Tunus’ta Cumhurbaşkanı Said’in aldığı olağanüstü önlemleri hangi taraflar destekledi, hangi taraflar reddetti?

Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said’in başbakan ataması, Tunus Devleti’nin ortaklarına yeniden güven verirken, ülke kamuoyu ile uluslararası topluma olumlu işaretler gönderdi.

Bazı partiler Said’in olağanüstü önlemlerine yönelik desteğini çekti. (Tunus Cumhurbaşkanlığı Facebook Sayfası)
Bazı partiler Said’in olağanüstü önlemlerine yönelik desteğini çekti. (Tunus Cumhurbaşkanlığı Facebook Sayfası)
TT

Tunus’ta Cumhurbaşkanı Said’in aldığı olağanüstü önlemleri hangi taraflar destekledi, hangi taraflar reddetti?

Bazı partiler Said’in olağanüstü önlemlerine yönelik desteğini çekti. (Tunus Cumhurbaşkanlığı Facebook Sayfası)
Bazı partiler Said’in olağanüstü önlemlerine yönelik desteğini çekti. (Tunus Cumhurbaşkanlığı Facebook Sayfası)

Hamadi Muammeri
Tunus’ta yüzlerce hastanın hastanelere akın etmesi, koronavirüs salgınından dolayı günlük ölüm sayılarının giderek artması, oksijen tüpü tedarikinde ciddi sıkıntıların yaşanması ve aşıya erişimin olmamasının yol açtığı sağlık krizine ek olarak siyasi, ekonomik ve sosyal krizin derinleştiği bir ortamda Cumhurbaşkanı Kays Said’in 25 Temmuz 2021’de aldığı olağanüstü önlemler ülkedeki vatandaşların çoğunun dikkatini çekti.
Emrhod Consulting isimli anket şirketi, olağanüstü kararların ilan edilmesini takip eden günlerde Cumhurbaşkanı Said’in parlamentoyu dondurması ve hükümeti feshetmesi kararını destekleyenlerin oranının yaklaşık yüzde 90 olduğu tahmininde bulundu.
Olağanüstü önlemlerin ilan edilmesinin üzerinden iki aydan fazla zaman geçti. Bugün söz konusu önlemlere yönelik destek hafifledi mi? Cumhurbaşkanı’nı destekleyen partilerden hangileri desteğini çekti?

Yeni bir başbakanın atanması güven tazeledi
Anayasa Hukuku Profesörü ve Ulusal Kurucu Meclisi Eski Milletvekili Rabah el-Harayfi, Independent Arabia’ya verdiği demeçte, Cumhurbaşkanı Said’in aldığı olağanüstü önlemlerin ilk zamanlarda önemli ölçüde destek gördüğüne işaret ederek, 25 Temmuz 2021 tarihinde protesto için sokağa çıkan çok sayıda kişinin Nahda Hareketi’nin engellenmesini (o dönemde Nahda’ya ait bazı parti binalarına saldırmışlardı), parlamentonun feshedilmesini ve hükümetin görevden alınmasını talep ettiğini hatırlattı.
Harayfi, “Bugün ise talepleri gerçekleşen Tunuslular aynı süreçte daha fazlasını bekliyorlar. Ancak başbakan atama sürecinin yavaş işlemesi ve bazı vatandaşların yaşadığı şüphe durumu, Cumhurbaşkanı Said’in olağanüstü önlemlerine yönelik coşkunun azalmasına yol açtı. Fakat özellikle Said’in rakiplerinin kendilerini hesaba çekmeleri için bir fırsat niteliğindeki bu önlemlere karşı duyulan coşku devam ediyor. Fakat yine de bu rakipler Tunus’un büyük bir kesimi tarafından kabul görmüyor” diye konuştu.
“(Olağanüstü önlemlerden sonra) gelecekle ilgili nasıl bir vizyonunun takip edileceğinin açıklanmaması ve bir yok haritasının belirlenmemesi, Kays Said’e yönelik desteğin gerilemesine yol açabilir. Tunus’un gelecekte izleyeceği güzergahın açıklığa kavuşturulması gerekir” diyen Harayfi, Cumhurbaşkanı Said’in kurduğu komiteye, anayasa, Seçim Yasası, erken seçim ve referandum gibi konularda gelecekte atılacak adımları kamuoyuna açıklama çağrısında bulundu. Harayfi, böyle bir hamlenin Cumhurbaşkanı Said’in olağanüstü önlemlerine karşı güven oranını yeniden üst seviyelere çıkaracağını belirtti.
Said’in yeni bir başbakan atamasının Tunus Devleti’nin ortaklarına yeniden güven verirken, ülke kamuoyu ile uluslararası topluma olumlu işaretler gönderdiğini söyleyen Harayfi, baskı olmadan kararların vaktinde alınmasının olumlu bir hareket tarzı olarak gördüğünü fakat başbakan atamasındaki dikkat çekici gecikmenin şaşkınlığa yol açtığını ve devletin boşluğu daha fazla kaldırmayacağını vurguladı.

