Libya Başbakanı, siyasi anlaşmazlığı çözmek için ‘tartışmalı bir teklif’ sundu

Menfi’nin bazı isimlerin seçimlere katılmasını önleme girişimini takiben Bingazi ve Trablus arasındaki bölünme derinleşiyor.

Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi, tartışmalı isimlerin yaklaşan seçimler için adaylıklarını geri çekmelerini önerdi (AFP)
Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi, tartışmalı isimlerin yaklaşan seçimler için adaylıklarını geri çekmelerini önerdi (AFP)
TT

Libya Başbakanı, siyasi anlaşmazlığı çözmek için ‘tartışmalı bir teklif’ sundu

Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi, tartışmalı isimlerin yaklaşan seçimler için adaylıklarını geri çekmelerini önerdi (AFP)
Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi, tartışmalı isimlerin yaklaşan seçimler için adaylıklarını geri çekmelerini önerdi (AFP)

Zayed Hediyye
Libya’da yasama ve cumhurbaşkanlığı seçimlerinin yapılması için belirlenen tarih olan 24 Aralık’a denk gelen Libya’nın bağımsızlığının 70. yıl dönümü yaklaşıyor. Bu bağlamda her geçen gün, Libya krizinin tarafları ve siyasi geçiş sürecindeki ortaklar arasında yenilenen anlaşmazlıklar nedeniyle seçimleri zamanında yapma olasılığı daha karmaşık hale geliyor.
Parlamento ve hükümet arasındaki krizin neden olduğu gerginliğin ardından siyaset sahnesine sükûnet hakim ancak iki taraf arasındaki anlaşmazlığın köklü bir şekilde çözülememesi nedeniyle Libya arenasında beklenti devam ediyor.
Son engeli ortadan kaldırmak amacıyla Başkanlık Konseyi, bazı çatışma taraflarının kulaklarını tıkaması gereken bir öneri sundu. Bu yolla, tartışmalı isimleri yaklaşan cumhurbaşkanlığı seçimlerine katılmamaya ikna etmeye çalışıyor.

Siyasi tıkanıklığı önleme girişimi
Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi, Libya sahnesindeki bazı aktif tarafları vatan için uzlaşmaya ve bu yılın sonunda yapılacak seçimlerde aday olmamaya çağıran bir girişim sunmak üzere olduğunu belirtti.
Menfi, Twitter üzerinden yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: “Siyasi sürecin korunmasını ve güvenli, şeffaf, adil ve kabul edilebilir seçimlerin yürütülmesini sağlamak için Birleşmiş Milletler’deki (BM) konuşmamda, tüm aktif siyasi tarafların ‘tüm taraflar arasında anayasal zeminde uzlaşmayı kolaylaştırmaya’ davet edilmesi ve seçim sonuçlarının kabul edilmesi esasına dayanan bir girişimin başlatıldığını açıkladım.”
Muhammed el-Menfi, “Anlaşmaya varılamaması durumunda ilgili tarafları, ülke menfaati için tavizler vermeye, bir sonraki seçimlere katılmamaya, uzlaşmaya varmak ve doğabilecek herhangi bir siyasi tıkanıklığın önüne geçmek için diğer adayların önünü açmaya çağıracağım” şeklinde konuştu.
Başkanlık Konsey Başkanı, önerisinin ülkeyi güvenliğe ve kalıcı bir anayasa üzerinde uzlaşmaya izin veren istikrarlı bir haline getirmeyi amaçladığını belirtti.
Öte yandan Başkanlık Konseyi sözcüsü Necva Vehibe, Başkanlık Konseyi önerisine ilişkin ayrıntılı bir açıklama yaparak, “Başkanlık Konseyi, seçim sürecini ve çeşitli taraflarca kabul edilmesini kolaylaştırmak için, geçmiş yıllarda sahnede geniş bir varlığı olan aktif siyasi isimleri 24 Aralık seçimlerine katılmamaya çağıracak” dedi.
Vehibe, “Girişim, Libya’da yerel bir tarafça yönetiliyor. Önceki tüm girişimler ya BM ya da Libya meselesiyle ilgilenen bazı dost ülkeler tarafından üstlenilmişti. Libyalılar katılsın ya da katılmasın bu sefer girişim, Libya sponsorluğu ve gözetimi altındadır” şeklinde konuştu.
Necva Vehibe, “Girişimin sunulmasının nedeni, adaylığı herkes tarafından kabul edilemeyecek isimler çıkartılarak seçimlere ilişkin anayasal zemin ve yasal çerçeveler meselesinin çözüme kavuşturulmasını kolaylaştırmak ve siyaset sahnesinde yeni yüzlere fırsat vermektir” ifadelerini kullandı.
Başkanlık Konseyi’nin kimlerle iletişim kuracağını belirtmeyi reddeden Vehibe, “Konu, hala öneri şeklinde ve yasaklananların bir listesi yok” dedi.

