Cezayir’in hava sahasını Fransa'ya kapatmasının Sahel bölgesine etkisi

Yapılan değerlendirmeler Cezayir’in hava sahasını kapatmasının, Fransa’yı askeri müdahalelerin lojistik ve uçuş maliyetlerinde bir artışla karşı karşıya bırakabileceği yönünde.

Fransa Genelkurmay Başkanlığı Sözcüsü, Cezayir’in hava sahasını kapatma adımının, Sahel Bölgesi’ndeki askeri operasyonları etkilemeyeceğini söyledi (AFP)
Fransa Genelkurmay Başkanlığı Sözcüsü, Cezayir’in hava sahasını kapatma adımının, Sahel Bölgesi’ndeki askeri operasyonları etkilemeyeceğini söyledi (AFP)
TT

Cezayir’in hava sahasını Fransa'ya kapatmasının Sahel bölgesine etkisi

Fransa Genelkurmay Başkanlığı Sözcüsü, Cezayir’in hava sahasını kapatma adımının, Sahel Bölgesi’ndeki askeri operasyonları etkilemeyeceğini söyledi (AFP)
Fransa Genelkurmay Başkanlığı Sözcüsü, Cezayir’in hava sahasını kapatma adımının, Sahel Bölgesi’ndeki askeri operasyonları etkilemeyeceğini söyledi (AFP)

Ali Yahi
Cezayir'in Fransız askeri uçaklarının Mali ve Nijer'e gitmek için kullandığı hava sahasını kapatmasının ardından tüm gözler Sahel ülkelerine çevrildi. Zira bölgenin terör eylemlerinin artmasına yol açacak şekilde, birçok bölgesel ve uluslararası güç arasında bir ‘çatışma’ arenasına dönüşmesi an meselesi.

Zor bir durum
Cezayir, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un Sahel bölgesindeki Fransız askerleri geri çekmeye yönelik kararından geri adım attığı ve Sahel bölgesi ülkelerinde güvenlik tehditlerinin yapısı karşısında Fransa’nın da askeri müdahalesinde taktik değişikliklere gittiğini duyurduğu bir dönemde Fransız askeri uçaklarının hava sahasını kullanmasını yasakladı. Bu karar, Fransa’yı Sahel bölgesindeki askeri varlığının ‘gerekçesini’ bölgeyi kaosa sürükleyebilecek terörizmle mücadele etme ve güvenlik ve istikrarı sağlama görevini boşa çıkarabilecek olan yabancı askeri varlığın kartlarını yeniden karacak şekilde bir yol ayrımıyla karşı karşıya bıraktı.
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre Fransa, Ocak 2013’te Mali'ye askeri müdahalede bulunmuş, Cezayir hava sahasını da savaş uçaklarının geçiş güzergahı olarak kullanmaya başlamıştı. Aradan sekiz yılı aşkın bir süre geçti. Fransa, Sahel ve Sahra bölgelerinde zor bir durumda karşı karşıya. Fransa, bir yandan Çad ve Mali gibi bölge ülkelerindeki değişiklikler, diğer yandan Rusya, Çin ve Türkiye gibi bazı uluslararası güçlerin bölgedeki rekabeti ile oluşan son derece karmaşık siyasi ve güvenlik durumları çerçevesinde, terör örgütleriyle mücadele edememenin zorluklarını yaşıyor.
Tüm bunlarla birlikte Sahel-Sahra ülkeleri ile yakından ilgili en önemli iki ülke olan Cezayir ve Fransa arasındaki durum daha da kötüleşebilir. Bölge ülkeleri başta Libya’da, paralı askerlerin ve yabancı savaşçıların ülkeden çıkmasına yönelik bir anlaşmaya varılması durumunda, yaklaşık 30 bin savaşçının bölgeye yayılması olasılığı nedeniyle güvenliklerini ve istikrarlarını tehdit eden zorlu krizlerle karşı karşıyalar. Tüm bunlara Sahel bölgesinin önemli bir koridor olduğu, ulus ötesi organize suç faaliyetleri de ekleniyor.

