Merkel'in partisinin tarihi yenilgisi... Ufukta 3 partili bir koalisyon hükümeti görülüyor

Scholz (solda) ve Laschet (sağda) oylarını Potsdam (doğu) ve Aachen'de (batı) kullandılar
Scholz (solda) ve Laschet (sağda) oylarını Potsdam (doğu) ve Aachen'de (batı) kullandılar
TT

Merkel'in partisinin tarihi yenilgisi... Ufukta 3 partili bir koalisyon hükümeti görülüyor

Scholz (solda) ve Laschet (sağda) oylarını Potsdam (doğu) ve Aachen'de (batı) kullandılar
Scholz (solda) ve Laschet (sağda) oylarını Potsdam (doğu) ve Aachen'de (batı) kullandılar

Almanya’da dün yapılan genel seçimlerin ön sonuçları, Başbakan Angela Merkel’in 20 yıl liderliğini yaptığı Hıristiyan Demokrat Birlik Partisi (CDU)  için tarihi bir yenilgiye işaret etti. Parti oylarının yaklaşık yüzde 25'ini kaybederken partinin oy oranı onlarca yıl sonra ilk kez yüzde 30'un altına düştü.
Öte yandan Hristiyan Birlik Partileri (CDU/CSU) tarafından başbakanlığa aday gösterilen CDU Genel Başkanı Armin Laschet, partisinin büyük bir seçim yenilgisine uğradığını kabul etse de bir sonraki hükümeti kurmaya ve ülkeyi yönetmeye kararlı gibi görünüyordu. Laschet, Yeşiller Partisi ve Hür Demokratik Parti (FDP) ile hükümet kurmak için müzakerelere girmeye hazır olduğunu açıklarken, Seçimin galibi Sosyal Demokrat Parti’nin (SPD) başbakan adayı Olaf Schultz da, ön sonuçların partisinin CDU ile aynı yüzdeyi, yani yüzde 25'i elde ettiğini göstermesinin ardından, başbakanlık üzerinde çalışmaya başlamaya hazır olduğunu duyurdu. Almanya’da bir sonraki hükümetin kurulması sürecinde zorlu müzakerelere tanık olunması bekleniyor.
Yeşiller Partisi yaklaşık yüzde 15 oyla üçüncü olurken, FDP ve aşırı sağcı Almanya için Alternatif (AfD) partisi aynı oranlarda oyla dördüncü oldular.
Ön sonuçlara göre bir sonraki hükümet, iki değil, üç partili bir koalisyon hükümeti olacak. Çünkü kazanan iki partinden hiçbiri, ikinci bir partiyle çoğunluk koalisyonu kuramıyor.
Laschet, seçim gününe kadar, seçim kampanyasına damgasını vuran ve popülaritesinde önemli bir düşüşe neden olan tartışmalardan ve gaflardan kaçınmayı başaramadı. Oylama kullanırken de elinde oy pusulasıyla perdenin arkasından çıkan Laschet, oy pusulasını ters şekilde katladığı için seçimini kameralar önünde yaptı. Oysa Almanya yasalarına göre oylama gizli olmalıdır. Oylamanın gizliliğine uymayanların oyu geçersiz sayılabilir. Şimdi Alman basını, Laschet'in Almanya yasalarını gerçekten umursayıp umursadığını sorguluyor.
60 yaşında olan Laschet, son aylarda seçmenlere karşı ‘kayıtsız’ olmakla, onların anlamaktan uzak kalmakla ve seçimi kazanması halinde uygulamak istediği net bir programa sahip olmamakla suçlandı. Laschet, partisinin kendisini başbakanlığa aday gösterdiğinde başarılı olursa uygulamak istediği 3 politika dahi sıralayamadı ve iki plandan bahsetmekle yetindi.
Daha önce, Kuzey Ren Vestfalya Eyaleti Başbakanı iken oğlunun şirketine büyük miktarda maske siparişi veren Laschet’in adı bu yüzden bir yolsuzluk skandalına karıştı. Bu iddia karşısında yersiz kahkahalar atması Laschet’e olan güvenin azalmasına neden oldu. Laschet, geçtiğimiz Temmuz ayında sel felaketinin yaşandığı bölgede gazetecilere konuşan Almanya Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier'in arkasında dururken gülüyordu.
Laschet’in popülaritesi, seçimlerden önceki son güne kadar kamuoyu yoklamalarında düşmeye devam etti. Ancak seçim öncesi son anketlerde başlıca rakibi Olaf Scholtz'a yaklaşması, rahat bir nefes almasını sağladı.
63 yaşındaki Olaf Scholz, 2011-2018 yılları arasında yaptığı Hamburg Belediye Başkanlığı ve ardından maliye bakanlığı sırasında mali skandallardan çok uzak bir isim olamadı. Ancak Laschet'in aksine bu skandallar, seçmenlerine söylediği “Beni tanıyorsunuz” ifadesine güvenen Scholtz'un popülaritesini etkilemedi.
