Menfi’den seçim yasasına vurgu

Menfi, New York’taki bir toplantı sırasında (Başkanlık Konseyi medya ofisi)
Menfi, New York’taki bir toplantı sırasında (Başkanlık Konseyi medya ofisi)
TT

Menfi’den seçim yasasına vurgu

Menfi, New York’taki bir toplantı sırasında (Başkanlık Konseyi medya ofisi)
Menfi, New York’taki bir toplantı sırasında (Başkanlık Konseyi medya ofisi)

Libya Temsilciler Meclisi ve Muhammed el-Menfi başkanlığındaki Başkanlık Konseyi arasında 26 Eylül’de yeni bir anlaşmazlık baş gösterirken Başkanlık Konseyi, 24 Aralık’ta yapılması planlanan seçimlerdeki adayları, ‘oylama için yasal çerçeve üzerinde anlaşma olmadıkça’ seçimlere katılmamaya çağıracağını açıkladı. Meclis başkanı Akile Salih ise “Seçimler, Libya halkının iradesini kazanmak ve ülkeyi istikrar aşamasına ulaştırmak amacıyla bölünmüşlük halini ve kaosu sona erdirmek için tek çözümdür” dedi.
Salih, geçen cumartesi günü el-Kubbah şehrindeki ofisinde Öğrenci Birliği üyeleriyle yaptığı görüşmede, cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimlerinin zamanında yapılması gerektiğini vurguladı. Bu açıklamayla eş zamanlı olarak de yeni Temsilciler Meclisi yasa tasarısını görüşmek üzere Libya’nın doğusundaki Tobruk şehrindeki ofisinde bugün düzenlenmesi planlanan oturuma bir belirsizlik atmosferi hakim.
Meclis sözcüsü Abdullah Bilehik, milletvekillerinin erteleneceğini söylediği oturumun düzenlenmesine ilişkin yorum yapmaktan kaçındı. Bilehik, 26 Eylül’de yaptığı açıklamada “Libya’da bir yol haritası uyarınca cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimlerinin mutabık kalınan tarihte yapılmasından başka siyasi bir çözüm yok” dedi.
Libya Siyasi Diyalog Forumu’nun 46 üyesi, forumun sponsorluğunu yapan BM misyonunu ‘Libya’daki yol haritasının uygulanmasını neyin engellediğini bulmak için’ acil bir oturum düzenlemeye çağırdı. Üyeler, ‘ülkenin birliğini, istikrarını ve güvenliğini tehdit eden, istikrar ve barışın sağlanmasını engelleyebilecek ve seçimlerin belirlenen sürede yapılmasıyla elde edilen demokratik süreci bozabilecek’ tırmanan tehlikeli gelişmelere dikkati çekti.
Misyonun başkanı Jan Kubis’e gönderdikleri bir mektupta üyeler, 26 Eylül’de ‘ön aşama için yol haritasının uygulanmasını neyin engellediğini tartışmak ve siyasi sürecin çöküşünü tehdit eden koşullar için uygun çareler önermek’ üzere bu oturumu düzenleme çağrısı yaptı. Mektup, forum üyelerinin ‘olumlu ve proaktif hareket etme, ülkeyi kurtarma ve yol haritasını uygulama’ kararlığına dikkati çekti.
Öte yandan Menfi, BM Genel Kurulu toplantılarına katıldığı New York’tan Reuters’a yaptığı açıklamada, “Seçimler ve bir sonraki aşama için vizyon eksikliği başlı başına bir tehlikedir” dedi. Muhammed el-Menfi, hedefinin, cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimlerinin planlandığı gibi devam etmesini sağlamak olduğuna dikkati çekti.
2022’den önce yapılması planlanan cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimleri yasasıyla ilgili kriz hattına girme olasılığına değinen Menfi, “Sorun sadece hukuki bir sorun ya da bu yasaların çıkarılması değil, aynı zamanda siyasi bir sorundur” dedi. Seçimlerin yasal dayanağının hem parlamento hem de Devlet Yüksek Konseyi tarafından onaylanması gerektiğini belirten Muhammed el-Menfi, “Seçim kanunu ve anayasal kuralla ilgili kısım, Temsilciler Meclisi ve Devlet Yüksek Konseyi’ne bağlı olarak anayasal bir süreç kapsamındadır” açıklamasında bulundu.
Menfi, “Herhangi bir seçimden önce, yasal zeminde bir anlaşma olduğundan ve tüm adayların sonuçları kabul edeceğinden emin olmak esastır. Uzlaşı olmadığı durumunda fedakârlık yapmak gerekir. Seçim sonuçlarının kabulü konusunda aralarında fikir birliği olmaması halinde fedakârlık, Başkanlık Konseyi başkanı da dahil olmak üzere adayların bir sonraki seçimlere dahil olmamasıdır” dedi.
Bununla birlikte BM ve Diyalog Forumu’nun yanı sıra diğer organlar (Temsilciler Meclisi ve Devlet Yüksek Konseyi), bir yasal çerçeve üzerinde uzlaşı sağlamadıkça Başkanlık Konseyi’nin müdahale etmeyeceğini vurgulayan Menfi, seçimlerin zamanında yapılmasına odaklandıklarını ifade etti.
