ABD, Çin’in İran’dan petrol alımını azaltması için diplomasi yürütüyor

ABD’li yetkili Tahran yaptırımlarından kaçma girişimlerini izlediklerini söyledi.

Endonezya makamlarının ocak ayında yasadışı petrol taşıdıklarından şüphelenilen İran ve Panama bandıralı iki gemiyi durdurdu (Reuters)
Endonezya makamlarının ocak ayında yasadışı petrol taşıdıklarından şüphelenilen İran ve Panama bandıralı iki gemiyi durdurdu (Reuters)
TT

ABD, Çin’in İran’dan petrol alımını azaltması için diplomasi yürütüyor

Endonezya makamlarının ocak ayında yasadışı petrol taşıdıklarından şüphelenilen İran ve Panama bandıralı iki gemiyi durdurdu (Reuters)
Endonezya makamlarının ocak ayında yasadışı petrol taşıdıklarından şüphelenilen İran ve Panama bandıralı iki gemiyi durdurdu (Reuters)

Fransa’nın dolaylı yoldan Çin’i uyarmasının ardından dün bilgi veren batılı kaynaklar ABD’nin, Çin’in İran ham petrol alımını azaltması amacıyla diplomasi yürüttüğünü bildirdi. Öte yandan büyük devletler, 2015’te imzalanan nükleer anlaşmayı canlandırmayı amaçlayan müzakereleri yeniden başlatılması konusunda İran’ı ikna etmeye çalışıyor.
ABD uyguladığı yaptırımlarla İran'ın petrol gelirlerini azaltarak nükleer programında değişiklik yapması için baskı kurmaya çalışıyor. Bu nedenle batılı ülkeler Çinli şirketlerin İran'dan petrol almaya devam etmesinin İran'ın ekonomisini ayakta tutmaya yardım ettiğine inanıyor.
Konunun hassasiyeti nedeniyle adının açıklanmasını istemeyen üst düzey ABD'li bir yetkili, Reuters’a yaptığı açıklamada, “Çinli şirketlerin yaptığı İran petrol alımlarından haberdarız” dedi.
Yetkili, “Çin ile iş yapan şirketler de dahil olmak üzere İran'a uygulanan yaptırımlardan kaçanları caydırmak için yaptırımlarımızı kullanıyoruz. Gerekirse bunu yapmaya devam ederiz" dedi.
Aynı yetkili, "Ancak İran’la ilgili politika konusunda yürüttüğümüz diyaloğun kapsamında diplomatik kanallar üzerinden Çinlilerle temas halindeyiz ve genel olarak bu yolun endişelerimizi aktarmak için daha verimli olduğunu düşünüyorum” dedi.
Nükleer faaliyetler hakkında yürütülen diplomasinin hassasiyeti nedeniyle adının açıklanmasını istemeyen Avrupalı yetkili, Reuters’a yaptığı açıklamada, ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Wendy Sherman'ın Temmuz ayında Çin'e düzenlediği ziyaret sırasında gündeme getirdiği konular arasında bu meselenin de olduğunu söyledi.
Avrupalı yetkili, Çin'in İran'ı korumaya devam ettiğini ve Batı ülkeleri için önemli konulardan birinin Çin'in İran'dan ne kadar petrol aldığı olduğunu söyledi.
Emtia analiz firması Kpler, Çin’in yıl başından Ağustos ayına kadar İran’dan günde ortalama 553 bin varil petrol ithal ettiğini tahmin ediyor.
İran ve ABD, 2015 anlaşmasını canlandırmak için dolaylı yoldan yürüttüğü ve özellikle İran petrol satışlarına yönelik yaptırımların kaldırılmasının beklendiği müzakerelere başlamadan önce gemi seferlerini takip eden güvenilir kaynaklar İran gemilerinin Mart ayı boyunca Çin’e 30 milyona yakın varil petrol taşıdığını bildirdi.
İran ve ABD arasında Nisan’da başlayan ve 6 tur düzenlenen dolaylı müzakereler, Hasan Ruhani’den sonra aşır muhafazakar İbrahim Reisi’nin İran’ın yeni cumhurbaşkanı seçilmesinin ardından donduruldu. Müzakereleri daha önce Ruhani hükümeti yürütüyordu.
İran, nükleer anlaşma uyarınca, bölgede nükleer silah üretiminin yaygınlaşmasına yol açması muhtemel uranyum zenginleştirme programını sınırlandırdı. Eski ABD Başkanı Donald Trump 2018’de nükleer anlaşmadan çekildi ve İran’a yönelik ekonomik yaptırımları tekrardan yürürlüğe koydu. Ancak buna rağmen İran, Çinli şirketlerin de aralarında bulunduğu müşterilerine yasaklı petrol satışına devam etti.
İran yaklaşık bir yıl bekledikten sonra Trump’ın anlaşmadan çekilme kararına misilleme kapsamında, o günlerde “nükleer anlaşmadan kademeli çekilme süreci” diye isimlendirdiği süreci başlattı ve anlaşma uyarınca durdurduğu nükleer faaliyetlerine yeniden geri döndü.
