Irak Kültür, Turizm ve Tarihi Eserler Bakanı Hasan Nazım, Şarku'l Avsat'a konuştu: ‘Suudi Arabistan ile gerçek anlamda ortaklıklarda bulunmayı planlıyoruz’

Nazım, kültürün Arap ülkelerini birleştiren büyük bir şemsiye olduğunu vurguladı

Irak Kültür, Turizm ve Tarihi Eserler Bakanı Hasan Nazım
Irak Kültür, Turizm ve Tarihi Eserler Bakanı Hasan Nazım
TT

Irak Kültür, Turizm ve Tarihi Eserler Bakanı Hasan Nazım, Şarku'l Avsat'a konuştu: ‘Suudi Arabistan ile gerçek anlamda ortaklıklarda bulunmayı planlıyoruz’

Irak Kültür, Turizm ve Tarihi Eserler Bakanı Hasan Nazım
Irak Kültür, Turizm ve Tarihi Eserler Bakanı Hasan Nazım

Irak Kültür, Turizm ve Tarihi Eserler Bakanı Hasan Nazım, ülkesinin 2021 Riyad Uluslararası Kitap Fuarı'na onur konuğu olarak katılımına ilişkin açıklamalarda bulundu. Nazım,söz konusu katılımın, Irak ile Suudi Arabistan’ın gelişen ilişkiler ve çeşitli düzeylerde gerçek ortaklıklar kurma yolunda atılan diplomatik adımlar ve yürütülen sıkı çalışmalar kapsamında gerçekleştiğini vugruladı. Böylece iki ülke arasındaki ortaklığın güçlendiği ve iki kültür arasındaki bağların daha da kuvvetli hale geldiği özel bir durumu yansıttığını kaydetti.
Şarku’l Avsat’a özel açıklamlarda bulunan Nazım, Irak ile Arap dünyası arasındaki diplomatik ilişkilerin yeni bir aşamada olduğunu vurguladı. Bakan Nazım sözlerini şöyle sürdürdü:
“Irak kültürü, özellikle Arap kültürü ile bağların yeniden kurulduğu, niteliksel özelliklere sahip koşullar ile karşı karşıya. Zira kültür, Arap ülkelerini bir araya getiren büyük bir şemsiyedir. Yüzyılı aşkın süredir bu kültürün aktörü olan Irak, şimdi Arap dünyası ve özellikle Suudi Arabistan ile ilişkilerine yeni bir statü ile geri dönüyor.”
Suudi Arabistan Kültür Bakanı Prens Bedr bin Abdullah bin Ferhan’ın Nisan 2019'da Irak'ın başkenti Bağdat'a yaptığı ziyaretin ülkesinde olumlu yankılar uyandırdığını vurgulayan Bakan Nazım, kendi deyimiyle bu ‘alışılmadık’ ziyareti iki ülke arasındaki gerçek kültürel iş birliğinin başlangıcı olarak nitelendirdi.
Irak'tan kaçırılan arkeolojik hazine Gılgamış Destanı tableti teslim almak için Riyad Uluslararası Kitap Fuarı açılışı öncesinde gittiği Washington’da Şarku’l Avsat ile röportaj gerçekleştiren Bakan Nazım kültür alanında Irak’tan Arap coğrafyasına, uluslararası alanda yankılanan son gelişmelere kadar birçok merak edilen soruyu cevapladı:

Irak'ın 2021 Riyad Uluslararası Kitap Fuarı'na katılımını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Irak'ın bu yıl Riyad Uluslararası Kitap Fuarı'na hayati önemdekikatılımı, istisnai koşullar altında gerçekleşti. Zira Suudi Arabistan Krallığı ile hem kültürel hem de ekonomik açıdan ilişkilerimiz yoğunlaşıyor. Bu katılım, Krallık’ın ve Irak'ın iki ülke arasındaki bu çok önemli ve temel bağları yeniden kurmak için gösterdiği tüm çabaların zirve noktası sayılır. Kültürel bağların toplumlar arasındaki ilişkilerin oluşumu için gerekli olduğunu biliyoruz. Aslında kültürel bağların hiç kopmadığını düşünüyorum. Zira her iki ülkeden aydınlar, sanatçılar ve üniversite hocaları süreçte kültür sanat alanlarında çalışmalarını sürdürdüler ve sürekli temas halinde bulundular. Suudi akademik ve kültürel çevrelerle de kişisel ilişkilerim de var. Hatta bu fuara katılım öncesinde de ziyaretlerimiz oldu. Nitekim iki ülke arasındaki ortaklıkları artıran, kültürleri arasındaki bağları güçlendiren ve sanatsal faaliyetleri artıran özel bir süreçte gelen bu katılım, iki ülke arasında kısa süre önce imzalanan mutabakat zaptı ile daha fazla ortaklığa imkan sağlıyor.

