Tunus’ta Cumhurbaşkanı Said’in aldığı olağanüstü önlemleri hangi taraflar destekledi, hangi taraflar reddetti?

Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said’in başbakan ataması, Tunus Devleti’nin ortaklarına yeniden güven verirken, ülke kamuoyu ile uluslararası topluma olumlu işaretler gönderdi.

Bazı partiler Said’in olağanüstü önlemlerine yönelik desteğini çekti. (Tunus Cumhurbaşkanlığı Facebook Sayfası)
Bazı partiler Said’in olağanüstü önlemlerine yönelik desteğini çekti. (Tunus Cumhurbaşkanlığı Facebook Sayfası)
TT

Tunus’ta Cumhurbaşkanı Said’in aldığı olağanüstü önlemleri hangi taraflar destekledi, hangi taraflar reddetti?

Bazı partiler Said’in olağanüstü önlemlerine yönelik desteğini çekti. (Tunus Cumhurbaşkanlığı Facebook Sayfası)
Bazı partiler Said’in olağanüstü önlemlerine yönelik desteğini çekti. (Tunus Cumhurbaşkanlığı Facebook Sayfası)

Hamadi Muammeri
Tunus’ta yüzlerce hastanın hastanelere akın etmesi, koronavirüs salgınından dolayı günlük ölüm sayılarının giderek artması, oksijen tüpü tedarikinde ciddi sıkıntıların yaşanması ve aşıya erişimin olmamasının yol açtığı sağlık krizine ek olarak siyasi, ekonomik ve sosyal krizin derinleştiği bir ortamda Cumhurbaşkanı Kays Said’in 25 Temmuz 2021’de aldığı olağanüstü önlemler ülkedeki vatandaşların çoğunun dikkatini çekti.
Emrhod Consulting isimli anket şirketi, olağanüstü kararların ilan edilmesini takip eden günlerde Cumhurbaşkanı Said’in parlamentoyu dondurması ve hükümeti feshetmesi kararını destekleyenlerin oranının yaklaşık yüzde 90 olduğu tahmininde bulundu.
Olağanüstü önlemlerin ilan edilmesinin üzerinden iki aydan fazla zaman geçti. Bugün söz konusu önlemlere yönelik destek hafifledi mi? Cumhurbaşkanı’nı destekleyen partilerden hangileri desteğini çekti?

Yeni bir başbakanın atanması güven tazeledi
Anayasa Hukuku Profesörü ve Ulusal Kurucu Meclisi Eski Milletvekili Rabah el-Harayfi, Independent Arabia’ya verdiği demeçte, Cumhurbaşkanı Said’in aldığı olağanüstü önlemlerin ilk zamanlarda önemli ölçüde destek gördüğüne işaret ederek, 25 Temmuz 2021 tarihinde protesto için sokağa çıkan çok sayıda kişinin Nahda Hareketi’nin engellenmesini (o dönemde Nahda’ya ait bazı parti binalarına saldırmışlardı), parlamentonun feshedilmesini ve hükümetin görevden alınmasını talep ettiğini hatırlattı.
Harayfi, “Bugün ise talepleri gerçekleşen Tunuslular aynı süreçte daha fazlasını bekliyorlar. Ancak başbakan atama sürecinin yavaş işlemesi ve bazı vatandaşların yaşadığı şüphe durumu, Cumhurbaşkanı Said’in olağanüstü önlemlerine yönelik coşkunun azalmasına yol açtı. Fakat özellikle Said’in rakiplerinin kendilerini hesaba çekmeleri için bir fırsat niteliğindeki bu önlemlere karşı duyulan coşku devam ediyor. Fakat yine de bu rakipler Tunus’un büyük bir kesimi tarafından kabul görmüyor” diye konuştu.
“(Olağanüstü önlemlerden sonra) gelecekle ilgili nasıl bir vizyonunun takip edileceğinin açıklanmaması ve bir yok haritasının belirlenmemesi, Kays Said’e yönelik desteğin gerilemesine yol açabilir. Tunus’un gelecekte izleyeceği güzergahın açıklığa kavuşturulması gerekir” diyen Harayfi, Cumhurbaşkanı Said’in kurduğu komiteye, anayasa, Seçim Yasası, erken seçim ve referandum gibi konularda gelecekte atılacak adımları kamuoyuna açıklama çağrısında bulundu. Harayfi, böyle bir hamlenin Cumhurbaşkanı Said’in olağanüstü önlemlerine karşı güven oranını yeniden üst seviyelere çıkaracağını belirtti.
Said’in yeni bir başbakan atamasının Tunus Devleti’nin ortaklarına yeniden güven verirken, ülke kamuoyu ile uluslararası topluma olumlu işaretler gönderdiğini söyleyen Harayfi, baskı olmadan kararların vaktinde alınmasının olumlu bir hareket tarzı olarak gördüğünü fakat başbakan atamasındaki dikkat çekici gecikmenin şaşkınlığa yol açtığını ve devletin boşluğu daha fazla kaldırmayacağını vurguladı.

