ABD-Taliban görüşmeleri, Taliban’a uluslararası meşruiyet sağlayacak mı?

ABD, müzakerelerin insani meselelere ve Afganların haklarına saygı duymaları için Taliban’a baskı yapılmasına odaklandığını söylerken, ‘yeni bir sayfa’ açılması çağrısında bulunuyor

Taliban, Afganistan’daki yönetimini sağlamlaştırmaya doğru ilerliyor. Uluslararası toplum ise Taliban’ın egemenliğini tanıma konusunda hala kafa karışıklığı yaşıyor (AFP)
Taliban, Afganistan’daki yönetimini sağlamlaştırmaya doğru ilerliyor. Uluslararası toplum ise Taliban’ın egemenliğini tanıma konusunda hala kafa karışıklığı yaşıyor (AFP)
TT

ABD-Taliban görüşmeleri, Taliban’a uluslararası meşruiyet sağlayacak mı?

Taliban, Afganistan’daki yönetimini sağlamlaştırmaya doğru ilerliyor. Uluslararası toplum ise Taliban’ın egemenliğini tanıma konusunda hala kafa karışıklığı yaşıyor (AFP)
Taliban, Afganistan’daki yönetimini sağlamlaştırmaya doğru ilerliyor. Uluslararası toplum ise Taliban’ın egemenliğini tanıma konusunda hala kafa karışıklığı yaşıyor (AFP)

Ahmed Abdul Hakim
Taliban’ın Afganistan’ın kontrolünü ele geçirmesinden ve ABD’nin geri çekilmesini tamamlamasından iki aydan kısa bir süre sonra ABD, Taliban Hareketi ile Katar’ın başkenti Doha’da 9- 10 Ekim günlerinde ilk görüşmelerini yaptı.
ABD’li yetkililer tarafından yapılan açıklamaya göre esas olarak Taliban’a ‘tüm Afganların haklarına saygı duyması, kapsayıcı bir hükümet kurması ve yardım kuruluşlarının yardıma ihtiyacı olan bölgelere ücretsiz erişimine izin vermesi için’ baskı yapmaya odaklanılacaktı.
Washington, Doha toplantılarının, ‘ABD’nin, Taliban yönetimini tanıdığına işaret etmediğini, herhangi bir meşruiyetin, Taliban’ın eylemlerinden kaynaklanması gerektiği konusunda kararlı olduğunu’ gösterdiğini belirtti. Bu bağlamda gözlemciler, ABD’nin Ağustos sonunda ülkeden çekilmesinin tamamlanmasından bu yana ilk kez düzenlenen bu görüşmelerin, Afganistan’daki Taliban yönetiminin ‘kademeli olarak tanınmasına’ yol açıp açmayacağını merak ediyor.

