Irak’ta sayıları azımsanmayacak kesimlerin tek tercihi: Seçimleri boykot etmek

Seçimi boykot broşürleri dağıtan Irak Komünist Partisi mensupları serbest bırakıldı.

Irak’ta sayıları azımsanmayacak kesimlerin tek tercihi: Seçimleri boykot etmek
TT

Irak’ta sayıları azımsanmayacak kesimlerin tek tercihi: Seçimleri boykot etmek

Irak’ta sayıları azımsanmayacak kesimlerin tek tercihi: Seçimleri boykot etmek

Irak’ta seçimlere katılmanın ya da boykot etmenin ülkede artık bir şeyi değiştirmeyeceğine inanan toplum kesimlerinin azımsanmayacak sayıları dikkate alındığında “seçimi boykot etmek” seçeneği geriye tek tercih olarak kalıyor.
Parlamento seçimlerini boykot etme talebinin dile getirildiği çağrıların sayısı nispeten azaldı ancak bu çağrılar siyasi partilerin çoğu, Bağımsız Yüksek Seçim Komiserliği, bazı uluslararası kuruluşlar ile yabancı yetkililer için halen endişe kaynağı olmaya devam ediyor. Tüm bu sayılan taraflar, geniş katılımın olduğu yüksek güvenirliğe sahip bir seçim görmek istiyorlar. Nitekim Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Irak Özel Temsilcisi Jeanine Hennis Plasschaert birçok münasebetle seçimleri boykot etme çağrılarına kulak verilmemesi konusunda uyardı.
Parlamento seçimlerini boykot etme talebinin dile getirildiği çağrıların sayısı nispeten azalması, bu çağrıların tümüyle sona erdiği anlamına gelmez. Bazı aktivistler sosyal medya üzerinden boykota teşvik eden paylaşımlarda bulunarak seçim sandığına gitmekte tereddüt eden kesimleri boykot fikrine ikna etmeye çalışıyorlar. Aynı çabayı gösteren bazı siyasi partiler de var. Irak Komünist Partisi’nin Divaniyye vilayeti şubesi üyeleri Cabir Hicel ve Hüseyin Falih, vatandaşları boykota teşvik etmek için vilayetin merkezi bir caddesinde broşür dağıtırken emniyet güçleri tarafından gözaltına alındı ve daha sonra serbest bırakıldılar.
Irak Komünist Partisi Temmuz’da seçimleri boykot edeceğini ilan etmişti.
Şarku’l Avsat’a konuşan gazeteci Meysem eş-Şeybani, “Divaniyye vilayeti ve yakın vilayetlerde genel eğilim boykota daha yakın. Resmi istatistikler ve anketler olmadığından boykot ve katılım oranlarını tahmin etmek zor. Ama çoğu kişiyi boykot etmekten bahsederken duydum” dedi.
Protesto hareketlerinin kalesi kabul edilen Zikar vilayetinin kent merkezi Nasıriye’deki gençlerin ve aktivistlerin birçoğu, seçimlere katılmama fikrinden yana. Ekim Hareketi’nden doğan El-Beyt El-Vatani (Evim Vatanım) Partisi geçtiğimiz günlerde seçimleri boykot etme kararı aldı. Çalışma ve Haklar Birliği Partisi de aynı kararı aldı. Ekim protestolarından çok sayıda gencin bulunduğu bu iki partinin seçimlerde oy vermekten kaçınması nedeniyle gençlerin büyük bir kısmının seçimlere katılmaması bekleniyor.
