Avrupa'da birçok aile yüksek fiyatlar nedeniyle 'ev sahibi' olma umudunu kaybediyor

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA
TT

Avrupa'da birçok aile yüksek fiyatlar nedeniyle 'ev sahibi' olma umudunu kaybediyor

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA

Kovid-19 nedeniyle konut fiyatları ve kiraların rekor artış kaydettiği Avrupa'da insanların "ev sahibi" olma umudu giderek azalırken, yükselen fiyatlara karşın devam eden protestolar siyasileri çözüm arayışına yöneltiyor.
Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını nedeniyle neredeyse bütün Avrupa ülkelerinde konut fiyatları ve kiralar hızla artarken, salgın, toplumsal eşitlik ve finansal istikrara ilişkin endişeleri de beraberinde getiriyor. Berlin'den Londra'ya Avrupa'nın birçok kentinde aileler, yüksek fiyatlar nedeniyle ev sahibi olmayı "imkansız" buluyor.
Avrupa'da daha fazla insanın yüksek kirada sıkışıp kalmasının siyasi kutuplaşmalar ve daha büyük eşitsizliklere yol açması endişesi bulunuyor.
Avrupa İstatistik Ofisi (Eurostat) verilerine göre, AB ülkelerinde Konut Fiyat Endeksi ile ölçülen konut fiyatları 2010'dan 2021'e kadar olan dönemde yüzde 30,9 arttı.
Salgın ve beraberindeki fiyat artışı nedeniyle ekonomik olarak zor günler geçiren AB ülkelerinde konut fiyatlarında yılın ilk çeyreğinde de ciddi artış yaşandı. Artış; Lüksemburg'da yüzde 17, Danimarka'da yüzde 15,3, Çekya'da yüzde 11,9, Hollanda'da yüzde 11,3, Almanya'da yüzde 9,4, Fransa'da yüzde 5,5 ve Belçika'da yüzde 6,7 oldu.
İlk çeyrekteki artış, 2007 ortasından bu yana en yüksek artış olarak kayıtlara geçerken, Avrupa Merkez Bankası (ECB) Almanya, Fransa ve Hollanda'nın, geçen yıl bölgedeki toplam konut fiyatı artışının neredeyse dörtte üçünü oluşturduğunu belirtti.

Siyasiler, çok fazla şey yapmaktan çekiniyor
Analistler, konut arzının düşük kalması, göçmen akını, tarihin en düşük faiz oranları, salgın dönemindeki kısıtlamalar nedeniyle biriken tasarruflar ve evden çalışmayla daha fazla alanda bulunma isteğinin artmasının konut fiyatlarındaki yukarı yönlü trendi ivmelediğini söyledi.
Rusya, Asya ve Körfez bölgesindeki zengin kurumsal ve özel yatırımcılar da "yüksek fiyat" teklifleri ile konut fiyatlarında artışa neden oluyor. Kıtada İrlanda gibi bazı ülkeler de bu yatırımcıların çok sayıda mülk satın almasını engellemek için damga vergisi gibi vergileri artırma yoluna gitti.
Birçok siyasi, mevcut ev sahiplerine zarar verme korkusuyla fiyatları kontrol etmek için çok fazla şey yapmaktan çekiniyor.
Yüksek fiyatlara ilişkin değerlendirmelerde bulunan Berlin Belediye Başkanı Michael Mueller, "Toplumun bazı kesimlerinin artık daire alacak parası olmadığı için şehrimizin bazı bölümlerinden dışlandığına tanık oluyoruz. Londra'da, Paris'te, Roma'da ve şimdi ne yazık ki Berlin'de de durum böyle..." ifadelerini kullandı.

Avrupa emlak piyasasında aşırı ısınma belirtileri
Bu arada, Çin'deki Evergrande Group haberleri, "piyasayı evcilleştirmeye" çalışmanın ne kadar zor olabileceğini hatırlatıyor. Artan konut maliyetlerinin huzursuzluğu tetikleyebileceği ve finansal sisteme risk ekleyebileceği endişesi taşıyan Çinli liderler, fiyat artışlarını kısmak ve borçlanmayı dizginlemek için harekete geçmişti.
Almanya merkezli Empirica Araştırma Enstitüsü Üst Yetkilisi (CEO) Reiner Braun da "Elbette bir gayrimenkul balonumuz var" uyarısında bulundu.