Hem iki ülke hem de kültürel ve edebi mirasları arasındaki bu kültürel iletişim sizin için ne ifade ediyor?
İki ülke arasındaki kültürel iletişim değişmez bir durum. Zira bu iki ülke, ortak bir kültürü paylaşıyor. Bu mirası, tarihi ve kültürel bağlantıları ispat için kanıta ihtiyacımız yok. En nihayetinde Suudi Arabistan ve Irak iki komşu ülke. Aralarında kültürel, ailevi ve aşiret uzantıları gibi birçok kültürel fenomen var. Bu nedenle iki ülke arasında ortak özellikler bulmak şaşırtıcı değil. Suudi Arabistan'daki kültürün Irak'ta edebiyat, şiir, hatta düşünce düzeyinde kökleri mevcut. Irak, Arap kültürünün temel direği sayılıyor. 1970’lerden bu yana Krallık’ta çalışmış büyük profesörlerimiz var. Krallık'taki deneyimleri, Arap kültürünü zenginleştirip Irak kültüründe etki bırakan Suudi aydınların kültürel etkisinin yanı sıra dikkate değer bir yankı buldu. Bu alışveriş, iki ülke arasındaki ilişkilerin gelişimi için kapsamlı bir temel oluşturuyor.

Irak edebiyatı, düşüncesi ve sanatının sembollerinin kutlandığı 2021 Riyad Uluslararası Kitap Fuarı’nda meşhur şairler Muhammed Mehdi el-Cevahiri, Bedir Şakir es-Seyyab, Ali Cevad et-Tahir’in şiirleri, Nasir Şemme’nin müziğinin ritmi, Sadun Cabir’in şarkıları, Ur, Babil, Babil ve Nemrud şehirleri kalıntıları ile buluşacak. Irak'ın bu köklü varlığını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Riyad Uluslararası Kitap Fuarı'nın onur konuğu konumundaki Irak Cumhuriyeti için hazırladığı program, şiir akşamları, entelektüel seminerler ve konferanslardan oluşan kapsamlı, cömert ve organize bir etkinlik. Eşlik ettiğimiz büyük heyette Iraklı aydınlar, sanatçılar ve şairler var. Dediğiniz gibi fuarda meşhur Arap şairi Muhammed Mehdi el-Cevahiri, modern Arap şairi Bedir Şakir es-Seyyab ve Suudi üniversitelerinde eğitim görmüş Ali Cevad et-Tahir anılacak. Nasir Şemme ve Sadun Cabir’in parçaları eşliğinde sanat dolu zengin bir program düzenlenecek. Irak arkeolojisi üzerine konuşulacak. Bu katılımı sağlayıp organize etmede büyük çaba sarf eden Suudi ekibine tüm bu program için teşekkür ederiz.

Kültür ve miras, Suudi Arabistan Krallığı ile Irak arasındaki bağları nasıl canlandırabilir?
Bazı siyasi koşulların bir kopuşa yol açtığı yıllarda bile kültürel bağlar kopmadı. Her iki ülkedeki aydınlar ve üniversite profesörleri birbirleriyle temas halindeydi. Entelektüel ve kritik alanlar, felsefe, çeviri ve dilbilimde bir süreklilik mevcut. Bu konuda tüm Arap ülkelerindeki aydınlar arasında bir etkileşim var. Gerçek şu ki sınırları aşan kültür, siyasi koşullardan ve ülkeler arası ilişkilerdeki kopuşlardan fazla etkilenmiyor.