Boykot seçeneğini tercih eden partiler seçimlerin yeni bir şey getirmeyeceği ve ülkenin gerilemesine yıllardır katkı sunan mevcut partilerin yükselişine sebep olacağı düşüncesini gerekçe gösteriyor. Seçime katılmakta ısrarcı olan partiler ise, seçimlerin; mezhep, etnik ve siyasi hassasiyetlerin hakim olduğu ve birçok çeşit sıkıntıyla boğuşan ülkede değişim için güvenilir ve tek seçenek olduğunu savunuyor.
Görünüşe göre, seçimleri boykot etme kampanyaları, kendi hedeflerine ulaşmak isteyen bazı siyasi parti ve grupların kullandıkları siyasi taktik ve stratejiler arasında yer alıyor. Bazı partiler arzuladığı oy sayısına ulaşamaması ihtimaline karşı seçim öncesinde boykot kararı ilan etmesine rağmen halihazırda seçim yarışına aktif bir şekilde katılım gösteriyor. Buna örnek olarak Irak’ın eski Başbakanı İyad el-Allavi’nin liderlik ettiği koalisyon gösterilebilir. Nitekim Allavi’nin koalisyonu erken vakitte boykot kararı aldığını duyurmasına rağmen halihazırda Allavi’nin kızı Sara Allavi başta olmak üzere koalisyonun diğer şehirlerdeki adayları seçim kampanyaları yürütüyor.
Sadr Hareketi lideri Mukteda es-Sadr da Hareket mensuplarının seçimlere güçlü bir hazırlık yapması için bir aydan uzun bir süre önce boykot bahanesini kullandı, hazırlıklar tamamlanınca da boykot seçeneğinden vazgeçtiğini duyurdu. Bugün Sadr Hareketi seçim yarışı için tüm araç gereçlerini seferber etmiş durumda. Ayrıca Mukteda es-Sadr, Meclis’te en fazla sandalyeyi alarak başbakan adayını kendi eliyle seçme isteğini kamuoyu karşısında açık biçimde dile getiriyor.
Bağımsız Yüksek Seçim Komiserliği Sözcü Yardımcısı Nebras Ebu Sevda önceki gün yaptığı açıklamada, seçimlere katılım oranının hesaplanmasında yeni bir mekanizma izleyeceklerini duyurdu. Sevda’nın aktardığına göre katılım oranı, seçimlerde oy kullanma hakkına sahip 18 yaş üzeri kişilerin sayısına göre değil, seçim kartıyla oy kullananların sayısına göre belirlenecek. Bu yöntem daha önceki seçimlerde de kullanılmıştı. Gözlemciler, Seçim Komiserliği’nin katılım oranını hesaplamak için böyle bir mekanizmaya başvurmasının arkasında, seçimlere yönelik geniş kapsamlı bir boykotun yapılması endişesi olduğuna işaret etti. Yazar ve medya sektöründe çalışmalar yürüten Kays Hasan, “Bu hesaplama yöntemi, seçimlere katılım oranını hesaplamada kullanılan yöntemlerin tuhaf bir şekilde çarpıtılması ve atlatılması anlamına geliyor. Bence Seçim Komiserliği yüzde 60’lara ulaşması beklenen katılım zayıflığını örtmek için böyle bir hesaplama kullanacak” dedi.
Bazı gözlemciler, çoğu siyasi partinin sahip olduğu medya gücünü kullanarak seçimlere katılmaya teşvik eden çok sayıda reklam ve programlar yayınlamasının, olası bir geniş katılıma engel olabilecek “bazı kuruntulara” sebep olabileceğine dikkat çekiyor. Fakat siyasetle ilgilenmeyen veya “sessiz çoğunluk” diye nitelendirilmesi mümkün olan sıradan vatandaş seçime katılmakla ilgilenmediğini söylüyor. Muhtemelen bu tavır seçim sandıklarına da yansıyacak ve katılım oranındaki düşüş şok etkisi yaratacak.



