Soçi Zirvesi ve Putin ile Erdoğan’ın 'karşıt' çıkarları

Türk ve Rus zırhlı araçları Suriye'de ortak devriye geziyor (AFP)
Türk ve Rus zırhlı araçları Suriye'de ortak devriye geziyor (AFP)
TT

Soçi Zirvesi ve Putin ile Erdoğan’ın 'karşıt' çıkarları

Türk ve Rus zırhlı araçları Suriye'de ortak devriye geziyor (AFP)
Türk ve Rus zırhlı araçları Suriye'de ortak devriye geziyor (AFP)

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, yarın Rusya’nın Karadeniz kıyısındaki tatil beldesi Soçi kentinde bir araya gelecekler. İki liderin Soçi Zirvesi’nde, Rus kuvvetlerinin Eylül ayında İdlib'e yönelik hava saldırılarını yoğunlaştırdığı ve Ankara'da Türkiye'nin güney sınırındaki istikrarın daha da bozulmasına ilişkin korkuları artırdığı bildirilen Suriye'nin kuzeybatısındaki askeri gerilimle ilgili son gelişmeleri ele almaları bekleniyor.
Cumhurbaşkanı Erdoğan geçtiğimiz Cuma günü yaptığı açıklamada, “Suriye’de rejim, maalesef bizim için ülkemizin güneyinde adeta bir tehdit oluşturuyor. Burada dost ülke olarak Rusya’dan dayanışmamızın bir gereği olarak farklı yaklaşımlar bekliyorum” ifadelerini kullandı.
ABD merkezli National Interest dergisinin ulusal güvenlik konularından sorumlu muhabiri Mark Episkopos tarafından kaleme alınan bir makalede, Soçi Zirvesi’nin, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ABD Başkanı Joe Biden ile hayal kırıklığına uğradığı gözlemlenen ikili görüşmenin hemen ardından geldiğine dikkat çekildi. Erdoğan, görüşme hakkında “Amerika ile ilgili münasebetler konusunda şu ana kadar beklediğim Sayın Biden ile olan görüşmelerde o istenilen neticedeydi dedim. Şu anda da aynı şeyi düşünüyorum, aynı şeyi söylüyorum. Zira iki NATO ülkesi olarak bizim çok daha farklı bir konumda olmamız gerekir” ifadelerini kullandı. ABD'nin Suriye'deki silahlı Kürt gruplara verdiği desteğin devam etmesiyle ilgili eleştirilerine devam eden Erdoğan, Putin ile yapacağı görüşmede Türkiye-Rusya ilişkilerini ‘çok daha ileriye’ taşımak istediğini de sözlerine ekledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ankara'nın Rus yapımı gelişmiş S-400 Triumph füze savunma sistemini satın alma konusundaki tartışmalı kararıyla ilgili kararlılıklarını bir kez daha yineledi. Erdoğan, S-400 sisteminin ikinci partisinin 2021 yılı sonuna kadar Türkiye’ye getirilmesinin planladığına dair haberleri de doğruladı. Makalenin yazarı Episkopos, Türkiye ve Rusya’nın İdlib'in geleceği konusunda herhangi bir kalıcı ve uzun vadeli anlaşmaya varmasının beklenmediğine inanırken Rus dış politika uzmanı Fyodor Lukyanov, Rusya’nın ve Türkiye’nin bölgedeki çıkarlarının ‘tamamen zıt’ olduğunu belirtti. Lukyanov, silahlı güçlerin (Suriye’nin kuzeybatısından) çekilmesi ve Türkiye'nin orada büyük bir birliği olduğu için onları başka bir yere taşıması konusunda varılan anlaşmaların uygulanmadığını belirtti.
Türkiye destekli muhalif gruplar ile Rusya destekli Suriye rejimi güçleri arasındaki askeri gerilim riskini azaltmak amacıyla anlaşmazlıkları gidermek için düzenlenen Soçi Zirvesi, Rusya ile Türkiye arasındaki Suriye ile alakalı büyük sorunlara ilişkin süregelen çıkmaza rağmen, çatışmayı önlemeye yönelik mevcut çabalar için ileriye doğru bir adım olabilir. Ancak Moskova'daki bazı çevrelere göre zirvenin Ortadoğu gündemine, Rusya’yı yakından ilgilendiren gelişmeler damgasını vurdu. Türkiye Dışişleri Bakanlığı geçtiğimiz haftanın başlarında, Kırım'da da düzenlenen Rusya Federasyonu Devlet Duması seçimlerinin sonuçlarının Türkiye tarafından tanınmayacağına ilişkin bir açıklama yayınladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan da Birleşmiş Milletler 76. Genel Kurul toplantılarında yaptığı konuşmada, Türkiye’nin Rusya’nın 2014 yılında Kırım'ı ilhak etmesini tanımadığını belirterek, Ankara'nın ‘Ukrayna'nın toprak bütünlüğünü ve egemenliğini savunma’ konusundaki kararlılığını yineledi.  National Interest dergisi muhabiri Episkopos, Erdoğan'ın yorumlarına Kremlin'den beklenmedik bir şekilde hızlı ve güçlü bir karşılık geldiğini söyledi. Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova tarafından yapılan açıklamada, “Türkiye, Kırım'ın Rusya Federasyonu'nun egemen bir parçası olduğunu ve bu tür açıklamaları asla göz ardı etmeyeceğimizi çok iyi biliyor” ifadeleri yer aldı. Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov ise, “Bu tür açıklamaları kabul etmiyoruz ve bunu Türk meslektaşlarımıza açıkça söylüyoruz. Kırım, tutumlarımızın çok farklı olduğu bir konudur. Bu durumdan dolayı üzgün olduğumuzu ifade etmeliyim. Ancak zaman içinde siyasi iradenin ortaya çıkacağını, Türkiye'nin bu tavrını değiştireceğini ve sadece mevcut gerçeği kabul edeceğini umuyoruz” şeklinde konuştu.
Episkopos, Kremlin ve iktidardaki Birleşik Rusya Partisi’nin, seçimlerden önce ve sonra yaptıkları açıklamaların çoğunda, Rusya'daki seçim sürecine olası dış müdahale tehlikelerini vurguladıklarına dikkati çekti.
Öte yandan Rus eleştirmenler, yorumcular ve politikacılar, Avrupa Parlamentosu'nun (AP) Avrupa'nın Duma seçimlerinin sonuçlarının ‘hileli olması halinde’ tanımayı reddetmesi gerektiğini söyleyen bir raporu üzerinden Avrupa Birliği'ne (AB) sert eleştirilerde bulundular. AB, işgal altındaki Ukrayna topraklarında yapılan Duma seçimlerini yalnızca resmi olarak tanımayı reddederek daha ılımlı bir yol izlemeyi seçti. Episkopos, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Duma seçimlerini tanımayı kısmen reddetmesinin yansımalarının, bir kez daha, Moskova ile Ankara arasındaki karmaşık ve zaman zaman değişken olan ilişkiyi ortaya koyduğunu belirtti.