Demokratik Akım Partisi, olağanüstü önlemlere verdiği desteği çekti
Cumhurbaşkanı Said’in olağanüstü önlemleri ilan etmesinden bu yana geçen süreçte Demokratik Akım Partisi (DAP) örneğinde olduğu gibi olağanüstü önlemlere karşı tavır değişikliğine giden bazı partiler oldu. DAP başlarda olağanüstü önlemlerin en büyük destekçisi konumundaydı. DAP Eski Genel Sekreteri Muhammed Abu, Aralık 2020’de Cumhurbaşkanı Said’e parlamentoyu feshetme, bazı siyasileri ev hapsine alma ve orduyu sahaya sürme çağrısı yaptı. Abu’nun çağrısı, ülkede siyasi durumun kötüye gittiği ve parlamento çatısı altındaki vekiller arasında yumruklu kavgaya dönüşen sözlü tartışmaların giderek arttığı bir dönemde geldi.
DAP, Cumhurbaşkanı Said’in olağanüstü önlemleri ilan etmesinin ardından başlangıçta yaptığı açıklamada, bu önlemleri anlayışla karşıladığını belirterek, Said’e rutin anayasal duruma dönüş için yol haritası açıklama çağrısında bulundu.
DAP 23 Eylül’de ise olağanüstü önlemlere tepki gösteren Cumhuriyetçi Parti, Emek ve Özgürlük için Demokrasi Bloğu Partisi (et-Tekettül) ve Afak Tunus Partisi ile ortak açıklama yaptı. Cumhurbaşkanı Said’in meşruiyetini kaybettiği vurgulanan açıklamada, “Anayasa’ya darbeyle mücadele” çağrısı yapıldı. Bu ortak açıklama, Said’in yasama ve yürütme yetkilerini elinde toplamasının ardından geldi.

Nahda Hareketi’nden manevra
Öte yandan Nahda Hareketi, yaptığı açıklamalarda Cumhurbaşkanı Said’e iltifat etme çabası içine girdi. Hareket, açıklamalarında, Said’e, siyasi istikrarı sağlayacak kapsamlı bir ulusal diyalog başlatma ve yeni bir dönem inşa etmede katılımcılık ilkesini güçlendirme çağrısında bulundu. Ancak Hareketin çağrısı, daha önce birçok münasebetle “geriye dönüş yok” şeklinde açıklama yapan Cumhurbaşkanlığı tarafından karşılık görmedi.
Nahda Hareketi bir başka açıklamasında ise “yetkilerin tek elde toplanması, Anayasa’ya darbe yapılması, yetkinin ele geçirilmesi ve keyfi bir şekilde kullanılması yönündeki gidişata karşı çıkan tüm taraflara, demokrasi sürecinin sonunun habercisi olan bu gidişatı barışçıl ve sivil yolla püskürtmek için çabaları koordine etme” çağrısı yaptı.
Ülkenin en büyük sendikası olarak kabul edilen Tunus Genel İşçi Sendikası (TGİS) yetkilerin Cumhurbaşkanı’nın elinde toplanmasına karşı uyararak, Said’in anayasa ve Seçim Yasası değişikliklerini kendi tekeline almasının demokrasi için tehlikeli olduğunu vurguladı. TGİS söz konusu değişikliklerin “devletin yapısını oluşturan toplumun farklı kesimlerini, ulusal örgütleri, dernekleri, partileri ve isimlerini” ilgilendiren bir mesele olduğunu belirtti.

