Sudan'da geçiş döneminde askeri ve sivil unsurlar arasında çatışmalar sürüyor

Özellikle son darbe girişiminden sonra farklı akımlar arasında gerilimlerle dolu bir siyasi bir atmosfer oluştu.

Sudanlılar, 2019'da Devlet Başkanı Ömer el-Beşir'i deviren ayaklanmanın başlamasının birinci yıl dönümünde Hartum’daki Özgürlük Meydanı'na akın ettiler. (Reuters)
Sudanlılar, 2019'da Devlet Başkanı Ömer el-Beşir'i deviren ayaklanmanın başlamasının birinci yıl dönümünde Hartum’daki Özgürlük Meydanı'na akın ettiler. (Reuters)
TT

Sudan'da geçiş döneminde askeri ve sivil unsurlar arasında çatışmalar sürüyor

Sudanlılar, 2019'da Devlet Başkanı Ömer el-Beşir'i deviren ayaklanmanın başlamasının birinci yıl dönümünde Hartum’daki Özgürlük Meydanı'na akın ettiler. (Reuters)
Sudanlılar, 2019'da Devlet Başkanı Ömer el-Beşir'i deviren ayaklanmanın başlamasının birinci yıl dönümünde Hartum’daki Özgürlük Meydanı'na akın ettiler. (Reuters)

İsmail Muhammed Ali-Sudanlı gazeteci
Sudan'daki siyasi atmosfer, 21 Eylül Salı günü bir grup asker ve bazı siviller tarafından gerçekleştirilen darbe girişiminin önlenmesinin ardından çeşitli kesimler arasında gittikçe artan bir gerilime sahne oldu. Durum daha da kasvetli bir hal alıyor. Söz konusu girişim öncesinde Sudan Egemenlik Konseyi üyesi Muhammed el-Faki tarafından düzenlenen ve “kurumsuzlaştırma alanında uluslararası arenada yürütülen başlıca çalışmalar” konulu bir çalıştayda açıklanan hamleler yerine getirilse de bu, darbe girişimine engel olamadı. Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre çalıştay, Birleşmiş Milletler Hartum Uyum Heyeti tarafından 19 Eylül Pazar günü, Sudan Bakanlar Konseyi ile iş birliği içinde Hartum’da düzenlendi. Gündemde ülkedeki demokratik geçiş sürecine yönelik tehditler vardı. Söz konusu tehditlerin ülkeyi siyasi düzlemde diyalogsuz bir hale getirmeyi hedeflediği ve son iki yılda harcanan tüm çabanın boşa gitmesine yol açabilecek riskler barındırdığı vurgulandı.
Peki, Sudan sahnesindeki zorluklar ışığında ülkedeki siyasi denklemin gerçeğini değiştirmeyi amaçlayan bu hareketin başarılı olma olasılığı nedir?
                  
Geçiş Döneminin Yansımaları
Sudan Ulusal Ümmet Partisi Siyasi Bürosu Politikalar Komitesi başkanı İmam el-Hulv konuya dair şu açıklamada bulundu:
“Sudan toplumunun bileşenleri arasındaki bakış açısı farklılığı konusunda yaşananlar, askeri sistemin yanı sıra siyaset, spor, kültür ve medya alanlarını da kapsayan geçiş döneminin yansımalarıdır. Sudan, otuz yıldır devam eden, diğer görüşü kabul etmeyen ve tek taraflı düşünen bir dönemden çıkıyor. Dolayısıyla tek taraflı rejim ve onun topal politikacıları yıkılınca karşı görüşe kapı açılıyor. Herkes ülkenin yönetiminde fikir birliği sağlayana kadar bu süreç zaman alacaktır. Ayrıca sivil ve askeri bileşenler arasındaki mevcut ortaklığın, geçiş döneminde edindiğimiz yeni bir deneyim olduğunu, iki tarafından acil bir durum sebebiyle buna başvurmasından dolayı bu birlikteliğin yanında suç ve güvensizliği getirdiğini görüyoruz.”
El-Hulv, sivil ve askeri taraflar arasındaki gerginliğin, aralarındaki ortaklığın düzgün bir şekilde kurulamamasından kaynaklandığını ve her bir ortağın rolünün tanımlanması gerektiğini belirttiği açıklamasını şöyle sürdürdü:
“Biz Ümmet Partisi olarak erken dönemden itibaren bu konunun farkındayız. Temmuz 2018’de askeri kurumun rolünü açıklayan bir tüzük yapılmasını talep ettik. Ağustos 2019’da anayasa belgesini imzalarken aynı talebi tekrar dile getirdik. Sadık el-Mehdi partisinin başkanı da sivil ve askeri bileşenler arasında, geçiş döneminin görevlerini herhangi bir çekişme olmaksızın yerine getirmeyi sağlayacak bir çözüm çağrısında bulundu. Ancak anayasal belgelerde yer alan bu ortaklık, ortalığın detaylarını belirleyecek bir tüzük olmadan gerçekleşti. Bu tüzük, iki taraf arasındaki ilişkiyi kontrol etmesi açısından çok önemli.”

