Erdoğan, Irak’taki seçimlere günler kala koalisyon hattına dahil oldu

İki Sünni rakip Halbusi ve Hancer Ankara’da bir araya geldi.

Bağdat’ta dün seçim afişlerinin önünden geçen bir Iraklı kadın (Reuters)
Bağdat’ta dün seçim afişlerinin önünden geçen bir Iraklı kadın (Reuters)
TT

Erdoğan, Irak’taki seçimlere günler kala koalisyon hattına dahil oldu

Bağdat’ta dün seçim afişlerinin önünden geçen bir Iraklı kadın (Reuters)
Bağdat’ta dün seçim afişlerinin önünden geçen bir Iraklı kadın (Reuters)

İran ve ABD’nin aksine Türkiye, Irak’taki herhangi bir seçim öncesinde siyasi koalisyonlar hattına ilk kez doğrudan müdahil oldu ve seçimde sürprizlerin yaşanmaması için zemin hazırladı. Irak’ta 2005’ten 2018’e kadar 4 seçim dönemi boyunca İranlı temsilci (genellikle Kasım Süleymani olurdu) ve ABD’li temsilciye (bu ülkenin temsilcileri değişirdi ama Brett McGurk aralarında en öne çıkan isimdi) ek olarak İran ve ABD’nin Bağdat Büyükelçileri başbakan adaylarının belirlenmesinde son düzenlemeleri yapan taraflar oldu. Irak’ta Sünni bileşenin kotasında yer alan Meclis Başkanlığı ile ilgili Irak’ın komşu ülkelerine ve başta Türkiye’ye bir dizi suçlamalar yöneltilmesine rağmen geçmiş tüm seçimlerde Sünni harita büyük ölçüde kararlılık gösterdi ve 2018 seçimlerine kadar birbiriyle çatışmalı olmayan Sünni liderlerle gelindi.
Aynı durum büyük oranda Cumhurbaşkanlığı koltuğu için de geçerli. Irak’ta oluşan siyasi gelenek gereğince bu koltuk Kürtlere ait. Kürtleri temsil eden iki büyük siyasi parti (Kürdistan Demokrat Partisi ve Kürdistan Yurtseverler Birliği) Bağdat’ta ve Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nde (IKBY) 2014 seçimlerine kadar makamları bir düzen içinde bölüştü.
Başbakanlık kotasının sahibi olmalarına rağmen Şiilerde de makam paylaşımı noktasında bir düzen söz konusuydu. Fakat Meclis Başkanlığı ve Cumhurbaşkanlığı kotalarının sahipleri Sünni ve Kürtlerde olduğu gibi Şiilerde de durum 2018 seçimlerinde değişti. 2018 seçimleri sonucu ilk kez etnisite ve mezhepler üstü bir koalisyon (Islah Koalisyonu Şii, Sünni ve Kürt partileri içerdi. Bina Koalisyonu da aynı bileşenlere ait partiler içerdi) kuruldu. Ancak bu koalisyon, hükümetin kurulmasıyla ilgili verdiği ilk sınavda düştü. En nihayetinde Mukteda es-Sadr’ın desteklediği Sairun Koalisyonu ile Hadi el-Amiri liderliğindeki Fetih Koalisyonu arasında hükümetin kurulması için uzlaşıya varıldı. Bu uzlaşı için dolaşıma koyulan gerekçe ise Şiiler arası savaştan kaçınmaktı. Kürtler de 2018 seçimlerinin ardından iki partinin uzlaşamaması sebebiyle Cumhurbaşkanlığı koltuğu için zorlu bir sınav verdi. Aynı şekilde Sünni partiler arasında anlaşma sağlanamaması nedeniyle Sünniler arasında Meclis Başkanlığı koltuğu için anlaşmazlık yaşandı.
Türkiye Cumhurbaşkanlığı bu süreçte şaşırtıcı iki fotoğraf yayınladı. Fotoğraflardan birincisinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Irak Meclis Başkanı ve Takaddum Partisi lideri Muhammed el-Halbusi, ikincisinde ise Erdoğan ve Azim Koalisyonu lideri Hamis el-Hancer’e yan yana görülüyor. Ne Türkiye Cumhurbaşkanlığı ne Halbusi ne de Hancer’den bu iki görüşme hakkında açıklama yapıldı.