Olağanüstü önlemlerin en güçlü destekçisi: Halk Hareketi
Şarku'l Avsat'ın Independent Arabia'dan aktardığı habere göre, Said’in aldığı kararlara Halk Hareketi ve Tunus İleriye Hareketi gibi mutlak anlamda destek veren hareketlerin yanı sıra Özgür Anayasa Partisi gibi şartlı destek veren de bulunuyor.
Halk Hareketi’nden milletvekili seçilen ancak Said’in olağanüstü önlemleri sonrası vekilliği dondurulan Bedreddin el-Kamudi, Independent Arabia’ya yaptığı özel açıklamada, “Halk Hareketi Cumhurbaşkanı’nı destekliyor. Çünkü Cumhurbaşkanı Hareketin nazarında dürüstlüğü kanıtlanmış milli bir şahsiyettir ve ülkedeki durumu iyileştirmek için güçlü bir iradeye sahiptir” dedi.
“Onun (Said’in) ülkeyi kurtarma yönündeki siyasi iradesine değindik. Onun ayrıca yolsuzlukla mücadelede de samimi bir iradesi var” diyen Kamudi, önümüzdeki günlerde bu iradenin uygulamaya geçmesini ve Tunus’taki vatandaşların bunun getireceği kazanımlara yakından şahit olmasını umduğunu belirtti.

Güven oranı partilerin sayısıyla ölçülmez
Said’in tercih ettiği seçeneklerin halkın iradesinden doğan halka ait ve milli seçenekler olduğunu söyleyen Kamudi, Said’in aldığı tedbirlerin özgürlüklere zarar verip vermeyeceği sorusunu ise şöyle cevapladı:
“Buna dair işaretler yok. Çeşitli siyasi grupların pozisyonlarını tamamen özgür bir biçimde dile getirmesi bunun kanıtıdır. Güvenlik güçleri hangi partiden olursa olsun göstericileri koruyor.”
Kamudi ayrıca Cumhurbaşkanı Said’in tercih ettiği seçeneklere yönelik güven oranının, bu seçeneklere destek veren partilerin sayısıyla değil halkın verdiği desteğin boyutuyla ölçülmesi gerektiğini vurguladı.

Zorunlu adım
Halk Hareketi’nden yapılan açıklamada, Cumhurbaşkanı Said tarafından ilan edilen olağanüstü önlemler “halkın talep ettiği ulusal görevlerin tamamlanması için zorunlu bir adım ve geriye dönüşün engellenmesi için eldeki tek seçenek” olarak nitelendirildi.  Açıklamada, “Egemen önlemlere dayanarak ekonomiyi kurtarma sürecini üstlenecek küçültülmüş ulusal bir hükümetin acilen kurulması gerektiği ifade edildi.

Özgür Anayasa Partisi yolu hazırladı
Özgür Anayasa Partisi Başkanı Abir Musa, partisinin, Cumhurbaşkanı Said’in Parlamento’yu dondurma kararı alması için yolu hazırladığını söyledi.
Özgür Anayasa Partisi daha önceki bir açıklamasında, Cumhurbaşkanı’nın parlamentoyu feshetmesi ve yasal süre içinde erken seçim çağrısı yapması için her türlü anayasal mekanizmayı kullanabilmesini kolaylaştırması amacıyla parti mensubu vekillerin ilgili belgeye imza attığını duyurmuştu.
Musa, partisinin Said’in kararlarını desteklediğini ancak izlenmesi gereken mekanizmalar konusunda ondan farklı düşündüğünü söyledi.



Suriye’nin kuzeyindeki

Suriye’nin kuzeyindeki Halep kırsalında bulunan Afrin’de cumartesi günü Nevruz Bayramı’nı kutlayan Suriyeli Kürtler hatıra fotoğrafı çekiyor. (Reuters)
Suriye’nin kuzeyindeki Halep kırsalında bulunan Afrin’de cumartesi günü Nevruz Bayramı’nı kutlayan Suriyeli Kürtler hatıra fotoğrafı çekiyor. (Reuters)
TT

Suriye’nin kuzeyindeki

Suriye’nin kuzeyindeki Halep kırsalında bulunan Afrin’de cumartesi günü Nevruz Bayramı’nı kutlayan Suriyeli Kürtler hatıra fotoğrafı çekiyor. (Reuters)
Suriye’nin kuzeyindeki Halep kırsalında bulunan Afrin’de cumartesi günü Nevruz Bayramı’nı kutlayan Suriyeli Kürtler hatıra fotoğrafı çekiyor. (Reuters)

Suriye’nin kuzeyindeki Ayn el-Arab (Kobani) kentinde Nevruz kutlamaları sırasında Suriye bayrağının indirilmesi, cumartesi akşamı ülkenin kuzey ve doğusundaki birçok bölgede geniş çaplı öfkeye yol açtı. Olayların ardından güvenlik noktalarına saldırılar düzenlenirken, protesto hareketleri ve bazı bölgelerde halk eylemleri görüldü. Terör örgütü PKK bağlantılı Devrimci Gençlik Hareketi unsurlarının Kamışlı kentinde iç güvenlik merkezine baskın düzenleyerek Suriye bayrağını indirdiği bildirildi.