Avusturya Ulusal Bankası'ndan uyarı
10 yıl önce 127 puan olan Avusturya Ulusal Bankası'nın (OeNB) Konut Fiyat Endeksi, neredeyse 2 kat artarak 245 puana yükseldi.
OeNV, "emlak piyasasında artan aşırı ısınma" konusunda uyarılarda bulunurken, başkent Viyana'da dairelerin ortalama metrekare fiyatı 5 bin 248 avronun üzerinde bulunuyor.
Almanya'da satılık konut fiyatı yaklaşık 500 bin avroyu buluyor
Almanya, 174,6 puan Konut Fiyat Endeksi ile Avro Bölgesi'nde en üst grupta yer alıyor.
Ülkenin finans merkezi Frankfurt'ta konut fiyatları son 10 yılda ikiye katlandı. Başkent Berlin'de konut fiyatları yüzde 148 ve Münih'te yüzde 110 arttı.
Almanya'da yan maliyetler dahil mülk başına ortalama fiyat yaklaşık 500 bin avroyu buluyor.

İsveç'te son 12 ayda konut fiyatları ortalama yüzde 14 arttı
Rekor düşük faiz oranları ve Kovid-19 salgınıyla tetiklenen kendi evine sahip olma arzusu, İsveç'teki müstakil ev ve apartman dairesi fiyatlarında da büyük artışa neden oldu.
Son 12 ayda konut fiyatları ortalama yüzde 14 arttı. Ülkenin Konut Fiyat Endeksi 174,26 puana yükseldi.
Stockholm'de müstakil bir evin ortalama fiyatı 8,5 milyon kron (830 bin avro) olurken, bir daire için ortalama 4,7 milyon kron (470 bin avro) ödenmesi gerekiyor.

İsviçre
İnşaatların azalması ve hızla artan talep, İsviçre'de de konut fiyatlarının hızlı yükselmesine neden oldu.
2021'in ilk çeyreğinde konutların ortalama fiyatı bir önceki yıla göre yüzde 8 arttı. Konut Fiyat Endeksi'nin 144,69 puana yükseldiği ülkede, bazı seçkin bölgelerde metrekare fiyatları 36 bin İsviçre frangının (33 bin 350 avro) üzerinde seyrediyor.

Londra'da fiyatlar, son 10 yılda yüzde 80'e varan artış kaydetti
İngiltere'de ortalama konut fiyatı 2010'dan bu yana yüzde 60 artarak 266 bin sterlinin üzerine çıktı. Ülke ortalamasından yüksek olan başkent Londra'da ise fiyatlar, son 10 yılda yüzde 80'e varan artış kaydetti.
Kovid-19'dan bu yana evden çalışmanın ve evdeki alan ihtiyacının artması nedeniyle birçok İngiliz'in, daha geniş daireler araması dikkati çekiyor.
İngiltere Merkez Bankası'nın artan enflasyon nedeniyle faiz oranlarını daha önce beklenenden hızlı ve daha yüksek bir şekilde artırması halinde bunun emlak piyasası üzerinde bir etkisi olması bekleniyor.

Paris'te fiyatlar yüzde 56'dan fazla arttı
Fransa'da emlak fiyatları son 10 yılda ortalama yüzde 22 artmasına karşın büyük bölgesel farklılıklar dikkati çekiyor.
Başkent Paris'te fiyatlar yüzde 56'dan fazla artarken, artışlar Strazburg'da yüzde 40, Lyon'da yüzde 67 ve Bordeaux'ta yüzde 73 oldu. Paris'te metrekare fiyatları 10 bin avronun üzerinde bulunuyor.