Demokratik Akım Partisi, olağanüstü önlemlere verdiği desteği çekti
Cumhurbaşkanı Said’in olağanüstü önlemleri ilan etmesinden bu yana geçen süreçte Demokratik Akım Partisi (DAP) örneğinde olduğu gibi olağanüstü önlemlere karşı tavır değişikliğine giden bazı partiler oldu. DAP başlarda olağanüstü önlemlerin en büyük destekçisi konumundaydı. DAP Eski Genel Sekreteri Muhammed Abu, Aralık 2020’de Cumhurbaşkanı Said’e parlamentoyu feshetme, bazı siyasileri ev hapsine alma ve orduyu sahaya sürme çağrısı yaptı. Abu’nun çağrısı, ülkede siyasi durumun kötüye gittiği ve parlamento çatısı altındaki vekiller arasında yumruklu kavgaya dönüşen sözlü tartışmaların giderek arttığı bir dönemde geldi.
DAP, Cumhurbaşkanı Said’in olağanüstü önlemleri ilan etmesinin ardından başlangıçta yaptığı açıklamada, bu önlemleri anlayışla karşıladığını belirterek, Said’e rutin anayasal duruma dönüş için yol haritası açıklama çağrısında bulundu.
DAP 23 Eylül’de ise olağanüstü önlemlere tepki gösteren Cumhuriyetçi Parti, Emek ve Özgürlük için Demokrasi Bloğu Partisi (et-Tekettül) ve Afak Tunus Partisi ile ortak açıklama yaptı. Cumhurbaşkanı Said’in meşruiyetini kaybettiği vurgulanan açıklamada, “Anayasa’ya darbeyle mücadele” çağrısı yapıldı. Bu ortak açıklama, Said’in yasama ve yürütme yetkilerini elinde toplamasının ardından geldi.

Nahda Hareketi’nden manevra
Öte yandan Nahda Hareketi, yaptığı açıklamalarda Cumhurbaşkanı Said’e iltifat etme çabası içine girdi. Hareket, açıklamalarında, Said’e, siyasi istikrarı sağlayacak kapsamlı bir ulusal diyalog başlatma ve yeni bir dönem inşa etmede katılımcılık ilkesini güçlendirme çağrısında bulundu. Ancak Hareketin çağrısı, daha önce birçok münasebetle “geriye dönüş yok” şeklinde açıklama yapan Cumhurbaşkanlığı tarafından karşılık görmedi.
Nahda Hareketi bir başka açıklamasında ise “yetkilerin tek elde toplanması, Anayasa’ya darbe yapılması, yetkinin ele geçirilmesi ve keyfi bir şekilde kullanılması yönündeki gidişata karşı çıkan tüm taraflara, demokrasi sürecinin sonunun habercisi olan bu gidişatı barışçıl ve sivil yolla püskürtmek için çabaları koordine etme” çağrısı yaptı.
Ülkenin en büyük sendikası olarak kabul edilen Tunus Genel İşçi Sendikası (TGİS) yetkilerin Cumhurbaşkanı’nın elinde toplanmasına karşı uyararak, Said’in anayasa ve Seçim Yasası değişikliklerini kendi tekeline almasının demokrasi için tehlikeli olduğunu vurguladı. TGİS söz konusu değişikliklerin “devletin yapısını oluşturan toplumun farklı kesimlerini, ulusal örgütleri, dernekleri, partileri ve isimlerini” ilgilendiren bir mesele olduğunu belirtti.

