Ehud Olmert: İranlı generalin kaçırılması konusu, İsrail'e karşı yürütülen psikolojik bir savaştır

Eski İsrail Başbakanı Ehud Olmert. (AFP)
Eski İsrail Başbakanı Ehud Olmert. (AFP)
TT

Ehud Olmert: İranlı generalin kaçırılması konusu, İsrail'e karşı yürütülen psikolojik bir savaştır

Eski İsrail Başbakanı Ehud Olmert. (AFP)
Eski İsrail Başbakanı Ehud Olmert. (AFP)

Lübnan'da kaybolan İsrailli pilot Ron Arad’a ilişkin ortaya çıkan gizemin arka planını araştırmak için bazı girişimlerde bulunan eski İsrail Başbakanı Ehud Olmert, Mossad'ın İran Devrim Muhafızları'ndan bir generali aylar önce Şam'dan kaçırdığı yönündeki iddiaları yalanladı. Tel Aviv'in Tahran'a yönelik operasyonlarında yeni bir sayfayı temsil eden operasyon hakkında İran ve İsrail taraflarından herhangi bir ayrıntı verilmedi.
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı haberde açıklamalarda bulunan Olmert şu ifadeleri kullandı:
“Bu veriler, İran ile İsrail arasında tanık olduğumuz psikolojik savaşın bir parçası olabilir. Bence bu kurgusal bir hikaye. İranlı generalin kaçırıldığı iddiaları, İran'ın İsrail'e karşı planladığı operasyonlar için bir bahane de olabilir.”
İsrail'in 2006'da Arad'ın hiçbir zaman İran'a transfer edilmediği bilgisine ulaştığını söyleyen Olmert, kendisinin de Arad’ın 1988'de öldürüldüğüne ikna olduğunu belirtti.
Arad'ın Lübnan'ın Nabi Chit köyünde İranlıların koruduğu bir evde tutulduğu, gözaltında tutulduğu sırada İsrail’in komşu Meydun köyüne hava saldırısı düzenlediği, bu nedenle bekçilerin kendinsin vurup öldürdüğü öne sürülmüştü.
Olmert, İran ile İsrail arasındaki gergin ilişkiler konusuna da değindi. Gerilimi azaltma yönünde doğrudan görüşmelerin yapılmasını umudunu söyledi.
Independent Arabia'nın İran kaynaklarından edindiği bilgilere göre kaçırılan general daha önce İsrail'in 1982'de Lübnan'ı işgalinin ardından Lübnan'a gelen Devrim Muhafızları güçleri arasındaydı. Daha sonra Hizbullah'ın ilk savaşçı gruplarını eğitme görevini üstlendi. Ülkesine döndükten sonra Tahran’ın bölgesel kolu olan ve İran silahlarının bölgedeki çalışmalarını denetleyen Kudüs Gücü'nde görev yapan Sabri adlı general, 1997'den suikasta uğradığı 2020'ye kadar yönetimde olan Kasım Süleymani ile birlikte Lübnan dosyasında etkin bir şekilde çalıştı.
İsrail güvenlik servisleri İranlı General Saberi'yi Şam'dan Tel Aviv'e transfer etti (Getty Images)
İsrail güvenlik servisleri İranlı General Sabri’yi Şam'dan Tel Aviv'e getirdi. (Getty)
General Sabri, Suriye devriminin patlak vermesi ve İran'ın Beşşar Esed’i destekleme kararı alması ardından İran tarafından Suriye güçlerine destek olarak gönderildi. Veriler, General Sabri’nin, çevresi kamera sistemleriyle güvenlikli İran Büyükelçiliği yakınlarındaki el-Mezze bölgesinde yaşamayı seçtiğine, evi ile elçilik binası arasında her gün spor yaptığına işaret ediyor. Söz konusu bölgede duran coaster tipi bir minibüsün yanından geçtiği sırada Mossad ajanları tarafından minibüse bindirildiği öne sürülüyor. Zira Tel Aviv, 1986’da Lübnan’da aktif olan İranlı General’in İsrailli pilot Ron Arad'a dair bilgisi olduğunu ya da bu konuda bir rolünün bulunduğunu düşünüyor.
İsrail Başbakanı Naftali Bennett, Mossad’ın Lübnan'ın Bekaa bölgesindeki Nabi Chit köyünde defnedilen ve Arad olduğu tahmin edilen bir cesetten örnek aldığını açıkladı. Zira bu köy, 1980’lerde Lübnan'da çalışan Devrim Muhafızları üyelerinin üssü sayılıyordu.
Mossad'ın Suriye’den Tel Aviv'e aktardığı Sabri’yi Arad’ın kaderi hakkında bilgi edinmek amacıyla kapsamlı sorgulamaya tâbi tuttuğu söyleniyor. İki taraf arasında istihbarat ve güvenlik savaşı bağlamında bu sürecin yoğun bir dönemde hızlıca gerçekleştirdiği düşünülüyor.
Nitekim İsrail istihbarat servisinin Sabri’den elde ettiği verilerin İsrail'in Arad konusunda doğru bilgi edinme çabalarını karşılamadığı ifade ediliyor. Ardından istihbarat birimlerinin Sabri’yi Güney Afrika’ya götürdüğü, İran Büyükelçiliği’ne telefon numarasını vererek Johannesburg sokaklarında bir umumi telefon kulübesi önünde serbest bıraktığı, ülkesine geri götürmesi için elçiliğiyle iletişime geçmesini istediği belirtiliyor.
Sessizliğini koruyan İran tarafı ise söz konusu operasyonun titiz güvenlik sistemi yakınlarında gerçekleştirilmiş olması sebebiyle Suriye'de faaliyet gösteren unsurlarının maruz kaldığı güvenlik ihlalleri üzerine duruyor. Dolayısıyla nükleer tesisleri hedef alan güvenlik operasyonları ve nükleer bilim adamı Muhsin Fahrizade’nin Tahran'da öldürülmesi ardından bu ihlaller üzerine durulması ihtiyacı doğuyor. 