Bu durum, kültüre ve aydınlara ek bir sorumluluk mu getiriyor?
Elbette. Suudi Arabistan ile Irak kültürü arasındaki temel bağları yeniden kurma yönündeki uygun koşulların ışığında kültür şimdi daha büyük bir görevle karşı karşıya. Suudi-Irak Koordinasyon Konseyi aracılığıyla geçmişin geride bırakıldığı, birçok düzeyde yeni ilişkilerin başlatıldığı temellerin atıldığı bir çağdayız. İki ülke arasında kültür de dahil olmak üzere birçok alanda bir işbirliği çerçevesi kuruldu, anlaşmalar yapıldı. Önümüzdeki dönemde, kültürel bağların daha fazla kaynaştığına tanık olacağız.

Suudi Arabistan Kültür Bakanı Prens Bedr bin Abdullah bin Ferhan ile aranızda karşılıklı ziyaretler oldu. İki ülke arasındaki kültürel iş birliğini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Bir süre önce Irak'ı ziyaret eden Kültür Bakanı Prens Bedr bin Abdullah bin Ferhan, Irak kültürünü soludu. Irak kültürünün simgesi Mutanabbi Sokağı’nı ziyaret etti. Kendisiyle Zoom üzerinden yaptığım görüşmede, olumlu ve harika bir atmosfer eşliğinde rahatça fikir alışverişinde bulunduk. Bu fuara katılımımızı, Bağdat ve Riyad'da kültür ve sanat haftaları düzenlemeyi planladık. Bu süreç ve  şartlarda elimizden gelen her şeye açık olan Suudi Bakan Ferhan aynı zamanda Irak’ın 2021 Riyad Uluslararası Kitap Fuarı'nda onur konuğu olması için oldukça büyük özen gösterdi. Suudi Arabistan Kültür Bakanlığı’nın fuara dair bu tutumu, iki ülke arasındaki ilişkilerin geleceği ve gelişimi için bir sevinç ve iyimserlik kaynağı. Nitekim temeller atıldı ve çarklar döndü. Geriye bakmak gerekmeyecek. Irak Kültür, Turizm ve Tarihi Eserler Bakanlığı olarak Arap kardeşlerimiz ve tüm Arap ülkeleriyle çalışmak konusunda kararlıyız. Bu yönde Suudi Arabistan’ın ülkemiz için büyük bir anlamı var.

İki ülke arasında su an uygulanmakta olan kültürel, edebi ve sanatsal projeler var mı? Önümüzdeki yıllar için planlanan projelere dair görüşleriniz neler?
Irak-Suudi Koordinasyon Konseyi kapsamında ortak çalışmalar bulunuyor. Antik hac yolu Derbi Zübeyde’nin Dünya Mirası Listesi'ne kaydedilmesi yönünde ortak bir çaba mevcut. İki ülke arasındaki bu coğrafi ve kültürel etkileşim için arkeolojik açıdan ortak noktalar da var. Teknik projelerin tamamlanması için planlar geliştirilmesi hedefleniyor. Kültürel düzeyde de Bağdat ve Riyad'da kültür sanat haftaları düzenlenmesi için ön anlaşma yapıldı.

Irak, Riyad Kitap Fuarı'na kaç yayınevi ve kitap ile katılıyor?
Riyad Uluslararası Kitap Fuarı'ndaki Irak yayınevleri sayısı; kitap basımından sorumlu genel kültür işleri dairesi olan Kültür, Turizm ve Tarihi Eserler Bakanlığı, Dar Mamoon Çeviri ve Yayıncılık, Kürt ve Arap kültürleri arasında köprü kurmakla sorumlu Kürt Yayınevi, meşhur Sümer dergisi gibi kitap ve dergi yayınına katkıda bulunan Tarihi Eserler ve Miras Genel Müdürlüğü de dahil olmak üzere 20'yi buluyor. Riyad’daki fuarda 500'e yakın başlık sunacaklar.

