Cumhurbaşkanı Erdoğan: Başkanlık sisteminden memnunuz... Biden ile F-35 sorunu da görüşeceğiz, ya uçaklarımızı verecekler ya da parayı

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Başkanlık sistemiyle inşallah yolumuza devam edeceğiz. Bizi yıllarca geride bırakmış olan eski vesayetçi sistemi tekrar denemenin anlamı yok." dedi.

AA
AA
TT

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Başkanlık sisteminden memnunuz... Biden ile F-35 sorunu da görüşeceğiz, ya uçaklarımızı verecekler ya da parayı

AA
AA

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Soçi'de yaptığı görüşmenin ardından Türkiye dönüşünde uçakta gazetecilerin sorularını yanıtladı, değerlendirmelerde bulundu.
Putin'in davetine icabetle Soçi'ye yaptığı çalışma ziyaretini verimli şekilde tamamladıklarını vurgulayan Erdoğan, sürekli telefon görüşmesi yaptıkları Putin'le uzun aradan sonra yüz yüze yaptıkları bu ikili görüşmede, Türkiye ile Rusya arasındaki ilişkileri ve bölgesel konuları ayrıntılı şekilde ele alma imkanı bulduklarını söyledi.
Hem ikili ilişkilere yeni ve güçlü bir ivme kazandırmak hem de bölgede yaşanan gelişmeler konusunda Putin'le 3 saati aşkın görüştüklerini aktaran Erdoğan, "Bu çerçevede, bu senenin ilk 8 ayında, geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 50'ye yakın artışla 21 milyar doları aşan ticaret hacmimizi, ortak hedefimiz olan 100 milyar dolar seviyesine ulaştırmak için atılacak adımlara odaklandık." diye konuştu.
Stratejik iş birliği alanı olarak gördükleri enerji alanında Rusya'yla mevcut iş birliğini ilerletme konusunda mutabık kaldıklarını ifade eden Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"TürkAkım ve Akkuyu Nükleer Enerji Santrali projelerine ilişkin durumu değerlendirdik. Malum, kısa bir süre önce Akkuyu Nükleer Enerji Santrali'ni ziyaret etmiştik. Burada 10 bin genç Türk mühendis çalışıyor. Bunun yanında 3 bin genç Rus mühendis çalışıyor. Bu sayıyı daha da artıracaklar. Nasip olursa 2023'ün mayıs ayında birinci üniteyi bitirme sözünü kendilerinden aldık. Ondan sonra iki, üç, dört numaralı üniteler var. Tabii bizim 3 nükleer santral yapma hedefimiz var. Sayın Putin'le 'Bu iki nükleer santrali de sizinle birlikte yapabilir miyiz?' diye de görüştük. O zaman Türkiye, 3 nükleer enerji santraline sahip olacak. 'Bu konuyla ilgili çalışalım' dediler."
Cumhurbaşkanı Erdoğan, görüşmede, turizm, tarım ve diğer alanlarda iş birliğini geliştirmenin önemini de vurguladıklarını belirterek, turizmde Rusya'nın, Türkiye'ye çok ciddi destek verdiğini, turizmde yaşanan sıkıntıların Rusya'dan gelen turistlerle ciddi manada aşıldığını dile getirdi.