Berlin'de kira krizine kamulaştırma çözümü
Almanya'nın başkenti Berlin'de ortalama kiralar 2010 yılından bu yana yüzde 86 artış gösterdi. Konut fiyatlarının 2020'de yüzde 11 artış kaydettiği Berlin'de, kiralar ise son 5 yılda yüzde 43 yükseldi.
Artan kiralar, nüfusun sadece yüzde 17,4'ünün ev sahibi olduğu kent için büyük bir sorun olmaya devam ediyor.
Artan konut fiyatları ve yükselen kiralar birçok Avrupa ülkesinde büyük emlak şirketlerine tepki gösterilmesine de neden oluyor.
Kira artışlarına karşı vatandaşlardan gelen tepkiler üzerine 2019'da Berlin eyalet hükümetinin 2020'den itibaren 5 yıl boyunca kiraları dondurma yönünde aldığı karar (Mietendeckel Kanunu) daha sonra Anayasa Mahkemesi tarafından anayasaya aykırı bulunarak iptal edilmişti. Karardan bu yana kentte kira artışlarına yönelik protestolar devam ediyor.
Protestolarla birlikte Berlin'de, binlerce konutun büyük emlak şirketlerinden alınıp kamulaştırılması için genel seçimlerle birlikte referandum kararı alındı.
26 Eylül'de yapılan ve konut sorununa kamu odaklı bir çözüm getirmeye yönelik bağlayıcı olmayan referandumda 240 binden fazla apartman dairesinin emlak şirketlerinin elinden alınarak kamulaştırılması için seçmenlerin yaklaşık yüzde 56,4'ü "evet", yüzde 39'u se "hayır" oyu kullandı.
Yapılan referandum eyalet hükümetine tavsiye niteliği taşırken, sonuçların siyasiler ve emlak şirketleri üzerinde baskı oluşturması bekleniyor.
Berlin'de 2004 özelleştirme döneminde yaklaşık 100 bin konut Vonovia ve Deutsche Wohnen gibi emlak şirketlerine metrekare başına bin 100 avrodan satılmıştı. Bugün söz konusu konutların metrekare fiyatı 3 bin avronun üzerinde bulunuyor.
Şirketler, çoğunluğu Almanya'da değeri 80 milyar avroyu aşan 550 bin konutun sahibi konumunda bulunuyor.
Almanya genelinde nüfusun yaklaşık 50'si ev kiralıyor. Ev fiyatlarında ve kiralardaki artışlarla daha fazla harcanabilir gelir kiralara gidiyor.

"Gelirinde değişlik olmayan Alman halkı bu durumdan olumsuz etkileniyor"
Gayrimenkul yatırımı danışmanlığı hizmeti sunan Emlak24.com'un kurucusu Doğan Gündoğdu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, son 10 yılda Almanya'da emlak satış fiyatları ve kiraların yıllık yüzde 10'un üzerinde arttığını söyledi.
Gündoğdu, "Almanya'da konut alanı için arz eksikliği var. Göçmenlerin gelmesi ve ana şehirlere nüfus akımı konutlara olan talebi yükseltti. Yeni yapılaşma; bürokrasi ve arazilerin yapılaşmaya açılmamasından dolayı gerçekleşmiyor. Böylece yükselen talep karşılanmıyor" ifadelerini kullandı.
Kovid-19 nedeniyle pay piyasalarındaki yüksek belirsizlik ile oynaklık nedeniyle yatırımcıların nispeten daha güvenli olan emlak yatırımına yöneldiğini ifade eden Gündoğdu, ayrıca, Körfez ve Doğu Avrupa'dan kurumsal ve bireysel zengin yatırımcıların piyasada boy göstermesinin de fiyatları yukarı çektiğini söyledi.
Gelirinde fazla değişlik olmayan Alman halkının bu durumdan çok olumsuz etkilendiğini aktaran Gündoğdu, "Gelirleri yıllık yüzde 1 veya 2 artarken konut fiyatları yüzde 10'dan fazla artıyor” dedi.

"Fiyatlarda çok büyük değişiklik beklemiyoruz"
Doğan Gündoğdu, söz konusu gelişmeler nedeniyle siyasiler üzerinde baskı oluşmaya başladığını ifade ederek, şunları kaydetti:
"Siyasi partiler de sorunun çözümü için inşaat sektörüne teşvikler, sosyal konut yapılması veya fiyatların aşırı şişmemesi için düzenlemeler yapılması sözü veriyor. Fakat partiler arasında piyasaya müdahale konusunda tartışmalar bitmek bilmiyor. Sosyal demokrat ve Yeşiller sosyal konut projelerinin artırılmasını ve fiyatlara üst sınır konulmasını desteklerken, sağ ve liberal partiler inşaatçılığın teşvik edilerek daha cazip hale getirilmesini savunuyor."
Halk baskısının artmasıyla inşaat sektörüne desteklerin ivme kazanacağını belirten Gündoğdu, bürokrasinin bu konuda daha pragmatik hale getirileceğini, diğer taraftan sosyal konut sayısının artacağını söyledi.
Gündoğdu, "Fiyatlarda çok büyük değişiklik beklemiyoruz. Sadece fiyat artışında bir ivme kaybı yaşanabilir. Daha önce yüzde 10'un üzerinde olan artış yüzde 7-8'lere düşebilir. (Vatandaşlar) Hala faiz oranlarının çok düşük seviyelerde olmasını avantaja çevirebilirler" şeklinde konuştu.