Bu ifade, Merkel'in 2017 yılında katıldığı son seçimlerde seçim kampanyasında, seçmenlerin onun hakkındaki ‘bilgisine’ ve mirasına dayanarak dördüncü kez seçildiğinde kullandığı cümlenin bir yansımasıydı. Scholtz, Merkel’in hükümetinde başbakan yardımcılığı ve maliye bakanlığı yapması nedeniyle karizmatik olmasa da halkın güvenini kazanmayı başardı. Scholtz, seçmenleri, Merkel'i destekleyenleri ve hatta Laschet yüzünden CDU'ya oy vermeyi reddedenleri bile, Merkel'in sağladığı istikrar ve ekonomik refah dönemini sürdüreceğine ikna etti.
Merkel'in seçim kampanyasında yer almadı ve tereddütlü seçmen Laschet'e oy vermekte zorlandı. Birçok kişi Merkel'in gerçekten Laschet'i destekleyip desteklemediğini merak ediyor. Merkel, seçim kampanyasının son haftasına kadar Laschet ile birlikte kampanyada görünmedi, ama Laschet'e oy verilmesi çağrısında bulundu. Ayıca sosyalistlerin seçimleri kazanması halinde sol eğilimli bir hükümet kurabileceklerine karşı uyardı.
Merkel, seçim kampanyasına katılmaması konusunda herhangi bir savunma yapmadı. Gazetelerde yer alan tek şey, Merkel’in ofisi tarafından yapılan ve CDU’nun seçim kampanyasına kapsamlı katılımda bulunmayacağı yönündeki açıklamaydı. Merkel’in CDU’nun seçim kampanyasına katılmamasıyla ilgili analizlerden birinde, Merkel’in kendisinden sonra partinin başına gelmesini ve ardından başbakan olmasını istediği ‘seçilmiş halefi’ Annegret Kramp-Karrenbauer’in olmayışı nedeniyle Merkel'in kampanyaya katılmak için kişisel bir nedenin bulunmadığına işaret edildi. Kramp-Karrenbauer, Merkel hükümetinde savunma bakanı olarak göreve devam etse de seçilmesinden bir yıldan kısa bir süre sonra parti liderliğinden istifa etmişti.
Bir başka analizde ise Merkel’in, başbakan adayı için verilen mücadele sırasında CDU içinde yaşanan bölünmelerden rahatsız olduğuna işaret edildi. Parti, Laschet ile CDU’nun Bavyera’daki kardeş partisi Bavyera Hristiyan Sosyal Parti adayı Marcus Söder arasında seçim yapma sürecinde bölünmüştü. Her zaman Laschet'ten çok daha popüler olan Söder, karizmatik ve Merkel'in mülteci politikası nedeniyle CDU/CSU’dan ayrılan seçmenleri geri kazanacak kadar muhafazakâr bir isim. Ancak CDU/CSU, büyük partinin birincil adayı olduğu için sonunda Laschet'i başbakan adayı olarak seçti.
Bazı çevreler, Merkel’in başbakan adayı olacak tek kadının öncelikle başarılı olmasını umduğunu, ancak daha sonra kendi yanlış adımları nedeniyle geri adım attığını düşünüyorlar. Bahsi geçen kadın, 40 yaşındaki en genç aday olan Yeşiller Partisi adayı Annalina Birbock’tan başkası değildi. Merkel'den farklı bir partiden olmasına rağmen, iki kadının yakın oldukları bir sır değil. Merkel sık sık Federal Meclis'in (Bundestag) bir köşesinde otururken Bierbock ile fısıltılı sohbetler etti. Birbock’tıın popülaritesi, her ne kadar seçimlere birkaç hafta kala gerilese de adayı olduğu Yeşiller Partisi’nin, son seçimlerden bu yana çok büyük bir sıçrama yapması, partinin kurulacak herhangi bir hükümetin parçası olacağı neredeyse kesin gözüyle bakılmasını sağladı.
Parti ayrıca, diğer partilerin çoğuna iklim değişikliğiyle mücadele gündemini dayatmayı başardı.
Yeşiller Partisi, kendilerine ideolojik olarak CDU’dan daha yakın olan sosyalistlerle bir koalisyon hükümetine girmeyi tercih ediyor. Ancak iki taraf da büyük olasılıkla yanlarında üçüncü bir partiyle hükümeti kurmak zorunda kalacak. Almanya, İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana ilk kez, her zamanki gibi iki büyük parti yerine üç partili koalisyon hükümetiyle Federal Parlamento seçimlerine gidiyor.
Bazı taraflar, özellikle üçüncü parti FDP ‘kral yapıcı’ olabileceği için partilerin hükümet kurmak için bir koalisyon oluşturana kadar müzakerelerin haftalar ve hatta aylarca sürmesini bekliyorlar. Daha önce maliye bakanlığına aday olan FDP lideri Christian Lindler, kendisine ideolojik olarak daha yakın olan CDU/CSU’nun yanında bir hükümete girmeyi tercih ettiğini açıkça belirtmişti. Ancak, CDU/CSU’nun vergileri artırmamayı ve kamu borcunu sınırlama politikasına bağlı kalmayı kabul etmesi halinde sosyalistlerle bir koalisyon hükümetine katılamaya açık olduğunu da gösterdi.

