Yüz binlerce iklim aktivisti sokağa döndü: Türkiye ve dünyada 8. Küresel İklim Grevi

İstanbul'un Kadıköy ilçesinde buluşan eylemciler, iklim krizinden en çok etkilenen ülkeler, bölgeler ve topluluklar için ses çıkardı (Independent Türkçe)
İstanbul'un Kadıköy ilçesinde buluşan eylemciler, iklim krizinden en çok etkilenen ülkeler, bölgeler ve topluluklar için ses çıkardı (Independent Türkçe)
TT

Yüz binlerce iklim aktivisti sokağa döndü: Türkiye ve dünyada 8. Küresel İklim Grevi

İstanbul'un Kadıköy ilçesinde buluşan eylemciler, iklim krizinden en çok etkilenen ülkeler, bölgeler ve topluluklar için ses çıkardı (Independent Türkçe)
İstanbul'un Kadıköy ilçesinde buluşan eylemciler, iklim krizinden en çok etkilenen ülkeler, bölgeler ve topluluklar için ses çıkardı (Independent Türkçe)

Dünyaca ünlü genç iklim aktivisti Greta Thunberg’in ve çevre örgütlerinin çağrısı üzerine dünya genelinde yüz binlerce çevre aktivisti yeniden sokağa çıktı. Thunberg’in aktarımına göre 80’den fazla ülkede aktivistler, pandemi nedeniyle verilen uzun aradan sonra cuma eylemlerini yeniden başlatmış oldu.
Almanya’dan Uganda’ya dünyanın dört bir yanında eyleme geçen iklim aktivistlerinin tek bir talebi vardı: İklim adaleti. Almanya’da 600 binden fazla eylemcinin katıldığı gösteriler, 8. Küresel İklim Grevi’ne damga vururken, Türkiye’de de 9 ilde gösteriler vardı.
Adıyaman, Ankara, Bursa, Çanakkale, Muğla, Gaziantep, İzmir, Kahramanmaraş ve İstanbul’da kent meydanları, iklim aktivistlerinin birbirinden renkli pankartlarıyla donandı.
İşte Türkiye ve Dünya’da 8. Küresel İklim Grevi...

"İklimi değil, sistemi değiştir"
Fridays for Future (Gelecek için Cumalar), Youth for Climate (İklim için Gençlik) ve Roots and Shoots'ın Türkiye kollarının çağrıcılığını üstlendiği, birçok kurumun da desteğini alan İstanbul grevi, Kadıköy’de gerçekleşti.
"İklimi değil, sistemi değiştir" sloganının damga vurduğu gösteride her yaştan çevreci, genç aktivistlerin liderliğinde bir araya geldi. Genç aktivistler, Türkiye hükümetinden Paris İklim Anlaşması’nın onaylanmasını, ve İklim Acil Durumu ilan edilmesini talep etti.
Talepler arasında Kazdağları, Akbelen Ormanı ve Validebağ Korusu gibi önemli doğa alanlarında ekolojik yıkıma sebebiyet verecek projelerin durdurulması da yer aldı. Okunan basın açıklamasında "Bunların gerçekleşmesi için gençler olarak karar alma süreçlerinin her aşamasında etkin, eşit söz ve hak sahibi olarak yer almayı istiyoruz!" ifadeleri yer aldı.

İklim grevine Kuzey Ormanları Savunması'ndan da destek geldi (Independent Türkçe)
Genç aktivistler, iklim krizine dikkat çekmek için çeşitli yöntemlere başvurdu. Kimisi rengarenk pankartlarıyla "Başka bir dünya yok" mesajını verirken, kimisi de nesli tehlike altında olan hayvanların kostümlerini giyerek eyleme katıldı.
Gösterinin en dikkat çeken kostümlerinden biri, Mehmet Efe Dağlı’nın Caretta caretta kostümüydü. Independent Türkçe’ye konuşan Dağlı, "Bu kılığa girmemin amacı farkındalık oluşturmak" ifadelerini kullandı.