Erdoğan’ın Sünni sahadaki iki rakiple ayrı ayrı çektirdiği fotoğraflar Türkiye’nin gösterdiği ilgiyi ifade ediyor. Bu durum Sünni rakipler veya koalisyonlar arasında durumun kontrol altında tutulması açısından sürpriz olmadı. Fakat bu düzeyde değil yani Cumhurbaşkanı Erdoğan düzeyinde olması şaşkınlık yarattı. Şayet daha önce bu düzeyde olmuşsa bile İran’ın Irak’taki Şii müttefikleriyle yaptığının aksine medyaya yansımadı.
Bu görüşmenin gerekçeleri ve sebepleri bir kenara bırakılırsa, tüm bu blokların (Şii, Sünni ve Kürt) içerisinde yaşanan rekabetler, blokların içinde ABD’nin yanı sıra komşu ülkelerdeki güçlü aktörlere karşı bir nevi başkaldırının olmaya başladığına işaret ediyor. ABD, 2018 seçimlerinden bu yana Irak’ta otorite makamlarının paylaşımı üzerindeki etkisinin en çok azaldığı dönemi yaşıyor.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Halbusi ve Hancer ile görüşmesini Şarku’l Avsat’a değerlendiren bağımsız politikacı Esil en-Nuceyfi, “Bu görüşme, Türkiye’nin iki ihtilaflı Sünni taraf arasında bakış açısını birbirine yakınlaştırma girişimidir. Fakat özellikle bu zamanda bu tür girişimlerden herhangi bir fayda görmeyeceğiz. Hiç kimse seçimlerden önce diğer tarafa taviz vermeye hazır olmaz. İki taraf da sahip olduğu asıl güçten çok daha fazlasına sahip olduğunu zanneder. Dışardaki herhangi bir görüşme içerde kabul görmeyecek. Bilgilerime göre ziyaret, Halbusi ve Hancer arasındaki çekişmede hiçbir şeyi değiştirmedi. Fakat bu ziyaret ikisine de zarar verdi. Takaddum ve Azim seçim sonuçları açıklandığında büyük hayal kırıklığı yaşayacaklar. Seçimden sonra bir blok veya yeni bir Sünni bloğun ortaya çıkmasını bekliyorum” dedi.
Dışarda yapılan görüşmeler konusunda Nuceyfi ile aynı düşüncede olan Şii bağımsız politikacı İzzet Şahbender, Şarku’l Avsat’a verdiği demeçte, “Ulusal ve seçim koalisyonları haritası sadece Irak içinde yapılmalı, başka yerde değil. Çünkü bu koalisyonların menfaatleri Irak olmalı, başkası değil. Doğudan veya batıdan gelmesi fark etmez, Irak’ı yeniden fitne ocağına atma ve mezhepçilikte başlangıç noktasına döndürme girişimlerinin tümüne şiddetle karşı çıkıyoruz” ifadelerini kullandı.
El-Irakiyye Üniversitesi İletişim Fakültesi’nden Prof. Dr. Fadıl el-Bedrani, Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede şunları kaydetti:
“Girişim iki büyük Sünni grubun arasında yaşanan tıkanıklığın hafifletilmesine yardımcı olabilir. Fakat Sünni kitle, Erdoğan’ın çabasını olumlu bir girişim ve seçim gününde meydana gelmesi beklenen şiddet eylemleriyle ilgili endişeler konusunda verilmiş bir güven mesajı şeklinde okudu. Bu girişim, rakiplerin saflarını sıklaştırmak ve dağılmış dikkatlerini toparlamak amacıyla Türkiye’nin (Irak’taki) siyasi sürecin Sünni tarafına yaptığı muhtemelen ilk açıktan müdahalesiydi. Türkiye, 2003’ten bu yana çatlakların oluştuğu Sünni duvarın onarımı için şimdiden bir siyasi mutfak olabilir.”