Kiralarda artış konut fiyatlarındaki artışın altında kalıyor
Almanya, Avusturya ve İsviçre'de borsada işlem gören emlak firmalarına yönelik analizler yapan SRC Research'ün yönetici ortağı Stefan Scharff ise Almanya'da konut talebinin arzdan çok fazla olduğunu söyledi.
Yeni konut inşaatlarında faaliyetlerin çok yavaş arttığını belirten Scharff, konut alanı sağlanması ve inşaat için izinlerin uzun zaman aldığını kaydetti. Scharff, kiraların yüksek olmasına karşın bunun konut satış fiyatlarındaki artışın altında kaldığını belirtti.
Scharff, Rusya ve Asya'dan yatırımcıların Almanya'yı ekonomisinin istikrarlı olmasından dolayı "sığınacak liman" olarak gördüğünü ifade ederek, bu yatırımcıların talebinin de ülkede konut fiyatlarını yukarı doğru baskıladığını söyledi.
Avrupa ve ABD'de enflasyon oranlarının yükselmesinden dolayı sermayelerini korumak için insanların "güvenli yatırım" aradığını belirten Scharff, "Enflasyon oranlarının yükselmesinden sonra insanlar sermayelerini kaybetmemek için ham madde piyasasına, enerjiye, gayrimenkule, hatta eski arabalara yatırım yapıyorlar" dedi.
Scharff, Almanya'da konut arzını artırmak için hükümetin konut alanı sağlaması ve inşaat izin sürecinde bürokrasiyi azaltması gerektiğini de sözlerine ekledi.



Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
TT

Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü yaptığı açıklamada, Washington’un İran ile “ciddi bir anlaşma” yapması gerektiğini belirterek, Tahran’la yürütülen görüşmelerin iyi gittiğini söyledi.

Trump, Washington’da düzenlenen Barış Konseyi’nin ilk toplantısında, “Görüşmeler iyi. Yıllar içinde İran’la ciddi bir anlaşma yapmanın kolay olmadığı kanıtlandı. Ciddi bir anlaşma yapmalıyız; aksi takdirde sonuçları ağır olur” dedi.

ABD Başkanı, “İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek” ifadelerini kullandı.

Washington ile Tahran arasındaki kriz hassas bir dönemece girerken, üst düzey ulusal güvenlik yetkililerinin Trump’a, ABD ordusunun olası bir saldırı için “hazır” olduğunu bildirdiği aktarıldı. Cumartesi gününden itibaren uygulanabilecek muhtemel bir operasyon seçeneğinin masada olduğu, ancak nihai kararın Beyaz Saray’da siyasi ve askerî değerlendirmeye tabi tutulduğu belirtildi.

dfvgthy
İranlı askerlerin, Rus askerlerle birlikte Umman Denizi’nde gerçekleştirdiği askerî tatbikattan bir kare (EPA)

Amerikan televizyon ağlarının kaynaklarına göre son günlerde Ortadoğu’ya sevk edilen güçler – ek hava ve deniz unsurları dâhil – konuşlanmalarını tamamladı. Olası bir harekâtın zaman çizelgesinin hafta sonrasına da sarkabileceği ifade edildi.

Kaynaklar, İran’dan gelebilecek misillemelere karşı Savunma Bakanlığı’nın bazı personeli geçici olarak Avrupa’ya ya da ABD içine kaydırdığını belirtti. Bunun rutin bir önleyici tedbir olduğu ve saldırının kaçınılmaz olduğu anlamına gelmediği vurgulandı.

Angajman kuralları değişebilir

Bu gelişme, Trump açısından karmaşık bir denkleme işaret ediyor. Olası bir askerî darbe, bölgede angajman kurallarını değiştirebilir ve Tahran’ın müzakere pozisyonunu zayıflatabilir. Ancak aynı zamanda Körfez’den Doğu Akdeniz’e uzanabilecek geniş çaplı bir bölgesel tırmanma riskini de beraberinde getirebilir.

