Yüz binlerce iklim aktivisti sokağa döndü: Türkiye ve dünyada 8. Küresel İklim Grevi

İstanbul'un Kadıköy ilçesinde buluşan eylemciler, iklim krizinden en çok etkilenen ülkeler, bölgeler ve topluluklar için ses çıkardı (Independent Türkçe)
İstanbul'un Kadıköy ilçesinde buluşan eylemciler, iklim krizinden en çok etkilenen ülkeler, bölgeler ve topluluklar için ses çıkardı (Independent Türkçe)
TT

Yüz binlerce iklim aktivisti sokağa döndü: Türkiye ve dünyada 8. Küresel İklim Grevi

İstanbul'un Kadıköy ilçesinde buluşan eylemciler, iklim krizinden en çok etkilenen ülkeler, bölgeler ve topluluklar için ses çıkardı (Independent Türkçe)
İstanbul'un Kadıköy ilçesinde buluşan eylemciler, iklim krizinden en çok etkilenen ülkeler, bölgeler ve topluluklar için ses çıkardı (Independent Türkçe)

Dünyaca ünlü genç iklim aktivisti Greta Thunberg’in ve çevre örgütlerinin çağrısı üzerine dünya genelinde yüz binlerce çevre aktivisti yeniden sokağa çıktı. Thunberg’in aktarımına göre 80’den fazla ülkede aktivistler, pandemi nedeniyle verilen uzun aradan sonra cuma eylemlerini yeniden başlatmış oldu.
Almanya’dan Uganda’ya dünyanın dört bir yanında eyleme geçen iklim aktivistlerinin tek bir talebi vardı: İklim adaleti. Almanya’da 600 binden fazla eylemcinin katıldığı gösteriler, 8. Küresel İklim Grevi’ne damga vururken, Türkiye’de de 9 ilde gösteriler vardı.
Adıyaman, Ankara, Bursa, Çanakkale, Muğla, Gaziantep, İzmir, Kahramanmaraş ve İstanbul’da kent meydanları, iklim aktivistlerinin birbirinden renkli pankartlarıyla donandı.
İşte Türkiye ve Dünya’da 8. Küresel İklim Grevi...

"İklimi değil, sistemi değiştir"
Fridays for Future (Gelecek için Cumalar), Youth for Climate (İklim için Gençlik) ve Roots and Shoots'ın Türkiye kollarının çağrıcılığını üstlendiği, birçok kurumun da desteğini alan İstanbul grevi, Kadıköy’de gerçekleşti.
"İklimi değil, sistemi değiştir" sloganının damga vurduğu gösteride her yaştan çevreci, genç aktivistlerin liderliğinde bir araya geldi. Genç aktivistler, Türkiye hükümetinden Paris İklim Anlaşması’nın onaylanmasını, ve İklim Acil Durumu ilan edilmesini talep etti.
Talepler arasında Kazdağları, Akbelen Ormanı ve Validebağ Korusu gibi önemli doğa alanlarında ekolojik yıkıma sebebiyet verecek projelerin durdurulması da yer aldı. Okunan basın açıklamasında "Bunların gerçekleşmesi için gençler olarak karar alma süreçlerinin her aşamasında etkin, eşit söz ve hak sahibi olarak yer almayı istiyoruz!" ifadeleri yer aldı.

İklim grevine Kuzey Ormanları Savunması'ndan da destek geldi (Independent Türkçe)
Genç aktivistler, iklim krizine dikkat çekmek için çeşitli yöntemlere başvurdu. Kimisi rengarenk pankartlarıyla "Başka bir dünya yok" mesajını verirken, kimisi de nesli tehlike altında olan hayvanların kostümlerini giyerek eyleme katıldı.
Gösterinin en dikkat çeken kostümlerinden biri, Mehmet Efe Dağlı’nın Caretta caretta kostümüydü. Independent Türkçe’ye konuşan Dağlı, "Bu kılığa girmemin amacı farkındalık oluşturmak" ifadelerini kullandı.