"Görüşmemizin odak noktasını bölgesel konular oluşturdu"
Bunun yanında görüşmenin odak noktasını bölgesel konuların oluşturduğunu aktaran Erdoğan, Suriye, Karabağ, Libya ve Afganistan'daki gelişmeleri etraflıca değerlendirme imkanı bulduklarını, aynı şekilde Azerbaycan konusunu değerlendirdiklerini söyledi. Ortak adımlar hususunda samimi ve verimli görüş alışverişinde bulunduklarını vurgulayan Erdoğan, Afganistan'daki gelişmelerin de ele alınan bir diğer güncel başlık olduğunu kaydetti.
İdlib başta olmak üzere Suriye ile ilgili konuları da ayrıntılı şekilde ele aldıklarını anlatan Erdoğan, şöyle devam etti:
"Uzun yıllardır süren Suriye krizi, ülkelerimiz başta olmak üzere tüm bölgeye ağır maliyetler getirdi. İnsani dramlar yanında sürecin ekonomik yükü hepimiz için katlanılmaz boyutlara ulaştı. Kaldı ki Türkiye olarak şu an itibarıyla 4,5 milyona yakın mülteciye ev sahipliği yapıyoruz. Ayrıntıların ötesine geçip bu meseleye kalıcı, nihai ve sürdürülebilir bir çözüm bulma vaktinin geldiğini konuştuk. Bu konuda birlikte atacağımız adımların gerekliliği üzerinde durduk. Sayın Putin'le görüşmemizde, bu yöndeki her türlü gerçekçi ve adil adıma açık olduğumuzu özellikle belirttik.
Birçok aktörün sahada olduğu ve çetrefilli yönleri bulunan bölgesel konularda zaman zaman bazı fikir ayrılıkları da olmuyor değil. Ama bu ikili görüşmemizde hemen hemen bütün konularda bir birlikteliğin olduğunu gördük. Bu tabii işin sevindirici yönüdür."
Putin'den kısa zamanda bir iadeiziyaret istediğini ve Putin'in buna olumlu yaklaştığını aktaran Erdoğan, "Bir de 'Yüksek Düzeyli Stratejik Konsey Toplantısı'nı bu yıl bitmeden Türkiye'de yapalım' dedim. Ona da olumlu cevap verdi." dedi.

"Aynı yaklaşımı muhataplarımızdan da bekliyoruz"
Cumhurbaşkanı Erdoğan, değerlendirmelerinin ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Putin'e, Rusya'nın 2018 Soçi Mutabakatı'nın gereği olan taahhütlerini yerine getirmesi yönünde bir talep iletilip iletilmediği ve Rusya'nın İdlib konusunda herhangi bir teminat verip vermediği sorusu üzerine Erdoğan, "Türkiye olarak Suriye'de Rusya'yla birlikte kararlaştırdığımız her hususa bağlılığımızı sürdürüyoruz. Buralardan herhangi bir geri adım atmak söz konusu değil. Bütün mutabakatlara uymaya ve güvenlik koridorundaki radikal unsurların temizlenmesine de Türkiye olarak biz devam ettik. Bundan da taviz yok. Ama tabii aynı yaklaşımı muhataplarımızdan da bekliyoruz." diye konuştu.
İdlib'de, Türkiye'nin güvenliğini sağladığı bölgelerde zaman zaman bazı sıkıntılar yaşandığını ancak ilgili birimlerin muhataplarıyla görüşerek bunları çözmenin gayreti içinde olduğunu anlatan Erdoğan, "Bu konuda da birlikte hareket etmenin önemine vurgu yapıyoruz. Bundan sonraki süreçte de özellikle liderler düzeyinde telefon diplomasisiyle, bunun yanında dışişleri ve savunma bakanlarımızın, istihbarat örgütlerimizin müşterek çalışmalarıyla bunları çözmenin gayreti içerisinde olalım dedik ve bu konuda da mutabakatımızı ortaya koyduk." görüşünü paylaştı.
Bölgede ateşkesin sağlıklı bir şekilde devamının, özellikle Türkiye'den geri dönüşleri hızla artıracağını dile getiren Erdoğan, "400 bini İdlib bölgesine olmak üzere 1 milyondan fazla kişi evlerine, topraklarına dönüş yaptı. Bu olumlu bir gelişme. Bu rakamı artırmak ve ülkemizde misafir ettiğimiz Suriyelilerin güvenle topraklarına dönüşü için gerekli çalışmaları aralıksız sürdürüyoruz." değerlendirmesinde bulundu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Benim özellikle üzerinde durduğum bir diğer konu da PKK/YPG'nin Moskova'da olmasıydı. Bunu kendilerine hatırlattım. Aynı şekilde bu örgüt ABD'de de Beyaz Saray'da ağırlandı. Burada da bunlara ilgi, maalesef ileri derecede. Malum Amerikalı McGurk denilen bir adam var. Bu adam terör örgütlerinin adeta sevk ve idaresini yapıyor. 'Terörle mücadele konusuyla ilgili dayanışmamızı daha da artırmamız gerekir' dedik." ifadesini kullandı.