Öte yandan bekleme stratejisi, ABD iç kamuoyunda ya da Washington’un müttefikleri nezdinde geri adım olarak yorumlanabilir. Bu durum, askerî tehdidin inandırıcılığının test edildiği bir an olarak değerlendiriliyor.

CNN’e konuşan kaynaklar, ABD ordusunun hafta sonu itibarıyla İran’a yönelik bir saldırıya hazır olduğunu, ancak Trump’ın henüz nihai kararını vermediğini bildirdi.

hyjuıko
İran yönetimi karşıtı göstericiler, 17 Şubat 2026’da Cenevre’deki Birleşmiş Milletler Ofisi önünde pankart ve fotoğraflar taşıyor (AFP)

Kaynaklara göre Trump, özel görüşmelerde askerî müdahaleyi destekleyen ve karşı çıkan argümanları dinledi, danışmanları ve müttefiklerinin görüşlerini aldı. Bir kaynak, “Bu konu üzerinde uzun süre düşünüyor” dedi.

Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham ise televizyonda yaptığı açıklamada, İran’la ilgili kararın fiilen alındığını öne sürdü. Bölgeye yapılan büyük askerî yığınağa dikkat çeken Graham, savaş gemilerinin “bu mevsimde hava güzel olduğu için” bölgeye gelmediğini söyledi.

Daralan müzakere penceresi

Sahadaki gerilim tırmanırken diplomasi de temkinli adımlarla ilerliyor. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Cenevre’de yapılan dolaylı görüşmelerin ikinci turunda genel “yol gösterici ilkeler” üzerinde anlayış sağlandığını, ancak ihtilaflı başlıkların sürdüğünü açıkladı.

Bir ABD’li yetkili, Tahran’ın önümüzdeki iki hafta içinde yazılı bir teklif sunabileceğini belirterek “ilerleme sağlandı ancak pek çok ayrıntı hâlâ müzakere ediliyor” dedi.

Tahran, müzakerelerin yalnızca nükleer dosya ve yaptırımların kaldırılmasıyla sınırlı kalmasında ısrar ederken, Washington balistik füze programı ve İran’ın bölgesel müttefiklerine verdiği desteğin de gündeme alınmasını istiyor. Bu iki yaklaşım arasındaki siyasi mesafenin kısa sürede kapanması zor görünüyor.

İran Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Muhammad Eslami, “Nükleer endüstrinin temeli zenginleştirmedir” diyerek, hiçbir ülkenin İran’ı barışçıl teknoloji hakkından mahrum bırakamayacağını söyledi.

Bu açıklama, ABD’nin diplomasi başarısız olursa askerî seçeneğin masada olduğunu hatırlatmasının hemen ardından geldi.

Rus haber ajansı Interfax, Rus devlet nükleer şirketi Rosatom CEO’su Aleksey Likhachev’in, anlaşma sağlanması hâlinde İran’dan zenginleştirilmiş uranyumu kabul etmeye hazır olduklarını söylediğini aktardı.

Rusya Dışişleri Bakanlığı ise uranyumun İran’dan çıkarılması önerisinin hâlâ masada olduğunu, ancak nihai kararın Tahran’a ait olduğunu belirtti.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ülkesinin “ne pahasına olursa olsun Amerika’ya boyun eğmeyeceğini” söyledi. İran’ın savaş istemediğini, ancak “aşağılanmayı kabul etmeyeceğini” vurguladı.

Hürmüz mesajı

Tahran, askeri gücünü Hürmüz Boğazı’nda sergiledi. Bir askeri yetkili, boğazın “en kısa sürede kontrol altına alınabileceği ya da kapatılabileceği” uyarısında bulundu. İran Devrim Muhafızları “Hürmüz Boğazı’nda Akıllı Kontrol” adlı tatbikatını tamamladı.

Boğaz, küresel petrol ve doğalgaz ihracatının önemli bölümünün geçtiği stratejik bir hat olarak, İran’ın geleneksel caydırıcılık kartı olarak görülüyor.

Moskova’dan uyarı

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, İran’a saldırının “ateşle oynamak” olacağını belirterek siyasi yöntemlere öncelik verilmesi çağrısında bulundu. Kremlin, Tahran’la yapılan ortak deniz tatbikatlarının önceden planlandığını açıkladı.

