Libya TM Başkanı Akile Salih'in Cezayir ziyaretinin arka planındaki neden ne?

Ziyaret, ilk etapta Libya kamuoyu önünde görüşleri yakınlaştırılma ve gözleri kamaştırma girişimi olmak dışında mevcut durumu değiştirmez.

Cezayir Halk Meclisi Başkanı İbrahim Buğali, Libyalı mevkidaşı Akile Salih'i kabul etti (Cezayir Televizyonu)
Cezayir Halk Meclisi Başkanı İbrahim Buğali, Libyalı mevkidaşı Akile Salih'i kabul etti (Cezayir Televizyonu)
TT

Libya TM Başkanı Akile Salih'in Cezayir ziyaretinin arka planındaki neden ne?

Cezayir Halk Meclisi Başkanı İbrahim Buğali, Libyalı mevkidaşı Akile Salih'i kabul etti (Cezayir Televizyonu)
Cezayir Halk Meclisi Başkanı İbrahim Buğali, Libyalı mevkidaşı Akile Salih'i kabul etti (Cezayir Televizyonu)

Ali Yahi
Libya Temsilciler Meclisi (TM) Başkanı Akile Salih, Cezayir'e daha önce duyurusu yapılmayan bir ziyaret gerçekleştirdi. Daha önce de birkaç kez Cezayir’i ziyaret eden Salih’in bu kez ziyaretini üç gün süreceği bildirildi. Ancak özellikle Halife Hafter'in Cezayir'le ilişkilerinde çok uzun zaman önce başlayan bir gerginlik yaşanıyor olmasından ötürü ziyaret büyük şaşkınlık yarattı.
Sıradan olmayan bir durum karşısında yapılan rutin açıklamalarda, Libyalı çatışan taraflar arasındaki ulusal uzlaşı dosyasının, paralı askerlerin ve yabancı güçlerin ülkeden çıkarılması ve seçimler gibi konuların tartışıldığına işaret edilse de Libya'nın başkenti Trablus'taki gerginlik ile İsviçre ve Fas görüşmeleri, Libya'da ‘tarafsız’ ya da ‘en azından tüm taraflarla aynı mesafede olan’ tarafların müdahalesini gerektiren yarı istikrarlı durum üzerinde belirsizliğin hüküm sürdüğünü vurguluyordu.
Cezayir Halk Meclisi Başkanı İbrahim Buğali, Libyalı mevkidaşı ile yaptığı görüşmede, Cezayir'in krizden diyalog ve ulusal uzlaşı yoluyla çıkış için barışçıl bir çözüm bulunması ve Libya'da yeni bir dönemi, istikrarı ve refahı tesis edecek seçimlerin düzenlenmesi konusunda Libya ile dayanışma içinde olduğunu vurguladı.
Öte yandan Cezayir Halk Meclisi tarafından yapılan açıklamaya göre Libya TM Başkanı Salih, Cezayir’in ülkesinin içinden geçtiği bu süreçte yanında olmasını dört gözle beklediğini belirtti. Salih, Cezayir’in, kilit rolü ve konumu ile Libya'da siyasi bir çözüm için her zaman destekleyici bir tutum sergilemesi bakımından Libya halkına gerekli yardımı sağlayabileceğini de sözlerine ekledi. Cezayir'in çabaları ve tüm taraflarla iyi ilişkilere sahip olması göz önüne alındığında, Libyalılar arasında ulusal uzlaşıyı ilerletebileceği konusundaki iyimserliğini dile getiren Salih, Libya’daki krizi tek seferde ve herkesin tatmin olacağı şekilde sona erdirmek için ülkede bir cumhurbaşkanının seçilmesi gerektiğini vurguladı. Libya TM Başkanı, ülkesinin, sona ermek üzere olan krizinden çıkmak için Cezayir Cumhurbaşkanı Abulmecid Tebbun ve Cezayir halkına güvendiğini söyledi. Salih son olarak, “Komşumuz Cezayir'e her koşulda ihtiyacımız var. Cezayir ile temas halindeyiz. Libya'nın içinden geçtiği koşullarda yanımıza olmasını unutmadık ve unutmayacağız” ifadelerini kullandı.
Yakınlaşma girişimi ve görüşleri yakınlaştırma çabaları
Salih’in Cezayir ziyareti ve sonrasında yapılan yorumlar çerçevesinde Independent Arabia’ya değerlendirmelerde bulunan Modern ve çağdaş tarih profesörü Osman Munadi, Cezayir'in dış politikasının, ülkede sık sık hükümet değişse de aynı çizgide devam ettiğini ve bunun da Libyalı tarafları, Cezayir'in savunduğu diyalog ve barışçıl çözüm çağrılarına yanıt vermeye zorladığını söyledi.
Dosyayı takip eden bir kişinin Libyalı taraflar arasındaki anlaşmazlıkların ne kadar büyük olduğunu görbileceğini ifade eden Prof. Munadi, Libyalı çeşitli tarafların Cezayir'le yaklaşmaya çalıştıklarını ve Cezayir'in çıkarlarının Libyalı tarafların çıkarlarıyla kesiştiğini vurguladı. Prof. Munadi’ye göre bu yüzden yaklaşan seçimlerin başarılı olması ve güvenin yeniden tesis edilmesi, Cezayir için herkesin güvendiği dost bir komşu ülke rolünü sağlamlaştırmasına yönelik bir fırsat olabilir ve eğer Libya topraklarında fiilen var olan çatışmanın tarafları müdahale etmezlerse bunun olmaması için bir sebep yok.