Ulusal uzlaşı
Sudan Ulusal Ümmet Partisi Siyasi Bürosu Politika Komitesi başkanı El-Hulv açıklamasında, geçiş hükümetinin siyasi dayanağı olan Özgürlük ve Değişim Merkez Konseyi’nin hükümetin bileşenleri arasında farklılıklara yol açan yapısal bir kusuru bulunduğunu itiraf etti. Yönetim organlarının kotalarında bu kusurun ortaya çıktığını belirten el-Hulv konuya dair şunları söyledi:
“Birçok bileşen kendilerini yönetim sisteminin dışında buldu. Ancak şimdi bu siyasi dayanağı tekrar bir araya getirmek için girişimler var. Biz Ümmet Partisi olarak, toplumsal sözleşme projesi aracılığıyla devrimci harekete katılan tüm siyasi güçlerin bu komiteye katılmasını talep ettik. Teklifimizin kabul edilmemesi, Özgürlük ve Değişim Merkez Konseyi’ndeki üyeliğimizi askıya almamıza neden oldu. Bu siyasi dayanağın ve yaklaşımlarının yeniden gözden geçirilmesini içeren derin bir diyalog sürecinin ardından üyeliğimizi askıya alma kararımızı geri çektik ve geçiş dönemi hükümetine katılmayı kabul ettik. Devrimci hareketin güçlerini birleştirme çabaları ışığında, bu ayın başlarında, yaklaşık 40 bileşenin katılımıyla yeni bir Merkez Konseyi oluşumunun dikkate alınmasını sağlayacak ve daha önce temsil edilmeyen güçlere kapı açacak yeni bir siyasi bildirge imzalandı. Kanaatimce darbe girişimi engellendikten sonra, yeni bir gerçeklik üreten yeni bir siyasi denklem yerine tüm siyasi güçlerin birleştirilmesi acil bir ihtiyaç haline geldi. Çünkü bu iktidar Sudan halkının iradesi ve mücadelesiyle ayakta kaldı. Yeni bir siyasi denklemden bahsetmek kabul edilemez. Devrimci güçlerden hiçbiri bunu istemiyor. Şimdi tüm siyasi güçlere, ulusal bir uzlaşı sağlamak, demokratik dönemi engellemek isteyenlere fırsat vermemek ve demokratikleşme sürecini tamamlamak için yeni bir siyasi deklarasyon sunulacak.”
El-Hulv, partisinin, Sudan toplumunun tüm çeşitli bileşenlerini içeren bir Merkez Komitesi kurulması da dahil olmak üzere geçiş döneminin vizyonunu açıklayan bir konferans düzenleme çağrısında bulunduğu bilgisini verdi. Yönetim organının ve kurumlarının, yani başta Yasama Meclisi’nin, komisyonlarının ve Anayasa Mahkemesi’nin oluşturulması ile bir baş yargıç ve bir cumhuriyet savcısının atanmasının tamamlanması olmak üzere zaman zaman ortaya çıkan uyuşmazlıkların oluşmasını sağlayan boşlukların kapatılması gerektiğini vurguladı. Tüm bunların, durumu normale dönmesine yol açacak tam bir mutabakat içinde yapılmasını gerektiğini, dolayısıyla siyasi denklemi değiştirmeye gerek kalmayacağını belirtti. İktidardaki gerçek siyasi denklemin, siyasi ve sivil her bir ortağının kendi rolünü bildiği bir geçiş aşamasına dayanması gerektiğinin altını çizdi.

