Cezayir ile Fransa arasındaki 3 asırlık hesaplaşma

Eski sömürü ülkesi Fransa’nın siyasi gündeminden düşmüyor

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron
TT

Cezayir ile Fransa arasındaki 3 asırlık hesaplaşma

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron

Cezayir Cumhurbaşkanlığı ve ordusu, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un hem Cezayir Cumhurbaşkanlığı ve ordusu hem de genel olarak tüm ülke için son derece acı verici olarak kabul edilen açıklamaları nedeniyle öfke içinde... Macron’un açıklamaları, Cumhurbaşkanı Jacques Chirac'ın iktidarı döneminden bu yana Cezayirlileri, Fransa’nın 19. Yüzyıldaki Cezayir işgali ile bağlantılı geçmişin üzerine sünger çekilip yeni bir sayfa açmaya ve acılarını unutmalarına ikna etmek için çaba sarf ettiği ve Fransa’nın artık sabrının tükendiği yönündeki bir duygunun adeta bir yansımasıydı. Cezayirliler ise, Fransa özür dilemeden ve Fransız liderler işgal sırasında korkunç günahlar işlendiğini kabul etmeden geçmişi unutmayı kesinlikle reddediyorlar.
Macron, iktidara gelmesinden bu yana sürdürdüğü ve ‘geçmişin yaralarını iyileştirmek’ olarak adlandırdığı çaba çerçevesinde geçtiğimiz 30 Eylül’de Cezayir'deki savaşı yaşayanların soyundan gelen 18 genci bir araya getirdi. Macron, gençlerin sorduğu sorulardan birine verdiği yanıtta, “Fransız kolonizasyonundan önce bir Cezayir ulusu var mıydı?” diye sordu. Ayrıca, “Türkler, Cezayirlilere ülkelerini sömürgeleştirdiklerini unutturmayı başardılar” ifadelerini kullanan Macron, bu nedenle, ‘Türkler tarafından Mağrip’te yapılan dezenformasyon ve propaganda ile yeniden yazılan tarihe karşı tarihin yeniden yazılması’ çağrısında bulundu.
Cezayir, Emmanuel Macron’un, hem ülke yönetimi hem de halkı için son derece aşağılayıcı bir anlam taşıyan ‘Fransız kolonizasyonunun, sivil müdahale için Fransa’nın gelişinden önce çadırda yaşayan ve koyun güden Cezayirlilere medeniyet getirmek gibi bir takım avantajları olduğu’ şeklindeki sözlerini büyük bir hassasiyetle karşıladı.
Macron, bununla da kalmadı. Sorunun, Cezayir'in 1962 yılında bağımsızlığını kazanmasının ardından Cezayir toplumunun derinliklerinde değil, hafızaya bağlı bir rant üzerine kurulmuş siyasi-askeri sistemde” olduğunu söyledi. Cezayir tarihinin yazımının ‘gerçeklere değil, Fransa'ya duyulan nefrete dayandığını’ öne süren Macron, “Cumhurbaşkanı Tebbun ile iyi bir iletişimim var, ama onun çok katı bir sistem tarafından kontrol edildiğini düşünüyorum” dedi. Gözlemcilere göre bu sözler, Cezayir Cumhurbaşkanı Tebbun’un ‘ordu tarafından rehin alınmış olduğu ve aslında iktidarın başı olmadığı’ anlamına geliyor.
Fransa tarafından Cezayir ve Kuzey Afrika'nın Mağrip bölgesindeki diğer ülkelere verilen vizelerin yüzde 50 azaltılması meselesiyle ilgili olarak Macron, kararın, özellikle Paris ve Fransa’nın diğer şehirlerini sık sık ziyaret eden üst düzey yetkilileri kapsayan ‘yönetici çevrelere’ yönelik olduğunu belirtti. Macron, “İktidar çevrelerini, yani kolayca vize almaya alışmış olanları zorlamaya çalışacağız” diyerek Mağripli yönetici sınıfını tehdit etti. Fransa'nın bu kararla yetkililere vermek istediği mesajla ilgili olarak ise Macron, “Yöneticilere, ‘(Fransa'daki) kaçak göçmenleri ve tehlikeli insanları (teröristleri) ülkeden çıkarmak için iş birliği yapmayı reddederseniz, hayatınızı kolaylaştırmayız’ demek istiyoruz” şeklinde konuştu.
Buna karşın Cezayir, Fransa’ya karşı tepki vermekte gecikmedi ve bir takım resmi önlemler aldı. Bu önlemlerin başında Cezayir’in Paris Büyükelçisinin geri çağrılması ve 2013 yılından bu yana aşırılık yanlısı gruplarla mücadele edilen Mali’nin kuzeyinde görev yapan Fransız savaş uçaklarının geçiş güzergahındaki Cezayir hava sahasının kapatılması yer aldı.