Prof. Munadi, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Halen Halife Hafter'in yanında olmaya devam eden Akile Salih, Cezayir'i daha önce 4 kez ve farklı koşullarda ziyaret etti.  Salih ve Cezayir arasındaki görüş alanının ne kadar geniş olduğu herkes tarafından bilinse de Cezayir'in desteğine ihtiyacı var.”
Ziyaretin, Ziyaret, ilk etapta Libya kamuoyu önünde görüşleri yakınlaştırılma ve gözleri kamaştırma girişimi olmak dışında mevcut durumu değiştirmeyeceğini vurgulayan Prof. Munadi, “Bence bu bir çalışma ziyareti değil, nezaket ziyaretiydi” dedi.
Cezayir diplomasisinin, paralı askerlerin sahada olduğu askeri bir aşamaya girene kadar Libya sahnesini terk etmediğinin altını çizen Prof. Munadi, “Cezayir, Şubat 2011'den bu yana mermilerin sesi diplomasinin sesinden daha yüksek hale gelene kadar oradan ayrılmadı. Cezayir’in Libya'da farklı amaçlara ve varlığa sahip birçok ülkenin savaş ortamından bıktığını ve krizin nihai çözüme ulaştırılmasını istedi” şeklinde konuştu.

Konum değişikliği ile entegrasyon arasında
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre, Libya TM Başkanı Salih, Cezayir Havaalanı’na gelişinde, amacı Libya için kurulan uluslararası çabanın konumunu değiştirmek veya erken entegrasyon olabilecek bir takım ‘yakınlık’ mesajları gönderdi. Salih, ‘Libya ile Fransız sömürgeciliğine karşı mücadeleye kadar uzanan eski ilişkilere sahip olan Cezayir’den kendisine yapılan davetten duyduğu gururu’ dile getirdi. Cezayirlilerin kanının Libyalıların kanıyla karıştığı Fransız sömürgeciliğine karşı verilen savaşın zafer yıl dönümünde iki ülkenin birkaç gün önce gerçekleştirdiği kutlamalarını hatırlatan Salih, “Arap dünyasının önemli bir merkezi olan Cezayir ile gurur duyuyoruz” ifadelerini kullandı.

TM kararlarının gerekçeleri
Libya'daki Ulusal Güçler İttifakı Genel Başkan Yardımcısı Abdulhamid el-Katruni, Independent Arabia’ya yaptığı açıklamada, “Akile Salih, TM kararlarıyla Libya sahnesini karıştırıyor. Eylemlerini gerekçelendirmeye ve haklı çıkarmaya çalışıyor. Cezayir'in Libya'da istikrar istediğini ve seçimleri desteklediğini biliyoruz. Bu nedenle Libya halkı, Cezayir'deki siyasi yönetimin yanlarında olmasını bekliyor ve 24 Aralık'ta seçim yapılmasını istiyorlar. Cezayir’in seçimleri izlemek ve paralı askerlerin çıkışını denetlemek gibi güçlü ve etkili bir rol üstlenmesini istiyoruz” diye konuştu.
Independent Arabia, TM sözcüsü Abdullah Buleyhık ile TM Başkanı Akile Salih'ten bir açıklama yapılması veya ziyaretle ilgili açıklama yapılmada bulunulması için temasa geçmeye çalıştıysa da yanıt alamadı.

