UBH, Libya'nın İstikrarını Destekleme başlıklı uluslararası bir konferansa hazırlanıyor

Libya Dışişleri Bakanı Menguş, yaklaşan konferansa geniş katılımın olması amacıyla başladığı Körfez ülkeleri turunu Bahreyn’de tamamladı.

Libya Dışişleri Bakanı Necla el-Menguş, Bahreynli mevkidaşı Abdullatif ez-Zeyyani ile ortak basın toplantısı düzenledi (Libya Dışişleri Bakanlığı)
Libya Dışişleri Bakanı Necla el-Menguş, Bahreynli mevkidaşı Abdullatif ez-Zeyyani ile ortak basın toplantısı düzenledi (Libya Dışişleri Bakanlığı)
TT

UBH, Libya'nın İstikrarını Destekleme başlıklı uluslararası bir konferansa hazırlanıyor

Libya Dışişleri Bakanı Necla el-Menguş, Bahreynli mevkidaşı Abdullatif ez-Zeyyani ile ortak basın toplantısı düzenledi (Libya Dışişleri Bakanlığı)
Libya Dışişleri Bakanı Necla el-Menguş, Bahreynli mevkidaşı Abdullatif ez-Zeyyani ile ortak basın toplantısı düzenledi (Libya Dışişleri Bakanlığı)