"Daha önce varılan mutabakatların gereği yapılmalıdır"
"ABD'nin PKK/YPG'ye verdiği destek söz konusu. Rusya ile 2018 Mutabakatı'ndan sonra Münbiç ve Tel Rıfat'tan terör unsurlarının ayıklanmasıyla ilgili yeni bir mutabakat sözlü de olsa söz konusu olur mu? Bölgede terör örgütlerinin saldırı girişimlerine karşı Rusya yeni bir adım atacak mı?" şeklindeki soruya ise Erdoğan, "Terör örgütü PKK/YPG'nin, bu bölgelerdeki varlığının sonlandırılmasıyla ilgili daha önce varılan mutabakatların gereği yapılmalıdır." yanıtını verdi.
Bu görüşmede bölgedeki mevcut durumu değerlendirmekle birlikte, gündemi ağırlıklı olarak iki ülke ilişkilerinin daha da geliştirileceği hususlar, savunma sanayisinden siyasi ve askeri konulara kadar atılabilecek ortak adımlar ve beraber yapılabilecek yatırımların oluşturduğunu belirten Erdoğan, şunları kaydetti:
"Bu konularda Sayın Putin çok açık ve net yapabileceğimiz yatırımları gündeme getirdi. Örneğin Akkuyu'nun yanı sıra ikinci ve üçüncü nükleer enerji santralleri konusunu, savunma sanayisine yönelik atılabilecek adımları görüştük. Tüm bunlarla beraber mesela Türkiye'nin uzay çalışmalarını konuştuk. Sayın Putin, uzayla ilgili Türkiye ile beraber çalışmaya var. Uzayla ilgili atılabilecek adımlarla ilgili de heyetlerimizi, ekiplerimizi çalıştıracağız. Yapılacak çalışmayla da bunun zamanlamasını, yol haritası belirleyeceğiz. Ona göre de inşallah ilerleyeceğiz. Yani uzay çalışmalarında da çok daha ileri boyutta bir teklif var. Bir tane karada, bir tane denizde platform oluşturmak suretiyle, buradan uzaya roket fırlatma çalışmalarını beraber yapabileceğimizin teklifini sağ olsun yaptılar. Bu konuda da ilgili arkadaşlarımızı görevlendirerek çalışacağız."



Japonya’dan rekor savaş gemisi satışı

Avustralya Savunma Bakanı Richard Marles ve Japonya Savunma Bakanı Shinjiro Koizumi’nin imzaladığı anlaşma, Tokyo'nun silah ihracatında artışa gittiği bir dönemde gerçekleştirildi (AFP)
Avustralya Savunma Bakanı Richard Marles ve Japonya Savunma Bakanı Shinjiro Koizumi’nin imzaladığı anlaşma, Tokyo'nun silah ihracatında artışa gittiği bir dönemde gerçekleştirildi (AFP)
TT

Japonya’dan rekor savaş gemisi satışı

Avustralya Savunma Bakanı Richard Marles ve Japonya Savunma Bakanı Shinjiro Koizumi’nin imzaladığı anlaşma, Tokyo'nun silah ihracatında artışa gittiği bir dönemde gerçekleştirildi (AFP)
Avustralya Savunma Bakanı Richard Marles ve Japonya Savunma Bakanı Shinjiro Koizumi’nin imzaladığı anlaşma, Tokyo'nun silah ihracatında artışa gittiği bir dönemde gerçekleştirildi (AFP)

Japonya, Avustralya'ya savaş gemisi satmak üzere 7 milyar ABD doları değerinde anlaşma imzaladı.