Fransa’daki seçim süreci
Bu yeni bölünme sürecinde en çok dikkat çeken ise Fransa'da seçim tarihi yaklaşırken, sanki Fransa’da seçimler, Cezayir konuk olarak davet edilmeden yapılamazmış gibi Fransa ve Cezayir arasındaki gerilimin artması oldu. Bu gerilim de çoğunlukla (Cezayir'in bağımsızlık savaşında Fransa adına savaşan Müslüman Cezayirliler) Harkiler ve (Cezayir’de doğup Fransa kolonizasyonu sırasında Fransızlarla iş birliği yapan ve bağımsızlığın kazanılmasından sonra Cezayir’den ayrılarak Fransa’ya yerleşen Cezayirliler) Kara Ayaklar gibi tarihi dosyaların yeniden hararetli tartışmalarda gündem olmalarıyla oluyor. Bu nedenle çoğu gözlemci Macron'un açıklamalarını önümüzdeki Nisan ayında yapılması planlanan Fransa Cumhurbaşkanlığı seçimleri gündemiyle ilişkilendiriyor.

“Machiavelli mantığı”
Cezayirli gazeteci yazar Abdulali Zevagi, konula ilgili Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede şunları söyledi:
“Fransa Cumhurbaşkanı’nın rezil açıklamaları, kulağa boğazlanmış bir horozun böğürtüleri gibi geliyor. Çünkü adam ikinci kez kazanmayı hedeflediği yeni bir cumhurbaşkanlığı döneminin eşiğinde. Makyavelli mantığındaki bu amaç, onu nezaketten ve diplomatik geleneklerden soyutlamış durumda. Tarih, Fransa’nın Cezayir ile ilişkilerindeki tüm bu aşırılığı hatırlıyor. Bu şekilde küstahça sözler sarf ediyor ve tarihin derinliklerine iniyor. Belki de bu sözler ona bazı seçmenlerin sempatisini kazandıracaktır. Elbette burada göçmenlere düşman olan ve beyaz ırkın üstünlüğü savunan ve İslam karşıtlığı yanılsamasıyla yönlendirilen sömürgeci geçmişe özlem duyan aşırı sağcı kitleyi kastediyoruz. Bu, son yıllarda tüm Avrupa ülkelerinde yeniden canlanan bir eğilim ve bu kasıtlı bir adım gibi görünüyor. Macron, bunu uygulamak için kademeli bir politika benimsedi. Vatanına ve halkına ihanet eden ve onlara karşı Fransa'nın yanında savaşan harkilerden resmi olarak özür diledi.”

Zevagi sözlerini şöyle sürdürdü:
"Fransa’nın cumhurbaşkanları, her seçim döneminde Fransa-Cezayir ilişkilerindeki çetrefilli dosyalara başvururlar ve bazı detayları farklı derecelerde sunarlardı. Ancak mevcut cumhurbaşkanı izin verilen tüm sınırların ötesine geçti. Cezayir'e karşı hâlâ ataerkil bir bakışla, 1962 yılı öncesindeki sömürgesiymiş gibi bakan bir sömürge ideolojisi sürdürüyor gibi görünüyor.  Gerçekten de Macron, Fransız siyasi elitlerinin gizli kapaklı inandıklarını yüksek sesle dile getirdi. İki ülke arasındaki ilişkilerdeki gerçek sorunu gözlerimizin önüne serdi. Fransız elitlerinin tutum ve tepkilerini oluşturan ana güdüyü ortaya çıkardı. Sömürge fikri, Cezayir’i arka bahçesi ve ekonomisinin atardamarlarından biri olarak gören Fransızların karakterinde kök salmıştır. Bu da Fransızların tedavi edilemeyen kronik bir hastalığıdır. "

