Cezayir, Fransa’nın sömürge dönemi suçlarını uluslararası arenaya taşıyabilir

İki ülke arasındaki ortak geçmiş, aralarındaki ilişkileri bozan ve diplomatik gerilimleri tetikleyen bir çıkmaz haline geldi

Başbakan Eymen bin Abdurrahman, hükümetin çalışma programında Fransa'nın sömürge döneminde işlediği suçlarla ilgili hafıza dosyasına geniş yer verdi (Radio Algeria)
Başbakan Eymen bin Abdurrahman, hükümetin çalışma programında Fransa'nın sömürge döneminde işlediği suçlarla ilgili hafıza dosyasına geniş yer verdi (Radio Algeria)
TT

Cezayir, Fransa’nın sömürge dönemi suçlarını uluslararası arenaya taşıyabilir

Başbakan Eymen bin Abdurrahman, hükümetin çalışma programında Fransa'nın sömürge döneminde işlediği suçlarla ilgili hafıza dosyasına geniş yer verdi (Radio Algeria)
Başbakan Eymen bin Abdurrahman, hükümetin çalışma programında Fransa'nın sömürge döneminde işlediği suçlarla ilgili hafıza dosyasına geniş yer verdi (Radio Algeria)

Ali Yahi
Fransa'nın Cezayir çölündeki nükleer bomba denemeleri dosyası, Cezayir'in meseleyi uluslararası arenaya taşıma niyetini açıklamasının ardından iki ülke arasındaki gerginliğin fitilini ateşleyebilir. Cezayir, bu adımın dosyanın kapatılmasına katkıda bulunacağını düşünürken Fransa, kendi çıkarlarına zarar vermesinden endişe ediyor.

Fransa’nın tutumu ve Cezayir’in adımı
Cezayir ve Fransa arasındaki ortak geçmiş, aralarındaki ilişkileri bozan ve özgürlükleri, özellikle de insanların hareket özgürlüğünü etkileyen ‘gizli’ ekonomik, politik, ticari ve hatta insan hakları savaşlarına dönüşebilecek diplomatik gerilimleri tetikleyen bir çıkmaz haline gelmiş gibi görünüyor. Fransa'nın Cezayir’deki sömürge döneminde işlediği suçlarla ilgili hafıza dosyasına ilişkin ne varsa bölgesel ve uluslararası meselelerde çıkar sağlamak ve destek almak için şantaj yapmak, tehdit etmek ve kışkırtmak için kullanan taraflardan hiç biri, tarihi fırsatı kaçırmıyor.
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un ülkesi adına Fransa-Cezayir savaşı sırasında Fransa için savaşan, ancak daha sonra devlet tarafından terk edilen Harkiler'den af dilemesinin ardından Cezayirli çevreler, Fransa’nın Cezayir’deki sömürge döneminde işlediği suçlara ilişkin dosyaları uluslararası arenaya taşımayı planladıklarını açıkladılar. Cezayir Atom Enerji Komisyonu (COMENA) Başkanı Merzak Ramki’ye göre özellikle Fransa'nın Cezayir çölündeki nükleer bomba denemeleri dosyası, Cezayir’in elindeki en güçlü dosyalardan biri. Ramki, Cezayir'in imzaladığı Nükleer Silahların Yasaklanması Antlaşması'nın, Fransa tarafından Cezayir çölünde inşa edilen nükleer test sahalarının temizlenmesi için faydalı taahhütler içerdiğini vurguladı.

