Mikati'nin Suriye’yi ziyaret etme şartı: Lübnan yaptırımlara maruz kalmaması

Başbakan Mikati ve Temsilciler Meclisi Başkanı Berri’nin 28 Eylül’deki toplantısından bir görüntü (el-Vataniyye)
Başbakan Mikati ve Temsilciler Meclisi Başkanı Berri’nin 28 Eylül’deki toplantısından bir görüntü (el-Vataniyye)
TT

Mikati'nin Suriye’yi ziyaret etme şartı: Lübnan yaptırımlara maruz kalmaması

Başbakan Mikati ve Temsilciler Meclisi Başkanı Berri’nin 28 Eylül’deki toplantısından bir görüntü (el-Vataniyye)
Başbakan Mikati ve Temsilciler Meclisi Başkanı Berri’nin 28 Eylül’deki toplantısından bir görüntü (el-Vataniyye)

Lübnan Başbakanı Necib Mikati, ziyaretin Lübnan’a karşı yaptırımlarla sonuçlanmaması halinde Suriye’yi ziyaret etmekten ve onunla iş birliği yapmaktan çekinmediğini açıkladı. Mikati, Lübnan’ı herhangi bir tehlikeye veya herhangi bir cezaya maruz bırakmaya izin vermeyeceğini vurguladı.
28 Eylül’de Temsilciler Meclisi Başkanı Nebih Berri ile bir araya gelen Mikati, Ayn et-Tinah’daki ikinci cumhurbaşkanlığı konutunu ziyaretinde kendisiyle yasama meselelerini ele aldı.
Görüşmenin ardından Mikati, Berri ile ‘sermaye kontrolü’, seçimleri Ramazan ayı öncesinde gereken zamanda yapmak için Temsilciler Meclisi’nin dikkate alması ve karar vermesi gereken seçim yasasına ilişkin süreler başta olmak üzere gerekli reformlar arasında olmak üzere mecliste önerilen yasa tasarılarının yanı sıra gelecek yasama meselesini ve hükümetin göndereceği yasa tasarılarını görüştüklerini dile getirdi.
Parlamento tarafından yayınlanan kanunlara ilişkin düzenleyici kararnameler konusunda Berri ile görüştüğünü belirten Mikati, “En kısa sürede onaylanmak üzere Bakanlar Kurulu’na gönderilmeye hazır 20’den fazla kararname var. Ancak hala ilgili bakanlıklarda bulunan diğer kararnamelere gelince bakanlara, bunları göndermelerini hızlandırma çağrısı yapacağız” dedi.
Uluslararası Para Fonu (IMF) ile müzakere komitesine ilişkin karar konusunda Lübnan Cumhurbaşkanı Mişel Avn ile herhangi bir anlaşmazlığı reddeden Mikati, “Çalışma yöntemim, her zaman istenen hedefe göre belirlenir. Amacımız, bu müzakereleri kimin yürüteceğine bakılmaksızın müzakereleri başarılı kılmak ve Lübnan’ı kurtarmaktır. Nihayetinde ben başbakanım. Meseleler bana gelecek, benim onayım olmadan hiçbir şey onaylanmayacak, ben de bu işin takipçisi olacağım” şeklinde konuştu.
“İran yakıtının, Caesar (Sezar) Yasası’ndan istisna olduğuyla ilgili resmi olarak herhangi bir bilgi almadık” diyen Lübnan Başbakanı, “Caesar Yasası, Lübnan’a yönelik bir yaptırım ya da kuşatma değil, aksine Suriye ve Suriye rejimi ile iş ya da anlaşma yapanlar için geçerlidir. Bu, şu anda Lübnan için geçerli değildir” değerlendirmesinde bulundu.
Reform yasalarının onaylanması konusunda Mikati, yasaları onaylamak ve meclis başkanı Nebih Berri ve Temsilciler Meclisi ile bunları takip etmek için her türlü çabayı gösterdiğini söyledi. Necib Mikati, Berri ile konuyu görüştüğünü belirtirken, “Başta reform yasaları olmak üzere mevcut tüm proje ve önerileri tamamlamak için ortada tam bir çalıştay yapma sözü var” dedi. Bir süre önce kabul edilen ve Anayasa Konseyi tarafından onaylanan Kamu İhale Kanunu’na atıfta bulunarak, Yolsuzlukla Mücadele Komisyonu Kanunu ve atamalarının tamamlanmasının yanı sıra özel heyeti belirlemenin kendilerine ait olduğunu söyleyen Mikati, tüm reform maddelerini tamamlamak için çalışmaya söz verdi.
Necib Mikati, 2022 baharında yapılacak parlamento seçimlerine ek olarak bir kez daha yapılması planlanan yerel seçimlerin düzenlenmesi yönünde bir eğilim olduğu haberlerini yalanladı. “Kimse belediye seçimlerinin iptalinden bahsetmedi. Şu ana kadar herhangi bir belirti yok ve biz yürütme makamı olarak son teslim tarihlerini ve geçerli yasaları takip ediyoruz” diyen Lübnan Başbakanı, “Cumhurbaşkanına belediye seçimlerini sordum, çünkü belirtilen tarihlerde yapılması isteniyor. Henüz ertelenme gibi bir niyet yok. Ama seçim yasasına ilişkin olarak, biz yürütme organıyız ve milletvekilliği seçimlerini zamanında ve yürürlükteki yasalara uygun olarak yapmak görevimizdir. Milletvekili seçimine yönelik samimi ve kesin bir niyetimiz var. Bu seçimleri erteleme gibi bir niyetimiz olduğunu düşünmüyorum” şeklinde konuştu.
Mevcut seçim yasasına göre gurbetçilere tahsis edilen altı sandalyeyle ilgili olarak ise Mikati, “Temsilciler Meclisi’nde gerekli toplantıları yapan bir komite var. Temsilciler Meclisi’nde tartışma için süreler konusu gündeme geldiğinde, altı milletvekili konusu bazı bloklar tarafından gündeme getirilecek. Bu maddenin devam ettirilip ettirilmeyeceği veya yürürlükten kaldırılıp kaldırılmayacağı gündeme gelecek. Yürütme organı olarak bizim bu konuda bir görüşümüz yok, aksine görüş yasama yapan ve uygulayan Temsilciler Meclisi’ne aittir” ifadelerini kullandı.
Mikati, elektrik sektörüyle ilgili projeleri uygulamak üzere nitelikli şirketlerin davet edileceği şeffaf bir ihale ilan ederken, “Belirlenen şartnameler dahilinde en iyi fiyatı en iyi koşullarda sunan kişi ihaleyi kazanacak” dedi.
Özelleştirmeye dayalı olup olmayacağı konusunda ise Mikati, “Halihazırda durumumuz yorgun olduğu için özelleştirme konuşulmuyor ve özelleştirme kapısından girersek fiyat düşük olacak. Bu nedenle ülke toparlanana kadar özelleştirmeye izin vermeyeceğiz” değerlendirmesinde bulundu.