Cezayir’de seçimleri eleştiren aktivistin tutuklanması geniş tartışma yarattı

Amazig dili öğretmeni Nadia Moussaoui’nin 7 Eylül 2026’da Facebook hesabında paylaştığı fotoğrafı.
Amazig dili öğretmeni Nadia Moussaoui’nin 7 Eylül 2026’da Facebook hesabında paylaştığı fotoğrafı.
TT

Cezayir’de seçimleri eleştiren aktivistin tutuklanması geniş tartışma yarattı

Amazig dili öğretmeni Nadia Moussaoui’nin 7 Eylül 2026’da Facebook hesabında paylaştığı fotoğrafı.
Amazig dili öğretmeni Nadia Moussaoui’nin 7 Eylül 2026’da Facebook hesabında paylaştığı fotoğrafı.

Cezayir’de bir aktivist ve Amazig dili öğretmeninin tutuklanması, seçimlerle bağlantılı  paylaşımı nedeniyle gözaltına alınmasının ardından geniş çaplı siyasi ve insan hakları tartışmasına yol açtı. Bu gelişme, çok sayıda aktivistin sosyal medya platformlarındaki paylaşımları ve siyasi tutumları nedeniyle adli takibata uğradığı bir dönemde yaşandı.

Konu, muhalif sol çizgideki İşçi Partisi’nin lideri ve önceki cumhurbaşkanlığı seçimlerinin adayı Louisa Hanoune’un cumartesi günü başkentte düzenlediği basın toplantısında, Kabiliye bölgesinde tanınan ve milyonlarca Cezayirlinin konuştuğu Amazig dilinin yaygınlaştırılması için çalışmalar yürüten Nadia Moussaoui’nin serbest bırakılması çağrısında bulunmasıyla siyasi boyut kazandı.

Hanoune, aktivistin yaklaşık iki haftadır Facebook hesabındaki bir paylaşım nedeniyle tutuklu bulunmasını kınadı. Davada seçim yasasının kullanılmasını eleştiren Hanoune, “bir kişinin seçimlerle bağlantılı suçtan kovuşturulmasının hukuki mantığının anlaşılır olmadığını” ifade etti.

hyjukı
İşçi Partisi Genel Sekreteri Louisa Hanoune. (Parti medyası)

Hanoune ayrıca Amazig dili ve kültürünün yaygınlaştırılması alanındaki eğitim çalışmalarına dikkat çekerek, hakkında verilen tutuklama kararının yeniden değerlendirilmesi çağrısında bulunan geniş dayanışma kampanyasına destek verdi.

Seçim sürecini engelleme

Sosyal medyada “Tamazight Moussaoui” adıyla tanınan aktivist, başkentin yaklaşık 100 kilometre doğusundaki Bouira vilayetinin Chorfa kentinde bir lisede öğretmenlik yapıyor. Davası ise bölgesel olarak yetkili M'chedallah Mahkemesi’nde görülüyor.

Nadia Moussaoui’nin tanınırlığı yıllar içinde görev yaptığı okulun sınırlarını aşarak özellikle Kabiliye dilinde içerik üreten bir isim haline geldi. Moussaoui, Amazig dilini basitleştirerek hem Amazigce hem de Arapça konuşanlara öğretmek ve yaygınlaştırmak amacıyla YouTube’da ücretsiz bir eğitim kanalı açtı. Kendisine yakın kişiler, Moussaoui’nin okulların bu konuda yeterli çalışma yapmadığını düşündüğünü belirtti.

Aktivist, 9 Eylül’de yerel polis tarafından ifadeye çağrıldı. Ardından Bouira vilayetindeki M'chedallah Mahkemesi savcılığına sevk edildi ve aynı mahkemenin soruşturma hâkimi tarafından tutuklu yargılanmasına karar verildi. Karara, geçen 2 Temmuz’da yapılan ve özellikle Kabiliye bölgesinde yüksek katılım boykotu yaşanan parlamento seçimlerinde oy kullanmaya ilişkin kişisel görüşünü paylaştığı bir sosyal medya gönderisi gerekçe gösterildi.

Savunmasına göre soruşturma hâkimi Moussaoui’yi “seçim sürecini engellemekle” suçladı. Bu suçlama siyasi ve insan hakları çevrelerinde şaşkınlıkla karşılandı.