Nükleer Silahların Yasaklanması Antlaşması’nın oluşturduğu ‘koruma kalkanı’
Her yıl 26 Eylül'de kutlanan Uluslararası Nükleer Silahların Tamamen Ortadan Kaldırılması Günü münasebetiyle bir açıklamada bulunan Ramki, Nükleer Silahların Yasaklanması Antlaşması'nın ‘Taraf devletler, özellikle nükleer testler gerçekleştirmiş olanlar, nükleer silahların kullanılmasından ve denenmesinden zarar görenlere yeterli yardımı sağlamakla ve nükleer silahların kullanımı ve testinden etkilenen bölgelerin çevresini yeniden düzenlemekle yükümlüdür’ diyen 6. Maddesi’ne ve ‘Taraf devletler, antlaşmanın uygulanmasını desteklemek için iş birliği yapmak ve uluslararası yardım sağlamakla yükümlüdür’ diyen 7. Maddesi’ne işaret etti. Ramki, yukarıdaki maddeler uyarınca Cezayir'in, 1990’lı yılların sonlarında test alanlarının ön radyolojik değerlendirmesi çalışmalarına teknik iş birliği çerçevesinde daha önce katkıda bulunan Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) gibi yetkili kuruluşlardan uluslararası yardım talep ettiğini belirtti.

Güçlü bir dosya oluşturulmalı
Konuyu yakından takip eden Cezayirli insan hakları savunucusu Fatıma Zehra bin Brahim, Independent Arabia’ya yaptığı açıklamada, “Uluslararası mahkemelere gitmek için sağlam bir dosya oluşturulmalı. Çünkü Fransa, Cezayir'deki nükleer denemeleriyle ilgili suçlamaların gerçeklerini gizlemeye çalıştı ve bu yüzden mağdurlar haklarını alamadı” dedi. Siyasi bir aktivist olan Muhammed Mahmudi ise “Cezayir, insana ve çevreye karşı bir suçun işlendiğini belgeleyen bu dosyada güçlü bir konum sahip” şeklinde konuştu. Mahmudi, Mücahitler ve Hak Sahipleri Bakanlığı’nın Fransız makamlarına, Fransa'nın, Cezayir çölündeki nükleer bomba denemelerinin kurbanlarını dışarıda tutan ‘Morin Yasası’nı yeniden gözden geçirmeleri konusunda resmi bir talepte bulunmada gecikmesini eleştirdi.

Hükümet kararlı
Cezayir Başbakanı Eymen bin Abdurrahman, hükümetin çalışma programını Meclis’e sunduğu sırada hükümetin, sömürge dönemine kadar uzanan önemli sorunları önceliği haline getirirken önceki yıllarda olduğu gibi hafıza dosyasına odaklanmaya devam ettiğini söyledi. Başbakan Abdurrahman, bağımsızlık savaşında hayatını kaybedenlerin kalıntılarının ve Ulusal Arşivler’in kurtarılmasının yanı sıra Cezayir çölündeki nükleer bomba denemeleriyle ilgili hafıza dosyalarının tamamlanması gerektiğini belirtti. Bağımsızlık savaşı sırasında kaybolan kişilerle birlikte sürgün ve yerinden edilenlerin durumuna ilişkin diğer dosyaların da öncelikli olduğunu kaydeden Başbakan, ‘sömürge döneminde Fransa tarafından Cezayir halkına karşı işlenen her türlü suçun’ ele alınacağını vurguladı.
Fransa’nın yardımları
Öte yandan Fransa, 2010 yılında nükleer bomba denemelerinin neden olduğu radyasyondan etkilenenlere tazminat ödenmesi sürecini düzenleyen Morin Yasası’nı çıkarmasına rağmen, Fransız hükümeti henüz tek bir Cezayirliye tazminat ödemedi. Oysa Cezayirlilerin yakalandıkları hastalıkların, patlamaların bıraktığı toksin kalıntıların yerde biriken ve havada hareket eden kumlar aracılığıyla taşınan nükleer radyasyondan kaynaklandığına dair kanıtlar var.
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia kaynaklı haberine göre, Fransa Savunma Bakanlığı, Paris’in Cezayir'de 6 yıl boyunca gerçekleştirdiği nükleer denemeler sırasında Cezayir çölündeki bazı bölgelere nükleer denemeler yapılırken kullanılan kamyonların ve askeri teçhizatın gömüldüğünü kabul etmişti. Bakanlıktan yapılan açıklamada, “Fransa, ellerindeki haritaları Cezayirli yetkililere teslim etti. Bu bölgelerdeki çeşitli deneme sahalarının radyolojik teşhisi yapıldı ve Cezayirli makamlara bildirildi” denildi.
Nükleer uzmanları, Fransa'nın Cezayir çölünde 17 nükleer deneme gerçekleştirdiğini söylüyorlar. Bu denemeler sonucunda Fransa Atom Enerjisi Komisyonu teknisyenleri ve askerler, Fransız yapımı birinci nesil Mirage 4 savaş uçakları tarafından kullanılan plütonyum bombasını geliştirdiler.