Libya’da, Birleşmiş Milletler (BM) himayesinde belirlenen yol haritasının nasıl tamamlanacağına ilişkin uluslararası baskılar ve siyasi çekişmeler devam ederken Libyalı yetkililer, Dışişleri Bakanı Necla el-Menguş aracılığıyla başkent Trablus'ta Cenevre Anlaşması çerçevesinde yaklaşan seçimlerin belirlenen tarihte yapılması ve ülkedeki paralı askerlerin ve yabancı güçlerin sınır dışı edilmesiyle ilgili bir dizi dosyanın ele alınacağı uluslararası bir konferans düzenlemeye yönelik çalışmalara hız verdiler.
“Libya'nın İstikrarını Destekleme” başlıklı konferansın 21 Ekim'de yapılması planlanıyor. Konferansa Arap ülkeleri ve uluslararası arenadan geniş bir katılımın sağlanması için hazırlıklar ve çalışmalar devam ediyor. Siyasi grupların katılacağı konferans, BM’nin desteğiyle Libya'daki geçici hükümet tarafından organize ediliyor.
Libya Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi, geçtiğimiz günlerde gerçekleşen Birleşmiş Milletler 76. Genel Kurul toplantıları öncesinde, Libya ile ilgili daha önce yapılan konferansların çıktılarına istinaden ülkesinde çeşitli siyasi, güvenlik, askeri ve ekonomik konuların ele alınacağı konferansa ev sahipliği yapmak için bir girişim başlattığını duyurdu.
Konferans, kapsamlı bir ulusal vizyon çerçevesinde, uluslararası desteğin ortak ve bir biriyle tutarlı bir şekilde devamını sağlamayı amaçlıyor. Konferansa, ilgili ulusal kurum ve kuruluşların yanı sıra uluslararası ve bölgesel düzeylerdeki ortakların katılması bekleniyor. Menfi, bu bağlamda, New York'ta BM Genel Kurul toplantıları oturum aralarında, yaklaşan konferansla ilgili olarak Arap ülkelerinden ve uluslararası camiadan pek çok kişiyle bir araya geldi.
Yine konferansla ilgili olarak, Libya Dışişleri Bakanı Necla Menguş, bazı uluslararası tarafları konferansa davet etmek için ülkeler arasında mekik diplomasisine başladı. Hakkında Libya’da ilk kez yapılması planlanan cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday olacağına dair söylentiler dolaşan Menguş, diplomasi turuna geçtiğimiz Eylül ayında Suudi Arabistan’dan başlamıştı. Menguş, burada, Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Farhan’ı, ‘Libya'da siyasi, askeri, güvenlik ve ekonomik açıdan istikrarı sağlamak için Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) tarafından başlatılan ve tamamen Libya’ya ait ilk girişim’ olarak nitelendirdiği konferansa davet etti. Menguş, girişimin şartlarının, Berlin’deki Libya konulu birinci ve ikinci konferanslarının sonuçlarına ve BM Güvenlik Konseyi'nin (BMGK) 2570 ve 2571 sayılı kararlarına uygun olarak derhal uygulanmaya başladığını vurguladı.
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Farhan, Libya Başkanlık Konseyi Başkanı Menfi ile New York'ta yaptığı görüşmede, ülkesinin, Libya'da istikrarın sağlanmasını konusundaki arzusunu bildirdi. Farhan, Libyalı taraflar arasında siyasi bir anlaşmaya varılmasına yönelik tüm adımların başarıya ulaşmasını umduğunu da söyledi.
Menfi burada ayrıca Mısır Dışişleri Bakanı Samih Şukri ile de bir araya geldi. Menfi ve Şukri, Libya krizini ve konferansın hedeflerini ele aldılar.
Öte yandan Libya Dışişleri Bakanı Menguş, Bahreyn’in başkenti Manama'da, Bahreyn Kralı Hamad bin İsa Al Halife’ye Libya'daki son gelişmeler ve Libya’nın İstikrarını Destekleme Konferansı'nın düzenlenmesi için devam eden hazırlıklar hakkında bilgi verdikten sonra Bahreynli mevkidaşı Abdullatif ez-Zeyyani ile ülkedeki son siyasi gelişmeler hakkında görüştü.
Bahreyn Dışişleri Bakanı Zeyyani, mevkidaşı Menguş ile yaptığı görüşmenin sonuçlarına ilişkin bir değerlendirmede bulundu. Zeyyani, yaptığı açıklamada, Menguş’un açık, şeffaf ve kapsayıcı bir tutum sergilediğini ve görüşmelerinde iki kardeş ülkeyi birbirine bağlayan güçlü kardeşlik ilişkilerinin gidişatına değindiğini söyledi.
Bakan Zeyyani, Libya’daki durumla ilgili olarak ise, Libya'da istikrar, güvenlik ve barış, egemen kararın bağımsızlığı ve toprak bütünlüğü için Başkanlık Konseyi ve UBH tarafından gösterilen çabaların ülkesi tarafından ‘tam’ olarak desteğinin altını çizdi. Zeyyani, Başkanlık Konseyi ve UBH’nin yaklaşan seçime kadar Libya’nın iç işlerine karışılmasına ve istikrarının bozulmasına yönelik çabalara karşı mücadelesine de destek verdiklerini kaydetti.
Tüm bu hazırlıklar devam ederken, Libya’daki siyasi taraflar arasında yaklaşmakta olan cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçimleri için nihai bir yol haritası üzerinde halen uzlaşıya varılamadı. Taraflar, seçimlerin aynı anda mı yoksa ayrı ayrı mı yapılmalarını tartışıyorlar.
5+5 Ortak Askeri Komite, 23 Ekim 2020 tarihinde, Cenevre'de, acilen ateşkes ilan edilmesi, askeri birliklerin ve silahlı grupların tüm temas hatlarındaki mevzileri tahliye edilmeleri ve tüm paralı askerlerin ve yabancı savaşçıların Libya topraklarından çıkarılmasını içeren bir anlaşma imzalamıştı.
Bu yılın sonlarında yapılması planlanan seçimler, Muammer Kaddafi rejiminin 2011 yılında devrilmesinden bu yana ülkede yaşanan bölünme ve kaosun ardından Libya’da yeniden istikrarı sağlamaya yönelik uluslararası çabaların önemli bir parçasını teşkil ediyor. ABD’nin başını çektiği uluslararası taraflar, Cenevre'de düzenlenen Libya Siyasi Diyalog Forumu’na (LSDF) katılanlar tarafından üzerinde anlaşmaya varılan yol haritası çerçevesinde, Libya’da seçimlerin planlandığı gibi 24 Aralık'ta gerçekleşmesi için baskı yapıyorlar.