16 Eylül’deki duruşmada savcılık makamı iki yıl hapis cezası talep etti. Moussaoui’nin, 22 Eylül’de açıklanması beklenen karar tarihine kadar tutuklu kalması istendi.

Seçim yasasının 295. maddesi

Yargı kaynaklarına göre Nadia Moussaoui hakkında, seçim sistemine ilişkin organik yasanın 295. maddesi kapsamında işlem yapıldı. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre söz konusu madde, seçim sürecini engelleyen veya işleyişini bozan kişilerin 6 aydan 2 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılmasını öngörüyor. Ayrıca kişinin 3 ila 5 yıl süreyle seçme ve seçilme hakkından mahrum bırakılması gibi ek yaptırımlar da uygulanabiliyor.

jukı
2019’daki halk hareketinden bu yana onlarca aktivist hapse atıldı. (Siyasi aktivistler)

Bu madde kapsamında suç sayılan fiiller arasında “oy verme işlemlerinin işleyişini bozmak”, “sandık kurullarının veya oy verme merkezlerinin çalışmalarını engellemek” ve “bir adayın veya yasal temsilcisinin seçim sürecinde kanunla tanınan haklarını kullanmasını engellemek” bulunuyor.

Avukatlar ve insan hakları savunucuları ise bu hükümlerin Moussaoui’ye isnat edilen fiillerle örtüşmediğini savunuyor. Moussaoui’nin tutuklanmasına neden olanın seçimlere ilişkin görüşlerini paylaştığı bir sosyal medya gönderisi olduğunu ve seçimlerin üzerinden de görece uzun bir süre geçtiğini belirtiyorlar.

Moussaoui’nin Facebook hesabı incelendiğinde, tutuklanmasına yol açan paylaşımın silindiği görülüyor.

İfade özgürlüğü tartışması

Chorfa bölgesinde ve Moussaoui’yi internet üzerinden takip edenler arasında kararın açıklanmasını bekleyen bir endişe ve tedirginlik havası hâkim. Moussaoui, ağırlıklı olarak sosyal ve eğitim içerikleri hazırlıyor, zaman zaman da yerel esnaf ve zanaatkârların tanıtımını yapıyordu. Bu durum, hakkında oluşan geniş dayanışmanın nedenlerinden biri olarak gösteriliyor.

Kendisini tanıyan ve adının açıklanmasını istemeyen bir bölge sakini, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Nadia Hanım her zaman kültür ve eğitim alanında faaliyet gösteriyor. Muhalif bir siyasi çizgide değil. Zaman zaman yerel zanaatkârları, küçük esnafı ve bölgedeki restoranları tanıtıyor. Onu, kimseye zarar vermeyecek, örnek bir aile kadını profiline sahip biri olarak tanımlayabiliriz” dedi.

dfvghyju
Amazig dili öğretmeni Nadia Moussaoui’nin serbest bırakılmasını isteyen milletvekili Yasin Aisouan. (Kişisel hesabı)

Cezayir’in Kabiliye bölgesinin en büyük kenti Tizi Vuzu’yu temsil eden Milletvekili Yasin Aisouan da Moussaoui’nin derhal serbest bırakılması çağrısında bulundu. Aisouan, medya açıklamalarında “İfade özgürlüğü temel bir haktır; bir görüş suç haline getirilemez” dedi.

Moussaoui’nin avukatı Nabila İsmail de benzer şekilde, ifade özgürlüğünün suç kapsamında değerlendirilemeyeceğini savundu.