İhlaller ve takipler
Diğer yandan Sudan’daki Halk Kongresi Partisi Lideri Kemal Ömer şu açıklamalarda bulundu:
“Sivil ve askeri unsurlar arasındaki ortaklıkta bir eksiklik olduğu açık. Bunun nedeni iki tarafın da diğerini takip etmesi. Sivil bileşenlerin zaman zaman ordu karşısında salladıkları belgeler oluyor. Ordu da buna karşı başarısızlık nedenleri sağlamak için yetkileri sivil bileşenlere bırakırken Sudan sokaklarını da onlara düşman etmeye çalışıyor. Bu gerçek, bazı sivil yetkililerin son darbe girişimiyle yüzleşmek için insanları sokağa davet etmesinde ortaya çıktı. Kimse bu daveti önemsemedi. Hatta sosyal medyada bazı kimseler tarafından alaya alındı.”
Ömer, siviller ve ordu arasındaki birlikteliğin bir ‘uyuşmazlar ortaklığı’ olduğunu ve demokratik bir dönüşüme götürmeyeceğini belirttiği açıklamasını öyle sürdürdü:
“Halk Kongresi Partisi olarak biz sivil tarafın tüm sefaletine rağmen geçiş döneminde askeri tarafın güçlendirilmesine karşıyız. Çünkü bu eski sistemi geri getirir. Bu sistem, ilk iktidar testinde parçalanarak ve bölünerek hiç kimseyi dışlamadan gerçek bir siyasi uzlaşma bulmayı acil bir ihtiyaç haline getirdi. Aksi takdirde ordu iktidara gelecektir. Zaten Özgürlük ve Düşünce Konseyi, ordunun devrime saldırması için her gün nedenler sağlıyor. Durum gerçekten çok kasvetli görünüyor. Darbe girişiminin ardından iki bileşenin de birbirini suçlamasını bekliyorum. önümüzdeki bir ay içinnde hükümet biçiminde Hürriyet ve Değişim Güçleri’nin iktidardan çıkarılıp siyaset sahnesinden indirilmesi ve ordu için başka bir ortak bulunması gibi çok büyük değişiklikler yaşanabilir.”

Bölgesel İstihbarat
Halk Kongresi Partisi lideri Kemal Ömer açıklamasında siyasi denklemin uyumsuz olduğuna ve değiştirilmesi gerektiğine dikkat çekti. Siyasi güçlerin geçiş sürecinde düşüncelerinde sorunlar yaşamaları ve yetersiz kalmaları nedeniyle daha ilk iktidar testinde başarısız olduklarını ifade etti. Bu başarısızlığın nedeninin ulusal bir irade eksiği olduğunu vurgulayan Ömer sözlerini şöyle sürdürdü:
“Siyasi güçlerin iradesi bölgesel istihbarat tarafından yönlendiriliyor. Partiler sarhoşluklarından uyanmaz ve ellerindeki kartları uyum sağlayacak şekilde yeniden düzenlemezlerse, bu nedenle devrimi hüsrana uğratmalarından endişe ediyorum. İslami bir parti olarak siyasi güçlerle ilişkilerimizde herhangi bir çekincemiz yok. Daha önce ordu tarafından zarara uğratıldık ve bu deneyimi bir daha tekrarlamayacağız. Geçiş döneminin zayıflığı ve başarısızlığı bizim çıkarımıza değil. Biz onun başarısını istiyor, askeri darbelere karşı çıkıyoruz. Demokratik geçişten yanayız. Devrim birikimine ve değişim savaşına katılmamıza rağmen Halk Kongresi gibi ivmesi olan bir parti yenilmiş ve dağılmış olarak kabul edilerek kaybediliyor. Biz, herhangi bir kesimin olmadığı kadar önemli bir partiyiz. Ayrıca eski iktidardaki Ulusal Kongre Partisi modelinin dönüşüne karşıyız. Kapatılan Ulusal Kongre Partisi ile herhangi bir ilgimizin olmadığına dair kurumsal karalarımız var.”

