Çipten gıdaya küresel arz dar boğazları enflasyonu körüklüyor

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA
TT

Çipten gıdaya küresel arz dar boğazları enflasyonu körüklüyor

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA

Çipten gıdaya birçok üründe yaşanan arz dar boğazları çoğu ülkede enflasyonu körüklerken, devam eden lojistik sıkıntılar, iş gücü eksikliği ve yüksek enerji fiyatları gibi küresel fiyat baskıları enflasyonun geçici olacağı görüşüne meydan okuyor.
Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınında Delta varyantı ve tedarik zinciri dar boğazları küresel ekonomiyi olumsuz etkilemeye devam ediyor.
Lojistik sıkıntılar, iş gücü eksikliği ve yüksek enerji fiyatları gibi küresel fiyat baskıları beklenenden daha hızlı artıyor.
Birçok yerde gemiler yüklerini boşaltamadan kıyılarda beklerken, kara yolu ve demir yolu taşımacılığında tıkanmalar yaşanıyor.

Arz dar boğazlarının 2022'ye kadar sürmesi bekleniyor
Lojistik sıkıntılar nakliye maliyetlerini artırırken, aynı zamanda sektörde Kovid-19 salgınının da etkisiyle çalışacak eleman bulmak zorlaşıyor.
Küresel tedarik zincirlerinin parçası olan çalışanlar, gerekli önlemlerin alınmaması halinde küresel ulaşım sisteminin çökebileceği uyarısında bulunuyor. Son olarak, küresel kara, hava ve deniz yolu taşımacılığı örgütlerinin Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu'na gönderdikleri mektupta, tüm taşımacılık sektörlerinde işçi sıkıntısı yaşandığına dikkati çekildi.
Tedarik zincirindeki kırılma, enerji arzından navlun fiyatlarına neredeyse bütün ekonomik işleyişi olumsuz etkiliyor.
Kovid-19 salgının başlangıcında geçici olarak görülen arz dar boğazlarının 2022'ye kadar sürmesi bekleniyor.

Gelişmiş ülkelerde enflasyonunu 2022'de yüzde 2'nin üzerinde kalması bekleniyor
Küresel ticarette yaşanan arz dar boğazları ve yüksek emtia fiyatları, üretici ile tüketici fiyatlarını yukarı yönlü baskılıyor.
Çipten gıdaya birçok ürünün tedarikinde yaşanan sıkıntı, ABD ve Almanya gibi gelişmiş ülkelerde dahi enflasyonu körüklüyor.
Gelecek yılın başında salgın döneminde devreye alınan KDV indirimleri gibi bazı "bir kereye mahsus önlemlerin" ortadan kalkması beklenirken, başta doğal gaz olmak üzere enerji fiyatlarındaki son dalgalanma, devam eden tedarik zinciri sorunları ve ekonominin kademeli olarak normalleşmesiyle artan talebe bağlı olarak yaşanan fiyat artışlarının sürmesi bekleniyor.
Bu kapsamda, gelişmiş ülkelerde enflasyonunu 2022'nin büyük bölümünde yüzde 2'nin üzerinde kalacağı öngörülüyor.
AA muhabirinin son açıklanan verilerden derlediği bilgilere göre, ABD'de yıllık enflasyon ağustosta yüzde 5,3 seviyesinde gerçekleşirken, Avro Bölgesi'nde de eylülde yüzde 3,4 ile son 13 yılın en yüksek seviyesinde bulunuyor.