Dağlı, kaplumbağa kostümünü giyerken böyle görüntülendi (Independent Türkçe)
"Burada bir iklim eylemi yapıyoruz ve insanların dikkatini çekmek için böyle bir şeyin iyi olabileceğini düşündüm" diyen Dağlı, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bilimin yolunun takip edilmesini amaçlıyoruz. Bilim bize iklim krizinin bugüne kadar yarattığı sorunları ve bundan sonra yaratacağı sorunları gösteriyor. Acilen harekete geçmeye ve bilimin sözünü dinlemeye ihtiyacımız var."
Dağlı’nın Caretta caretta kostümüne, nesli tükenme tehlikesiyle karşı karşıya olan ve çevre eylemlerinin sembolü haline gelen panda kılığına girmiş bir aktivist ve bir de dinozor kostümlü genç bir aktivist eşlik etti.

(Independent Türkçe)
Büyük ilgi toplayan dinozor kılığındaki eylemci, insanlığın karşı karşıya olduğu yok oluş tehlikesine "Dinozorlar da daha vakitleri olduğunu düşünüyordu" yazılı bir dövizle dikkat çekti.

(Independent Türkçe)
Gösterinin en dikkat çekici kostümlerinden biri de Extinction Rebellion (Yok Oluş İsyanı) aktivistlerinin giydiği yas elbiseleri oldu. Yüzlerini beyaza boyayarak baştan aşağı kırmızı bir kıyafete bürünen aktivistler, "Yok olan türlerin yasını tuttuklarını" belirtti.

Extinction Rebellion aktivistleri dünyanın dört bir yanında bu yas kostümlerini giydi (Independent Türkçe)
Independent Türkçe’ye konuşan eylemciler, "Kıyafetlerimiz, kan rengini temsil ediyor. İklim krizi nedeniyle yok olan türleri temsil ediyor" dedi ve ekledi:
"Bunlar, iklim krizi daha da şiddetlendikçe yok olacak türler için de bir yas kostümü aslında. Ayrıca sadece türler için değil, iklim krizinden en çok etkilenen, hayatını kaybeden bütün insanlar için bir yas kostümü giydik."

Ankara’da polis engeli
Fridays for Future Ankara’nın çağrısıyla Seğmenler Parkı’nda toplanan iklim akvisitleri ise önce parkın güvenlik görevlileri, sonra bekçiler en son da polis engeliyle karşılaştı.
Sendika.org’un haberine göre engele rağmen iklim krizinin durdurulmasını talep eden dövizlerini sergileyen aktivistler bir süre sonra eylemi sonlandırdı.

Seğmenler'de toplanan aktivistler, engellemelere rağmen dağılmadı (Tunahan Turhan / Yeşil Gazete)
Nilüfer Gençlik Meclisi ise Bursa’da iklim grevi düzenledi. Basın açıklaması okuyan gençler, iklim krizine karşı hükümetlerden eyleme geçilmesini talep etti.
İklim aktivistleri, “Gençlik gelecek istiyor”, “Geri sayım”, “Bilimin arkasında birleş”, “Yaşamı savun” yazılı dövizler taşıdı.
Yeşil Gazete’nin aktardığına göre, iklim grevi öğrenciler arasında gerçekleştirilen forum ve ileri dönüşüm atölyesi ile devam etti. Atölyede metal kapaklardan rozetler yapıldı.
Kazdağları Ekoloji Platformu ise Çanakkale’de iklim için grevdeydi. Türkiye’deki artan orman yangınlarının ve sellerin hatırlatıldığı basın açıklamasında "Yaşadığımız ve gelecekte yaşanması öngörülen felaketler ekosistemin ögelerinin birer kaynak veya hammadde olarak görmekten vazgeçmemiz, doğayla uyumlu yaşam biçimlerini benimsememiz için bir uyarıdır" ifadeleri yer aldı.

Bursa'da eylemciler, iklim krizi için acil eylem talebinde bulundu (@nkkgencmeclis / Twitter)
Kazdağları Ekoloji Platformu ise Çanakkale’de iklim için grevdeydi. Türkiye’deki artan orman yangınlarının ve sellerin hatırlatıldığı basın açıklamasında "Yaşadığımız ve gelecekte yaşanması öngörülen felaketler ekosistemin ögelerinin birer kaynak veya hammadde olarak görmekten vazgeçmemiz, doğayla uyumlu yaşam biçimlerini benimsememiz için bir uyarıdır" ifadeleri yer aldı.