“Medeniyetten yoksun bölge”
Cezayirli gazeteci yazar, değerlendirmesinde şunları da dile getirdi:
“Fransa’nın, Cezayir’i işgali büyük bir yalana dayanıyordu. Hala da öyle... Öyle görünüyor ki Cumhurbaşkanı Macron’da bu yalana tam bir teslimiyetle inanıyor. Vardığı sonuç, Fransa’nın acımasız barbar istilasından önce Cezayir'in medenileştirilmesi gereken medeniyette yoksun bir yer olduğudur. Ama bunu kafalarını keserek, aç bırakarak, yerlerinden ederek ve onlara karşı vahşi katliamlar gerçekleştirerek yaptılar. Oysa hiçbir sömürgeci güç böyle bir şey yapmadı. “
Zevagi’ye göre ‘Macron'un Cezayir’de askeri bir rejimin olduğuna atıfta bulunması, orduya yönelik sert eleştirileri ve siyasi-askeri rejimin Cumhurbaşkanı Tebbun’u kontrol etmekle suçlaması, hezeyan dolu açıklamaları, rastgele veya belli bir tarafa yöneltilmiş mesajlar, Cezayir’de Fransız tarafının aleyhine gerçekleşen bir iç değişimi yansıttığı’ açıkça görülüyor. Macron’un açıklamalarının iki ülke arasındaki ilişkilerin gelecekteki aşamalarını belirlemenin temel taşı olmaya devam ettiğini söyleyen Zevagi, “Çünkü bu açıklamalar, her Cezayirli için büyük bir anlam ifade eden Cezayir ulusunun varlığını ve ruhunu hedef aldı. Cezayirli yetkililerin açıklamaları, devletin tutumu ve sosyal medya kullanıcılarının Fransa Cumhurbaşkanı’nın açıklamalarını kınayan paylaşımları bu durumu ortaya çıkardı. Tarihi gerçeklerin ortaya çıkarılması, Fransa ile ilişkilerin kesilmesi ve Fransa’nın Cezayir’deki ekonomik ve kültürel çıkarlarının engellenmesi ve Fransa ile ilişkilerin, Cezayir'i geri kalmışlığından ve hem ekonomik hem de sosyal durgunluğundan kurtaracak her derde deva olarak görülmemesi talepleri yaygın bir şekilde dile getirildi” şeklinde konuştu.

Fransa’yı seven Cezayirliler var
Öte yandan Cezayirli siyaset analisti Abdulvahhab Lekevari, Facebook hesabından yaptığı paylaşımda Macron'un açıklamalarını ve neden olduğu öfkeyle ilgili şunları yazdı:
“Macron, hafıza dosyasından beslenen bir siyasi-askeri rejimden bahsetti. Bu egemen iktidarımızın çok doğru bir tanımıydı. Macron, Cezayir halkının Fransa'dan nefret ettiğini söyledi. Fakat bu doğru değil. Fransa'dan gerçekten nefret eden Cezayirlilerin olmasının yanında aynı zamanda Fransa'yı seven önemli sayıda Cezayirli de var. Cezayirlilerin Fransa’dan nefret etmediğinin kanıtı, her gün Fransa’ya umut yolculuğuna çıkan düzensiz göçmenlerdir. Cumhurbaşkanı Jacques Chirac'ın 2003 yılındaki sel felaketinin ardından başkentin Bab el-Vad semtini ziyareti sırasında binlerce Cezayirlinin Chirac’ın adını söyleyerek vize talep ettiklerini de unutmadık.”

Lekevari sözlerini şöyle sürdürdü:
“(Macron), ‘Fransız işgalinden önce bir Cezayir ulusu var mıydı?’ diye sordu. Sorusunun cevabı için Cezayir ulusal hareketinin simgesi, Cezayir devletinin Kurucu Meclisinin ve Cezayir Cumhuriyeti Geçici Hükümeti'nin ilk başkanı Ferhat Abbas’a kadar gitti. Cezayir ulusunu mezarlıklarda aradı, ancak bulamadı.”
Macron’un akıllı ve hırslı bir politikacı olduğunu, tarih de dahil olmak üzere tüm kartlarını ikinci  kez cumhurbaşkanlığını kazanabilmek için kullandığını söyleyen Lekevari, “Özetle, yoksul Cezayirliler hâlâ kimliklerini ve tarihlerini aramaya dalmış durumdalar. Bu ulusun gerçek başlangıcını sorgulamak için tarihle gülünç bir şekilde savaşmak yerine Fransa’dan kurtuluş mucizesinin tarihi olan 5 Temmuz 1962'yi modern Cezayir ulusu için muzaffer bir başlangıç ​​olarak benimsemeleri yeterliydi” ifadelerini kullandı.
Sudanlı yazar Tayyib Salih tarafından 1960’lı yılların ortalarında yazılan ve kimlik meselesi üzerine kurulu ünlü roman ‘Mevsimu'l-Hicre ile'ş-Şemâl’den (Kuzeye Göç Mevsimi) alıntı yapan Lekevari, “Kitap sömürgeciler için şunlar söyleniyor; ‘gelişleri bizim anlattığımız gibi bir trajedi ya da onların tasvir ettiği gibi bir nimet değil, zamanla bir efsaneye dönüşecek melodramatik bir eylemdi. Neden evimize geldiklerini bilmiyorum. Bu, bugünümüzü ve geleceğimizi zehirlediğimiz anlamına mı geliyor? Er ya da geç evlerimizden çıkacaklar. Ancak burada demiryollarını, buharlı gemileri, fabrikaları, hastaneleri ve okulları olacak. Onların dilini hiç bir suçluluk yahut memnuniyet hissetmeden konuşacağız. Sıradan insanlar gibi olacağız. Ve eğer bizler birer yalansak, kendi uydurduğumuz yalanlarız.’”