Yüksek enflasyonda enerji ve gıda fiyatlarındaki artışlar öne çıkıyor
Dünya genelinde yaşanan yüksek enflasyonda, enerji ve gıda fiyatlarındaki yükselişler öne çıkıyor.
Son açıklanan TÜFE verileri, ABD'de enerji fiyatlarının ağustosta geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 25 arttığını ortaya koyuyor.
Son 13 yılın en yüksek enflasyonunun kaydedildiği Avro Bölgesi'nde de enerji fiyatlarındaki yıllık artışın eylülde yüzde 17,4'ü bulması dikkati çekiyor.
Avrupa ve ABD'de enerji kalemi altında doğal gaz fiyatlarındaki artışlar yakından takip edilirken, gaz fiyatlarının bu yıl Avrupa'da yüzde 350'den, ABD'de ise yüzde 120'den fazla arttığı hesaplanıyor.
Kovid-19 salgınına yönelik kısıtlamaların gevşetilmeye başlanması, aşırı sıcak ve soğuk hava nedeniyle elektrik ile doğal gaz tüketiminin artması karşısında arzın yetersiz kalmasının doğal gaz fiyatlarının artmasına neden olduğu belirtiliyor.
Avrupa'da doğal gaz vadelileri eylülde yüzde 90,2 artışla 97,8 avroya çıkarken, söz konusu gelişmelerin halihazırda yüksek seyreden küresel enflasyon baskılarını desteklemesi ve dünya ekonomilerini daha zorlu bir pozisyona sürüklemesinden endişe ediliyor.

Küresel gıda fiyatlarında yüzde 30'un üzerinde artış
Lojistik aksaklıklar ve nakliye maliyetlerinin artması tarımsal emtia fiyatlarında da artışa yol açıyor. Bu doğrultuda artan fiyat baskıları gıda fiyatlarındaki artışı da beraberinde getiriyor.
BM Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) verileri, küresel gıda fiyat endeksinin ağustosta geçen yılın aynı ayına kıyasla yüzde 32,9 arttığına işaret ediyor.
TÜFE verileri ise gıda enflasyonunun ağustosta ABD'de yıllık yüzde 3,7 ve Avro Bölgesi'nde eylülde yüzde 2,1 arttığını gösteriyor.

Çip krizi otomobil ve elektronik fiyatlarını etkiliyor
Dünya genelinde çip arzında yaşanan sıkıntılar da elektronikten otomobil ve beyaz eşyaya kadar fiyatlarda dalgalanmaya neden oluyor.
Birçok otomobil firması çip sıkıntısı nedeniyle üretimlerinin düştüğünü belirtirken, düşen otomobil üretimi ikinci el araçlarda dahi fiyatların artmasına neden oluyor.
Çip sıkıntısının 2023'e kadar otomobil fiyatlarını yüksek seviyelerde tutması bekleniyor.

Merkez bankalarının yetkilileri enflasyonun geçici olduğu görüşünde
Gelişmiş ülkelerdeki yüksek enflasyon endişe kaynağı oluştururken, ekonomistler iki farklı görüş ortaya koyuyor.
Bazı ekonomistler, enflasyonun arkasındaki itici faktörlerin geçici olduğunu, baz etkilerinin 2022'nin ilk yarısında ortadan kalkacağını savunuyor. Bazıları ise Kovid-19 sonrası uygun zemin olduğu için enflasyonun hızlanma riskinin geniş olduğunu belirtiyor. İş gücü piyasasındaki gevşekliğin enflasyonu frenleyeceği görüşü de son zamanlarda ivme kazanıyor.
Merkez bankalarının yetkilileri, enflasyonun geçici olduğu görüşünü savunurken, artan fiyat baskıları bu görüşe meydan okuyor.
ABD Merkez Bankası Başkanı (Fed) Jerome Powell ve Avrupa Merkez Bankası (ECB) Başkanı Christine Lagarde, enflasyonun kalıcı olmayacağını belirtiyor. Ancak Powell, son açıklamalarında, enflasyonun temelinde yatan arz yönlü kısıtlamaların daha da kötüleştiğine işaret ederek, enflasyonun düşürülebilmesi için önce arz dar boğazlarının çözülmesi gerektiğinin altını çiziyor.