Haseke İç Güvenlik Komutanı Mervan el-Ali dün, söz konusu binanın üzerine Suriye bayrağını yeniden çekti. Bu anlar, Suriye Enformasyon Bakanlığı bünyesindeki Haseke Medya Müdürlüğü tarafından sosyal medyada paylaşılan görüntülerde yer aldı. Yaşanan gelişmelerin ardından Suriye hükümeti yetkilileri ile Kürt liderler, kuzey ve doğu Suriye’de yükselen tansiyonu düşürmek için temaslarda bulundu. Gerginliğin, 29 Ocak’ta hükümet ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasında imzalanan anlaşmayı riske atabileceği değerlendirilirken, olayın anlaşmadan rahatsız olan kesimler tarafından ‘fitne çıkarma’ girişimi olduğu öne sürüldü. Kürt kaynaklar ise yaşananların münferit bir olay olduğunu ve herhangi bir sonuç doğurmayacağını belirtti.

Gerginliğin, Halep’in kuzey kırsalındaki Ayn el-Arab’ta Nevruz kutlamaları sırasında bir Kürt gencin Suriye bayrağını indirmesiyle başladığı ifade edildi. Kürt yetkililer bu davranışı ‘bireysel’ olarak nitelendirirken, sosyal medyada geniş çaplı kışkırtma kampanyalarının başlatıldığı ve bunun bazı bölgelerde Araplar ile Kürtler arasında yer yer çatışmalara yol açtığı aktarıldı. Yetkililer, sahadaki durumun kontrol altına alınmaya çalışıldığını bildirdi.

Kürt siyaset araştırmacısı Mehdi Davud, yaşanan gerginliğin bazı Kürt çevrelerinde etkili olan PKK ideolojisinden kaynaklandığını savundu. Olayı ‘münferit bir hadise’ olarak tanımlayan Davud, bu tür durumların büyük kalabalıkların bulunduğu etkinliklerde yaşanabileceğini belirtti. Sosyal medyada olayın abartıldığını ifade eden Davud, bazı tarafların kasıtlı olarak gerilimi tırmandırmaya çalıştığını söyledi.

Sahada belirli bir gerginliğin varlığını kabul eden Davud, bunun sosyal medyada yansıtıldığı kadar büyük olmadığını vurguladı.

Bölgede uzun yıllardır birlikte yaşayan toplulukların birbirini tanıdığını dile getiren Davud, kışkırtma faaliyetlerinin arkasındaki aktörlerin bilindiğini ve mevcut gelişmelerin entegrasyon anlaşmasının uygulanmasına etkisi olmayacağını ifade etti.

sdfvfd
Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile 29 Ocak’ta varılan anlaşmanın uygulanmasından sorumlu Suriye Cumhurbaşkanlığı ekibinin sözcüsü Ahmed el-Hilali (SANA)

Suriye Cumhurbaşkanlığı tarafından entegrasyon anlaşmasının uygulanmasını denetlemekle görevlendirilen ekibin sözcüsü Ahmed el-Hilali, ‘herhangi bir gerekçeyle sivillere yönelik intikam eylemleri veya saldırıları kesin şekilde reddettiklerini’ açıkladı. El-Hilali, güvenlik ve yargı kurumlarıyla devletin, yasayı uygulama ve ihlallerde bulunanları cezalandırma konusunda tek yetkili merci olduğunu vurgulayarak, herkesi sükûnete, sorumluluk bilinciyle hareket etmeye ve kışkırtma çağrılarına kapılmamaya davet etti.

El-Hilali ayrıca, devlet kurumlarının güçlendirilmesi ve entegrasyon sürecine yönelik çabaların ‘bu tür münferit olaylardan etkilenmeyeceğini’ belirtti. Mevcut aşamada herkesin sağduyu ve aklıselimi öne çıkarması gerektiğini ifade eden el-Hilali, ‘elde edilen olumlu kazanımların korunmasının önemine’ dikkat çekti.