Krizi yatıştırma çabaları… Somali Cumhurbaşkanı muhalefet lideriyle görüştü

Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud, önde gelen muhalefet lideri Şerif Şeyh Ahmed ile bir araya geldi. (Alsomal.net internet sitesi)
Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud, önde gelen muhalefet lideri Şerif Şeyh Ahmed ile bir araya geldi. (Alsomal.net internet sitesi)
TT

Krizi yatıştırma çabaları… Somali Cumhurbaşkanı muhalefet lideriyle görüştü

Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud, önde gelen muhalefet lideri Şerif Şeyh Ahmed ile bir araya geldi. (Alsomal.net internet sitesi)
Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud, önde gelen muhalefet lideri Şerif Şeyh Ahmed ile bir araya geldi. (Alsomal.net internet sitesi)

Somali’nin başkenti Mogadişu’da, Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud ile eski cumhurbaşkanı ve önde gelen muhalefet lideri Şerif Şeyh Ahmed’in başkanlığını yaptığı Kurtuluş Forumu arasında daha önce görülmemiş bir görüşme gerçekleşti. Görüşme, federal hükümet ile muhalefet arasındaki gerilimler ve aralık ayı sonunda İsrail’in tanıdığı Somaliland bölgesinde artan kriz ortamında yapıldı.