Hamas'ın silahları birkaç gün içinde arabulucuların masasında olacak

Filistinli bir çocuk, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Deyr el-Belah'ın kuzeyinde bulunan Nuseyrat kampında yıkılmış binaların yakınındaki bir tarladan çiçek topluyor (Arşiv-AFP)
Filistinli bir çocuk, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Deyr el-Belah'ın kuzeyinde bulunan Nuseyrat kampında yıkılmış binaların yakınındaki bir tarladan çiçek topluyor (Arşiv-AFP)
TT

Hamas'ın silahları birkaç gün içinde arabulucuların masasında olacak

Filistinli bir çocuk, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Deyr el-Belah'ın kuzeyinde bulunan Nuseyrat kampında yıkılmış binaların yakınındaki bir tarladan çiçek topluyor (Arşiv-AFP)
Filistinli bir çocuk, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Deyr el-Belah'ın kuzeyinde bulunan Nuseyrat kampında yıkılmış binaların yakınındaki bir tarladan çiçek topluyor (Arşiv-AFP)

Gazze'de Filistinli gruplar içindeki kaynaklar Şarku’l Avsat'a, Hamas ile silah meselesi konusunda "genel istişarelerin" devam ettiğini doğruladı. Bir kaynak, "özellikle Gazze Şeridi'ndeki hükümet operasyonlarının (Gazze İdari Komitesi'ne) devredilmesiyle birlikte, grupların silahları konusunda arabulucularla daha ciddi görüşmelerin önümüzdeki günlerde başlayacağını" ifade etti.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Hamas ve diğer grupların silahsızlandırılmasını ateşkesin ikinci aşamasının uygulanması için temel bir koşul olarak görürken, Filistin hareketi silahlarının akıbetini bu konuda "ulusal bir uzlaşmaya" bağlıyor.

Hamas'tan bir kaynak Şarku’l Avsat'a, silahların akıbeti konusunun "kamuoyu istişareleri" aşamasında olduğunu söyledi.

Kaynaklar, "kapsamlı ve kapsayıcı bir ulusal çerçeve" oluşturulmasının gerekliliğini vurguladı. Ayrıca, "Filistinli gruplarla bazı istişarelerin yapıldığını ve bu konuyu ele alacak ciddi görüşmeler sırasında arabuluculara sunulmak üzere bir önerinin hazırlandığını" vurguladılar.


Halep, savaşın tozunu üzerinden atarak iddialı projelerle eski canlılığına kavuşuyor

Restorasyon ve işletmeye açılmasının ardından çarşılardan biri (Şarku'l Avsat)
Restorasyon ve işletmeye açılmasının ardından çarşılardan biri (Şarku'l Avsat)
TT

Halep, savaşın tozunu üzerinden atarak iddialı projelerle eski canlılığına kavuşuyor

Restorasyon ve işletmeye açılmasının ardından çarşılardan biri (Şarku'l Avsat)
Restorasyon ve işletmeye açılmasının ardından çarşılardan biri (Şarku'l Avsat)

Suriye'nin Halep şehri, savaş ve depremin tozunu üzerinden atıyor ve özellikle iddialı projelerle tarihi çarşısında yavaş yavaş eski canlılığını ve ruhunu yeniden kazanıyor.

UNESCO tarafından koruma altına alınan bu tarihi çarşı, Bab Antakya'dan Halep Kalesi civarına kadar uzanan onlarca çarşıyı içerir. Memlük, Zengi ve Osmanlı dönemlerine ait hamamlar ve kervansaraylara ev sahipliği yapar; her bir çarşının belirli bir zanaat veya emtia konusunda uzmanlaşmış olmasıyla öne çıkar.

Kültür Bakanlığı ve uluslararası ortaklar, 2018'den bu yana restorasyon projeleri başlattı; bu projeler arasında 40 çarşıdan 13'ünün yeniden açılması ve yüzlerce dükkanın sahiplerine iade edilmesi yer alıyor. Bu çalışmalarda orijinal taşlar ve yetenekli el işçiliği kullanılıyor.

Mimar Fatima Hulendi Şarku’l Avsat'a verdiği demeçte, Halep'in tarihi çarşısının estetiği ve benzersizliği hakkında coşku ve gururla konuşuyor ve "El-Sakatiyye 1" çarşısrının, Bab Antakya'dan Suk el-Zerb'e uzanan düz bir hat üzerinde yer alması nedeniyle Halep'teki eski çarşılar için hayati bir damar olduğunu belirtiyor.


İran ile ABD arasında tırmanan gerilimde Irak nerede duruyor?

Bağdat’ta Yeşil Bölge dışında, 28 Ocak Çarşamba akşamı Nuri el-Maliki destekçileri, ABD Başkanı Donald Trump’ın açıklamalarını protesto etti (AFP)
Bağdat’ta Yeşil Bölge dışında, 28 Ocak Çarşamba akşamı Nuri el-Maliki destekçileri, ABD Başkanı Donald Trump’ın açıklamalarını protesto etti (AFP)
TT

İran ile ABD arasında tırmanan gerilimde Irak nerede duruyor?