Trump’ın ardından gelen Joe Biden, İran ile “diplomasiyi öncelediğini” söyledi. Bununla birlikte Biden, müzakerelerin başarısız olması halinde başka seçeneklere dönmeye hazır olduğunu vurguladı fakat bu seçenekler hakkında detay vermedi.
Fransa Cumhurbaşkanlığı’ndan bir yetkili salı günü yaptığı açıklamada İran'ın, müzakereleri baltalayabilecek diplomatik bir gerilimi önlemek için Washington ve Tahran'ın anlaşmaya geri dönmesi amacıyla Viyana düzenlenen görüşmelere geri dönmesi gerektiğini ifade etti. Yetkili, “Bu süreçte Rusya ve Çin dahil olmak üzere Kapsamlı Ortak Eylem Planı’nın (nükleer anlaşmanın) tüm taraflarıyla yakın temasta kalmamız gerek. Özellikle Çinlilerin kendilerini ifade etmelerini ve daha kararlı davranmalarını bekliyoruz. İran’a baskı uygulamalıyız. ABD Dışişleri Bakanlığı henüz Avrupalı ve ABD'li yetkililerin açıklamaları hakkında bir yorumda bulunmadı. Bu vazgeçilemez bir şey” dedi. İran Dışişleri Bakanı Emir Abdullahiyan, ülkesinin nükleer anlaşmaya yeniden bağlı kalınması amacıyla yürütülen müzakereler “çok yakında” döneceğini söyledi fakat bununla ilgili açık bir tarih vermedi.
ABD’nin İran petrolüyle ilgili yürüttüğü diplomasiye Çin’den henüz bir yanıt gelmedi. ABD ve Çin arasında insan hakları ve koronavirüsün kaynağıyla ilgili şeffaflık gibi konularda somut bir ilerleme kaydedilememesi nedeniyle iki ülke ilişkileri bu yıl en alt seviyede seyrediyor.
Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü 24 Eylül’de düzenlediği basın toplantısında, nükleer anlaşma konusunda sorumluluğu İran yerine ABD’ye yükledi. Sözcü, “İran nükleer anlaşma meselesiyle ilgili gerilimde yeni bir dönem başlatan taraf olması nedeniyle ABD, İran üzerindeki maksimum baskı şeklindeki hatalı politikalarını düzeltmeli, Tahran’a yönelik tüm yasadışı yaptırımları ve üçüncü şahıslar üzerindeki uzun vadeli yargı tedbirlerini kaldırmalı ve müzakereleri yeniden başlatmak ve hızlı sonuç almak için çalışmalıdır” ifadelerini kullandı.
ABD yaptırımları kapsamındaki Çin ve İran, Nisan ayında müzakereler başlamadan önce aralarında uzun zamandır var olan ekonomik ve siyasi ortaklıklarını güçlendirmek için 25 yıllığına işbirliği anlaşması imzaladı.
Çin Dışişleri Bakanlığı’ndan o dönem yapılan açıklamada, Pekin’in, “ABD’nin tek taraflı yaptırımlarına ve yargı yetkisi kapsamını genişletmesine” karşı çıkmaya devam edeceği vurgulandı. Bakanlık Washington’a “yasadışı yaptırımları” en kısa zamanda kaldırma çağrısı yaptı.
İran petrol tankerleri takip edilmemek için genellikle navigasyon cihazlarını kapatıyor. Ancak uydular aracılığıyla Umman Sultanlığı, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Irak limanlarını yakından izlemek mümkün. Bu tankerlerden bazıları Çin’e gitmeden önce yüklerinin bir kısmını Singapur veya Malezya yakınlarındaki diğer gemilere aktarıyor.
Rusya ve Çin’in öncülük ettiği Şangay İşbirliği Teşkilatına bu ay İran’a tam üyelik verilmesini onayladı.
İran kamuoyu Çin ile işbirliği anlaşmasının ve Şangay İşbirliği Teşkilatına kabulün, ülkenin yüzünü doğuya daha çok çevirmesine neden olabileceği görüşünde. Nitekim İran’ın dini lideri Ali Hamaney de Batı yaptırımlarıyla mücadelede Rusya ve Çin’in BM Güvenlik Konseyi’ndeki veto hakkını güvence altına almak için bu seçenekte ısrar ediyor.
İran merkezli Cihan-i Sanat (Jahanesanat) Gazetesi, cumartesi günü yayınladığı bir haberde, İran’ın Şangay İşbirliği Teşkilatı ve Rusya’nın liderliğindeki Avrasya Ekonomik Birliği gibi ekonomi ittifaklarına katılması ve Irak ile ticaret hacmini artırması sayesinde petrol satışını artırdığını yazdı. Habere göre Tahran’ın Viyana müzakerelerinde talep çıtasını yükseltmesinin sebepleri arasında İran’ın komşu ülkelerle ilişkileri geliştirme çabası bulunuyor.