İsrail, Gazze Şeridi ve Batı Şeria’da 16 Filistinliyi öldürdü

Ez-Zevayide kasabasının girişine yakın bir yerde hedef alınan polis aracı (AFP)
Ez-Zevayide kasabasının girişine yakın bir yerde hedef alınan polis aracı (AFP)
TT

İsrail, Gazze Şeridi ve Batı Şeria’da 16 Filistinliyi öldürdü

Ez-Zevayide kasabasının girişine yakın bir yerde hedef alınan polis aracı (AFP)
Ez-Zevayide kasabasının girişine yakın bir yerde hedef alınan polis aracı (AFP)

Sağlık yetkilileri, İsrail güçlerinin Gazze Şeridi ve Batı Şeria’da 16 Filistinliyi öldürdüğünü açıkladı. Bu, haftalardır kaydedilen en yüksek vefat sayısının görüldüğü günlerden biri olarak kayıtlara geçti. Aynı zamanda İsrail, Lübnan ve İran’a yönelik saldırılarını sürdürdü.

Şarku’l Avsat’ın Reuters’tan aktardığına göre Gazze Şeridi’ndeki sağlık görevlileri ve İçişleri Bakanlığı, ez-Zevayide kasabasının girişine yakın bir yerde gerçekleşen İsrail hava saldırısında bir üst düzey polis yetkilisi ile sekiz kişinin hayatını kaybettiğini bildirdi.

Gazze Şeridi’ndeki Sağlık Bakanlığı, çoğunluğu yoldan geçen kişiler olmak üzere en az 14 kişinin de yaralandığını açıkladı.

Dün sabah saatlerinde ise sağlık yetkilileri, Nuseyrat Mülteci Kampı’na düzenlenen bir başka hava saldırısında, hamile bir kadın ve çocuğunun bulunduğu bir aileden üç kişinin yaşamını yitirdiğini duyurdu.

safrgt
İsrail’in Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat’ta bir eve düzenlediği saldırıda hayatını kaybeden Filistinlilerin cenaze töreninden (Reuters)

İsrail ordusu, dün Gazze’ye düzenlediği saldırının, bir gün önce Hamas mensuplarının İsrail güçlerine ateş açmasına karşılık olduğunu açıkladı.