Başkanlık Konseyi Sözcüsü Necva Vehibe, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada “Konsey, seçim hazırlığını, başarısını ve anayasal temelin ve yasal çerçevelerin kolayca çözülebilmesini etkileyecekse, geçmiş yıllarda sahneye çıkan aktörleri bu kez seçimlere katılmamaya çağırabilir. Bu durum, Konseyin, başkanı Menfi aracılığıyla BM Genel Kurulu’nda açıkladığı girişimle masaya yatırılacak bir fikirdir. Bu, eğer kabul edilirse, Başkanlık Konseyi üyelerini de içerecektir” dedi. Konseyin önceliği, parlamento ve cumhurbaşkanlığı seçimlerini, kısmen de olsa mümkün olan en büyük uzlaşıya sahip bir yasal çerçeve içinde yapmaktır.” değerlendirmesinde bulundu.
Sözcü Vehibe, “Konseyin girişimi, bahsettiğimiz gibi, seçimlerin başarısında rol oynayan tüm Libyalı tarafları tek bir masada bir araya getirerek, anayasal temel sorununun nasıl çözüleceği de dahil olmak üzere seçimlerin zamanında yapılmasını tehdit eden zorlukları tartışmak üzerine kuruludur” açıklamasında bulundu. Girişimin ‘önerilen bir fikir olduğunu ve başarısının, Libyalı taraflarca kabul edilmesine bağlı olduğunu’ söyleyen Necva Vehibe, “Başarısız olursa, konseyin o zaman açıklanacak başka seçenekleri ve girişimleri olacaktır” dedi.
Vehibe, bu girişimin, Başkanlık Konseyi tarafından yönetilen ve denetlenen siyasi bir girişim olduğunu ve diğer ülkelerin öncülük ettiği önceki tüm girişimlerin aksine Libyalıların sahip olduğu ilk girişim olduğunu vurguladı. Sözcü, girişimin özünün ‘Libya siyasi sürecini kurtarmakla ilgili siyasi partileri bir araya getirmek, parlamento ve cumhurbaşkanlığı seçimlerinin yapılmasını tehdit eden tüm zorluklar hakkında tek bir masada müzakere etmek ve seçimlerin yapılması için anayasal bir temel oluşturmak üzere bir yol bulmak’ olduğunu açıkladı.
Vehibe, “Temsilciler Meclisi’nin Abdulhamid Dibeybe liderliğindeki birlik hükümetine olan güvenoyunu geri çekme kararı, (sahnenin en önemli görevi olan) Libyalıların beklediği parlamento ve cumhurbaşkanlığı seçimlerine yönelik hazırlıkların ilerlemesini etkilememelidir” ifadelerini kullandı. Sözcü ayrıca, özellikle kurumları birleştirme ve uzlaşma açısından elde edilen siyasi kazanımların çoğunun korunması çağrısında bulundu.
Sözcü Vehibe sözlerini şu ifadelerle sonlandırdı: “Ülkedeki egemen otoritenin temsilcisi ve ordu başkomutanı sıfatıyla Başkanlık Konseyi, tüm tarafları yürürlükteki hükümlere, mevzuata ve Diyalog Forumu çıktılarına uygun olarak taraflara verilen görevlere uymaya çağırıyor. Yasama makamı, yasal ve ulusal sorumluluğunu üstlenmeli ve seçim sürecini tamamlamak için gereken mevzuatı uygulamalıdır. Aynı şekilde BM misyonuna, üzerinde anlaşmaya varılan yol haritasının uygulanmasını tamamlamak için gerekli desteği sağlama çağrısında bulunmalıdır.”
Öte yandan Muhammed el-Menfi, geçen cumartesi günü New York’ta Libya’nın komşu ülkelerinin toplantısına başkanlık ederken, ‘ister bir bütün olarak Afrika Birliği aracılığıyla, isterse de kıta ülkelerinin bireysel çabalarıyla olsun, Libya krizinin çözümünde Afrika’nın rolünün önemine değindi. Menfi, komşu ülkelerin, siyasi diyalogu ve sonuçlarını destekleyerek, Libyalı taraflar arasındaki çatlağı kapatma ve siyasi süreci ilerletme girişimlerine övgüde bulundu.
Geçen Şubat ayında iktidara gelmesinden bu yana Başkanlık Konseyi ve birlik hükümetinin önemli adımlarına dikkat çeken Menfi, ‘bölünmüş çeşitli devlet kurumlarını birleştirme çabalarına, ordu dahil diğer kurumları birleştirmeye yönelik eylem mekanizmasına ve sonuçları herkes tarafından kabul edilecek özgür ve adil seçimlerin önünü açacak ulusal uzlaşı projesinin başlatılmasına’ atıfta bulundu. Muhammed el-Menfi, tüm komşu ülkelerin, istikrar aşamasına geçilmesi ve demokratik bir devlet kurulması için tüm Libyalılar arasında ulusal uzlaşının sağlanması yoluna katkı sağlaması çağrısında bulundu.