Dağlı, kaplumbağa kostümünü giyerken böyle görüntülendi (Independent Türkçe)
"Burada bir iklim eylemi yapıyoruz ve insanların dikkatini çekmek için böyle bir şeyin iyi olabileceğini düşündüm" diyen Dağlı, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bilimin yolunun takip edilmesini amaçlıyoruz. Bilim bize iklim krizinin bugüne kadar yarattığı sorunları ve bundan sonra yaratacağı sorunları gösteriyor. Acilen harekete geçmeye ve bilimin sözünü dinlemeye ihtiyacımız var."
Dağlı’nın Caretta caretta kostümüne, nesli tükenme tehlikesiyle karşı karşıya olan ve çevre eylemlerinin sembolü haline gelen panda kılığına girmiş bir aktivist ve bir de dinozor kostümlü genç bir aktivist eşlik etti.

(Independent Türkçe)
Büyük ilgi toplayan dinozor kılığındaki eylemci, insanlığın karşı karşıya olduğu yok oluş tehlikesine "Dinozorlar da daha vakitleri olduğunu düşünüyordu" yazılı bir dövizle dikkat çekti.

(Independent Türkçe)
Gösterinin en dikkat çekici kostümlerinden biri de Extinction Rebellion (Yok Oluş İsyanı) aktivistlerinin giydiği yas elbiseleri oldu. Yüzlerini beyaza boyayarak baştan aşağı kırmızı bir kıyafete bürünen aktivistler, "Yok olan türlerin yasını tuttuklarını" belirtti.

Extinction Rebellion aktivistleri dünyanın dört bir yanında bu yas kostümlerini giydi (Independent Türkçe)
Independent Türkçe’ye konuşan eylemciler, "Kıyafetlerimiz, kan rengini temsil ediyor. İklim krizi nedeniyle yok olan türleri temsil ediyor" dedi ve ekledi:
"Bunlar, iklim krizi daha da şiddetlendikçe yok olacak türler için de bir yas kostümü aslında. Ayrıca sadece türler için değil, iklim krizinden en çok etkilenen, hayatını kaybeden bütün insanlar için bir yas kostümü giydik."

Ankara’da polis engeli
Fridays for Future Ankara’nın çağrısıyla Seğmenler Parkı’nda toplanan iklim akvisitleri ise önce parkın güvenlik görevlileri, sonra bekçiler en son da polis engeliyle karşılaştı.
Sendika.org’un haberine göre engele rağmen iklim krizinin durdurulmasını talep eden dövizlerini sergileyen aktivistler bir süre sonra eylemi sonlandırdı.

Seğmenler'de toplanan aktivistler, engellemelere rağmen dağılmadı (Tunahan Turhan / Yeşil Gazete)
Nilüfer Gençlik Meclisi ise Bursa’da iklim grevi düzenledi. Basın açıklaması okuyan gençler, iklim krizine karşı hükümetlerden eyleme geçilmesini talep etti.
İklim aktivistleri, “Gençlik gelecek istiyor”, “Geri sayım”, “Bilimin arkasında birleş”, “Yaşamı savun” yazılı dövizler taşıdı.
Yeşil Gazete’nin aktardığına göre, iklim grevi öğrenciler arasında gerçekleştirilen forum ve ileri dönüşüm atölyesi ile devam etti. Atölyede metal kapaklardan rozetler yapıldı.
Kazdağları Ekoloji Platformu ise Çanakkale’de iklim için grevdeydi. Türkiye’deki artan orman yangınlarının ve sellerin hatırlatıldığı basın açıklamasında "Yaşadığımız ve gelecekte yaşanması öngörülen felaketler ekosistemin ögelerinin birer kaynak veya hammadde olarak görmekten vazgeçmemiz, doğayla uyumlu yaşam biçimlerini benimsememiz için bir uyarıdır" ifadeleri yer aldı.