Dosyanın uluslararası arenaya taşınmasının iki yolu
Cezayirli hukuk uzmanı Hac Hanefi, hafıza dosyasıyla ilgili bir konunun uluslararası arenaya taşınmasının iki yolu olduğunu düşünüyor. Bunlardan birincisi hukuki yani, nükleer denemeler dosyasının hükümetler arası örgütler aracılığıyla insan haklarıyla ilişkilendirilmesi yolu. Örneğin dosya insan hakları kuruluşlarına, özellikle Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi'ne (UNHRC) götürülebilir. Ardından Uluslararası Af Örgütü (UAÖ) ve diğer uluslararası sivil toplum kuruluşlarına taşınabilir. Hanefi’ye göre bunu yapmanın ikinci yolu ise diplomasi. Böyle bir suçun kurbanı olan tüm Afrika ülkelerinden seslerin yükselmesi ve Fransa'nın uluslararası hukuk karşısında yaptıklarının hesabını vermesi gereken yasadışı bir eylemde bulunduğuna dair bir tür uluslararası fikir birliği yaratılması için diplomasi harekete geçirilebilir. Morin Yasası’nın Fransa'nın bu suçu tanıdığının bir göstergesi olduğunu vurgulayan Hanefi, bu yüzden dosyanın doğrudan tanınma meselesi olmaktan çıkıp uluslararası arenaya taşınmasının önemine dikkati çekti.
Cezayirli hukuk profesörü Muhammed Adnan el-Ahdar bin Mir, Fransa'nın Cezayir çölündeki nükleer bomba denemelerinin, tümüyle bir suç olması sebebiyle bu tür durumlarda uluslararası hukukta bilinen yasal prosedürlerin uygulanmasını beklemiyor. Prof. Bin Mir’e göre Cezayir, konunun uluslararası arenaya taşınmasını savunmak için gerekli diplomatik kapasiteye sahip.



Mısır’da yoksulluk tartışması, hükümetin icraatlarını açıklayacağı konferans öncesinde gündemde

Mısır Temsilciler Meclisi, hükümetin devlet bütçesine ilişkin değerlendirmelerini dinliyor. (Meclis)
Mısır Temsilciler Meclisi, hükümetin devlet bütçesine ilişkin değerlendirmelerini dinliyor. (Meclis)
TT

Mısır’da yoksulluk tartışması, hükümetin icraatlarını açıklayacağı konferans öncesinde gündemde

Mısır Temsilciler Meclisi, hükümetin devlet bütçesine ilişkin değerlendirmelerini dinliyor. (Meclis)
Mısır Temsilciler Meclisi, hükümetin devlet bütçesine ilişkin değerlendirmelerini dinliyor. (Meclis)

Mısır’da bazı milletvekilleri, hükümetin icraatlarını kamuoyuna açıklamak üzere düzenlemesi beklenen konferans öncesinde, ülkedeki yoksulluk oranlarına ilişkin soru önergesi verdi. Yoksulluk oranları birkaç yıldır açıklanmazken, bölgesel çalkantıların derinleştirdiği ekonomik krizler nedeniyle bu oranların yükseldiği tahmin ediliyor.