Gazze'de Ramazan... Yıkıntılar ve çadırlar arasında, zorlu yaşam koşulları altında yapılan süslemeler

 Ramazan ayının başlamasına saatler kala Gazze'nin Han Yunus bölgesinde ışıklar parıldıyor ve çocuklar oyun oynuyor (EPA)
Ramazan ayının başlamasına saatler kala Gazze'nin Han Yunus bölgesinde ışıklar parıldıyor ve çocuklar oyun oynuyor (EPA)
TT

Gazze'de Ramazan... Yıkıntılar ve çadırlar arasında, zorlu yaşam koşulları altında yapılan süslemeler

 Ramazan ayının başlamasına saatler kala Gazze'nin Han Yunus bölgesinde ışıklar parıldıyor ve çocuklar oyun oynuyor (EPA)
Ramazan ayının başlamasına saatler kala Gazze'nin Han Yunus bölgesinde ışıklar parıldıyor ve çocuklar oyun oynuyor (EPA)

Gazze Şeridi'nin merkezinde Deyr el-Belah'taki bir çadırda, aileler günlük hayatın zorluklarına rağmen Ramazan'ın neşesini korumaya çalışıyor. 11 yaşındaki Cuana ve kız kardeşi Tima, anneleri Safa el-Hasanat'ın yardımıyla, gıda yardımı kutularından kurtardıkları kartonlardan Ramazan süsleri ve kartondan bir hilalin etrafına ince kağıttan beyaz güller yaptılar.

Dört çocuk annesi el-Hasanat, Şarku’l Avsat'a verdiği demeçte, "Gazze'de Ramazan ayını karşılamak ve atmosferini yaşamak, zorlu insani ve yaşam koşulları göz önüne alındığında ulaşılması zor bir lüks. Özellikle kışın soğuğundan veya yazın sıcağından koruyamayan harap çadırlarda yaşayan binlerce insan için fenerler, ışık vermeyen karanlık kağıt parçalarına dönüştü" ifadelerini kullandı.

Safa el-Hasanat’ın Deyr el-Belah'taki çadırında, kağıttan yapılmış hilal ve mendillerden yapılmış süslemeler.Safa el-Hasanat’ın Deyr el-Belah'taki çadırında, kağıttan yapılmış hilal ve mendillerden yapılmış süslemeler.

Gazze Şeridi'ndeki savaş, haftalarca süren bombardıman ve yıkımın ardından 11 Ekim'de yürürlüğe giren ateşkesle birlikte duraklama dönemine girdi. Göreceli sakinlik, bölge sakinlerine nefes alma fırsatı verse de Şerit ciddi zorluklarla karşı karşıya olmaya devam ediyor. İnsanlar temel ihtiyaç maddelerinde ciddi kıtlık, sık sık yaşanan elektrik kesintileri ve temiz içme suyu kriziyle boğuşuyor. Bütün bunların yanı sıra, evlerin ve altyapının yıkımı günlük yaşamın zorluklarını daha da artırıyor.

