İsrail Başbakanı Bennett, BM’de İsraillilerin sesini iletme fırsatına sahip olduğu için mutlu olduğunu söyledi

Bennett, dün New York'a gitmeden önce Ben Gurion Havalimanı'nda gazetecilere açıklama yaparken (DPA)
Bennett, dün New York'a gitmeden önce Ben Gurion Havalimanı'nda gazetecilere açıklama yaparken (DPA)
TT

İsrail Başbakanı Bennett, BM’de İsraillilerin sesini iletme fırsatına sahip olduğu için mutlu olduğunu söyledi

Bennett, dün New York'a gitmeden önce Ben Gurion Havalimanı'nda gazetecilere açıklama yaparken (DPA)
Bennett, dün New York'a gitmeden önce Ben Gurion Havalimanı'nda gazetecilere açıklama yaparken (DPA)

İsrail Başbakanı Naftali Bennett dün New York'ta selefi Binyamin Netanyahu'nun siyasi söylemleriyle çelişen açıklamalarda bulunarak, hükümetinin Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'na değer verdiğini ve platform aracılığıyla İsrail ve İsraillilerin sesini iletme fırsatına sahip olduğu için mutlu olduğunu söyledi.
Bennett, BM’nin “İsrail'in bölgedeki yeri, özel İsrail ruhu, dünyaya bağışlarımız ve çeşitli konulardaki tutumumuz hakkındaki hikayemizi anlatma fırsatı veren önemli bir platform” olduğunu söyledi.
Tel Aviv'deki gözlemciler, Bennett'in kasıtlı olarak BM’ye saldıran Netanyahu'dan farklı bir pozisyonda göründüğüne dikkat çekti. Netanyahu, Birleşmiş Milletler Filistinli Mültecilere Yardım Ajansı’nı (UNRWA) eleştirerek, Filistinli gençleri İsrail'den nefret etmeleri ve İsrail'le savaşmaları için eğitmekle suçlarken, Bennett İsrail ve tüm ulusların lehine dengeli bir duruş için onunla işbirliği yapma arzusunu dile getirdi.
Bennett’in yardımcıları, bugün Genel Kurul’da yapacağı konuşmada, İran sorunu ve İsrail’in yeni tip koronavirüs salgınıyla mücadeleye katkısının yanı sıra Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’ın İsrail- Filistin çatışması söylemini görmezden gelerek bunun yerine İbrahim anlaşmaları ve bunları genişletme ihtiyacı konularına odaklanma niyetini basına bildirdi. İsrail Başbakanı dün akşam New York’ta Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Dış İlişkilerden Sorumlu Devlet Bakanı Enver Karkaş ve Bahreyn Dışişleri Bakanı Abdullatif bin Rashid Al Zayani'yle bir araya geldi.
Bennett, hükümetinin komşularıyla barış yapmak istediğini ancak uzun bir güven yoluna ihtiyacı olduğunu söyledi. İsrail Başbakanı, Abbas’ın İsrail’i Doğu Kudüs de dahil olmak üzere 1967 sınırlarındaki işgaline son vermesi için bir yıl verdiklerini aksi takdirde Filistin yönetiminin Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne gideceğine dair yaptığı açıklamasına atıfta bulunarak, “Kendimizi başka partilere, İran’a veya Filistinlilere göre tanımlamıyoruz. Liderlere vatandaşlarına odaklanmalarını, yaşam koşullarını iyileştirmelerini ve İsrail devleti saplantısını bırakmalarını tavsiye ediyorum” açıklamasında bulundu. Bennett, ayrıca Arap dünyasında İsrail ile barış arayan güçlere övgüde bulundu.
Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nde faaliyet gösteren bir ABD örgütünün himayesinde Erbil’de düzenlenen ve Iraklı yerel liderler ile ileri gelenlerin İsrail ile normalleşme çağrısı yaptığı konferansa dikkati çeken Bennett, hükümetinin kendisini tanıyan herkese barış elini uzattığını kaydetti.
Bennett, ABD’ye giderken Batı Şeria’da meydana gelen ve 5 Filistinlinin hayatını kaybettiği çatışmalarla ilgili olarak, İsrail güçlerinin bekledikleri gibi davrandığını ve terör eylemlerinin engellendiğini söyleyerek, gerçek barışın amaçlarına hizmet etmek adına BM’de önemli bir konuşma yapmak için yola çıktığını kaydetti.