İsrail’de yayımlanan Maariv gazetesi, Washington’un olası bir saldırıdan kısa süre önce Tel Aviv’i bilgilendireceğinin değerlendirildiğini yazdı.

Polonya Başbakanı Donald Tusk, vatandaşlarına İran’ı derhal terk etmeleri çağrısında bulundu ve çatışma ihtimalinin “oldukça gerçekçi” olduğunu söyledi.

Öte yandan Avrupa Birliği Konseyi, 29 Ocak’taki Dışişleri Konseyi toplantısında varılan mutabakatın ardından 19 Şubat’ta İran Devrim Muhafızları’nı resmen terör örgütleri listesine ekledi. Böylece kurum, AB’nin terörle mücadele yaptırımlarına tabi olacak.


Trump: Gazze’ye 10 milyar dolar yardımın önündeki tek engel Hamas

ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü Washington’da düzenlenen “Barış Konseyi” toplantısında imzalanan mutabakat zaptını elinde tutarken (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü Washington’da düzenlenen “Barış Konseyi” toplantısında imzalanan mutabakat zaptını elinde tutarken (AFP)
TT

Trump: Gazze’ye 10 milyar dolar yardımın önündeki tek engel Hamas

ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü Washington’da düzenlenen “Barış Konseyi” toplantısında imzalanan mutabakat zaptını elinde tutarken (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü Washington’da düzenlenen “Barış Konseyi” toplantısında imzalanan mutabakat zaptını elinde tutarken (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, ülkesinin Gazze için “Barış Konseyi”ne 10 milyar dolar sağlayacağını açıkladı ve bunu “savaş maliyetleriyle karşılaştırıldığında küçük bir rakam” olarak nitelendirdi. Trump, diğer üye ülkelerden gelen katkıların 7 milyar doları bulduğunu ve bağışların artmasının beklendiğini kaydetti.

Trump, “Barış Konseyi”nin açılışında yaptığı konuşmada, “Birlikte, yüzyıllar boyunca savaşın yıkımlarına maruz kalmış ve üç bin yıl süren katliamlarla boğulmuş bir bölgede kalıcı barış hayalini gerçekleştirebiliriz. Dünya, diğer çözülmemiş çatışmaların nasıl çözülebileceğini görmeli” dedi ve Birleşmiş Milletler’in çabalarını destekleyeceklerini vurguladı. Trump, Kazakistan, Azerbaycan, Birleşik Arap Emirlikleri, Fas, Bahreyn, Katar, Suudi Arabistan, Özbekistan ve Kuveyt gibi ülkelerin Gazze yardım paketine 7 milyar dolardan fazla katkıda bulunduğunu açıkladı.

Gazze’ye odaklanan Trump, ateşkesin tüm rehinelerin (canlı ve ölü) serbest bırakılmasıyla sonuçlandığını ve Hamas’ın söz verdiği gibi silahlarını teslim edeceğini söyledi, aksi hâlde “sert bir karşılık” verileceğini belirtti. Trump, “Şu anda dünya, önümüzdeki tek engel olan Hamas’ı bekliyor” dedi.

cfvdfv
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Devlet Bakanı Adil Cübeyr, Perşembe günü Washington’da düzenlenen “Barış Konseyi” toplantısında (AFP)

Trump, toplantıya katılan ülkelerin yalnızca maddi katkıda bulunmadığını, bazı ülkelerin ateşkesi korumak ve kalıcı barışı sağlamak için personel göndermeyi taahhüt ettiğini kaydetti. Ortadoğu’nun “üç bin yıl boyunca imkânsız görülen bir barış” gördüğünü ifade eden Trump, bunun İran’ın nükleer kapasitesinin B-2 bombardıman uçaklarıyla yok edilmesinden kaynaklandığını belirtti ve bunun bölgesel barışın anahtarı olduğunu söyledi.

Norveç ve FIFA İşbirliği

Trump, geleceğe dönük planları da açıkladı; Norveç’in konseye ev sahipliği yapacağı, FIFA’nın Gazze’de projeler (futbol sahaları dahil) için 75 milyar dolar toplama kampanyasına katılacağı ve Japonya’nın bağış toplama girişimlerinde yer alacağı belirtildi. İran’a “barış yoluna katılma” çağrısı yapan Trump, aksi hâlde “farklı bir yol”la karşılaşacağını vurguladı ve İran’ın nükleer silaha erişimini önleme konusundaki kararlılığını yineledi.