Bursa'da eylemciler, iklim krizi için acil eylem talebinde bulundu (@nkkgencmeclis / Twitter)
Kazdağları Ekoloji Platformu ise Çanakkale’de iklim için grevdeydi. Türkiye’deki artan orman yangınlarının ve sellerin hatırlatıldığı basın açıklamasında "Yaşadığımız ve gelecekte yaşanması öngörülen felaketler ekosistemin ögelerinin birer kaynak veya hammadde olarak görmekten vazgeçmemiz, doğayla uyumlu yaşam biçimlerini benimsememiz için bir uyarıdır" ifadeleri yer aldı.

İkizköylüler de eylemde
Bodrum İklim Acil grubunun düzenlediği Küresel İklim Grevi eylemine kömür madeni için kesilmek istenen Akbelen Ormanları için uzun süredir mücadele yürüten İkizköylüler de destek verdi.
İkizköy adına konuşan 15 yaşındaki Anıl Işık, "Ben İkizköy’ün Akbelen Ormanlarından geliyorum. Biz Akbelen Ormanının kömür madeni olmaması için mücadele ediyoruz" dedi ve ekledi:
"Kömür madenleri, havadaki karbonu tutan ağaçlarımızı, ormanlarımızı yok ederek iklim değişikliğine yol açıyor."

İklim grevine Almanya ve genel seçim damga vurdu
Küresel İklim Grevi’nin organizatörleri; Avrupa, Afrika ve Kuzey ve Güney Amerika'da büyük etkinliklerle birlikte dünya çapında bin 800'den fazla kentte eşzamanlı protestolar düzenlendiğini söyledi.
Küresel iklim grevi dahilinde en kalabalık gösteriler Almanya’da gerçekleşti. Ülkede 620 binin üzerinde iklim aktivisti sokağa çıkarken, Greta Thunberg de Berlin’deydi.

Greta Thunberg, Berlin'de göstericilerin arasında böyle görüntülendi (Reuters)
Berlin’deki protestolara 26 Eylül’de yapılacak genel seçimler damga vurdu. Reichstag parlamento binasının önünde toplanan kalabalığa seslenen Thunberg ise, "Evet, oy vermeliyiz, oy vermelisiniz ama unutmayın ki sadece oy vermek yeterli olmayacaktır. Sokaklara çıkmaya devam etmeliyiz" diye konuştu.
Fridays for Future hareketinin kurucusu Thunberg, İsveç parlamentosu önünde cuma günleri düzenlediği çevre eylemine koronavirüs vakalarındaki artış nedeniyle geçen yıl ara vermişti. Pandemi, hareketin diğer bileşenlerini de evde kalmaya zorlamıştı. Bu süreçte küresel grevler, kısmen çevrimiçi düzenlenmişti.
Thunberg dünkü küresel grevi, "Biz döndük! Dünya liderlerinden sistemi kökten değiştirmelerini talep ediyoruz" sözleriyle duyurdu.

Berlin'de 100 bin protestocu iklim krizine dikkat çekmek için sokaktaydı. Bir eylemci, "Titanik bugün olsaydı batmazdı" yazılı bir pankartla eriyen buzullara dikkat çekti (AFP)
Berlin’de öğrenim gören ve greve katılan Türk öğrenci Rafet Koca, dünyanın en kalabalık iklim eylemlerinden biri olarak tarihe geçen gösteriye dair izlenimlerini Independent Türkçe’yle paylaştı.
"Alman toplumunun kendini en iyi mobilize ettiği ve eğittiği konulardan biri bence iklim krizi" diyen Koca, "Hem Greta'nın katılımı hem de grevin seçimlere sadece iki gün kala gerçekleşmesi bu iklim yürüyüşünü daha da popüler ve belki de daha önemli kıldı. Gerçekten çok kalabalıktı" diye konuştu.
Koca, toplanma alanının Alman Federal Meclisi Binası olmasının da 26 Eylül’deki seçimler için önemli bir mesaj olduğunu aktardı. "Siyasi partilere bir mesaj verilmeye çalışılıyor" diyen aktivist, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Hristiyan Demokrat Birliği’nin şansölye adayı Armin Laschet'e ve Almanya Sosyal Demokrat Partisi’nin adayı Olaf Scholz'a yönelik eleştiriler epey ön plandaydı. Bu adayların vadettiği iklim politikaları sert biçimde eleştirildi."