Han Yunus'ta elindeki fenerle Ramazan ayını karşılamaya hazırlanan bir kız çocuğu (EPA)Han Yunus'ta elindeki fenerle Ramazan ayını karşılamaya hazırlanan bir kız çocuğu (EPA)

Gazze'de elektrik sınırlı olduğundan, çocuklar Ramazan süslemelerini çalıştırmak için küçük bir bataryaya ihtiyaç duyarken, aileler de ekonomik krizi hafifletmek için kağıt süslemeler ve mevcut malzemelerle çocuklara biraz neşe getirmeye çalışıyor.

Temel ihtiyaç maddelerinde kıtlık ve yüksek fiyatlar

El-Hasanat şöyle diyor: “Maalesef Gazze Şeridi halkı Ramazan ayını acı, kayıp ve zorluklarla karşılıyor… İsrail işgali, halka yardımın ulaşmasını engelliyor. Hayat şartları felaket durumda. Binlerce kişi işini kaybetti, işsizlik oranları arttı ve nüfusun yüzde 90'ından fazlası temel ihtiyaçlarını karşılamak için uluslararası kuruluşlara bağımlı hale geldi.”

Filistinliler, Han Yunus'ta Ramazan ayını karşılamaya hazırlanırken yıkılan evlerinin kalıntıları üzerine süsler asıyor, (EPA)Filistinliler, Han Yunus'ta Ramazan ayını karşılamaya hazırlanırken yıkılan evlerinin kalıntıları üzerine süsler asıyor, (EPA)

Anne ayrıca Gazze'deki temel ihtiyaç maddelerinin fiyatlarındaki sürekli artıştan da şikayetçi. El-Hasanat şöyle diyor: “Maalesef fiyatlar hala yüksek, özellikle de halkın temel ihtiyaçları söz konusu olduğunda, hatta bu ihtiyaçlar karşılanamıyorsa bile, çünkü işgal yönetimi kasıtlı olarak şeker, yağ ve karbonhidrat gibi lüks ürünleri halkın ihtiyaç ve gereksinimlerinden uzaklaştırıp, et, sebze, önemli meyveler ve yemeklik gaz gibi temel ihtiyaç maddelerini azaltıyor. Bu nedenle, mevcut olanlar, halkın ekonomik koşulları ve sınırlı gelir kaynaklarıyla karşılaştırıldığında pahalı.”

Savaş sona erdi, ancak acılar devam ediyor

Kırklı yaşlarındaki anne, önceki yıllara kıyasla mübarek ay için yapılan hazırlıklardaki değişikliklerle ilgili olarak şunları söylüyor: “Elbette farklı. Ateşkes ilanına rağmen devam eden bombardımanlar nedeniyle çadırlar, sakinlerin güvensiz bir şekilde yaşadığı sığınak haline geldi ve ev sahiplerinin ayrılmasıyla ailelerin sofraları hüzünlendi; ayrıca sakinler, savaştan önceki her yıl olduğu gibi Ramazan'ın yiyecek ve içecek ihtiyaçlarını karşılayamıyorlar.”

Gazze'nin Han Yunus kentinde Ramazan hazırlıkları (EPA)Gazze'nin Han Yunus kentinde Ramazan hazırlıkları (EPA)

Al-Hasanat, Gazze Şeridi'ne yönelik bombardımanın bu yıl azaldığını ancak durmadığını söylüyor. Sözlerine şöyle devam ediyor: "Geçen Ramazan, İsrail'in savaşını yeniden başlatmasıyla başladı; bu savaş, öncekinden daha da yoğundu ve geçiş noktaları tamamen kapatılmıştı. Ziyaret edilebilecek mezar sayısı da farklıydı; sayılar hayal edilemezdi."

Serbest çalışan fotoğrafçı Attia Darwish (38 yaşında) da onunla aynı fikirde olduğunu belirterek şunları söylüyor: “Ramazan, duygular ve koşullar açısından farklı. Savaştan önce, kuşatmaya rağmen hayat nispeten daha istikrarlıydı. Bugün Ramazan, kayıp ve sabır duygularının hakim olduğu daha derin bir insani karaktere sahip.”