Paralı askerlerin ve yabancı savaşçıların Libya’dan çıkarılması planı
Diğer taraftan Libya Başkanlık Konseyi, 5+5 Ortak Askeri Komitesi’nin ilgili İsviçre'nin Cenevre kentinde paralı askerlerin ve yabancı savaşçıların Libya topraklarından kademeli ve eşzamanlı olarak çıkarılmasına ilişkin bir eylem planını imzalanmasını memnuniyetle karşıladı. Başkanlık Konseyi, açıklamada, başta Libya'nın komşusu olan ülkeler olmak üzere uluslararası ortaklarını, Birleşmiş Milletler Libya Destek Misyonu (UNSMIL) himayesinde 5+5 Ortak Askeri Komite tarafından kabul edilen eylem planını desteklemeye, yardım etmeye ve iş birliği yapmaya çağırdı. Başkanlık Konseyi, geçtiğimiz yıl Ekim ayında imzalanan ateşkes anlaşmasını güçlendirmek ve BM Güvenlik Konseyi’nin (BMGK) ilgili tüm kararlarını ve Berlin Konferanslarının çıktılarını uygulamak için tüm taraflarla birlikte çalışma taahhüdünü de bir kez daha teyit etti.

Diyaloga ve uzlaşıya destek
Bu arada Cezayir Dışişleri Bakanı Ramtane Lamamra, Cezayir'in Libya diyalogunu destekleyerek ve komşu ülkelerin diyalog mekanizmasını harekete geçirerek Libya'da güvenlik ve istikrarı yeniden tesis edilmesi için çaba sarf ettiğini belirtti. 8 Ekim'de Cezayir Diplomasi Günü kutlamaları vesilesiyle yaptığı konuşmada Lamamra, şunları söyledi:
“Cezayir, halen, kardeş ülke Libya’daki mevcut siyasi süreci başarılı kılmak için koordinasyon ve iş birliğini yoğunlaştırmaya istekli. Cezayir, kardeş ülkelere destek olmak ve ulusal uzlaşı alanındaki deneyimlerinden yararlanmalarını sağlamak için çabalarını sürdürmeye her zaman hazırdır.”



Lübnan'ın güneyindeki bir hastane yakınlarında İsrail'in düzenlediği hava saldırısında iki kişi öldü

İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki el-Mahmudiye köyündeki Hizbullah mevzilerine düzenlediği hava saldırılarının ardından duman yükseliyor (DPA)
İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki el-Mahmudiye köyündeki Hizbullah mevzilerine düzenlediği hava saldırılarının ardından duman yükseliyor (DPA)
TT

Lübnan'ın güneyindeki bir hastane yakınlarında İsrail'in düzenlediği hava saldırısında iki kişi öldü

İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki el-Mahmudiye köyündeki Hizbullah mevzilerine düzenlediği hava saldırılarının ardından duman yükseliyor (DPA)
İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki el-Mahmudiye köyündeki Hizbullah mevzilerine düzenlediği hava saldırılarının ardından duman yükseliyor (DPA)

Lübnan Resmi Ulusal Haber Ajansı'nın (NNA) bildirdiğine göre, İsrail'in Güney Lübnan'da dün düzenlediği hava saldırısında 2 kişi hayatını kaybetti. Saldırı, Hizbullah ile İsrail arasında ateşkesin yürürlükte olduğu bir dönemde gerçekleşti.

Ajans, "Düşman insansız hava aracının (İHA) hedef alması sonucu iki genç hayatını kaybetti" ifadelerini kullanırken, saldırının Nebatiye el-Fevka'daki Gandur Hastanesi çevresinde yürüyen iki kişiyi hedef aldığını aktardı. Aynı bölgede pazartesi günü düzenlenen benzer bir saldırıda, aralarında bir okul müdürü ve annesinin de bulunduğu 4 sivil hayatını kaybetti.

İsrail ordusu ayrıca dün akşam saatlerinde Güney Lübnan'daki Tayyibe beldesinde büyük çaplı bir patlama gerçekleştirdi.