Avustralya ve Japonya, savaş gemisi anlaşmasını yürürlüğe koyan sözleşmeyi bugün imzaladı.

Avustralya Savunma Bakanı Richard Marles ve Japonya Savunma Bakanı Shinjiro Koizumi'nin imzaladığı anlaşma, Tokyo yönetiminin askeri ihracat yasağını kısmi olarak 2014'te kaldırmasından bu yana gerçekleştirdiği en büyük satış niteliğinde.

İki ülkenin ağustosta vardığı anlaşmanın devreye girmesiyle Japon ağır sanayi devi Mitsubishi Heavy Industries, Avustralya Kraliyet Donanması'na Mogami sınıfı fırkateyn teslim edecek.

Japon firma, geçen yıl savaş gemisi üretimi için açılan ihaleyi Alman rakibi Thyssenkrupp Marine Systems karşısında kazanmıştı.

Fırkateynlerden üçü 2029 itibarıyla Japonya'da, kalan 8 adet savaş gemisi de daha sonra Avustralya'da inşa edilecek.

Marles, anlaşma kapsamında ilk üç fırkateyn için sözleşmelerin imzalandığını söyledi. Bunun ardından diğer savaş gemilerinin Batı Avustralya'nın Perth kenti yakınlarındaki Henderson tersanesinde inşa edileceğini bildirdi.

Japan Times'ın aktardığına göre ilk üç gemi, 2030'da göreve başlayacak. Avustralya'da üretilecek diğer gemilerinse 2034'te hizmete girmesi öngörülüyor.

Mogami sınıfı çok amaçlı fırkateynler, savaş gemilerine ve denizaltılara karşı saldırılarda kullanılabildiği gibi hava savunmasına da destek sağlıyor.

Avustralya, bu gemileri Çin'in askeri varlığını genişlettiği Hint ve Pasifik Okyanusları'ndaki kritik deniz ticaret yollarını ve kuzey sınırlarını korumak amacıyla konuşlandırmayı planlıyor.

Tokyo yönetimi, müttefikleriyle savunma sanayisi işbirliğini güçlendirmek amacıyla askeri ihracat üzerindeki sınırlandırmaları daha da gevşetmeye hazırlanıyor.

Avustralya'nın ardından Japon Mogami sınıfı fırkateynlerin bir sonraki müşterisi Yeni Zelanda olabilir. Wellington yönetimi, elindeki eski savaş gemilerini 2030'a kadar değiştirerek donanmasını bölgedeki tehditlere karşı modernize etmeyi amaçlıyor.

Ayrıca Sanae Takaiçi yönetimi, silah ihracatındaki sınırlandırmaları gevşettikten sonra Güney Çin Denizi'nde Pekin'le deniz sınırları hakkında anlaşmazlık yaşayan Filipinler'e kullanılmış fırkateynleri ihraç etmeye başlayabilir.

Pekin yönetimi, Japonya'nın yaklaşık 58 milyar dolarlık savunma bütçesini Aralık 2025'te onaylamasına, bu alandaki yatırımlarında bir önceki yıla göre yüzde 9,4 artışa gitmesine ve ihracat kısıtlamalarını kaldırma planlarına tepki göstermişti.

Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Guo Jiakun, "Japonya'nın radikal sağcı güçlerin etkisiyle güvenlik politikasını saldırgan, yayılmacı ve tehlikeli bir yöne kaydırdığını" savunmuştu.

Independent Türkçe, Reuters, Japan Times, Global Times, ABC


ran, Hürmüz Boğazı’nı tekrar kapattı: ABD’yle müzakereler tıkandı mı?