Kötü yönetilen tiyatrolar
Diğer yandan Siyaset Bilimi Profesörü Profesör Selahaddin el-Duma ise şu değerlendirmelerde bulundu:
“Hartum'un Soba banliyösünde son haftalarda yaşanan çatışmaların, mühimmatların kullanıldığı dört saatlik bir savaş olduğuna inanmıyorum. Orada kimse yaralanmadı. Bu olayın ardından başkent vatandaşlarını tehdit eden ve yıldıran ‘Zenciler’ olayı ve ülkenin doğusundaki Sudan Limanı-Hartum yolunun kesilmesine neden olan durumlar meydana geldi. Tesadüf eseri ırkçı videolar yayınlanıyor. Bütün bu eylemler, eski rejimin kalıntılarının, atmosferi bozmak ve sivil ve askeri bileşenler arasında gerilim oluşturmak için sahneledikleri kötü yönetilmiş ve istihbarattan yoksun basit tiyatro girişimleridir. Bunlar, devletin işleyişi tamamen bozulduktan sonra siyasi denklemde bir değişiklik olmasını bekliyorlar. Şu an işleri yoluna koymak için yapılması gereken şey, sanki devrim yeniden başlıyormuş gibi Sudan sokaklarının düşmanı olan askeri bileşene karşı gösteriler ve seminerler yoluyla tüm iletişim araçlarını ve medyayı kullanarak seferberlik oluşturmaktır. Ömer el-Beşir’in gittiği doğru, ama ondan daha kötüsü geldi. Aralık Devrimi’nin meyvelerini toplamak için bu seferberliğe ihtiyacımız var.”



Gazze sakinleri, Trump liderliğindeki Barış Konseyi’nin trajik gerçekliklerini değiştirebileceğinden şüphe duyuyor

Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta bir aşevinden sıcak yemek almak için bekleyen Filistinliler (AP)
Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta bir aşevinden sıcak yemek almak için bekleyen Filistinliler (AP)
TT

Gazze sakinleri, Trump liderliğindeki Barış Konseyi’nin trajik gerçekliklerini değiştirebileceğinden şüphe duyuyor

Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta bir aşevinden sıcak yemek almak için bekleyen Filistinliler (AP)
Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta bir aşevinden sıcak yemek almak için bekleyen Filistinliler (AP)

Gazze’nin bir mahallesinde çaresiz durumdaki Filistinliler, iki yıl süren savaşın yıkıma uğrattığı bölgede soğukla mücadele edebilmek için elleriyle bir çöp sahasını karıştırarak yakacak arıyor. Han Yunus kentindeki el-Mevasi bölgesinde ortaya çıkan bu manzara, dünya liderlerinin Davos’ta çizdiği tabloyla keskin bir tezat oluşturuyor.

ABD Başkanı Donald Trump Davos’ta, Gazze Şeridi’ni denetleyecek bir Barış Konseyi’nin kurulduğunu duyurdu.

Davos’taki Dünya Ekonomik Forumu’nda (WEF) konuşan Trump, ABD arabuluculuğunda geçtiğimiz ekim ayında yürürlüğe giren ateşkes anlaşmasından bu yana Gazze Şeridi’ne ‘rekor düzeylerde’ insani yardım girişine izin verildiğini açıkladı. Trump’ın damadı Jared Kushner ile Özel Temsilci Steve Witkoff da yıkıma uğramış bölgenin kalkınma potansiyeline dikkat çekti.

Ancak Gazze Şeridi’nde, ateşkesin başlamasının üzerinden aylar geçmesine rağmen yüz binlerce Filistinli hâlâ yerinden edilmiş durumda. Birçoğu, savaşta hasar görmüş binalarda ya da çadırlarda yaşamını sürdürüyor ve geceleri düşen hava sıcaklıklarına karşı korunmakta zorlanıyor.

Ateşkese rağmen bölgede ölümcül saldırılar da devam ediyor. Şifa Hastanesi Müdürü Muhammed Ebu Silmiyye’nin açıklamasına göre, İsrail tankları perşembe günü Gazze kentinin doğusunda dört Filistinliyi hedef aldı. Cenazelerin hastaneye getirildiği belirtildi. Şarku’l Avsat’ın AP’den aktardığına göre İsrail ordusu olaya ilişkin henüz açıklama yapmadı.

Gazze’de bazı kişiler, Trump’ın başkanlığını yaptığı Barış Konseyi’nin yaşam koşullarını değiştirip değiştiremeyeceği konusunda şüphelerini dile getirdi. Han Yunus’tan göç etmek zorunda kalan Rami Galban, “Bu konseyde İsrailliler var. Vatandaşlar olarak bu durumu nasıl anlamamız gerektiğini bilmiyorum. Bize acı çektirenler İsraillilerdi” dedi. Fethi Ebu Sultan ise “Başka bir seçeneğimiz yok. İçinde bulunduğumuz durum trajik” ifadelerini kullandı.