"Enflasyon süreci yeniden açılmayla bağlantılı"
19 ülkeli Avro Bölgesi'nin para politikasını belirleyen ve uzun bir süredir yüzde 2'ye yakın enflasyon hedefine ulaşmada sıkıntılar yaşayan ECB'nin başkanı Lagarde da son açıklamalarında, Kovid-19 sonrası ekonomilerde güçlü toparlanmanın enflasyon eğilimlerini desteklediğini belirtiyor. Lagarde, "Şu anda yeniden açılmayla bağlantılı geçici bir enflasyon süreci görüyoruz." değerlendirmesinde bulunuyor.
Salgından güvenli biçimde çıkmak ve enflasyonu sürdürülebilir yüzde 2 seviyesine çekmek için uyumlu para politikası izlenmesi gerektiğini ifade eden Lagarde, salgın öncesindeki 10 yılda gelişmiş ülke ekonomilerinde enflasyonun düşük seyrettiğini anımsatıyor.
Avro Bölgesi'nde enflasyonun ağustos ayında yüzde 3'e ulaştığını hatırlatan Lagarde, bu oranın gelecek aylarda daha da yükselmesini bekliyor.
Avro Bölgesi'ndeki toplam enflasyonun yarısının enerji fiyatlarından kaynaklandığını belirten Lagarde, bazı sektörlerde arz ve talep arasındaki dengesizliklerin fiyatları yukarı ittiğine işaret ediyor.
Lagarde, hizmetler sektöründe de enflasyonun yükseldiğini anımsatarak, salgın kaynaklı etkiler geçtikten sonra enflasyonun düşeceğini öngörüyor.

ABD'de 1960'lı yılların sonları ile kıyaslanıyor
ABD'de yıllık enflasyonun ağustosta yüzde 5,3 seviyesinde gerçekleşmesi gelecek aylarda fiyatların yükseleceği korkusunun artmasına sebep oluyor. ABD basınında, mevcut ekonomik durum ile 1960'lı yılların sonları arasında kıyaslamalar yapılarak "enflasyon bir kez yükselmeye başladığında suni resesyon oluşturmadan enflasyonu dizginlemenin çok zor olacağına" yönelik yorumlara yer veriliyor.
Ülkede 1960'ların sonlarında ekonominin aşırı ısınmasına göz yumulmuş ve enflasyonun kontrolü kaybedilmişti. Bu da 1970'li yılların başından itibaren 10 yıllık bir süreçte fiyatların yükselmesine sebep olmuştu.
Eski ABD Hazine Bakanı ve Dünya Bankası Başekonomisti Larry Summer, Alman Handelsblatt gazetesine yaptığı açıklamada, enflasyon konusunda gelişmelerin 1960'lı yılların sonralarıyla benzerlik gösterdiğini ifade ederek, ABD'deki tehlikenin Avrupa'dakinden daha büyük olduğuna dikkati çekti.
Summer, "Fiyat gelişmeleri konusunda ciddi endişelerim var. ABD'deki ve dünyadaki enflasyon risklerinin hafife alındığına inanıyorum" ifadelerini kullandı.

"Enflasyonun etkisi azalmaya başlayacak"
Moody's Analytics Kıdemli Ekonomisti Ryan Sweet, AA muhabirine yaptığı açıklamada, birçok ülkede görülen enflasyon artışının geçici olduğunu söyledi.
Ekonominin yeniden normalleşmesi, küresel tedarik zinciri sorunları ve çok sayıda emtia eksikliğinin tüketici fiyatlarındaki hızlanmanın arkasındaki nedenler olarak sıralayan Sweet, "Ekonominin yeniden açılması tek seferlik bir olay ve emtia kıtlığı önümüzdeki yıl içinde çözülecektir. Tedarik zinciri sorunları gelecek yıla kadar sorunlu olmaya devam edecek ancak enflasyonun etkisi azalmaya başlayacak" dedi.
Sweet, artan ücretlerin harcanabilir gelirleri artırdığı, mal talebini yükselttiği ve fiyatların artmasına neden olan bir ücret-fiyat sarmalının gelişmesi halinde ABD'deki enflasyonun mevcut krizi daha kötü bir şeye dönüştürebileceğini, bunun genellikle geçici olmadığını söyledi. Sweet, uzun vadeli enflasyon beklentilerinin Fed'in yüzde 2 hedefinin üzerine çıkmasına neden olabileceği için Fed'i endişelendirecek bir tür talep yönlü enflasyon olduğunu kaydetti.