 


ABD'de ekonomik kaygı zirvede: Endişe 2008 krizini bile geçti

Fotoğraf: Unsplash
Fotoğraf: Unsplash
TT

ABD'de ekonomik kaygı zirvede: Endişe 2008 krizini bile geçti

Fotoğraf: Unsplash
Fotoğraf: Unsplash

Bugün Amerikalılar, mali durumları konusunda 2008'deki Büyük Durgunluk dönemine kıyasla daha fazla endişe duyuyor.

Salı günü yayımlanan Gallup anketine göre, ABD'li yetişkinlerin yarısından fazlası (yüzde 55) mali durumlarının kötüye gittiğini söylüyor; bunun nedeni yüksek enflasyonun yanı sıra enerji, barınma, sağlık, üniversite, ulaşım ve çocuk bakımı maliyetlerindeki artış.

Bu rakam, hem 2008'de hem de 2020'deki Kovid pandemisinin ilk günlerinde kaydedilen ekonomik korku seviyesinden daha yüksek olduğu için özellikle dikkat çekici.

Nisan 2008'deki Büyük Durgunluk sırasında, önde gelen ABD bankaları yönetimden kurtarma paketleri isterken ve konut piyasası çökerken, halkın yaklaşık yüzde 49'u mali durumları konusunda endişeliydi. Gallup'a göre, Nisan 2020'de halkın yarısı (yüzde 50) bu endişeleri dile getirmişti.

Gallup tarafından yapılan ankete göre 2026'da halkın yaklaşık yüzde 31'i en büyük mali sorunlarının enflasyon ve hayat pahalılığı olduğunu söyledi. ABD enflasyonu martta yüzde 3,3'e yükseldi; bu, Mayıs 2024'ten bu yana en yüksek seviye.

Gallup anketine katılanların yüzde 13'ü ise konut ve kira fiyatlarının en büyük endişeleri olduğunu belirtti. Rekor seviyelere yakın konut fiyatları ve yüksek ipotek faiz oranlarının birleşimi, bazı tüketicilerin ev sahibi olma hayalinden vazgeçmesine yol açtı. Kira fiyatları da düşüş göstermiyor; iProperty Management'a göre, ortalama aylık kira 2020'den bu yana 513 dolar arttı ve bu, son 20 yıldaki en büyük 6 yıllık artış.

