Lübnan'da eğitim uçağı düştü

Halat kasabası açıklarında yapılan arama operasyonuna Lübnan askeri helikopteri katıldı (Lübnan medyası)
Halat kasabası açıklarında yapılan arama operasyonuna Lübnan askeri helikopteri katıldı (Lübnan medyası)
TT

Lübnan'da eğitim uçağı düştü

Halat kasabası açıklarında yapılan arama operasyonuna Lübnan askeri helikopteri katıldı (Lübnan medyası)
Halat kasabası açıklarında yapılan arama operasyonuna Lübnan askeri helikopteri katıldı (Lübnan medyası)

Lübnan'da bir sivil eğitim uçağının denize düştüğü ve kayıpların olduğu bildirildi.
Lübnan ordusundan yapılan yazılı açıklamada, sivil eğitim uçağının başkent Beyrut'un kuzeyindeki Cubeyl açıklarında Akdeniz'e düştüğü belirtildi.
Söz konusu uçağın yerel saatle 10.40'ta düştüğü kaydedilen açıklamada, Lübnan Deniz ve Hava kuvvetleri ile sivil savunma ekiplerinin kayıpları aradığı ifade edildi.
Yerel basın ise denize düşen Cessna-172 tipi eğitim uçağında 2 kişinin olduğunu aktardı.
Lübnan İçişleri Bakanı Bessam Mevlevi'nin de kısa süre içinde arama kurtarma çalışmalarını takip etmek üzere uçağın düştüğü bölgeye intikal edeceği bildirildi.
Eğitim uçağının düşme nedenine ilişkin ise herhangi bir bilgi verilmedi.



Cezayir’de kabine değişikliği: İçişleri Bakanlığı’na İbrahim Murad atandı

Cezayir Devlet Başkanı Abdelmecid Tebbun (DPA)
Cezayir Devlet Başkanı Abdelmecid Tebbun (DPA)
TT

Cezayir’de kabine değişikliği: İçişleri Bakanlığı’na İbrahim Murad atandı

Cezayir Devlet Başkanı Abdelmecid Tebbun (DPA)
Cezayir Devlet Başkanı Abdelmecid Tebbun (DPA)

Cezayir Cumhurbaşkanı Abdülmecid Tebbun, dün gerçekleştirdiği kabine revizyonu kapsamında İbrahim Murad’ı Devlet Bakanı ve İçişleri ile Yerel Yönetimler Bakanı olarak atadı. Murad, bu görevi Said Sayud’dan devraldı.

Cumhurbaşkanlığından yapılan açıklamada, daha önce hem İçişleri hem de Ulaştırma bakanlıklarını bünyesinde yürüten Said Sayud’un ise yeni kabinede Ulaştırma Bakanı olarak görev yapacağı belirtildi.

İlgili kararlar kapsamında Cumhurbaşkanı Tebbun, Dışişleri Bakanlığı eski Genel Sekreteri Lunas Magraman’ı Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği görevine getirdi. Magraman, geçen hafta hayatını kaybeden Bualem Bualem’in yerine atandı.


Sudanlı siyasi güçler, savaşı sona erdirmenin yollarını Beşli Mekanizma ile görüşüyor

Hartum’da bir yardım mutfağından yemek alabilmek için kap tutan Sudanlı bir çocuk, 23 Eylül (AP)
Hartum’da bir yardım mutfağından yemek alabilmek için kap tutan Sudanlı bir çocuk, 23 Eylül (AP)
TT

Sudanlı siyasi güçler, savaşı sona erdirmenin yollarını Beşli Mekanizma ile görüşüyor

Hartum’da bir yardım mutfağından yemek alabilmek için kap tutan Sudanlı bir çocuk, 23 Eylül (AP)
Hartum’da bir yardım mutfağından yemek alabilmek için kap tutan Sudanlı bir çocuk, 23 Eylül (AP)

Addis Ababa’da, “İlkeler Bildirisi” çatısı altında bir araya gelen Sudanlı siyasi ve sivil güçlerden oluşan heyet, Beşli Mekanizma ile Sudan’daki savaşı sona erdirmenin ve insani krizi çözmenin yollarını görüştü.

Söz konusu güçler, yaptıkları yazılı açıklamada, Afrika Birliği, Birleşmiş Milletler (BM), Avrupa Birliği (AB), Arap Birliği ve Hükümetlerarası Kalkınma Otoritesinden (IGAD) oluşan Beşli Mekanizma ile pazartesi günü gerçekleştirilen toplantıda, Sudanlıların öncülüğünde yürütülecek bir barış sürecine yönelik somut adımların ele alındığını bildirdi. Sürecin, kalıcı ateşkese ve sivil demokratik geçişe zemin hazırlayacak bir insani ateşkesle başlaması öngörülüyor.