Rapor: İsrailli askerler Suriye'den keçi sürüsünü çalarak Batı Şeria yerleşimlerine kaçırdı

İsrail güçleri, işgal altındaki Golan Tepeleri'nde Mecdel Şems köyü yakınlarında Suriye sınırındaki çitte devriye geziyor (Arşiv-AFP)
İsrail güçleri, işgal altındaki Golan Tepeleri'nde Mecdel Şems köyü yakınlarında Suriye sınırındaki çitte devriye geziyor (Arşiv-AFP)
TT

Rapor: İsrailli askerler Suriye'den keçi sürüsünü çalarak Batı Şeria yerleşimlerine kaçırdı

İsrail güçleri, işgal altındaki Golan Tepeleri'nde Mecdel Şems köyü yakınlarında Suriye sınırındaki çitte devriye geziyor (Arşiv-AFP)
İsrail güçleri, işgal altındaki Golan Tepeleri'nde Mecdel Şems köyü yakınlarında Suriye sınırındaki çitte devriye geziyor (Arşiv-AFP)

The Times of Israel gazetesi, iki hafta önce Suriye'deki İsrail askerlerinin yaklaşık 250 keçiden oluşan bir sürüyü çaldığını ve Batı Şeria yerleşim yerlerindeki çiftliklere kaçırdığını bildirdi.

Gazete, Channel 12'nin kolluk kuvvetlerinden aldığı bilgiye göre askerlerin Golan Tepeleri'nde görev yapan birliklere mensup olduğunu ve Suriye topraklarında görev yaparken, Suriyeli çiftçilere ait olan keçi sürüsünü fark edip Batı Şeria'daki çiftliklere kaçırdıklarını belirtti.

Habere göre keçiler önceden hazırlanmış gibi görünen kamyonlara yüklendi ve hayvancılığın yaygın olduğu Batı Şeria'daki yasadışı yerleşim yerlerindeki birkaç çiftliğe nakledildi.

Ordu, kanala yaptığı açıklamada, olayla bağlantılı olarak manga komutanının görevden alındığını, bölük komutanının kınama cezası aldığını ve askerlerin uzun süre görevden uzaklaştırıldığını belirtti.

İsrail askeri araçları, işgal altındaki Golan Tepeleri'nde ateşkes hattına yakın bir noktadan Suriye'den geçiyor (Arşiv-Reuters)İsrail askeri araçları, işgal altındaki Golan Tepeleri'nde ateşkes hattına yakın bir noktadan Suriye'den geçiyor (Arşiv-Reuters)

Kanalın haberine göre olay, sürünün kaçırılmasından sonraki sabah, Golan Tepeleri'ndeki çiftçiler yol üzerinde dolaşan onlarca keçiyi fark edip orduya bildirdiklerinde ortaya çıktı ve soruşturma başlatıldı.

Haberlere göre keçilerin aranması halen devam ediyor. Yaklaşık 200 keçinin Batı Şeria'da damgasız ve aşısız olduğu düşünülürken, sürünün geri kalanı Suriye topraklarına dağılmış durumda.

Şarku’l Avsat’ın Times of Israel’den aktardığına göre, İsrail güçleri, Beşar Esad rejiminin Aralık 2014'te devrilmesinden bu yana Suriye'nin güneyinde dokuz noktaya konuşlandırıldı, bunların çoğu iki ülke arasındaki sınır boyunca BM gözetimindeki tampon bölge içinde.

Güçler, Suriye topraklarının 15 kilometre (yaklaşık 9 mil) içindeki bölgelerde faaliyet gösteriyor ve İsrail'in “düşman güçlerin” eline geçmesi halinde ülkeye tehdit oluşturabileceğini söylediği silahları ele geçirmeyi hedefliyor.


Lübnan'ın güneyinde İsrail'in düzenlediği iki hava saldırısında iki kişi öldü

İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Rihan Dağı zirvelerini hedef alan hava saldırısının ardından yükselen dumanlar - 9 Ocak 2026 (AFP)
İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Rihan Dağı zirvelerini hedef alan hava saldırısının ardından yükselen dumanlar - 9 Ocak 2026 (AFP)
TT

Lübnan'ın güneyinde İsrail'in düzenlediği iki hava saldırısında iki kişi öldü

İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Rihan Dağı zirvelerini hedef alan hava saldırısının ardından yükselen dumanlar - 9 Ocak 2026 (AFP)
İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Rihan Dağı zirvelerini hedef alan hava saldırısının ardından yükselen dumanlar - 9 Ocak 2026 (AFP)

Lübnan Televizyonu’nun haberine göre Sağlık Bakanlığı bugün yaptığı açıklamada, Lübnan'ın güneyinde İsrail'in düzenlediği iki hava saldırısında iki kişinin öldüğünü bildirdi.