‘Yeni bir sayfa açıldı’
Geçen cumartesi günü hareketin oluşturduğu geçici Afgan hükümeti tarafından bildirilenlere göre Taliban, Katar’ın başkenti Doha’da ABD heyetiyle görüştü. Hükümet, yeni bir sayfa açıldığını söyledi. Taliban hükümetinin Dışişleri Bakan Vekili Emir Han Muttaki, ABD tarafıyla ilk üst düzey doğrudan görüşmelerin ardından, “Başkanlığını yaptığın Taliban hükümeti heyeti, insani yardım ve hareket ile eski ABD Başkanı Donald Trump yönetimi arasında Şubat 2020’de Doha’da imzalanan anlaşmanın uygulanmasına odaklandı” dedi. Muttaki, “Afgan heyet ayrıca, ABD’lileri Afganistan hava sahasının egemenliğine saygı duymaya, işlerine müdahale etmemeye ve Afganistan Merkez Bankası’nın yurtdışında dondurulan varlıkları üzerindeki yasağı kaldırmaya çağırdı” açıklamasında bulundu.
Toplantılar öncesinde ABD Dışişleri Bakanlığı, “Cumartesi gününden itibaren ABD, Afganistan’dan çekilmesinden bu yana Taliban ile ilk yüz yüze görüşmelerini gerçekleştirecek” ifadelerini kullandı. Bakanlık Sözcüsü, “ABD heyeti, Taliban’a kadınlar ve kızlar da dahil olmak üzere tüm Afganların haklarına saygı duyması ve geniş desteğe sahip kapsayıcı bir hükümet kurması için baskı yapacak” dedi. Sözcü, sözlerinin devamında ise “Afganistan, ciddi bir ekonomik gerileme ve olası bir insani krizle karşı karşıyayken, aynı şekilde yardım kuruluşlarının yardıma ihtiyacı olan bölgelere ücretsiz erişimine izin vermesi için Taliban’a baskı uygulayacağız” şeklinde konuştu.
Dışişleri Bakanlığı sözcüsü, Washington heyetinin üyelerinin sayısını veya pozisyonlarını belirtmezken, ABD basınında çıkan haberlere göre üst düzey heyette Dışişleri Bakanlığı, Uluslararası Kalkınma Ajansı ve istihbarat teşkilatlarından yetkililer yer alıyor.
Taliban’ın geçen Ağustos ayının ortalarında başkent Kabil’i ele geçirmesinden bu yana ABD, hareketle temaslarını sürdürdü. Aynı şekilde Washington, hareketin ABD vatandaşlarının ülkeden ayrılmasında büyük ölçüde iş birliği yaptığını belirtti. Ancak ABD’li yetkililere göre Afgan kökenli yaklaşık 100 ABD’li, Afganistan’dan çıkma konusunda hâlâ tereddütlü.
ABD, Kabil Havalimanı’ndan binlerce insanı ülke dışına taşıyan hava köprüsü operasyonu sırasında, ülkeden ayrılmak isteyen Afgan müttefiklerinin tamamını ülke dışına çıkaramadığını kabul ediyor.