İkizköylüler de eylemde
Bodrum İklim Acil grubunun düzenlediği Küresel İklim Grevi eylemine kömür madeni için kesilmek istenen Akbelen Ormanları için uzun süredir mücadele yürüten İkizköylüler de destek verdi.
İkizköy adına konuşan 15 yaşındaki Anıl Işık, "Ben İkizköy’ün Akbelen Ormanlarından geliyorum. Biz Akbelen Ormanının kömür madeni olmaması için mücadele ediyoruz" dedi ve ekledi:
"Kömür madenleri, havadaki karbonu tutan ağaçlarımızı, ormanlarımızı yok ederek iklim değişikliğine yol açıyor."

İklim grevine Almanya ve genel seçim damga vurdu
Küresel İklim Grevi’nin organizatörleri; Avrupa, Afrika ve Kuzey ve Güney Amerika'da büyük etkinliklerle birlikte dünya çapında bin 800'den fazla kentte eşzamanlı protestolar düzenlendiğini söyledi.
Küresel iklim grevi dahilinde en kalabalık gösteriler Almanya’da gerçekleşti. Ülkede 620 binin üzerinde iklim aktivisti sokağa çıkarken, Greta Thunberg de Berlin’deydi.

Greta Thunberg, Berlin'de göstericilerin arasında böyle görüntülendi (Reuters)
Berlin’deki protestolara 26 Eylül’de yapılacak genel seçimler damga vurdu. Reichstag parlamento binasının önünde toplanan kalabalığa seslenen Thunberg ise, "Evet, oy vermeliyiz, oy vermelisiniz ama unutmayın ki sadece oy vermek yeterli olmayacaktır. Sokaklara çıkmaya devam etmeliyiz" diye konuştu.
Fridays for Future hareketinin kurucusu Thunberg, İsveç parlamentosu önünde cuma günleri düzenlediği çevre eylemine koronavirüs vakalarındaki artış nedeniyle geçen yıl ara vermişti. Pandemi, hareketin diğer bileşenlerini de evde kalmaya zorlamıştı. Bu süreçte küresel grevler, kısmen çevrimiçi düzenlenmişti.
Thunberg dünkü küresel grevi, "Biz döndük! Dünya liderlerinden sistemi kökten değiştirmelerini talep ediyoruz" sözleriyle duyurdu.

Berlin'de 100 bin protestocu iklim krizine dikkat çekmek için sokaktaydı. Bir eylemci, "Titanik bugün olsaydı batmazdı" yazılı bir pankartla eriyen buzullara dikkat çekti (AFP)
Berlin’de öğrenim gören ve greve katılan Türk öğrenci Rafet Koca, dünyanın en kalabalık iklim eylemlerinden biri olarak tarihe geçen gösteriye dair izlenimlerini Independent Türkçe’yle paylaştı.
"Alman toplumunun kendini en iyi mobilize ettiği ve eğittiği konulardan biri bence iklim krizi" diyen Koca, "Hem Greta'nın katılımı hem de grevin seçimlere sadece iki gün kala gerçekleşmesi bu iklim yürüyüşünü daha da popüler ve belki de daha önemli kıldı. Gerçekten çok kalabalıktı" diye konuştu.
Koca, toplanma alanının Alman Federal Meclisi Binası olmasının da 26 Eylül’deki seçimler için önemli bir mesaj olduğunu aktardı. "Siyasi partilere bir mesaj verilmeye çalışılıyor" diyen aktivist, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Hristiyan Demokrat Birliği’nin şansölye adayı Armin Laschet'e ve Almanya Sosyal Demokrat Partisi’nin adayı Olaf Scholz'a yönelik eleştiriler epey ön plandaydı. Bu adayların vadettiği iklim politikaları sert biçimde eleştirildi."

Eylemciler, Hristiyan Demokrat Birliği'nin başkanı Armin Laschet'in balonuyla greve katıldı. Balonun üzerinde Laschet'in iklim vaatlerinin tıpkı bir "balon" gibi boş olduğu ifade edildi (AFP)
Sosyal Demokrat Parti ve mevcut başbakan Angela Merkel'in partisi Hıristiyan Demokrat Birliği, seçim anketlerinde önde geliyor. İki parti de iklim değişikliği konusunda daha kararlı adımlar atılması gerektiğini söylüyor. Ancak bu adımların ne kadar ileri gideceğine dair önerileri, Alman çevrecilere güven vermiyor. Anketlerde bu iki partiyi, çevreci politikalarıyla öne çıkan Yeşiller Partisi izliyor.