Öte yandan siyasi analist Halef Ali Halef, Suriye hükümeti ile SDG arasında varılan son anlaşmadan rahatsız olan kesimlerin bulunduğunu söyledi. Halef, söz konusu anlaşmanın olası bir iç çatışmayı engellediğini, SDG güçlerinin Suriye ordusuna, güvenlik unsurlarının ise İçişleri Bakanlığı bünyesine entegre edilmesini öngördüğünü belirtti. Söz konusu kesimlerin yeniden kriz çıkarmaya ve dengeleri bozacak hamleler yapmaya çalıştığını ifade etti.

dvdcfv
Suriye’deki Kürtler cuma akşamı Şam’da Nevruz’u kutladı. (Reuters)

Halef, entegrasyon sürecinin ‘iyi ve sorunsuz şekilde ilerlediğini’ belirterek, SDG içinde ağırlığı olan isimlerin üst düzey devlet görevlerine atanmasının bu süreçte önemli rol oynadığını ifade etti. Halef, bu adımı ‘engellerin aşılmasına katkı sağlayan isabetli bir karar’ olarak nitelendirdi.

Halef, Ayn el-Arab ve Afrin bölgelerinde yaşananların ‘anlaşmadan zarar gören kesimlerin ürünü’ olduğunu savunarak, bunu ‘elde edilen kazanımlarla kıyaslandığında küçük bir sorun’ olarak değerlendirdi. Beklentilerinin daha büyük olaylar yönünde olduğunu dile getiren Halef, buna karşın en önemli gelişmenin Kürt sivil oluşumların bayrağın indirilmesini açık şekilde kınaması olduğunu söyledi. Halef’e göre, anlaşmaya karşı olan bazı Arap çevreler bu olayı büyütmeye çalıştı. Ayrıca Kürt kökenli Suriyeli hükümet yetkililerinin de sert kınama açıklamaları yaptığını belirten Halef, kamuoyunu kışkırtma girişimlerine karşı uyardıklarını aktardı. Suriye güvenlik güçlerinin hızlı müdahalesinin olası toplumsal çatışmaları önlemede etkili olduğunu vurgulayan Halef, tüm bu gelişmelerin ‘entegrasyon sürecinin geri döndürülemez olduğunu ve taraflar arasında tam iş birliği bulunduğunu’ gösterdiğini ifade etti.

Öte yandan Suriye Savunma Bakan Yardımcısı Semir Ali Asu, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı açıklamada, bazı mahallelerde Kürtlerin münferit bir olay nedeniyle darp edilip aşağılandığını bildirdi. Bu tür olayların Suriye halkının bileşenleri arasında fitneye yol açtığını belirten Asu, sükûnet çağrısında bulunarak ulusal birlik ruhuna bağlı kalınması ve kışkırtmalara kapılınmaması gerektiğini vurguladı.

ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack da gelişmelere ilişkin bir paylaşımda bulunarak, söz konusu açıklamayı hesabından yeniden yayımladı ve “Kritik bir anda önemli sözler ve bilge liderlik” ifadesini kullandı.

Öte yandan SDG bünyesindeki özerk yönetimin dış ilişkiler sorumlusu İlham Ahmed, Ayn el-Arab’ta Suriye bayrağının indirilmesini ‘münferit bir davranış’ olarak nitelendirdi. Ahmed, bu yıl Nevruz kutlamalarının Suriye’de ilk kez resmi şekilde gerçekleştirildiğine dikkat çekerek, Suriyelilere fitneden uzak durma, sükûneti koruma ve herhangi bir gerilimi tırmandırmaktan kaçınma çağrısında bulundu. Ahmed, “Bölgede yeni bir çatışmanın başlamasına ihtiyaç yok” dedi.

dfvfdfd
Suriyeli Kürtler, cumartesi günü Halep kırsalındaki Afrin’de düzenlenen Nevruz kutlamaları sırasında yerel bayraklarını dalgalandırdı. (Reuters)

Bu çerçevede el-Cezire bölgesindeki iç güvenlik güçleri dün yayımladığı açıklamada, Afrin ve Halep kentlerinde Nevruz kutlamalarına katılan Kürtlere yönelik saldırıları ve fitne çıkarma girişimlerini kınadı. Açıklamada ayrıca, bir kişinin bireysel davranışla Suriye bayrağını indirmesi de eleştirildi. Olayın hemen ardından Ayn el-Arap İç Güvenlik Müdürlüğü’nün harekete geçerek şüpheliyi gözaltına aldığı ve dosyanın ilgili yargı mercilerine sevk edildiği bildirildi. Açıklamada, Suriyelilerin ortak değerlerini temsil eden sembollere yönelik her türlü saldırının kesin şekilde reddedildiği vurgulandı.