Görüşmeler, uluslararası tanınmaya olanak sağlar mı?
Taliban, ülkede 20 yıldır var olan ABD askerlerinin geri çekilmesinin tamamlanmasının ardından Afganistan’daki egemenliğini güçlendirme yolunda ilerliyor. Öte yandan ise Batı, ‘Taliban, sözle değil eylemlerle doğrulamadan’ hareketi tanımayacağı yönünde baskı yaparken, uluslararası toplum da hareketin yönetimini tanıma konusunda hala tereddütlü.
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı analize göre uluslararası toplum, Taliban’ın 1996 ve 2001 yılları arasında iktidara geldiğinde olduğu gibi katı bir kural benimsemesinden korkuyor. Bu nedenle uluslararası sahnede aktif olan Batılı ülkelerin çoğu, bunun tek taraflı değil, kolektif bir karar olduğunu vurgulayarak, tanımayı ‘Taliban’ın iktidardaki eylemlerine rehin’ tutma gerekliliğinden söz ediyor. Bu durum ise, Afganistan’ın yeni yöneticileriyle temasları sürdürmeye bağlı olan hareketin en yakın uluslararası müttefiklerine (Pakistan, Katar ve Çin) de yansıdı.
Taliban, hakimiyeti için uluslararası tanınırlık kazanmaya ve ‘Afgan kadınlarının okumasına ve çalışmasına izin vermek, insan haklarına ve vatandaşlar için ifade, seyahat ve hareket özgürlüğüne saygı göstermek gibi’, uluslararası toplumu endişelendiren konularda hem içeriye hem de dışarıya her zaman güvence mesajları göndermeye çalışıyor.
Bu uluslararası kargaşanın ortasında, ‘Taliban hareketinin tanınması ve Afganistan’daki yönetiminin meşruiyeti için yerine getirilmesi gereken koşullar’ konusunda henüz bir anlaşma yok. Afganistan’ın geleceği konusunda bölgesel ve uluslararası güçler arasındaki anlaşmazlıklar Batı’da endişe uyandırıyor. İngiliz ‘The Guardian’ gazetesinin haberine göre Kabil’deki ABD boşluğunu dolduracak olan Çin, İran ve Pakistan, Batı çıkarlarını tehdit ediyor?
‘RAND’ kuruluşundan Derek Grossman’ın belirttiğine göre Pekin, Taliban’a güvenemezse Çin’in Taliban’ı tanınmak için uzun süre beklemesi beklenmiyor. Grossman, bu konunun ‘gelecekteki bölgesel düzeni çizenin Washington değil, Pekin olduğu’ fikrini güçlendireceğini söyledi.
Uluslararası tanınma konusu, Afganistan’ın yeni liderleri için hayati önem taşıyor. Çünkü bu adım, Taliban’ı ‘silahlı bir hareket’ olmaktan, Afganistan’ın meşru temsilcisi’ olmaya taşıyacak. Bu durum, hareketin omuzlarından ‘terörizm’ etiketini kaldırmak ve ‘Birleşmiş Milletler (BM) ve diğer uluslararası forumlara üyeliğin yanı sıra ülke içindeki rakipleri karşısında güç kullanma hakkı da dahil’ onu, uluslararası alanda tanınmış tüm haklardan yararlanan meşru bir hükümete dönüştürmek anlamına geliyor. Bu tanıma, aynı zamanda uluslararası açıdan kabul görmüş bir hükümet tarafından çıkarıldığı için, hükümetin içişlerinde yayınladığı yasa ve kararlara uluslararası toplum nezdinde meşruiyet kazandırıyor.
Washington, Doha toplantılarının hiçbir şekilde ABD’nin Kabil’deki ‘Taliban’ yönetimini tanımasına atıfta bulunmadığını vurguladı. Kahire Üniversitesi’nden siyaset bilimci Prof. Dr. İbrahim el-Minşavi, “ABD’nin adımı, Washington’un hareketle temaslarını sürdürmesinin önemini yansıtıyor. Özellikle Batı’nın Afganistan’daki hâkim güç konumunu kaybettikten sonra çok az seçeneği bulunuyor” dedi. Independent Arabia’ya konuşan Minşavi, “Bu durumda siyasi koşullar dikte edilemez” ifadelerini kullandı.
Minşavi, “ABD, onu resmi olarak tanımadan, Taliban hükümetiyle anlaşmak istiyor gibi görünüyor. Bir tanıma şekli olarak görülen bir adımla Doha Anlaşması’nın imzalanmasına rağmen ABD, tanımayı, ‘Taliban hükümetinin kadın hakları konusundaki davranışına ve ABD’nin terörist olarak nitelendirdiği örgütlere izin vermeme taahhüdüne’ bağladı” şeklinde konuştu.
Reuters haber ajansının daha önce aktardığına göre ABD yönetiminden üst düzey bir yetkili, “Toplantı, ulusal güvenlik için hayati önem taşıyan konularda Taliban ile gerçekleştirdiğimiz pragmatik temasımızın bir devamı niteliğindedir” dedi. İsminin verilmesini istemeyen yetkili, “Bu toplantı, tanıma veya meşrulaştırma ile ilgili değildir. Hala meşruiyetin Taliban’ın eylemleriyle kazanılması gerektiği konusunda netiz” ifadelerini kullandı.