Cezayir, Fransa’nın elinden kayıp gitti
Cezayirli yazar Abdulcebbar Bata da Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada şunları söyledi:
“Macron, 4 yıl önce seçim kampanyası sırasında Cezayir'e geldiğinde açıkça ziyaretinin Fransa’nın Cezayir’deki tarihindeki ve geleceğindeki rolü açısından yaptığını söyledi. Ayrıca Cezayir'in sömürgeleştirilmesi insanlığa karşı bir suç olduğunu ifade etti. Bunları söyleyen kişi ile Fransız işgalinden önce bir Cezayir ulusunun varlığını sorgulayan kişinin aynı olması akıl almaz bir durum.  Kendi yarattığınız milletin varlığında ve geleceğinde asla sizden vazgeçemeyeceği de ortadadır. Macron’un ruh haline ve değişken zihniyetine göre yaptığı açıklamalar, bizi tam bir çelişkiye ve gerçeği bulmak için derinlemesine bir okuma yapmaya itiyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın dediği gibi, Macron'un zihinsel noktada bir tedaviye ihtiyacı olmayabilir. Fakat önceki tüm Fransız cumhurbaşkanlarının aksine, çıkışlarında ve son açıklamalarında kendisini bu anormalliğe itenin ne olduğu bulmak için Macron’u içeriden ve dışarıdan çevreleyen tüm faktörler incelenebilir.
Bata’ya göre özellikle yeni Cezayir yönetiminin kendileriyle yapılan anlaşmaları yenilemeyi reddetmesinin ardından Cezayir’i bir daha geri dönmeksizin terk eden Fransız şirketlerinin devasa kayıplarından ve Fransa’ya yakın politikacıların ve işadamlarının Cezayir’de hapishanelere atılmasından geriye kalanların da ülke dışına kaçmasından sonra, Fransa gerçekten Cezayir’in elinden kayıp gittiğini düşünüyor.

Hanad: Macron haklı
Diğer taraftan Cezayirli siyaset bilimi profesörü Muhammed Hanad, Macron'un Cezayir rejimi konusundaki tutumunu güçlü bir şekilde desteklediğini açıkladı. Hanad, ‘Cezayirli yetkililerin, her zamanki gibi, Macron'un açıklamalarının ardından kendinden emin bir yönetim olarak görünme fırsatını kaçırdığını’ yazdı. Hanad, “Ne yazık ki, medya profesyonellerimizin ve entelektüellerimizin çoğu da bunu taklit etti. Cumhurbaşkanı Macron'un söylediklerini sakin bir şekilde gözden geçirecek olursak en başta Fransa'daki politikacıların aklından geçenleri dile getirdiği için Macron’a saygı göstermemiz gerektiğini düşünüyorum. En az yöneticilerimizin bazılarının yolsuzluklarından ve Fransa'yı paraları ve lüks mülkleri için bir sığınak olarak görmelerinden dolayı gördükleri saygıyı göstermeliyiz. Fransa Cumhurbaşkanı, bağımsızlığını kazanmasının ardından Cezayir'in siyasi ve askeri bir rejimin himayesinde hafıza dosyasından faydalandığını söyledi! Peki, bu doğru değil mi?” yorumunda bulundu. Hanad'a göre hafıza dosyasından sağlanan yarar, başka bir rant kaynağına ve ne olursa olsun muhalif seslerin bastırılmasına dayanır. Cezayir devletinin, bağımsızlık savaşının sona erdiğinin ilan edilmesinden hemen sonra geçici hükümete karşı yapılan bir askeri darbe üzerine kurulduğunu vurgulayan Hanad, “Darbeciler, iktidarlarını güçlendirmek amacıyla - Macron'un da dediği gibi – Cezayir’in tarihini Fransa nefretine dayandırdılar. Ama bugün, bu nefretin sadece kısır bir propagandadan ibaret olduğunu biliyoruz! Bu nedenle, Fransa Cumhurbaşkanı yanlış bilgi ve propagandaya karşı koymak amacıyla Cezayir savaşının tarihini Arapça ve Berberice olarak yazakları vaadinde bulunmakta haklı” ifadelerini kullandı.