Eylemciler, Hristiyan Demokrat Birliği'nin başkanı Armin Laschet'in balonuyla greve katıldı. Balonun üzerinde Laschet'in iklim vaatlerinin tıpkı bir "balon" gibi boş olduğu ifade edildi (AFP)
Sosyal Demokrat Parti ve mevcut başbakan Angela Merkel'in partisi Hıristiyan Demokrat Birliği, seçim anketlerinde önde geliyor. İki parti de iklim değişikliği konusunda daha kararlı adımlar atılması gerektiğini söylüyor. Ancak bu adımların ne kadar ileri gideceğine dair önerileri, Alman çevrecilere güven vermiyor. Anketlerde bu iki partiyi, çevreci politikalarıyla öne çıkan Yeşiller Partisi izliyor.

COP26’ya hazırlık
Gösteriler iklim değişikliğinin acil bir konu olarak tartışıldığı Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nun New York’ta başlamasıyla aynı zamana denk getirildi. Aktivistler ayrıca İskoçya'nın Glasgow kentinde düzenlenecek COP26’ya da (26. Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı) hazırlanıyor.
Konferansa 37 gün kala Glascow’da da genç aktivistler sokakları doldurdu. Eylemciler söz konusu konferansla ilgili, "5 Kasım’da bize katılın. Daha da gürültülü olacak!" çağrısında bulundu.

5 Kasım'daki iklim konferansına hazırlanan Glasgow sokakları, çevre aktivistleriyle doldu (@Fridays4future / Twitter)
Çevre aktivistleri, Londra’da da sokaklardaydı. Parlamento Meydanı'nda toplanan 200'den fazla protestocu, hükümetin iklim krizi konusunda harekete geçmesini talep etti.
İtalya’da Torino kenti gösterilerin ana merkezi olurken, eylemcilerin esas buluşma noktası Portekiz’de Lizbon, Yunanistan’da Atina, Ukrayna’da Kiev, İspanya’da Madrid, Kanada’da Ontario, ABD’de ise New York oldu.
Arjantin’de ise 35 bin eylemcinin Buenos Aires’de Kongre binasının önünde toplanması dikkatleri çekti. Eylemciler, iklim adaleti ve sosyal adalet talebinde bulundu.

Arjantin'de binlerce protestocu iklim adaleti istedi (Fridays for Future)
İklim krizinden en çok etkilenen ülkeler adalet istedi
Fridays for Future’ın çağrıcılığıyla iklim krizinden en çok etkilenen, en savunmasız ülkelerde de adalet talebi yükseldi. Bu ülkeler arasında Kenya, Uganda, Zambiya ve Libya gibi Afrika ülkeleri; Filipinler, Pakistan, Hindistan ve Bangladeş gibi Asya ülkeleri; Brezilya, Venezuela ve Meksika gibi Latin Amerika ülkeleri de yer aldı.

Yeni Delhi'de bir çevre aktivisti, Hindistan polisinin barikatına pankart astı (AFP)
Eylemlerini dünyanın iki ucundan eş zamanlı gerçekleştirmek isteyen Brezilyalı ve Filipinli aktivistler, küresel iklim grevinin en dikkat çeken eylemlerinden birine imza attı. Brezilya'da gecenin bir yarısında, Filipinler'de ise sabahın ilk ışıklarıyla harekete geçen aktivistler, devlet başkanları Duterte ve Bolsonaro’ya seslenerek, "Halka yalan söylemeyi bırakın" dedi.