Sırbistan’ı sallayan Trump oteli davası başladı: Hepimiz için bir sınav

Bombalanan eski Yugoslav Halk Ordusu karargahının yer aldığı anıt bölgesinde inşa edilmesi planlanan otel, ülkede büyük tartışma yaratmıştı (AFP)
Bombalanan eski Yugoslav Halk Ordusu karargahının yer aldığı anıt bölgesinde inşa edilmesi planlanan otel, ülkede büyük tartışma yaratmıştı (AFP)
TT

Sırbistan’ı sallayan Trump oteli davası başladı: Hepimiz için bir sınav

Bombalanan eski Yugoslav Halk Ordusu karargahının yer aldığı anıt bölgesinde inşa edilmesi planlanan otel, ülkede büyük tartışma yaratmıştı (AFP)
Bombalanan eski Yugoslav Halk Ordusu karargahının yer aldığı anıt bölgesinde inşa edilmesi planlanan otel, ülkede büyük tartışma yaratmıştı (AFP)

Sırbistan'da, ABD Başkanı Donald Trump'ın damadı Jared Kushner'ın otel projesiyle ilgili dava başladı. 

Sırbistan Kültür Bakanı Nikola Selakovic, Kültür Bakanlığı Sekreteri Slavica Jelaca, Sırp Kültür Anıtları Koruma Enstitüsü Başkan Vekili Goran Vasic ve Belgrad Kültür Enstitüsü Müdür Vekili Aleksandar Ivanovic, çarşamba günü mahkemeye çıktı. 

4 yetkili de görevi kötüye kullanma ve belgede sahtecilikle suçlanıyor. 

Selakovic'in avukatı Vladimir Djukanovic, müvekkilinin otel projesinden kişisel kazanç elde etmediğini ve suçlamaların asılsız olduğunu savundu: 

Zarar gören tek taraf Sırbistan Cumhuriyeti oldu, ABD'yle ilişkilerimizi iyileştirebilecek kazançlı bir anlaşma yok edildi.

BBC'nin aktardığına göre sanıklar, suçlu bulunmaları halinde üçer yıl hapis cezası alabilir. Diğer yandan Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vucic, böyle bir karar verilmesi durumunda yetkililer hakkında af çıkaracağını söylemişti.

Protestocular, mahkeme binasının önünde toplanarak "Hırsızlar!" sloganlarıyla otel projesinde yer alan yetkililere tepki gösterdi. 

Eylemcilerden öğrenci Dimitrije Radojevic, davayı "Hepimiz için bir sınav" diye niteledi.

 Selakovic ve diğer üç sanık, haklarındaki suçlamaları reddetti. Duruşma 15 Nisan'a ertelendi.

Sözkonusu isimler hakkındaki iddianame, Organize Suçlardan Sorumlu Kamu Başsavcılığı'nın internet sitesinde aralıkta yayımlanmıştı. 

Bunun üzerine Kushner'ın firması Affinity Partners hızlıca bir açıklama yayımlayarak Belgrad'ın merkezindeki otel ve apartman kompleksi projesinin iptal edildiğini duyurmuştu.

Lüks otel Trump markasını taşıyacağı için projede Cumhuriyetçi liderin oğulları Eric ve Donald Jr. tarafından yönetilen Trump Organization da yer alıyordu.

Kushner'ın iki yılı aşkın süredir üzerinde çalıştığı projenin 1999'daki Kosova Savaşı sırasında NATO'nun bombaladığı, kültürel koruma statüsüne sahip eski Genelkurmaylık binasının yer aldığı bölgede yapılması öngörülüyordu.

Vucic, bölgenin kültürel koruma statüsünü 2024'te kaldırmıştı. Ayrıca Kushner'ın firması Affinity Partners'la 99 yıllığına kira sözleşmesi imzalanmıştı. Bunun ardından ülkede büyük protestolar patlak vermişti. 

Cumhurbaşkanının liderliğindeki Sırp İlerleme Partisi, çoğunluğu elinde bulundurduğu Parlamento'da geçen yıl kasımda geçirdiği yasayla inşaatın önünü açmıştı. 

Hükümetin bu hamlesine muhalefetten de sert tepkiler gelmişti. Merkez sol Özgür ve Adalet Parti'den parlamenter Marinika Tepić, hükümeti "Donald Trump'ı memnun etmek uğruna ülke tarihini yok etmekle" suçlamıştı.