Irak'tan kaçırılan arkeolojik hazine Gılgamış Destanı tabletini teslim almak için Washington'dasınız. Bu eserlerin ve mekanlarının bir kaydı var mı?
Irak’tan çalınan çok sayıda eski eser mevcut. Burada sadece Irak Müzesi'nden çalınanlardan bahsetmiyoruz. Bunlar kayıt altına alınıyor. İstatistikler ve belgeler var. Biz de onları takip ediyoruz. Bazılarını geri aldık, diğerlerini de almak için çalışıyoruz. Tarihi Eserler ve Miras Genel Müdürlüğü ve Irak Dışişleri Bakanlığı da bağlantıları ve elçilikleri aracılığıyla bu konuda bize yardımcı oluyorlar. Eski eser kaçakçılığını önleyen, bunu suç sayan dost ülkelerin yasaları da bu konuda yardımcı konumunda. Bazı eserler, Irak topraklarında yapılan gelişigüzel kazılarda çalındı. Geniş bir coğrafyaya sahip Irak'ın tarih boyunca farklı medeniyetlere ev sahipliği yaptığı malum. Nereye giderseniz gidin, Asur, Babil, Sümer, Akad, Kiş ve diğer uygarlıklara ait izlerle karşılaşacaksınız. Irak’ın tamamı tarihi eserlerle dolu. Bu nedenle arkeoloji polisiyle, hatta teknolojiyle bile toprakları kontrol etmek çok zor. Bu konuda birçok saldırıya maruz kalıyoruz. Ancak durum şimdi daha sakin. 2003 sonrasında olduğu gibi pek şiddetli değil. Kontrol daha iyi.

Bu coğrafyadaki eski eserleri korumaya yönelik yürütülen bölgesel çabalar neler?
Yerel düzeyde, tarihi kalıntıların anlamı ve özen verilmesi gerektiği konusundaki farkındalık artıyor. Tarihi eserlere rastlayanlar, bunları Kültür ve Tarihi Eserler Bakanlığı'na iade ediyorlar. Bu bilincin komşu ülkelere de yayılması gerekiyor. Komşu ülkeler, Irak'taki eski eser kaçakçılığı için istasyonlar kurdu. ABD ve Avrupa'ya ulaşan bu eski eserler doğrudan Irak’tan değil, komşu ülkelerden geçti. Bu nedenle komşu ülkeleri tarihi eser kaçakçılığını önlemeye, bunu suç sayan kanunlar çıkarmaya çağırıyoruz. Böylece büyük bir mirasa ev sahipliği yapan Irak da dahil bölgenin mirasına sahip çıkılabilir. Zira Irak, Suudi Arabistan, Suriye, Türkiye ve İran gibi ülkeler tarihi eser açısından oldukça zenginler. Kaçakçılıktan korunacak yasalar çıkarmak herkesin yararına olacaktır.

Irak’taki arkeolojik alanları dünyanın her yerinden ziyaretçilere ne zaman açılacak?
Irak'ta arkeoloji turizminin hiçbir zaman canlanamadığı gerçeğini kabul etmeliyiz! 2003 öncesi diktatörlüklerin politikalarına bakarsak, otoriter rejimlerin genellikle turizmi teşvik etmediğini görürüz. Bu alandaki çalışmalar, hükümetle anlaşmaya vararak araştırma yapan arkeologlar, madenciler ve yabancı kazı misyonları ile sınırlıydı. Irak değişimin ve ülkedeki açılımın ardından güvenlik sorunları ve büyük bir terör dalgası ile karşı karşıya kaldı. Tüm bunlar, sadece arkeoloji turizmi için değil, genel olarak tüm turizm için de güvensiz bir ortam oluşturdu. Ancak şimdi terörün ortadan kaldırılmasının ve nispeten güvenli bir ortamın sağlanmasının ardından arkeoloji turizmini canlandırma yönünde yoğun bir çalışma programları ve planlar hazırlandı. Özellikle Papa’nın Nasiriye’deki Zi Kar Valiliği’ni ve Hazreti İbrahim'in doğduğu Ur antik kentini ziyareti ardından bu yönde bir teşvik mevcut. Irak'ta arkeoloji turizmini, bazı dinlerin kutsallığını temsil eden yerleri, UNESCO Dünya Mirası Listesi'ne giren Babil ve Asur'daki antik eserleri canlandırmayı planlıyoruz. Ancak ekonomik açıdan biraz toparlanmaya ihtiyacımız var. Zirâ turistik alanların yeniden hayata geçirilmesi, ziyaretçilerin ve turistlerin hizmetine girecek arkeolojik alanların bakımını ve bu alanlarda altyapının kurulmasını gerektiriyor. Bu yönde planlarımız var. İnşallah ekonomimiz düzelecek, arkeoloji turizmi de toparlanacak.