Bağdat’ta Yeşil Bölge dışında, 28 Ocak Çarşamba akşamı Nuri el-Maliki destekçileri, ABD Başkanı Donald Trump’ın açıklamalarını protesto etti (AFP)
Bağdat’ta Yeşil Bölge dışında, 28 Ocak Çarşamba akşamı Nuri el-Maliki destekçileri, ABD Başkanı Donald Trump’ın açıklamalarını protesto etti (AFP)

Irak sahnesinde derin bir siyasi kriz, ülkenin iç işlerine yönelik açık bir ABD müdahalesi ve komşu İran’da olası bir savaş riski bulunuyor. Bu tablo karşısında, Irak’ın geçmişte yaşadığı ve ancak kısmen toparlanabildiği yeni bir istikrarsızlık sürecine yeniden sürüklenip sürüklenmeyeceği sorusu gündeme geliyor.

Yıllar boyunca ülkeyi yıkım ve kaosa sürükleyen çatışmaların ardından Irak son dönemde görece bir istikrar yaşamaya başladı. Ancak siyasi alandaki derin görüş ayrılıkları ve İran ile ABD arasındaki ilişkilerde denge kurmanın zorluğu, bu kırılgan istikrarı tehdit etmeyi sürdürüyor.

Bağdat’ta hükümet kurma süreci, çoğu zaman Tahran ve Washington’un çıkarları ile siyasi nüfuzundan etkilenen karmaşık bir süreç olarak öne çıkıyor. ABD Başkanı Donald Trump, bu hafta yaptığı açıklamada, eski Başbakan Nuri el-Maliki’nin yeniden iktidara gelmesi hâlinde Washington’un Bağdat’a yönelik tüm desteğini keseceğini dile getirdi. ABD yönetiminden bazı temsilcilerin de kulislerde Iraklı siyasetçiler üzerinde aynı yönde baskı kurduğu belirtiliyor.

erregt
ABD Başkanı Donald Trump (AP)

Siyaset analisti İhsan eş-Şemmeri’ye göre“Başkan Trump’ın yönetimi İran ile Irak arasında bir ayrım yapmıyor; iki ülkeyi tek bir dosya olarak ele alıyor ve aralarında net bir çizgi çekmiyor.”

Kasım ayında yapılan parlamento seçimlerinin ardından yaşanan uzun siyasi çekişmeler sonrasında, Tahran’a yakın Şii partileri bünyesinde barındıran ve parlamentodaki en büyük blok konumundaki Koordinasyon Çerçevesi, cumartesi günü Nuri el-Maliki’yi yeni hükümetin başbakanlığına aday gösterdiğini duyurdu.

75 yaşındaki Maliki, 2006-2014 yılları arasında iki dönem başbakanlık yapmış; bu süreçte ABD askerlerinin Irak’tan çekilmesi, mezhep temelli şiddetin tırmanması ve DEAŞ’ın ülkenin geniş kesimlerini ele geçirmesi gibi kritik gelişmeler yaşanmıştı. İkinci döneminde Washington ile ilişkileri soğurken, İran ile bağları güçlenmişti.

Trump, salı günü Truth Social platformundan yaptığı paylaşımda Maliki’yi “son derece kötü bir seçenek” olarak nitelendirerek, “çılgın politikaları ve ideolojisi” nedeniyle seçilmesi hâlinde ABD’nin Irak’a gelecekte hiçbir yardım sağlamayacağını söyledi.

dwfrgty6
Nuri el-Maliki (Reuters)

AFP’nin Koordinasyon Çerçevesi’ne yakın bir kaynağa dayandırdığı habere göre Trump’ın açıklamalarının ardından ittifak içinde önümüzdeki döneme ilişkin yoğun görüşmeler yürütülüyor. Siyasi kaynaklar, ittifak içinde bir bölünme yaşandığını; bazı liderlerin Irak’ı Trump’ın tehditlerinden korumak için Maliki’ye geri çekilme çağrısı yaptığını, bazılarının ise ABD müdahalesini reddederek tutumlarını sürdürmekte ısrar ettiğini aktarıyor.