Ordu, polisin hayatını kaybettiği saldırıya mı yoksa Nuseyrat’taki saldırıya mı atıfta bulunduğunu belirtmedi. İşgal altındaki Batı Şeria’da ise Filistin sağlık yetkilileri, İsrail güçlerinin bir aileden anne, baba ve iki çocuğu araçlarında katlettiğini açıkladı. İsrail ordusu, olayla ilgili inceleme yürüttüğünü bildirdi.

Gazze Şeridi, 7 Ekim 2023’te Hamas önderliğindeki saldırıların ardından patlak veren ve iki yıl süren yıkıcı savaşın ardından geçtiğimiz ekim ayında yürürlüğe giren ateşkesten bu yana tekrarlanan şiddet dalgalarına tanık oldu.

Bölge sakinleri, sağlık görevlileri ve analistlere göre, ABD ile İsrail’in İran’a karşı başlattığı savaşın başlangıcında Gazze Şeridi’ne yönelik saldırılar azalmış, ancak daha sonra yeniden artış göstermeye başlamıştı.

Gazze Şeridi’ndeki sağlık yetkilileri, İsrail’in İran’la savaşın başlamasından bu yana en az 36 Filistinliyi öldürdüğünü açıkladı.

Öte yandan Gazze Şeridi’ndeki Sağlık Bakanlığı, ekim ayındaki ateşkesten bu yana en az 670 kişinin İsrail saldırıları sonucu hayatını kaybettiğini duyurdu. İsrail ise aynı dönemde Gazze’de militanlar tarafından dört askerinin öldürüldüğünü açıkladı.

“Bize doğrudan ateş açıldı”

Batı Şeria’daki Tammun kasabası sağlık yetkilileri, 37 yaşındaki Ali Halid Beni Avde, eşi 35 yaşındaki Vâd ve çocukları 5 yaşındaki Muhammed ile 7 yaşındaki Osman’ın başlarından vurularak öldürüldüğünü, iki çocuğun da yaralandığını açıkladı.

İsrail ordusu, Tammun’da ‘güvenlik güçlerine karşı terör faaliyetlerine karıştıkları’ iddiasıyla aranan Filistinlileri yakalamak için bir operasyon düzenlendiğini duyurdu.

Ordu açıklamasında, “Operasyon sırasında bir araç hızla kuvvetlere doğru ilerledi. Kuvvetler bunu doğrudan bir tehdit olarak görüp ateş açtı. Sonuç olarak, araçtaki dört Filistinli öldü. Olayın ayrıntıları inceleniyor” ifadeleri yer aldı.

Hayatta kalan çocuklardan 12 yaşındaki Halid, Reuters’a verdiği röportajda, annesinin ağladığını ve babasının dua ettiğini duyduğunu, ancak diğer kardeşlerinden hiçbir ses gelmediğini, ardından aracın kurşun yağmuruna tutulmasıyla sessizlik çöktüğünü anlattı.

Halid, “Bir anda doğrudan ateş açıldı. Araçtaki herkes hayatını kaybetti, sadece ben ve kardeşim Mustafa kurtulduk” dedi.

sdfergty
Filistinli Mustafa, dün onları taşıyan araca ateş açan İsrail askerleri tarafından yaralandı; aynı saldırıda anne babası ve iki kardeşi hayatını kaybetti. (AFP)

Halid, askerlerin onu araçtan çıkardıktan sonra kendisine, “Köpekleri öldürdük” dediklerini aktardı.

Filistin Sağlık Bakanlığı, bir Filistinlinin de gece saatlerinde yerleşimciler tarafından düzenlenen bir saldırıda hayatını kaybettiğini açıkladı.

İnsan hakları örgütleri ve sağlık görevlileri, Batı Şeria’daki İsrailli yerleşimcilerin, ABD-İsrail’in İran’a karşı yürüttüğü savaş sırasında uygulanan hareket kısıtlamalarını fırsat bilerek Filistinlilere saldırdıklarını belirtiyor. Ayrıca, askeri kontrol noktalarının ambulansların kurbanlara hızlı ulaşmasını engellediği vurgulanıyor.

Filistin Sağlık Bakanlığı, yerleşimcilerin şubat ayı sonunda başlayan İran savaşıyla birlikte Batı Şeria’da en az beş Filistinliyi öldürdüğünü bildirdi.


Irak, İHA’ların DEAŞ militanlarının kaçmasına neden olabileceğinden endişe ediyor

Tutuklu DEAŞ üyelerinden bir grup (Arşiv-WAA)
Tutuklu DEAŞ üyelerinden bir grup (Arşiv-WAA)
TT

Irak, İHA’ların DEAŞ militanlarının kaçmasına neden olabileceğinden endişe ediyor

Tutuklu DEAŞ üyelerinden bir grup (Arşiv-WAA)
Tutuklu DEAŞ üyelerinden bir grup (Arşiv-WAA)

Irak Adalet Bakanlığı dün, Bağdat Havalimanı yakınlarındaki Ebu Gureyb Hapishanesi'nde tutulan DEAŞ üyelerinin, Amerikan danışmanlarının bulunduğu Victoria üssünün füze ve insansız hava araçlarıyla (İHA) hedef alınması sonucu kaçma olasılığı konusunda uyarıda bulundu.