Trump, adını taşıyan Barış Enstitüsü’ne övgüde bulunarak, BM ile yakın koordinasyonu vurguladı ve konseyin bu çalışmaları güçlendireceğini ve performansı “denetleyeceğini” belirtti. “Barış savaştan çok daha ucuzdur” diyen Trump, konseyin “kararlı liderlikle imkânsızın mümkün hâle getirilebileceğini” gösterdiğini söyledi.

dsvfdv
Washington’da Perşembe günü gerçekleştirilen “Barış Konseyi” toplantısından genel bir görünüm (AFP)

Konuşmasında ekonomik başarıları, Wall Street’teki gelişmeleri ve ilk yılında sekiz savaşı sona erdiren kişisel diplomatik başarısını öne çıkaran Trump, ekibini – Başkan Yardımcısı J.D. Vance, Dışişleri Bakanı Marco Rubio, özel elçi Steve Witkoff, ve Jared Kushner dahil – “tüm zamanların en iyi ekibi” olarak nitelendirdi.

Trump, toplantıya katılan ülkelerin liderlerine teşekkür etti; Arnavutluk Başbakanı Edi Rama, Arjantin Cumhurbaşkanı Javier Milei, Macaristan Başbakanı Viktor Orban, Endonezya Cumhurbaşkanı Prabowo Subianto ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif’i örnek göstererek, Pakistan-Hindistan ve Ermenistan-Azerbaycan gibi çatışmaların çözümünde oynadığı rolü vurguladı. Arap ülkelerine de teşekkür etti.

Filistinli Katılım

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Gazze için “Barış Konseyi” dışında bir “alternatif plan” olmadığını belirtti. Konsey koordinatörü Nikolay Mladenov, Perşembe günü, Hamas’ın etkisinden bağımsız bir Filistin Ulusal Polisi oluşturmak üzere başvuruların açıldığını duyurdu. Mladenov, “Sadece ilk birkaç saatte bin kişi başvuruda bulundu” dedi.

fvgthyju
Endonezya Cumhurbaşkanı, Perşembe günü Washington’da düzenlenen Barış Konseyi toplantısında (AFP)

Filistin yönetiminin Gazze işlerini yönetecek teknik komitesinin başkanı Ali Şaas kısa bir konuşma yaptı; hükümetin Gazze’de istikrar sağlama yetkisine sahip olduğunu, ancak zorlu şartlarda çalıştığını belirtti. Şaas dört önceliği açıkladı: güvenliği sağlamak, iki ay içinde 5 bin askeri eğitip konuşlandırmak, onurlu iş imkânları yaratmak, insani yardımların devamını ve temel hizmetlerin yeniden sağlanmasını temin etmek.

Trump, Perşembe günü 47’den fazla ülke liderinin, başbakan, dışişleri bakanı ve BM, AB, Dünya Bankası temsilcilerinin katıldığı konseyin ilk kurucu toplantısını açtı. Konseyin tartışmaları, yıkıcı savaşın ardından Gazze’nin yeniden inşası ve istikrarın sağlanmasına odaklandı.

fdbghyju
Washington’da Perşembe günü gerçekleştirilen Barış Konseyi toplantısından bir kare (AFP)

Bu zirve, BM Güvenlik Konseyi’nin ABD destekli ateşkes planını kabul etmesinden yaklaşık üç ay sonra gerçekleşti. Plan, iki yıl süreyle konseyin silahsızlanma ve Gazze’nin yeniden inşasını denetlemesini öngörüyordu. Başlıca sorunlar, Hamas’ın silahsızlanması, İsrail’in Gazze’den çekilmesi, yeniden inşanın boyutu ve insani yardımların akışı. Ateşkes hâlen kırılgan; taraflar ihlal iddialarını sürdürüyor.

Hamas’ın silahı sorunu

Trump yönetimi, Hamas’ı silahsızlandırma konusunda resmi bir plan açıklamadı. Mısır, Katar ve Türkiye ile görüşmelerin sürdüğü belirtiliyor. İsrail, Hamas ve diğer Filistin grupları silahsızlanmayı kabul etmeden geniş çaplı yeniden inşaya izin vermeyeceğini açıkladı. BM’de ABD Daimi Temsilcisi Mike Waltz, Hamas’a iki seçenek sunduklarını söyledi: “Kolay ya da zor yoldan silahsızlanma”.