Büyük güçlerin çatışma arenası
Afrika uzmanı ve Uluslararası İlişkiler Profesörü Mebruk Kahi, konuyla ilgili Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede Sahel bölgesinin uzun yıllar Fransa’nın tekelinde kaldıktan sonra Ortadoğu gibi büyük güçlerin mücadelesi ve nüfuz merkezleri kazanma rekabeti için çatıştıkları bir arena haline geldiğini düşündüğünü söyledi. Rusya’nın bölgeye Wagner paralı asker şirketi aracılığıyla girişinin önünü açacak olan güçlü bir nüfuzu olduğuna dikkati çeken Prof. Kahi, Mali ve Çad'ın halen geçiş süreçlerinde bulunmaları, Nijer'in zorlu bir iktidar geçişine tanık olması, Moritanya'da ise durgunluğun yaşanması nedeniyle Sahel bölgesindeki istikrarsızlığın devam etmesinin Fransa’nın başarısızlığı olduğunu vurguladı.
Prof. Kahi, Fransa Cumhurbaşkanı Macron'un önce Fransız güçlerinin Sahel bölgesinden çekildiğini ve yeni bir güç oluşturduğunu, ardından geri adım atarak, bunun bir yeniden konuşlandırma olduğunu, ancak daha sonra Bamako’yu Wagner şirketi ile sözleşme yapılması durumunda tekrar geri çekilmekle tehdit ettiği açıklamalarına ilişkin de değerlendirmelerde bulundu. Bunun, Fransa'nın kararı konusunda kafa karışıklığı yaşadığının bir delili olduğunu söyledi. Macron, Bamako’yu kararından geri adım atmaya ikna etmek için Fransa Savunma Bakanı’nı Mali’ye göndermişti. Prof. Kahi’ye göre Fransa’nın Cezayir'le arasının bozulması ise ona Fransız savaş uçaklarının Sahel bölgesine geçiş güzergahının kapatılmasına mal oldu.
Fransa'nın Sahel bölgesindeki durumu düzeltmek için zamanla yarıştığını belirten Prof. Kahi, Cezayir'in kararının Fransa'ya çok pahalıya mal olacağının da altını çizdi. Prof. Kahi, gelecekte iki ülke arasında özellikle güvenlik alanında iş birliği olmayacağını, Cezayir'in Sahel bölgesindeki Fransız güçlerine yakıt ve gazyağı tedarik etmeyi bıraktığını ve bölgedeki hiçbir ülkenin de bu ihtiyaçları karşılayamadıklarını söyledi. Prof. Kahi, bölgenin geleceğiyle ilgili olarak da meselenin, elitlerin oyunun iplerini ne ölçüde ellerinde tutukları ve bu ipleri kendi lehlerine oynattıklarıyla ilgili olduğunu vurguladı.
Mali’nin Rusya'yı güvenilir bir ortak olarak nitelendirerek ondan rekor denecek kadar kısa bir süre içinde dört adet taarruz helikopteri aldığına dikkati çeken Prof. Kahi, müttefiki Rusya’nın Mali'ye, güvenliğini kontrol etmesine ve sınırlarını izlemesine yardımcı olacak güçlü silahlar temin edeceğini söyledi. Aynı şeyin Fransız tarafıyla mümkün olmadığına işaret eden Prof. Kahi, Cezayir'in Mali'nin güçlenmesi ve sınırlarını kontrolü altına almasından çıkarı olduğunu, bunu da ancak Rusya ile başarabileceğini kaydetti. Prof. Kahi’ye göre bunun nedeni ise Wagner. Kahi durumu, Wagner’in paralı askerleri, devrilmesi güç olan Bamako'daki siyasi otoriteyi korurken Malili güçlerin, terörist gruplarla mücadeleye daha fazla yönelebilmeleri olarak açıkladı. Sahel bölgesindeki durumun istikrara, güçlü yönetimlerin oluşmasına ve ardından yerel kalkınma süreçlerinin başlamasına doğru ilerleme kaydetmesini beklediğini belirten Prof. Kahi, Cezayir'in bölgedeki mayınların temizlenmesi için Fransa dışında Rusya, ABD ve Çin ile koordineli olarak çalıştığını da sözlerine ekledi.