Afrika ve Somali konularında uzman bir isim, Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede, görüşmenin, muhalefet ile hükümet arasındaki seçim anlaşmazlıkları ve İsrail’in Somaliland’ı tanıması gibi konuların yarattığı iç krizleri ‘yatıştırma’ amacı taşıdığını belirtti. Uzman, ‘ciddi bir diyalog başlatılırsa yakın zamanda iç huzurun sağlanabileceği’ öngörüsünde bulundu.

Alsomal.net internet sitesinin dün aktardığına göre, kapalı kapılar ardında gerçekleşen görüşmenin amacı, ülkedeki siyasi gerilimi hafifletmek olarak açıklandı.

Şerif Şeyh Ahmed liderliğindeki Himilo Qaran Partisi’nden yapılan açıklamada, görüşmelerin ‘ülkenin genel durumu ve özellikle siyasi anlaşmazlıklar’ üzerine odaklandığı belirtilirken, ulusal diyaloğun önemine vurgu yapıldı.

Şeyh Ahmed, Somali halkını birleştirmek ve siyasi krizleri çözmek amacıyla yürütülecek herhangi bir girişime katılmaya hazır olduğunu ifade ederek, “Birlik, uzlaşma ve ciddi diyalog, ülkeyi sarsan krizlerin aşılması için temel unsurlar” dedi.

Görüşmede muhalefet lideri, Cumhurbaşkanı’nı ‘özellikle Cubaland ve Puntland başkanlarıyla barış sağlama’ konusunda teşvik ederken, yerel raporlarda Şeyh Mahmud’un ‘esnek bir yaklaşım sergilediği ve ülkenin birliğiyle ilgili durumun kötüleşmesi nedeniyle kapsamlı bir anlaşmaya hazır olduğunu’ belirttiği aktarıldı.

Şeyh Mahmud, tüm siyasi tarafların katılacağı ulusal bir danışma toplantısı düzenleme niyetinde olduğunu açıklayarak, Kurtuluş Forumu Başkanı’nın bu konferansın başarısını sağlamak ve mevcut sorunlara ulusal bir uzlaşma oluşturmak için merkezi bir rol üstlenmesini istedi.

Nairobi merkezli Doğu Afrika Araştırmaları Merkezi Direktörü ve Afrika uzmanı Abdullah Ahmed İbrahim’e göre, İsrail’in Somaliland’ı tanımasının ardından Şeyh Mahmud, muhalefet üzerindeki baskıyı azaltmayı ve uzun süredir aralarında gerginlik bulunan Cubaland ve Puntland hükümet başkanlarıyla yaşanan ayrılıklara rağmen ülke birliğinin korunmasının öncelikli olduğunu muhalefete kabul ettirmeyi amaçlıyor. Şu anda Cubaland ve Puntland liderleri, Somali Ulusal Meclisi’nin 2026 başkanlık seçimlerini düzenleme planına katılmıyor.

İbrahim, Somali’nin karşı karşıya olduğu siyasi, güvenlik ve kuraklık kaynaklı ciddi çevresel zorluklar nedeniyle Cumhurbaşkanı’nın ‘krizleri yatıştırması ve çözülebilecek sorunları çözmeye başlaması, özellikle iç siyasi krizi ele alarak ülkenin birliğini güçlendirmesi gerektiğini’ belirtti.

İsrail’in Somaliland’ı tanımasından önce, Somali muhalefetinin liderleri 17-20 Aralık tarihleri arasında Kismayo’da bir araya gelerek Cubaland ve Puntland yönetimlerinin katılımıyla hükümetle yaşanan siyasi anlaşmazlıkları tartıştı.