Amazig dili öğretmeninin tutuklanması, insan hakları kuruluşlarının uzun süredir belgelediği bir tabloyu yeniden gündeme getirdi. 2019’da eski Cumhurbaşkanı Abdülaziz Buteflika’yı görevden ayrılmaya zorlayan halk hareketinin başlamasından bu yana yüzlerce aktivist, dijital platformlarda siyasi görüşlerini ifade etmeleri nedeniyle hukuki süreçlerle karşı karşıya kaldı. Bu durum, cezai hükümler ile ifade özgürlüğü ilkeleri arasındaki tartışmanın Cezayir’de sürmesine yol açıyor.


Lübnan, güneyde oluşabilecek boşluğu önlemek için Rubio görüşmesine bel bağlıyor

Lübnan’ın güneyinde Birleşmiş Milletler misyonuna bağlı devriyede görev yapan UNIFIL askeri. (UNIFIL)
Lübnan’ın güneyinde Birleşmiş Milletler misyonuna bağlı devriyede görev yapan UNIFIL askeri. (UNIFIL)
TT

Lübnan, güneyde oluşabilecek boşluğu önlemek için Rubio görüşmesine bel bağlıyor

Lübnan’ın güneyinde Birleşmiş Milletler misyonuna bağlı devriyede görev yapan UNIFIL askeri. (UNIFIL)
Lübnan’ın güneyinde Birleşmiş Milletler misyonuna bağlı devriyede görev yapan UNIFIL askeri. (UNIFIL)

Lübnan, Başbakan Nevvaf Selam ile ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio arasında Washington’da yapılması beklenen görüşmeye, UNIFIL güçlerinin çekilmesiyle güneyde oluşabilecek boşluğun önlenmesi açısından önem atfediyor. Bu beklenti, bölgedeki mevcut uluslararası misyonun yerini alacak alternatif bir uluslararası mekanizma konusunda henüz uzlaşma sağlanamaması nedeniyle öne çıkıyor.

Bu kapsamda bir bakanlık kaynağı Şarku’l Avsat’a, Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn’ın Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Ürdün Kralı II. Abdullah ile yaptığı görüşmelerde güneyde bir boşluk oluşabileceğine ilişkin endişelerini dile getirdiğini açıkladı. Kaynak, Macron ve Kral Abdullah’ın Avn’ın endişelerini anlayışla karşıladığını ifade etti.


Taiz’deki ilerleme Husilerin planlarını bozdu

Savaş bölgelerinden kaçan yerinden edilmiş kişiler, dün Aden yakınlarındaki bir yerinden edilmişler kampında yürürken. (Reuters)
Savaş bölgelerinden kaçan yerinden edilmiş kişiler, dün Aden yakınlarındaki bir yerinden edilmişler kampında yürürken. (Reuters)
TT

Taiz’deki ilerleme Husilerin planlarını bozdu

Savaş bölgelerinden kaçan yerinden edilmiş kişiler, dün Aden yakınlarındaki bir yerinden edilmişler kampında yürürken. (Reuters)
Savaş bölgelerinden kaçan yerinden edilmiş kişiler, dün Aden yakınlarındaki bir yerinden edilmişler kampında yürürken. (Reuters)

Yemen hükümet güçleri, dün Husilerle yaşanan çatışmaların ardından Taiz vilayetinin batısındaki stratejik Numan Dağı’nı geri aldı.

Askeri kaynaklar, ordunun dağın kontrolünü ele geçirmesinin Beni Bekari cephesini el-Kedha cephesine yeniden bağladığını ve Beni Bekari–el-Eşruh–el-Birin yolunun güvenliğini sağladığını belirtti. Şarku’l Avsat’ın kaynaklardan aldığı bilgiye göre bu gelişmeler Husilerin planlarını sekteye uğratarak, Şiraca bölgesinde Husilerin elinde kalan mevzilerin ateş altında kalmasını sağladı.

Hükümet güçleri ayrıca el-Demdum, Şerire, el-Vaziye, Rasin ve Beni Ömer bölgelerinde Husi saldırılarını püskürttü. Cerdad ve çevresindeki yüksek kesimlerde ise kontrol hatlarında herhangi bir değişiklik yaşanmadı.