Bir profesör, araştırmacı, eleştirmen ve yazar olarak Irak'taki kültürel ortamı nasıl değerlendiriyorsunuz?
Irak'taki kültürün halen üretken ve etkili olduğunu, kültürlerin siyasi sistemler ile birlikte çökmeyeceğini düşünüyorum. Evet bazı sorunlar ve ikilemler yaşadık, zor şartlardan geçtik. 2003 yılından sonra ülke, diktatörlük rejiminin bıraktığı zorlukların ve meydan okumaların yanı sıra işgale de maruz kaldı. Tüm bunlar Irak kültürü ve üretimi üzerinde iz bırakmış olabilir. Ancak bence devletler çöker, kültür ve medeniyetler ayakta kalır!
Bu topraklarda halen aydınlar ve profesörler doğuyor. Entelektüel alanda girişimler mevcut. İhtiyacımız olan tek şey, çalışmalarına devam etmeleri yönünde entelektüelleri ve sanatçıları destekleyecek daha fazla altyapı sağlamak.

Hükümetin çevre ile iletişimde yeni yaklaşımından bahsediyorsunuz. Bu amaca ulaşmak için ne gibi çalışmalar yürütüyorsunuz?
Komşu ülkeler ve tüm dünya ile yeni bir iletişim aşamasındayız. 2021’i diplomasi yılı ilan eden Irak hükümeti, bu yönde son iki yıldır çabalıyor. Hükümet öncülüğündeki bu açılım, bölgesel komşularla ilişkiler konusunda yeni bir bakış açısını, Irak’ın bölgedeki aktif rolüne geri dönüşünü temsil ediyor. Bu yönde Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) gibi ülkelere ziyaret turları düzenleyen Başbakan Mustafa el-Kazımi, Ürdün ve Mısır ile üçlü zirve düzenliyor. Bu yöndeki çabalar yalnızca Irak kültürünü canlandırmayı ve dünya ile bağını yeniden kurmayı değil, aynı zamanda ülkemizi genel olarak ekonomik ve sosyal düzeyde desteklemeyi sağlıyor. Nitekim Irak kültürü, özellikle Arap kültürüyle bağlarının yeniden tesis edileceği niteliksel koşulların eşiğinde. En az bir asırdır bu kültürün bir aktörü olan Irak, şimdi başta Suudi Arabistan gibi komşu Arap ülkeleri olmak üzere tüm Arap dünyası ile ilişkilerinde yeni bir aşamaya giriyor.



Hamas'ın silahsızlandırılması için son tarih: Uyarıları ve yanlış anlamaları gidermeye yönelik “yakında” istişareler yapılması bekleniyor

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’nda yıkılmış binaların enkazı arasında iftar için bir araya gelen yerinden edilmiş Gazzeliler (AFP)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’nda yıkılmış binaların enkazı arasında iftar için bir araya gelen yerinden edilmiş Gazzeliler (AFP)
TT

Hamas'ın silahsızlandırılması için son tarih: Uyarıları ve yanlış anlamaları gidermeye yönelik “yakında” istişareler yapılması bekleniyor

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’nda yıkılmış binaların enkazı arasında iftar için bir araya gelen yerinden edilmiş Gazzeliler (AFP)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’nda yıkılmış binaların enkazı arasında iftar için bir araya gelen yerinden edilmiş Gazzeliler (AFP)

İsrail aşırı sağı, ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun son açıklamalarının ardından, Hamas'ı zorla silahsızlandırma tehditleri yeniden gündeme geldi. Bu karmaşık konuda ‘anlaşmaların’ ufukta belirdiği yönünde bazı sızıntılar var.

Hamas’ın Gazze’deki Siyasi Büro Üyesi Gazi Hamad, Şarku’l Avsat’a yaptığı kısa açıklamada, konunun ‘zor ve hassas’ olduğunu söyledi. Yeni gelişmeler hakkında ayrıntılı bilgi vermekten kaçınan Hamad'ın aksine Hamas Sözcüsü Hazım Kasım, televizyon ekranlarından yaptığı açıklamada, zorla tahliye tehditlerinin ‘arabulucuların çabalarını hiçe saydığını’ söyledi.