Olağanüstü önlemlerin en güçlü destekçisi: Halk Hareketi
Şarku'l Avsat'ın Independent Arabia'dan aktardığı habere göre, Said’in aldığı kararlara Halk Hareketi ve Tunus İleriye Hareketi gibi mutlak anlamda destek veren hareketlerin yanı sıra Özgür Anayasa Partisi gibi şartlı destek veren de bulunuyor.
Halk Hareketi’nden milletvekili seçilen ancak Said’in olağanüstü önlemleri sonrası vekilliği dondurulan Bedreddin el-Kamudi, Independent Arabia’ya yaptığı özel açıklamada, “Halk Hareketi Cumhurbaşkanı’nı destekliyor. Çünkü Cumhurbaşkanı Hareketin nazarında dürüstlüğü kanıtlanmış milli bir şahsiyettir ve ülkedeki durumu iyileştirmek için güçlü bir iradeye sahiptir” dedi.
“Onun (Said’in) ülkeyi kurtarma yönündeki siyasi iradesine değindik. Onun ayrıca yolsuzlukla mücadelede de samimi bir iradesi var” diyen Kamudi, önümüzdeki günlerde bu iradenin uygulamaya geçmesini ve Tunus’taki vatandaşların bunun getireceği kazanımlara yakından şahit olmasını umduğunu belirtti.

Güven oranı partilerin sayısıyla ölçülmez
Said’in tercih ettiği seçeneklerin halkın iradesinden doğan halka ait ve milli seçenekler olduğunu söyleyen Kamudi, Said’in aldığı tedbirlerin özgürlüklere zarar verip vermeyeceği sorusunu ise şöyle cevapladı:
“Buna dair işaretler yok. Çeşitli siyasi grupların pozisyonlarını tamamen özgür bir biçimde dile getirmesi bunun kanıtıdır. Güvenlik güçleri hangi partiden olursa olsun göstericileri koruyor.”
Kamudi ayrıca Cumhurbaşkanı Said’in tercih ettiği seçeneklere yönelik güven oranının, bu seçeneklere destek veren partilerin sayısıyla değil halkın verdiği desteğin boyutuyla ölçülmesi gerektiğini vurguladı.

Zorunlu adım
Halk Hareketi’nden yapılan açıklamada, Cumhurbaşkanı Said tarafından ilan edilen olağanüstü önlemler “halkın talep ettiği ulusal görevlerin tamamlanması için zorunlu bir adım ve geriye dönüşün engellenmesi için eldeki tek seçenek” olarak nitelendirildi.  Açıklamada, “Egemen önlemlere dayanarak ekonomiyi kurtarma sürecini üstlenecek küçültülmüş ulusal bir hükümetin acilen kurulması gerektiği ifade edildi.

Özgür Anayasa Partisi yolu hazırladı
Özgür Anayasa Partisi Başkanı Abir Musa, partisinin, Cumhurbaşkanı Said’in Parlamento’yu dondurma kararı alması için yolu hazırladığını söyledi.
Özgür Anayasa Partisi daha önceki bir açıklamasında, Cumhurbaşkanı’nın parlamentoyu feshetmesi ve yasal süre içinde erken seçim çağrısı yapması için her türlü anayasal mekanizmayı kullanabilmesini kolaylaştırması amacıyla parti mensubu vekillerin ilgili belgeye imza attığını duyurmuştu.
Musa, partisinin Said’in kararlarını desteklediğini ancak izlenmesi gereken mekanizmalar konusunda ondan farklı düşündüğünü söyledi.