Hızlı tepki
Başkanlık Konseyi girişimine yönelik siyasi partilerin tepkileri, girişim açıklanır açıklanmaz hızla gelmeye başladı. Girişim, başta Devlet Yüksek Konseyi olmak üzere Libya’nın batısında memnuniyetle karşılandı.
Trablus’ta Devlet Yüksek Konseyi başkanının ikinci yardımcısı Ömer Buşah, “Başkanlık Konseyi başkanının girişimini destekliyoruz. Son aşamadaki olaylara katkıda bulunan tartışmalı isimlerden adaylara, geri çekilme ve geçmişin yükünden ve düşmanlıklarından kurtulmuş yüzlere yeni aşamaya öncülük etme fırsatı bırakma çağrısı yapıyorum” dedi.
Buşah, “Girişim, bu koşullar altında ‘ulusal uzlaşı, yerinden edilenlerin geri dönüşü, düşünce ve savaş esirlerinin serbest bırakılması ve Libya’da yeni bir sayfanın açılması’ için kullanılması gereken bir fırsattır” dedi.
Öte yandan Temsilciler Meclisi Savunma ve Ulusal Güvenlik Komitesi Başkanı Talal el-Mihub, Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi’nin ‘adaylara seçimleri boykot çağrısına’ ilişkin açıklamalarından duyduğu şaşkınlığı dile getirdi. Mihub, “Konsey üyeleri, önemli bir uluslararası destek kazandıktan sonra Başbakanın Cumhurbaşkanlığı Seçim Yasası için onay vermesini umuyorlardı” ifadelerini kullandı.
Mihub, “Parlamento tarafından onaylanan Cumhurbaşkanlığı Seçimi Yasası, ülkedeki tek yasama organı tarafından çıkarıldığı için Libya devletindeki tüm yönetmelik ve yasalarla uyumludur. Temsilciler Meclisi, yeni aşamayla ilgili tüm yükümlülüklerini yerine getirecektir. Uluslararası toplum, tüm tarafları yol haritasının daha önce üzerinde anlaşmaya varılan maddelerini uygulamaya mecbur etme sorumluluğunu taşıyor” şeklinde konuştu.
Libyalı gazeteci ve siyasi aktivist Ahmed Aşur, “Menfi’nin önerisi, sorunları çözmekten çok karmaşıklaştıracak ve Bingazi ile Trablus arasındaki bölünmeyi artıracaktır. Bugünden itibaren doğunun önde gelen isimleri, bir önceki aşamada tavrı tarafsızlıkla karakterize edilen Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi’yi, ‘ordu Komutanı Halife Hafter ve meclis başkanı Akile Salih’in cumhurbaşkanlığı seçimlerine adaylığını önlemek için Devlet Yüksek Konseyi ve Siyasi İslam Akımı ile gizli bir anlaşma yapmakla’ suçlamaya başladı” değerlendirmesinde bulundu.
Aşur, Başkanlık Konseyi önerisine yönelik ilk tepkilere değinerek, “Doğal ve beklenen bir durumdu. Dolayısıyla Yüksek Konsey’in Hafter ve Akila Salih’i olay yerinden uzaklaştıran bir girişimi memnuniyetle karşılaması şaşırtıcı değil. İkisinin kendilerini siyasi arenadan dışlayan bir öneriyi reddetmesi tuhaf değil” dedi.