"Enflasyon sorunu daha kalıcı hale gelme sinyali verirse merkez bankaları sıkılaşacak"
Gelecek birkaç yıl içinde enflasyonun önemli bir sorun olmaktan çıkacağına işaret eden Sweet, artan kamu borcu, demografi, siber güvenlik ve jeopolitik gerilimlerin daha büyük zorluklar yaratacağını kaydetti.
Sweet, enflasyonun hanehalkının satın alma gücünü azalttığını ancak Kovid-19 pandemisinde küresel çapta artan tasarruf miktarı nedeniyle etkisiz kaldığını ifade etti.
Merkez bankalarının enflasyonu ehlileştirmek için stratejileri olduğunu vurgulayan Sweet, "Birincil araç, politika faizlerini yükselterek para politikasını sıkılaştırmaktır. Enflasyon sorunu daha kalıcı hale gelme sinyali verirse merkez bankaları sıkılaşacak" dedi.



Trump küresel gümrük vergilerini %10'dan %15'e çıkardı

ABD Başkanı Donald Trump dün, Yüksek Mahkeme'nin gümrük vergilerini askıya alma kararıyla ilgili olarak medyaya açıklamalarda bulundu, (DPA)
ABD Başkanı Donald Trump dün, Yüksek Mahkeme'nin gümrük vergilerini askıya alma kararıyla ilgili olarak medyaya açıklamalarda bulundu, (DPA)
TT

Trump küresel gümrük vergilerini %10'dan %15'e çıkardı

ABD Başkanı Donald Trump dün, Yüksek Mahkeme'nin gümrük vergilerini askıya alma kararıyla ilgili olarak medyaya açıklamalarda bulundu, (DPA)
ABD Başkanı Donald Trump dün, Yüksek Mahkeme'nin gümrük vergilerini askıya alma kararıyla ilgili olarak medyaya açıklamalarda bulundu, (DPA)

ABD Başkanı Donald Trump bugün, ithalata uygulanan geçici küresel gümrük vergilerini yüzde 15'e çıkardığını duyurdu.

Bu karar, ABD Yüksek Mahkemesi'nin Trump'ın Uluslararası Acil Ekonomik Güçler Yasası kapsamında uyguladığı gümrük vergilerini reddetmesinin ardından geldi.


İkinci el araba analizi: Elektrikli araçlar önde

BMW iX, anket kapsamında incelenen tüm kullanılmış araçlar arasında sıfır arıza bildiren üç BMW ve 4 diğer otomobilden biriydi (BMW)
BMW iX, anket kapsamında incelenen tüm kullanılmış araçlar arasında sıfır arıza bildiren üç BMW ve 4 diğer otomobilden biriydi (BMW)
TT

İkinci el araba analizi: Elektrikli araçlar önde

BMW iX, anket kapsamında incelenen tüm kullanılmış araçlar arasında sıfır arıza bildiren üç BMW ve 4 diğer otomobilden biriydi (BMW)
BMW iX, anket kapsamında incelenen tüm kullanılmış araçlar arasında sıfır arıza bildiren üç BMW ve 4 diğer otomobilden biriydi (BMW)

Önde gelen bir araç muayene firmasının çok daha az arıza tespit etmesiyle elektrikli arabalar, ikinci el araç satın alımında en güvenli seçenek çıktı.

ClickMechanic'in 240 bin satın alma öncesi araç muayenesi üzerine yaptığı analiz, ankete dahil edilen 7 bin 365 elektrikli aracın sadece yüzde 1,51'ine "kötü" notu verildiğini, buna karşılık incelenen tüm benzinli ve dizel modellerin yüzde 7,48'inin kötü olarak değerlendirildiğini gösteriyor. Lüks SUV'lerin özellikle sorunlu çıktığı anlaşılıyor.