Hamas, İsrail’in olası misillemelerinden endişe ederek silah teslim etmeye hazır görünmüyor. Hareket, Gazze yönetimini yeniden üstlenmiş ve ABD destekli teknik komiteye yetki devretmeye hazır. Ancak İsrail, komitenin Gazze’ye girişine izin vermedi. İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu, “Hamas silahsızlanmadan yeniden inşa olmayacak” dedi.

Barış Gücü

Endonezya, yaklaşık 8 bin asker göndereceğini açıkladı. Arnavutluk, Fas ve Yunanistan’ın da Gazze’ye barış gücü olarak katılacağı belirtiliyor. Bu güç sınır konularını ele alacak, ancak Hamas’ın silahsızlanmasını denetleme yetkisine sahip olup olmayacakları belirsiz.

Gazze’deki Uluslararası İstikrar Gücü Komutanı General Jasper Gievers, beş ülkenin – Endonezya, Fas, Kazakistan, Kosova ve Arnavutluk – katılımını duyurdu. Ayrıca Mısır ve Ürdün polis eğitimine destek verecek. Endonezya, gücün yardımcı komutanlığı görevini üstlenecek.

Eleştiriler

Fransa Dışişleri Sözcüsü Pascal Confavreux, Avrupa Komisyonu’nun toplantıya katılımını sürpriz olarak nitelendirdi; Komisyon’un üye ülkeleri temsil yetkisi olmadığını vurguladı. Fransa, konseyin faaliyetlerini BM kararlarıyla uyumlu hâle getirmeden katılmayacağını belirtti.

Eleştiriler, konseyin BM’nin rolünü azaltabileceği ve ABD’nin alternatif bir yapı kurmak istediği endişelerinden kaynaklandı. Başkan Trump’ın geniş yetkileri – ömür boyu başkanlık, üye kabul ve fon kullanımı üzerinde tek yetki – eleştirildi.

Analistler, başarının mali taahhütlerle değil, üç temel zorluğun çözümüyle ölçüleceğini belirtiyor: Hamas’ın silahsızlanması, İsrail’in Trump planına göre çekilmesi ve uluslararası ve yerel meşruiyete sahip istikrar gücü oluşturma kapasitesi.


Eski Güney Kore Devlet Başkanı, sıkıyönetim ilan ettiği gerekçesiyle ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı

Eski Güney Kore Devlet Başkanı Yoon Suk Yeol (Reuters)
Eski Güney Kore Devlet Başkanı Yoon Suk Yeol (Reuters)
TT

Eski Güney Kore Devlet Başkanı, sıkıyönetim ilan ettiği gerekçesiyle ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı

Eski Güney Kore Devlet Başkanı Yoon Suk Yeol (Reuters)
Eski Güney Kore Devlet Başkanı Yoon Suk Yeol (Reuters)

Güney Kore’nin eski Devlet Başkanı Yoon Suk Yeol, 2024’ün sonlarında kısa süreli sıkıyönetim ilan etmesi nedeniyle bugün ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı.

Seul Merkez Bölge Mahkemesi yargıcı Ji Gwi-yeon, karar duruşmasında “İsyan suçundan Yoon’u ömür boyu hapis cezasına mahkûm ediyoruz” ifadesini kullandı.

Böylece eski muhafazakâr lider, savcılığın talep ettiği idam cezasından kurtulmuş oldu.

Yoon Suk Yeol, 3 Aralık 2024 akşamı yaptığı sürpriz konuşmada sıkıyönetim ilan etmiş ve orduya Ulusal Meclis’e girme talimatı vermişti. Ancak askerler tarafından kuşatılan binaya yeterli sayıda milletvekili girmeyi başarmış, yapılan oylamada bu güç kullanımına karşı karar alınmış ve dönemin devlet başkanı geri adım atmak zorunda kalmıştı.

Sivil yönetim fiilen yalnızca altı saatliğine askıya alınsa da, söz konusu girişim ülkede derin ve uzun süreli bir siyasi krize yol açmıştı.

Gözaltında yargılanan Yoon, bu eylemleri nedeniyle nisan ayında görevden alınmıştı.

Mahkemenin, eski Savunma Bakanı Kim Yong-hyun’u da mahkûm etmesinin ardından, Yoon ile birlikte yargılanan diğer sanıklar hakkında da kısa süre içinde karar vermesi bekleniyor.