İngiltere’nin ordunun inşasına katkısı
Ulusal Birlik Hükümeti Başbakanı ve Savunma Bakanı Abdulhamid Dibeybe, pazartesi günü Trablus’ta İngiltere Savunma Bakanlığı’ndan bir heyet ile ‘İngiltere’nin Libya askeri kurumunun yeniden inşasına katkısını’ ele aldı.
Hükümet tarafından yayınlanan bir bildiride, toplantıya ‘Trablus’taki Libya Genelkurmay Başkanı Korgeneral Muhammed el-Haddad ve Libya Savunma Bakanlığı’nın birçok danışmanının’ katıldığı belirtildi. Bildiride, “İngiliz heyet, İngiltere’nin Libya Büyükelçisinin katılımının yanı sıra Kuzey Afrika ve Orta Doğu Savunma Bakanlığı Danışmanı Jen Martin Smeaton’u da içerdi” denildi.
Açıklamaya göre toplantıda, ‘Libya askeri kurumunun yeniden inşasında Londra’nın Libya’ya yardım etme olasılığı, ordunun birleştirilmesi, 5+5 Askeri Komite’nin çabalarını destekleme, paralı askerler ve yabancı savaşçılar’ meseleleri ele alındı. İki taraf, İngiltere’nin bu konulara verdiği destekle ilgili çeşitli ayrıntıları görüşmek üzere bu ayın sonunda bir toplantı düzenleme konusunda uzlaşı sağladı.

Eski ilişkiyi canlandırmak
Bu görüşmeler, Trablus ve Londra arasındaki eski askeri iş birliği tarihini canlandırmak için dikkate değer bir adım olarak görülüyor. Öyle ki İngilizlerin dönemin emiri ve ardından Kral İdris es-Senussi’yi, ‘yönetimi devralmak ve Libya’nın bağımsızlığını elde etmek’ için destekleme sözü karşılığında Londra, İkinci Dünya Savaşı’nın ortasında İtalya’ya karşı savaşa katılmak için 1940’ta Mısır’da Libya ordusunun kurulmasında çok önemli bir rol oynadı.
İki taraf arasında askeri alanlardaki yakın ilişki, 1951’den Kaddafi’nin 1969’da kendisine karşı yaptığı darbeye ve bir yıl sonra İngiliz güçlerini Libya’dan tahliye etmesine kadar Senussi’in Libya’daki yönetimi boyunca devam etti.



Şam-SDG anlaşmasının en geniş kapsamlı uygulaması

Sipan Hamo (SDG)
Sipan Hamo (SDG)
TT

Şam-SDG anlaşmasının en geniş kapsamlı uygulaması

Sipan Hamo (SDG)
Sipan Hamo (SDG)

Suriye'de dün, Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş-Şara ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) lideri Mazlum Abdi arasında 29 Ocak'ta imzalanan anlaşmanın uygulanması doğrultusunda, SDG'nin birleşme anlaşması dosyasında en geniş ilerleme kaydedildi.

Savunma Bakanlığı medya ve iletişim direktörü, “Sipan Hamo'nun ülkenin doğu bölgesi savunma bakan yardımcısı olarak atandığını” bildirdi. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Hamo, en önde gelen Kürt askeri liderlerden biri ve Şam ile müzakerelere katıldı.

Yine dün, Haseke vilayetinde yaşayan yaklaşık 400 aile, yıllarca süren yerinden edilmenin ardından Halep kırsalındaki Afrin bölgesinde bulunan evlerine geri döndü. Haseke-Halep uluslararası yolu da savaşın büyük bir bölümünde kapalı kaldıktan sonra sivil trafiğe açıldı.