Öte yandan yaklaşık 10 gün önce Cubaland Parlamentosu Başkanı Abdi Muhammed Abdurrahman, Cubaland’ın bölgesel bir eyaletten bağımsız bir devlet haline geçtiğini ilan etmişti. Bu adım, Kasım 2024’te tek taraflı olarak yapılan ve Cubaland’ı 2012’den bu yana yöneten Ahmed Madobe’yi yeniden iktidara taşıyan seçimlerin ardından, federal hükümet ile eyalet arasındaki siyasi gerilimi artırdı. Federal hükümet, mevcut Cubaland yönetimini yasa dışı olarak nitelendiriyor.

Bu gelişmeler, 1968’den bu yana 57 yıl sonra ilk kez 2026’da yapılacak doğrudan başkanlık seçimleriyle ilgili tartışmaların da yoğunlaştığı bir ortamda yaşanıyor. Önceki seçimler 2000 yılında dolaylı olarak yapılmış ve ülkenin beş eyaletinde kabile temsiline dayalı bir sistemle yürütülmüştü. Bu sistem, ‘darbeler ve iç savaşlar’ sonrasında dört büyük kabile arasında güç paylaşımına dayalı olarak uygulanmıştı.

Yaklaşık bir yıldır siyasi kriz belirgin biçimde tırmanırken, 2012 geçici anayasasının tamamlanmasına dönük girişimler, federal hükümet ile Puntland ve Cubaland eyaletleri arasındaki, bir yandan da Somali Kurtuluş Forumu arasındaki anlaşmazlıkların daha da derinleşmesine yol açtı.

Afrika uzmanı Abdullah İbrahim’e göre, hükümet ile muhalefet arasında ciddi bir diyalog başlatılması durumunda bu anlaşmazlıklar çözülebilir. Böylece ülke içindeki cephe güçlenir ve İsrail’in Somaliland’ı tanımasının yaratabileceği ayrılık veya istikrarsızlık tehdidine karşı ortak bir tutum geliştirilebilir.


Trump'ın tehdidi, İran'ın protestoları sona erdirme girişimlerini zorlaştırıyor

Sosyal medyada paylaşılan bir fotoğrafta, İran'ın güneyindeki Fasa kentinde protestocuların bir hükümet binasına saldırdığı görülüyor (AFP)
Sosyal medyada paylaşılan bir fotoğrafta, İran'ın güneyindeki Fasa kentinde protestocuların bir hükümet binasına saldırdığı görülüyor (AFP)
TT

Trump'ın tehdidi, İran'ın protestoları sona erdirme girişimlerini zorlaştırıyor

Sosyal medyada paylaşılan bir fotoğrafta, İran'ın güneyindeki Fasa kentinde protestocuların bir hükümet binasına saldırdığı görülüyor (AFP)
Sosyal medyada paylaşılan bir fotoğrafta, İran'ın güneyindeki Fasa kentinde protestocuların bir hükümet binasına saldırdığı görülüyor (AFP)

Yetkililer ve bilgili kaynaklar dün, ABD Başkanı Donald Trump'ın protestocuları desteklemek için müdahale etme tehdidinin, Washington'un Venezüella Devlet Başkanı Nicolás Maduro'yu tutuklama kararının ardından daha da ağırlık kazanmasıyla, İran'ın hükümet karşıtı protestoları bastırma çabalarının daha da karmaşık hale geldiğini belirttiler.

ABD özel kuvvetlerinin 3 Ocak'ta Maduro ve eşini yakalayarak New York'a nakletmesinden bir gün önce Trump, sosyal medyada yaptığı bir paylaşımda, Tahran yönetiminin 28 Aralık'tan bu yana sokaklara dökülen göstericileri öldürmesi halinde, ABD'nin İranlı göstericilerin “yardımına koşacağı” konusunda uyardı. İnsan hakları grupları, şu ana kadar en az 17 kişinin öldürüldüğünü belirtti.

dcfgthyju
Tahran'ın kuzeydoğusundaki Nizamabad’da gece protestoları (X)

Tahran’ın, ABD'nin tutumu ve İsrail'in haziran ayında 12 gün süren savaş sırasında İran'daki nükleer ve askeri tesisleri hedef alan saldırıları (ABD da bu saldırılara katıldı) sonrasında daha da kötüleşen uzun süreli ekonomik kriz nedeniyle hareket alanı sınırlıdır.