COP26’ya hazırlık
Gösteriler iklim değişikliğinin acil bir konu olarak tartışıldığı Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nun New York’ta başlamasıyla aynı zamana denk getirildi. Aktivistler ayrıca İskoçya'nın Glasgow kentinde düzenlenecek COP26’ya da (26. Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı) hazırlanıyor.
Konferansa 37 gün kala Glascow’da da genç aktivistler sokakları doldurdu. Eylemciler söz konusu konferansla ilgili, "5 Kasım’da bize katılın. Daha da gürültülü olacak!" çağrısında bulundu.

5 Kasım'daki iklim konferansına hazırlanan Glasgow sokakları, çevre aktivistleriyle doldu (@Fridays4future / Twitter)
Çevre aktivistleri, Londra’da da sokaklardaydı. Parlamento Meydanı'nda toplanan 200'den fazla protestocu, hükümetin iklim krizi konusunda harekete geçmesini talep etti.
İtalya’da Torino kenti gösterilerin ana merkezi olurken, eylemcilerin esas buluşma noktası Portekiz’de Lizbon, Yunanistan’da Atina, Ukrayna’da Kiev, İspanya’da Madrid, Kanada’da Ontario, ABD’de ise New York oldu.
Arjantin’de ise 35 bin eylemcinin Buenos Aires’de Kongre binasının önünde toplanması dikkatleri çekti. Eylemciler, iklim adaleti ve sosyal adalet talebinde bulundu.

Arjantin'de binlerce protestocu iklim adaleti istedi (Fridays for Future)
İklim krizinden en çok etkilenen ülkeler adalet istedi
Fridays for Future’ın çağrıcılığıyla iklim krizinden en çok etkilenen, en savunmasız ülkelerde de adalet talebi yükseldi. Bu ülkeler arasında Kenya, Uganda, Zambiya ve Libya gibi Afrika ülkeleri; Filipinler, Pakistan, Hindistan ve Bangladeş gibi Asya ülkeleri; Brezilya, Venezuela ve Meksika gibi Latin Amerika ülkeleri de yer aldı.

Yeni Delhi'de bir çevre aktivisti, Hindistan polisinin barikatına pankart astı (AFP)
Eylemlerini dünyanın iki ucundan eş zamanlı gerçekleştirmek isteyen Brezilyalı ve Filipinli aktivistler, küresel iklim grevinin en dikkat çeken eylemlerinden birine imza attı. Brezilya'da gecenin bir yarısında, Filipinler'de ise sabahın ilk ışıklarıyla harekete geçen aktivistler, devlet başkanları Duterte ve Bolsonaro’ya seslenerek, "Halka yalan söylemeyi bırakın" dedi.

Libya’daki iklim aktivistleri ise nisan ayında yaptıkları son grevin ardından bu kez farklı bir şey yapmaya karar verdi. Üç şehirde sokakları temizlemek üzere yola çıkan ve çuvallar dolusu plastik atık toplayan aktivistler, plastiğin deniz yaşamına etkilerine dair farkındalık yaratmayı amaçladıklarını aktardı.

Libya'da çevreciler, denizlerdeki plastik kirliliğine dikkat çekmek için yalnızca plastik atık topladı (Fridays for Future)
Pakistan’ın tarıma dayalı Belucistan eyaletinde de iklim adaleti talebi yükseldi. İklim değişikliği nedeniyle kuraklıktan etkilendiklerini ifade eden aktivistler, karşılaştıkları hayati sorunların gün geçtikçe arttığını vurguladı.

Belucistan eyaletinde halk, iklim krizinin etkilerini çok daha şiddetli deneyimliyor (Fridays for Future)
Güney Afrika'da da eylemciler, hükümetin fosil yakıtlardan vazgeçmesini ve bu süreci adil bir şekilde denetlemesini istedi. Bu taleple çarşamba gününden beri grev yapan aktivistler, olarak 12 şehirde gösteriler düzenlendi.