İranlı yetkili: Mart ayı başında yapılacak yeni nükleer görüşmeler geçici bir anlaşmaya yol açabilir

İran’ın Buşehr nükleer reaktörü (Reuters)
İran’ın Buşehr nükleer reaktörü (Reuters)
TT

İranlı yetkili: Mart ayı başında yapılacak yeni nükleer görüşmeler geçici bir anlaşmaya yol açabilir

İran’ın Buşehr nükleer reaktörü (Reuters)
İran’ın Buşehr nükleer reaktörü (Reuters)

İranlı üst düzey bir yetkili bugün Reuters’a yaptığı açıklamada, Tahran ile Washington arasında ülkesine yönelik yaptırımların kaldırılmasının kapsamı ve mekanizması konusunda görüş ayrılıkları bulunduğunu belirtti.

Yetkili, nükleer programla ilgili yeni görüşmelerin mart ayı başında yapılmasının planlandığını söyledi.

Yetkili, İran’ın yüksek zenginleştirilmiş uranyum stokunun bir kısmını ihraç etme, saflığını düşürme ve uranyum zenginleştirme konusunda bölgesel bir birlik oluşturma seçeneğini ciddi şekilde değerlendirebileceğini ifade etti. Karşılığında ise İran’a barışçıl amaçlarla uranyum zenginleştirme hakkının tanınması gerektiğini vurguladı.

“Görüşmeler sürecek ve geçici bir anlaşmaya varma imkânı mevcut” diyen yetkili, sürecin devam edeceğini kaydetti.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, geçen hafta ABD ile yapılan nükleer görüşmelerin ardından birkaç gün içinde karşı öneri taslağı hazırlanmasını beklediğini açıklamıştı. Öte yandan Başkan Donald Trump, İran’a sınırlı askeri saldırılar düzenlemeyi değerlendirdiğini belirtmişti.

Yetkili, İran’ın petrol ve maden kaynaklarının kontrolünü Washington’a teslim etmeyeceğini, ancak Amerikan şirketlerinin İran’daki petrol ve gaz sahalarında her zaman faaliyet gösterebileceğini de ifade etti.


Witkoff: Trump’ın İran için belirlediği kırmızı çizgiler arasında ‘sıfır zenginleştirme’ de var

ABD’nin Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff (Reuters)
ABD’nin Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff (Reuters)
TT

Witkoff: Trump’ın İran için belirlediği kırmızı çizgiler arasında ‘sıfır zenginleştirme’ de var

ABD’nin Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff (Reuters)
ABD’nin Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff (Reuters)

ABD’nin Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff, Başkan Donald Trump’ın İran’ın nükleer programına ilişkin bir anlaşmayı neden hâlâ kabul etmediğini sorguladığını söyledi. Witkoff, Washington’ın baskı uygulamasına rağmen Tahran’ın anlaşmaya yanaşmamasının Beyaz Saray’da şaşkınlık yarattığını ifade etti.

Fox News’e verdiği röportajda Witkoff, Trump’ın İran’ın tutumuna hayret ettiğini belirterek, “Neden teslim olmadıklarını merak ediyor... ‘Teslim olmak’ ifadesini kullanmak istemiyorum ama neden teslim olmadılar?” dedi.

Witkoff, Trump’ın ayrıca İran’ın ‘bu denli yoğun baskı ve bölgede sahip olduğumuz deniz gücünün büyüklüğü karşısında’ ABD ile temasa geçmemesini sorguladığını aktardı. Trump’ın, Tahran’ın nükleer silah edinme niyetinde olmadığını ilan etmesini ve hangi adımları atmaya hazır olduğunu netleştirmesini beklediğini dile getirdi.