Bir sonraki kurban

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre İranlı bir yetkili şunları söyledi: “Bu çifte baskı, liderlerin seçeneklerini daraltıyor ve onları bir yandan halkın öfkesi, diğer yandan Washington'un sert tehditleri arasında sıkıştırarak her yönden yüksek riskler doğuruyor.” Bu değerlendirme, karar alma çevrelerine yakın olan iki başka yetkili ve eski bir İranlı yetkili tarafından da yinelendi. Hepsi de isimlerinin açıklanmamasını istedi.

İkinci bir yetkili, bazı iktidar çevrelerinin, ABD'nin Venezuela'daki son hamlesinin ardından İran'ın “Trump'ın agresif dış politikasının bir sonraki kurbanı” olabileceğinden endişe ettiğini söyledi.

İran ekonomisi yıllardır ABD'nin yaptırımlarından muzdarip iken, riyal, Batı'nın Tahran'ın nükleer silah geliştirmek için kullandığını iddia ettiği nükleer programla bağlantılı tesisleri hedef alan geçen yılki İsrail-ABD saldırılarından bu yana keskin düşüşünü sürdürüyor. İran ise nükleer silah iddiasını reddediyor.

Mevcut protestolar, Mahsa Amini'nin ahlak polisi gözetimindeyken ölümünün ardından 2022 ve 2023 yıllarında ülkeyi kasıp kavuran yaygın ayaklanmaların ölçeğine ulaşmasa da kısa sürede ekonomik taleplerin ötesine geçerek, daha geniş bir siyasi boyut kazandı. Protestocular, devlet işlerinde son sözü söyleyen Yüksek Lider Ali Hamaney'e atıfta bulunarak “İslam Cumhuriyeti'ne ölüm” ve “Diktatöre ölüm” gibi sloganlar attılar.

Bu, İsrail-Amerika saldırılarından beri hakim olan ulusal birlik retoriğini sürdürmeye çalışan yetkililer için ilave bir zorluk teşkil ediyor. Üçüncü bir yetkili, Tahran'da Trump veya İsrail'in “Haziran ayında olanlara benzer” yeni bir askeri harekete başvurabileceğine dair endişelerin arttığını söyledi.

İran, Venezuela'nın uzun süredir müttefiki

Venezuela'nın uzun süredir müttefiki olan İran, Washington'un Karakas'taki hamlesini kınadı ve Trump'ın protestolarla ilgili uyarılarını reddetti.

Dışişleri Bakanlığı sözcüsü İsmail Bekayi, ABD'nin “İran'ın iç işleri” hakkındaki açıklamalarının uluslararası normlara göre “şiddet, terörizm ve cinayete teşvik” teşkil ettiğini söyledi.

Trump cuma günü, İranlı protestocuların şiddetle karşı karşıya kalması halinde, müdahale etme tehdidini yineledi ve “Harekete geçmeye hazırız” dedi, ancak daha fazla ayrıntı vermedi.

Protestolar, Hamaney'in rejimi ne pahasına olursa olsun korumak şeklindeki temel önceliğine doğrudan bir meydan okuma. Resmi endişenin bir göstergesi olarak, cumartesi günü Yüksek Lider, “İslam Cumhuriyeti'nin düşmanlarının” ayaklanmanın arkasında olduğunu iddia ederek, “ayaklanmacılar yerlerine oturtulmalıdır” uyarısında bulundu.

Son üç yılın en kötü karışıklığı

Yetkililer, yaşam koşullarına ilişkin protestoların meşru olduğunu ve diyalog yoluyla çözülebileceğini savunurken, bazı bölgelerdeki şiddetli çatışmalar sırasında göz yaşartıcı gaz kullanarak toplantıları dağıtmak gibi ikili bir yaklaşım izliyorlar.

