Suriye’nin kuzeyinde Türkiye yanlısı muhalif gruplara karşı saldırılar artıyor

Halep'in kuzeyindeki Afrin'in merkezinde bomba yüklü bir otomobilin hava uçurulmasının ardından olay yerinden bir kare (Şarku’l Avsat)
Halep'in kuzeyindeki Afrin'in merkezinde bomba yüklü bir otomobilin hava uçurulmasının ardından olay yerinden bir kare (Şarku’l Avsat)
TT

Suriye’nin kuzeyinde Türkiye yanlısı muhalif gruplara karşı saldırılar artıyor

Halep'in kuzeyindeki Afrin'in merkezinde bomba yüklü bir otomobilin hava uçurulmasının ardından olay yerinden bir kare (Şarku’l Avsat)
Halep'in kuzeyindeki Afrin'in merkezinde bomba yüklü bir otomobilin hava uçurulmasının ardından olay yerinden bir kare (Şarku’l Avsat)

Suriye'nin kuzeyindeki Afrin kentinde Pazartesi günü bomba yüklü bir aracın infilak etmesi sonucu aralarında sivillerin de bulunduğu 6 kişi hayatını kaybetti. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) Suriye'nin kuzeyindeki saldırılardan kaynaklı kayıpları arttı.
Afrin’de TSK’nın ve Suriye'nin kuzeyindeki Türkiye yanlısı Suriyeli muhalif grupların kontrolündeki diğer bölgelerde zaman zaman bomba yüklü araçlar ve motosikletlerle düzenlenen bombalı saldırılar meydana geliyor. Saldırıların sorumluluğunu ise nadiren bir grup veya taraf üstleniyor. Ankara, sık sık ‘terörist’ olarak nitelendirdiği Kürt milisleri bu işin arkasında olmakla suçluyor.
Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR), tarafından aktarılan bilgilere göre Ceyşu’l-İslam grubunun karargahının ve şehirdeki bir sebze halinin yakınlarında bomba yüklü bir araç infilak etti.
Saldırıda, üç sivil, Ceyşu’l-İslam grubundan en bir unsur ve kimliği belirsiz iki kişinin öldü. Ayrıca ikisi çocuk 12 sivil ve unsur da yaralandı.
SOHR, yerel polisin olaya karıştıklarından şüphelenilen iki genci tutukladığını bildirdi.
Afrin'de, muhalif grupların Şam yakınlarındaki eski kalesi Doğu Guta'nın en güçlü grubu olarak kabul edilen Ceyşu’l-İslam grubu unsurları gibi, Suriye rejimi güçlerinin kontrolü ele geçirmesinin ardından ülkenin birçok bölgesinden tahliye edilen binlerce muhalif savaşçı ve sivil ikamet ediyor.
Afrin bölgesinin nüfusu ağırlıklı olarak Kürtlerden oluşuyordu. Türk güçlerinin Kürt milislere karşı başlattığı büyük bir saldırının ardından 2018 yılının Mart ayında Suriyeli muhalif gruplarla birlikte buranın kontrolünü ele geçirmesinden önce Afrin’de üçüncü Kürt Özerk Yönetimi bölgesi oluşturuluyordu. Türkiye ve Türkiye yanlısı Suriyeli muhalif gruplar, 2016 yılından bu yana, Kürt milislere ve DEAŞ terör örgütüne karşı düzenlediği birkaç saldırının ardından Suriye'nin kuzeyindeki geniş sınır bölgelerinin kontrolünü ele geçirdiler.
SOHR, Eylül ayı boyunca Afrin’de bomba yüklü araçla düzenlenen 4 saldırının gerçekleştiğini belgeledi. Bu saldırılardan Afrin’in Eşrefiye mahallesindeki Ternede yolu üzerinde bulunan bir akaryakıt deposunun önünde bomba yüklü bir aracın havaya uçurulması sonucu bir kişi öldü, 4 kişi de ağır yaralandı. Afrin'in Raco ilçesinde Ankara'ya bağlı Hamza Tümeni’nden bir komutanın ve iki arkadaşının bulunduğu bir araçta meydana gelen bir diğer patlamada, araç içindekiler olay yerinde hayatlarını kaybettiler. Geçtiğimiz 14 Eylül'de de sivil bir araçta meydana gelen patlamada çok sayıda sivil yaralandı, maddi hasara neden oldu. Eşrefiye mahallesinde, muhalif bir grubun üyesinin aracını hedef alan bir bombalı saldırıda ise sadece maddi zarar meydana geldi.
Halep'in kuzeyindeki el-Bab bölgesinden bir aktivist Ekrem el-Hüseyin patlamalar ile ilgili olarak şunları söyledi:
“Son dönemde, Türkiye’nin ve ona bağlı muhalefet gruplarının nüfuzu altındaki şehirlerdeki (Afrin, el-Bab, Cerablus, er-Rai ve Cinderes), çarşılar, ticaret merkezleri ve diğer sivil noktalarda 122 patlama belgelendi. Patlayıcılar ve bomba yüklü araçlarla düzenlenen saldırılardan bazıları, muhalif grupların liderlerine ve askeri yetkililerine ait arabaları hedef alırken, bazıları da patlamanın yerine göre sivilleri hedef aldı”.