Filistinliler, Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta yıkılan evlerin arasına süsler asıyor (EPA)Filistinliler, Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta yıkılan evlerin arasına süsler asıyor (EPA)

Darwish, Gazze Şeridi'ndeki Ramazan geleneklerinin savaş sonrasında değiştiğini, önceliğin temel ihtiyaçların karşılanması haline geldiğini, süslemelerin ve büyük ziyafetlerin azaldığını ve konut koşulları ve yerinden edilme nedeniyle aile toplantılarının daha seyrek hale geldiğini belirtiyor.

İnsani yardıma bağımlılık

Darwish, Gazze halkının Ramazan ayını temkinli bir rahatlama ve acı karışımıyla karşıladığını gözlemliyor. Ateşkes insanlara nefes alma fırsatı verdi, ancak savaşın izleri yıkılmış evlerde, sevdiklerinin kaybında ve zor yaşam koşullarında hala mevcut. Buna rağmen, birçok kişi ayın ruhunu güçlü bir inanç ve dayanışma duygusuyla yaşamak istiyor.

Darwish şöyle devam ediyor: “Durum hâlâ zor; ailelerin büyük bir yüzdesi gelir kaybı veya gelir azalması yaşıyor. Elektrik, su ve hizmetlerle ilgili sürekli sorunlarla karşılaşıyor. Yeniden yapılanma süreci de yavaş ilerliyor ve bu durum ailelerin günlük yaşantısına da yansıyor.”

Gazze Şeridi'ndeki zorlu yaşam koşulları, sakinlerinin Ramazan ayını karşılamaya hazırlanmalarına engel olmadı (EPA)Gazze Şeridi'ndeki zorlu yaşam koşulları, sakinlerinin Ramazan ayını karşılamaya hazırlanmalarına engel olmadı (EPA)

Temel ihtiyaç maddelerinin bulunabilirliği konusunda Darwish şunları söylüyor: “Malların büyük bir kısmı mevcut, ancak her zaman yeterli miktarda veya herkesin karşılayabileceği fiyatlarda değil. Özellikle et ve bazı ithal ürünlerde geçici kıtlıklar yaşanabilirken, sebze ve diğer temel ihtiyaç maddeleri nispeten daha kolay bulunabiliyor. Bazı temel ihtiyaç maddelerinde, ulaşım maliyetleri ve belirli zamanlardaki sınırlı arz nedeniyle önceki yıllara kıyasla belirgin bir fiyat artışı görüldü.” Darwish, Gazze'deki ailelerin, eğer bulabilirlerse, temel ihtiyaç maddelerine odaklandığını, çünkü birçok ailenin insani yardıma bağımlı olduğunu belirterek sözlerini tamamlıyor.

Gazze Sağlık Bakanlığı'na göre, 11 Ekim'de yürürlüğe giren ateşkesin ardından Gazze Şeridi'nde İsrail bombardımanı sonucu 601 kişi öldü ve bin 607 kişi yaralandı.


Mısır parlamentosu askerlikten kaçanlara yönelik cezaları ağırlaştırdı

Mısır ordusuna yeni katılan askerler tatbikat sırasında (Mısır askeri sözcüsü)
Mısır ordusuna yeni katılan askerler tatbikat sırasında (Mısır askeri sözcüsü)
TT

Mısır parlamentosu askerlikten kaçanlara yönelik cezaları ağırlaştırdı

Mısır ordusuna yeni katılan askerler tatbikat sırasında (Mısır askeri sözcüsü)
Mısır ordusuna yeni katılan askerler tatbikat sırasında (Mısır askeri sözcüsü)

Mısır Temsilciler Meclisi, dün, Mısır hükümeti tarafından sunulan ve "Askerlik ve Milli Hizmet" mevzuatının bazı maddelerini değiştirmeyi öngören yasa tasarısını nihai olarak onayladı. Bu değişiklikler arasında, "geçerli bir mazeret olmaksızın askere alınmaktan veya çağrıdan kaçmanın cezasının artırılması" da yer alıyor. Askeri personel bu adımı, askerlik sürecini sosyal ve ekonomik değişikliklere uygun hale getirmek için gerekli görüyor.

Değişiklikler ayrıca, "şehitlerin ve terör operasyonlarında yaralananların" ailelerinin askerlik hizmetinden muaf tutulmasını da içeriyordu; bu, "insani boyut" taşıyan bir adımdı.