Şarku’l Avsat'a konuşan bir güvenlik kaynağı, DEAŞ liderlerinin ve mahkumların her bombalamada "Allahu Ekber" diye bağırarak, tıpkı 2013'te olduğu gibi kaçmayı umduklarını açıkladı. Kaynak, "El-Zeytun" istasyonuna yapılan bombalı saldırının ardından cezaevinin elektriğinin kesildiğini de vurguladı.

Öte yandan, Irak Petrol Bakanlığı, Hürmüz Boğazı'nın kapanması ve güneyden yapılan petrol ihracatının tamamen durması nedeniyle Erbil'den, Türkiye'nin Ceyhan limanı üzerinden petrol ihracatına yeniden başlamasını istediğini doğruladı. Ancak Erbil bunu reddetti ve bakanlığın "ihracatla ilgisiz" olarak nitelendirdiği şartlar öne sürdü. Kürt bir yetkili, en önemli talepler arasında silahlı grupların bölgeye yönelik saldırılarının durdurulması ve Bağdat'ın bütçesini kısmasının ardından (2014-2018) bölgenin inşa ettiği boru hattıyla ilgili borçların ödenmesi için mali tazminat sağlanmasının yer aldığını belirtti.


Lübnan ile İsrail arasında “doğrudan müzakereler” olasılığı azaldı

Lübnan'ın güneyindeki uluslararası UNIFIL güçlerine ait bir araç, İsrail'in bombaladığı bir sağlık merkezinin önünden geçerken (AFP)
Lübnan'ın güneyindeki uluslararası UNIFIL güçlerine ait bir araç, İsrail'in bombaladığı bir sağlık merkezinin önünden geçerken (AFP)
TT

Lübnan ile İsrail arasında “doğrudan müzakereler” olasılığı azaldı

Lübnan'ın güneyindeki uluslararası UNIFIL güçlerine ait bir araç, İsrail'in bombaladığı bir sağlık merkezinin önünden geçerken (AFP)
Lübnan'ın güneyindeki uluslararası UNIFIL güçlerine ait bir araç, İsrail'in bombaladığı bir sağlık merkezinin önünden geçerken (AFP)

Lübnan ile İsrail arasında önümüzdeki çarşamba günü, Fransa tarafından sunulan ve bir ‘saldırmazlık anlaşmasına’ dönüşebileceği düşünülen plan çerçevesinde doğrudan müzakerelerin başlayabileceğine dair haberlerin gelmesine rağmen İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Sa'ar, önümüzdeki günlerde herhangi bir müzakere planlanmadığını açıkladı. Fransa Dışişleri Bakanlığı ise herhangi bir girişimleri olmadığını belirtti.

Tel Aviv'deki siyasi kaynaklar, Sa'ar'ın sözlerinin geleneksel bir manevra biçimi olduğunu belirterek Hizbullah, saldırılarını durdurmadan İsrail'in müzakerelere başlamayacağına işaret ettiler. İsrail basını, müzakerelerin Lübnan'ın İsrail'i tanıması karşılığında İsrail'in Lübnan topraklarının bütünlüğünü tanımasını içeren bir ‘siyasi bildiri’ üzerine yürütüleceğini, savaşın durdurulması ve İsrail'in kademeli çekilmesiyle başlayıp anlaşmanın imzalanmasıyla tam çekilmeye varacak şekilde düzenleneceğini ve önerinin Fransız hükümeti tarafından hazırlandığını bildirmişti.

Öte yandan Hizbullah, başkent Beyrut’un bazı bölgelerini güvenlik bölgelerine dönüştürerek bölge sakinlerine kendi şartlarını dayatıyor. Son olarak işyeri sahiplerine, okullara ve inşaat komitelerine güvenlik kameralarını tamamen kapatmalarını, internet bağlantısını kesmelerini ve hatta elektriklerini keserek kameraların tamamen çalışmaz hale getirilmesini emretti.

Hizbullah, bu talebin nedenlerini açıklamamış olsa da bu durum hem suç ve hırsızlıkların önlenmesi hem de Hizbullah üyelerinin yerleşim bölgelerine sızarak bu bölgeleri İsrail saldırılarına daha fazla maruz bırakması açısından birçok güvenlik endişesini beraberinde getirdi.