Mısır Temsilciler Meclisi’nden dokuz milletvekili, çarşamba günü hükümete ülkedeki yoksulluk oranlarının hangi seviyeye ulaştığını sordu. Yoksulluk oranı, 2019-2020 dönemine ilişkin Eylül 2020’de açıklanan son resmî verilere göre yüzde 29,7 olarak kaydedilmişti.

Milletvekilleri, “Hükümetin, milletvekillerinin denetim mekanizmaları aracılığıyla sunduğu talepler üzerine gelir ve harcama araştırmasını Meclis’e göndereceğine defalarca söz vermesine rağmen, söz konusu araştırma henüz yayımlanmadı” ifadelerini kullandı.

Milletvekilleri ayrıca, “2021’den bu yana Mısır’daki yoksulluk oranlarını bilmeden hükümetin icraatları nasıl değerlendirilebilir?” sorusunu yöneltti.

Hükümet, geçtiğimiz dönemde izlenen politikaları, bunların sonuçlarını ve söz konusu adımlar atılmasaydı neler yaşanabileceğini kamuoyuna anlatmak amacıyla ulusal bir forum düzenlemeyi planlıyor. Hükümet Sözcüsü Muhammed Adil’e göre forumda vatandaşların önerileri ve görüşleri de dinlenecek.

Adil, çarşamba akşamı televizyonda yaptığı açıklamada, 19-24 Ekim tarihleri arasında düzenlenmesi planlanan foruma ait resmî internet sitesi üzerinden vatandaşların kayıt yaptırabileceğini, görüşlerini iletebileceğini ve katılım talebinde bulunabileceğini belirtti. Adil, birkaç gün önce açılan sitenin bugüne kadar bir milyondan fazla ziyaret aldığını kaydetti.

Sürekli gündeme gelen bir tartışma

Mısır’da yoksulluk oranları ve bu oranların neden açıklanmadığına ilişkin tartışmalar yeni değil. Milletvekillerinin soru önergesinde de belirtildiği üzere, bu konu belirli aralıklarla yeniden gündeme geliyor.

Reform ve Kalkınma Partisi’nin Meclis Grup Başkanı ve soru önergesini veren dokuz milletvekilinden biri olan İrin Said yaptığı açıklamada, kendisinin ve bazı milletvekillerinin önceki yasama döneminde de benzer soru önergeleri sunduğunu, ancak henüz somut sonuçlara veya doğrulanmış bilgilere ulaşamadıklarını belirtti.

dfg
Kahire'nin merkezindeki işçi sınıfının yoğun olarak yaşadığı semtlerden biri. (Şarku’l Avsat)

Mısır Başbakanı Mustafa Medbuli, geçen aralık ayında yaptığı açıklamada, yoksulluk oranının 2020’de açıklanan seviyenin bir miktar üzerine çıktığını kabul etmiş, ancak artışın boyutunu paylaşmamıştı. Bazı basın kuruluşlarının haberlerinde ise yoksulluk oranının yaklaşık yüzde 34’e yükseldiği öne sürüldü.

Yazar ve siyasi analist Cemal Esad, hükümetin yoksulluk oranlarını açıklamamasını eleştirdi. Esad, Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede, “Enflasyon ve diğer ekonomik göstergelere ilişkin açıklanan rakamlar bile vatandaşların sokakta hissettiği gerçeklerden daha düşük. Peki, bir de hiç açıklanmayan rakamları düşünün” ifadelerini kullandı.

Mısır’da yıllık enflasyon oranı geçen ağustos ayında yüzde 14,5 olarak kaydedildi. Bu oran temmuz ayında yüzde 14,9 düzeyindeydi.

Siyasi açıdan zor bir mesele

Siyaset sosyolojisi profesörü Said Sadık, hükümetin milletvekillerinin talebine kısa süre içinde cevap vererek yoksulluk oranlarını açıklamasını beklemediğini söyledi. Sadık, dokuz milletvekilinden biri olan Muhammed Fuad’ın, talebin altı ay önce hükümete iletilmesine rağmen henüz sonuç alınamadığını belirten açıklamasına dikkat çekti.