Independent Türkçe, BBC, Times of Israel


Birleşik Krallık’ta Epstein şoku: Başbakan Starmer’ın günleri sayılı

Epstein belgeleri nedeniyle yoğun baskı altındaki Keir Starmer'ın bir sonraki adımı merakla bekleniyor (AFP)
Epstein belgeleri nedeniyle yoğun baskı altındaki Keir Starmer'ın bir sonraki adımı merakla bekleniyor (AFP)
TT

Birleşik Krallık’ta Epstein şoku: Başbakan Starmer’ın günleri sayılı

Epstein belgeleri nedeniyle yoğun baskı altındaki Keir Starmer'ın bir sonraki adımı merakla bekleniyor (AFP)
Epstein belgeleri nedeniyle yoğun baskı altındaki Keir Starmer'ın bir sonraki adımı merakla bekleniyor (AFP)

Birleşik Krallık'ın (BK) eski ABD Büyükelçisi Peter Mandelson'ın Jeffrey Epstein'le bağlantıları, İşçi Partisi'ni sarsmaya devam ediyor.  

Başbakan Keir Starmer'ın, Parlamento'da dün düzenlenen oturumda Mandelson'ı büyükelçi olarak atamadan önce siyasetçinin Epstein'le ilişkileri hakkında bilgi sahibi olduğunu söylemesi şok etkisi yarattı. 

İşçi Partisi lideri Starmer, Mandelson hakkında "Büyükelçi olarak atanmasından önce ve görev süresi boyunca Epstein'le ilişkisi sorulduğunda ekibime defalarca yalan söyledi" dedi.

Mandelson'ı büyükelçi olarak atadığı için pişmanlık duyduğunu dile getiren Starmer, "O zaman bugün bildiklerimi bilseydim, hükümetin yakınından bile geçemezdi" dedi.

"Her şey bitti"

Guardian'ın analizinde, Epstein'le ilişkileri hakkında bilgi sahibi olmasına rağmen Mandelson'ı büyükelçi olarak ataması nedeniyle Starmer'ın koltuğunu kaybedebileceği yazılıyor. 

Eskiden Starmer'a yakın olan fakat adının paylaşılmamasını isteyen bir parlamenter, oturuma dair "Atmosferin değiştiğini hissedebiliyordunuz, ortam kararmaya başlamıştı" diyor. 

Başka bir parlamenter de "Bu savunulamaz bir şey. Peter'ın Epstein'le ilişkisini bilmelerine rağmen yine de onu göreve getirdiler" ifadelerini kullanıyor ve ekliyor: 

Keir bunu itiraf ettiği anda her şey bitti.

Eski bir bakan da "Yeni bir başlangıç yapmanın zamanı geldi, ne kadar erken olursa o kadar iyi" diyerek, Starmer'ın geleceğinin tehlikede olduğunu vurguluyor. 

Starmer, Mandelson'ı atarken, Tony Blair ve Gordon Brown hükümetlerindeki görevinin yanı sıra 2004-2008'de Avrupa Komisyonu'nun ticaretten sorumlu üyesi olmasının, Donald Trump yönetimiyle ilişkileri yürütmek için onu ideal bir isim kıldığını savunmuştu. 

BBC'nin Newsnight programına katılan İşçi Partili Barry Gardiner, Starmer'ın istifa ihtimaline dair şunları söyledi: 

Bence ülkenin çıkarları için neyin en iyi olduğunu detaylıca düşünmesi gerek.

2020'deki İşçi Partisi liderlik yarışında Starmer'a rakip olan Rebecca Long-Bailey de Mandelson'ın atanmasının "felaket bir karar" olduğunu söyleyerek, başbakanın "yanıtlaması gereken büyük sorularla" karşı karşıya kaldığını ekledi.