Son zamanlarda, Türkiye’nin Zeytin Dalı ve Fırat Kalkanı harekat bölgelerinde patlamaların meydana gelmesi ve sivilleri hedef alması sonucunda, muhalif gruplar Suriye Kurtuluş Cephesi ve Azm Odası çatısı altında birleştiler. Bu iki askeri blok çatısı altında birleşmenin amaçlarından bazılarının güvenliği sağlamak, askeri bloklar için belirlenen alanda güvenliği sağlamakla ilgili yetkili kurumun sorumluluklarını belirlemek, terör eylemleri ve bombalı saldırılar düzenledikleri gerekçesiyle aranan kişileri veya şüphelileri takip etmede ve adalete teslim etmede güvenlik birimlerinin ve yargının rolünü güçlendirmek olduğu bildirildi.
Erdoğan: Artık tahammülümüz kalmamıştır
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan dün, Türkiye'nin Suriye'nin kuzeyinden gelen tehditleri ortadan kaldırmaya kararlı olduğunu söyledi. Reuters’ın haberine göre Cumhurbaşkanı Erdoğan, YPG’nin düzenlediği saldırıda iki özel harekat polisinin şehit olmasının artık bardağı taşıdığını belirtti. Kabine Toplantısı'nın ardından basın toplantısı düzenleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye'den ülkemize yönelik terör saldırılarının kaynağı mahiyetindeki kimi yerler konusunda artık tahammülümüz kalmamıştır. Buralardan kaynaklanan tehditleri, ya oralarda etkin olan güçlerle birlikte ya da kendi imkanlarımızla bertaraf etmekte kararlıyız” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Fırat Kalkanı Harekatı bölgesinde faaliyet gösteren TSK arasında zayiatın arttığı bir dönemde bu açıklamaları yaptı. Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) Halep'in kuzey kırsalındaki Mare kentinde sadece üç gün içinde düzenlediği iki saldırıda, bir asker ve iki özel harekat polisi şehit oldu. Gaziantep'in Karakamış ilçesine ise dün Suriye tarafından atılan 5 havan mermisi düştü.
İçişleri Bakanı Süleyman Soylu da dün Twitter aracılığıyla yaptığı açıklamada, Tel Rıfat’tan düzenlenen güdümlü füze saldırısı sonucu Fırat Kalkanı Harekatı bölgesi Mare’de, iki özel harekat polisinin şehit olduğunu duyurdu. Aynı saldırıda Suriyeli muhalif gruplardan üç unsur ise yaralandı.
İçişleri Bakanlığı’ndan dün gece saldırıyla ilgili yaptığı açıklamada, SDG'nin omurgasını oluşturan YPG’nin, Tel Rıfat’tan düzenledikleri güdümlü füze saldırısıyla Mare ve Azez kentleri arasında kalan Fırat Kalkanı Harekatı bölgesinde bir Türk zırhlı aracını hedef aldığı belirtildi. SOHR ise Halep'in kuzey kırsalındaki Mare kenti yakınlarındaki Sendef yolu üzerinde gerçekleşen saldırının ‘Afrin Kurtuluş Güçleri’ tarafından düzenlediğini bildirdi.
Milli Savunma Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada ise iki özel harekat polisinin şehit olmasından ötürü başsağlığı dilenirken şehit polislerin intikamının alınacağı vurgulandı. Türk topçu birlikleri de saldırıya hızla yanıt verdi. Halep'in kuzey kırsalındaki SDG’nin kontrolü altındaki bölgelerden Şeyh İsa köyü bombalandı. Yine bir başka SDG bölgesi el-Beyluniye köyü çevresini de silahlı insansız hava aracı (SİHA) ile bombaladı.
SOHR'a göre Türk güçleri ve Türkiye yanlısı muhalif gruplar, iki özel harekat polisinin şehit edildiği saldırıya yanıt olarak Afrin kırsalının Şeran ilçesine bağlı Mer'anaz ve Alkamiye köylerini 50'den fazla roket ve top mermisiyle hedef aldılar.
İki özel harekat polisinin şehit olduğu saldırı, YPG’nin Mare'da Türk güçlerinin konuşlu olduğu bölgelere yönelik ikinci saldırı oldu. YPG, daha önce 8 Ekim'de Mare'daki Türk gözlem noktalarından birine füze saldırısı düzenledi. Bu saldırıda ise bir Türk askeri şehit oldu. TSK, bu saldırıya 6 YPG üyesini öldürerek karşılık verdi.
Bu arada Gaziantep'in Karakamış ilçesine dün sabah Suriye topraklarından fırlatılan 5 havan mermisi düştü. Türkiye’deki yetkili kaynaklar, iki merminin ilçedeki gümrük alanı yakınlarına, birinin bir evin çatısına ve bir diğerinin ise ilçe merkezindeki bir parka düştüğünü bildirdiler. Alınan bilgilere göre beşinci mermi şehrin askeri bölgesinin yakınlarına düşerek maddi hasara yol açarken, herhangi bir yaralanma veya can kaybı olmadı.
Diğer taraftan Suriye'nin kuzeybatısındaki İdlib ilinin güneyinde yer alan Cebel ez-Zaviye’de, muhalif gruplar ile Suriye rejimi güçleri arasında aralıklı olarak çatışmalar yaşandı. Çatışmalarda her iki taraftan da ölümler ve yaralanmalar meydana geldi.