Trump İran’la savaşa doğru ilerliyor... Danışmanları ekonomiye odaklanmasını tavsiye ediyor

 ABD Başkanı Donald Trump (EPA)
ABD Başkanı Donald Trump (EPA)
TT

Trump İran’la savaşa doğru ilerliyor... Danışmanları ekonomiye odaklanmasını tavsiye ediyor

 ABD Başkanı Donald Trump (EPA)
ABD Başkanı Donald Trump (EPA)

ABD Başkanı Donald Trump dün yaptığı açıklamada, İran’a sınırlı bir askeri saldırı düzenlemeyi düşündüğünü söyledi. Pentagon ise İran’a yönelik haftalar sürebilecek bir operasyon için hazırlıklarını sürdürüyor; operasyonun güvenlik tesislerinin yanı sıra nükleer altyapıyı da hedef alabileceği belirtiliyor.

Reuters’ın analizine göre, olası saldırı haberleri, Trump’ın danışmanlarının ekonomik kaygılara odaklanması için baskı yaptığı bir döneme denk geliyor. Bu durum, bu yıl yapılacak ara seçimler öncesinde herhangi bir askeri tırmanışın siyasi risklerini öne çıkarıyor.

Trump, Ortadoğu’daki Amerikan birliklerinin yoğun şekilde takviye edilmesini ve İran’a olası bir hava saldırısına hazırlanılmasını emretti; operasyonun haftalar sürebileceği belirtilse de detay verilmedi.

Uzmanlar, Trump’ın İran’a odaklanmasını, ikinci döneminin ilk 13 ayında dış politikanın -özellikle askeri gücün geniş kullanımının- iç politika konularının önüne geçtiğinin en somut göstergesi olarak değerlendiriyor. Bu dönemde ABD halkının çoğunluğunun önceliği olan yaşam maliyeti gibi iç meseleler büyük ölçüde gölgede kaldı.

Trump’ın danışmanları, seçim öncesinde ekonomiye odaklanılması çağrısında bulundu

Beyaz Saray’dan üst düzey bir yetkili, Trump’ın agresif söylemine rağmen yönetim içinde İran’a saldırı konusunda henüz ‘destek’ bulunmadığını açıkladı. Kimliği açıklanmayan yetkili, Trump’ın danışmanlarının, kararsız seçmenlere ‘karışık mesajlar’ vermekten kaçınmanın ve ekonomiye öncelik vermenin önemini de fark ettiklerini belirtti.

Beyaz Saray danışmanları ve Cumhuriyetçi Parti kampanya yetkilileri, Trump’ın ekonomik konulara odaklanmasını istiyor. Geçen hafta bazı kabine üyeleriyle yapılan özel bir brifingde de bu konunun kampanyanın en önemli meselesi olduğu vurgulandı; toplantıya Trump katılmadı, ancak kaynak toplantıya katılanlardan biri olarak bilgi verdi.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre başka bir Beyaz Saray yetkilisi yaptığı açıklamada, Trump’ın dış politika gündeminin ‘doğrudan Amerikan halkı için kazançlar’ sağladığını söyledi. Yetkili, “Başkanın tüm adımları (ister dünyayı daha güvenli hale getirmek, ister ülkemiz için ekonomik kazanımlar sağlamak olsun) ABD’yi önceliklendiriyor” dedi.