İnsan hakları grupları bir hafta içinde 17 kişinin öldürüldüğünü söylerken, yetkililer güvenlik güçlerinden 2 kişinin öldürüldüğünü ve 10’dan fazlasının yaralandığını açıkladı.

Bu gelişmeler, iktidar kesiminin 2025 yılında gerçekleştirilen İsrail-Amerika saldırılarının sonuçlarını hala sindirmeye çalıştığı bir dönemde meydana geldi. Bu saldırılarda Devrim Muhafızları liderleri ve nükleer bilim adamları öldürüldü. Saldırılar, Washington ile altıncı tur nükleer müzakerelerin başlamasından sadece bir gün önce gerçekleşti ve müzakereler o günden beri askıya alındı.

Her iki taraf da müzakerelere geri dönme isteğini teyit etmesine rağmen, ABD ve müttefikleri İran'ı nükleer programını silah geliştirme için bir paravan olarak kullanmakla suçluyor, ancak Tahran bu suçlamayı reddediyor.

Çözümü olmayan bir kriz

Ekonomik kriz, geniş ayrıcalıklara sahip siyasi ve güvenlik elitleri ile sıradan vatandaşlar arasındaki uçurumun genişlemesiyle birlikte protestoların ana nedeni olmaya devam ediyor. Yüksek enflasyon, kötü yönetim ve yolsuzluk öfkeyi körükledi; bu faktörler resmi medya tarafından bile kabul edildi.

Görgü tanıkları, Tahran, Meşhed ve Tebriz'de yoğun güvenlik önlemleri alındığını bildirdi. Tahran'ın Büyük Çarşısı'nda halı satıcısı olan Emir Rıza, “Ortam gergin, ancak hayat neredeyse normal şekilde devam ediyor” ifadelerini kulalndı.

cdfvghyju
Geçtiğimiz aralık ayının sonlarında İran'ın güneyindeki Fasa şehrinde protestocular bir hükümet binasına saldırdı (AFP)

Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan diyalog çağrısında bulunarak, parasal ve bankacılık istikrarını sağlamak ve satın alma gücünü korumak için reformlar yapma sözü verdi. Şarku’l Avsat’ın Tesnim haber ajansından aktardığına göre 10 Ocak'tan itibaren hükümet, gıda alımları için ayrılmış elektronik kredi bakiyesi şeklinde kişi başına aylık 10 milyon riyal yardım sağlayacak.

Aylık maaşları 150 doları geçmeyen düşük gelirli aileler için bu adım, riyalin 2025 yılında değerinin yaklaşık yarısını kaybettiği ve resmi enflasyonun aralık ayında yüzde 42,5'e ulaştığı bir dönemde sınırlı ama önemli bir destek anlamına geliyor.


Tahran Trump'a yanıt verdi: Başarısız denemeleri tekrarlamak sonucu değiştirmez

ABD’li Senatör Lindsey Graham dün, ABD Başkanı Donald Trump ile birlikte “İran'ı Yeniden Büyük Yap” yazılı bir şapkayı tutarken çekilmiş bir fotoğrafını paylaştı
ABD’li Senatör Lindsey Graham dün, ABD Başkanı Donald Trump ile birlikte “İran'ı Yeniden Büyük Yap” yazılı bir şapkayı tutarken çekilmiş bir fotoğrafını paylaştı
TT

Tahran Trump'a yanıt verdi: Başarısız denemeleri tekrarlamak sonucu değiştirmez

ABD’li Senatör Lindsey Graham dün, ABD Başkanı Donald Trump ile birlikte “İran'ı Yeniden Büyük Yap” yazılı bir şapkayı tutarken çekilmiş bir fotoğrafını paylaştı
ABD’li Senatör Lindsey Graham dün, ABD Başkanı Donald Trump ile birlikte “İran'ı Yeniden Büyük Yap” yazılı bir şapkayı tutarken çekilmiş bir fotoğrafını paylaştı