Hanad sözlerini şöyle sürdürdü:
“Ancak Emmanuel Macron'un, Fransa'nın Cezayir'deki rejimi desteklediği yönündeki genel düşünceyi çürüttüğü çok önemli açıklamaları da var. Cezayir'deki rejimin Hirak (Halk hareketi) nedeniyle yorgun ve kırılgan hale geldiğini belirtti ve askeri bir rejim niteliğinde olduğunu vurguladı. Cumhurbaşkanı Abdulmecid Tebbun ile olan ilişkisine dikkati çekti ve Cezayir Cumhurbaşkanı’nın, katı bir rejimin tarafından kontrol edildiğini söyledi.”
Macron'un ‘yönetici sınıfına’ vize vermeyi kısıtlayarak ‘hayatlarını kolaylaştırmayacakları’ yönündeki tehdidiyle ilgili olarak ise Hanad şunları söyledi:
“Bu, artık onlardan korkmuyor gibi görünen Fransız yetkililerle haşır neşir olanlara saygısızlık anlamına gelmiyor mu? Fransa Cumhurbaşkanı Macron'un Cezayir'deki yönetim sistemine ilişkin son açıklamalarından nasıl bir ders çıkarmalıyız? Eğer karşındaki sana saygı duymuyorsa dönüp kendine bir bak, belki de sebebi sensindir!”



Macron'un Şam'daki konaklama yerine yakın bölgede iki patlama... Elysee: Macron güvende

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un Şam'da geceyi geçirdiği otelin yakınında meydana gelen bombalı saldırının ardından olay yerinde yükselen duman ve alevler arasında acil durum ekipleri çalışmalarını sürdürüyor. (Reuters)
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un Şam'da geceyi geçirdiği otelin yakınında meydana gelen bombalı saldırının ardından olay yerinde yükselen duman ve alevler arasında acil durum ekipleri çalışmalarını sürdürüyor. (Reuters)
TT

Macron'un Şam'daki konaklama yerine yakın bölgede iki patlama... Elysee: Macron güvende

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un Şam'da geceyi geçirdiği otelin yakınında meydana gelen bombalı saldırının ardından olay yerinde yükselen duman ve alevler arasında acil durum ekipleri çalışmalarını sürdürüyor. (Reuters)
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un Şam'da geceyi geçirdiği otelin yakınında meydana gelen bombalı saldırının ardından olay yerinde yükselen duman ve alevler arasında acil durum ekipleri çalışmalarını sürdürüyor. (Reuters)

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, salı günü Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara tarafından Halk Sarayı'nda kabul edildi. Görüşme öncesinde Macron'un geceyi geçirdiği Four Seasons Oteli yakınlarında iki patlama meydana gelirken, Suriye İçişleri Bakanlığı patlamaların el yapımı iki bombadan kaynaklandığını açıkladı.

Fransa Cumhurbaşkanlığı ise Macron'un "güvende olduğunu ve Suriye ziyaretini planlandığı şekilde sürdürdüğünü" duyurdu.

Macron'un patlamalardan önce otelden ayrıldığı ve şu anda Halk Sarayı'nda bulunduğu belirtildi. Fransız Cumhurbaşkanlığı'na göre iki lider, iki ülkenin heyetlerinin katıldığı geniş kapsamlı bir toplantı gerçekleştiriyor. Bu toplantının ardından Macron ile Şara'nın baş başa görüşmesi bekleniyor.

sdvfevb
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, bugün Halk Sarayı'nda Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'u karşıladı. (AFP)

Suriye İçişleri Bakanlığı, salı günü Şam'ın merkezinde bir çöp konteyneri ile yol kenarına park edilmiş bir araca yerleştirilen iki el yapımı bombanın patlaması sonucu en az 18 kişinin yaralandığını açıkladı.

