Ahmed es-Suheyl
Irak’ta silahlı milislerin ‘sürekli olarak seçim listeleriyle ilişkisi olmadığını’ kanıtlamaya çalışmasının ve silahlı grupları için farklı unvanlar kullanmasının ardından ülkedeki seçim senaryosu bu kez farklı görünüyor. Birçok milis bazen açık unvanlarla müdahale ediyor, bazen de seçim listelerinin önde gelen silahlı milislerle bağlantılı olduğunu açıklıyor.
Milislerin Irak seçimlerine katılımı, Irak’ta geniş bir çevrede boykot eylemini bu kadar açık bir şekilde artırsa da şu an sorular, bu grupların seçim yarışına katılımının yasallığı etrafında dönüyor.
Uzmanlar, Irak yasalarının silahlı milislerin seçim yarışına katılımını yasakladığına dikkati çekiyor. Ancak silahlı gruplarla bağlantılı olduğu kanıtlanan listelere karşı herhangi bir önlem alınmadı. Gözlemciler, bunu milislerin ülkedeki siyasi durumu kontrol etmesine bağlıyor.
Gözlemciler, yaklaşan seçimlere katılacak silahlı grupların sayısının, ‘bağımsız aday’ statüsünü seçen ve önde gelen milislerle bağları olan diğerlerinin yanı sıra, yaklaşık 20 silahlı grup olacağını tahmin ediyor.
Silahlı milislerle bağlantısı olan en belirgin blokların, Kays el-Hazali liderliğindeki ‘Ashab-ül Ehlül Hak’ milislerinin siyasi kanadı olan es-Sadikun Hareketi, Cund el-İmam Tugayı’ndan sorumlu Milletvekili Ahmed el-Esedi liderliğindeki ‘es-Saad’ birliği ve Seraya Cihad’dan sorumlu Hasan Radi liderliğindeki Bina ve Cihat Hareketi’nin yanı sıra, en büyük silahlı gruplardan biri olan ‘Bedir’ milislerini içeren Hadi el-Amiri liderliğindeki ‘Fetih Koalisyonu’ olduğu belirtildi.
Öte yandan parlamento seçimlerine katılan Sadr hareketi, ‘Seraya es-Selam’ milislerini de içeriyor.
Milisler açık unvanlar paylaşıyor
Silahlı milislerle bağlantılı listeler, Fetih ve Sairun blokları arasındaki geleneksel rekabetle sonlanmıyor. Bu kez seçimler, yeni listelere sahip birçok başka milis grubunun varlığına tanık oluyor.
Geçmiş yıllarda savaş eylemleriyle suçlanan ‘Sarallah (Allah'ın İntikamı)’ milisleri de Irak seçimlerine katılıyor. Öyle ki eski Başbakan Nuri el-Maliki, bir televizyon kanalına yaptığı açıklamada, Irak’ın güneyindeki Basra vilayetinde eylemcileri öldürme suçlamalarına ek olarak, milis liderinin ölüm cezasına çarptırıldığını belirtmişti.
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia kaynaklı haberine göre, güvenlik güçleri, Basra’daki karargahlarının önünde toplanan protestoculara ateş açtıktan sonra 11 Mayıs 2020 tarihinde Basra vilayetinde en az beş silahlı milisi tutukladı ve karargahlarını kapattı. Başbakan Mustafa el-Kazimi ve İran yanlısı gruplar arasındaki ilk çatışmada bir eylemci hayatını kaybetmişti.
Bir dizi başka adayın yanı sıra milis lideri Yusuf Sanavi Musavi de Basra vilayeti seçimlerinde yarışıyor.
‘Haklar’ hareketi, Hizbullah Tugayları için siyasi bir unvan
Öte yandan Hizbullah Tugayları milisleri de milis lider Hüseyin Muennes liderliğindeki ‘Haklar’ hareketi üzerinden Irak seçimlerine giriyor. Hareket, milisler tarafından kurulan ilk siyasi oluşum olarak Ağustos ayı başlarında kuruldu.
Birkaç medya platformu, harekete Haziran 2020’de siyasi araştırmacı Hişam el-Haşimi suikastına karıştığı yönünde suçlamalarda bulunmuştu.