Tarihteki en büyük petrol arzı kesintisi… Trump: İran yenilgiye yaklaşıyor

TT

Tarihteki en büyük petrol arzı kesintisi… Trump: İran yenilgiye yaklaşıyor

Tarihteki en büyük petrol arzı kesintisi… Trump: İran yenilgiye yaklaşıyor

Ortadoğu’da birden fazla cephede hızla tırmanan gerilim sürerken, ABD Başkanı Donald Trump, ABD’nin İran’ın yeniden inşasını “neredeyse imkânsız” hâle getirme kapasitesine sahip olduğunu belirtti ve Tahran’ın yenilgi noktasına yaklaştığını söyledi.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ise savaşın sona erdirilmesi için bazı şartlar öne sürdü. Pezeşkiyan, saldırıların kalıcı biçimde durdurulmasını garanti altına alacak uluslararası güvencelerin verilmesini ve tazminat ödenmesini talep ederken, İran’ın “meşru haklarının” tanınmasının da gerekli olduğunu vurguladı.

Irak’ta ise yetkililer, Perşembe günü şafak vakti Irak açıklarında hedef alınan iki petrol tankerinden birinin mürettebatından bir kişinin hayatını kaybettiğini açıkladı. Öte yandan International Energy Agency (IEA), Ortadoğu’daki savaşın petrol arzında tarihteki en büyük kesintiye yol açtığını duyurdu. Açıklama, ajansın bir gün önce stratejik rezervlerden rekor miktarda petrolün piyasaya sürülmesini onaylamasının ardından geldi.

Sahadaki gelişmelere bakıldığında, son saatlerde İsrail’in Hizbullah hedeflerine yönelik yoğun hava saldırılarının ardından Beyrut’un güney banliyölerinde temkinli bir sakinlik hâkim. İsrail saldırılarının başkentteki Arman ve Ramlet el-Baida bölgelerini de kapsadığı, saldırılarda ölü ve yaralıların bulunduğu bildirildi.

Buna paralel bir gelişmede, bazı medya kuruluşları İran ve Hizbullah tarafından Tel Aviv yönüne füzeler fırlatıldığını aktarırken, İsrail ordusunun da Tahran’da İran rejimine ait hedeflere yönelik geniş çaplı hava saldırıları başlattığı bildirildi.


Trump’ın oğullarının ortak olduğu İHA şirketi Pentagon ile sözleşme imzalamak istiyor

Eric Trump (sağda) ve Donald Trump Jr. (Arşiv – Reuters)
Eric Trump (sağda) ve Donald Trump Jr. (Arşiv – Reuters)
TT

Trump’ın oğullarının ortak olduğu İHA şirketi Pentagon ile sözleşme imzalamak istiyor

Eric Trump (sağda) ve Donald Trump Jr. (Arşiv – Reuters)
Eric Trump (sağda) ve Donald Trump Jr. (Arşiv – Reuters)

Pentagon’un saldırı amaçlı insansız hava araçlarının (İHA) tedariki için açtığı ihalelerde onlarca şirket rekabet ederken, bu şirketler arasında biri özellikle öne çıkıyor.