Refah Sınır Kapısı’nın yeniden kapanması Gazze’deki hastaları yeniden ölümle karşı karşıya bıraktı

Han Yunus’taki Kızılay Hastanesi avlusunda tedavi için Gazze’den çıkmayı bekleyen Filistinli hastalar tekerlekli sandalyelerde oturuyor. (AFP)
Han Yunus’taki Kızılay Hastanesi avlusunda tedavi için Gazze’den çıkmayı bekleyen Filistinli hastalar tekerlekli sandalyelerde oturuyor. (AFP)
TT

Refah Sınır Kapısı’nın yeniden kapanması Gazze’deki hastaları yeniden ölümle karşı karşıya bıraktı

Han Yunus’taki Kızılay Hastanesi avlusunda tedavi için Gazze’den çıkmayı bekleyen Filistinli hastalar tekerlekli sandalyelerde oturuyor. (AFP)
Han Yunus’taki Kızılay Hastanesi avlusunda tedavi için Gazze’den çıkmayı bekleyen Filistinli hastalar tekerlekli sandalyelerde oturuyor. (AFP)

Gazze Şeridi’ndeki hastalar ve yaralılar, İsrail makamlarının Refah Kara Sınır Kapısı’nı yeniden kapatmasının ardından son derece ağır ve zor koşullarla karşı karşıya kaldı. Ateşkes anlaşması kapsamında kısa süreliğine kısmen açılan kapı, daha önce uzun süre kapalı tutulmuş ve on binlerce kişinin tedavi için Gazze’den çıkmasına engel olmuştu.

Refah Sınır Kapısı’nın geçen yıl şubat ayı başında yeniden açılması, hastalar ve yaralılar için tedavi amacıyla Gazze’den çıkma konusunda umut yaratmıştı. Ancak İsrail’in çıkış yapmasına izin verdiği kişi sayısına sınırlama getirmesi durumu daha da karmaşık hale getirdi. Geçtiğimiz ayın 28’inde İran’a yönelik savaşın başlamasıyla kapının yeniden kapatılması ise bu umutları tamamen kararttı.

fvvfe
Yeniden kapatılmadan önce Mısır tarafındaki Refah Sınır Kapısı önünde bekleyen Mısır ambulansları. (Reuters)

Nadir görülen “Sanfilippo sendromu” hastalığından muzdarip 12 yaşındaki Esma eş-Şaviş, annesinin Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamaya göre yıllardır ölüm riskiyle karşı karşıya bulunuyor ve son dönemde sağlık durumu kritik biçimde kötüleşmiş durumda.

Anne, kızının 2023 yılında – savaşın başlamasından kısa süre önce – yurt dışında tedavi için tıbbi sevk aldığını, ancak savaşın patlak vermesi nedeniyle Gazze’den çıkamadığını söyledi. O günden bu yana küçük kızın sağlık durumunun her geçen gün daha da kötüleştiğini belirtti.

dfvf
Yaralı bir kız çocuğu, yeniden kapatılmadan önce Refah Sınır Kapısı üzerinden taşınıyor. (Mısır Kızılayı)

Annesi, kızının artık su içme yetisini kaybettiğini, beyin küçülmesi, karaciğer ve dalak büyümesi yaşadığını ve sürekli nöbet geçirdiğini belirtti. Çocuğun hayatta kalabilmesi için hastanelerde her gün tedaviye ihtiyaç duyduğunu ifade eden anne, durumunun hızla kötüleştiğini vurguladı.

Anne sözlerini şöyle sürdürdü:

“Refah Kapısı açıldığında yeniden seyahat edebileceğimiz ve tedaviye ulaşabileceğimiz konusunda biraz umutlanmıştık. Ancak bizim gibi bekleyen çok sayıda hasta ve yaralı olduğu için çıkışımız gecikti. Sonra işgal güçleri kapıyı yeniden kapattı ve bizi tekrar kaderimizle baş başa bıraktı. Çocuğumu bu halde gördükçe içim parçalanıyor. Son nefeslerini alıyor gibi… Her an ölebilir.”