Bakanlık açıklamasında, yaralılar arasında dört polis memurunun da bulunduğu belirtilirken, ilk bombanın park halindeki bir araca, ikinci bombanın ise çöp konteynerine yerleştirildiği ifade edildi.

Söz konusu patlamalar, cuma günü Şam'da Adliye Sarayı yakınındaki bir kafede meydana gelen ve 10 kişinin hayatını kaybettiği saldırının ardından yaşandı.

Macron, pazartesi günü başladığı Şam ziyaretiyle, Aralık 2024'te Beşşar Esed yönetiminin devrilmesinden bu yana Suriye'yi ziyaret eden ilk büyük Batılı ülke lideri olmuştu.

Macron'un bugün Şara ile gerçekleştirdiği görüşmelerde, savaşın yıkıma uğrattığı Suriye'nin yeniden inşası ele alınacak. Fransız liderin ayrıca Suriye'nin birliği ve çoğulcu yapısı konusundaki mesajını yinelemesi bekleniyor.

dertgtr
Şam ziyareti sırasında Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un konakladığı otelin önünde Fransız bayrağı sallayan kişiler. (AFP)

13 yılı aşkın süren savaşın ekonomiyi ağır şekilde tahrip etmesi ve ülkeyi bölgesel ile uluslararası alanda izole etmesinin ardından Suriye, Paris 1 Panthéon-Sorbonne Üniversitesi'nden araştırmacı Arthur Quesnay'in ifadesiyle, "Avrupa Birliği açısından Doğu'ya açılan bir kapı olarak yeniden konumlanmayı" hedefliyor.

Bu kapsamda Irak ve Körfez ülkelerine uzanan alternatif bağlantılarla birlikte deniz ve kara ulaşım koridorlarının geliştirilmesi planlanıyor.

Macron'a ziyaretinde Fransa'nın önde gelen şirketlerinin üst düzey yöneticileri de eşlik ediyor. Heyette, CMA CGM Yönetim Kurulu Başkanı Rodolphe Saadé ile TotalEnergies Üst Yöneticisi (CEO) Patrick Pouyanné de yer alıyor.

dfvfvf
Şam'da Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un konakladığı otelin yakınında güvenlik güçleri nöbet tutuyor. (AFP)

Taraflar arasında çok sayıda anlaşmanın imzalanması beklenirken, Fransız yatırımcıların mevcut koşullar nedeniyle temkinli tutumunu sürdürdüğü belirtiliyor.

Macron, salı günkü programına sivil toplum temsilcileriyle bir araya gelerek başladı. Ardından Halk Sarayı'nda Ahmed Şara ile resmi görüşmelere geçen Fransız liderin programında, "Suriye'nin yeniden inşası ve stratejik ulaşım koridorları" konulu bir ekonomi forumuna katılması da bulunuyor.

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara ise pazartesi akşamı BFM TV'ye verdiği röportajda, ülkesinde "çok büyük bir yatırım fırsatı" bulunduğunu söyledi.

Şara, Fransa'nın turizm, tarım ve sanayi gibi alanlardaki altyapının yeniden inşasına katkı sağlayacağını umduğunu belirterek, Suriye'nin Avrupa merkezli uçak üreticisi Airbus'tan sekiz uçak alımını kapsayan büyük bir sözleşme üzerinde çalıştığını ifade etti.

csddfv
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, dün Şam'daki Emevi Camii ziyaretinde Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'a eşlik etti. (AFP)

 


Misrata'daki askeri ve güvenlik oluşumları Libya'da “iktidar tekeline” karşı çıktı

Ulusal Birlik Hükümeti Başkanı Abdulhamid ed-Dibeybe, askeri ve güvenlik yetkilileriyle yaptığı bir önceki toplantıda (Dibeybe’nin Ofisi)
Ulusal Birlik Hükümeti Başkanı Abdulhamid ed-Dibeybe, askeri ve güvenlik yetkilileriyle yaptığı bir önceki toplantıda (Dibeybe’nin Ofisi)
TT

Misrata'daki askeri ve güvenlik oluşumları Libya'da “iktidar tekeline” karşı çıktı

Ulusal Birlik Hükümeti Başkanı Abdulhamid ed-Dibeybe, askeri ve güvenlik yetkilileriyle yaptığı bir önceki toplantıda (Dibeybe’nin Ofisi)
Ulusal Birlik Hükümeti Başkanı Abdulhamid ed-Dibeybe, askeri ve güvenlik yetkilileriyle yaptığı bir önceki toplantıda (Dibeybe’nin Ofisi)

Libya'nın batısındaki Misrata şehrinde askeri ve güvenlik oluşumları ‘iktidar tekeli’ olarak nitelendirdikleri durumu reddederek -ABD planı dahil- tüm uluslararası girişimleri takip etmek ve ‘ülkenin yüksek ulusal çıkarlarını koruyacak’ biçimde bunlarla iletişim kurmak amacıyla bir komite oluşturduklarını açıkladı.