Hizbullah: Amerika İran'a karşı "sınırlı" bir saldırı başlatırsa müdahale etmeyeceğiz... Hamaney kırmızı çizgimizdir

Hizbullah destekçileri, 26 Ocak'ta Beyrut'un güney banliyölerinde İran'la dayanışmalarını göstermek için düzenlenen mitingde, (AFP)
Hizbullah destekçileri, 26 Ocak'ta Beyrut'un güney banliyölerinde İran'la dayanışmalarını göstermek için düzenlenen mitingde, (AFP)
TT

Hizbullah: Amerika İran'a karşı "sınırlı" bir saldırı başlatırsa müdahale etmeyeceğiz... Hamaney kırmızı çizgimizdir

Hizbullah destekçileri, 26 Ocak'ta Beyrut'un güney banliyölerinde İran'la dayanışmalarını göstermek için düzenlenen mitingde, (AFP)
Hizbullah destekçileri, 26 Ocak'ta Beyrut'un güney banliyölerinde İran'la dayanışmalarını göstermek için düzenlenen mitingde, (AFP)

Bir Hizbullah'tan yetkilisi bugün AFP'ye verdiği demeçte, ABD'nin İran'a karşı "sınırlı" saldırılar düzenlemesi halinde partinin askeri müdahalede bulunmayacağını belirtirken, "kırmızı çizginin" Yüksek Lider Ali Hamaney'in hedef alınması olacağı konusunda uyardı.

Kimliğinin açıklanmasını istemeyen yetkili, "Eğer Amerika'nın İran'a yönelik saldırıları sınırlı kalırsa, Hizbullah'ın tutumu askeri müdahalede bulunmamaktır. Ancak amaçları İran rejimini devirmek veya Yüksek Lideri hedef almaksa, o zaman parti müdahale edecektir" ifadelerini kullandı.


Irak Adalet Bakanı Şarku’l Avsat’a konuştu: DEAŞ tutukluları güvenli bir yerde tutuluyor... Kaçmaları imkânsız

Irak Adalet Bakanı Halid Şivani
Irak Adalet Bakanı Halid Şivani
TT

Irak Adalet Bakanı Şarku’l Avsat’a konuştu: DEAŞ tutukluları güvenli bir yerde tutuluyor... Kaçmaları imkânsız

Irak Adalet Bakanı Halid Şivani
Irak Adalet Bakanı Halid Şivani

Irak Adalet Bakanı Halid Şivani, ülkesinin yabancı uyruklu ve DEAŞ bağlantılı mahkûmları, Irak vatandaşlarına karşı suç işlediklerinin kanıtlanması halinde kendi ülkelerine iade etmeyeceğini söyledi. Şivani, ‘son derece yüksek güvenlikli’ bir Irak cezaevinde halihazırda Suriye’den nakledilen binlerce örgüt mensubunun tutulduğunu belirterek, söz konusu cezaevinde firar ya da isyan girişimlerinin gerçekleşmesinin zor olduğunu ifade etti. Buna karşın adli kurumlar üzerindeki ‘muazzam baskıya’ ve tutuklular arasında ‘dünyanın en tehlikeli teröristlerinden bazılarının’ bulunduğuna dikkat çekti.

Irak, 21 Ocak’tan itibaren DEAŞ bağlantısı şüphesi taşıyan binlerce tutukluyu kabul etmeyi onaylamıştı. DEAŞ’la Mücadele Uluslararası Koalisyonu (DMUK), Suriye’nin kuzeydoğusunda Suriye ordusunun askeri operasyonları sonrasında daha önce Suriye Demokratik Güçleri (SDG) denetimindeki cezaevlerinde bulunan mahkûmları gruplar halinde Irak’a sevk etmişti. Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani ise “Tutukluların kabulü kararı tamamen Irak’a aittir” açıklamasında bulunmuştu.

Şivani, o tarihten bu yana yargı, hükümet ve güvenlik yetkilileriyle birlikte son derece hassas ve riskli bir süreci yönettiklerini belirterek, çok sayıda mahkûmun kontrol altına alınmasının, cezaevlerinin ‘saatli bombaya’ dönüşmesini engellemek ve büyük bölümünün kendi ülkelerine iadesini sağlayarak tutukluluk sürecinin yeni bir radikalleşme zemini haline gelmesini önlemek amacı taşıdığını kaydetti.