Mandelson'ın Epstein'le bağlantıları

ABD'de yürütülen Epstein davasıyla ilgili 9 Eylül'de ortaya çıkan yazışmalarda, Mandelson'ın Epstein'e gönderdiği doğum günü mesajında, iş insanından "En iyi dostum" diye bahsettiği görülmüştü. Bunun ardından Starmer'ın talimatıyla, 10 Şubat 2025'te başladığı büyükelçilik görevinden 11 Eylül 2025'te alınmıştı. 

Geçen hafta yayımlanan belgelerde, 72 yaşındaki siyasetçinin Epstein'den 75 bin dolar civarında ödeme aldığı ortaya çıkmıştı. Ayrıca Epstein'in, Mandelson'ın eşinin osteopati eğitimi için yaklaşık 10 bin sterlin (yaklaşık 592 bin TL) ödeme yaptığı da görülmüştü. 

Mandelson ise bu paraları aldığını hatırlamadığını savunmuş, belgelerin gerçekliğinin araştıracağını söylemişti. 

Mandelson geçen hafta İşçi Partisi'nden, 3 Şubat'ta da Lordlar Kamarası'ndan istifa etmişti. 

frgthy
Son dava belgelerinde Epstein'le Mandelson'un birlikte görüldüğü kareler de paylaşıldı (ABD Temsilciler Meclisi)

Kamu görevini kötüye kullandığı gerekçesiyle hakkında soruşturma başlatılan Mandelson'ın, ekonomik olarak zor durumdaki Avrupa Birliği (AB) üyesi ülkelere destek sağlamak amacıyla planlanan 500 milyar euroluk kurtarma fonuna ilişkin bazı bilgileri Epstein'e sızdırdığı da yeni belgelerdeki iddialar arasında. 

Buna ek olarak Mandelson'ın 2008-2009 finansal krizi sırasında Londra yönetiminin para politikalarına dair hassas bilgileri Epstein'le paylaştığı da savunuluyor. 

Epstein hakkında reşit olmayan kızlara yönelik cinsel istismar suçlamalarıyla 2005'te soruşturma başlatılmıştı. İş insanı, 2008'de mahkemeyle yaptığı anlaşma kapsamında "fuhuşa teşvik" suçunu kabul etmiş, karşılığında 18 aylığına açık cezaevine gönderilmişti. Haftada 6 gün, günde 12 saat ofisine gitmek için izin alan Epstein, 13 ay sonra şartlı tahliyeyle serbest bırakılmıştı. 

"Mandelson ülkemize ihanet etti"

Mandelson ve Epstein arasındaki yazışmaların bu döneme denk gelmesi ve Britanyalı siyasetçinin, hapse girip çıktıktan sonra da iş insanıyla ilişkisini sürdürmesi dikkat çekiyor. 

Başbakan Starmer, Mandelson'ın Epstein'le ilişkisinin detaylarının ve iş insanıyla hassas bilgileri paylaşmasının "son derece öfkelendirici" olduğunu belirterek şunları söyledi: 

Mandelson ülkemize, parlamentomuza ve partime ihanet etti.

Starmer, Mandelson'ın büyükelçi olarak atanması öncesinde yapılan güvenlik soruşturması hakkındaki belgelerin en kısa zamanda yayımlanacağını taahhüt ederken, dokümanlarda ulusal güvenlik ve uluslararası ilişkileri etkileyebilecek unsurların kapsam dışında tutulacağını söyledi. 

Independent Türkçe, BBC, Guardian, CNN, Reuters


Trump'tan göçmenlik politikasında geri adım

ABD Başkanı Donald Trump, Minnesota'daki göçmenlik karşıtı sert politikasında yönetiminin "biraz daha yumuşak bir yaklaşım benimseyebileceğini" kabul etti (Saul Loeb/AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Minnesota'daki göçmenlik karşıtı sert politikasında yönetiminin "biraz daha yumuşak bir yaklaşım benimseyebileceğini" kabul etti (Saul Loeb/AFP)
TT