Libya’daki iklim aktivistleri ise nisan ayında yaptıkları son grevin ardından bu kez farklı bir şey yapmaya karar verdi. Üç şehirde sokakları temizlemek üzere yola çıkan ve çuvallar dolusu plastik atık toplayan aktivistler, plastiğin deniz yaşamına etkilerine dair farkındalık yaratmayı amaçladıklarını aktardı.

Libya'da çevreciler, denizlerdeki plastik kirliliğine dikkat çekmek için yalnızca plastik atık topladı (Fridays for Future)
Pakistan’ın tarıma dayalı Belucistan eyaletinde de iklim adaleti talebi yükseldi. İklim değişikliği nedeniyle kuraklıktan etkilendiklerini ifade eden aktivistler, karşılaştıkları hayati sorunların gün geçtikçe arttığını vurguladı.

Belucistan eyaletinde halk, iklim krizinin etkilerini çok daha şiddetli deneyimliyor (Fridays for Future)
Güney Afrika'da da eylemciler, hükümetin fosil yakıtlardan vazgeçmesini ve bu süreci adil bir şekilde denetlemesini istedi. Bu taleple çarşamba gününden beri grev yapan aktivistler, olarak 12 şehirde gösteriler düzenlendi.

Meksika'da protestocular, devlete bağlı petrol şirketi Pemex'i protesto etmek için bir araya geldi. Temmuz ayında Meksika körfezindeki boru hattında meydana gelen yangınla dünya gündemine oturan Pemex, okyanusun yanmasına neden olmuş ve büyük tepki toplamıştı. Mexico City'deki Ulusal Saray önünde toplanan eylemciler, şirketten, karbondan arındırma planı sunmasını talep etti.

Meksika Körfezi'nde çıkan yangın "okyanusun gözü" diye nitelenmişti (@MLopezSanMartin / Twitter)
Uganda’daki iklim eylemlerinde ise "iyileşme talebi" öne çıktı. Aktivistler bazı noktalarda ağaç dikerken, bazı noktalarda performans sanatları ve yürüyüşlerle küresel iklim grevine destek verdi.

Ugandalı aktivist Vanessa Nakate, "Sesimizi yükselttik. Bize ait olanı liderlerden talep etmek için elimizden gelen her şeyi yapıyoruz" diye konuştu:
"Ancak bu cuma, insanlar ve gezegen için yeniden ayağa kalkmak önemliydi. Çünkü iklim krizi pandemi sırasında hiç dinlenmedi."
Independent Türkçe



11 adaylık, sıfır ödül: Gişede tarih yazan filme soğuk duş

1950'lerde geçen Muhteşem Marty'de 30 yaşındaki Timothée Chalamet, Marty Mauser rolünde (A24)
1950'lerde geçen Muhteşem Marty'de 30 yaşındaki Timothée Chalamet, Marty Mauser rolünde (A24)
TT

11 adaylık, sıfır ödül: Gişede tarih yazan filme soğuk duş

1950'lerde geçen Muhteşem Marty'de 30 yaşındaki Timothée Chalamet, Marty Mauser rolünde (A24)
1950'lerde geçen Muhteşem Marty'de 30 yaşındaki Timothée Chalamet, Marty Mauser rolünde (A24)

Josh Safdie imzalı Muhteşem Marty (Marty Supreme), aldığı 11 adaylığa rağmen dün akşamki BAFTA Ödülleri'nden eli boş döndü.

Timothée Chalamet'nin başrolünde yer aldığı yapım, En İyi Film ve En İyi Erkek Oyuncu dahil, birçok teknik dalda da aday gösterilmişti. 