7 elektrikli araç yüzde 0 kötü not aldı; bu da BMW i4, BMW iX, BMW iX3, Kia EV9, MG5, Polestar 2 ve Volkswagen ID.3 modellerinde hiçbir arıza bulunmadığı anlamına geliyor. Anketteki en kötü elektrikli araç, yüzde 6,77'lik kötü notuyla Tesla Model 3 oldu. Yine de bu oran, benzinli ve dizel araçların ortalama kötü notunun epey altında.

sdgbhy
Ankete katılan elektrikli araçlar arasında Tesla Model 3, ortalama "kötü" puanlamada en zayıf performansı gösterse de benzinli ve dizel modellerin ortalamasından daha iyiydi (Steve Fowler)

Ölçeğin diğer ucundaysa yüzde 26,4'lük kötü puanlama oranıyla BMW X5 yer aldı. Onu sırasıyla Citroen Relay van (yüzde 23,7), Mercedes-Benz C-Serisi (yüzde 21,1), BMW 3 Serisi (yüzde 21) ve Ford Focus (yüzde 20,6) izledi.

ClickMechanic CEO'su Andrew Jervis şunları söyledi:

Denetim verilerimiz, ikinci el araç pazarında farklı modeller arasında ne kadar çok farklılık olabileceğini vurguluyor. Bazı yeni elektrikli modeller kontrollerimizde güçlü performans gösterirken, bazı eski, daha karmaşık araçlarda ciddi arıza oranları önemli ölçüde daha yüksek.

ClickMechanic araştırması ayrıca, Britanyalıların yüzde 15'inin arızalı bir araba sattığını ve yüzde 4'ünün de alıcılara olası bir sorun hakkında bilgi vermediğini ortaya koydu.

Jervis, "Araştırmalarımız, her yıl milyonlarca arızalı aracın el değiştirdiğini ve tüm sorunların paylaşılmadığını gösteriyor" dedi.

İşte bu yüzden satın alma öncesi muayeneler daha yaygın hale geliyor. Özellikle genç alıcıların kendilerini korumak için ekstra adımlar attığını görüyoruz. Birçok durumda, bir muayene sadece ciddi arızaları tespit etmekle kalmıyor, aynı zamanda alıcılara satış fiyatından yüzlerce pound indirim isteme gücü de veriyor.

ClickMechanic'e göre, ikinci el araç alıcılarının yüzde 27'si profesyonel bir satın alma öncesi muayene için ödeme yapıyor; bu oran genç alıcılarda yüzde 44'e, Londra'da ise yüzde 50'ye yükseliyor. Bu da herhangi bir bölge için en yüksek oran.

Otomotiv endüstrisi ticaret kuruluşu SMMT'nin son rakamlarına göre, ikinci el elektrikli araç satışları 2025'te yüzde 45 artarak, toplam ikinci el araç satışlarını art arda üçüncü yıl yükseltti ve geçen yıl toplam 7 milyon 807 bin 872 ikinci el araç işlemi gerçekleşti.

Independent Türkçe


Harvard’ın önde gelen uluslararası ticaret teorisyeni: Suudi Arabistan, parçalanmış bir dünyada başarıya ulaşmanın ‘şifresine’ sahip

Prof. Dr. Pol Antras, El-Ula Konferansı’ndaki panel tartışmalarından birinde dinleyicilere hitap ediyor. (Şarku’l Avsat)
Prof. Dr. Pol Antras, El-Ula Konferansı’ndaki panel tartışmalarından birinde dinleyicilere hitap ediyor. (Şarku’l Avsat)
TT

Harvard’ın önde gelen uluslararası ticaret teorisyeni: Suudi Arabistan, parçalanmış bir dünyada başarıya ulaşmanın ‘şifresine’ sahip

Prof. Dr. Pol Antras, El-Ula Konferansı’ndaki panel tartışmalarından birinde dinleyicilere hitap ediyor. (Şarku’l Avsat)
Prof. Dr. Pol Antras, El-Ula Konferansı’ndaki panel tartışmalarından birinde dinleyicilere hitap ediyor. (Şarku’l Avsat)