Trump'tan göçmenlik politikasında geri adım

ABD Başkanı Donald Trump, Minnesota'daki göçmenlik karşıtı sert politikasında yönetiminin "biraz daha yumuşak bir yaklaşım benimseyebileceğini" kabul etti (Saul Loeb/AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Minnesota'daki göçmenlik karşıtı sert politikasında yönetiminin "biraz daha yumuşak bir yaklaşım benimseyebileceğini" kabul etti (Saul Loeb/AFP)

Geçen ay Minneapolis sokaklarında federal ajanların iki ABD vatandaşını vurarak öldürmesinin ardından ABD Başkanı Donald Trump, göçmenlik konusundaki sert önlemlerinde "biraz daha yumuşak bir yaklaşım sergileyebileceğini" itiraf etti.

Çarşamba günü yayımlanan, Trump'ın Super Bowl öncesinde NBC News'ten Tom Llamas'a verdiği röportajdan bir kesitte başkan, İç Güvenlik Bakanlığı'nın ülke genelinde protestolara yol açan Minnesota'daki geniş kapsamlı göçmenlik operasyonuna değindi.

Minneapolis'ten ne ders çıkardığı sorulunca Trump, "Belki biraz daha yumuşak bir yaklaşım sergileyebiliriz diye düşündüm. Ama yine de sert olmak zorundayız. Gerçekten tehlikeli suçlularla uğraşıyoruz" dedi.

Trump yönetimi Minnesota'da "kötülerin en kötüsü"nün peşinde olduğunu iddia ederken, üç çocuk annesi Renee Good ve yoğun bakım hemşiresi Alex Pretti, operasyonda öldürülmüştü.

37 yaşındaki Good, 7 Ocak'ta arabasının direksiyonunda Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza ajanı Jonathan Ross tarafından vurularak hayatını kaybetmişti.

Yine 37 yaşındaki Pretti ise 24 Ocak'ta Sınır Devriyesi ajanlarıyla girdiği arbede sırasında açılan ateş sonucu ölmüştü.

Trump yönetimi her iki olayı da meşru müdafaa olarak nitelendirdi ancak bu gerekçe sorgulanıyor.

İç Güvenlik Bakanlığı'na göre Minnesota'daki federal ajanlar son haftalarda binlerce kişiyi gözaltına aldı.

Minnesota Star Tribune'un yakın tarihli bir haberine göre, Minnesota'daki bir federal binada tutulanlar, yiyecek ve tıbbi bakımdan mahrum bırakılma da dahil insanlık dışı koşulları anlattı.

Minnesota'daki karışıklık ortamında, Trump'ın sınır sorumlusu Tom Homan çarşamba günü erken saatlerde 700 federal ajanın Minnesota'dan çekileceğini ve eyalette yaklaşık 2 bin görevlinin kalacağını duyurdu.

Homan, "çekilmenin kamu güvenliği tehditlerinin topluma geri salınmasını önlemek için ilçe hapishaneleri ve ICE arasında yasal bir şekilde koordinasyonu artırma" konusunda eyalet ve yerel yetkililerle yapılan "verimli görüşmelerin" sonucu olduğunu söyledi.

Minnesota Valisi Tim Walz, X'te Homan'ın duyurusunun "doğru yönde bir adım olduğunu ancak güçlerin daha hızlı ve daha fazla çekilmesine ihtiyaç duyulduğunu" yazdı. Walz ayrıca Good ve Pretti'nin öldürülmesiyle ilgili eyalet öncülüğünde soruşturulma çağrısında bulundu.

Minneapolis Belediye Başkanı Jacob Frey, kalan 2 bin ajanı gerekçe göstererek, çekilmenin "gerilimi azaltma anlamına gelmediğini" savundu. İç Güvenlik Bakanlığı'nın Minnesota'daki operasyonunun "sakinlerle işletmeler için felaket olduğunu ve derhal sona ermesi gerektiğini" söyledi.

Independent Türkçe