Sadık, hükümetin yoksulluk oranlarını açıklamaya hazır olmadığını kaydetti. Bu ay düzenlenmesi planlanan ulusal forumda büyük olasılıkla farklı göstergelerin öne çıkarılacağını belirten Sadık, bunlar arasında gayrisafi yurt içi hasıla büyümesi, işsizliğin 2025’te yüzde 6,3’e gerilemesi, bütçede faiz dışı fazla verilmesi, sosyal koruma paketleri, kara yolları, elektrik santralleri ve limanlara yönelik yatırımlar ile bölgesel krizlerin etkilerinin aşılması ve mali yükümlülüklerin yerine getirilmesi gibi başlıkların yer alacağını ifade etti.

Sadık’a göre yeni yoksulluk oranlarının açıklanması “siyasi açıdan zor bir mesele”. Sadık, “Rakam yükselirse hükümetin başarı söylemine ilişkin şüpheler artar. Güncel bir araştırma olmadan düşüş açıklanırsa da bu rakamlara inanılmayabilir” değerlendirmesinde bulundu.

Milletvekili Ravya Muhtar da hükümetten, ekonomik politikaların vatandaşların gelirleri ve yaşam standartları üzerindeki gerçek etkisini ortaya koyacak güncel ve kapsamlı verileri paylaşmasını istedi.

Dokuz milletvekilinden biri olan Muhtar yaptığı açıklamada, “Hükümetin performansını ve başarılarını, yoksulluk oranlarındaki ve vatandaşların gelirlerindeki değişimi gösteren güncel veriler olmadan eksiksiz biçimde değerlendirmek mümkün değil” ifadelerini kullandı.

Sadık ise hükümetin yoksulluk sorununu, etkilerini hafifletmeye yönelik politikalarla ele aldığını belirtti. Bu politikalar arasında gıda yardımları, yoksulluk sınırının altındaki kesimlere yönelik Tekafül ve Kerame sosyal yardım programları, maaş artışları ve olağanüstü destek paketleri bulunuyor. Sadık’a göre bu önlemler, enflasyonun vatandaşlar üzerindeki etkisini sınırlandırmayı amaçlıyor.


Irak: İran Kürdistanı’ndan yerinden edilenlerin kampı SİHA’larla vuruldu

Irak Kürdistanı’ndaki Erbil Havalimanı yakınlarında meydana gelen patlamanın ardından yükselen duman. (AFP)
Irak Kürdistanı’ndaki Erbil Havalimanı yakınlarında meydana gelen patlamanın ardından yükselen duman. (AFP)
TT

Irak: İran Kürdistanı’ndan yerinden edilenlerin kampı SİHA’larla vuruldu

Irak Kürdistanı’ndaki Erbil Havalimanı yakınlarında meydana gelen patlamanın ardından yükselen duman. (AFP)
Irak Kürdistanı’ndaki Erbil Havalimanı yakınlarında meydana gelen patlamanın ardından yükselen duman. (AFP)

Irak Kürdistan Bölgesi Terörle Mücadele Birimi, dün akşam İran Kürdistanı’ndan yerinden edilenlerin kaldığı bir kampın, Erbil vilayetine bağlı Xebat ilçesinde iki insansız hava aracıyla (İHA) hedef alındığını açıkladı. Kamp, Bağdat’ın yaklaşık 450 kilometre kuzeyinde bulunuyor.

Bölgedeki Terörle Mücadele Birimi tarafından yapılan açıklamada, kurumun elde ettiği bilgilere göre Erbil vilayetinin Xebat ilçesine bağlı Rizgari nahiyesindeki İran Kürdistanı’ndan yerinden edilenlerin kampına dün akşam patlayıcı yüklü iki SİHA ile saldırı düzenlendiği belirtildi.