Sabah saatlerinde ise İsrail'e ait İHA’ların Güney Lübnan'daki Sur bölgesi üzerinde ve başkent Beyrut'un güney banliyölerinde yoğun şekilde uçuş yaptığı bildirildi.

İsrail savaş uçakları, dün erken saatlerde Güney Lübnan'daki Nebatiye el-Fevka beldesi çevresindeki Ali Tahir ormanlık alanına hava saldırısı düzenlemişti. Ayrıca gece saatlerinde Beyt Yahun, Kunin ve Ber'aşit beldeleri arasındaki bölgeyi de hedef aldı.

İsrail'in, Hizbullah'ın kuzey İsrail'e roket atmasının ardından 2 Mart'tan bu yana Lübnan'a yönelik bir savaş yürütüyor. Şarku'l Avsat'ın aldığı bilgiye göre İsrail güçleri, Güney Lübnan'da onlarca beldeyi işgal altında tutuyor.


Trump, Suriye'yi teröre destek veren ülkeler listesinden çıkarmaya karar verdi

ABD Başkanı Donald Trump, 8 Temmuz'da Ankara'daki Beştepe Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde düzenlenen NATO Liderler Zirvesi kapsamında gerçekleştirilen ikili görüşmede Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara ile tokalaşıyor. (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump, 8 Temmuz'da Ankara'daki Beştepe Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde düzenlenen NATO Liderler Zirvesi kapsamında gerçekleştirilen ikili görüşmede Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara ile tokalaşıyor. (Reuters)
TT

Trump, Suriye'yi teröre destek veren ülkeler listesinden çıkarmaya karar verdi

ABD Başkanı Donald Trump, 8 Temmuz'da Ankara'daki Beştepe Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde düzenlenen NATO Liderler Zirvesi kapsamında gerçekleştirilen ikili görüşmede Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara ile tokalaşıyor. (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump, 8 Temmuz'da Ankara'daki Beştepe Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde düzenlenen NATO Liderler Zirvesi kapsamında gerçekleştirilen ikili görüşmede Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara ile tokalaşıyor. (Reuters)

Üst düzey ABD’li bir yetkili, Başkan Donald Trump'ın Suriye'nin "teröre destek veren ülkeler" listesinden çıkarılması yönündeki kararını Kongre'ye resmen bildirdiğini açıkladı.

Şarku’l Avsat’ın Reuters'tan aktardığı habere göre, kararın yürürlüğe girmesi için Kongre'nin 45 günlük inceleme sürecini tamamlaması gerekiyor. Bu sürenin ardından karar kesinlik kazanacak.

Trump, bugün erken saatlerde yaptığı açıklamada, ABD'nin hazırladığı teröre destek veren ülkeler listesinden Suriye'yi çıkarmayı düşündüğünü söylemişti. Türkiye'de Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara ile gerçekleştireceği görüşme öncesinde gazetecilerin sorularını yanıtlayan Trump, "Sanırım bunu yapacağım" ifadelerini kullandı.

ABD daha önce de Suriye'nin teröre destek veren ülke statüsüne ilişkin kapsamlı bir inceleme yürüttüğünü duyurmuştu. Söz konusu statü, ABD dış yardımları, savunma ihracatı ve bazı mali işlemler üzerinde ciddi kısıtlamalar uygulanmasını öngörüyor.

Trump geçen ay imzaladığı başkanlık kararnamesiyle Suriye'ye yönelik ABD yaptırım programını sona erdirmiş, böylece ülkenin uluslararası finans sisteminden dışlanmasına son verilmesinin önünü açmıştı. Bu adım, Washington'ın iç savaşın ardından Suriye'nin yeniden inşasını destekleme taahhüdünün bir parçası olarak değerlendirilmişti.

Bununla birlikte, Suriye'nin teröre destek veren ülkeler listesinde tutulmasının Trump yönetiminin bölgedeki hedeflerine zarar verdiğine yönelik işaretler giderek güçleniyor. Suriye'nin ilk kez 1979 yılında dahil edildiği bu liste, ülkenin ekonomik toparlanması için ihtiyaç duyduğu ticari anlaşmaların önünde önemli bir engel oluşturmayı sürdürüyor.