Aşık Kadınlar ve Düşler Ülkesi'nin izinde

BAFTA tarihinde daha önce 1969 yapımı Aşık Kadınlar (Women in Love) ve 2004 tarihli Düşler Ülkesi (Finding Neverland), 11 adaylığa rağmen ödül kazanamayan filmler arasında yer almıştı.

Dünkü hayal kırıklığına rağmen Muhteşem Marty, gelecek ayki Oscarlarda hâlâ iddialı görünüyor: Spor temalı drama En İyi Film, Yönetmen ve Erkek Oyuncu dahil 9 dalda aday.

Gecenin en büyük sürprizi, I Swear'deki performansıyla En İyi Erkek Oyuncu ödülünü kazanan Robert Aramayo oldu. Bu kategorinin favorisi, Muhteşem Marty'deki performansıyla birçok ödül kazanan Timothée Chalamet'ydi. 

Aramayo aynı zamanda BAFTA Yükselen Yıldız ödülünü de aldı. Tourette sendromu farkındalığı için kampanya yürüten John Davidson'ı konu alan film, ayrıca En İyi Oyuncu Seçimi ödülünü kazanarak geceyi toplam üç ödülle kapattı.

Sean Penn'den bir ilk

Öte yandan Paul Thomas Anderson imzalı Savaş Üstüne Savaş (One Battle After Another) geceye damga vurdu. Yapım, En İyi Film dahil 6 ödül kazandı. Anderson, En İyi Uyarlama Senaryo ödülünü alırken, Michael Bauman En İyi Görüntü Yönetimi ödülüne layık görüldü. Sean Penn ise Yardımcı Erkek Oyuncu dalında sürpriz bir zafer elde ederek kariyerinin ilk BAFTA ödülünü kazandı. 

Ryan Coogler imzalı Günahkarlar (Sinners) geceyi üç ödülle tamamladı. Coogler, Günahkarlar'la En İyi Özgün Senaryo ödülünü evine götürürken bu kategoride kazanan ilk siyah sinemacı oldu. Ayrıca 39 yaşındaki Wunmi Mosaku Yardımcı Kadın Oyuncu, Ludwig Göransson da Özgün Müzik ödülünü kazandı.

Her Şey Her Yerde Aynı Anda'nın başarısını tekrar edebilecek mi?

Her ne kadar BAFTA gecesi Muhteşem Marty için kötü geçmiş olsa da ödül sezonu tarihinde bunun her zaman yolun sonu olmadığını gösteren güçlü örnekler de mevcut. Bir başka A24 yapımı Her Şey Her Yerde Aynı Anda (Everything Everywhere All at Once), BAFTA'da yalnızca Kurgu ödülünü almış; ardından Oscarlarda En İyi Film ve Yönetmen dahil 7 ödüle uzanmıştı. 

Ay Işığı (Moonlight) da BAFTA'da 4 adaylığının hiçbirini kazanamamış ancak Oscar'da En İyi Film ödülünü alarak tarihe geçen bir sürprize imza atmıştı.

Independent Türkçe, Deadline, Variety


Savaş Üstüne Savaş'ın yönetmeni Paul Thomas Anderson: "Politikacı değilim"

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

Savaş Üstüne Savaş'ın yönetmeni Paul Thomas Anderson: "Politikacı değilim"

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

Paul Thomas Anderson, sanatçıların siyasi konular hakkında konuşma yükümlülüğü olup olmadığına dair süregelen tartışmaya ilişkin düşüncelerini paylaştı.

Berlinale'de festival başkanının yıldızlara "siyasetten uzak durun" demesinden bir hafta sonra, yönetmen Anderson, 22 Şubat Pazar gecesi BAFTA Film Ödülleri'nde kendine yöneltilen sorularla karşı karşıya kaldı.