Savaşa karşı çıkan sivil ve siyasi bir ittifak olan güçler, açıklamalarında “koşulsuz ve derhâl insani ateşkes” sağlanmasının öncelikli olduğunu vurguladı. Açıklamada ayrıca sivillerin korunması ve insani yardımların ihtiyaç sahiplerine ulaştırılmasının güvence altına alınması çağrısında bulunuldu. Bu adımların barış sürecinin başlatılmasına zemin hazırlayacağı ifade edildi.

Sudanlı güçler, uluslararası Beşli Mekanizma’ya üç eş zamanlı eksen üzerinde ilerleyecek kapsamlı bir barış süreci önerisi sundu. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre bu eksenlerin başında savaşın yol açtığı insani krize müdahale ve ateşkesin sağlanması geliyor. Üçüncü ekseni ise krizin kök nedenlerini ele alacak, adil ve kapsayıcı bir barışın önünü açacak ve sürdürülebilir sivil demokratik geçişi mümkün kılacak siyasi diyalog oluşturuyor.

Öneride, bölgesel ve uluslararası arabuluculuk girişimlerinin birleştirilmesi ve koordineli baskı mekanizmalarıyla desteklenmesi çağrısı da yer aldı. Bu kapsamda silah ambargosunun Sudan’ın tamamını kapsayacak şekilde genişletilmesi, savaşın finansman kaynaklarının kurutulması, ağır ihlallerden sorumlu olanların ve barışı engelleyenlerin hesap vermesinin sağlanması öngörülüyor.

Addis Ababa’daki toplantıya katılanlar, “Dörtlü Mekanizma”, Beşli Mekanizma ve troyka ülkelerini kapsayan ortak bir çatı oluşturulmasının önemini vurguladı.

Açıklamada ayrıca bütün Sudanlı sivil güçlerin, herhangi bir tarafın sürece hâkim olmasını önleyecek adil ölçütler doğrultusunda barış sürecinin tasarımına ve yönetimine katılması gerektiği belirtildi. Eski iktidar partisi Ulusal Kongre Partisi’nin ve örgütsel uzantılarının ise gelecekteki siyasi sürece katılımının dışlanması gerektiği ifade edildi.

Açıklamaya göre, İlkeler Bildirisi’ni destekleyen güçler, barış sürecinin, barışı engelleyen savaş taraflarına yönelik daha sıkı baskı önlemlerinin uygulanmasıyla ilişkilendirilmesi gerektiğini de vurguladı. Çatışmayı körükleyen her türlü dış desteğin durdurulması, savaşın finansman kaynaklarının kurutulması ve ağır ihlallerden sorumlu olanların hesap vermesi çağrısı yinelendi.

Sudan’ın toprak bütünlüğünün ve halkının birliğinin korunması gerektiğine dikkat çeken güçler, bölgesel ve uluslararası girişimlerin Sudanlılarla birlikte hareket ederek krize barışçıl bir çözüm bulması çağrısını yineledi. Açıklamada, diplomatik çabaların kan dökülmesini durduracak ve Sudan halkının çektiği acıları hafifletecek somut adımlara dönüştürülmesi gerektiği kaydedildi.

Sudanlı İlkeler Bildirisi güçleri daha önce de krizin askerî bir çözümü olmadığı yönünde ortak bir belge üzerinde uzlaşmıştı. Belge, savaşa karşı çıkan güçlerin geniş katılımıyla, tamamen Sudanlıların sahipliğinde yürütülecek bir siyasi süreç çağrısında bulunarak kalıcı çözümlere ulaşma olasılığının güçlendirilmesini hedefliyor.

İlkeler Bildirisi’ni destekleyen güçler arasında, eski Başbakan Abdullah Hamduk liderliğindeki Sumud İttifakı, Ulusal Ümmet Partisi, Federal Birlikçi Topluluk, Sudan Kongre Partisi, Sudan Halk Kurtuluş Hareketi-Devrimci Akım, Sudan Kurtuluş Ordusu Hareketi, Arap Sosyalist Baas Partisi ve çok sayıda bağımsız ulusal isim bulunuyor.