Suudi Arabistanlı birçok şirketin, Suriye'nin toparlanmasına destek amacıyla milyarlarca dolarlık yatırım yapmayı planladığı belirtilirken, diğer Körfez ülkeleri de mali yardım sağlama taahhüdünde bulundu.

ABD yönetimi, Suriye'ye yönelik yaptırımların büyük bölümünü kaldırırken, eski Devlet Başkanı Beşşar Esed'e bağlı kişi, kurum ve şirketlere kapsamlı yaptırımlar öngören Caesar (Sezar) Yasası'nı da yürürlükten kaldırdı.

Ancak Washington, yaptırımların Beşşar Esed ve yakın çevresini, insan hakları ihlalleriyle suçlanan kişileri ve bölgenin istikrarını bozduğu değerlendirilen diğer aktörleri hedef almaya devam edeceğini vurguluyor.

Trump, geçmişte El Kaide bağlantılı Nusra Cephesi'nin liderliğini yapan ve 2016 yılında örgütle bağlarını koparan Ahmed eş-Şara'yı övdü. Eş-Şara, 2024 yılının sonlarında İslamcı muhalif gruplardan oluşan bir koalisyona liderlik ederek Esed yönetimini devirmişti.

Eş-Şara'nın bölgede DEAŞ'a karşı yürüttüğü mücadeleyi de destekleyen Trump, "Herkes tarafından saygı görüyor, buna ben de dahilim." dedi.


Trump bugün Şera ile yapacağı görüşmede Suriye’yi ‘teröre destek veren ülkeler’ listesinden çıkaracak mı?

ABD Başkanı Donald Trump, Suriyeli mevkidaşı Ahmed eş-Şera’yı Beyaz Saray’da kabul etti. (Arşiv – Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump, Suriyeli mevkidaşı Ahmed eş-Şera’yı Beyaz Saray’da kabul etti. (Arşiv – Reuters)
TT

Trump bugün Şera ile yapacağı görüşmede Suriye’yi ‘teröre destek veren ülkeler’ listesinden çıkaracak mı?

ABD Başkanı Donald Trump, Suriyeli mevkidaşı Ahmed eş-Şera’yı Beyaz Saray’da kabul etti. (Arşiv – Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump, Suriyeli mevkidaşı Ahmed eş-Şera’yı Beyaz Saray’da kabul etti. (Arşiv – Reuters)

ABD ile Suriye arasındaki yakınlaşmayı destekleyen siyasi çevrelerde, ABD Başkanı Donald Trump’ın Suriye’yi ‘teröre destek veren ülkeler’ listesinden yakın zamanda çıkarmasına yönelik iyimser beklentiler hâkim. Bu adımın, Trump’ın bugün Ankara’da düzenlenen NATO Zirvesi kapsamında Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera ile gerçekleştireceği görüşme sırasında açıklanabileceği öngörülüyor.

Suriye’nin ‘teröre destek veren ülkeler’ listesinden çıkarılması, ülkede özel sektör yatırımlarının önünü açarak Şera yönetimini güçlendirebilir. Medya kaynaklarına göre bu adım, ABD’nin Ortadoğu’daki nüfuzunu artırmasına da katkı sağlayacak. Washington, aynı zamanda İran’la süregelen savaşı sona erdirecek uzun vadeli bir anlaşmaya ulaşmaya çalışıyor.

Bu yıl NATO Zirvesi’ne ev sahipliği yapan Türkiye de söz konusu statünün kaldırılmasını destekledi. Beyaz Saray’dan bir yetkili, “Kendi içinde ve komşularıyla barış içinde yaşayan istikrarlı ve birleşik bir Suriye, Trump’ın barış ve refahın hâkim olduğu bir Ortadoğu vizyonunun temel unsurlarından biridir” dedi. Yetkili, Suriye’nin ‘terör için bir üs haline gelmemesi ve komşuları ile tüm dünya için tehdit oluşturmaması gerektiğini’ de vurguladı.

Trump, geçtiğimiz haziran ayında Suriye’nin ‘teröre destek veren ülkeler’ statüsünün gözden geçirilmesi talimatını vermişti. Dışişleri Bakanlığı’ndan bir yetkili, inceleme sürecinin halen devam ettiğini belirterek, söz konusu statünün kaldırılabilmesi için önce ‘bir dizi adımın’ tamamlanması gerektiğini söyledi.