ABD Çalışma İstatistikleri Bürosu'na göre tam yağlı süt, taze tavuk ve kıyma gibi temel gıda maddelerinin fiyatları, son 20 yıldaki önceki en yüksek seviyelerine yakın veya daha yüksek seviyelerde seyrediyor.

Ankete katılanların yüzde 13'ü tarafından ikinci en büyük finansal endişe olarak belirtilen enerji maliyetleri, martta önemli ölçüde arttı. Motor kulübü Amerikan Otomobil Birliği'ne göre, benzin fiyatları 4 yılın en yüksek seviyesine ulaştı ve bazı şehirlerde galon başına 6 doları aştı.

Etki sadece benzin fiyatlarıyla sınırlı kalmıyor, havayolu yolcuları da bunun bedelini ödüyor. En az 6 havayolu şirketi, artan yakıt giderlerini karşılamak için bagaj fiyatlarını yükseltirken, United Airlines CEO'su şirketin bilet fiyatlarını yüzde 15 ila 20 oranında artırdığını söyledi.

Yüksek fiyatlardan kaynaklanan tüketici memnuniyetsizliği, ABD Başkanı Donald Trump ve yönetimi üzerinde baskı oluşturuyor. Zaman zaman ülkenin mali durumuna ilişkin iyimser bir tablo çizen Trump, şubatta ekonomiden "çok gurur duyduğunu" söylemişti; oysa o dönemde tüketicilerin yüzde 90'ı ülkenin hayat pahalılığı krizinde olduğuna inanıyordu.

Independent Türkçe


Donald Trump'ın heykeli, Kuzey Kore liderininkine benzetildi

ABD Başkanı Trump'ın altın renge boyanmadan önce burada gösterilen heykeli, Kuzey Kore'deki diktatör Kim Jong-il heykeline benzetildi (Instagram/alan cottrill/AFP)
ABD Başkanı Trump'ın altın renge boyanmadan önce burada gösterilen heykeli, Kuzey Kore'deki diktatör Kim Jong-il heykeline benzetildi (Instagram/alan cottrill/AFP)
TT

Donald Trump'ın heykeli, Kuzey Kore liderininkine benzetildi

ABD Başkanı Trump'ın altın renge boyanmadan önce burada gösterilen heykeli, Kuzey Kore'deki diktatör Kim Jong-il heykeline benzetildi (Instagram/alan cottrill/AFP)
ABD Başkanı Trump'ın altın renge boyanmadan önce burada gösterilen heykeli, Kuzey Kore'deki diktatör Kim Jong-il heykeline benzetildi (Instagram/alan cottrill/AFP)

ABD Başkanı Trump'ı tasvir eden 4,5 metrelik altın rengi heykel, Kuzey Kore'nin eski diktatörlerinin anıtlarına benzetildi.

Trump National Doral Miami'deki "Don Colossus" lakaplı heykel, PGA Tour'un Cadillac Şampiyonası'ndan sadece bir hafta önce dikildi.

Ancak sosyal medya kullanıcıları, yapıyı eski Yüce Liderler Kim Il-sung ve "Sevgili Lider" Kim Jong-il'e adanmış iki heykele benzetmekte gecikmedi.

NBCUniversal'ın eski üst düzey yöneticisi Mike Sington, X'te "Trump'ın Miami'deki Doral National golf sahasına yerleştirilen altın rengi heykeli, Kuzey Kore'deki Sevgili Lider heykeline epey benziyor" diye yazdı.

Trump'ı sık sık eleştiren internet kişiliği Dr. Sam Youssef, X'te başkanın bu heykelle "Kuzey Kore liderlerine benzeme hayalini" gerçekleştirdiğini söyledi.

Profesyonel golf oyuncusu Rickie Fowler, Golfweek'e, "Başka ne beklenirdi ki?" diye konuştu.

Trump, ilk döneminde Kuzey Kore'nin mevcut yüce lideri Kim Jong-un'la gergin bir ilişki yaşamıştı. Diktatöre "Küçük Roket Adam" lakabını takmış ve nükleer düğmesinin Kim'inkinden "çok daha büyük" olduğunu iddia etmişti.