20 bin hasta

Gazze Sağlık Bakanlığı’na göre Gazze’de 20 binden fazla hasta ve yaralı, acil olarak yurt dışında tedaviye ihtiyaç duyuyor. Sınır kapısının yeniden düzenli biçimde açılmasını bekleyen bu kişiler arasında hayatını kaybedenlerin sayısının arttığı bildiriliyor.

sfrgty
Böbrek yetmezliği yaşayan bir Filistinli kadın, Gazze’nin merkezindeki bir hastanede diyaliz tedavisi görüyor. (Reuters)

Bakanlık, Gazze’deki hastanelerin bu hastaların hayatını kurtarabilecek tıbbi imkânlara sahip olmadığını ve İsrail ablukasının yarattığı ağır koşullar nedeniyle bazı ilaçların tamamen tükendiğini, bazılarının ise tükenmek üzere olduğunu belirtiyor.

Hükümet Medya Ofisi’nin verilerine göre Refah Sınır Kapısı’nın kısmen açık kaldığı süre boyunca toplam 1148 kişi giriş-çıkış yapabildi. Oysa ateşkes anlaşmasına göre 3 bin 400 kişinin seyahat etmesi planlanıyordu. Bu da anlaşmanın yaklaşık yüzde 33’ünün uygulanabildiğini gösteriyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan Hamas’a bağlı hükümet kaynakları ise Refah Kapısı’nın yeniden açılmasına ilişkin herhangi bir vaat bulunmadığını, hatta kısmi bir açılış ihtimalinin bile gündemde olmadığını söyledi.

Hamas Sözcüsü Hazım Kasım, Refah Kapısı’nın “asılsız güvenlik gerekçeleri ve yalanlar” öne sürülerek kapalı tutulmasının ateşkes anlaşmasının açık ve ciddi bir ihlali olduğunu belirtti. Kasım, bunun özellikle Mısır başta olmak üzere arabuluculara verilen taahhütlerden geri adım anlamına geldiğini ve Gazze’ye uygulanan kuşatmanın daha da sıkılaştırılması çerçevesinde gerçekleştiğini ifade etti. Bu durumun on binlerce yaralının seyahat ederek tedavi görmesini engellediğini söyledi.

Sahada gerilim sürüyor

Sahadaki gelişmelerde ise İsrail saldırıları devam ederek fazla Filistinlinin ölümüne neden oluyor. İsrail ordusu salı günü yaptığı açıklamada 6 Filistinlinin öldürüldüğünü duyurdu. Bunlardan üçünün Gazze’nin kuzeyinde “sarı hattı” geçtikleri iddiasıyla vurulduğu, diğer üçünün ise Refah’taki tünellerde bulunan Hamas mensupları olduğu ileri sürüldü.

Ateşkesin yürürlüğe girmesinden bu yana Filistinli ölü sayısı 656’nın üzerine çıktı. Bunların en az 20’si, İran’la savaşın başlamasından sonra hayatını kaybetti. 7 Ekim 2023’ten bu yana toplam can kaybı ise 72 bin 134’e ulaştı.

tyn
Filistinliler, Gazze kentine düzenlenen İsrail hava saldırısının ardından hayatını kaybeden bir kişinin cenazesini taşıyor. (AFP)

İsrail güçleri, Gazze’de “sarı hattın” her iki tarafında da hava ve topçu saldırıları ile ateş açma eylemlerini sürdürdü. Aynı zamanda ikinci gün üst üste, Han Yunus’un doğusunda özellikle Salahaddin Caddesi’ne yaklaşık 20 metre mesafedeki bölgelerde kalan evlerin buldozerlerle yıkıldığı görüldü.

Bir savaş uçağı, İsrail’in tahliye emri verdiği ve sakinleri tarafından boşaltılan Kuzey Han Yunus’taki bir evi bombaladı. Ayrıca Gazze kentinin güneybatısında, yerinden edilmiş sivillerin çadırlarının yakınındaki boş bir arazide bulunan cep telefonu şarj noktası ve internet hizmeti veren bir alan da hedef alındı.