Ölümler ve konuşlanma
Sahel bölgesi, Fransız güçleri, Mağrip el-Kaidesi, Büyük Sahra'daki DEAŞ, Batı Afrika'daki DEAŞ ve Boko Haram arasında doğrudan çatışmalar için açık bir alana dönüştü. Uluslararası Kızılhaç Komitesi’ne (ICRC) göre bu durum, kurbanların sayısında artışa ve bir milyondan fazla insanın başka bölgelere göç etmesine neden oldu.
Silahlı Çatışma Konum ve Etkinlik Veri Projesi (ACLED) verilerine göre 2020 yılının ilk yarısında, 4 bin 660'tan fazla kişi bu çatışmalarda yaşamını yitirdi. Bölge ülkelerindeki terör saldırılarının sayısı da son yıllarda önemli ölçüde arttı. Verilere göre 2016 yılında 90 olan terör saldırılarının sayısı 2017 yılında 194'e yükseldi. 2018 yılında ise bu sayı ikiye katlanarak 465 olurken 2019 yılında terör saldırılarında ölenlerin sayısı 4 bine ulaştı.
Veriler, Sahel ülkelerinde durumun terörizm nedeniyle yönetimleri yanı sıra vatandaşların da tehdit altında olduğuna işaret ediyor. Olaylar, uluslararası güçlerin de konum kazanmak için aktif bir şekilde hareket ettiklerini teyit ediyor. Peki, Fransızların geri çekilmesi veya asker sayısının azaltılması neye yol açar?

Sonuçlar
Fransa’nın Sahel bölgesindeki durgunluğunun farklı düzeylerde bir takım yansımaları oldu. Bunlardan en önemlisi Paris'in uluslararası arenadaki nüfuzunu artıran bir sahayı kaybetmesiydi. Şimdi bazı uluslararası ve bölgesel güçler, stratejik boşluğu doldurmak, bölge ülkelerinin kaynakları ve servetleri üzerinde daha fazla nüfuz, hakimiyet ve kontrol sağlamak için bölgeye yönelecektir.
Fransa’nın adımı, Sahel ülkeleri, komşuları ve Avrupa'ya yönelik güvenlik tehditlerini de artıracaktır. Özellikle terör örgütlerinin bölgede yayılmasına ve geniş bölgeleri kontrol etmesine karşı yapılacak terör operasyonları, yasa dışı göç dalgalarını da tetikleyecektir.
Askeri müdahalelerin maliyeti artacak
Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Profesörü Abdulvahhab Hafiyan, Cezayir’in Fransa’ya hava sahasını kapatmasının, Fransa için özellikle Sahel ülkelerindeki askeri müdahalelerin lojistik ve uçuş maliyetlerini artırmanın yanı sıra bölgedeki kritik müdahaleleri ve özellikle Çad'daki üslere yapılan tedarikleri yavaşlatacağını belirtti. Maliyetlerdeki artışın, Fransız kamuoyunda Sahel bölgesindeki askeri müdahalelerin etkinliği hakkında soru işaretlerinin belirmesine neden olduğunu vurgulayan Prof. Hafiyan, bunun da Wagner aracılığıyla Rusya'nın bölgede var olmasının yolunu açtığını söyledi.

Kararın sınırlılığı
Fransa Genelkurmay Başkanlığı Sözcüsü Albay Pascal Ianni yaptığı açıklamada, Cezayir’in hava sahasını kapatma kararının Mali'deki radikal gruplara karşı verilen mücadelede Paris’in askeri desteğinin akışı üzerinde sınırlı bir etkisi olduğunu kabul etti. Albay Ianni, bu yüzden Fransız askeri uçaklarının uçuş planlarını yeniden düzenlemek zorunda kalacaklarını söyledi. Ancak Ianni bu durumu, Fransa'nın Sahel bölgesinde yürüttüğü ‘istihbarat operasyonlarını veya misyonlarını etkilemeyeceğini’ vurguladı. Albay Ianni ayrıca genellikle insansız hava araçlarıyla (İHA) gerçekleştirilen Sahel bölgesindeki Fransız keşif uçuşları için İHA’ların Nijer'in başkenti Niamey'deki hava üssünün kullanıldığını ve Cezayir hava sahasını kullanmadıkları için bundan etkilenmeyeceklerini kaydetti.