Şarku’l Avsat’a konuşan Filistinli bir kaynak mevcut çabalarla ilgili olarak şunları söyledi:

“Bu konuda anlaşmazlık var ve müzakereler devam ediyor. İsrail'in iki yıllık savaş sırasında başaramadığını şimdi de başaramayacak. Arabulucuların çabalarıyla anlaşmaya en yakın noktaya gelindi. Ancak öncelik saldırıları durdurmak ve İsrail işgalini sona erdirmek olmalı.”

Mısırlı bir kaynak Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, bu konuyla ilgili olarak Mısır, Türkiye, Katar ve teknokratik komitenin öncülüğünde görüşmelerin sürdüğünü ve Trump'ın girişiminin başarıya ulaşmasını istediği için bu mutabakatların masadaki en önemli konular olduğunu düşündüğünü söyledi.

Şarku’l Avsat’a açıklamalarda bulunan uzmanlara göre Hamas'ın silahsızlandırılması konusunda arabulucuların şu anki çabaları, anlaşmanın sonuçlandırılmasına yönelik mutabakatlara yol açabilir. Uzmanlar, bu uyarıların bu yılki İsrail seçimleri öncesinde baskı ve psikolojik savaş bağlamında yapıldığını belirttiler.

Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta Filistinli mültecileri barındıran geçici bir kampta yağmur nedeniyle su basan bir caddeden suyu tahliye etmeye çalışan bir buldozer (AFP)Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta Filistinli mültecileri barındıran geçici bir kampta yağmur nedeniyle su basan bir caddeden suyu tahliye etmeye çalışan bir buldozer (AFP)

Trump'ın önerisi üzerine Gazze'de ateşkes anlaşması 10 Ekim 2025’ten beri yürürlükte. Hamas'ın silahsızlandırılması, ABD'nin ocak ayı ortalarında geçeceğini duyurduğu ikinci aşamanın önemli bir parçası. Buna, İsrail ordusunun Gazze Şeridi'nden kademeli olarak çekilmesi ve Gazze'yi istikrara kavuşturmak için uluslararası bir gücün konuşlandırılmasının eşlik etmesi gerekiyordu.

Yeni uyarı

İsrail’in aşırı sağcı Maliye Bakanı Bezalel Smotrich, pazartesi akşamı İsrail'in Kanal 12 televizyonuna verdiği röportajda, “Önümüzdeki günlerde Hamas'a silahlarını teslim etmesi ve Gazze'yi tamamen silahsızlandırması için son bir uyarı verilmesi bekleniyor. Hamas buna uymazsa, İsrail ordusu operasyonu kendisi yürütmek için uluslararası meşruiyete ve Amerikan desteğine sahip olacak ve Hamas ortadan kaldırılmazsa kaçınılmaz olarak Gazze'ye girip işgal edecek” ifadelerini kullandı.

Hamas Sözcüsü Kasım, televizyonda yaptığı açıklamada, silahsızlanma gerçekleşmezse savaşı yeniden başlatma tehdidinde bulunan Smotrich'in ‘arabulucuların ve tüm tarafların çabalarını hiçe saydığını ve İsrail hükümetinin sükuneti sağlamaya yönelik hiçbir siyasi süreci veya uluslararası toplantıyı önemsemediğini’ söyledi. Kasım, arabulucular ve uluslararası tarafları, ateşkesi istikrara kavuşturma ve çatışmanın yeniden başlamasını önleme sorumluluklarını üstlenmeye çağırdı.

İsrail, Gazze Barış Kurulu’nun 19 Şubat'ta düzenlenen toplantısı öncesinde Hamas'a toplantının yapılmasından itibaren 60 gün süre tanıyarak silahlarını teslim etmesini istedi. The Times of Israel gazetesi, İsrail Hükümeti Sekreteri Yossi Fuchs'un açıklamalarına atıfla Hamas'ın bu talebe uymaması halinde savaşı yeniden başlatmakla tehdit ettiğini bildirdi. İsrail Başbakanı Netanyahu, Gazze Barış Kurulu toplantısıyla eş zamanlı olarak yeniden inşa öncesinde Hamas'ın silahsızlandırılması gerektiğini vurgularken, Trump ise Truth Social platformunda Hamas’ın tam ve acil silahsızlanma taahhüdüne uyması gerektiğini söyledi.