Bakanlığın halk sağlığı acil durum operasyon merkezi açıklamasında, ölen iki kişiden birinin bu sabah Tire bölgesindeki Mansuri kasabasında bir kamyonu hedef alan İsrail saldırısında hayatını kaybettiğini belirtti.

Açıklamada, ikinci kişinin ise dün gece Nebatiye bölgesindeki bir arabayı hedef alan İsrail saldırısında öldürüldüğü belirtildi.


Gazze Yönetim Komitesi yeniden inşanın yedi yıl içinde tamamlanmasını bekliyor... İsrail ikinci aşamayı ‘sembolik’ olarak görüyor

Gazze şehrindeki yıkımın ortasında yerinden edilmiş insanlar için kurulan geçici çadırlar, 15 Ocak 2026 (AP)
Gazze şehrindeki yıkımın ortasında yerinden edilmiş insanlar için kurulan geçici çadırlar, 15 Ocak 2026 (AP)
TT

Gazze Yönetim Komitesi yeniden inşanın yedi yıl içinde tamamlanmasını bekliyor... İsrail ikinci aşamayı ‘sembolik’ olarak görüyor

Gazze şehrindeki yıkımın ortasında yerinden edilmiş insanlar için kurulan geçici çadırlar, 15 Ocak 2026 (AP)
Gazze şehrindeki yıkımın ortasında yerinden edilmiş insanlar için kurulan geçici çadırlar, 15 Ocak 2026 (AP)

Gazze Yönetim Komitesi Başkanı Ali Şaas, yaklaşık iki yıl süren yıkıcı bir savaşın ardından Gazze Şeridi’nin 7 yıl içinde yeniden imar edilebileceğine dair dikkat çekici bir iyimserlik ortaya koydu. Bu açıklama, İsrail’in Gazze Şeridi’nde barış planının ikinci aşamasının başlatıldığına ilişkin duyuruları ‘sembolik’ olarak nitelendirmeye çalıştığı bir dönemde geldi.

ABD destekli bir anlaşma kapsamında Gazze Şeridi’nin yönetimiyle görevlendirilen Şaas, dün bir Filistin radyosuna verdiği demeçte, savaş enkazının Akdeniz’e taşınmasını ve tahrip edilen altyapının 3 yıl içinde yeniden inşa edilmesini öngören iddialı bir planı anlattı.

Eski Planlama Bakan Yardımcısı ve inşaat mühendisi olan Şaas’ın atanması, ABD Başkanı Donald Trump’ın Gazze Şeridi’ndeki İsrail savaşını sona erdirmeye yönelik planının bir sonraki aşamasına geçildiğinin işareti olarak değerlendiriliyor. Şaas, Hamas’ın yıllar süren yönetiminin ardından Gazze Şeridi’nin idaresinden sorumlu olacak 15 Filistinli uzmandan oluşan bir ekibe başkanlık edecek.

Trump’ın planı kapsamında İsrail, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısından çekildi. Ancak İsrail güçleri, neredeyse tüm binaların yerle bir edildiği diğer kısmı kontrol etmeyi sürdürüyor. Trump daha önce Gazze’yi ‘Ortadoğu’nun Rivierası’na’ dönüştürme fikrini gündeme getirmişti.

68 milyon ton moloz

Ali Şaas’ı bekleyen görev ise belirsizliklerle çevrili. Bu görev, İsrail ile Hamas arasında ateşkesin kırılganlığını koruduğu ve karşılıklı çatışmaların sürdüğü bir ortamda, Gazze Şeridi’nde yıkılan altyapının yeniden inşa edilmesini ve yaklaşık 68 milyon ton olduğu tahmin edilen enkaz ile patlamamış mühimmatın temizlenmesini kapsıyor.