Meksika'da protestocular, devlete bağlı petrol şirketi Pemex'i protesto etmek için bir araya geldi. Temmuz ayında Meksika körfezindeki boru hattında meydana gelen yangınla dünya gündemine oturan Pemex, okyanusun yanmasına neden olmuş ve büyük tepki toplamıştı. Mexico City'deki Ulusal Saray önünde toplanan eylemciler, şirketten, karbondan arındırma planı sunmasını talep etti.

Meksika Körfezi'nde çıkan yangın "okyanusun gözü" diye nitelenmişti (@MLopezSanMartin / Twitter)
Uganda’daki iklim eylemlerinde ise "iyileşme talebi" öne çıktı. Aktivistler bazı noktalarda ağaç dikerken, bazı noktalarda performans sanatları ve yürüyüşlerle küresel iklim grevine destek verdi.

Ugandalı aktivist Vanessa Nakate, "Sesimizi yükselttik. Bize ait olanı liderlerden talep etmek için elimizden gelen her şeyi yapıyoruz" diye konuştu:
"Ancak bu cuma, insanlar ve gezegen için yeniden ayağa kalkmak önemliydi. Çünkü iklim krizi pandemi sırasında hiç dinlenmedi."
Independent Türkçe



Aksiyon klasiğinin devamında rota değişti: Yönetmen koltuğu boşaldı

Oscar ödüllü Nicolas Cage, John Woo imzalı Yüz Yüze'de (Face/Off) sadist terörist Castor Troy'u canlandırmıştı (Paramount Pictures)
Oscar ödüllü Nicolas Cage, John Woo imzalı Yüz Yüze'de (Face/Off) sadist terörist Castor Troy'u canlandırmıştı (Paramount Pictures)
TT

Aksiyon klasiğinin devamında rota değişti: Yönetmen koltuğu boşaldı

Oscar ödüllü Nicolas Cage, John Woo imzalı Yüz Yüze'de (Face/Off) sadist terörist Castor Troy'u canlandırmıştı (Paramount Pictures)
Oscar ödüllü Nicolas Cage, John Woo imzalı Yüz Yüze'de (Face/Off) sadist terörist Castor Troy'u canlandırmıştı (Paramount Pictures)

1990'ların aksiyon klasiği Yüz Yüze'nin (Face/Off) devam filmi için yönetmen koltuğu boş kaldı. 

Collider'ın haberine göre, daha önce hem senaristliği hem de yönetmenliği üstleneceği açıklanan Adam Wingard, Paramount Pictures'ın devam projesinden ayrıldı.

Hollywood Reporter ayrılığın iki tarafın karşılıklı anlaşmasıyla gerçekleştiğini yazıyor. Böylece Face/Off 2, yönetmensiz kaldı ve stüdyo, John Travolta ve Nicolas Cage'li kült filmin devamı için farklı isimlerden yeni fikirler dinlemeye başladı.

2019'da yapımcı Neal Moritz'in bir yeniden çevrim üzerinde çalıştığı haberi gündeme gelmiş, Paramount da senaryoyu yazması için Oren Uziel'i görevlendirmişti. 2021'deyse stüdyo, Wingard'ı yönetmen olarak projeye dahil etmişti. Ayrıca Wingard'ın senaryoyu Simon Barrett'la birlikte kaleme aldığı duyurulmuştu.

Wingard'ın sıradaki filmi, A24 imzalı gerilim Onslaught. Yapımın oyuncu kadrosunda Adria Arjona, Dan Stevens, Drew Starkey ve Rebecca Hall yer alıyor. 43 yaşındaki Wingard, Misafir (The Guest), Katliam Gecesi (You're Next) ve Godzilla ve Kong: Yeni İmparatorluk'la (Godzilla x Kong: The New Empire) tanınıyor.

John Woo'nun yönettiği 1997 yapımı Yüz Yüze, deneysel bir prosedürle yüzlerini ve kimliklerini değiştiren bir FBI ajanıyla bir teröristin hikayesini anlatıyordu. Paramount'un Haziran 1997'de vizyona soktuğu film, dünya genelinde 240 milyon doların üzerinde hasılat elde etmiş ve ses efektleri kurgusu dalında Oscar adaylığı kazanmıştı.

