Irak Başbakanı Kazimi: Seçim güvenliği sürecini şahsen ben denetleyeceğim

Irak Başbakanı Mustafa el-Kazimi (Reuters)
Irak Başbakanı Mustafa el-Kazimi (Reuters)
TT

Irak Başbakanı Kazimi: Seçim güvenliği sürecini şahsen ben denetleyeceğim

Irak Başbakanı Mustafa el-Kazimi (Reuters)
Irak Başbakanı Mustafa el-Kazimi (Reuters)

Irak Başbakanı Mustafa el-Kazimi dün (Cuma) akşam yaptığı açıklamada, Irak’ın ‘kimsenin kendi arazisi veya bahçesi’ olmadığını söyledi. Başbakan televizyonda yayınlanan konuşmasında, “Genel seçimlerin başlamasına saatler kaldı. Pazar günü seçim güvenliği sürecini şahsen ben denetleyeceğim” ifadelerini kullandı.
Alman haber ajansı DPA’nın aktardığına göre, Irak Başbakanı Kazimi “İstenen siyasi değişimin özünü oluşturan erken seçimlere birkaç adım kaldı. Kendimi ve hükümet ekibimi erken seçimlere karşı olan taraf olmaktan uzak tuttum” dedi.
Kazimi sözlerini şu ifadelerle sürdürdü:
“Hükümeti kurma görevini aldığımızda, ekonomik göstergeler büyük bir açık olduğunu gösteriyordu. Bir yıl boyunca yapılan ekonomik reformların ardından, devlet rezervine 12 milyar dolar ekledik. Doğalgaz projeleri ve Faw limanını inşa ettik, elektrik enerjisi üretim kapasitesini artırdık, komşu ülkelerle bu alanda ortak projeler yaptık ve yolsuzlukla mücadele ettik.”

Ekim gösterilerinin (1 Ekim 2019’a atıf) yerinde bir protestoyu ve gerçek bir reform arzusunu temsil ettiğini vurgulayan Başbakan, güvenlik güçlerine her türlü desteği verdiklerini ve tüm koşullara rağmen halkın 2003’ten bu yana ilk kez daha güvenli bir seçim süreci yaşayacağını belirtti.
Kazimi “Yaklaşan seçimlere geniş bir katılım olmasını umuyoruz. Parlamento seçimlerinde kapsamlı bir reformun yapılması ve en uygun olanın seçilmesi için kaçırılmaması gereken tarihi bir fırsatla karşı karşıyayız. Yolsuzluğa son vermek ve geleceği inşa etmekten birkaç adım ötedeyiz. Gerekli geçiş için oylarınızı boşa gitmesine izin vermeyin” dedi.  

Irak Başbakanı, parlamento seçimleri oylama sürecinin, halkın genel olarak seçimlere geniş katılımı, ulusal görevini yerine getirmesi ve reform yolunda başarılı bir ilk adım olduğunu vurguladı. Başbakan Twitter hesabından yaptığı paylaşımda “Güvenlik güçlerinde ve askeri kuvvetlerdeki kahramanlarımız, özel oylamada, bağlılık, düzen ve sorumlulukla oylarını kullanmayı tamamladılar” ifadelerini kullandı.
Bugün erken saatlerde, parlamento seçimleri için elektronik oylama sürecinin durdurulmasının ardından seçim merkezleri kapılarını kapattı. Parlamento seçimlerindeki özel oylama sürecine ordu, polis, güvenlik hizmetleri, sığınmacılar ve cezaevlerindeki mahkumlardan yaklaşık bir milyon 196 bin 453 kişi katıldı. 
Iraklıların geri kalanı ise, iki yıl önce gerçekleştirdikleri geniş çaplı halk ayaklanmasının sonucu olarak yarın (Pazar) parlamento seçimlerinde oy kullanmak için sandık başına gidecek. Eylemler, şiddetli baskı ve koronavirüs kısıtlamaları nedeniyle daha sonra azalmış olsa da zirveye ulaştığı dönemde on binlerce insan yolsuzluğu, ekonomik gerilemeyi ve kamu hizmetlerinin kötüleşmesini protesto etmek için sokaklara akın etmişti.



Tunuslu bir milletvekili, Cumhurbaşkanı Kays Said'i eleştirdiği gerekçesiyle sekiz ay hapis cezasına çarptırıldı

Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (Reuters)
Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (Reuters)
TT

Tunuslu bir milletvekili, Cumhurbaşkanı Kays Said'i eleştirdiği gerekçesiyle sekiz ay hapis cezasına çarptırıldı

Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (Reuters)
Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (Reuters)

Yerel medyaya göre Tunus'ta bir mahkeme dün Milletvekili Ahmed Seydani'yi, ülkenin son sel felaketinin ardından sosyal medyada Cumhurbaşkanı Kays Said'i eleştirdiği gerekçesiyle sekiz ay hapis cezasına çarptırdı.