Öte yandan Kobani’de Nevruz etkinliklerini düzenleyen hazırlık komitesi de bir açıklama yaparak, toplumsal istikrara zarar veren davranışlara müsamaha gösterilmeyeceğini belirtti. Komite, söz konusu olayların halkın farklı kesimleri arasında ayrışma ve fitne yaratmak amacıyla kullanılmasına karşı olduklarını ifade ederek, Suriye’de güvenlik ve istikrarı tehdit eden her türlü girişime karşı durma çağrısında bulundu.


Şam'da alkollü içecek kısıtlamasına karşı oturma eylemi

Suriye'de Şam'ın Bab Tuma mahallesinde alkollü içecek satışının kısıtlanması kararına karşı sessiz bir oturma eylemi düzenlendi (AFP)
Suriye'de Şam'ın Bab Tuma mahallesinde alkollü içecek satışının kısıtlanması kararına karşı sessiz bir oturma eylemi düzenlendi (AFP)
TT

Şam'da alkollü içecek kısıtlamasına karşı oturma eylemi

Suriye'de Şam'ın Bab Tuma mahallesinde alkollü içecek satışının kısıtlanması kararına karşı sessiz bir oturma eylemi düzenlendi (AFP)
Suriye'de Şam'ın Bab Tuma mahallesinde alkollü içecek satışının kısıtlanması kararına karşı sessiz bir oturma eylemi düzenlendi (AFP)

Şam'da yüzlerce Suriyeli dün, yetkililerin alkollü içeceklerin satışını kısıtlama, restoranlarda ve gece kulüplerinde servis edilmesini yasaklama kararını protesto etmek amacıyla sessiz bir oturma eylemi düzenledi.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre protestocular, sivil toplum aktivistlerinin çağrısı üzerine, sıkı güvenlik önlemleri altında, çoğunluğu Hristiyan olan Bab Tuma mahallesinin meydanına akın etti. Bu eylem, 2024 yılının sonlarında Başkan Beşşar Esed'in devrilmesinin ardından iktidara gelen yeni yetkililerin kişisel özgürlükleri ihlal edeceğine dair artan endişeleri yansıtıyor.

Protestocular Suriye bayrağı ile Arapça ve İngilizce pankartlar açtılar; bunlardan birinde “Kişisel özgürlük kırmızı çizgidir” yazıyordu.

“Anayasanın maddeleri bir talep değil, bir haktır” yazılı pankart taşıyan 60 yaşındaki üniversite öğretim üyesi Hanan Ası, AFP’ye verdiği demeçte, Suriyelilerin “yoksulluktan yerinden edilmişlere, evsizlere ve mültecilere kadar binlerce unutulmuş sorunu” olduğunu belirterek, “Biz bir inşa aşamasındayız, bölünme aşamasında değiliz” ifadelerini kullandı.

Tartışma, geçtiğimiz aylarda alınan ve özgürlükler konusunda endişelere yol açan bir dizi karar ve önlemin ardından ortaya çıktı; bunlar arasında plajlarda ve havuzlarda «daha mütevazı» kıyafet kuralları ile Lazkiye’de kadın memurların makyaj yapmasının yasaklanması konusundaki tartışma yer alıyor.

Bir komedyen olan Melki Mardanyal (31), Instagram sayfasında yayınladığı videoda, kararı alaycı bir şekilde ele aldıktan sonra programa katıldı ve şunları söyledi: “Komedi, yetkililere karşı elimizdeki hafif bir silahtır ve onların aldığı kararlar, bizim yaptığımız komediden daha çok insanı güldürüyor” diyerek, “insanları meydanlara toplayanın, yetkililerin kararları olduğunu” vurguladı.

Televizyon yazarı Rami Kousa (37 yaşında) ise “Bu kararların amacı, şehrin kimliğini değiştirmek için kamu özgürlüklerini kısıtlayacak benzer kararları geçirmek üzere nabız yoklamaksa, mesaj yerine ulaşmış olmalı” dedi ve “Bu tür kararlar geçmeyecek” vurgusunda bulundu.