Açıklamada, saldırıda can kaybı yaşanmadığı kaydedildi.


Suriye bayrağı Haseke’de ilk kez göndere çekildi

Haseke kentinde, Haseke Valisi, İç Güvenlik Komutanı ve Vali Yardımcısının yanı sıra çok sayıda resmî yetkili ve önde gelen ismin katılımıyla Suriye Arap Cumhuriyeti bayrağının göndere çekilmesi töreni düzenlendi (Haseke Valiliği)
Haseke kentinde, Haseke Valisi, İç Güvenlik Komutanı ve Vali Yardımcısının yanı sıra çok sayıda resmî yetkili ve önde gelen ismin katılımıyla Suriye Arap Cumhuriyeti bayrağının göndere çekilmesi töreni düzenlendi (Haseke Valiliği)
TT

Suriye bayrağı Haseke’de ilk kez göndere çekildi

Haseke kentinde, Haseke Valisi, İç Güvenlik Komutanı ve Vali Yardımcısının yanı sıra çok sayıda resmî yetkili ve önde gelen ismin katılımıyla Suriye Arap Cumhuriyeti bayrağının göndere çekilmesi töreni düzenlendi (Haseke Valiliği)
Haseke kentinde, Haseke Valisi, İç Güvenlik Komutanı ve Vali Yardımcısının yanı sıra çok sayıda resmî yetkili ve önde gelen ismin katılımıyla Suriye Arap Cumhuriyeti bayrağının göndere çekilmesi töreni düzenlendi (Haseke Valiliği)

Suriye’nin Haseke kentinde, 29 Ocak 2026 tarihli anlaşmanın uygulanmasına ilişkin son bir haftada yaşanan hızlı gelişmeler kapsamında, Özgürlük Meydanı’nda dün ulusal bayrak en yüksek direğe çekildi. Törene çok sayıda vatandaş ve resmî yetkili katılırken, hükümet yetkilileri de yargı sistemini yeniden işler hâle getirmek amacıyla Adalet Sarayı’nda incelemelerde bulundu.

Haseke Vali Yardımcısı Ahmed el-Hilali Şarku’l Avsat’a yaptığı kısa açıklamada, kent merkezindeki ana meydanda ulusal bayrağın geniş halk ve resmî katılımla göndere çekildiğini belirtti. Hilali, törene Haseke Valisi Nureddin Ahmed’in yanı sıra bölgeden Halk Meclisi üyelerinin, askerî yetkililerin ve güvenlik yetkililerinin katıldığını söyledi.

Tören sırasında kentin farklı mahallelerinden gelen vatandaşlar ana meydanda toplandı. Kalabalık, devletin vilayet üzerindeki kontrolünü tamamen sağlaması yönünde sloganlar attı.

Etkinlik, katılımcıların ve vatandaşların güvenliğini, kamu ve özel mülklerin korunmasını sağlamak amacıyla kent genelinde, özellikle merkezde yoğun iç güvenlik güçlerinin konuşlandırıldığı bir ortamda gerçekleştirildi.

Suriye’de eski rejimin devrilmesinden bu yana ilk kez Haseke kent merkezinde Suriye bayrağının göndere çekilmesi sırasında Suriyeli yetkililer (Haseke Valiliği)
Suriye’de eski rejimin devrilmesinden bu yana ilk kez Haseke kent merkezinde Suriye bayrağının göndere çekilmesi sırasında Suriyeli yetkililer (Haseke Valiliği)

Haseke İç Güvenlik Güçleri tören öncesinde yayımladığı açıklamada, toplu etkinlikler sırasında silah taşınmasını ve havai fişek kullanılmasını yasakladı. Açıklamada, güvenliği bozabilecek veya vatandaşların hayatını tehlikeye atabilecek davranışlardan kaçınılması gerektiği vurgulandı. Güvenlik güçleri, ihlallere müsamaha gösterilmeyeceğini ve sorumlular hakkında gerekli yasal işlemlerin uygulanacağını bildirdi.