İsrail, Lübnan'da “önleyici” saldırılarını yoğunlaştırdı

İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
TT

İsrail, Lübnan'da “önleyici” saldırılarını yoğunlaştırdı

İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)

ABD’nin İran'a yakında saldırı düzenleyeceği yönündeki söylentilerin yeniden gündeme gelmesiyle birlikte İsrail, Lübnan'daki saldırılarını yoğunlaştırdı. Uzmanlar ve gözlemcilere göre bu saldırılar, Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım'ın İran ile yeni bir savaşın patlak vermesi halinde Hizbullah’ın tarafsız kalmayacağını açıklamasının ardından, Hizbullah'ı askeri ‘destek’ eylemlerinden caydırmak için önleyici bir hamle.

Şarku’l Avsat’a konuşan bakanlık kaynakları, son iki gün içinde iç ve dış temasların yapıldığını, ancak net bir cevap alınamadığını ve Lübnan'ın savaşın tırmanması halinde daha geniş bir çatışmaya sürüklenmeyeceğine dair herhangi bir garanti almadığını bildirdi. Hizbullah'ın tutumu ile ilgili olarak kaynaklar, Meclis Başkanı Nebih Berri'nin verdiği mesajın ‘Hizbullah’ın İran'a saldırı olması durumunda herhangi bir eylemde bulunmayacağı’ yönünde olduğunu belirtti.