Gazze Şeridi’ndeki Filistinliler, İsrail ile önceki çatışmaların ardından savaş enkazını, Gazze kentindeki tarihi limanın inşasında ve çeşitli projelerde temel malzeme olarak kullanmıştı. Şaas, benzer bir yaklaşımın yeniden uygulanabileceğini dile getirdi. Şaas, “Buldozerleri getirip enkazı denize döker, denizde yeni adalar oluşturursak yeni bir toprak kazanırız; Gazze için alan yaratır ve enkazı temizleriz. Bu iş üç yıldan fazla sürmez; enkazın tamamı ortadan kalkar” ifadelerini kullandı.

xsdcf
İsrail hava saldırıları sonucu Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye'de meydana gelen yıkımdan (Reuters)

Şaas, kendisi açısından en acil önceliğin insani yardımın sağlanması olduğunu belirterek, bunun yerinden edilmiş Filistinliler için geçici barınma alanlarının kurulmasını da kapsadığını söyledi. İkinci önceliğin ise ‘temel ve hayati altyapının’ rehabilitasyonu olacağını, bunun ardından konutların ve diğer binaların yeniden inşasına geçileceğini ifade etti. Şaas, “Gazze 7 yıl içinde eskisinden daha iyi bir duruma gelecek” dedi.

Ancak Birleşmiş Milletler’in (BM) 2024 tarihli bir raporuna göre, Gazze Şeridi’nde yıkılan konutların yeniden inşasının en erken 2040 yılına kadar sürebileceği, sürecin onlarca yıl devam edebileceği belirtiliyor.

Zorluklar ve engeller

Şaas’ın Gazze Şeridi’nin yeniden imarına ilişkin iyimser takvim değerlendirmesinin ciddi zorluklarla karşılaşmasının neredeyse kesin olduğu belirtiliyor. Bu süreçte arabulucular, silah bırakmayı reddeden Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’ne barış gücü konuşlandırılması gibi konularda uzlaşı sağlamaya çalışıyor.

Öte yandan Şaas başkanlığındaki komitenin yeniden imar sürecini hangi koşullarda ve nasıl yürüteceği, ayrıca İsrail’in genellikle yasakladığı ağır iş makineleri ve ekipmanların ithalatı ile kullanımına ilişkin izinlerin nasıl temin edileceği de belirsizliğini koruyor.

sdefrt
Geçtiğimiz yıl şubat ayında Refah Sınır Kapısı’ndan geçmek için beklerken, Gazze Şeridi'ne giden yeniden inşa ekipmanlarıyla dolu tırının yanında oturan bir şoför (EPA)

Şaas, komitenin yetki alanının başlangıçta Hamas’ın kontrolündeki bölgelerle sınırlı olacağını, İsrail ordusunun kademeli çekilmesini öngören Trump planı doğrultusunda bu alanın zamanla genişleyeceğini söyledi. Şaas, “İkinci aşama başlar başlamaz, Gazze Şeridi’nin doğu sınırlarına doğru kademeli bir askeri çekilme süreci başlayacak. Çekilme ilerledikçe, komitenin Filistin topraklarındaki yetki alanı da genişleyecek. Şu anda yetkilerimiz, sarı hattın batısında kalan ve yaklaşık yüzde 50’yi oluşturan alanla sınırlı. Diğer anlaşmalar tamamlandıkça sarı hat aşamalı olarak geri çekilecek ve komisyonun yetkisi, denizden doğu sınırına kadar 365 kilometrekarelik Gazze Şeridi’nin tamamını kapsayacak” ifadelerini kullandı.

Sembolik bir adım

ABD Başkanı Donald Trump’ın Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff, Gazze Şeridi’nde savaşı sona erdirmeye yönelik planın ikinci aşamasına geçildiğini duyurdu. İsrail hükümetiyle tam koordinasyon içinde yapılmasına rağmen, Başbakan Binyamin Netanyahu bu açıklamanın önemini küçümsemeye çalışarak, bunu ‘sembolik bir adımdan ibaret’ olarak nitelendirdi.

İsrail basınına sızan bir talimat notunda, bakanlardan konuya ilişkin yorum yapmamalarının istendiği, kamuoyuna ise ‘bu sürecin sağlıklı biçimde değerlendirilebilmesi için önünde çok uzun bir yol olduğu’ mesajının verilmesinin talep edildiği belirtildi.