Savaş Üstüne Savaş'la (One Battle After Another) En İyi Yönetmen ve En İyi Film dalında BAFTA kazandıktan sonra, sinemanın önde gelen isimlerinin siyaset hakkında konuşması gerekip gerekmediği sorulduğunda, Anderson açıklama yapmaktan kaçınarak basın mensuplarına "Bu durumda nihayetinde başarısız olacağım" diye konuştu.

Başaracağımdan emin olduğum yer film yapmak. Dünyaya dair duygularımı filmle aktarmakta kendime çok daha fazla güveniyorum ve bence bu filmle bunu başardık. Bu mecrada akıllıca bir şeyler söylemeye çalışmak olmazdı. Ben politikacı değilim ama sinemacıyım, bu yüzden bunu işim aracılığıyla yapmaya çalışıyorum.

Thomas Pynchon'ın 1990 tarihli romanından esinlenen Savaş Üstüne Savaş birçok eleştirmen ve izleyici tarafından Trump'ın Amerika'sının hicvi ve eleştirisi olarak yorumlandı. Leonardo DiCaprio, Teyana Taylor ve Chase Infiniti'nin başrollerini paylaştığı film, Sean Penn'in canlandırdığı yozlaşmış beyaz üstünlükçü subayın önderliğindeki orduya karşı savaşan devrimci bir grubu konu alıyor.

Film, ABD'deki sağcı yorumcuların tepkisini çekti. Sağcı yorumcular Anderson'ın eserini "radikal terörizme pervasız bir övgü" diye nitelendirirken, Ben Shapiro ise "radikal sol terörizmin savunuculuğu" olarak adlandırdı.

Bu yorumlar Berlin Film Festivali'nden birkaç hafta sonra geldi. Festivalde Rupert Grint'ten Neil Patrick Harris'e kadar birçok oyuncuya aşırı sağın yükselişi hakkında sorular yöneltilmiş ve Başkan Wim Wenders bunu daha sonra "Berlinale'yi kasıp kavuran medya fırtınası" diye adlandırmıştı.

Wenders, sinemacıların "siyasetten uzak durması gerektiğini" söyleyerek, "filmlerin dünyayı değiştirebileceğini", bunu ancak "siyasete bulaşmadan" yapabileceklerini eklemişti.

Sonuç olarak yazar Arundhati Roy, yorumları "vicdansızca" diye nitelendirerek Berlinale'den çekilmişti. Öte yandan Javier Bardem, Tilda Swinton ve Brian Cox da dahil 81 sanatçı tarafından imzalanan açık bir mektupta, "Filistinlilerin soykırımına ilişkin kurumsal sessizlik" sorgulandı.

The Independent, yorum için Anderson'ın temsilcisiyle iletişime geçti.

Independent Türkçe


Sigaradan alınan DNA, 44 yıl sonra katili ortaya çıkardı

13 yaşındaki Sarah Geer, en son 23 Mayıs 1982'de San Francisco Körfez Bölgesi'ndeki Cloverdale'da bir arkadaşının evinden ayrılırken görülmüştü (Sonoma County Savcılığı)
13 yaşındaki Sarah Geer, en son 23 Mayıs 1982'de San Francisco Körfez Bölgesi'ndeki Cloverdale'da bir arkadaşının evinden ayrılırken görülmüştü (Sonoma County Savcılığı)
TT

Sigaradan alınan DNA, 44 yıl sonra katili ortaya çıkardı

13 yaşındaki Sarah Geer, en son 23 Mayıs 1982'de San Francisco Körfez Bölgesi'ndeki Cloverdale'da bir arkadaşının evinden ayrılırken görülmüştü (Sonoma County Savcılığı)
13 yaşındaki Sarah Geer, en son 23 Mayıs 1982'de San Francisco Körfez Bölgesi'ndeki Cloverdale'da bir arkadaşının evinden ayrılırken görülmüştü (Sonoma County Savcılığı)

ABD'nin Kaliforniya eyaletinde bir gencin vahşice öldürülmesinin üzerinden 40 yıldan fazla zaman geçtikten sonra, yetkililer atılmış bir sigara izmaritinde bulunan DNA'yı kullanarak katili yakaladı.