Dört askeri ve güvenlik oluşumunun temsilcileri ve Misrata'dan etkili isimler pazar akşamı, ‘24. Piyade Taburu’ karargâhında bir araya geldi. Toplantıda ‘siyasi gelişmeler ile istikrarın desteklenmesi ve ülke birliğinin korunmasının yolları’ ele alındı.

EFRJHY6
Saddam Haftar, Washington'da Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile bir araya geldi (Genel Komutanlık)

Bu toplantı, Misrata’daki askeri ve güvenlik güçleri arasında ABD Başkanı Donald Trump'ın kıdemli danışmanı Massad Boulos'un orta koyduğu ‘ABD girişimine’ karşı biriken öfke ve reddin bir yansıması niteliğindeydi.

Misrata Askeri Konseyi, geçtiğimiz cuma günü yayımladığı bildiride girişimi ‘Libyalı halkın uzun onlarca yıldır acısını çektiği askeri yönetimin yeniden üretilmesi’ olarak nitelendirmiş, ayrıca ‘geçiş dönemlerinin uzatılması ve ülkedeki siyasi kaosun devamı’ olarak değerlendirmişti.

Girişim, Libya Ulusal Ordusu (LUO) Başkomutan Yardımcısı Saddam Hafter'in Muhammed el-Menfi'nin yerine Başkanlık Konseyi başkanlığını üstlenmesini ve Geçici Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) Başbakanı Abdulhamid ed-Dibeybe'nin birleşik bir hükümetin başında kalmayı sürdürmesini öngörüyor. Ancak bu yaklaşım, herhangi bir uzlaşının doğrudan genel seçimlere gidilmesini sağlaması gerektiğini savunan taraflarda ciddi itirazlara yol açtı.

CDFBNY
Cuma günü Libya'nın batısında Misrata Askeri Konseyi üyelerinden bir grubun düzenlediği protesto eylemi (Video kaydından alınan bir kare)

24. Piyade Taburu karargâhındaki toplantıya 63. Tugay, Ortak Operasyonlar Gücü, Terörle Mücadele Gücü ve Ulusal Destek Kuvvetleri Teşkilatı katıldı. Toplantıda 2017'den bu yana hazır bekleyen anayasa taslağının halk oylamasına sunulması meselesi yeniden gündeme geldi.

Libya'nın siyasi tablosu artık resmi kurumların ya da uluslararası gözetimde yapılan siyasi anlaşmalardan doğan yapıların değil, başta Misrata olmak üzere belirli şehirlerin belirlediği bir görünüm sergiliyor. Bu şehirler, askeri ağırlıkları ve silahları ile nüfuzlu isimlerinin devletin kilit noktalarına sızmasıyla beslenen ezici bir etkiye sahip. Bu da onları gerçek karar alıcı konumuna taşıyor. Bu nedenle Misrata'daki pek çok silahlı oluşum, Libya'nın gelecekteki iktidar haritasına ilişkin yeni düzenlemelere karşı çekincelerini açıkça dile getiriyor.

Bu doğrultuda toplantıya katılanlar, "iktidarın hangi biçimde olursa olsun pekiştirilmesi ya da tekelleştirilmesine yönelik her türlü girişimi" kesinlikle reddettiklerini vurguladı. Demokratik mekanizmalar aracılığıyla barışçıl iktidar devrinin Libya'nın istikrarının gerçek güvencesi olduğunu belirterek halk iradesine dayanmayan her türlü yönetim biçiminin Libyalıların özlemleriyle bağdaşmadığını ilan etti.

Toplantıya katılanlar, "Libya devletinin egemenliğinin, toprak bütünlüğünün ve ulusal karar bağımsızlığının dokunulamaz sabiteler olduğunu; her girişimin ve siyasi sürecin Libyalıların iradesine saygı göstermesi ve ulusal irade dışından dayatılan düzenleme ya da çözümlere yol açmaması gerektiğini" vurguladı.