Medya organlarında çıkan haberler, hareketin lideri Hüseyn Muennes’in uzun süredir Irak başbakanına açık tehditler savuran Hizbullah Tugayları’nın güvenlik sorumlusu ‘Ebu Ali el-Askeri’ olduğunu bildirdi.
Irak seçimlerine birden fazla seçim dairesinde çok sayıda adayla giren ‘Haklar’ hareketi, ilk kez Hizbullah Tugayları ile ilişkisini açıkça beyan eden bir listeyle katılıyor. Hizbullah Tugayları, grup çerçevesi dışındaki aktif gruplara ek olarak Haşdi Şabi grubunda üç tugaya sahip.
Bu listelerin yanı sıra birçok milis ve onların önde gelen isimleri, farklı listeler ve bağımsız adaylar başlığı altında seçimlere katılıyor. Yeni partiler arasında, İmam Ali Tugayları’nın liderlerinden Muhammed Şakir eş-Şammari başkanlığındaki ‘Ulusal Irak Hareketi’ de yer alıyor.
Yasanın ve anayasanın ihlali
Hukukçuların, ‘milislerin seçimlere katılımının Irak anayasasına ve ülkedeki partiler hukukuna aykırı olduğu’ yönündeki görüşüne rağmen, ihlalci listelere karşı herhangi bir işlem yapılmadı.
Hukuk uzmanı Tarık Harb, “Seçim yasası, milislerin seçim yarışına katılımı konusunu ele almadı. Ancak partiler yasası adaylıklarını engelledi. Ama bu, ihlal listelerine karşı dava açılmasını gerektiriyor” şeklinde konuştu.
Harb, Independent Arabia’ya yaptığı açıklamada, seçim yarışında halk kitlesi de dahil olmak üzere güvenlik ve askeri kurumların unvanlarının kullanılmasının ‘hukuk ihlali’ olduğunu dile getirdi. Irak seçim yasasının, seçim yarışında ‘güvenlik güçlerinin ve diğer herhangi bir devlet kurumunun kullanılmasını’ yasakladığı belirtildi.
Harb, “Yasanın yanı sıra anayasa maddeleri de milislerin seçim yarışına katılmasını yasaklamakta ve güvenlik güçlerinin istismar edilmesini engellemekte. Ayrıca cezai hükümler içermemekte ve tarafların bu kapsamda dava açmasını zorunlu kılmaktadır” ifadelerini kullandı.
Dikkat çekici bir gelişme olarak Irak’ın en yüksek dini mercii Şii lider Ali es-Sistani, yaklaşan seçimlere geniş katılım çağrısı yaparken, ‘Irak halkının değişmezlerine ve ülkenin yüksek çıkarlarına inananların’ seçilmesi çağrısında bulundu.
Sistani açıklamasında “Seçimlerden sorumlu olanlar, seçimleri paranın, yasa dışı silahların veya dış müdahalenin yan etkilerinden uzak, güven verici bir atmosferde gerçekleştirmeye çalışıyorlar” dedi.
‘Son şans’ seçimleri
Eylemcilerin taleplerine yanıt olarak yaklaşan Irak seçimlerinin, Irak sokakları için daha inandırıcı olması bekleniyor. Ancak bu sorunlar boykot seçeneklerini büyük ölçüde artırdı.
Iraklı yazar ve gazeteci Muhammed Habib, “Irak seçimleri, özellikle 50 binden fazla silahlıya sahip bir siyasi taraf ile şaka gibi görünüyor” dedi. Habib, bu sayıda milisin, İran yanlısı grupları ‘Seçim Komisyonu tarafından yapılan kontrollere veya Irak hükümetinin talimat ve emirlerine ve ayrıca militanların katılımını yasaklayan anayasal maddelere’ kayıtsız hale getirdiğini söyledi.
Silahlı gruplarla bağlantılı güçlerin, şu an ‘açık isimlerle ve milislerle’ rekabet ettiği, çünkü yaklaşan seçimlerin son şansları olduğuna inandıkları belirtildi.
Habib, Fetih Koalisyonu lideri Hadi el-Amiri’nin konuşmasının, açıkça koalisyonunun Haşdi Şabi’yi temsil ettiğini ve yasayı açıkça ihlal ettiğini gösterdiğine dikkati çekti.