Suriye İçişleri Bakanlığı, Seraya el-Cevad milislerinin itiraflarının bir kısmını yayınladı

24 Şubat’ta Ceble kırsalında düzenlenen nitelikli bir operasyonda Seraya el-Cevad milislerinin lideri etkisiz hale getirildi. (SANA)
24 Şubat’ta Ceble kırsalında düzenlenen nitelikli bir operasyonda Seraya el-Cevad milislerinin lideri etkisiz hale getirildi. (SANA)
TT

Suriye İçişleri Bakanlığı, Seraya el-Cevad milislerinin itiraflarının bir kısmını yayınladı

24 Şubat’ta Ceble kırsalında düzenlenen nitelikli bir operasyonda Seraya el-Cevad milislerinin lideri etkisiz hale getirildi. (SANA)
24 Şubat’ta Ceble kırsalında düzenlenen nitelikli bir operasyonda Seraya el-Cevad milislerinin lideri etkisiz hale getirildi. (SANA)

Suriye İçişleri Bakanlığı, yaklaşık iki hafta önce Bakanlık tarafından Seraya el-Cevad olarak bilinen örgütün en önemli merkezlerinden birinin hedef alındığının duyurulmasının ardından, dün operasyona ilişkin görüntülü bir rapor yayımladı. Raporda, örgütün sahil bölgesinde ikmal hatları kurduğu, bir operasyon odası oluşturduğu ve devrik rejime bağlı eski milis liderlerinden mali destek aldığı yönündeki itiraflara yer verildi. Bu destekle Suriye İç Güvenlik Güçleri’ne yönelik saldırıların planlandığı belirtildi.

Görüntülü raporda, Lazkiye vilayetine bağlı Ceble kırsalındaki Beyt Aluni ve Besniya bölgelerinde 23 Şubat’ta İç Güvenlik Güçleri tarafından gerçekleştirilen eş zamanlı operasyonlardan görüntüler yer aldı.

Bakanlığa göre operasyon, birkaç gün süren hassas bir istihbarat takibinin ardından Seraya el-Cevad milis grubunun en önemli merkezlerinden birini hedef aldı. Operasyonda sahil bölgesindeki grubun lideri olduğu belirtilen Beşşar Abdullah Ebu Rukiyye ile birlikte iki üst düzey üye öldürüldü, 6 kişi ise gözaltına alındı. Milis gruba ait silah ve patlayıcı deposunun tamamen imha edildiği operasyonda, özel görev kuvvetlerinden bir güvenlik görevlisi hayatını kaybederken bir başka görevli hafif yaralandı.

Bakanlığın yayımladığı görüntülü raporda yer alan itiraflara göre gözaltına alınan kişiler, Mart 2025’te Suriye sahil bölgesinde düzenlenen saldırılara katıldıklarını kabul etti. Şüphelilerden biri, genel güvenlik devriyesine saldırdığını ve çıkan çatışmada bir güvenlik görevlisini öldürdüğünü itiraf etti.

İfadelerde ayrıca, bir operasyon odası kurulduğu belirtildi. İtiraflara göre Seraya el-Cevad milisleri, iş insanı kardeşler Eymen Cabir ve Muhammed Cabir’den mali destek aldı; lojistik ikmalin ise Lübnan üzerinden sağlandığı ifade edildi.

dsvfe
Seraya el-Cevad’ın finansörü iş adamı Muhammed Cabir’in sağ kolu Albay Muhammed Nedim eş-Şab (Suriye İçişleri Bakanlığı)

Suriye’de devrik rejime yakın isimlerden biri olarak bilinen Muhammed Cabir’in daha önce bir televizyon röportajında, 6 Mart 2025’te Suriye sahil bölgesinde düzenlenen saldırıyı yönettiğini kabul ettiği belirtildi. Öte yandan El Cezire televizyonunda yayımlanan ‘el-Müteharri’ programının elde ettiği belge ve ses kayıtlarının, devrik rejimin önde gelen bazı isimlerinin yeni silahlı gruplar kurarak Suriye İç Güvenlik Güçleri ve orduya yönelik saldırılar planladığını ortaya koyduğu aktarıldı. Suriye İçişleri Bakanlığı’nın ise söz konusu grupların üyelerini takip ettiği ve faaliyetlerini engellemeye çalıştığı ifade edildi.

sdfrg
Dördüncü Tümen Komutanı Gıyas Süleyman Dalla (Sosyal medya)

Seraya el-Cevad adlı silahlı grubun, Lazkiye, Ceble ve Tartus’u kapsayan Suriye sahil bölgesinde faaliyet gösterdiği belirtiliyor. Örgüt ilk olarak Ağustos 2025’te sosyal medyada yayılan ve Ceble kırsalında İç Güvenlik Güçleri’ne ait bir aracın bombalanmasını gösteren video ile gündeme geldi.