ABD-İsrail saldırılarında İran'ın dini lideri Ali Hamaney başta olmak üzere Devrim Muhafızları'ndan birçok üst düzey askeri yetkili öldürülmüştü (Reuters)
ABD-İsrail saldırılarında İran'ın dini lideri Ali Hamaney başta olmak üzere Devrim Muhafızları'ndan birçok üst düzey askeri yetkili öldürülmüştü (Reuters)
TT

ran, Hürmüz Boğazı’nı tekrar kapattı: ABD’yle müzakereler tıkandı mı?

ABD-İsrail saldırılarında İran'ın dini lideri Ali Hamaney başta olmak üzere Devrim Muhafızları'ndan birçok üst düzey askeri yetkili öldürülmüştü (Reuters)
ABD-İsrail saldırılarında İran'ın dini lideri Ali Hamaney başta olmak üzere Devrim Muhafızları'ndan birçok üst düzey askeri yetkili öldürülmüştü (Reuters)

İran, Hürmüz Boğazı'nı açtığını duyurmasının ardından kısa süre sonra boğazın durumunun "eski haline" döndüğünü bildirdi. 

Tahran yönetiminden bugün yapılan açıklamada, "iyi niyetle yürütülen müzakereler sırasında varılan önceki mutabakatlar doğrultusunda kontrollü geçişe izin verdikleri" belirtildi ancak ABD'nin taahhütlerini defalarca ihlal etmesi ve "abluka" adı altında "korsanlık" eylemlerine devam etmesi nedeniyle Hürmüz Boğazı'nın geçişlere yeniden kapatıldığı ifade edildi. 

İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, ABD'nin bölgedeki ablukasını sürdürmesi halinde Hürmüz Boğazı'nın yeniden kapatılacağı uyarısında bulunmuştu.

Washington ve Tahran heyetleri, geçen hafta sonu Pakistan'da bir araya gelmiş ancak görüşmelerden sonuç çıkmaması üzerine ABD Başkanı Donald Trump, boğaza abluka uygulama talimatı vermişti.

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı'nın (CENTCOM) son açıklamasına göre abluka nedeniyle İran'dan yük alan 21 geminin İran'a geri döndüğü bildirildi.

Trump, dün sosyal medyadaki açıklamasında İran'la "yüzde 100 anlaşmaya varılana dek ablukanın süreceğini" söyledi.

ABD ve İran heyetlerinin ikinci tur müzakereler için ne zaman bir araya geleceği henüz belli değil. Öte yandan ABD basını, görüşmelerin 20 Nisan Pazartesi İslamabad'da yapılabileceğini yazıyor.

Adlarının paylaşılmaması şartıyla New York Times'a (NYT) konuşan İranlı yetkililer, genel müzakerelerin sürmesi için 60 gün daha tanınmasını öngören bir anlaşma çerçevesi üzerinde çalıştıklarını söylüyor.

Ancak uzmanlara göre bu süre, İran'ın nükleer programıyla ilgili anlaşmaya varılması ve Tahran'ın talep ettiği gibi kapsamlı ekonomik yaptırımların kaldırılması için yeterli değil.

Müzakerelere yakın kaynakların Wall Street Journal'a (WSJ) aktardığına göre ABD, uranyum stoklarını teslim etmesi karşılığında Tahran'ın yabancı ülkelerde dondurulmuş 20 milyar dolarlık fona erişim izni vereceğini söyledi. Fakat Trump iddiaları yalanladı.

Diğer yandan ABD Başkanı, ülkedeki uranyum stoklarını çıkarmak için İran'la "ortak çalışacaklarını" iddia ederken, Tahran yönetimi bunun asılsız olduğunu bildirdi.

Süreçle ilgili belirsizlik yaratan açıklamaların yanı sıra analistler, ABD'nin tüm detaylar üzerinde net bir anlaşmaya varmadan ateşkes ilan etmesinin de sorunlara yol açacağını vurguluyor.