Değişiklikler, 7. Maddeyi "hem kalıcı hem de geçici zorunlu askerlik hizmetinden muafiyet için kriter olarak, askeri ve terör operasyonları arasında eşitlik" öngörecek şekilde değiştirmeyi de içeriyordu.

Parlamento oturumu sırasında, Temsilciler Meclisi Savunma ve Milli Güvenlik Komitesi Başkanı Korgeneral Abbas Hilmi, “Askerlik hizmetine ilişkin değişiklik, silahlı kuvvetler ve polis mensuplarının askeri veya terörist operasyonlardaki fedakarlıklarını ve masum sivillere verilen zararları takdir etmek amacıyla, terörist operasyonları da askerlik hizmetinden muafiyet için ek bir kriter olarak eklemeyi amaçlamaktadır; bu değişiklik, halkın insani ve sosyal boyutlarını dikkate almaktadır” dedi.

dsvdsv
Mısır Temsilciler Meclisi'nin bir oturumu (Arşiv-Mısır Kabinesi)

Değişiklikler, askerlikten kaçma veya geçerli bir mazeret olmaksızın askerlik hizmetine katılmama suçlarına yönelik cezaların da artırılmasını içeriyordu. Parlamento oturumu sırasında Hilmi, 49. maddenin "30 yaşından sonra askerlik hizmetine katılmayan herkesin hapis cezası ve en az 20 bin Mısır lirası ve en fazla 100 bin Mısır lirası para cezası veya bu iki cezadan biriyle cezalandırılacağı" şeklinde değiştirildiğini belirtti. (Bir ABD doları yaklaşık 47 Mısır lirasına eşittir.)

1980 tarihli 127 sayılı Kanun hükümlerine göre, yasa değişikliğinden önce askerlik hizmetine katılmamanın cezası iki yıl hapis ve en az 2 bin pound para cezası veya bu iki cezadan biriydi.

Mısır Parlamentosu tarafından onaylanan değişiklikler arasında, “yedek askerlik görevine çağrılan ve geçerli bir mazereti olmaksızın göreve gelmeyen herkesin hapis cezası ve en az 10 bin, en fazla 20 bin Mısır lirası para cezası veya bu iki cezadan biriyle cezalandırılacağı” hükmünü getiren “52” numaralı maddenin değiştirilmesi de yer almaktadır.

Parlamento ve Hukuk İşleri Bakanlığı, Askerlik Hizmeti Kanunu'ndaki değişikliklerin "askerlikten kaçma veya göreve gelmeme durumunda uygulanan mali cezaları artırmayı ve mali cezalarla ilgili ekonomik değişikliklerin etkilerini ele almayı amaçladığını" belirtti. Bakanlık dün yaptığı açıklamada, cezaların "hem genel hem de özel caydırıcılığı yeniden sağladığını ve ceza adaletini gerçekleştirdiğini" belirtti.

Mısır askeri uzmanı Tümgeneral Semir Ferec, askerlikten kaçmaya yönelik cezaların artırılmasının genel caydırıcılığı sağlamak ve "ülke içindeki süreci daha da düzenlemek" için gerekli olduğuna inanıyor. Ferec, "Önceki cezalar mevcut gerçekliğe artık uygun değildi ve güncel değişikliklere ayak uydurmak için askerlikten kaçmanın şiddetinin artırılması gerekiyordu" değerlendirmesinde bulundu.

 Ferec Şarku’l Avsat'a yaptığı açıklamalarda Askerlik Hizmeti Kanunu'ndaki yeni değişikliklerin "hem insani hem de sosyal boyutları dikkate alarak terör operasyonu mağdurlarının muaf tutulmasına yönelik yasal hükümler getirdiğini" belirtti.

Mısır Milletvekili Mecdi Murşid'e göre yasa değişikliklerinin "önemli bir insani boyutu" da bulunuyor. Muşid, "yasa, silahlı kuvvetler ve polis mensuplarının askeri veya terörle mücadele operasyonlarındaki fedakarlıklarını dikkate alarak, oğullarını askerlik hizmetinden muaf tutuyor" dedi ve bunu "devletin, kendisi için fedakarlık yapanlara bir takdir mesajı" olarak değerlendirdi.