İran, ABD ve İsrail, İran'da protesto gösterileri devam ederken dün tüm taraflar birbirlerine gergin mesajlar gönderdi. Tahran, ABD Başkanı Donald Trump'ın uyarılarını ‘psikolojik savaş’ olarak nitelendirirken Tel Aviv, İran'ın füze programına ilişkin tehditlerinin dozunu artırdı. Bu durum, üç başkent arasındaki siyasi anlaşmazlığın daha yoğun bir aşamaya tırmandığını yansıttı.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, ABD Başkanı Donald Trump'ın İranlı yetkililerin ülkede ikinci haftasına giren protesto gösterilerini ele alma biçimine ilişkin bir kez daha yaptığı tehditlere doğrudan verdiği yanıtta, “Başarısız olduğu kanıtlanmış herhangi bir denemeyi tekrarlamak, sadece yeniden başarısızlığa yol açar” ifadelerini kullandı.

Araqchi, İran parlamentosunun internet sitesinde yer alan açıklamalarında, “İran'a karşı daha önce denenmiş politikalar hedeflerine ulaşamamıştır ve bunlara geri dönmek gerçeklerin dengesini değiştirmeyecek, aksine başarısızlığı tekrarlayacaktır” dedi.

Arakçi, bu açıklamayı, Trump'ın başkanlık uçağı Air Force One’da gazetecilere, daha fazla protestocu öldürülürse İran'ın ABD'den ‘çok güçlü bir tepki’ ile karşılaşacağı uyarısında bulunmasından birkaç saat sonra yaptı. Washington’ın ‘durumu yakından izlediğini’ söyleyen, ancak olası adımların niteliği hakkında ayrıntı vermeyen Trump, “Durumu yakından takip ediyoruz. Eğer geçmişte olduğu gibi insanları öldürmeye başlarlarsa, ABD'nin onlara çok sert bir şekilde karşılık vereceğini düşünüyorum” dedi.

Trump, bu tepkinin niteliği veya zamanlaması hakkında ayrıntılı bilgi vermezken bunu doğrudan İranlı yetkililerin protestoculara karşı tutumuyla ilişkilendirdi. Tahran, bu tutumu iç işlerine açık bir müdahale olarak değerlendirdi.

Arakçi, Trump'a verdiği yanıtla birlikte, İran Şura Meclisi’nin Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komitesi'ne, Venezuela'ya atıfla, ABD'nin diğer ülkelere yönelik ‘yasadışı ve gayri meşru davranışlarından’ bahsederek, uluslararası gelişmelerin kapsamlı bir incelemesini sundu. Trump'ın ‘güç dilini kullanarak’ barıştan bahsetmesinin ‘orman kanunu’ mantığını yansıttığını söyleyen Arakçi, bu yaklaşımın İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra kurulan uluslararası sistemin temellerini zayıflattığı uyarısında bulundu.

Gazetecilere yaptığı açıklamada, toplantıda komşu ülkelerin imkanlarından yararlanma yollarının yanı sıra ekonomik diplomasi ve yaptırımların da ele alındığını belirtti. Hükümetin dış politikayı ulusal ekonomiyi desteklemek için kullanmaya çalıştığını vurguladı. Ayrıca, İran'ın Venezuela büyükelçiliğinin faaliyetlerine devam ettiğini belirtti. Oradaki İran vatandaşlarının durumunun ‘iyi’ olduğunu ve herhangi bir sorun bildirilmediğini doğruladı.

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi daha önce yaptığı açıklamada, Trump'ın açıklamalarını ‘psikolojik savaş ve medya manipülasyonu’ olarak nitelendirmişti.

Bu tür açıklamaların İran'a baskı uygulamak için izlenen stratejinin bir parçası olduğunu iddia eden Bekayi, haftalık basın toplantısında, ABD ve İsrail'in açıklamalarının ‘şiddete teşvik’ olduğunu söyledi.

İsrail'in İran’daki protestolarla ilgili ‘herhangi bir fırsatı değerlendirmek için beklediğini’ ifade eden Bekayi, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun protestolarla ilgili açıklamalarına yanıt olarak, İran halkının ‘medya ve sosyal alanda bu tutumlara yanıt verdiğini’ belirtti.