İsrail, Washington ve Paris’e Lübnan ordusunu desteklemeye itirazı olmadığını bildirdi

İki İsrail askeri bir insansız hava aracı fırlatıyor. (Arşiv – İsrail ordusu)
İki İsrail askeri bir insansız hava aracı fırlatıyor. (Arşiv – İsrail ordusu)
TT

İsrail, Washington ve Paris’e Lübnan ordusunu desteklemeye itirazı olmadığını bildirdi

İki İsrail askeri bir insansız hava aracı fırlatıyor. (Arşiv – İsrail ordusu)
İki İsrail askeri bir insansız hava aracı fırlatıyor. (Arşiv – İsrail ordusu)

İsrail ordusunun, Kasım 2024’te imzalanan ateşkes anlaşmasına rağmen Lübnan’a yönelik hava saldırılarını sürdürdüğü bir dönemde, ateşkesin uygulanmasını denetlemekle görevli Mekanizma Komitesi’nin rolü tartışma konusu oldu. Söz konusu gelişmeler, Paris’in 5 Mart’ta Lübnan ordusuna destek amacıyla bir konferansa ev sahipliği yapmaya hazırlandığı süreçte yaşanıyor.

Tel Aviv’deki askeri kaynaklara göre, Lübnan ordusunun ülkenin güneyindeki faaliyetlerine ilişkin genel olarak olumlu bir değerlendirme bulunuyor. Ancak aynı kaynaklar, ordunun Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin 1701 sayılı kararını tek başına uygulayamayacağı görüşünü de dile getiriyor. Bu çerçevede, ordunun hem kapasite eksikliği yaşadığı hem de siyasi çekişmelerin ortasında hareket etmek zorunda kaldığı, ayrıca bünyesinde Hizbullah’a sempati duyan unsurlar bulunduğu ve bu nedenle örgüte karşı yeterince kararlı davranmadığı iddia ediliyor.

Buna karşın İsrail hükümetinin, Lübnan ordusunun mali, lojistik ve askerî açıdan güçlendirilmesine yönelik Amerikan ve Avrupa girişimlerini desteklediği belirtiliyor. Konuya vakıf bir siyasi yetkili, Binyamin Netanyahu hükümetinin Washington ve Paris’e, Fransa’nın başkentinde yakında düzenlenecek olan Lübnan ordusuna destek konferansını desteklediğini bildirdiğini aktardı.

Mekanizma Komitesi ve güvenlik gelişmeleri

Bu gelişmeler, ABD’nin öncülük ettiği ve Fransa ile Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Görev Gücü’nün (UNIFIL) de yer aldığı Mekanizma Komitesi’nin son toplantısından iki gün sonra yaşandı. Komite, tarafların ateşkese ve buna eşlik eden düzenlemelere bağlı kalmasını sağlamakla görevli bulunuyor.

Aralık 2025’te Lübnan, komitede askeri temsilcilerin yanı sıra sivil Lübnanlı üyelerin de yer almasını kabul ederek İsrail ile müzakerelere katılımın önünü açtı. Başbakan Nevvaf Selam da komitenin, Hizbullah’ın Güney Lübnan’daki silahsızlandırma sürecini denetlemesine açık olduklarını ifade etti. 3 Aralık 2025’te Lübnan ile İsrail arasında doğrudan bir toplantı gerçekleştirildi. Görüşmeye, Lübnan’ın Washington eski Büyükelçisi Simon Karam, İsrail Ulusal Güvenlik Konseyi Dış Politika Direktörü Yuri Resnik ve ABD’li temsilci Morgan Ortagus katıldı.

Tel Aviv’deki kaynaklara göre, toplantıda ele alınan en önemli başlıklardan biri sınır bölgesinde ekonomik iş birliği oldu. Ancak bu hedeflerin, İsrail’in günlük bombardımanlarıyla nasıl bağdaştırılacağı sorusu gündemdeki yerini koruyor. Hizbullah’ın ise bir yıl üç aydır İsrail saldırılarına yanıt vermekten özellikle kaçındığı, böylece savaşın yeniden başlamasına gerekçe sunmamayı amaçladığı belirtiliyor. Buna karşılık İsrail tarafı, örgütün olası bir İran savaşı durumunda kullanmak üzere askeri kapasitesini güçlendirmeye çalıştığını öne sürerek saldırılarını sürdürmekte kararlı görünüyor.