“Psikolojik savaş”

Mısırlı askeri ve strateji uzmanı Tümgeneral Samir Ferec, İsrail'in bu söyleminin İsrail’deki seçimler öncesinde psikolojik savaş başlatmak için kullandığını, mevcut tartışmaların savaşın yeniden başlamasından ziyade bir uzlaşmaya varacağını çok iyi bildiğini değerlendirdi.

Filistinli siyasi analist Husam ed-Ducani ise İsrail’in özellikle seçimler yaklaşırken, Netanyahu'nun hükümetini kurmasını sağlamak için çıtayı en yüksek seviyeye çıkardığı ve Hamas’ın silahsızlandırılması konusuyla ilgili abartılı bir tutum sergilediğini vurguladı. İsrail'in savaşa geri dönmesinin imkansız olduğunu düşünen Ducani’ye göre bu İsrail’in uluslararası toplum tarafından yeniden tecrit edilmesi anlamına gelir.

Hamas’ın silahsızlandırılması uyarılarına rağmen, anlaşma konuşmaları devam etti. The New York Times (NYT) gazetesi şubat ayında kaynaklara dayanarak Washington'ın Hamas'a, İsrail'i vurabilecek ağır silahları teslim etmesini, ancak ilk aşamada bazı hafif silahları elinde tutmasına izin veren yeni bir teklif hazırladığını bildirdi. NYT, teklifin birkaç hafta içinde sunulacağını bildirdi.

İsrail basınında dün yer alan haberlerde Hamas'ın silahlarıyla ilgili görüşmelerden bahsedildi. The Times of Israel gazetesi, bazı ağır silahların aracıların kontrolündeki yerlere nakledilmesi ve tünel haritalarının teslim edilmesi dahil olmak üzere, silah dosyasının yeniden düzenlenmesine ilişkin devam eden görüşmeleri ortaya çıkardı.

Hamas silahlar konusundaki tutumunu sürdürüyor. Hamas’ın önde gelen liderlerinden Halid Meşal, bir hafta önce Doha'da düzenlenen bir forumda hareketin tamamen silahsızlandırılmasını reddederek şunları söyledi:

“Halkımız hala işgal altında, bu yüzden silahsızlanma konuşmaları, dünyadaki tüm silahlara sahip olan İsrail'in halkımızı yok etme ve imha etme çabalarına kolay bir av haline getirme girişimidir.”

Meşal, Gazze Barış Kurulu’nu ‘dengeli bir yaklaşım’ benimsemeye çağırdı.

Mısırlı askeri ve strateji uzmanı Tümgeneral Ferec, mevcut görüşmelerde silahlarla ilgili bazı önerilerin sunulmasını beklerken Filistinli siyasi analist Ducani, bu konuda müzakere masasındaki farklı görüşler nedeniyle ‘açık bir belirsizlik’ olduğunu kabul ediyor.

Ferec ve Ducani, Hamas'ın silahları konusunun ‘abartıldığı’ konusunda hemfikirler ve bu silahların çoğunun şu anda ‘hafif silahlar’ olduğunun altını çizdiler.


Lübnan, ‘paralel bir savaş arenası’ haline gelmekten korkuyor

Lübnan Ordusu tarafından İsrail sınırında düzenlenen medya turu sırasında askeri araçlar, Kasım 2025 (Lübnan Ordusu Rehberlik Müdürlüğü)
Lübnan Ordusu tarafından İsrail sınırında düzenlenen medya turu sırasında askeri araçlar, Kasım 2025 (Lübnan Ordusu Rehberlik Müdürlüğü)
TT

Lübnan, ‘paralel bir savaş arenası’ haline gelmekten korkuyor

Lübnan Ordusu tarafından İsrail sınırında düzenlenen medya turu sırasında askeri araçlar, Kasım 2025 (Lübnan Ordusu Rehberlik Müdürlüğü)
Lübnan Ordusu tarafından İsrail sınırında düzenlenen medya turu sırasında askeri araçlar, Kasım 2025 (Lübnan Ordusu Rehberlik Müdürlüğü)

Lübnan, ABD ile İran arasındaki gerilimin tırmanmasıyla birlikte ‘paralel bir savaş arenası’ haline gelmekten korkuyor.