İsrail saldırılarının ardından oluşan yıkımın ve Han Yunus'taki çöp yığınının ortasında, yerinden edilmiş Filistinlilere barınak sağlayan çadırlar görünüyor. (AP)İsrail saldırılarının ardından oluşan yıkımın ve Han Yunus'taki çöp yığınının ortasında, yerinden edilmiş Filistinlilere barınak sağlayan çadırlar görünüyor. (AP)

Ateşkesin yürürlüğe girmesinden bu yana Gazze’ye insani yardımların önemli ölçüde arttığı belirtiliyor. Ancak bölge sakinleri, yakıt ve odun temininin hâlâ yetersiz olduğunu söylüyor. Fiyatların yüksek olması nedeniyle yakacak bulmanın zorlaştığı, odun arayışının ise tehlikeli olduğu ifade ediliyor. Hastane yetkililerine göre, İsrail güçleri odun toplamaya çalıştıkları sırada 13 yaşındaki iki çocuğu öldürdü.

Birleşmiş Milletler (BM) Sözcüsü Stephane Dujarric, yerinden edilmiş kişilerin kaldığı kampları yöneten BM ortaklarının, kapasite ve finansmanla ilgili kısıtlamalar nedeniyle Gazze genelindeki 970 kamp alanının yalnızca yüzde 40’ına destek sağlayabildiğini açıkladı. Dujarric, buna rağmen BM ortaklarının çadır, yatak, uyku tulumu, battaniye, kışlık giysi, mutfak malzemeleri ve güneş enerjili lambaların dağıtımını sürdürdüğünü kaydetti.

Eşi ve altı çocuğuyla birlikte bir çadırda yaşayan Sena Salah için ateş yakmak, yemek pişirebilmek ve ısınabilmek amacıyla her gün yerine getirilmesi gereken bir zorunluluk haline gelmiş durumda. Ailesinin, kendilerini sıcak tutacak yeterli giysisi dahi neredeyse bulunmuyor. Salah, odun ya da gaz satın alacak maddi imkânlarının olmadığını, plastik yakmanın tehlikelerinin farkında olduklarını ancak başka seçeneklerinin bulunmadığını söyledi. Aile bireyleri ateşi canlı tutmak için plastik ve kâğıt atarken, “Hayat son derece zor” diyen Salah, “Bir bardak çay bile içemiyoruz” ifadesini kullandı. Salah, “İşte bu bizim hayatımız. Şiddetli soğuk nedeniyle geceleri uyuyamıyoruz” diye konuştu.

Aziz Akl da odun fiyatlarının çok yüksek olduğunu belirtti. Ailesinin herhangi bir gelirinin bulunmadığını söyleyen Akl, odun için istenen 7 ya da 8 şekeli (yaklaşık 2,5 dolar) karşılayamadıklarını ifade etti. “Evim artık yok, çocuklarım da yaralandı” dedi.

Diğer yandan üç Filistinli gazetecinin öldürülmesi, bölgedeki insani krizi daha da derinleştirdi. Gazze’deki sağlık yetkilileri, perşembe günü onlarca kişinin, bir gün önce İsrail saldırısında araçları hedef alınarak öldürülen üç Filistinli gazetecinin cenaze törenine katıldığını açıkladı. Hayatını kaybeden gazetecilerden birinin AFP ile çalıştığı belirtildi.

İsrail ordusu, söz konusu saldırının, birlikleri için tehdit oluşturduğunu belirttiği bir insansız hava aracını (İHA) kullanan şüphelilerin tespit edilmesinin ardından düzenlendiğini açıkladı. Gazze Şeridi’ndeki Sağlık Bakanlığı ise ekim ayında başlayan ateşkesten bu yana İsrail ateşi sonucu Gazze Şeridi’nde 470’ten fazla kişinin hayatını kaybettiğini bildirdi. Bakanlığa göre, İsrail’in kontrolündeki bölgelerle Gazze Şeridi’nin büyük bölümünü ayıran ateşkes hattı yakınlarında en az 77 kişi İsrail ateşiyle öldürüldü.

Gazze Şeridi'nin Han Yunus kentindeki bir pazarda tavuklara bakan Filistinli bir kadın (AP)Gazze Şeridi'nin Han Yunus kentindeki bir pazarda tavuklara bakan Filistinli bir kadın (AP)

Gazze Şeridi’ndeki yeni teknokrat hükümetin başkanı Ali Şaas, önümüzdeki hafta Mısır sınırındaki Refah Sınır Kapısı’nın her iki yönden yeniden açılacağını duyurdu. Sınır kapısının yeniden açılması, Gazze Şeridi’ndeki Filistinlilerin tedavi için Mısır’a geçişini veya akrabalarını ziyaret etmelerini kolaylaştıracak.