Harvard Üniversitesi’nde ekonomi profesörü olan Pol Antras, Suudi Arabistan’ın küresel ticaretteki dönüşüm sahnesinde istisnai bir model sunduğunu ve geleneksel gelişmekte olan piyasa kalıplarından köklü şekilde farklılaştığını belirtti. Antras, küreselleşmenin sona ermediğini, aksine ‘parçalı entegrasyon’ adıyla yeniden şekillendiğini vurguladı. Şarku’l Avsat’a konuşan Antras, Suudi Arabistan’ın vizyonu ve yapısal reformlarının, ülkeyi dünyadaki bu parçalı entegrasyon sürecinden faydalanabilecek avantajlı bir konuma getirdiğini söyledi. Antras, ülkenin lojistik ve yapay zekâ alanındaki yatırımlarının, küresel krizlerin yarattığı gürültüyü aşan sürdürülebilir büyümenin gerçek motoru olduğunu kaydetti.

Pol Antras, modern dönemin önde gelen ekonomi teorisyenlerinden biri olarak kabul ediliyor ve Harvard Üniversitesi’nde profesör olarak görev yapıyor. Uluslararası ticaret konusundaki araştırmaları, şirketlerin üretim süreçlerini sınırlar ötesinde nasıl organize ettiklerini ve küresel değer zincirlerini anlamada çığır açıcı nitelikte.

Geleneksel ekonomi sınıflandırmalarını eleştirerek konuşmasına başlayan Antras, “Gelişmekte olan piyasaların uluslararası ticaret dönüşümünden nasıl faydalandığı konusunda genel ifadeler kullanmak çok zor. Bunun nedeni, genellikle ülkeleri kıtalarda veya benzer gruplarda toplama eğilimimizdir” dedi. Antras, ‘gelişmekte olan piyasalar’ kavramının altında çok farklı sanayi yapılarının saklı olduğunu vurgulayarak Suudi Arabistan’ın durumunu örnek gösterdi: “Bazı ekonomiler büyük ölçüde imalat ihracatına dayanıyor ve ticari entegrasyon ile pazar erişimi onların hayat damarları. Buna karşılık Suudi Arabistan gibi bir ekonomi, çok fazla ihraç yapmasına rağmen Çin ile temel ürünlerinde çok az rekabetle karşılaşıyor.” Bu durumun Suudi Arabistan için eşsiz bir fırsat yarattığını belirten Antras, “Suudi Arabistan için bu dönem, Çin’den daha düşük maliyetle mal temin etmek veya daha önce yalnızca ABD pazarına giden ürün çeşitlerine erişim sağlamak için büyük bir fırsat” dedi.

Gelişmekte olan piyasaların ‘damping’ ve rekabet baskısıyla nasıl başa çıkması gerektiği sorulduğunda Antras, açık bir tavsiye verdi: “Bence gelişmekte olan piyasalar olabildiğince az korumacı eğilim göstermeli. Bu kolay olmayacak; çünkü Çin’in ihracat artışı bazı yerel üreticileri etkileyecek ve onları koruma yönünde siyasi baskı yaratacak. Ancak geleceğe doğru yol, kendinizi çok taraflı sisteme bağlı bir ekonomi olarak konumlandırmak, yabancı üreticilerin pazara girmesine izin vermek ve aynı zamanda yerli üreticilerin dış pazarlara açılmasını teşvik etmektir. Büyük ülkelerin uygulamalarını taklit etmekten tamamen kaçınmalıyız.”