Adalet Sarayı’nda inceleme

Haseke kent merkezinde bayrak töreni düzenlenirken Vali Yardımcısı Hilali, vilayetin başsavcısı Yargıç Gazi eş-Şeyh İbrahim ile birlikte Adalet Sarayı binasında incelemelerde bulundu. Hilali, ziyaretin amacının “yargı sistemini işler hâle getirmek için uygun koşulları hazırlamak” olduğunu belirtti.

Bu gelişmelerden önce, feshedilen Suriye Demokratik Güçleri’ne (SDG) bağlı unsurların Adalet Sarayı çevresindeki mevzilerinden çekilmesinin ardından çarşamba günü bölgede iç güvenlik güçlerinin varlığı artırılmıştı. SDG’ye bağlı Terörle Mücadele Güçleri (HAT) ise salı günü mevzilerini İç Güvenlik Güçleri’ne teslim etti. Böylece hükümetin kent genelindeki güvenlik varlığı da güçlendirildi.

Şarku’l Avsat’a konuşan aktivistlere göre, bu gelişmelerin ardından Suriye Genel İstihbarat Teşkilatı Başkanı Tümgeneral Abdulkadir Tahhan ile Dış İstihbarat Başkanı Tuğgeneral Abdurrahman ed-Dabbağ, geniş bir güvenlik heyetiyle Haseke’ye geldi.

Devletin kontrolünün genişletilmesi talebi

Son gelişmeler, Haseke vilayetindeki çeşitli kent ve kasabalarda geçen cuma namazının ardından düzenlenen kitlesel barışçıl gösterilerin sonrasında yaşandı. Göstericiler, devlet otoritesinin tesis edilmesini ve devlet kurumlarının vilayetin bütün bölgelerindeki varlığının güçlendirilmesini talep etmişti.

Söz konusu gösteriler, SDG’nin ağustos ayının sonunda feshedildiğinin duyurulmasının ardından düzenlendi. Bu karar, 29 Ocak 2026’da Suriye hükümetiyle imzalanan anlaşma kapsamında alındı. Anlaşma, eski Özerk Yönetim’in sivil, güvenlik ve askerî kurumlarının devlet yapısına entegre edilmesini öngörüyordu.

Buna karşın Arap topluluğunun temsilcileri, entegrasyon süreci devam etmesine rağmen, Suriye devletinin vilayetin geniş kesimlerinde fiilî kontrol sağlayamadığını belirtiyor.

Kuzey Suriye’de yaşayan ve sosyal medyada faaliyet gösteren Arap topluluğu mensubu aktivist Suheyb el-Ya‘rubi, Haseke’deki sevinç gösterilerini yansıtan videolar paylaştı. Görüntülerden birinde yaşlı bir adamın bayrak göndere çekilirken “Allahuekber” diye bağırdığı görüldü.

Suriye bayrağının göndere çekilmesi törenine katılan resmî yetkililer ile vatandaşların güvenliğini sağlamak amacıyla Haseke kentinde alınan güvenlik önlemleri (Haseke Medya Müdürlüğü)
Suriye bayrağının göndere çekilmesi törenine katılan resmî yetkililer ile vatandaşların güvenliğini sağlamak amacıyla Haseke kentinde alınan güvenlik önlemleri (Haseke Medya Müdürlüğü)

El-Ya‘rubi, görüntülere eşlik eden paylaşımında, “Haseke halkının bugün yaşadığı sevinci görenler, son yıllarda ne kadar büyük baskı ve sıkıntılar yaşadıklarını anlayabilir” ifadelerini kullandı. Aktivist ayrıca, “İki yıl boyunca rejimin düşmesinin sevincinden mahrum bırakılmaktan daha ağır ne olabilir?” diye yazdı.