Wingard, 2024'te Hollywood Reporter'a verdiği röportajda, Face/Off 2 için geldiği noktadan duyduğu heyecanı dile getirmişti.

"Face/Off meselesine çok girmek istemiyorum ama evet, bence senaryo gerçekten acayip iyi" demişti: 

Okuduğunuzda 'Vay anasını!' diyorsunuz. Bu, hayal bile edemeyeceğim kadar sahici bir devam filmi.

Independent Türkçe, Collider, Hollywood Reporter


Yeni seri katil filmi "sıfır" puanla sınıfta kaldı

Psycho Killer, eşini öldüren satanist katilin peşine düşen bir polise odaklanıyor (20th Century Studios)
Psycho Killer, eşini öldüren satanist katilin peşine düşen bir polise odaklanıyor (20th Century Studios)
TT

Yeni seri katil filmi "sıfır" puanla sınıfta kaldı

Psycho Killer, eşini öldüren satanist katilin peşine düşen bir polise odaklanıyor (20th Century Studios)
Psycho Killer, eşini öldüren satanist katilin peşine düşen bir polise odaklanıyor (20th Century Studios)

Yeni korku filmi Psycho Killer, Rotten Tomatoes'da adeta yerden yere vuruluyor.

Yedi (Seven), The Killer ve Hayalet Süvari'yle (Sleepy Hollow) tanınan Andrew Kevin Walker'ın yazdığı yeni seri katil filmi, ABD'de 20 Şubat'ta sinemalarda gösterime girdi. Barbarian yıldızı Georgina Campbell'ın başrolünde yer aldığı filmin oyuncu kadrosunda Grace Dove, Malcolm McDowell ve Logan Miller da var. 

Gavin Polone'un yönettiği Psycho Killer, eşinin vahşice öldürülmesinin ardından bir polis memurunun failin peşine düşmesini anlatıyor.

Eleştirmenlerin yorumları şu ana kadar istisnasız biçimde olumsuz: Film, Rotten Tomatoes'da nadir görülen şekilde yüzde sıfır puanda kaldı.

Rotten Tomatoes, Psycho Killer için yeterli sayıda doğrulanmış kullanıcı yorumu toplayınca izleyici puanı da açıklandı. Sinemaseverler eleştirmenlere kıyasla biraz daha yumuşak davranmış olsa da genel hava hâlâ olumsuz. Yeni yorumlar geldikçe tablo değişebilir ancak filmin izleyici skoru şimdilik yüzde 33'te kalmış görünüyor.

Olumsuz yorumlarda öne çıkan eleştiriler benzer: Oyunculuk ve senaryo en çok yerilen noktalar olurken, bazı izleyiciler özel efektlerden duydukları hayal kırıklığını da dile getirdi. Ayrıca film çoğu kişi tarafından "sıkıcı" bulundu.

Epic Film Guys, X'te "Psycho Killer sıkıcı, yavan bir keşmekeş" diye yazdı: 

Zayıf performanslar, sıradan karakterler ve dağınık hikaye, etkisiz ölüm sahneleriyle birleşince insanı tatmin etmiyor. En büyük kozunuz Malcolm McDowell'sa, ortada bir sorun vardır.

Midnight Movie Talk'tan Erick Weber ise daha sert konuştu: 

Akıl almaz derecede berbat. Gördüğüm en aptal senaryolardan biri. Fragmanla film arasındaki fark yüzünden izleyici 20th Century Studios'u dava etmeli.

AllAboutMovies de filmi "ortalamanın altında" ve "sebepsiz yere yavaş" diye niteledi; Campbell içinse "iyi olan tek şey oydu" yorumunu yaptı.

Fresh Fiction TV'den Courtney Howard da benzer bir çizgideydi: 

Son derece sıkıcı, dağınık bir film. Tembel, ilkel ve akıl karıştıran yaratıcı tercihlerle dolu. Georgina Campbell'a gerçekten yazık etmişler.

Filmin bütçesinin 10 milyon doların altında olduğu belirtiliyor. Bu nedenle gişede zamanla makul bir hasılata ulaşıp az da olsa kâra geçmesi ihtimal dahilinde. Kısacası düşük bütçe umut verse de gelen tepkiler filmin işinin kolay olmayacağını söylüyor.