Şarku’l Avsat'a yaptığı açıklamalarda Murşid, yasanın öneminin "askerlikten kaçma cezalarının artırılmasının yanı sıra, insani muafiyet meselesini de kanunlaştırmasında" yattığını belirterek, "bu tür düzenlemelerin askerlik hizmetinin ve askerlik yapmanın değerini pekiştirdiğini" kaydetti.


Lübnan: Hükümet, orduya görevini tamamlaması için dört aylık, uzatılabilir bir süre verdi

İsrail sınırındaki güney kasabası Kfarkela'da Lübnan askeri araçları ve askerleri (AFP)
İsrail sınırındaki güney kasabası Kfarkela'da Lübnan askeri araçları ve askerleri (AFP)
TT

Lübnan: Hükümet, orduya görevini tamamlaması için dört aylık, uzatılabilir bir süre verdi

İsrail sınırındaki güney kasabası Kfarkela'da Lübnan askeri araçları ve askerleri (AFP)
İsrail sınırındaki güney kasabası Kfarkela'da Lübnan askeri araçları ve askerleri (AFP)

Fransız haber ajansı AFP’nin haberine göre Lübnan hükümeti dün yaptığı açıklamada, ordunun Güney Lübnan'daki Hizbullah'ı silahsızlandırma planının ikinci aşamasını uygulamak için en az dört aya ihtiyacı olacağını belirtti.

Hizbullah, İsrail ile bir yıldan fazla süren ve Kasım 2024'te ateşkesle sona eren bir savaş yürüttü; ancak bu ateşkes, anlaşmada tamamen çekilmesi öngörülmesine rağmen, Yahudi devletinin güney Lübnan'daki beş stratejik tepede güçlerini tutarak kanlı saldırılar düzenlemeye devam etmesini engelleyemedi.

Parti, İsrail ile olan savaştan zayıflamış bir şekilde çıktı. Ağustos ayında Lübnan hükümeti Hizbullah'ın silahsızlandırılmasını onayladı ve Lübnan ordusuna kendi hazırladığı bir planı uygulama görevini verdi; bu plan ertesi ay yürürlüğe girmeye başladı.

Ordu, ocak ayının başında, Litani Nehri'nin güneyindeki bölgeyi (İbrani devletiyle olan güney sınırından yaklaşık 30 km uzaklıkta) kapsayan planın ilk aşamasını tamamladığını duyurdu.

Ancak İsrail bu adıma şüpheyle yaklaştı ve yetersiz buldu. İsrail, silahsızlanmayı reddeden grubun askeri kapasitesini yeniden inşa etmesini engellemeyi amaçladığını söylediği ölümcül saldırılara devam ediyor.

Lübnan Enformasyon Bakanı Paul Morcos, kabine toplantısının ardından düzenlediği basın toplantısında, kabinenin "Hizbullah'ı silahsızlandırma kararı doğrultusunda Lübnan'ın tüm bölgelerinde silahlanmayı kısıtlama planına ilişkin ordunun liderliğinin aylık raporunu dikkate aldığını" söyledi.

Şöyle devam etti: "Aynı etkenler mevcutsa, dört aylık bir süre söz konusudur ve bu süre, mevcut imkanlara, İsrail saldırılarına ve sahadaki engellere bağlı olarak uzatılabilir."

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre Lübnan ordusunun planı beş aşamadan oluşuyor. İkinci aşama, Litani Nehri'nin kuzeyinden, Sayda’nın (Sidon) kuzeyinden geçen ve sınıra yaklaşık altmış kilometre, Beyrut'un ise yaklaşık kırk kilometre güneyinde bulunan Awali Nehri'ne kadar uzanan bölgeyi kapsıyor.

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, dün bir parti töreninde yaptığı konuşmada, "Lübnan hükümetinin silahsızlanmaya odaklanması büyük bir günahtır çünkü bu konu İsrail'in saldırganlığının hedeflerine hizmet etmektedir" ifadelerini kullandı.

Kasım sözlerine şöyle devam etti: "Silahlanmayı kısıtlamayı amaçlayan her türlü girişime son verin," çünkü "Lübnanlı yetkililerin ardı ardına verdikleri tavizler ve baskılara verdikleri yanıtlar nedeniyle hükümetin performansı, bir ölçüde bu düşmanın açgözlülüğünün devam etmesinden sorumludur."