1975 yılında Kerkük’te doğan Şivani, 2022’den bu yana Adalet Bakanlığı görevini yürütüyor. Hukukçu ve anayasa uzmanı olan Şivani, Bafel Talabani liderliğindeki Kürdistan Yurtseverler Birliği’nin (KYB) siyasi büro üyesi olarak da görev yapıyor.

 Irak Adalet Bakanı Halid ŞivaniIrak Adalet Bakanı Halid Şivani

Şivani, Şarku’l Avsat’a verdiği özel röportajda, bu denli yüksek sayıdaki DEAŞ mensubunun teslim alınmasının, cezaevlerindeki aşırı doluluğu azaltmaya yönelik yoğun çabaların ardından gerçekleştiğini söyledi. Şivani, buna rağmen Iraklı makamların bölgesel güvenliğin korunması amacıyla ortaya çıkan yükü üstlendiğini belirtti.

Şivani’ye göre Adalet Bakanlığı, terör suçlularının yönetimi ve aşırılıkla mücadele konusunda uzun yıllara dayanan deneyime sahip. Bakanlık, ‘Ilımlılık Programı’ olarak adlandırılan ve mahkûmların radikal düşüncelerini çok yönlü yöntemlerle dönüştürmeyi hedefleyen bir uygulama yürütüyor. Program kapsamında hükümlülere mesleki eğitim ve zanaat öğretimi de veriliyor. Şivani, bu nedenle uluslararası toplumun en tehlikeli teröristlerin Irak cezaevlerinde tutulması konusunda ülkesine güvendiğini ifade etti.

Şarku’l Avsat’ın Şivani’yle yaptığı röportajın tam metni şöyle:

* Suriye’den Irak’a mahkûmların nakledilmesi kararı açıklandığında, Adalet Bakanlığı bu kadar yüksek sayıda mahkûmu kabul etmeye hazır mıydı?

- Irak hükümetiyle bu kişilerin kabul edilmesi konusunda temas kurduktan sonra onları teslim almaya yönelik hazırlıklarımıza başladık. Elbette bu kadar büyük bir sayıyı kabul etmek kolay ya da basit bir mesele değil; zira büyük cezaevi binaları, donanım ve güvenlik koruması gerektiriyor. Ayrıca ceza infaz kurumlarında bir mahkûmun ihtiyaç duyduğu tüm gereksinimlerin karşılanması gerekir; bu hem mahkûmların kendileriyle ilgili ihtiyaçları hem de bu cezaevlerinin korunmasına yönelik güvenlik gereçlerini kapsar.

Zaten cezaevlerinde doluluk sorunumuz var. Ancak bu konunun önemine inandığımız ve bölge güvenliğinin korunmasıyla ilgili olduğu için, onları teslim almak ve yerleştirmek üzere cezaevi bölümlerini hazırlamak amacıyla acil tedbirler almak zorunluydu. Başbakan Muhammed Şiya es-Sudani ve hükümet ile yargıdaki ilgili kurumların sağladığı destek sayesinde görevi başarıyla tamamladık; teslim aldığımız kişilerin tamamı cezaevine yerleştirildi. Şu anda cezaevine ilişkin tüm ihtiyaçları ve korunmasına yönelik güvenlik gereçlerini temin etmiş bulunuyoruz.

Bağdat’taki el-Karh Hapishanesi’nde bir DEAŞ mensubu (AP)Bağdat’taki el-Karh Hapishanesi’nde bir DEAŞ mensubu (AP)

* ‘Tüm gereksinimler’ derken neyi kastediyorsunuz?

- Tutuklular şu anda klimalı, banyolu ve temizlik malzemeleri bulunan resmî cezaevlerinde tutuluyorlar. Günde üç öğün yemek yiyorlar ve profesyonel bir gardiyan ile soruşturmacı ekibi tarafından korunuyorlar. Adli kurumun kendilerine profesyonel bir şekilde davrandığını söyleyebilirim; bu yaklaşım büyük olasılıkla Suriye’deki durumdan farklı. Ayrıca mevcut koşulları, Irak’a nakledilmeden önceki durumlarına kıyasla daha iyi.

* Bu sayının eklenmesinden sonra cezaevlerinde baskı ve aşırı kalabalık oluşacak mı? Mahkûmlar nasıl dağıtılacak?