Suriye’de Müslüman Kardeşler’in suç olmaktan çıkarılmasına yönelik girişim, örgütün siyasi hayata dönüşü tartışmasını yeniden gündeme getirdi

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara ve bazı bakanlar, Şam’da düzenlenen askerî geçit törenini izliyor (Suriye Savunma Bakanlığı)
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara ve bazı bakanlar, Şam’da düzenlenen askerî geçit törenini izliyor (Suriye Savunma Bakanlığı)
TT

Suriye’de Müslüman Kardeşler’in suç olmaktan çıkarılmasına yönelik girişim, örgütün siyasi hayata dönüşü tartışmasını yeniden gündeme getirdi

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara ve bazı bakanlar, Şam’da düzenlenen askerî geçit törenini izliyor (Suriye Savunma Bakanlığı)
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara ve bazı bakanlar, Şam’da düzenlenen askerî geçit törenini izliyor (Suriye Savunma Bakanlığı)

Suriye Halk Meclisi üyeleri, Müslüman Kardeşler’e üyeliği suç sayan ve idam cezası öngören 1980 tarihli 49 sayılı Kanun’un yürürlükten kaldırılmasını öngören bir teklif sunmak için gerekli imzaları toplamaya başladı. Bu gelişme, örgütün onlarca yıllık yasaklılığın ardından siyasi hayata dönme isteğine ilişkin açıklamalarıyla eş zamanlı olarak ortaya çıktı.

İki gelişmenin eş zamanlı yaşanması, geçiş yönetiminin Müslüman Kardeşler’in dönüşüne nasıl yaklaşacağı ve mevcut dönemde siyasi parti faaliyetlerine hangi sınırlar içinde izin vereceği sorularını gündeme getirdi.

Halk Meclisi Anayasa ve Yasama İşleri Komisyonu Başkanı Abdunnasır Havşan, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, teklifin henüz milletvekillerinden imza toplama aşamasında olduğunu ve meclise sunulmadığını belirtti. Havşan, iç tüzüğün ilk aşamada 17 milletvekilinin desteğini şart koştuğunu, ardından taslağın hazırlanarak meclise sunulacağını ve ilgili komisyona havale edileceğini söyledi.

49 sayılı Kanun’un mirası

Bazı medya kuruluşlarında, teklifin bu ayın ortasında yapılması beklenen bir sonraki oturumda ele alınabileceğine ilişkin haberler yayımlandı. Ancak Havşan’ın açıklamaları, teklifin gündeme alınması için gerekli işlemlerin henüz tamamlanmadığını gösteriyor.

1980 yılının temmuz ayında, eski Cumhurbaşkanı Hafız Esed döneminde çıkarılan 49 sayılı Kanun’un ilk maddesi, Müslüman Kardeşler örgütüne üye olan herkesi suçlu sayıyor ve idam cezası öngörüyordu. Kanun, eski rejim ile üyeleri ve destekçileri onlarca yıl boyunca tutuklama ve kovuşturmalara maruz kalan örgüt arasındaki mücadelenin başlıca araçlarından biri oldu.

Tedmur Hapishanesi’nin duvarında Hafız Esed döneminden kalan sloganlar görülüyor (Sosyal medya).
Tedmur Hapishanesi’nin duvarında Hafız Esed döneminden kalan sloganlar görülüyor (Sosyal medya).

İslami örgütler ve hareketler üzerine araştırmalar yapan Hüsam Cezmeti, Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede, eski rejim dönemindeki ihlallerle ilişkilendirilmesi nedeniyle kanunun yürürlükten kaldırılması teklifinin meclis içinde ve dışında geniş destek bulabileceğini ifade etti.

Cezmeti, hedef aldığı kesimden bağımsız olarak bu “olağan dışı” kanunun kaldırılmasının önemli olduğunu belirterek, kanunu “Esed rejiminin devlet terörünün unsurlarından biri” olarak nitelendirdi. Güvenlik birimlerinin, yalnızca Müslüman Kardeşler’e üye olduklarından şüphelenilen kişileri takip etmek için dahi bu kanunu kullandığını söyledi.

Kanunun, özellikle muhafazakâr ve dindar çevrelerde Suriye toplumunda derin bir korku yarattığını belirten Cezmeti, mağdurlara duyulan empatinin, örgütü siyasi açıdan desteklemeyen kesimlerde bile kanunun kaldırılmasına yönelik desteğin temelini oluşturabileceğini belitti.

Bununla birlikte, söz konusu düzenlemenin hukuki durumu da yeni soruları beraberinde getiriyor. Beşşar Esed rejiminin devrilmesinin ardından 29 Ocak 2025’te düzenlenen “Zafer Konferansı”nın bildirisinde, bütün olağanüstü kanunların uygulanmasının durdurulması kararlaştırılmıştı. Ancak bu kararın 49 sayılı Kanun’u kapsayıp kapsamadığı ve olağanüstü kanunların uygulanması zaten durdurulmuşken ayrıca yürürlükten kaldırma işlemi gerekip gerekmediği netlik kazanmadı.