Maliki’ye yakın bir Iraklı yetkili ise, Maliki’nin ABD yönetimiyle “çatışma arayışında olmadığını”, ekibinin Washington ile “uzlaşı yolları bulmaya çalıştığını” söyledi. Yetkili, “Durum zor ama imkânsız değil; bunun için zamana ihtiyaç var” dedi.

ABD’nin nüfuzu

ABD, Irak üzerinde önemli bir nüfuza sahip. Özellikle Irak’ın petrol ihracatından elde edilen gelirlerin, 2003’te Saddam Hüseyin rejimini deviren ABD işgalinin ardından yapılan bir düzenleme uyarınca New York’taki ABD Merkez Bankası’nda tutulması bu etkinin başlıca unsurlarından biri olarak öne çıkıyor.

Son yıllarda birçok ABD’li şirket Irak’ta büyük ölçekli yatırımlara imza atarken, Washington ile iyi ilişkilere sahip olan Başbakan Muhammed Şiya es-Sudani hükümeti de özellikle ülke gelirlerinin yaklaşık yüzde 90’ını sağlayan petrol sektöründe yeni yatırımlar çağrısı yapıyor.

fgt
Muhammed Şiya es-Sudani (DPA)

Koordinasyon Çerçevesi’ne yakın kaynak, Maliki’nin yeniden başbakan olması hâlinde Trump’ın Irak’a yönelik yaptırımlar uygulamasından ciddi endişe duyulduğunu belirtti. Ekonomik büyümede zorluklar yaşayan Irak için, daha önce İran’a yaptırımları delmeye yardımcı olmakla suçlanan Iraklı kuruluşlara yaptırım uygulayan ABD’nin yeni cezai adımlar atması büyük bir risk olarak görülüyor.

Şemmeri, Irak’ın bir sonraki hükümette “İran merkezli bir çizgide ilerlemesi” durumunda ülkenin “büyük bir kırılma noktasına” sürükleneceğini, bunun da Trump’ın uyguladığı “azami baskı politikası” kapsamında ekonomik ve mali alanları kapsayan bir izolasyona yol açabileceğini ifade ediyor.

İran’da savaş ihtimali

Irak için komşu İran’ı denklemin dışında tutmak zor görünüyor. Özellikle Tahran’ın, son yirmi yılda bölgesel nüfuzunu genişletmede kilit rol oynayan Irak’taki kazanımlarını koruma çabası ve Gazze savaşı sonrası bölgedeki müttefiklerinin ağır kayıplar vermesi bu durumu daha da karmaşık hâle getiriyor.

Tahran, yıllardır Irak’ta; başbakanların belirlenmesinde etkili olan Şii partiler veya direniş ekseninin bir parçası olan ve ABD ile İsrail karşıtı silahlı gruplar aracılığıyla belirleyici bir etkiye sahip. Bu gruplar, İran’ı savunmak için müdahalede bulunacaklarını sık sık dile getirmiş olsa da, örneğin haziran ayında 12 gün süren İsrail-İran çatışmasında fiilen devreye girmediler.

Trump’ın İran’a yönelik askeri müdahale tehdidini yinelemesi ve Tahran’ın “ezici bir karşılık” sözü vermesi üzerine, bu hafta Irak’taki iki önde gelen silahlı grup olan “Hizbullah Tugayları” ve “Nüceba Hareketi”, İran’a destek amacıyla “kapsamlı savaşa” hazır olduklarını açıkladı ve “düşmanlara” karşı “intihar operasyonları” için gönüllü başvuru merkezleri kurduklarını duyurdu.

Şemmeri, ABD’nin İran’a yönelik olası bir savaşının Irak’ı “bir savaş alanına, bir misilleme platformuna ya da askeri baskı sahasına” dönüştürebileceği uyarısında bulunuyor. Washington’un “İran rejimini devirmek, dini lider Ali Hamaney’i hedef almak ve askeri saldırı düzenlemek” yönündeki tehditlerinin Irak iç siyasetinde her düzeyde güçlü yankılar uyandıracağını belirtiyor.

Şemmeri’ye göre İran’da rejimin çökmesi hâlinde Irak’taki müttefik güçler askeri ve siyasi düzeyde “varoluşsal bir mücadeleye” girmek zorunda kalacak. Bu durumun ise Irak’ta siyasi sistemin yeniden şekillendiği yeni bir senaryonun önünü açabileceği ifade ediliyor.