ABD’nin Beyrut Büyükelçiliği personelinin tahliye edilmesi ve Lübnan Dışişleri Bakanı Yusuf Raci'nin, gerginliğin artması halinde İsrail'in Beyrut havaalanı da dahil olmak üzere stratejik altyapıyı vurabilecek güçlü saldırılar düzenleyebileceğine dair ‘işaretler’ olduğu yönündeki açıklamaları, endişeleri artırdı.

Lübnan'ın Hizbullah'ın yeni bir ‘destek’ savaşına sürüklenmesini önleme çabaları sürerken, Şarku'l Avsat'ın ulaştığı Lübnan Cumhurbaşkanlığına yakın kaynaklar, ‘İsrail'in askeri gerginliği tırmandıracağına dair Lübnan Cumhurbaşkanlığına herhangi bir uyarı ulaşmadığını’ doğruladı.

Kaynaklar, ‘Hizbullah'ın Meclis Başkanı Nebih Berri aracılığıyla Lübnan Cumhurbaşkanlığı’na, İran ile ABD arasında çıkabilecek bir savaşa müdahil olmayacağına dair güvence verildiğini’ açıkladılar.


ABD ilk kez Batı Şeria'daki bir yerleşim biriminde pasaport hizmetleri verecek

İsrail bayrağı Batı Şeria'nın Efrat yerleşiminde dalgalanıyor (Reuters)
İsrail bayrağı Batı Şeria'nın Efrat yerleşiminde dalgalanıyor (Reuters)
TT

ABD ilk kez Batı Şeria'daki bir yerleşim biriminde pasaport hizmetleri verecek

İsrail bayrağı Batı Şeria'nın Efrat yerleşiminde dalgalanıyor (Reuters)
İsrail bayrağı Batı Şeria'nın Efrat yerleşiminde dalgalanıyor (Reuters)

ABD’li yetkililer dün, ABD’nin bu hafta Batı Şeria'daki bir yerleşim biriminde pasaport hizmetleri vereceğini açıkladı. ABD Konsolosluğu yetkilileri, işgal altındaki topraklardaki yerleşimcilere ilk kez bu tür hizmetler sunuyor. Çoğu ülke, Batı Şeria'daki İsrail yerleşim birimlerini askeri işgalle ilgili uluslararası hukuka göre yasadışı kabul ediyor.

İsrail, yerleşimlerin yasadışı olduğunu reddediyor ve İsrail sağının çoğu Batı Şeria'nın ilhakını talep ediyor. Filistinliler ise gelecekte Batı Şeria, Gazze Şeridi ve Doğu Kudüs'ü kapsayan bağımsız bir devlet kurmayı hedefliyor.

Binyamin Netanyahu liderliğindeki aşırı sağcı İsrail hükümeti, yerleşimcilerin Filistin topraklarını ele geçirmesini kolaylaştıran önlemleri onayladı.

Batı Şeria'da on binlerce Amerikalı

İsrail'in sadık bir destekçisi olan ABD Başkanı Donald Trump, İsrail'in Batı Şeria'yı ilhak etmesine karşı olduğunu söyledi. Ancak, yönetimi, hak gruplarının geçen yıl göreve başladığından beri arttığını söylediği yerleşim faaliyetlerini durdurmak için hiçbir önlem almadı.

Kudüs'teki ABD Büyükelçiliği, X'te yayınladığı bir gönderide, yurtdışındaki tüm Amerikalılara ulaşma çabaları çerçevesinde ‘ABD Konsolosluğu personelinin 27 Şubat Cuma günü Filistin'in Beytullahim kentinin güneyinde bulunan Efrat Yerleşim Birimi’nde rutin pasaport hizmetleri sunacağını’ belirtti.

ABD Büyükelçiliği, Filistin'in Batı Şeria bölgesindeki Ramallah kentinde, Beytullahim yakınlarındaki Beitar Illit Yerleşim Birimi’nde ve Hayfa gibi İsrail'deki kentlerde de benzer hizmetler sunmayı planladığını açıkladı. ABD, Kudüs’teki Büyükelçiliği’nde ve Tel Aviv'deki şubesinde pasaport ve konsolosluk hizmetleri sunuyor. Batı Şeria'da on binlerce ABD vatandaşının yaşadığı tahmin ediliyor.