Konferans bildirisinde ayrıca Baas Partisi’nin, İlerici Ulusal Cephe partilerinin ve bunlara bağlı kuruluşların feshedilmesi, yeniden kurulmalarının yasaklanması, askerî grupların ve siyasi-sivil devrimci yapıların dağıtılarak devlet kurumlarına entegre edilmesi kararlaştırılmıştı.

Bununla birlikte bildiri, istisnasız bütün siyasi partilerin feshedilmesini öngörmüyordu. Bu durum, geçiş döneminde siyasi faaliyetlerin hangi hukuki çerçevede yürütüleceğine ilişkin soru işaretlerini beraberinde getiriyor.

Geçiş yönetiminin tutumu test ediliyor

İslami hareketler uzmanı Abdurrahman el-Hac, kanunun yürürlükten kaldırılması teklifinin Halk Meclisi gündemine taşınmasını, “geçiş yönetiminin siyasi iradesi için bir sınav” olarak değerlendirdi.

El-Hac, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, teklifin görüşülmesinin belirsiz bir tarihe ertelenmesinin, yönetimin örgütün siyasi faaliyetlere dönmesini kolaylaştırmak veya gelecek dönemde etkin bir siyasi aktör olmasına izin vermek istemediği şeklinde yorumlanabileceğini ifade etti.

El-Hac, kanunun anayasal bildiride açıkça yürürlükten kaldırılmadan bırakılmasının ve kararın Halk Meclisine havale edilmesinin, örgüt üzerindeki baskıyı artıran bir unsur olarak algılanacağını belirtti. Ayrıca Müslüman Kardeşler’in kendisini feshetmesi yönünde farklı baskılarla karşı karşıya kaldığına dikkat çekti.

Suriye Müslüman Kardeşler Şura Meclisi, 27 Eylül 2026’da beşinci olağan toplantısını gerçekleştirmiş ve siyasi, güvenlik ve ekonomik gelişmelerin yanı sıra bölgesel ve uluslararası konuları ele alan 16 maddelik bir bildiri yayımlamıştı.

Bildiride örgütün siyasi hayata katılma isteğini ortaya koyan, çoğulculuğu ve siyasi parti faaliyetlerinin düzenlenmesini savunan tutumlara yer verildi. Gözlemciler, bu açıklamaları örgütün ülke içindeki siyasi faaliyetlere dönmeye hazırlandığının işareti olarak yorumladı.

Suriye Halk Meclisinin bir oturumu (Arşiv – Meclisin Facebook hesabı)
Suriye Halk Meclisinin bir oturumu (Arşiv – Meclisin Facebook hesabı)

El-Hac’a göre bildirinin ikinci ve altıncı maddeleri, örgütün “partiler arası siyasi rekabete katılmak istediğine ve anayasal bildiride tanımlanan siyasi hayatın yeniden başlamasına hazırlandığına” işaret ediyor.

El-Hac, örgütün sistematik biçimde dışlandığını ve marjinalleştirildiğini düşündüğünü belirterek, geçiş sürecinin bu aşamaya ulaşmasının, hükümetin siyasi alanın düzenlenmesi için hukuki bir zemin oluşturmaya ne ölçüde istekli olduğunu sınamak amacıyla örgütü harekete geçirdiğini ifade etti. Bu adımın, üzerinde uzlaşılmış bir siyasi geçiş sürecinin önünü açabileceğini kaydetti.

Cezmeti ise siyasi hayatın yeniden canlanmasının yönetimin iradesine bağlı olduğunu savundu. Ona göre yönetim, en azından geçiş dönemi boyunca örgütlü siyasi partilerin varlığına sıcak bakmıyor.

Bununla birlikte Cezmeti, bu durumun Müslüman Kardeşler’in Suriye’de bir şekilde siyasi faaliyetlere geri dönmesini engellemeyeceğini düşünüyor. Ülkede geniş bir dini toplumsal tabanın bulunduğunu belirten Cezmeti, bu kesimin ister yeni siyasi partiler yasası çıkarılsın ister çıkarılmasın, farklı siyasi parti ve örgütlenmeler aracılığıyla kendisini ifade edebileceğini kaydetti.

Tarihsel mağduriyet ve azalan toplumsal destek

Cezmeti, Suriye toplumunun Esed yönetimi sırasında Müslüman Kardeşler’in maruz kaldığı baskılara yönelik tutumu ile örgütün bugün bir siyasi yapı olarak değerlendirilmesi arasında ayrım yapılması gerektiğini vurguladı.

