışan iki gazeteciyi gözaltına aldı.

Federal ajanların elinde Renee Goode ve Alex Pretti'nin ölümünden bu yana, ABD'nin kuzeyindeki bu şehir, uluslararası yankı uyandıran gerilim ve protestolarla sarsılıyor; bu durum, ABD Başkanı Donald Trump'ın yönetiminin belgesiz göçmenlere yönelik agresif baskısı karşısında çelişkili tutumlarıyla birlikte yaşanıyor.

Adalet Bakanı Pam Bondi, "X" platformunda, eski CNN sunucusu Don Lehman ve üç kişinin daha Los Angeles'ta "benim talimatımla... iki hafta önce Minnesota, St. Paul'daki City Church'e yönelik koordineli saldırıyla bağlantılı olarak" gözaltına alındığını duyurdu.

Gözaltına alınanlar arasında serbest gazeteci ve eski bir Demokrat Kongre adayı da bulunuyor.

Lehmann, protestolarla ilgili haberleri nedeniyle sivil haklara ilişkin olarak suçlandı.

Gazetecileri Koruma Komitesi (CPJ), basına yönelik "skandal saldırıyı" kınarken, Trump'ın sert eleştirmeni olan Kaliforniya'nın Demokrat Valisi Gavin Newsom, X'te "Putin seninle gurur duyardı" diye yazdı.

AB Komisyonu Başkan Yardımcısı Teresa Ribera, üst düzey bir AB yetkilisinden gelen ilk resmi açıklamada, dün Amerika Birleşik Devletleri'nden gelen "dehşet verici" sahneleri kınadı.

AFP'ye verdiği demeçte, "Renée Goode, Alex Peretti, küçük çocuklar, kadınlar ve erkeklerin bu kadar ayrım gözetmeyen şiddete maruz kalmalarını görmek beni şoke etti" dedi.

erfghyuj
Bir protestocu elinde Amerikan bayrağı ve "ICE"in Minneapolis'ten ayrılmasını talep eden bir pankart tutuyor (AP)

Peretti 24 Ocak'ta federal ajanlar tarafından öldürülürken, 37 yaşındaki Renee Goode ise 7 Ocak'ta Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza (ICE) ajanı tarafından öldürüldü.

Trump bu hafta, Minneapolis'te belgesiz göçmenleri gözaltına almak için görevlendirilen maskeli polis memurlarının bir kısmını geri çekme sözü verdi. Gerilimi azaltmayı amaçlayan açıklamaların ardından Trump, dün sert tavrına geri dönerek Peretti'yi "sorun çıkaran" olarak nitelendirdi.

Trump, Truth Social platformunda, 37 yaşındaki hemşirenin ölümünden 11 gün önce çekilen ve geniş çapta yayılan bir videoya yorum yaptı. "O bir sorun çıkaran, muhtemelen bir isyancı ve Alex Peretti''nin popülaritesi bu kayıttan sonra düştü" dedi.

Görüntülerde, bir adamın federal polis aracına tekme attığı ve ardından polis memurlarının onu yere yatırdığı görülüyor.

Minnesota'daki olaylar, ABD Kongresi'nde de yankı buldu; Demokratlar, federal göçmenlik yetkililerinde reformlar yapılmadan İç Güvenlik Bakanlığı bütçesini onaylamayı reddediyor.