Yerel sanayilerin korunmasıyla ilgili olarak ise Antras şu ifadeleri kullandı: “Evet, Çin’in damping uygulamaları bazı ülkelerde ciddi kaygı yaratıyor, çünkü bu ülkelerin yerli üretim tabanları Çin ürünleriyle doğrudan rekabet ediyor. Ancak Suudi Arabistan için endişe daha az; çünkü Çin ürünleriyle doğrudan çatışan bir üretim tabanı yok. Aslında ucuz ithalat, Suudi tüketiciye fayda sağlayabilir. Eğer bir sektör zarar görürse, insanları korumanın daha iyi yolları var: kredi planları sağlamak, sübvansiyonlar vermek veya şirketlerin iş modellerini yeniden düşünmelerine ve geliştirmelerine yardımcı olmak gibi.”

Küreselleşme ölmedi... sadece ‘parçalandı’

‘Küreselleşmenin sona erip ermediği’ sorusuna yanıt veren Antras, yeni bir kavram ortaya koyarak şöyle dedi: “Bence küreselleşme bitmedi, ben bunu ‘parçalı entegrasyon’ (Fragmented Integration) olarak adlandırıyorum. Entegrasyon süreci devam edecek, ancak ticaret anlaşmaları farklı yollarla yapılacak. Artık sadece çok taraflı müzakerelere güvenemeyiz; çünkü bu anlaşmalara bağlılık hissi dünya genelinde azaldı. Anlaşmalar imzalanmaya devam edecek, ancak süreç daha karmaşık olacak ve belirsizlik en belirgin özellik olarak kalacak.”

Faiz ve yapay zekâ: madalyonun diğer yüzü

Yüksek faiz oranlarının gelişmekte olan ülkelerin karmaşık sanayilere geçiş planları üzerindeki etkisine de değinen Antras, “Yüksek faiz oranları, gelişmekte olan piyasaların karşılaştığı risk primiyle birlikte, yatırımları şüphesiz sınırlıyor. İhracat, kredi, yatırım ve kalite iyileştirmesi gerektiriyor. Ancak faizlerin yükselmesinin temel bir nedeni var; bu, yapay zekâ ve teknolojik değişim kaynaklı yüksek büyüme beklentilerini yansıtıyor” ifadelerini kullandı.

Antras, bu büyümenin aynı zamanda çözüm sunduğunu belirterek şöyle devam etti: “Eğer bu büyüme potansiyeli gerçekleşirse, verimlilik önemli ölçüde artacak ve KOBİ’ler talebi daha iyi öngörebilecek, daha önce keşfedilmemiş pazarlara erişim sağlayacak. Dolayısıyla evet, faizler kısa vadede olumsuz bir güç, ancak gerçek bir büyüme potansiyelinden kaynaklanıyorsa durum o kadar da kötü olmayabilir.”

İş kaygısı ve devlet müdahalesi

Antras, işgücü piyasasına ilişkin derin endişelerini de dile getirdi. Önümüzdeki zorlukların çift yönlü ve ciddi olduğunu belirten Antras, Çin’in rekabeti ile yapay zekâ aracılığıyla otomasyonun işgücü üzerindeki etkisinin birleştiğini vurguladı. Antras, “İşgücünün geleceği konusunda ciddi endişelerim var; Çin’den gelen yoğun ihracat rekabeti, yapay zekâ ile işlerin otomatikleşmesiyle birleşirse, özellikle genç işçiler arasında ciddi işgücü piyasası sıkıntılarına yol açabilir” dedi.

Bu durumun piyasaya bırakılmaması gerektiğini söyleyen Antras, “Burada hükümet müdahalesine acil ihtiyaç var; bu müdahale, büyük mali kaynaklar ve yüksek düzeyde hazırlık gerektiriyor” dedi. Tek çözümün ‘verimlilik şartı’ olduğunu belirten Antras sözlerini şöyle noktaladı: “Yeni teknolojiler beklenen ölçüde verimliliği artırırsa, bu büyüme hükümetlere zarar görenleri telafi etmek ve insan kaynaklarını yeniden eğitmek için gerekli mali alanı sağlayacaktır. Başarı, kısa vadeli olumsuz etkileri yönetmek ile uzun vadeli stratejik kazançlara yatırım yapmak arasında hassas bir denge kurmakta yatıyor.”