Powerus adlı şirket, güçlü nakit rezervlerine sahip olması ve rakip firmaları satın alarak hızla büyümesiyle dikkat çekiyor. Şirketin bir diğer özelliği ise ABD Başkanı Donald Trump’ın iki oğlunun şirkete ortak olması.

Trump ailesi, başkanın desteğini kazanmak isteyen yabancı ülkelerde gayrimenkul faaliyetlerini genişletmesi ve politikalarından yararlanan kripto para projelerinden milyarlarca dolar gelir elde etmesi nedeniyle eleştirilmişti. Ancak daha az dikkat çeken bir başka konu da ailenin federal hükümetle sözleşmeli şirketlerde edindiği yeni hisseler. Bu şirketler, roket parçaları ve nadir mıknatıslardan yapay zekâ çipleri ve bilgisayar ekipmanlarına kadar çeşitli ürünler tedarik ediyor.

Washington Üniversitesi St. Louis Hukuk Fakültesi’nde hükümet etiği uzmanı olan Kathleen Clark, “Bu yolsuzluk. Hükümetteki karar vericiler, başkanın ailesinin servetini artırmak için sözleşme verilmesi yönünde baskı hissedebilir” değerlendirmesinde bulundu.

Trump ailesinin son girişimi, Pentagon’un İHA’lar için ABD’de üretim altyapısı oluşturmak amacıyla ayırdığı 1,1 milyar dolarlık bütçeden pay almayı hedefliyor. Trump yönetiminin Çin’den bu tür araçların ithalatını yasaklamasının ardından söz konusu fon oluşturulmuştu.

Powerus şirketi ise yaptığı açıklamada, başkanın oğullarının servetini artırabilecek olsa bile devlet fonları için teklif vermelerinde herhangi bir sorun olmadığını savundu.

Şirketin kurucu ortaklarından Brett Velicovich, Trump kardeşlere atıfta bulunarak, “Burada herhangi bir çıkar çatışması yok. Yaptıkları her şey kendi özel işleri. Şirket olarak odak noktamızın siyasetle bir ilgisi yok” dedi.

Olası çıkar çatışması iddialarıyla ilgili yorum talep edildiğinde Eric Trump şu açıklamayı yaptı: “İnandığım şirketlere yatırım yapmaktan büyük gurur duyuyorum. İHA’ların geleceğin yükselen alanı olduğu açık.”

Yaklaşık bir yıl önce emekli askerler tarafından kurulan Powerus şirketi, çoğunlukla ticari amaçlarla İHA üretiyor. Bu araçlar gübre püskürtmeden orman yangınlarını söndürmeye kadar çeşitli alanlarda kullanılıyor. Ancak şirket hızla büyüyerek ABD Savunma Bakanlığı’na, Ukrayna ve Rusya’nın kullandığı türden silahlı insansız hava araçları (SİHA) tedarik etmeyi hedefliyor. Bu tür araçların son dönemde İran tarafından da ABD ile müttefik Körfez ülkelerine yönelik yıkıcı saldırılarda kullanıldığı belirtiliyor.

Şirket son altı ay içinde üç rakibini satın aldı ve daha fazla şirketi bünyesine katmayı planlıyor.

Powerus, satın alma hamlelerini finanse etmek için yatırımcılardan 60 milyon dolar topladı. Şirket ayrıca ‘ters birleşme’ yoluyla ek finansman sağlamayı hedefliyor. Bu yöntemde özel bir şirket, borsada halihazırda işlem gören bir şirketi satın alarak halka açık hale geliyor. Genellikle bu şirketler düşük faaliyet gösteren ya da neredeyse hiç aktif olmayan firmalar oluyor.

Bu durumda halka açık şirket, Florida merkezli ve kısmen Eric Trump ile Donald Trump Jr.’a ait olan Aureus Greenway Holdings olacak. Bazı golf sahalarına sahip olan şirket Nasdaq borsasında işlem görüyor.

Trump kardeşler arasında federal hükümetle sözleşmeli şirketlerle en fazla bağlantı kuran isim ise Donald Trump Jr. olarak öne çıkıyor. Trump Jr., 1789 Capital adlı risk sermayesi fonu aracılığıyla bu alanda faaliyet yürütüyor.

Trump’ın yeniden seçilmesinden kısa süre sonra 1789 Capital fonu Donald Trump Jr.’ı ortak yaptı ve ardından kendi satın alma kampanyasını başlattı. Fon, bir yıl içinde 25 şirkete yatırım gerçekleştirdi.