Brüksel merkezli düşünce kuruluşu Kriz Grubu'ndan Ali Vaez, Trump yönetiminin Gazze, Ukrayna ve Kongo Demokratik Cumhuriyeti gibi yerlerdeki savaşlarla ilgili yürüttüğü diplomasinin belirsizliklerle dolu olduğuna dikkat çekiyor:

Her ayrıntıyı netleştirmeleri gerekiyor. Ve bu, Trump yönetimin yetkin olmadığını defalarca gösterdiği türden bir diplomasi gerektiriyor.

Süreçte İsrail de denklemi karmaşıklaştırıyor. Trump, İsrail ve Lübnan'ın 10 günlük ateşkeste anlaştıklarını 16 Nisan'da açıkladı. İran, ABD'yle ateşkes görüşmelerinin yeniden başlaması için Lübnan'daki çatışmaların durdurulmasını şart koşmuştu.

ABD Başkanı'nın sosyal medya paylaşımında "İsrail artık Lübnan'ı bombalamayacak, Bunu yapmaları ABD tarafından yasaklandı. Yeter artık" ifadelerini kullanması da dikkat çekti. Axios'un aktardığına göre Binyamin Netanyahu yönetimi gönderi karşısında "şoke oldu" ve Washington'dan açıklama talep etti.

Independent Türkçe, New York Times, Wall Street Journal, CNN, Axios, Tesnim


ABD savaş gemilerinde verilen yetersiz yemekleri gösteren görüntüler tartışmalara yol açtı… ABD Donanması yanıt verdi

USS Tripoli gemisinde çekilmiş mütevazı bir öğün (USA Today)
USS Tripoli gemisinde çekilmiş mütevazı bir öğün (USA Today)
TT

ABD savaş gemilerinde verilen yetersiz yemekleri gösteren görüntüler tartışmalara yol açtı… ABD Donanması yanıt verdi

USS Tripoli gemisinde çekilmiş mütevazı bir öğün (USA Today)
USS Tripoli gemisinde çekilmiş mütevazı bir öğün (USA Today)

ABD Donanması, Ortadoğu’da görev yapan savaş gemilerinde gıda sıkıntısı yaşandığı ve denizcilerin sosyal medyada ‘kalitesiz yemek’ olarak nitelendirilen yiyecekler tükettiğine ilişkin iddiaları yalanladı.

ABD Donanması Operasyonlar Şefi Amiral Darryl Caudle’ın ofisi tarafından yayımlanan açıklamada, “Gemi filomuzda konuşlu unsurlarda gıda eksikliği ve kalitesi kötü yemek olduğuna dair son iddiaların hiçbir dayanağı yoktur” denildi.

Açıklamada ayrıca, USS Abraham Lincoln ve USS Tripoli uçak gemilerinde mürettebata sağlıklı seçenekler sunabilecek yeterli miktarda gıda bulunduğu vurgulandı. Açıklamanın devamında, “Denizcilerimizin ve deniz piyadelerimizin sağlığı ve güvenliği birinci önceliğimizdir. Tüm mürettebat üyeleri tam ve dengeli öğünler almaya devam etmektedir” ifadelerine yer verildi.

Söz konusu yalanlama, USA Today gazetesinde yayımlanan ve iki savaş gemisinde servis edildiği iddia edilen, neredeyse boş yemek tepsilerinin yer aldığı dikkat çekici fotoğrafları içeren bir haberin ardından geldi.

Fotoğraflardan birinin, USS Tripoli gemisinde görev yapan ve kimliği açıklanmayan bir ABD Donanması askerinin babası tarafından paylaşıldığı belirtildi. Görüntüde, yalnızca az miktarda kıyma ve bir parça tortilla ekmeği bulunan iki tepsi yer aldı.