Trump, otokratın kendisine "güzel mektuplar" göndermesinin ardından "aşık olduklarını" iddia ederek ikilinin barıştığını söylemişti.

r4tgtrh
PGA Tour'un Cadillac Şampiyonası'ndan sadece bir hafta önce dikilen 4,5 metrelik heykel, bir ödeme anlaşmazlığının merkezindeydi (AFP)

Trump, nisanda bile Kim'le "çok iyi anlaştığını" ve Kuzey Kore diktatörünün eski Başkan Joe Biden'ın zihinsel yeterliliğini alaya almak için aşağılayıcı bir terim kullandığını söylemişti.

Golfweek'e göre bazı golfçüler ve PGA Tour personeli, 2024'te Pensilvanya'daki suikast girişiminde olduğu gibi yumruğunu kaldırmış halde gösterilen Başkan Trump heykeliyle poz vermeyi pek de istemiyor.

Maverick McNealy, internet sitesine, "fazla uzun ve fazla altın rengi" diye tanımladığı heykelle özçekim yapıp yapmayacağına henüz karar vermediğini söyledi.

Turnuva fotoğrafçısı, PGA Tour personeline heykelle fotoğraf çektirmek isteyip istemediklerini sorduğunda, kesin bir "hayır" cevabıyla karşılaştı.

bgrbgr
Ohio merkezli bir sanatçı tarafından yapılan Trump heykeli altın varakla kaplandı (AFP)

Golfweek'e göre fotoğrafçı "Tamam, hepinizin bu kadar duyarcı olduğunu bilmiyordum" diye yanıt verdi.

Bronzdan yapılmış 3,1 tonluk heykel, Ohio merkezli sanatçı Alan Cottrill tarafından tasarlandı.

Ancak Cottrill, Columbus Dispatch'e, Ağustos 2024'te heykeli sipariş eden kripto para grubu $PATRIOT'la daha önce bir ödeme anlaşmazlığı yaşadığını söyledi.

Cottrill'e bronz için 300 bin ve altın varak kaplaması için 60 bin dolar ödenmişti.

Sanatçı, anlaşmazlığın $PATRIOT'un heykelin görselini kripto para birimleri satmak için kullanmasıyla başladığını söyledi. Bu durum, kendisine tam ödeme yapılana kadar heykeli Muskingum County'deki gizli bir yerde tutmasına neden olmuş.

Beyaz Saray, kripto projesi veya sözkonusu heykelle hiçbir ilgisinin olmadığını savunuyor.

Independent Türkçe


Türkiye ve Ermenistan, ABD desteğiyle anlaşmazlıkları aşan iş birliğine yöneliyor

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 20 Haziran 2025’te İstanbul’da Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan’ı kabul ederken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 20 Haziran 2025’te İstanbul’da Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan’ı kabul ederken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
TT

Türkiye ve Ermenistan, ABD desteğiyle anlaşmazlıkları aşan iş birliğine yöneliyor

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 20 Haziran 2025’te İstanbul’da Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan’ı kabul ederken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 20 Haziran 2025’te İstanbul’da Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan’ı kabul ederken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Türkiye ve Ermenistan, diplomatik ilişkilerin kesilmesinin üzerinden geçen onlarca yılın ardından, “1915 olaylarının soykırım olduğu iddiaları” ve Dağlık Karabağ meselesi nedeniyle derinleşen anlaşmazlıklara rağmen ilişkileri normalleştirme yönünde yeni bir adım attı.

İki ülke, her yıl 24 Nisan’da Ermenistan ve birçok Batı ülkesinin “Ermeni Soykırımı” olarak andığı olayların anılması sırasında yaşanan gerilim ve karşılıklı açıklamaların yerini bu yıl iş birliği projelerine bırakmaya başladı. Türkiye, söz konusu olayların soykırım olmadığını, Birinci Dünya Savaşı sırasında Doğu Anadolu’da her iki taraftan da kayıpların yaşandığını savunuyor.