Bu protesto, özellikle Suriye'deki azınlıklar arasında endişelerin giderek arttığı bir dönemde gerçekleşiyor; Hıristiyanların endişeleri, haziran ayında Şam'ın Duveyle semtinde bir kilisenin bombalanmasının ardından, temmuz ayında kanlı şiddet olaylarına sahne olan Dürzilerin kalesi Süveyda'ya ve zaman zaman yetkililerle çeşitli sorunlar nedeniyle gerginliklerin yaşandığı ülkenin kuzeydoğusundaki Kürtlere kadar uzanıyor.

Şam Valiliği 17 Mart'ta, mühürlü alkollü içeceklerin satışını çoğunluğu Hristiyan olan üç bölgeyle sınırlayan bir karar yayınladı. Bu bölgeler el-Kassa, Bab Tuma ve Bab Şarki'dir. Karar, alkolün restoran ve gece kulüplerinde servis edilmesini yasaklıyor. Valilik bu kararla, "kamu ahlakını ihlal eden olayları" azaltmayı amaçladığını ve kararın yerel halktan gelen şikayetler üzerine alındığını belirtti.

Hükümetteki tek Hristiyan bakan olan Sosyal İşler Bakanı Hind Kabavat, alkolün Hristiyan bölgeleriyle sınırlandırılmasını eleştirerek, bu bölgelerin "içki ve alkol yerleri değil, Şam'ın kalbi, parlak tarihi ve bir arada yaşama yeri" olduğunu ifade etti.

Valilik dün yaptığı açıklamada, yeni önlemlerin yıllar önce çıkarılan kararnamelerle "uyumlu" olduğunu ve amacının "alkol satış noktalarında yaşanan kaosu" düzenlemeyi amaçladığını bildirdi.

Kararda belirtilen üç alanın, taraflardan hiçbirini incitmeyecek şekilde yeniden değerlendireceğini duyurdu.


Savaş, Hamas’ın yeni bir lider seçimi sürecini aksatıyor

Batı Şeria'nın Ramallah kentinde Filistinli tutukluların karşılanması sırasında Hamas bayraklarını sallayan Filistinliler, Kasım 2023 (AFP)
Batı Şeria'nın Ramallah kentinde Filistinli tutukluların karşılanması sırasında Hamas bayraklarını sallayan Filistinliler, Kasım 2023 (AFP)
TT

Savaş, Hamas’ın yeni bir lider seçimi sürecini aksatıyor

Batı Şeria'nın Ramallah kentinde Filistinli tutukluların karşılanması sırasında Hamas bayraklarını sallayan Filistinliler, Kasım 2023 (AFP)
Batı Şeria'nın Ramallah kentinde Filistinli tutukluların karşılanması sırasında Hamas bayraklarını sallayan Filistinliler, Kasım 2023 (AFP)

ABD ve İsrail’in İran’a karşı yürüttüğü savaş, Hamas'ın yeni lider seçimi sürecini altüst etti. Kaynaklar, çeşitli karmaşıklıklar ve ‘bölgedeki güvenlik ve siyasi değişiklikler’ nedeniyle sürecin dondurulmasının planlandığını bildirdi.

Yaklaşık bir buçuk yıldır Hamas'ın işlerini bir ‘liderlik konseyi’ yönetiyor. Son iki aydır hareketi yönetecek yeni bir lider seçmek için bir süreç başlatıldı. Şarku’l Avsat'a konuşan Gazze’nin içinden ve dışından Hamaslı dört bilgili kaynak, bölgedeki mevcut durum nedeniyle hareketin başkanlık seçimini geçici olarak askıya alma eğilimi olduğunu aktardı.

Hamas’ın liderliği için rekabet, hareketin yurtdışındaki Siyasi Büro Başkanı Halid Meşal ile Gazze Şeridi'ndeki muadili ve ateşkes müzakere ekibi başkanı Halil Hayye arasında sürüyor. Hem Meşal, hem de Hayye, Hamas’ın liderlik konseyinde yer alıyor.

Hamas’tan biri Gazze Şeridi içinde, diğeri dışındaki iki kaynak, önümüzdeki günlerde seçimlerin iptal edilmesi ve siyasi büro seçimlerinin bu yılın sonunda yapmayı planlandığını teyit etti.