Eylül 2025’te askeri faaliyetlerine resmen başladığını duyuran örgüt, 9 Kasım 2025’te yayımladığı bir videoda Baniyas karakolunu hedef alan ve 27 Ekim 2025’te gerçekleştirildiği belirtilen saldırının görüntülerini paylaştı. Bunu, Ceble Köprüsü’nde güvenlik araçlarını hedef alan başka saldırıların izlediği bildirildi.

sdvfv
Suriye ordusunun 25. Tümeni’nin eski komutanı Süheyl el-Hasan, 21 Mart 2021’de Rus güçleriyle birlikte (Rus medyası)

Söz konusu örgütte, eski rejim güçlerinde görev yapan ve ‘Kaplan’ lakabıyla bilinen Süheyl el-Hasan ile bağlantılı bazı isimlerin de öne çıktığı belirtiliyor. Ayrıca ‘Sahil Kalkanı Tugayı’ olarak adlandırılan grubun lideri Mikdad Fatiha ile bağlantılı kişiler de örgüt içinde yer alıyor. Fatiha’nın, Mart 2025’te Suriye sahil bölgesinde meydana gelen patlama olaylarına karışmakla suçlandığı ve yeni Suriye yönetimine karşı bölgede ortaya çıkan en sert silahlı gruplardan birini yönettiği ifade ediliyor.

Sahil Kalkanı Tugayı, Beşşar Esed rejiminin devrilmesinin hemen ardından sahil bölgesinde ortaya çıkan ilk silahlı grup olarak kaydedildi. Bunu daha sonra üç farklı grup izledi: Seraya el-Cevad, Suriye’yi Kurtarma Askeri Konseyi ve en-Nuhbe Kuvvetleri.

Daha önce yayımladığı bir açıklamada Seraya el-Cevad, Alevi toplumunun dini referansı olarak Yüksek Alevi İslam Konseyi Başkanı Gazal Gazal’ı gösterdiğini duyurdu. Gazal’ın, Aleviler için federal bir yapı kurulması çağrısında bulunduğu da belirtildi.

cxd vdf
Ali Zuheyr İdris, Ammar Madin Yusuf ve Musa Mazhar Miya, geçtiğimiz cumartesi günü Suriye’nin Tartus vilayetinin güvenliğini hedef alan terör eylemleri planlamak ve hazırlamak suçundan suçlu bulunarak tutuklandı. (Suriye İçişleri Bakanlığı)

İç Güvenlik Güçleri’ne bağlı Tartus birimi, 7 Mart’ta Terörle Mücadele Şubesi ile koordinasyon içinde düzenlediği operasyonda Ali Zuheyr İdris, Ammar Madin Yusuf ve Musa Mazhar Miya isimli üç kişiyi gözaltına aldı. Yetkililer, söz konusu kişilerin vilayetin güvenliğini ve vatandaşların emniyetini hedef alan terör eylemleri planlamak ve hazırlamakla suçlandığını açıkladı.

Operasyonun, ‘Ali’ olarak anılan şüphelinin devrik rejim kalıntılarıyla bağlantılı bir terör hücresine liderlik ettiğini ortaya koyan hassas istihbarat bilgilerine dayanarak gerçekleştirildiği belirtildi. Yetkililere göre şüpheli, komşu ülkelerden birinde patlayıcı düzenekler ve patlayıcı maddelerin hazırlanmasına yönelik eğitim aldıktan sonra sabotaj planlarını hayata geçirmek amacıyla yeniden Tartus’a sızdı. Operasyon sırasında ele geçirilen materyallere usulüne uygun şekilde el konulduğu, gözaltına alınan kişilerin ise soruşturmanın tamamlanması için Terörle Mücadele birimine sevk edildiği bildirildi.