Psycho Killer'ın Türkiye'deki vizyon tarihi şimdilik belirsiz.

Independent Türkçe, ScreenRant, GamesRadar


Politik tartışmadan kaçan Berlinale'de ödül gecesi taşları yerinden oynattı

Chronicles from the Siege'in yönetmeni Abdallah Alkhatib (solda), bir Filistinli olarak Filistin hakkında konuşmak zorunda olduğunu belirtti (AP)
Chronicles from the Siege'in yönetmeni Abdallah Alkhatib (solda), bir Filistinli olarak Filistin hakkında konuşmak zorunda olduğunu belirtti (AP)
TT

Politik tartışmadan kaçan Berlinale'de ödül gecesi taşları yerinden oynattı

Chronicles from the Siege'in yönetmeni Abdallah Alkhatib (solda), bir Filistinli olarak Filistin hakkında konuşmak zorunda olduğunu belirtti (AP)
Chronicles from the Siege'in yönetmeni Abdallah Alkhatib (solda), bir Filistinli olarak Filistin hakkında konuşmak zorunda olduğunu belirtti (AP)

76. Berlin Uluslararası Film Festivali (Berlinale) etkinlik boyunca siyasi tartışmalardan kaçındığı gerekçesiyle art arda eleştiriler alsa da jürinin tercihleri ve kazananların konuşmaları bu eksikliği önemli ölçüde telafi etti.

Festivalin büyük ödülü Altın Ayı, hükümetin hedefi haline gelen bir Türk ailesini izleyen, İlker Çatak imzalı Sarı Zarflar'a gitti. Hollywood Reporter'ın aktardığına göre ödülü takdim eden Jüri Başkanı Wim Wenders, filmi "totalitarizmin siyasal diliyle sinemanın empatik dili arasındaki karşıtlığı" anlatan bir yapım diye niteledi.

Ödülünü alırken Çatak, siyasi bir konuşma hazırladığını ancak bunu paylaşmamayı seçtiğini söyledi: 

Çok sayıda zeki insan çok sayıda akıllıca şey söyledi ve ben sahneyi bu filmi birlikte yaptığım harika insanlara bırakmak istiyorum. Bu ödülün asıl kahramanları onlar.

Yine de filmindeki bir sahnenin "Berlin'de geçen son birkaç günü hatırlattığını" belirterek şunu ekledi: 

Sinemacılar sinemacılara karşı, sanatçılar yaratıcı insanlara karşı... Ama biz düşman değiliz. Biz müttefikiz. Asıl tehdit aramızda değil. Asıl tehdit otokratlar. Aşırı sağ partiler. Zamanımızın nihilistleri; iktidara gelip yaşam biçimimizi yok etmeye çalışanlar.

İkincilik ödülü olan Gümüş Ayı Büyük Jüri Ödülü ise Emin Alper'in Kurtuluş filmine gitti. Alper konuşmasında, hapisteki İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu da dahil olmak üzere cezaevindeki bazı muhalif isimlerle dayanışma içinde olduğunu belirtti.

Alper ayrıca "zorbalık altında acı çeken İran halkı" ve "en korkunç koşullar altında yaşayan ve ölen Gazze'deki Filistinliler" için de sesini yükseltti.

Chronicles from the Siege'le GWFF En İyi İlk Uzun Metraj Film Ödülü'nü kazanan yönetmen Abdallah Alkhatib, sahneye kefiyeyle çıktı. Yapımcı Taqiyeddine Issaad ise Filistin bayrağı taşıyordu.

Alkhatib, "Berlinale'ye katılmak konusunda tek bir nedenle çok büyük baskı altındaydım" dedi: 

Burada durup 'Filistin özgür olacak' demek için.

Filistinli sinemacı sözlerini şöyle sürdürdü: 

Ve bir gün Gazze'nin tam ortasında, Filistin'in diğer şehirlerinin tam ortasında büyük bir film festivali düzenleyeceğiz. Festivalimiz kuşatma altında yaşayanlarla, işgal altında yaşayanlarla ve dünyanın dört bir yanında diktatörlükler altında yaşayanlarla dayanışma içinde olacak. Sinemadan önce siyasetten konuşacağız. Sanattan önce direnişten, görevden önce özgürlükten, kültürden önce insandan söz edeceğiz. O uzun zamandır beklenen gün geliyor.