Söz konusu belgede, Amerikan tarafının açıklamasının etkisini azaltma amacıyla, planın ikinci aşamasına geçildiğini bizzat Başkan Trump’ın değil, danışmanını görevlendirerek bu duyurunun sosyal medya üzerinden ve daha düşük profilli bir şekilde yapılmasını sağladığına dikkat çekildi.

cdfrgt
Trump'ın planına göre Gazze Şeridi'nden çekilme aşamalarının haritası (Beyaz Saray)

İsrailli yorumcular, Witkoff’un açıklamalarında İsrail’in sahadaki uygulamalarına değinmediğine ve Tel Aviv’den, Gazze Şeridi’nde her gün Filistinli sivillerin hayatını kaybetmesine yol açan günlük bombardımanları durdurmasını beklemediğine dikkat çekti. Yorumlarda, ateşkesin ilan edilmesinden bu yana geçen üç ayda 446 Filistinlinin öldürüldüğü, bin 200’den fazlasının da yaralandığı hatırlatıldı.

Witkoff’un açıklamasına İsrail’den gelen ilk tepkinin ise Başbakan Binyamin Netanyahu’nun, cenazesi hâlâ Gazze’de bulunan asker Ran Gvili’nin ebeveynleri ile temasa geçmesi olduğu belirtildi. Washington’da bulunan aile, aralarında Witkoff’un da yer aldığı ABD’li yetkililerle bir dizi görüşme gerçekleştirdi. Ailenin, oğullarının cesedi teslim edilene kadar Trump planının uygulanmasının durdurulmasını talep ettiği ifade edildi.

Netanyahu’nun, Ran’ın cesedinin iadesinin önceliklerinin başında geldiğini ilettiği ve ‘teknokrat bir komite kurulmasına ilişkin sembolik medya adımının, Ran’ın İsrail’de defnedilmesi için yürütülen çabaları etkilemeyeceğini’ söylediği aktarıldı.

Netanyahu ayrıca, “Hamas bugün, anlaşmanın gereklerini yerine getirerek kaçırılan tüm kurbanların geri getirilmesi için yüzde 100 çaba göstermek zorundadır; İsrail’in kahramanı Ran Gvili de buna dahildir” ifadelerini kullandı.

Tel Aviv’den gelen ikinci tepki ise Gazze Yönetim Komitesi Başkanı Ali Şaas’ın, komitenin Kahire’de yapılacak ilk toplantısına katılmak üzere Ürdün’e çıkışının engellenmesi oldu. İsrail’in bu kararını, Witkoff’un devreye girmesinin ardından değiştirdiği belirtildi.

Tel Aviv’deki siyasi kaynaklar, Netanyahu hükümetinin Amerikan planına karşı geleneksel tutumunu koruduğunu ortaya koydu. Buna göre hükümet, planın ilerlemesini mümkün olduğunca engellemeye çalışıyor, ancak Başkan Trump ile bu konuda açık bir çatışmaya girmeye cesaret edemiyor.

İsrail medyasının büyük bölümü dün, yönlendirilmiş haberlerle Hamas’ın Filistin sahnesinden çekilme konusunda samimi olmadığı yönünde değerlendirmelere yer verdi. Yorumlarda, Hamas’ın Şaas liderliğindeki geçiş komitesini kabul ederek bir adım geri attığı, ancak bununla iki adım ileri gitmeyi hedeflediği öne sürüldü.

İsrailli Hamas uzmanlarından Eyal Ofer, Gazze Şeridi’nde yürütülen sürecin Hamas’ın stratejik planının temel unsurlarından biri olduğunu iddia etti. Ofer’e göre Hamas, önümüzdeki 5 ila 10 yıl içinde, Gazze ve Batı Şeria dahil olmak üzere Filistin Yönetimi’nin tamamını kontrol altına almayı hedefliyor ve bugün yaşanan gelişmeler bu amaca hizmet ediyor.

Yediot Aharonot ve Maariv gazeteleri ise silahların teslimi gündeme geldiğinde Hamas’ın çıkmaza gireceğini savundu. Gazetelere göre Hamas silahlarını bırakmayacak ve bu durumda İsrail’in müdahale ederek savaşı yeniden başlatması gerekecek.

Söz konusu kaynaklar, İsrail ordusunun, hükümetten talimat alması halinde Gazze Şeridi’ne yönelik savaşın yeniden başlatılmasını öngören kapsamlı bir askeri planı hazır tuttuğunu da belirtti.