- Irak’ın geçtiği olağanüstü koşullar nedeniyle (önce bazı bölgelerin DEAŞ tarafından işgali, ondan önce El-Kaide ve diğer terörist çetelerin bombalı saldırıları ile organize suçlar) bakanlığı devraldığımız zaman, yani üç yıl önce, cezaevlerindeki doluluk oranı yüzde 300 civarındaydı. Sistematik bir plan hazırladık ve doluluk oranını, normal kapasitenin yüzde 25 üzerine çıkacak kadar düşürmeyi başardık.

Ancak 5 bin 704 mahkûmun tek seferde teslim alınması, doluluk oranını tekrar artırdı; çünkü yaklaşık altı bin mahkûm için cezaevi tesislerinin sağlanması, diğer cezaevlerine yük bindirmeyi gerektiriyor. Kuşkusuz bu durum doluluk oranını düşürme çabalarını etkiledi.

* Nereye yerleştirildiler?

- Onlar tek bir cezaevine yerleştirildi. Bu süreç karmaşık, çünkü sınıflandırılmaları, güvenlik açısından sağlam, hem güvenlik hem askeri hem de istihbari açıdan korunaklı bir cezaevine konmalarını gerektiriyor.

* Adalet Bakanlığı yalnızca hüküm giymiş kişilerle ilgilenirken, bu kişiler gözaltına alındıkları sırada nasıl oldu da tutuklandılar?

- Irak yasalarına göre, tutuklu tehlikeli olduğunda, hâkim onu kaçması mümkün olmayan veya kaçmasından endişe duyulan, korunması garanti edilebilecek güvenli bir yere yerleştirme yetkisine sahiptir. Bu istisnai bir durum değil, tamamen yasal bir uygulamadır. Bu kişiler mahkeme kararlarıyla tutuklanmış olup, tehlikeleri nedeniyle bu cezaevine yerleştirilmişlerdir ve burada başka mahkûmlar bulunmamakta.

* Bu yükle nasıl başa çıkıyorsunuz? Bu kadar çok sayıda mahkûm nasıl yönetiliyor?

- Bütün düzeylerde omuzlarımızda büyük bir yük var. Bu cezaevini yönetmek için insan kaynağı, altyapı, ek personel, korunma için askerî ve güvenlik güçleri, ayrıca 5 bin 704 mahkûmun barınma, beslenme ve hizmet ihtiyaçlarını karşılamak için giderler ve mali kaynaklar gerekmekte. Bu kolay veya basit bir iş değil; bu nedenle özellikle mali açıdan ciddi zorluklarla karşı karşıyayız. Ancak DMUK ile maliyetlerin paylaşılması konusunda iletişim halindeyiz ve kendileri bu konuda hazır olduklarını ifade ettiler.

* Bu dosya nasıl finanse ediliyor?

- DMUK ile bir anlayış ve iletişim söz konusu olup, kendileri mahkûmların barındırılmasıyla ilgili mali yükleri üstlenmeye, cezaevi altyapısı ve gereçlerini ve bazı güvenlik malzemelerini sağlamaya hazır olduklarını ifade ettiler. Biz de kapsamlı bir proje hazırlayıp DMUK’a ilettik ve şu anda yanıtlarını ve gerekli prosedürleri beklemekteyiz.

* Kaç soruşturma memuru mahkumların dosyalarını inceliyor?

- Yaklaşık 150 soruşturma memuru, binlerce mahkûmun dosyalarını hazırlıyor ve bu ağır bir sorumluluk gerektiriyor; bu süreçte, onları uzman personel ve danışmanlardan oluşan bir ekip destekliyor.

* Tutuklular nasıl sınıflandırılıyor?

- Elimizde tehlikeli teröristler bulunuyor; onları, mahkûmlarla ilgilenmede kabul edilmiş uluslararası standartlar ve güvenlik çerçeveleri doğrultusunda sınıflandırıyoruz. Yüksek riskli ve radikal düşünceli mahkûmlar, sıradan mahkûmlarla karıştırılamaz. Cezaevlerimiz, suç türüne, suçun tehlike düzeyine ve yaş gruplarına göre sınıflandırılmıştır.