 İsrail Hava Kuvvetleri, Mavi Bayrak tatbikatları sırasında (Arşiv – İsrail ordusu)İsrail Hava Kuvvetleri, Mavi Bayrak tatbikatları sırasında (Arşiv – İsrail ordusu)

Saldırıların sürmesiyle birlikte, operasyonların sahadaki Hizbullah mensuplarını ve saha komutanlarını fiilen hedef aldığı görülüyor. Nitekim örgüt, hayatını kaybeden isimler için taziye ilanları ve cenaze törenlerine katılım çağrıları yayımlayarak İsrail’in iddialarını dolaylı biçimde doğruluyor. Öte yandan, ABD’nin de bu saldırılara onay verdiği değerlendiriliyor. Washington’dan ne kamuoyu önünde ne de diplomatik kanallarda ciddi bir itiraz gelmiş değil.

Hizbullah’ın atılımları

Anlaşmaya göre, ateşkes ihlali teşkil eden her durumun izleme komitesi tarafından ele alınması gerekiyor. İsrail ise söz konusu saldırıların ihlal olmadığını, Lübnan ordusunun yapması gereken müdahaleleri yerine getirmemesi üzerine bu adımları kendisinin attığını savunuyor. Buna karşılık Lübnan, her bombardımanı anlaşmanın ihlali olarak değerlendirerek şikâyette bulunuyor. Ateşkesin ilk döneminde ABD’nin, yapılan şikâyetleri görüşmek üzere komiteyi toplantıya çağırdığı belirtiliyor. Ancak bugün komitenin daha seyrek toplandığı ve başvuruların yalnızca bir kısmının gündeme alındığı ifade ediliyor. Washington’un İsrail ile görüş ayrılığı yaşadığı durumlarda dahi, bunun çoğu zaman kınama ya da yaptırım içermeyen kısa notlarla geçiştirildiği kaydediliyor.

İsrail basınına yansıyan bilgilere göre ise ülkenin güvenlik birimleri, Hizbullah’a yönelik istihbarat sızmalarını sürdürerek örgüt mensuplarına ulaşmayı ve suikastlar düzenlemeyi başarıyor. Bu stratejiyle Hizbullah üzerindeki baskının artırılması, örgütün ateşkese bağlı kalmaya devam etmesi ve askeri kapasitesini yeniden inşa edememesi hedefleniyor. Beyrut’ta Güney Lübnan’ın Hizbullah’a ait mevzilerden, üslerden ve silahlardan arındırılması tartışılırken, İsrail tarafı örgütün askeri faaliyetlerinin Bekaa Vadisi’nde, Litani Nehri’nin kuzeyinde ve Suriye sınırı boyunca da tasfiye edilmesi gerektiğini savunuyor.


İran füzelerinin Suveyda’ya düşmesi sonucu beş kişi öldü, çok sayıda kişi yaralandı

Kuneytra kırsalındaki el-Hiran köyünde İran’a ait bir füzenin kalıntıları (SANA)
Kuneytra kırsalındaki el-Hiran köyünde İran’a ait bir füzenin kalıntıları (SANA)
TT

İran füzelerinin Suveyda’ya düşmesi sonucu beş kişi öldü, çok sayıda kişi yaralandı

Kuneytra kırsalındaki el-Hiran köyünde İran’a ait bir füzenin kalıntıları (SANA)
Kuneytra kırsalındaki el-Hiran köyünde İran’a ait bir füzenin kalıntıları (SANA)

Suriye’nin Suveyda vilayetinde, İsrail tarafından engellenen bir İran füzesinin sanayi bölgesindeki bir binaya düşmesi sonucu 5 kişi hayatını kaybetti, çok sayıda kişi de yaralandı. Daha önce bir başka İran füzesinin Kuneytra vilayetinde tarım arazisine düştüğü, olayda can kaybı yaşanmadığı bildirildi.

Suriye Acil Durum ve Afet Yönetimi Bakanlığı, vatandaşları azami dikkat göstermeye çağırdı. Öte yandan Sivil Havacılık ve Hava Taşımacılığı Genel Kurumu, Suriye hava sahasındaki güney hava koridorlarının uçuş trafiğine geçici olarak kapatıldığını açıkladı.

Suveyda vilayetindeki sağlık kaynakları, kentin kuzeyindeki sanayi bölgesinde bir füzenin patlaması sonucu 5 kişinin hayatını kaybettiğini ve cenazelerin Suveyda Devlet Hastanesi’ne ulaştırıldığını bildirdi. Şarku’l Avsat’ın yerel basından aktardığına göre olayda 3 kişi de yaralandı. Aynı kaynaklar, Suveyda’nın doğusundaki Radime köyünün doğusunda bir başka füzenin daha düştüğünü duyurdu.