Öte yandan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ise ABD’nin fonlar üzerindeki yasağı kaldırması durumunda, Gazze Şeridi’nde insani amaçlarla kullanılmak üzere Barış Konseyi’ne 1 milyar dolar göndermek istediğini bildirdi. Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas ile Moskova’da bir araya gelen Putin, “Filistin devletinin kurulması ve etkin bir şekilde işlemesi, Ortadoğu’daki çatışmaya nihai çözüm getirebilecek tek yol” dedi.


Mısır: İkinci aşamanın gerekliliklerinin tamamlanması, Gazze'nin erken toparlanması ve yeniden inşası için önemli bir adımdır

Filistinliler, Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta yiyecek almak için bekliyor (AP)
Filistinliler, Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta yiyecek almak için bekliyor (AP)
TT

Mısır: İkinci aşamanın gerekliliklerinin tamamlanması, Gazze'nin erken toparlanması ve yeniden inşası için önemli bir adımdır

Filistinliler, Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta yiyecek almak için bekliyor (AP)
Filistinliler, Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta yiyecek almak için bekliyor (AP)

Mısır Dışişleri Bakanlığı'nın bugün yaptığı açıklamada, Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati'nin, BM Ortadoğu Barış Süreci Özel Koordinatörü Nikolay Mladenov ile telefon görüşmesi yaparak, ABD Başkanı Donald Trump'ın planının ikinci aşamasının gerekliliklerini ele aldığı ve Kahire'nin, Filistin Yönetimi'nin bölgedeki sorumluluklarını yerine getirmek üzere geri dönmesine hazırlık amacıyla, Gazze Ulusal Yönetim Komitesi'nin misyonuna tam destek verdiğini vurguladığı belirtildi.

Mısır bakanı, ikinci aşamanın gerekliliklerinin yerine getirilmesinin tamamlanmasının, Gazze Şeridi'nde erken toparlanma sürecinin ve yeniden yapılanma sürecinin başlatılması için kilit bir başlangıç ​​noktası olduğunu da ifade etti.

Açıklamaya göre iki taraf, Başkan Trump'ın barış planının ikinci aşamasının kalan gerekliliklerinin uygulanması ve atılacak sonraki adımlar konusunda görüştü. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre bu gereklilikler arasında uluslararası istikrar gücünün konuşlandırılması, Refah sınır kapısının her iki yönde de açılması ve İsrail'in Gazze Şeridi'nden çekilmesi yer alıyor. Bu adımlar, Gazze'de istikrarın pekiştirilmesine ve hayatın normale dönmesi için koşulların yaratılmasına katkıda bulunacaktır.


İlham Ahmed: Ateşkesin sağlanması, Suriye hükümetiyle yapılan anlaşmanın uygulanmasının temel taşıdır

Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke kenti yakınlarında iki Suriye askeri (EPA)
Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke kenti yakınlarında iki Suriye askeri (EPA)
TT

İlham Ahmed: Ateşkesin sağlanması, Suriye hükümetiyle yapılan anlaşmanın uygulanmasının temel taşıdır

Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke kenti yakınlarında iki Suriye askeri (EPA)
Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke kenti yakınlarında iki Suriye askeri (EPA)

Kürtlerin liderliğindeki Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi'nin dış ilişkiler sorumlusu İlham Ahmed, dün yaptığı açıklamada, ateşkesin sağlanması ve askeri operasyonların sona erdirilmesinin, 18 Ocak'ta Suriye hükümetiyle imzalanan anlaşmanın uygulanmasının temel taşları olduğunu söyledi.

İlham Ahmed X'te yaptığı bir paylaşımda, son günlerde bölgedeki birçok köy ve kasabadan kitlesel göç yaşandığını belirterek, "herkes güvenli bir dönüşü bekliyor" ifadelerini kullandı.

Ahmed şöyle devam etti: "Sivil yaşam ciddi şekilde zarar gördü ve eğitim beyaz bir kış boyunca durdu, ancak biz bu savaşı sona erdirmek için çalışmaya ve girişimlerde bulunmaya devam ediyoruz ve teşekkürü hak eden ulusal ve uluslararası çabalar var."

Suriye televizyonu dün, Savunma Bakanlığı'ndan yapılan bir açıklamaya atıfta bulunarak, Rakka vilayetindeki gerginliği azaltmayı ve kontrol noktalarını istikrara kavuşturmayı amaçlayan uluslararası destekli bir anlaşmaya varıldığını bildirdi.