* İçeride bir ayrılık veya isyan çıkma olasılığı ne kadar yüksek?

- Bu cezaevi sağlam bir şekilde korunmakta. Daha fazla ayrıntı vermeyeceğim, ancak tesisin güvenliği sağlanmış olup hiçbir şekilde ihlal edilemez. Ayrıca içeride bir isyanın söz konusu olamayacağını belirtmek gerekir; çünkü Adalet Bakanlığı’nı destekleyen güvenlik birimleri tüm önlemleri profesyonel ve titiz bir şekilde almıştır, bu nedenle böyle bir durum gerçekleşemez.

* Hapishane içinde mahkûmların işleri nasıl yönetiliyor ve buranın terörist faaliyetler için potansiyel bir yuva haline gelmesini önlemek için ne gibi önlemler alıyorsunuz?

- Öncelikle kendi ülkeleriyle iletişim halindeyiz; geri gönderilmeleri, Irak’a karşı savaşmamış, Iraklıları öldürmemiş veya Irak içinde terör faaliyetlerine katılmamış olmaları şartına bağlı. Bu şartları taşımayanlar kendi ülkelerine iade edilmeyecek olsa da diğerlerinin geri gönderilmesi için çalışmalar sürmekte olup, DMUK bu sürecin hızlandırılması için bizimle iş birliği yapmakta.

Yönetim açısından, Adalet Bakanlığı bu alanda uzun bir deneyime sahip. Aynı sınıflamaya sahip diğer cezaevlerinde, Irak’ın DEAŞ’dan kurtarılan topraklarda yakalanan tehlikeli liderleri de kapsayan teröristler bulunmakta. Bu kişiler rehabilitasyon ve ıslah programlarına dahil edilmiş vaziyette.

‘Ilımlılık Programı’ adı verilen bir programımız, aşırıcı düşünceyi zihinsel, kültürel, sosyal, sportif ve sanatsal yollarla ortadan kaldırmayı, ayrıca meslek ve beceri eğitimi vermeyi amaçlamakta. Bu program büyük başarılar elde etmiş. Amacımız, onların burada geçici olarak bulunmaları; kalış süreleri boyunca, deneyimimiz ve programlarımız sayesinde, en tehlikeli terörist mahkûmlarla profesyonel bir şekilde ilgilenebiliyoruz.

Bağdat’taki el-Karh Hapishanesi’nde gözaltında tutulan DEAŞ üyeleri (AP)Bağdat’taki el-Karh Hapishanesi’nde gözaltında tutulan DEAŞ üyeleri (AP)

* Peki ya onları geri gönderme çabaları başarısız olursa? Bu kişiler uzun süre Irak hapishanelerinde kalırlarsa durum ne olacak?

- Ülkeler ve DMUK ile üzerinde anlaşılan, mahkûmların mümkün olan en kısa sürede geri gönderilmesi. Bu konuda açık bir koordinasyon mevcut olup, daha önce de belirttiğim gibi, Irak güvenlik güçlerine karşı savaşan veya Iraklılara karşı suç işleyenler bu kapsamın dışında tutulacak; bu kişiler yargılanacak ve Irak’ta kalacak.

* Vatandaşlarını geri almayı reddeden ülkeler var mı?

- Konu hâlâ başlangıç aşamasında ve girişimler de yeni başladı. DMUK ve ABD, mahkûmları kabul etmeleri için ülkeleri teşvik etmemiz konusunda bizimle iş birliği yapıyor. Çabalarımızı sürdürmekteyiz.

* DMUK neden DEAŞ tutuklularını Irak’a nakletti?

Bu işin siyasi bir boyutu olabilir; Adalet Bakanlığı’nın doğrudan müdahalesi yoktur. Ancak açıkça vurgulamak gerekir ki Irak’ın savunma ve güvenlik sistemi konusunda güven vardır, Irak DMUK içinde güvenilir ve etkili bir müttefiktir ve bu mahkûmları barındırmak için güvenilir bir sisteme sahiptir.