Gazze anlaşmasının ikinci aşaması, yaşanan aksaklıkların üstesinden gelmek için ‘kontrollü bir geçiş’ hedefliyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
TT

Gazze anlaşmasının ikinci aşaması, yaşanan aksaklıkların üstesinden gelmek için ‘kontrollü bir geçiş’ hedefliyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)

Gazze Şeridi’ndeki ateşkes anlaşmasının ikinci aşaması, ABD’li yetkililerin teorik olarak başlatıldığını duyurmasından bu yana yaklaşık bir aydır ilerleme kaydedemiyor. Sürecin, istikrarın sağlanması ve çatışmaların yeniden başlamasının önlenmesi için düzenli bir geçişle sürdürülmesi yönünde çağrılar yapılıyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, ikinci aşamaya geçişin eş zamanlı ve kademeli şekilde yürütülmesi gerektiğini, Hamas ile İsrail’in yükümlülüklerini paralel biçimde yerine getirmesinin mevcut tıkanıklığı aşabileceğini belirtti. Uzmanlar, savaşın yeniden patlak verme ihtimali ve anlaşmanın uygulanmasındaki gecikmelere ilişkin kaygılara dikkat çekerken, ABD Başkanı Donald Trump’ın Nobel Barış Ödülü hedefi doğrultusunda kişisel bir başarı elde etmek için baskı yapabileceği değerlendirmesinde bulundu.

Mısır resmi haber ajansı MENA dün yaptığı açıklamada, Mısır Kızılayı’nın 15’inci yaralı, hasta ve engelli Filistinli grubunun karşılanması, uğurlanması ve geçiş işlemlerinin tamamlanmasına refakat edilmesine yönelik insani çabalarını sürdürdüğünü bildirdi.

Gazze Şeridi’ne dönmeyi bekleyen bu kişilerin umutları, Washington’ın 15 Ocak’ta başladığını duyurduğu ikinci aşamasında aksaklıklar yaşanan ateşkes anlaşmasına bağlanmış durumda. Uluslararası toplum ise anlaşmayı tehdit eden risklere dikkat çekiyor.

Birleşik Krallık Dışişleri Bakanı Yvette Cooper, Ortadoğu’da kalıcı barış ve güvenliğe ulaşmak için şiddet ve acı döngüsünü kırmaya yönelik önemli bir fırsat bulunduğunu belirtti. Ancak Gazze Şeridi’ndeki ateşkesin kırılganlığını koruduğunu ve her iki taraftan gelen ihlallerin ABD’nin barış planı sürecini zayıflatabileceğini ifade etti.

Cooper, cuma akşamı yaptığı açıklamada, ikinci aşamaya düzenli bir geçiş çağrısında bulunarak, İsrail ordusunun çekilmesiyle eş zamanlı olarak uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılması ve insani krizin ele alınması gerektiğini vurguladı. Ayrıca Hamas’ın silahsızlandırılması ve gelecekte Gazze Şeridi’nin yönetiminde herhangi bir rol üstlenmemesi şartına dikkat çekti.

dfvgth
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nda yıkılmış evler (AFP)

El-Ahram Siyasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi uzmanlarından Dr. Amr el-Şobaki, ikinci aşamanın esas olarak eş zamanlı bir geçiş gerektirdiğini belirterek, “Trump planı Hamas’ın silahsızlandırılmasını öngörürken, aynı zamanda İsrail’in Gazze Şeridi’nden tamamen çekilmesini de içeriyor. Bu nedenle Gazze’ye tek bir perspektiften bakılmalı ve yükümlülükler bir taraf üzerinde yoğunlaşmadan herkese hatırlatılmalı” dedi.

El-Şobaki, ikinci aşamanın Hamas’ın askeri varlığının sona erdirilmesini kapsadığını ifade ederek, bunun ancak İsrail’in de Gazze Şeridi’nden çekilme, Filistinlileri hedef almama, siyasi bir ufka yönelme, Filistinli bir polis gücüne izin verme ve Gazze’de bir teknokrat komitenin çalışmasına olanak tanıma gibi yükümlülüklerini yerine getirmesi halinde mümkün olacağını söyledi.