ABD desteğiyle temaslar ve yeni iş birliği

Washington’ın da memnuniyetle karşıladığı süreç kapsamında, Türkiye’nin kuzeydoğusundaki Kars kentinde, Ermenistan sınırına yakın bir noktada iki ülke arasında “Ortak Çalışma Grubu” toplantısı gerçekleştirildi. Toplantının amacı, Kars ile Ermenistan’ın Gümrü kenti arasındaki demiryolu hattının yeniden onarılması ve işletmeye açılması olarak açıklandı.

dfgt
Türkiye ile Ermenistan arasında, iki ülke arasındaki demiryolu hattının yeniden işletmeye açılmasını görüşmek üzere Kars sınır kentinde gerçekleştirilen toplantıdan bir görüntü (Türkiye Dışişleri Bakanlığı)

Türkiye Dışişleri Bakanlığı, salı günü yapılan toplantının, 2021 yılında başlatılan normalleşme süreci çerçevesindeki mutabakatların devamı olduğunu belirtti.

Taraflar, Kars-Gümrü demiryolu hattının mümkün olan en kısa sürede yeniden faaliyete geçirilmesinin bölgesel ulaşım bağlantıları açısından önemine dikkat çekti.

ABD’nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack, toplantıyı sosyal medya platformu X üzerinden “bölgesel bağlantı ve barış açısından önemli bir dönüm noktası” olarak nitelendirdi. Barrack, hattın bir asırdan uzun süredir bölgeyi birbirine bağlayan önemli bir ticaret yolu olduğunu ve son trenin Temmuz 1993’te geçtiğini hatırlattı.

Barrack ayrıca Türkiye ile Ermenistan’ın ekonomik ve toplumsal yakınlaşma yönünde attığı adımları memnuniyetle karşıladığını belirterek, bu sürecin ABD’nin “Uluslararası Barış ve Refah için Trump Yolu” vizyonu ve 8 Ağustos 2025’te Beyaz Saray’da düzenlenen (ABD-Azerbaycan-Ermenistan) “tarihi barış zirvesi” ile uyumlu olduğunu ifade etti.

Normalleşme süreci

Türkiye, 2020’deki Dağlık Karabağ savaşında Azerbaycan’a güçlü destek vermişti. Buna rağmen 2021 yılında Ermenistan ile normalleşme ve çözüm görüşmelerini başlattı. Bu kapsamda Türkiye, eski Washington Büyükelçisi Serdar Kılıç’ı özel temsilci olarak atarken, Ermenistan da Meclis Başkan Yardımcısı Ruben Rubinyan’ı temsilci olarak görevlendirdi.

ddvfd
ABD Başkanı Donald Trump’ın ev sahipliğinde Ağustos 2025’te Beyaz Saray’da düzenlenen zirvede, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ile Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan arasında el sıkışma anı (EPA)

Geçen yıl Azerbaycan ile Ermenistan arasında bir barış anlaşması metni üzerinde uzlaşma sağlanması, Türkiye-Ermenistan ilişkilerindeki normalleşme sürecine de ivme kazandırdı. 6 Şubat 2023 depremlerinin ardından, iki ülke arasındaki Alican-Margara sınır kapısı 35 yıl sonra ilk kez insani yardım geçişi için açıldı.

Üst düzey ziyaretler ve diplomatik temaslar

Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, 2023’te Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yemin törenine katıldı. Ardından 20 Haziran 2025’te Erdoğan’ın davetiyle Türkiye’ye resmi çalışma ziyareti gerçekleştirdi. Bu ziyaret, iki ülke arasında üst düzeyde gerçekleşen ilk ziyaretlerden biri oldu.

Paşinyan, ziyaret sırasında Dolmabahçe Sarayı’nda Erdoğan ile görüştü. Ermenistan Meclis Başkanı Alen Simonyan, bu ziyareti “tarihi” olarak nitelendirdi.

sc c vcf
20 Haziran 2025’te İstanbul’da, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan arasında, iki ülkenin dışişleri bakanlarının da katıldığı görüşmeden bir kare (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Paşinyan daha sonra yaptığı değerlendirmede, Türkiye ile temasların “çok yapıcı” olduğunu belirterek, somut sonuçlar henüz alınmasa da önemli ilerleme kaydedildiğini söyledi.

Paşinyan, üç yıl önce Ermenistan’ın Türkiye’nin tutumunu öğrenmek için üçüncü ülkeler aracılığıyla iletişim kurmak zorunda kaldığını, ancak bugün doğrudan ve hatta günlük temasların sürdüğünü ifade etti.