8ı9o0
Tahran'ın merkezindeki Filistin Meydanı'nda birbirine zıt iki reklam panosu, biri İsrail saldırılarında öldürülen İranlı liderlerin resimlerini, diğeri ise ABD ve İsrail bayraklarıyla örtülü tabutları gösteriyor. Panolarda, Ulusal Yüksek Güvenlik Konseyi sekreteri Ali Laricani'nin “Askerlerinize dikkat edin” mesajı yer alıyor (Reuters)

“Bizim için önemli olan, karşı tarafın davranışlarını yakından takip etmemizdir” diyen Bekayi, ‘bazı ABD’li yetkililer ve İsrail’in eylem ve açıklamalarının uluslararası normlara göre şiddet ve terörizmi teşvik ettiğini’ söyledi. İran'ın İsrail'in açıklamalarına güvenmediğini ve İsrail'in aldatmacasının Tahran tarafından kanıtlandığını vurgulayan Bekayi, İran Silahlı Kuvvetleri’nin sınırları izlemeye ve savunmaya hazır olduğunun altını çizerek ‘İsrail'in İran halkına duyduğu sempati olarak nitelendirdiği şeyin, çok sayıda sivilin ölümüne yol açan 12 günlük savaş sırasında yaşananlarla çeliştiğini’ de sözlerine ekledi.

Bu açıklamalar, Netanyahu hükümetinin ‘İran halkının mücadelesiyle dayanışma içinde olduğu’ açıklamasının ardından yapılırken Netanyahu, ülkenin İranlıların kendi kaderlerini belirleyebilecekleri bir döneme girmiş olabileceğini düşündüğünü açıkladı.

Trump, İran’ın ‘kötü davranışlar sergileyebileceğini’ ve geçtiğimiz haziran ayında İsrail ile 12 gün süren savaşın ardından askeri gücünü yeniden inşa etmeye çalıştığını söylemişti, ancak aynı zamanda Tahran'ın nükleer ve füze programları konusunda Washington ile bir anlaşmaya varmaya hala ilgi duyduğunu düşündüğünü belirtmişti. İran ise bu iddiayı reddediyor. Netanyahu, dün İsrail parlamentosu Knesset’te yaptığı konuşmada İsrail'in ‘İran'ın balistik füze programını yeniden kurmasına izin vermeyeceğini’ söyledi. Ayrıca, nükleer programının yeniden başlatılmasına da izin vermeyeceklerini ifade eden, İsrail'e saldırı olması halinde ‘ciddi sonuçlar’ olacağını vaat etti.

Son aylarda İsrailli yetkililer, 12 günlük savaş sırasında saldırıya uğradıktan sonra İran'ın balistik silahlarını yeniden inşa ettiği konusunda endişelerini dile getirdiler.

Bu tartışma, İran'da protestoların devam ettiği, krizin nasıl yönetileceği konusunda iç tartışmaların sürdüğü, güvenlik önlemlerinin ve dijital kısıtlamaların artırıldığı bir ortamda yaşanıyor.

Öte yandan Washington'da Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham, İran'da değişim çağrısı yapan seslere katılarak 2026'nın ‘önemli bir yıl’ olmasını umduğunu ifade etti.

Graham, Fox News'e verdiği röportajda İran halkının protesto etmek için sokağa çıktığını ve artık bu şekilde yaşamaya razı olmadığını söyledi. İran rejimini ‘dünyanın en büyük devlet destekli terörizm kaynağı’ olarak nitelendiren Graham, Trump yönetiminin önceki yönetimlerin aksine İran halkına desteğini bırakmadığını da sözlerine ekledi.

Graham, sembolik bir jest olarak, ‘Make Iran Great Again' (İran'ı Yeniden Büyük Yap) sloganının yazılı olduğu bir şapka takarak, önümüzdeki yıl bir değişim olabileceğine dair iyimserliğini dile getirdi. Daha sonra Graham, aynı şapkayı elinde tutan ABD Başkanı Donald Trump’la çekilmiş bir fotoğrafını paylaştı.