Bir diğer fotoğrafın ise kimliği bilinmeyen bir askerin ailesi tarafından paylaşıldığı ve nisan ayının ortasında USS Abraham Lincoln uçak gemisinde servis edilen bir akşam yemeğini gösterdiği aktarıldı. Yemekte az miktarda haşlanmış havuç, kuru bir et parçası ve işlenmiş etten oluşan gri renkli bir parça bulunduğu ifade edildi.

ABD Donanması’na bağlı bir denizci, İran’ı hedef alan Epic Fury Operasyonu kapsamında USS Abraham Lincoln uçak gemisinin güvertesinde bir uçağın kalkışı için işaret vermeye hazırlanıyor, 22 Mart 2026 (ABD Donanması – Reuters)ABD Donanması’na bağlı bir denizci, İran’ı hedef alan Epic Fury Operasyonu kapsamında USS Abraham Lincoln uçak gemisinin güvertesinde bir uçağın kalkışı için işaret vermeye hazırlanıyor, 22 Mart 2026 (ABD Donanması – Reuters)

ABD Donanması’nın açıklaması, USA Today’in haberinde yer alan fotoğraflara doğrudan değinmedi.

Batı Virginia eyaletinde papaz olan Karen Erskine-Valentine, ABD basınına yaptığı açıklamada, uçak gemisinde görev yapan bir askerin ailesinden duyduklarını aktardı. Şarku’l Avsat’ın New York Post’tan aktardığına göre Erskine-Valentine, “Yemekler tatsız ve miktar kesinlikle yetersiz. Sürekli açlık hissediyorlar” ifadelerini kullandı.

Sosyal medya kullanıcılarından bazıları ise fotoğraflardan birinde yer alan kimliği belirsiz gri renkli et parçasını ‘ayakkabı tabanına’ benzetti. Başka kullanıcılar ise iddia edilen yemekleri ‘köpeklere bile verilmeyecek yiyecekler’ ve ‘kıtlık erzağı’ olarak nitelendirdi.

ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth ise X platformunda yaptığı paylaşımda, “Donanma haklı. Taraflı basından gelen bir başka sahte haber” ifadelerini kullandı. Hegseth ayrıca, ekibinin USS Abraham Lincoln ve USS Tripoli uçak gemilerine ilişkin lojistik tedarik istatistiklerini doğruladığını belirterek, her iki gemide de 30 günden fazla süre yetecek kadar birinci sınıf gıda stoğu bulunduğunu söyledi. Hegseth, ABD Donanması Merkez Komutanlığı’nın her gemiyi günlük olarak takip ettiğini ve denizcilerin en iyi koşullarda beslendiğini vurguladı.

USA Today gazetesi ayrıca, Ortadoğu’daki birliklere gönderilen yardım paketlerinin, bölgedeki askeri bölgelere yönelik kargo teslimatlarının süresiz olarak askıya alınması nedeniyle askerlere ulaşmadığını bildirdi.

Caudle konuyla ilgili yaptığı açıklamada, “Posta ve kişisel kargolar açısından, muharebe operasyonları nedeniyle operasyon bölgesine posta gönderimine uygulanan geçici yasak kaldırılmıştır” ifadesini kullandı. Caudle, lojistik ağlarının yüksek düzeyde uyum kabiliyetine sahip olduğunu ve askerlerin Epic Fury Operasyonu’nu icra ederken desteklenmeye devam ettiğini belirtti.

Haberde ayrıca, USS Tripoli uçak gemisinin ana limanı olan Japonya’dan ayrılarak İran’la ilgili operasyonlara katılmasının ardından bir aydan uzun süredir denizde bulunduğu aktarıldı. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı’na (CENTCOM) göre, USS Tripoli ve ona eşlik eden iki savaş gemisinde görev yapan yaklaşık 3 bin 500 denizci ve deniz piyadesi, İran limanlarından çıkan gemilere yönelik Amerikan ablukasını uygulama görevini yürütüyor.