Cezmeti, eski rejim döneminde yaşanan tutuklamalar, kovuşturmalar ve ihlallerin mağdurlarına yönelik geniş bir toplumsal empati bulunduğunu, uğranılan haksızlıkların giderilmesine destek verildiğini belirtti. Ancak bu empatinin, örgütün mevcut yapısıyla yeniden siyasi hayata dönmesinin mutlaka desteklendiği anlamına gelmediğini belirtti.

Cezmeti’ye göre Suriye devrimi yıllarında Müslüman Kardeşler’in performansına ilişkin değerlendirmeler daha olumsuz bir nitelik taşıyor. Bu durumun, örgütün muhalefet kurumlarına hâkim olmaya çalıştığı yönündeki suçlamalar, muhalefetin başarısızlıklarındaki sorumluluğuna ilişkin eleştiriler ve siyasi faaliyetlerle yardım çalışmalarının yönetimine yönelik itirazlarla bağlantılı olduğunu ifade etti.

Tedmur Hapishanesi’nde daha önce tutuklu bulunan kişiler, Haziran 2026’da hapishane önünde, çok sayıda Müslüman Kardeşler üyesi ile sol ve milliyetçi hareketlerden kişilerin tutuklandığı ve idam edildiği Hama Katliamı’nın yıl dönümünü anıyor (Sosyal medyada paylaşıldı – Facebook).
Tedmur Hapishanesi’nde daha önce tutuklu bulunan kişiler, Haziran 2026’da hapishane önünde, çok sayıda Müslüman Kardeşler üyesi ile sol ve milliyetçi hareketlerden kişilerin tutuklandığı ve idam edildiği Hama Katliamı’nın yıl dönümünü anıyor (Sosyal medyada paylaşıldı – Facebook).

Cezmeti, örgüte yönelik bu olumsuz yaklaşımın “bir dizi gerçeğin yanı sıra bazı abartılara da dayandığını” belirterek, eski rejimin mağdurlarına ve eski tutuklulara yönelik tutum ile mevcut siyasi örgüte yönelik tutumun birbirinden ayrılması gerektiğini vurguladı.

Örgütün, Suriye Ulusal Konseyi’nin kuruluşuna yönelik hazırlık toplantılarına devrimin ilk döneminde katılması, destekçilerinin bir bölümünde olumlu karşılanmıştı. Ancak daha sonra muhalefet kurumlarındaki performansına yönelik eleştiriler arttı.

Cezmeti, bu yıllar içinde Müslüman Kardeşler’in toplumsal desteğinin gerilediğini, buna karşılık başka İslamcı akımların, özellikle de mevcut Suriye yönetiminin lider kadrosunun çıktığı hareketin yükselişe geçtiğini savundu.

Örgütün dönüşü diğer hareketleri teşvik eder mi?

Müslüman Kardeşler’in siyasi sahneye dönme yönündeki açıklamaları, Suriye’de siyasi parti faaliyetlerinin düzenlenmesini bekleyen diğer İslamcı örgütler ve farklı siyasi çevreler üzerindeki olası etkisine ilişkin soruları da gündeme getiriyor.

El-Hac, örgütün dönüşünün diğer İslamcı hareketleri harekete geçirmesi ihtimalini “mümkün ancak zayıf” bir senaryo olarak değerlendiriyor. Ona göre Müslüman Kardeşler’in siyasi ağırlığı yalnızca İslamcı ideolojisine değil, örgütsel ve siyasi geçmişine dayanıyor. Bu ideolojik alanda, Heyet Tahrir eş-Şam’ın ortaya çıktığı hareket de dâhil olmak üzere başka akımlar da rekabet ediyor.

El-Hac, örgütün geçiş sürecinin gidişatından memnun olmayan ve kendisiyle ideolojik ortaklık taşıyan bazı kesimleri bünyesine çekebileceğini düşünüyor. Bununla birlikte, Müslüman Kardeşler’in dönüşünün İslamcı olmayan örgütleri siyasi katılıma hazırlanmaya daha fazla teşvik edebileceğini belirtiyor.

Ancak geçiş döneminin nasıl şekilleneceği henüz net olmadığı için böyle bir adımın sonuçlarını öngörmenin güç olduğunu da vurguluyor.

49 sayılı Kanun’un kaldırılmasına ilişkin teklif henüz ilk aşamadayken ve siyasi parti faaliyetlerinin hangi çerçevede düzenleneceği belirsizliğini korurken, Müslüman Kardeşler’in siyasi faaliyetlere dönüşü yalnızca örgütün geleceğini değil, Suriye geçiş yönetiminin izin vereceği siyasi çoğulculuğun sınırlarını da test eden bir mesele olarak öne çıkıyor.