29 Eylül’de Amiri, kendisini dinleyenlere ‘seçimlere geniş şekilde katılım’ çağrısı yaptı. Amiri ayrıca, “Fetih Bloğu, Irak’ı savunmak için direnen ve silaha sarılan taraftı” dedi.
Avukatlar, seçim kampanyalarında güvenlik hizmetlerinin kullanılmasının yasa ve anayasa ihlali olduğunu savunuyor.
Belki de milis liderleri yaklaşan seçimlerin ‘son şansları’ olduğuna inanmaya başladılar. Bu bağlamda Habib, Haşdi Şabi sloganlarının ve Irak savunmasının yavaş yavaş parlaklığını yitirdiğini dile getirdi. Muhammed Habib ayrıca, “Bu durum, milis liderlerini ‘Sarallah milislerinde olduğu gibi veya Hizbullah Tugayları milislerine bağlı Haklar listesi veya Fetih koalisyonundaki gibi bazı listelerin silahlı gruplarla ilişkilendirilmesine açıkça atıfta bulunularak’, milis liderlerini açık unvanlarıyla seçimlere katılmaya teşvik etti” dedi.
Habib, Şii din adamı Ali es-Sistani’nin açıklamasının ‘seçimlere katılım seviyesini yükseltebileceği için büyük sürprizleri tetikleyebileceğini’ dile getirdi. Muhammed Habib, “Milislere ait listeler, hesaplarını seçimlere düşük katılım temelinde inşa ettiler. Bu, Sistani’nin açıklamasını, özellikle Sistani’nin kitlesinin bu milislere artan kızgınlığıyla baltalayabilir” şeklinde konuştu.
Habib ayrıca, “Milislerin gelecek seçimlerdeki sonuçları, sızmalarına, ihlallerine ve seçim sürecine silahla kendilerini dayatmalarına rağmen hayal kırıklığı yaratabilir” dedi.
Boykot ivmesi arttı
Silahlı milislerin katılımı yaklaşan seçimleri zorlaştırıyor. Bu durum, ülkede seçimlerin boykot edilmesi gerektiğini savunanların iddialarını güçlendirirken, seçimlerin bütünlüğünü sağlamada ve militanların sürece etkisini önlemede yasal organların rolüne ilişkin soruları yeniden gündeme getiriyor.
Siyasi ilişkiler araştırmacısı Ahmed eş-Şerifi, “Silahlı milislere bağlı partilerin veya silahlı grupların açık unvanlarıyla katılımı, seçim sürecini düzenleyen ve bütünlüğünü güvence altına alan yasanın rolü konusunda Irak kamuoyunda soru işaretlerine neden oluyor” dedi.
Şerifi’nin dediği gibi Irak anayasasının milislerin siyasi sürece katılımını yasaklayan netliğine rağmen milisler, artık ülkedeki siyasi gerçekliği silah zoruyla kontrol ediyor.
Ahmed eş-Şerifi, “Milislerin açık unvanlar ve silahlı gruplarla bağlantılarını kullanarak birçok listede seçim yarışına girişi, Seçim Komisyonu’nda büyük bir kusura işaret ediyor” diyerek, bu konunun diğer faktörlerin yanı sıra ‘boykot hareketinin ivmesini artırmaya katkı sunduğunu’ söyledi.
Irak’taki milislerin, yaklaşan seçimlerin kendileri için ‘kadersel bir olay’ olduğunu hissetmeye başladıklarını belirten Şerifi, bu durumun da onları ‘silahlı gruplarının seçim listeleriyle ilişkisini açıkça ilan etmeye’ teşvik ettiğini dile getirdi.
Ahmed eş-Şerifi, Fetih Koalisyonu lideri Hadi el-Amiri’nin ‘bloğunun, Haşdi Şabi hakkında konuşurken Irak’ı savunduğunu’ belirttiğini ifade etti.
Şerifi ayrıca, silahlı milislerle bağlantılı listelerin komisyon prosedürlerini atladığını ve ‘seçim sonuçlarının, daha geniş bir boykot çağrısı yapan milisler ve partiler tarafından kontrol edileceğine’ dair hakim inancı güçlendirdiğini vurguladı.