Misrata'nın Amerikan girişimine karşı çıkışı, Nisan 2019'da LNA kuvvetlerinin Trablus'a girme girişimine dayanan Mareşal Halife Hafter'e yönelik köklü bir düşmanlığa dayanıyor.

Misrata, Dibeybe'nin memleketi olup Libya'nın nüfus yoğunluğu bakımından üçüncü büyük şehri. Aynı zamanda 2011'de merhum Cumhurbaşkanı Muammer Kaddafi'nin iktidarını deviren 17 Şubat olaylarının ardından siyasi haritayı şekillendiren en etkili taraflardan biri konumunda. Misrata çatışmalarda belirleyici bir rol oynadı; Kaddafi'nin cenazesi de ona komşu çöldeki "gizli bir mezara" defnedildi. Şehir bugün gücünü toplumsal yapısının sağlamlığından, Misrata Serbest Bölgesi, deniz limanı ve havalimanı gibi kritik kapılar üzerindeki denetiminden alıyor.

Libya'daki donmuş siyasi süreci canlandırmaya yönelik BM çabaları sürerken Misrata'daki silahlı oluşum temsilcilerinin toplantısı, "ülkenin içinde bulunduğu durumdan en iyi çıkış yolunun, anayasa taslağını halk oylamasına sunmak suretiyle anayasal yükümlülüklerin bir an önce tamamlanması" olduğu sonucuyla kapandı. Toplantıya katılanlar bu adımı "özgür ve adil cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimlerinin yapılmasının, iktidarın barışçıl yolla devredilmesinin ve geçiş dönemlerinin sona erdirilmesinin hukuki zeminini oluşturan temel" olarak değerlendirdi.

Zaman zaman siyasi isimler ya da silahlı güçler, seçimle oluşturulan bir kurul tarafından daha önce hazırlanan anayasa taslağının halk oylamasına sunulması zorunluluğunu gündeme taşıyor. Gözlemciler bunu, BM misyonunun üzerinde çalıştığı süreci "sekteye uğratma" girişimi ve her türlü çözüm girişiminin önüne engel koyma olarak değerlendiriyor.

GTHY56J
Dibeybe’nın “2024 Libya Anayasa Kurucu Meclisi” (“Birlik” Hükümeti) üyeleriyle yaptığı görüşmeden bir kare

Anayasa taslağı, seçimle oluşturulan bir kurul tarafından 29 Temmuz 2017'de oylanmasının ardından bugüne dek çekmecede bekliyor. 2014'te kurulan ve Libya'nın üç bölgesini eşit temsille oluşturulan 60 üyeli bu kurul, hiçbir otoriteye bağlı olmaksızın çalışması gerekiyor. Taslağı tamamlayan kurul, halk oylamasına sunulmak üzere onu siyasi otoriteye iletti; ancak bu adım bugüne dek atılmadı.


Şam'da nedeni bilinmeyen patlama sesleri duyuldu

Şam'daki güvenlik personelleri (AFP)
Şam'daki güvenlik personelleri (AFP)
TT

Şam'da nedeni bilinmeyen patlama sesleri duyuldu

Şam'daki güvenlik personelleri (AFP)
Şam'daki güvenlik personelleri (AFP)

Bir Reuters muhabiri, Suriye'nin başkenti Şam'da patlama sesleri duyulduğunu bildirdi. Reuters'a konuşan bir güvenlik kaynağı ise Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un konakladığı otelin yakınında çok sayıda patlayıcının infilak ettiğini açıkladı.

Macron, dün Şam'a giderek, Aralık 2024'te Beşşar Esed yönetiminin devrilmesinden bu yana Suriye'yi ziyaret eden ilk büyük Batılı ülke lideri oldu.

Fransa Cumhurbaşkanı, ziyaretinin ikinci gününde Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara ile resmi görüşmeler gerçekleştirecek. Görüşmelerde, uzun yıllar süren savaşın yıprattığı Suriye'nin yeniden inşası ele alınacak. Macron'un ayrıca Suriye'nin "birliği" ve "çoğulcu yapısı"na ilişkin mesajlarını yinelemesi bekleniyor.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre Macron, bugünkü programına sivil toplum temsilcileriyle bir araya gelerek başladı. Ardından Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda Ahmed Şara ile resmi görüşmeler yapacak. İki liderin temaslarının ardından, Suriye'nin yeniden imarı ve stratejik ulaştırma koridorlarının ele alınacağı bir ekonomi forumu düzenlenecek.