Taleplerimiz devlet kurumlarının bölgeye dönmesiydi

Haseke’deki Arap aşiretlerine mensup ve geçen cuma günü düzenlenen gösterilere katılım çağrısı yapan aktivist İbrahim el-Halebi, kentteki hızlı gelişmelerin Suriye hükümetinin halk hareketinin taleplerine verdiği bir cevap olduğunu söyledi.

El-Halebi, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, feshedilen SDG’nin entegrasyon anlaşmasının maddelerini uygulamakta uzun süre oyalandığını belirtti. Bu maddelerin başında devlet egemenliğinin tesis edilmesi, tutukluların serbest bırakılması ve yerinden edilenlerin geri dönmesinin sağlanmasının geldiğini ifade eden El-Halebi, bunun halk arasındaki gerilimi artırdığını belirtti.

El-Halebi ayrıca, SDG bünyesindeki bazı güvenlik ve siyasi çevrelerin Kürdistan İşçi Partisi’ne (PKK) bağlı olduğunu ve entegrasyon sürecine karşı çıktığını öne sürdü. Bu çevrelerin, Haseke’deki farklı toplumsal kesimleri kışkırtan tutumlar sergilediğini ifade etti.

Mevcut koşullarda güvenliğin sağlanması ve devlet kurumlarının bölgeye girişi için askerî bir operasyonun uygun olmayacağını düşündüklerini belirten el-Halebi, bu nedenle vilayet genelinde, özellikle Haseke kent merkezinde kitlesel gösteriler düzenlenmesi çağrısında bulunduklarını söyledi.

El-Halebi, amaçlarının devlete ve tüm taraflara Haseke’nin Suriye’nin bir parçası olduğunu hatırlatmak olduğunu belirterek, taleplerinin herhangi bir etnik, dinî veya toplumsal gruba karşı yöneltilmediğini vurguladı. “Taleplerimiz devlet kurumlarının bölgeye girmesi, güvenliğin sağlanması, tutukluların serbest bırakılması ve yerinden edilenlerin geri dönmesiydi” dedi.

Suriye bayrağının göndere çekilmesi töreni sırasında Haseke kentinde devletin güvenlik güçleri, (Haseke Medya Müdürlüğü)
Suriye bayrağının göndere çekilmesi töreni sırasında Haseke kentinde devletin güvenlik güçleri, (Haseke Medya Müdürlüğü)

El-Halebi, gösterilerin önemli sonuçlar doğurduğunu savunarak, Genel İstihbarat Teşkilatı Başkanı’nın, yardımcısının ve geniş bir güvenlik heyetinin Haseke’ye geldiğini, ardından Adalet Sarayı’nın teslim edildiğini ve ulusal bayrağın Özgürlük Meydanı’ndaki en yüksek direğe çekildiğini söyledi. Binlerce kişinin meydanda toplanarak “Bir, bir; Suriye halkı birdir” sloganını attığını belirtti.

Halk hareketinin Suriye devletinin Haseke vilayetinde tam egemenlik kurmasına kadar devam edeceğini ifade eden el-Halebi, yaşananları bir etnik veya dinî grubun diğerine karşı zaferi olarak görmediklerini söyledi. Bunun Suriye halkının iradesinin zaferi olduğunu savunan el-Halebi, devlet dairelerinin ve kamu hizmetlerinin yeniden faaliyete geçmesini, güvenliğin sağlanmasını, tutukluların serbest bırakılmasını ve yerinden edilenlerin geri dönmesini beklediklerini dile getirdi.

Haseke vilayetinde, aralarında el-Halebi ve el-Ya‘rubi’nin de bulunduğu kuzey Suriye’deki aktivistlerin çağrısıyla yarın bugün yeni gösteriler düzenlenmesi için hazırlıklar sürüyor. “Tek bayrak, vatanın bayrağıdır” sloganıyla yapılması planlanan gösterilerde, Suriye’deki bütün toplumsal kesimleri temsil ettiği belirtilen ulusal bayrağın göndere çekilmesi hedefleniyor.