Farsça sayılarla yapılan gizemli yayın: Bu sayılar casuslara verilen talimatlar mı?

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

Farsça sayılarla yapılan gizemli yayın: Bu sayılar casuslara verilen talimatlar mı?

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

Independent Arabia

Basında yer alan son haberler, Farsça bir radyo yayını sırasında İran'a şifreli sayı dizileri gönderildiği tespit edildikten sonra, ‘sayı istasyonları’ olarak bilinen dünyanın en gizemli istihbarat araçlarından birinin geri döndüğüne işaret etti. İngiltere’nin günlük gazetelerinden Financial Times'ın haberine göre bu radyo istasyonu, ABD ve İsrail ile İran arasında yaşanan askeri gerginlikle paralel olarak yürütülen gizli bir istihbarat savaşının parçası olabilir.

Bu yayınlar basit ama çarpıcı bir mesajla başladı. Financial Times'a göre kısa dalga radyo paraziti arasında Farsça konuşan bir erkek sesi duyuluyor ve bu ses, ‘dikkat’ kelimesini üç kez tekrarladıktan sonra, sabit bir ses tonuyla “Altı... dört... sıfır... dokuz... üç... dokuz” gibi bazı sayıları okumaya başlıyor.

Financial Times gazetesi, bu gizemli mesajların 28 Şubat'ta ABD ve İsrail'in İran'a ilk saldırılarından sadece birkaç saat sonra yayınlanmaya başladığını belirtiyor. Mesajlar, Batı Avrupa'da bir yerde olduğu tahmin edilen bir vericiden uzun menzilli kısa dalga radyo aracılığıyla gönderiliyor.

Eski istihbarat uzmanları, bu radyo istasyonunun ortaya çıkmasının İran'da şiddetli bir şekilde süren istihbarat savaşında yeni bir aşamanın habercisi olabileceğine inanıyor. Gazeteye göre ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA) eski yetkilisi John Sipher, bu yayınların İran'daki ajanlarla iletişim kurmak için yedek bir araç olabileceğini söyledi.

Şarku’l Avsat’ın Financial Times'tan aktardığı habere göre Sipher, bu mesajların ‘büyük olasılıkla İran'daki kaynaklarımızla iletişim kurmak için yedek bir araç’ olduğunu söyledi. Sipher, bu tür ajanların ‘özellikle savaş zamanlarında onlarla iletişimi kaybetme riskini göze alamayacaklarını’ da ekledi.

Ancak bu yayınlar cevapsız kalmadı. Birkaç gün sonra, elektronik sesler ve ıslık sesleri dalgaları sinyali bastırdı. Uzmanlar, bunun İran'ın radyo yayınını kesintiye uğratmak için yaptığı bir parazitleme operasyonu olduğunu düşünüyor. Fakat Financial Times'a göre gizemli ses kısa sürede yeni bir frekansta yayına geri döndü ve sayıları okumaya devam etti, bu da bu tür bir yayını kesmenin ne kadar zor olduğunu ortaya koydu.

Financial Times, söz konusu radyo istasyonunun, istihbarat kurumlarının casuslara tek yönlü şifreli talimatlar göndermek için kullandıkları bir tür kısa dalga radyo yayını olan ‘sayı istasyonu’ olarak bilinen sistemin bir örneği olduğunu bildirdi.

Bu sistem, sahadaki ajanın sayıları dinleyip özel bir deftere yazmasına, ardından şifreleme anahtarlarını kullanarak bunları anlaşılabilir mesajlara dönüştürmesine dayanıyor.

Bu istasyonlar, mesajların tamamen şifrelenmiş olması ve kolayca çözülemeyeceği için istihbarat iletişiminin en güvenli araçları arasında yer alıyor. İstasyona radyosu olan herkes erişebilir, bu da mesajı kimin dinlediğini bilmek neredeyse imkânsız hale getirir.

Financial Times'a göre kısa dalga radyo gözlemcileri bu istasyona V32 adını vermişlerdir. Bu, yaklaşık çeyrek asırdır Farsça yayın yapan ilk bilinen sayısal istasyondur.

Benzer bir istasyon, 2001 yılında ABD'nin Afganistan'ı işgali sırasında kısa bir süreliğine ortaya çıkmış ve kullanılan sayıların düzeni nedeniyle o dönemde bu yayının Rusya tarafından yapıldığı yönünde spekülasyonlara yol açmıştı.