Kasım ayında yapılacak seçimler, Trump’ın mensubu olduğu Cumhuriyetçi Parti’nin Kongre’nin her iki kanadındaki kontrolünü koruyup koruyamayacağını belirleyecek. Demokratların bir veya her iki meclisi kazanması, Trump için kalan başkanlık döneminde ciddi bir siyasi engel oluşturabilir.

Cumhuriyetçi stratejist Rob Godfrey, İran ile uzun süreli bir çatışmanın Trump ve Cumhuriyetçiler için büyük bir siyasi tehdit oluşturacağını söyledi. Godfrey, “Başkan, üç kez art arda Cumhuriyetçi Parti’den aday olmasını sağlayan siyasi tabanı göz önünde bulundurmalı; bu taban dış politikaya şüpheyle bakıyor ve dış çatışmalara karışılmasına karşı; çünkü ‘sonsuz savaşları bitirme’ vaat edilmiş açık bir seçim taahhüdüydü” dedi.

Cumhuriyetçiler, seçim kampanyasında geçen yıl Kongre tarafından onaylanan vergi indirimleri ile konut maliyetlerini ve reçeteli bazı ilaçları düşürmeye yönelik programları öne çıkarmayı planlıyor.

Venezuela’dan daha güçlü bir düşman

Bazı muhalif seslere rağmen, Trump’ın izoleci yaklaşımını savunan MAGA (Amerika’yı Yeniden Büyük Yap) hareketinin destekçileri, geçen ay Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’yu görevden alan ani müdahaleyi destekledi. Ancak ABD, İran ile bir savaşa girerse Trump daha güçlü bir direnişle karşılaşabilir.

Trump, İran’ın nükleer programıyla ilgili bir anlaşmaya varılmaması durumunda ülkeyi bombalamakla defalarca tehdit etti. Dün de uyarısını tekrarlayarak, “Onlar için adil bir anlaşma yapmaları en iyisi” dedi.

İran Dini Lideri Ali Hamaney (AFP)İran Dini Lideri Ali Hamaney (AFP)

ABD, geçtiğimiz haziran ayında İran’daki nükleer tesisleri hedef aldı ve Tahran’ı, tekrar bir saldırıya uğraması durumunda sert bir yanıt vermekle tehdit etti.

Trump destekçileri ‘kararlı ve sınırlı önlemleri’ destekliyor

Trump, 2024 yılında ikinci başkanlık dönemini kazanırken büyük ölçüde ‘Önce Amerika’ yaklaşımına dayandı; bu yaklaşım yüksek enflasyonu düşürme ve maliyetli dış çatışmalardan kaçınma taahhütlerini içeriyordu. Ancak anketler, yüksek fiyatları düşürme konusunda Amerikan halkını ikna etmekte zorlandığını gösteriyor.

Buna karşın Cumhuriyetçi stratejist Lauren Kole, Trump’ın destekçilerinin, eylem belirleyici ve sınırlı olduğu takdirde İran’a karşı askeri adımları destekleyebileceğini söyledi. Kole, “Beyaz Saray, atılacak her adımı Amerikan güvenliği ve iç ekonomik istikrarla açık şekilde ilişkilendirmeli” dedi.

Ancak anketler, halkın başka bir dış savaşa girme konusunda isteksiz olduğunu gösteriyor. Trump’ın seçmenlerin ekonomik kaygılarını tamamen çözme vaadini yerine getirmedeki zorlukları göz önüne alındığında, İran ile olası bir tırmanış, başkan için ciddi riskler taşıyor. Trump, Reuters ile yaptığı son röportajda, partisinin ara seçimlerde zorluklarla karşılaşabileceğini kabul etmişti.

Savaşın çeşitli nedenleri

Tarih boyunca dış politika nadiren ara seçimlerde seçmenler için belirleyici bir konu olmuştur. Ancak Trump, Ortadoğu’ya iki uçak gemisi, savaş gemileri ve savaş uçaklarını içeren büyük bir güç sevk edince, İran önemli tavizler vermediği sürece askeri bir harekât gerçekleştirmekten başka seçeneği kalmamış olabilir. Aksi takdirde uluslararası alanda zayıf görünme riskiyle karşı karşıya.

Trump’ın olası bir saldırı için sunduğu gerekçeler ise belirsiz ve çeşitli. Ocak ayında, İran hükümetinin ülke genelindeki halk protestolarını bastırma kampanyasına yanıt olarak saldırı tehdidinde bulundu, ancak daha sonra geri adım attı.