13 yaşındaki Sarah Geer, en son 23 Mayıs 1982'de Cloverdale kasabasındaki bir arkadaşının evinden ayrılırken görülmüştü.

Sonoma County Savcılığı'nın açıklamasına göre, şehir merkezine doğru yürürken James Unick ona yaklaşmıştı. Unick, zorla bir ara sokağa sürüklediği kız çocuğuna "vahşice tecavüz etmiş" ve onu kendi şortuyla boğarak öldürmüştü.

Genç kızın cesedi ertesi sabah, vardiyasından sonra eve yürüyen bir Cloverdale itfaiyecisi tarafından bulunmuştu. Ölümü cinayet olarak değerlendirilse de savcılar "o dönemde adli tıp imkanlarının sınırlı olması" nedeniyle davanın onlarca yıl boyunca çözümsüz kaldığını söyledi.

CNN'e konuşan savcılık, jürinin 64 yaşındaki Unick'i 13 Şubat'ta, yani Geer'in 57. doğum gününde, Geer'i öldürmekten suçlu bulduğunu belirtti.

dcefrtghy
Sigara izmaritinden alınan DNA, Kaliforniya yetkililerinin yaklaşık 44 yıl önce 13 yaşındaki kız çocuğunun vahşice öldürülmesinden sorumlu adamı tespit etmesini sağladı (Sonoma County Savcılığı)

Davanın dönüm noktası 2003'te, araştırmacıların Geer'in iç çamaşırından alınan spermden bir DNA profili oluşturmasıyla yaşanmıştı. Ancak profil, kolluk kuvvetleri veri tabanlarında bulunan DNA'ya sahip hiç kimseyle eşleşmemiş ve dava yine çözülememişti.

Cloverdale Polis Teşkilatı, Geer'in ölümüyle ilgili soruşturmayı 2021'de yeniden başlatmış ve DNA profiline potansiyel bir eşleşme bulmak için FBI'dan yardım istemişti.

Savcılar, "FBI, aile soyağacı veri tabanlarına erişimiyle, Sarah'dan alınan DNA kanıtının kaynağının, James Unick de dahil 4 kardeşten birine ait olduğu sonucuna vardı" dedi.

Unick'i gözetim altında tuttuktan sonra, FBI ajanları attığı bir sigara izmaritini topladı ve bu da DNA'sının önceki profille eşleştiğini doğruladı.

Cloverdale Polis Departmanı, Unick'i Temmuz 2024'te evinde tutukladı. Tutuklandığı sırada Unick, Geer'i tanıdığını ve öldürüldüğü gece olanları bildiğini inkar etti. Ancak bir ay süren yargılaması boyunca hikayesi değişti.

İfadesinde Unick, oyun salonunda "video oyunu oynarken genç kızın kendisine cinsel ilişki teklif ettiğini" ve bir nehir kenarındaki bir tepede rızaya dayalı cinsel ilişkiye girdiklerini, "bu da Sarah Geer'in o akşam daha sonra DNA kanıtı bırakmayan bilinmeyen bir adam tarafından saldırıya uğrayıp öldürüldüğü anlamına geldiğini" söyledi.

Yaklaşık iki saatlik müzakerenin ardından jüri, Unick'i cinayetten suçlu buldu.

Cezası 23 Nisan'da açıklanacak.

Bölge Savcısı Carla Rodriguez, basın açıklamasında, "Bu suçlu kararı, Sarah'nın katilini aramaktan asla vazgeçmeyen herkesin azmini kanıtlıyor" dedi.

Bu, Sonoma County jürisine sunulan çözülmemiş davaların en eskisi. 44 yıl beklemek çok uzun olsa da hem Sarah'nın sevdikleri hem de topluluğu için adalet nihayet yerini buldu.

Independent Türkçe