ABD’li yetkili, Trump tarafından belirlenen kırmızı çizgilerin İran’ın uranyum zenginleştirmede ‘sıfır zenginleştirme’ seviyesini korumasını şart koştuğunu söyledi. Witkoff, İran’ın uranyumu sivil amaçlar için gerekli seviyenin ötesinde zenginleştirdiğini de ifade etti.

Witkoff, aynı röportajda, devrik İran Şahı’nın oğlu Rıza Pehlevi ile görüştüğünü de doğruladı.

Witkoff, “Başkanın talimatıyla onunla görüştüm” ifadesini kullanırken, görüşmenin içeriğine ilişkin ayrıntı vermedi.

Geçen hafta Pehlevi, Başkan Donald Trump’a İran’a yönelik askeri müdahale çağrısını yinelemiş ve ülkede bir ‘geçiş sürecine’ liderlik etmeye hazır olduğunu açıklamıştı.

Witkoff’un açıklamaları, Trump’ın İran’a yönelik askeri saldırı tehdidinde bulunduğu ve bölgedeki askeri konuşlanmayı artırdığı bir dönemde geldi. Trump, aynı zamanda Tahran ile nükleer program konusunda bir anlaşmaya varma isteğini de dile getirdi.

İran’ın nükleer programı, Tahran ile Batılı ülkeler arasında yıllardır süren anlaşmazlığın merkezinde yer alıyor. Batılı ülkeler, İran’ın nükleer silah edinme ihtimalinden endişe duyuyor.


İran, AB üyesi ülkelerin silahlı kuvvetlerini “terör örgütü” olarak sınıflandırdı

İran'ın güneyinde yapılan tatbikat sırasında DMO üyeleri (Wana - Reuters)
İran'ın güneyinde yapılan tatbikat sırasında DMO üyeleri (Wana - Reuters)
TT

İran, AB üyesi ülkelerin silahlı kuvvetlerini “terör örgütü” olarak sınıflandırdı

İran'ın güneyinde yapılan tatbikat sırasında DMO üyeleri (Wana - Reuters)
İran'ın güneyinde yapılan tatbikat sırasında DMO üyeleri (Wana - Reuters)

İran, Avrupa Birliği (AB) üyesi tüm ülkelerin deniz ve hava kuvvetlerini terör örgütü olarak tanımladı.

İran Dışişleri Bakanlığı tarafından dün yapılan açıklamada, Tahran'ın İran Devrim Muhafızları Ordusu’nu (DMO) terör örgütü olarak sınıflandıran AB'nin ‘yasadışı ve haksız’ olarak nitelendirdiği karara yanıt olarak harekete geçeceği belirtildi.

AB'nin 19 Şubat'ta aldığı karara yanıt olarak yayınlanan açıklamada, “Avrupa hükümetleri, İran silahlı kuvvetlerinin resmi bir kolu olan Devrim Muhafızlarını terör örgütü olarak tanımladığından, İran da karşılıklılık ilkesine dayalı önlemler alacaktır” denildi.

Alman Haber Ajansı DPA’nın aktardığına göre Tahran’ın kararı 2019 yılında çıkarılan ‘ABD’nin DMO’yu Terör Örgütü Olarak Tanımlamasına Karşı Misilleme Tedbirleri Yasası'nın 7’nci maddesine dayanıyor. İran Dışişleri Bakanlığı, “ABD’nin bu konudaki kararını herhangi bir şekilde destekleyen veya buna uyan tüm ülkeler, İran tarafından benzer tedbirlere tabi tutulacaktır” açıklamasında bulundu.

Açıklama şöyle devam etti:

“Bu yasa ve 4’üncü madde dahil olmak üzere hükümleri uyarınca İran, AB üyesi tüm ülkelerin deniz ve hava kuvvetlerini bu yasanın hükümlerine tabi kabul etmekte ve bunları terörist örgütler olarak sınıflandırıp ilan etmektedir.”

Bakanlık, bu önlemin İran'ın iç hukuku çerçevesinde, Avrupa hükümetlerinin uluslararası hukuk ilkelerini açıkça ihlal etmesine yanıt olarak alındığını vurgulayarak açıklamasını sonlandırdı.