Seydani, bu ayın başlarında, Tunus'un çeşitli bölgelerinde altyapıya zarar veren sellere neden olan olağanüstü yağışların ardından Saïd'in iki bakanla yaptığı görüşmeyle ilgili Facebook'ta yaptığı, "Cumhurbaşkanı, yetki alanını resmi olarak yollara ve su borularına genişletmeye karar verdi. Görünüşe göre yeni unvanı Sanitasyon ve Yağmur Suyu Drenajı Başkomutanı olacak” yorumu nedeniyle tutuklandı.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre Seydani'nin avukatı Husameddin Bin Atya ajansa yaptığı açıklamada, müvekkilinin Telekomünikasyon Kanunu'nun 86. maddesi uyarınca yargılandığını ve bu maddenin “Kamu iletişim ağları aracılığıyla kasıtlı olarak başkalarına zarar veren veya huzurunu bozan herkesi” bir ila iki yıl hapis ve 100 ila 1.000 dinar (yaklaşık 300 avro) para cezası öngördüğünü söyledi.

Tunus'ta geçen ay 70 yıldan fazla süredir görülen en şiddetli yağışların ardından en az beş kişi hayatını kaybetti, birçok kişi ise hala kayıp durumunda.


BM, Hızlı Destek Kuvvetlerini el Faşir'de soykırım yapmakla suçladı

Darfur bölgesinin en büyük şehri el Faşir'deki bir pazar yeri çatışmalarda alevler içinde kaldı (Arşiv- AFP)
Darfur bölgesinin en büyük şehri el Faşir'deki bir pazar yeri çatışmalarda alevler içinde kaldı (Arşiv- AFP)
TT

BM, Hızlı Destek Kuvvetlerini el Faşir'de soykırım yapmakla suçladı

Darfur bölgesinin en büyük şehri el Faşir'deki bir pazar yeri çatışmalarda alevler içinde kaldı (Arşiv- AFP)
Darfur bölgesinin en büyük şehri el Faşir'deki bir pazar yeri çatışmalarda alevler içinde kaldı (Arşiv- AFP)

Sudan'daki bağımsız uluslararası araştırma misyonu dün, geçen ekim ayında "Hızlı Destek Kuvvetleri"nin (HDK) eline geçmesinden bu yana birçok vahşete tanık olan Sudan'ın el Faşir kentinde "soykırım eylemlerinin" meydana gelmesini kınadı.

Birleşmiş Milletler misyonu, Sudan'ın batı Darfur bölgesindeki bu şehirde HDK'nin sistematik eylemlerinden çıkarılabilecek tek makul sonucun soykırım niyeti olduğu sonucuna varan bir rapor yayınladı.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre ABD Hazine Bakanlığı, el Faşir'deki suistimalleri nedeniyle üç HDK komutanına yaptırım uyguladı. Bakanlık, bu kişilerin HDK'nin şehri ele geçirmesinden önce 18 ay süren el Faşir kuşatmasında yer aldığını belirtti.


Hamas: Gazze ile ilgili her türlü düzenleme, ablukanın kaldırılmasıyla başlamalıdır

Filistinli bir aile, Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye'de çadırlarının önünde kahvaltı yapıyor (EPA)
Filistinli bir aile, Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye'de çadırlarının önünde kahvaltı yapıyor (EPA)
TT

Hamas: Gazze ile ilgili her türlü düzenleme, ablukanın kaldırılmasıyla başlamalıdır

Filistinli bir aile, Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye'de çadırlarının önünde kahvaltı yapıyor (EPA)
Filistinli bir aile, Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye'de çadırlarının önünde kahvaltı yapıyor (EPA)

Hamas, Gazze Şeridi ve Filistin halkının geleceğiyle ilgili her türlü siyasi sürecin veya düzenlemenin, düşmanlıkların tamamen sona ermesi, ablukanın kaldırılması ve başta özgürlük ve kendi kaderini tayin hakkı olmak üzere meşru ulusal hakların güvence altına alınmasıyla başlaması gerektiğini vurguladı.

Şarku'l Avsat'ın DPA'den aktardığına göre bu açıklama, hareketin dün Amerika Birleşik Devletleri'nde düzenlenen Gazze Şeridi "Barış Konseyi" oturumuna yanıt olarak yayınladığı basın bildirisinde yer aldı.

Hareket, işgalin suçlarına ve ateşkes anlaşmasının sürekli ihlallerine devam ettiği bir dönemde oturumun düzenlenmesinin, uluslararası toplumun ve katılımcı tarafların işgali saldırganlığını durdurmaya zorlamak için pratik adımlar atmasını gerektirdiğini vurguladı.

Hamas, geçiş noktalarının açılmasını ve insani yardımın kısıtlama olmaksızın girişini, ayrıca yeniden yapılanma sürecinin derhal başlatılmasını talep etti. Uluslararası tarafların ve arabulucuların, anlaşmaların uygulanmasını sağlamak ve insani ve siyasi hakların engellenmesini önlemek için sorumluluklarını yerine getirmeleri gerektiğinin altını çizdi.

Ayrıca, kalıcı bir ateşkesin sağlanması için ciddi çabalara ihtiyaç duyulduğunu belirterek, Gazze Şeridi'ni istikrara kavuşturmaya yönelik her türlü gerçek uluslararası çabanın, sorunun kök nedenini ele alması gerektiğini vurguladı: işgal, işgal politikalarının sona erdirilmesi ve Filistin halkının tam ve eksiksiz haklarına kavuşması.

ABD Başkanı Donald Trump, dün 40'tan fazla ülkeden temsilci ve 12 ülkeden gözlemcinin katılımıyla "Barış Konseyi"nin ilk toplantısını düzenledi. Toplantının odak noktası, savaşın harap ettiği Gazze Şeridi'nde yeniden yapılanma ve uluslararası bir istikrar gücünün oluşturulmasıydı.