Şarku’l Avsat’a konuşan resmi kaynak: Suveyda’da gelecek hafta tutuklu ve esirlerin takası yapılacak

Suveyda Valiliği’nden bir heyet, batı kırsalında bulunan köylerdeki hizmet durumunu inceledi. (SANA)
Suveyda Valiliği’nden bir heyet, batı kırsalında bulunan köylerdeki hizmet durumunu inceledi. (SANA)
TT

Şarku’l Avsat’a konuşan resmi kaynak: Suveyda’da gelecek hafta tutuklu ve esirlerin takası yapılacak

Suveyda Valiliği’nden bir heyet, batı kırsalında bulunan köylerdeki hizmet durumunu inceledi. (SANA)
Suveyda Valiliği’nden bir heyet, batı kırsalında bulunan köylerdeki hizmet durumunu inceledi. (SANA)

Suriye resmi kaynakları, çoğunluğu Dürzi olan Suveyda vilayetinde konuşlu Ulusal Muhafızlar ile Suriye hükümeti arasında yürütülen görüşmelerde ilerleme kaydedildiğini ve taraflar arasında tutuklu ve esir değişimi yapılmasını öngören bir anlaşmanın önümüzdeki hafta tamamlanmasının beklendiğini bildirdi.

Suveyda Valiliği Medya İlişkileri Birimi Müdürü Kuteybe Azzam yaptığı kısa açıklamada, “Tutuklu ve esir değişimi konusundaki görüşmelerde ilerleme kaydedildi” ifadesini kullandı.

Azzam, anlaşmanın tamamlanacağı kesin tarihi belirtmedi, ancak değişim işleminin önümüzdeki hafta gerçekleşmesinin muhtemel olduğunu söyledi. Takas esnasında Uluslararası Kızılhaç Komitesi (ICRC) temsilcilerinin de hazır bulunacağını ifade eden Azzam, teslim alma ve teslim etme işlemlerine ilişkin düzenlemelerin şu anda yürütüldüğünü belirtti.

Görsel kaldırıldı.Geçtiğimiz ekim ayında Suveyda’da Dürzi gruplar ve Arap kabileleri arasında gerçekleştirilen takastan (Anadolu Ajansı – AA)

Azzam 19 Şubat’ta Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Suriye hükümeti ile Ulusal Muhafızlar arasında esir değişimi anlaşmasına varmak amacıyla ABD aracılığıyla yürütülen dolaylı görüşmelerin sürdüğünü belirtmişti. O dönemde Azzam, görüşmelerin üçüncü taraf olarak ABD üzerinden dolaylı şekilde yürütüldüğünü kaydetmişti.

Raporlara göre, ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, anlaşmanın tamamlanması için her iki taraftan da onay aldı. Anlaşma kapsamında, 2025 yazındaki olaylardan bu yana Adra Hapishanesi’nde tutulan 61 sivil serbest bırakılacak; karşılığında, Ulusal Muhafızlar tarafından Suveyda’da gözaltında tutulan 30 Savunma ve İçişleri bakanlıkları personeli teslim edilecek.

Görsel kaldırıldı.Şeyh Hikmet el-Hicri (AFP)

Gözlemcilere göre bu açıklama, Suriye hükümeti ile Şeyh Hikmet el-Hicri ve ona bağlı Ulusal Muhafızlar arasında aylardır süren siyasi çıkmazda bir gevşemeyi yansıtıyor. Söz konusu çıkmaz, Temmuz 2025’te yaşanan ve onlarca kişinin hayatını kaybettiği kanlı çatışmalarla patlak veren Suveyda kriziyle bağlantılı. O dönemde Dürzi silahlı gruplar ile Bedevi aşiretleri ve Suriye güvenlik güçleri arasında çatışmalar yaşanmış, İsrail ise Dürzileri koruma gerekçesiyle askeri müdahalede bulunmuştu.

Temmuz 2025 olaylarında gözaltına alınan tüm kişilerin serbest bırakılması, eylül ayında Şam’dan ABD ve Ürdün desteğiyle açıklanan ‘yol haritasının’ maddelerinden biri olarak öne çıkıyor. Ancak yol haritası ve krizle ilgili tartışmalar son dönemde gündemden düşmüş durumda.