Bununla birlikte, Suriye’nin bu listede tutulmasının Trump yönetiminin bölgedeki hedeflerine ulaşmasını zorlaştırdığına yönelik işaretler giderek artıyor. İlk kez 1979 yılında Suriye’ye uygulanan ‘teröre destek veren ülke’ sınıflandırması, ülkenin yıkıcı iç savaşın ardından yeniden ayağa kalkabilmesi için ihtiyaç duyduğu ticari anlaşmaların önünde önemli bir engel oluşturmaya devam ediyor.

Güney Carolina Cumhuriyetçi Temsilcisi Joe Wilson yaptığı açıklamada, şirketlerin Suriye’ye yatırım yapmak istediğini ancak ‘teröre destek veren ülke’ statüsünün bunun önünde engel oluşturduğunu söyledi. Wilson, “Şirketler yatırım yapmak istiyor ancak bu sınıflandırma önemli bir engel teşkil ediyor” ifadesini kullanırken, konuyu bizzat ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile görüştüğünü belirtti.

Wilson, “Mükemmel yönetimler aramıyoruz. Ne yazık ki bölünmeden çıkar sağlayan ve Suriye’yi parçalamaya çalışan aktörler var. Bunun arkasında İran’ın nüfuzu ya da dünyanın farklı yerlerindeki aşırılık yanlılarının, egemen, güvenli, barışçıl ve müreffeh bir Suriye’nin kurulmasını engelleme çabaları olabilir” dedi.

FGTRHYJUKI
Deyrizor vilayetinin kırsalındaki el-Ömer petrol sahası... Suriye’nin terörizmle ilişkilendirilmesi, yatırımları kısıtlıyor. (EPA)

Wilson, X hesabından yaptığı paylaşımda, “Başkan Trump ile Tom Barrack, değerli NATO müttefikimiz Türkiye ile birlikte basiretli bir liderlik ve gerçekçi bir vizyon ortaya koydu. Türkiye, Esed yönetimi döneminde on yılı aşkın süre devam eden toplu katliamların ardından Suriye’nin istikrara kavuşmasında kilit rol oynadı. Esed ise hak ettiği şekilde Moskova’ya kaçtı. Biz müttefiklerimize yaptırım uygulamıyor, daha iyi bir gelecek için birlikte çalışıyoruz” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyetçilerin çoğunluğu elinde bulundurduğu ABD Kongresi de geçen yıl parti içi görüş ayrılıklarını aşarak Suriye’ye yönelik Sezar Yasası kapsamındaki yaptırımları kaldırmıştı. Trump yönetimi ayrıca Şera’nın ‘terörist’ olarak sınıflandırılması da dahil olmak üzere diğer önemli kısıtlamaları da iptal etmişti.

Buna karşın, Suriye’nin ‘teröre destek veren ülke’ statüsünü koruması, daha önce Suriye devlet petrol şirketiyle anlaşmalar imzalayan Chevron ve ConocoPhillips gibi enerji şirketleri açısından hukuki belirsizlik yaratıyor. Söz konusu şirketlerin, bu statünün eninde sonunda kaldırılacağı varsayımıyla hareket ettiği belirtiliyor.

Aynı durum, teknoloji şirketlerinin ürünlerini Suriye’ye ihraç etmesini de zorlaştırırken, ülkenin teknoloji alanında Çin’e yönelme ihtimaline ilişkin endişeleri artırıyor.

Bu kapsamda, Nokia’nın Suriye parlamentosuna 30 bin dolar değerinde telekomünikasyon ekipmanı satışı için yaptığı anlaşmanın, ABD’den gerekli lisansın haziran ayında alınmasına kadar geciktiği belirtildi. Bilgi sahibi kaynaklara göre gecikmenin nedeni mevcut hukuki kısıtlamalar oldu.

Ortadoğu Enstitüsü bünyesindeki Suriye Girişimi Direktörü Charles Lister ise yaptığı açıklamada, “Suriye’nin ‘teröre destek veren ülke’ statüsünün sürdürülmesi için hiçbir hukuki ya da yasal gerekçe bulunmuyor. Hiçbir gerekçe yok” dedi.

Lister, “Duyduğum tüm bilgiler, kararın son iki ila üç hafta içinde kesinleştiğine işaret ediyor. Trump da her zamanki tarzıyla bunu Şera’nın yanında açıklamak istiyor” ifadelerini kullandı.