"Abraham Lincoln" uçak gemisi, 8 Ocak'ta rotasını Ortadoğu'ya çevirmeden önce Pasifik Okyanusu'nda seyrediyor (ABD ordusu)"Abraham Lincoln" uçak gemisi, 8 Ocak'ta rotasını Ortadoğu'ya çevirmeden önce Pasifik Okyanusu'nda seyrediyor (ABD ordusu)

Son dönemde ise askeri tehditlerini İran’ın nükleer programını sona erdirme talepleriyle ilişkilendirdi ve ‘rejim değişikliği’ fikrini gündeme getirdi. Ancak kendisi ve yardımcıları, hava saldırılarının bunu nasıl gerçekleştireceğini açıklamadı.

Beyaz Saray’daki ikinci yetkili, Trump’ın ‘her zaman diplomasiyi tercih ettiğinin ve İran’ın geç olmadan anlaşmaya varması gerektiğinin’ açık olduğunu söyledi. Yetkili, başkanın ayrıca İran’ın ‘nükleer silaha sahip olamayacağını, üretim kapasitesi bulunamayacağını ve uranyum zenginleştiremeyeceğini’ vurguladığını bildirdi.

Birçok gözlemci, Trump’ın bu belirsizliğini, Başkan George W. Bush’ın 2003’te Irak’ı işgal etme gerekçesiyle ortaya koyduğu net hedeflerle karşılaştırıyor.

Bush, ülkenin kitle imha silahlarını yok etmeyi amaçladığını açıkça belirtmişti; ancak bu hedeflerin daha sonra yanlış istihbarat ve asılsız iddialara dayandığı ortaya çıkmıştı.

Godfrey, ara seçimlerde belirleyici rol oynayan bağımsız seçmenlerin, Trump’ın İran ile nasıl başa çıktığını yakından izleyeceğini söyledi. Godfrey, “Seçmenler ve başkanın tabanı, Trump’ın argümanlarını sunmasını bekleyecek” dedi.


Doğu Pasifik Okyanusu'nda bir tekneye düzenlenen ABD bombardımanında üç kişi hayatını kaybetti

Karayipler'de ABD'nin düzenlediği bir baskında hedef alınan bir tekne, (Arşiv- Reuters)
Karayipler'de ABD'nin düzenlediği bir baskında hedef alınan bir tekne, (Arşiv- Reuters)
TT

Doğu Pasifik Okyanusu'nda bir tekneye düzenlenen ABD bombardımanında üç kişi hayatını kaybetti

Karayipler'de ABD'nin düzenlediği bir baskında hedef alınan bir tekne, (Arşiv- Reuters)
Karayipler'de ABD'nin düzenlediği bir baskında hedef alınan bir tekne, (Arşiv- Reuters)

ABD ordusu, son aylarda yaşanan benzer olayların sonuncusu olarak, Doğu Pasifik'te bir tekneyi bombaladığını ve üç mürettebatın öldüğünü açıkladı.

Trump yönetimi, bölgede uyuşturucu kaçakçılığı şüphesiyle imha edilen gemilerin başarısını övüyor. ABD ordusu, X platformunda yaptığı bir paylaşımda, teknenin "uyuşturucu kaçakçılığı operasyonlarına karıştığını" belirtti.


Rodriguez: Daha demokratik, adil ve özgür bir Venezuela inşa ediyoruz

Venezuela geçici Cumhurbaşkanı Delcy Rodriguez (Reuters)
Venezuela geçici Cumhurbaşkanı Delcy Rodriguez (Reuters)
TT

Rodriguez: Daha demokratik, adil ve özgür bir Venezuela inşa ediyoruz

Venezuela geçici Cumhurbaşkanı Delcy Rodriguez (Reuters)
Venezuela geçici Cumhurbaşkanı Delcy Rodriguez (Reuters)

Venezuela'nın geçici Cumhurbaşkanı Delcy Rodriguez, devlet televizyonunda dün yayınlanan konuşmasında, "daha demokratik, daha adil ve daha özgür bir Venezuela" inşa etmek için çalıştığını söyledi.

Rodriguez, yüzlerce siyasi mahkumu serbest bırakacak tarihi af yasasının kabul edilmesinden bir gün sonra, dün yaptığı açıklamada, "Bugün daha demokratik, daha adil ve özgür bir Venezuela inşa ediyoruz ve bu herkesin çabasıyla yapılmalıdır" ifadelerini kullandı.