Alkhatib sözlerine "Uzun zamandır beklenen gün geliyor ve insanlar ne olduğunu sorduğunda onlara, 'Filistin hatırlıyor' deyin. Bizimle birlikte duran herkesi hatırlayacağız ve bize, onurlu bir yaşam sürme hakkımıza karşı çıkan ve sessiz kalmayı seçen herkesi hatırlayacağız" diyerek devam etti. 

37 yaşındaki yönetmen sözlerini şöyle sürdürdü:

Bazı insanlar bana, şimdi söylemek üzere olduklarımı söylemeden önce dikkatli olmam gerektiğini söyleyerek Almanya'da bir mülteci olduğumu hatırlattı. Çok fazla kırmızı çizgi var ama umurumda değil. Benim umurumda olan halkım, Filistin. O yüzden son sözüm Alman hükümetine: İsrail'in Gazze'deki soykırımında ortaksınız. Bu gerçeği anlayacak kadar zeki olduğunuza inanıyorum ama umursamamayı seçiyorsunuz. Filistin özgür olsun; şimdi, dünyanın sonuna kadar.

Kısa Film Altın Ayı ödülü Marie-Rose Osta'nın Someday, a Child'a (Yawman ma walad) verildi. Osta'nın konuşması seyirciden alkış ve tezahüratlarla bölündü.

Osta, "Burada ikiye bölünmüş halde duruyorum" dedi: 

Bir yanımda yönetmen olan tarafım var; hayatımı değiştirecek bu sevimli, güzel ayıyı alıyor olmaktan inanılmaz etkilenmiş durumdayım. Öte yandan içimdeki insan. Lübnanlı bir kadın, bir tanık... Ve hikayemi sizinle paylaşmak zorundayım.

Osta, konuşmasını şöyle sürdürdü:

Bir çocuk hakkında film yaptım. Süper güçleri var; uykusundan onu uyandıran rahatsız edici sesleri yüzünden iki İsrail savaş uçağını düşürüyor. Bu sinema. Ama gerçek hayatta Filistin'in her yerindeki ve benim Lübnan'ımdaki çocukların, onları İsrail bombalarından koruyacak süper güçleri yok. Ateşkes, hem Gazze'de hem Lübnan'da İsrail tarafından ihlal ediliyor. Hiçbir çocuğun bir soykırımdan sağ çıkmak için süper güçlere ihtiyacı olmamalı. Bu ödülün bir anlamı varsa o da Lübnanlı ve Filistinli çocukların pazarlık konusu olmayacağıdır.

Berlinale'nin yeni başkanı Tricia Tuttle, hem festivalde ifade özgürlüğünün yerini savunan hem de basın toplantılarında siyasi soru sorulmasına mesafeli duran uzun bir açıklama kaleme almıştı. Buna karşılık, 80'den fazla sinemacı festivalin Gazze'deki soykırıma karşı sessizliğini kınayan bir açık mektuba imza atmıştı.

Wim Wenders, Altın Ayı'yı Çatak'a takdim etmeden önce Tuttle'ı överek "Bir fırtınayı birlikte atlattık" dedi. Tuttle ise töreni şu sözlerle kapattı: 

Bu akşam bu sahne, Berlinale'nin kendisi gibiydi. Burası hiçbir zaman sessizliğin yeri olmadı. Burası sanatçıların konuştuğu bir yer; bazen rahatsız eden ya da tartışmalı bulunan biçimlerde konuşurlar ama o alanı açık tutmamız önemli. Konuşmazsak ne olur, kim bilebilir?

12-22 Şubat'ta Berlin'de düzenlenen festival, açılış gecesinde jüri başkanı Wim Wenders'in Gazze'yle ilgili verdiği yanıtın ardından siyasi tartışmaların gölgesinde kalmıştı.

Wenders, "Sinemacılar olarak siyasetin dışında kalmalıyız" sözleriyle eleştirilerin hedefi haline gelmişti.

Independent Türkçe, IndieWire, Hollywood Reporter, Variety