Filistinli siyasi analist Eymen er-Rakab ise ikinci aşamanın yalnızca düzenli değil, aynı zamanda sorunsuz bir geçişe ihtiyaç duyduğunu kaydetti. Ancak er-Rakab, bu hususların büyük ölçüde şeklî olduğunu, zira anlaşmanın silahsızlanma, İsrail’in çekilmesi, uluslararası istikrar gücünün konuşlandırılması ve diğer maddeler konusunda mutabakat eksikliği nedeniyle uygulama aşamasında çok sayıda engelle karşı karşıya bulunduğunu dile getirdi.

Bu gelişmelerin gölgesinde AFP, cuma günü Hamas’ın Gazze Şeridi’nde İsrail ordusunun çekildiği bir bölgenin kontrolünü yeniden sağladığını, yerel bir polis gücü konuşlandırdığını ve kamu kurumlarını yeniden faaliyete geçirmeye çalıştığını bildirdi.

ABD Başkanı Donald Trump tarafından Gazze’de savaş sonrası koordinasyonu denetlemek üzere görevlendirilen Nikolay Mladenov, Barış Konseyi toplantısında yaptığı açıklamada, başvuruların açılmasının ardından ilk saatlerde yaklaşık 2 bin Filistinlinin polis teşkilatına kaydolduğunu söyledi.

Gazze Şeridi’ndeki çok uluslu barış gücünün komutanı olarak atanan ABD’li Tümgeneral Jasper Jeffers ise aynı toplantıda, uzun vadeli planın bölgede görev yapacak yaklaşık 12 bin polisi eğitmek olduğunu ifade etti.

scdfgh
Gazze şehrindeki Meçhul Asker Meydanı yakınlarında bulunan bir mülteci kampındaki çadırlar ve barınaklar (AFP)

Er-Rakab, 12 bin polisin eğitileceğine ilişkin açıklamaların Gazze Şeridi’nin güvenliğini sağlamaya yeterli olmayacağını belirterek, Hamas’a bağlı polis gücünün sahadan çekilmesinin yerine bir alternatif oluşturulmadan gerçekleşmesi halinde güvenlik boşluğu doğacağını söyledi. Er-Rakab, Hamas’ın böyle bir durumu kabul etmeyeceğini ve aylar sürebilecek bir geçiş döneminde kısmi bir yetki devri önereceğini ifade etti. Bu nedenle düzenli ve sorunsuz bir geçişin mutabakatlarla hızlandırılması gerektiğini vurgulayan er-Rakab, mevcut durgunluk ortamında Washington’ın İsrail’in kontrolü altındaki bölgelerde yeniden imar sürecini başlatabileceği ve Tel Aviv’e harekete karşı askeri operasyonlara izin verebileceği uyarısında bulundu.

Er-Rakab, en uygun geçiş yolunun Hamas ile güvenlik görevlerinin devrinde kademeli bir anlayışa dayalı mutabakatlardan geçtiğini belirterek, “Sahada gördüklerimiz çatışmayı sona erdirecek bir çözüm değil; krizi uzatmaktan başka sonuç doğurmayan geçici pansuman tedbirlerdir” değerlendirmesinde bulundu.

El-Şobaki ise İsrail’in yalnızca Hamas’ın bedel ödemesinde ısrarcı olduğunu savundu. Buna karşın el-Şobaki, ABD Başkanı Donald Trump’ın kendisini bir barış adamı olarak konumlandırdığına ve Nobel Barış Ödülü dahil çeşitli uluslararası kazanımlar elde etme arayışında olduğuna dikkat çekerek, planın başarısızlığa uğramaması için hâlâ fırsat bulunduğunu ve Trump’ın karmaşık ayrıntılar ile çok sayıdaki zorluğa rağmen daha fazla baskı uygulayabileceğini ifade etti.


Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı: Prefabrik evler Gazze Şeridi'ne ulaşmadı

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
TT

Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı: Prefabrik evler Gazze Şeridi'ne ulaşmadı

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)

Filistinli sivil toplum kuruluşlarının çatı kuruluşu Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı (PNGO) Başkanı Emced eş-Şeva dün yaptığı açıklamada, yerinden edilmiş kişilerin insani ihtiyaçlarının çok büyük olmasına rağmen, şimdiye kadar hiçbir prefabrik evin Gazze Şeridi'ne girmediğini söyledi. Şeva, İsrail ordusunu, ‘Gazze Şeridi'nin geniş alanlarını kontrol etmeye devam etmekle ve sarı hat olarak bilinen alanı yerleşim bölgelerine doğru genişletmekle’ suçladı.

Şeva, Alman Haber Ajansı DPA’nın aktardığı basın açıklamasında, gerçek konut çözümlerinin bulunmaması ve insani yardım anlaşmalarında öngörülen prefabrik evlerin girişine izin verilmemesi nedeniyle binlerce ailenin halen harap haldeki çadırlarda veya açıkta yaşadığını söyledi.

vfvfd
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkıntılar arasında yapılan toplu iftar (EPA)

İsrail ordusunun ‘Gazze Şeridi'nin yaklaşık yüzde 60'ını fiilen kontrol ettiğini’ belirten Şeva, ‘sarı hattın’ genişletilmesinin, özellikle Gazze Şeridi'nin doğu ve kuzey kesimlerinde, sakinlerin kullanabileceği alanları azalttığını kaydetti.

Bu hamlelerin devam etmesinin yardım çalışmalarını zorlaştırdığını ve yerel ve uluslararası kuruluşların en çok etkilenen gruplara ulaşma kabiliyetini sınırladığını söyleyen Şeva, ‘barınak malzemeleri, yeniden inşa malzemeleri ve insani yardımın girişine izin vermek için sınır geçişlerinin tamamen ve düzenli olarak açılması’ çağrısında bulundu.

Sınır geçişlerinin hareketliliği ile ilgili olarak Şeva, yardımların girişinin ‘ihtiyaç duyulanın altında’ kaldığını açıkladı. PNGO Başkanı, inşaat malzemeleri ve prefabrik evlerin girişine getirilen kısıtlamaların, aylardır kötüleşen konut krizini çözme çabalarını engellediğini belirtti. İsrail tarafı bu açıklamalara ilişkin herhangi bir yorumda bulunmadı.

Bu durum, 7 Ekim 2023'te İsrail ile Hamas arasında patlak veren savaşın ardından Gazze Şeridi'nde yaşanan zorlu insani koşullar ve altyapı ile evlerin yaygın olarak tahrip olmasıyla ortaya çıktı.

dsvds
Binlerce Filistinli aile, Gazze Şeridi'nde yıkık evlerinin enkazı arasında, harap çadırlarda veya açık havada yaşamaya devam ediyor (AFP)

Geçtiğimiz ekim ayında bir ateşkes anlaşması yürürlüğe girdi, ancak Gazze'deki yerel kuruluşlar, hareket ve geçiş kısıtlamalarının bölgeye giren yardım ve yeniden inşa malzemelerinin hızını etkilemeye devam ettiğini belirtiyor.

“Sarı hat” terimi, İsrail ordusunun konuşlandırıldığı ve Gazze Şeridi sınırı yakınlarında tampon bölge olarak sınıflandırılan, Gazzelilerin erişiminin kısıtlandığı ve konut ve tarım faaliyetleri için kullanılabilir alanın azaldığı bölgeleri ifade etmek için kullanılıyor.

Birleşmiş Milletler (BM) ve yerel kuruluşlar, yüzbinlerce Filistinlinin halen geçici veya kalıcı barınma çözümlerine ihtiyaç duyduğunu tahmin ederken, uluslararası toplum Gazze Şeridi'ne giden sınır kapılarından insani yardım ve yeniden inşa çalışmalarının kolaylaştırılması için çağrılar yapmaya devam ediyor.