Suriye devlet televizyonu el-İhbariyye ise İsrail işgal güçlerinin Kuneytra kırsalındaki Hiran köyüne düşen bir İran füzesini etkisiz hale getirdiğini, olayda can kaybı yaşanmadığını bildirdi. Ayrıca Dera’nın kuzeyindeki İnhel’e düşen bir füzenin de herhangi bir can kaybına yol açmadığı belirtildi.

Gelişmelerin hız kazanması üzerine Suriye Sivil Savunma Müdürlüğü bugün acil uyarı yayımlayarak, devam eden bölgesel ve uluslararası askeri gerilimler nedeniyle vatandaşları genel güvenlik talimatlarına tam olarak uymaya çağırdı.

Resmi hesaplardan yapılan açıklamada, patlama sesleri duyulduğunda binaların içine girilmesi, pencerelerden ve açık alanlardan uzak durulması, düşen yabancı cisimlere kesinlikle yaklaşılmaması ve bunların derhal yetkililere bildirilmesi istendi. Ayrıca, enkazın düştüğü alanlarda toplanılmaması ve olay yerlerine gidilmemesi çağrısı yapılarak acil müdahale ekiplerinin çalışmalarının kolaylaştırılması gerektiği vurgulandı. Savaş kaynaklı cisimlerin düşmesi sonucu çıkabilecek yangınların da derhal ilgili birimlere bildirilmesi istendi.

Kuneytra bölgesine düşen İran füzesinin enkazı (SANA)Kuneytra bölgesine düşen İran füzesinin enkazı (SANA)

Suriye Sivil Havacılık ve Hava Taşımacılığı Genel Kurumu bugün yaptığı açıklamada, ülke hava sahasındaki güney hava koridorlarının 12 saat süreyle uçuş trafiğine geçici olarak kapatıldığını duyurdu.

Kurum, resmi hesaplarından yayımladığı açıklamada söz konusu kararın ‘en yüksek hava güvenliği standartlarını sağlama’ amacıyla alındığını belirtti. Kapatma süresince hava trafiğinin onaylı alternatif güzergâhlar üzerinden yönetileceği, böylece uçuş akışının ve operasyonel faaliyetlerin, yürürlükteki hava trafik yönetimi sistemleri çerçevesinde kesintisiz sürdürüleceği ifade edildi.

Açıklamada ayrıca, gelişmelerin 24 saat esasına göre takip edildiği ve yeni durumlara ilişkin bilgilendirmenin zamanında yapılacağı kaydedildi. Kurum, sivil havacılığın güvenliği ile hava trafiğinin uluslararası düzenleme ve anlaşmalar doğrultusunda sürekliliğini sağlama konusundaki taahhüdünü yineledi.


Babil'de Ketaib Hizbullah'a ait bir yere düzenlenen saldırılarda iki kişi öldü

 Bağdat'ta bir gözetleme kulesinde duran güvenlik görevlisi (DPA)
Bağdat'ta bir gözetleme kulesinde duran güvenlik görevlisi (DPA)
TT

Babil'de Ketaib Hizbullah'a ait bir yere düzenlenen saldırılarda iki kişi öldü

 Bağdat'ta bir gözetleme kulesinde duran güvenlik görevlisi (DPA)
Bağdat'ta bir gözetleme kulesinde duran güvenlik görevlisi (DPA)

Babil vilayetinin kuzeyindeki Curf el-Nasr bölgesi, bugün Bağdat'ın güneyinde bulunan Ketaib Hizbullah'a ait bir yeri hedef alan çeşitli hava saldırılarına maruz kaldı. Şarku’l Avsat’a konuşan bir güvenlik kaynaklarına göre saldırılar sonucunda 2 kişi hayatını kaybetti, 3 kişi de yaralandı.

Kaynaklar, hedef alınan bölgede insansız hava araçları (İHA) ve füzeler için depolar bulunduğunu belirterek, kayıpların ve hasarın boyutunu doğru bir şekilde belirlemek için soruşturmaların devam ettiğini ve ilave ayrıntıların daha sonra açıklanacağını kaydetti.