Yeni istasyon şu anda İran saatiyle sabah 5.30 ve akşam 9.30'da günde iki kez yayın yapıyor ve her yayın yaklaşık bir buçuk saat sürüyor.

İstihbarat uzmanları, bu eski yöntemin halen oldukça etkili olduğuna inanıyor. Financial Times'ın aktardığına göre eski bir ABD karşı istihbarat subayı olan Chris Simmons'a göre sayı istasyonları, ajanlara mümkün olan en basit ve en güvenli araçları sağlar ve aynı zamanda gizlenmesi ve gerekçelendirilmesi kolay araçlar olarak kabul ediliyor.

Mesajların genellikle birkaç kez tekrarlandığını, bu yüzden ajanın bunları sadece bir kez dinleme riskini alması gerektiğini açıklayan Simmons, “Çok basit araçlar var; Standart bir radyo ve tehlike durumunda hızla imha edilebilen, tek kullanımlık şifreleme anahtarları içeren bir defter” diye ekledi.

Financial Times’ın haberine göre Simmons, yıllardır radyo sahibi olan birinin tamamen normal görünebileceğini ve bu sayede casusun şüphe uyandırmadan ‘göz önünde saklanabileceğini’ söyledi.

Bu yöntem, İranlı yetkililerin daha önceki krizlerde olduğu gibi internet ve dış dünya ile iletişime yönelik kısıtlamaları sıkılaştırdığı bir dönemde kendini göstermişti. Financial Times'a göre internetin ve telekomünikasyon hizmetlerinin kesintiye uğraması, ülke içindeki ajanlarla alternatif iletişim araçlarına sahip olmayı gerekli kılıyor.

John Sipher, bu teknolojinin tüm modern araçlar kesintiye uğrasa bile iletişimin devam etmesini sağladığını söyledi. Sipher, bu iletişim yönteminin ‘halen verimli bir şekilde çalışan eski yöntemlerden biri’ olduğunu da ekledi.

Ancak bazı uzmanlar, bu istasyonun ortaya çıkması için başka açıklamaları da göz ardı etmiyor. Financial Times, eski bir ABD istihbarat yetkilisi olan Robert Gorelick'in istasyonun İranlı muhaliflerin ülke içindeki ağlarıyla iletişim kurmak için bir araç olabileceğini söylediğini aktardı.

Ancak Gorelick, böyle bir yayın yapan bir istasyonun işletilmesinin muhtemelen Batılı bir istihbarat teşkilatının üstü kapalı onayını gerektireceğine inanıyor.

Bir başka olası açıklama ise, bu radyo istasyonunun İran güvenlik güçleri içinde şüphe uyandırmayı amaçlayan psikolojik bir savaşın parçası olması. Sadece şifreli mesajlar yayınlamak bile İran karşı istihbarat servislerinin rejim içinde Washington veya Tel Aviv'den talimat bekleyen üst düzey ajanlar olduğunu düşünmesine yol açabilir.

Financial Times'a göre Gorelick, böyle bir hamlenin İran güvenlik servisleri üzerindeki baskıyı artırabileceğini, çünkü var olmayan ajanları aramak zorunda kalacaklarını belirtti.

Soğuk Savaş'ın sona ermesinden sonra sayı istasyonları fenomeni azalmış olsa da, tamamen yok olmadı. İstihbarat kurumları, Rusya, Polonya, Tayvan ve Kuzey Kore gibi ülkelerin halen bu tür radyo yayınlarını kullandığını düşünüyor.

Uzmanlar, bu eski tekniklerin basit, güvenli ve izlenebilir dijital izler bırakmadıkları için hala yararlı olduklarına inanıyor.

Financial Times'a göre Lunds Üniversitesi'nde karşı casusluk araştırmacısı olan Tony Ingesson, bu istasyonların ‘geçmişte olduğu gibi bugün de hala işe yarayan eski bir iletişim yöntemleri cephaneliği’ olduğunu söylüyor.

Dijital iletişimin gözetlendiği ve izlendiği bir dünyada, bazı istihbarat kurumları halen Soğuk Savaş döneminden kalma, ancak bilinmeyen bir casusa gizli bir mesaj iletmek için aynı görevi yerine getirebilen araçları kullanmaya geri dönüyor gibi görünüyor.