Tuzlu su ile gargara 8 sağlık sorununa etkili çözüm oluyor

Tuzlu su ile gargara 8 sağlık sorununa etkili çözüm oluyor
TT

Tuzlu su ile gargara 8 sağlık sorununa etkili çözüm oluyor

Tuzlu su ile gargara 8 sağlık sorununa etkili çözüm oluyor

Tuzlu su ile gargara yapmak öksürük ve soğuk algınlığı gibi çeşitli hastalıkların erken tedavisinde etkili bir yöntem olmakla birlikte, aynı zamanda her yaş grubunca uygulanabilen düşük maliyetli ve sağlıklı bir çözüm. Bu sebeple gargara çoğu ailede yaygın olarak kullanılmakta. Bununla birlikte tuzlu su ile gargara yapmanın pek çoğumuzun bilmediği başka faydaları da var.
Akla gelen ilk soru neden başka bir karışımla değil de sadece tuzlu su ile gargara yapıldığı. Hindistan’ın Lucknow kentinde bulunan Sahara Hastanesi’nden Dr. Sumeet Nigam'a göre, bu bir yaşlılık tedavisi ve insandaki pH seviyelerini korumak için tuz oldukça faydalı. Ayrıca hiçbir yan etkisi olmadığı için her yaş grubundan kişi tarafından kullanılabilir.
Öte yandan boğaz ağrısı, enfeksiyonlar, solunum sorunları ve soğuk algınlığı gibi çeşitli diğer sorunları da tedavi eder. Tuzlu su gargarası, diş etlerini rahatlattığı ve kanamayı önlediği için diş sağlığına da faydalı. Şarku’l Avsat’ın “Only My Health” adlı tıbbi web sitesinden aktardığına göre bu gibi sebeplerden dolayı çoğu durumda diğer gargara türlerine kıyasla tuzlu su ile gargara yapılması öneriliyor.
Tuzlu su ile gargara yapmanın 8 önemli faydası ise şu şekilde sıralanıyor:

pH seviyesini korur
Tuz ve su çözeltisi, boğazda bulunan asitlerin nötralize edilmesinde rol oynar ve vücutta sağlıklı bir pH dengesinin korunmasına yardımcı olur. Tuzlu su ile gargara yapmak boğazda üretilen fazla asidi nötralize eder. Boğazdaki asit, ağızda bulunan ve insanların boğazına giren bakteriler tarafından üretilir. Tuzlu su ile gargara yapılarak bu durum önlenebilir.

Burun tıkanıklığını giderir
Sıklıkla soğuk algınlığınızı hafifletmek ve oluşan burun tıkanıklığını gidermek için tuzlu su kullanarak gargara yapmamız iyi gelir. Tuzlu su, burunda ve solunum yollarında biriken mukusun atılmasına yardımcı olur ve kişiyi rahatlatır. Tuzlu su ayrıca iltihabı ve tıkanıklığı azaltarak boğazı rahatlatır. Ayrıca birçok durumda burun tıkanıklığı sırasında meydana gelen boğaz ağrısınının giderilmesine de yarar. Tuzlu su ile gargara yapmak zararlı bakteri ve virüslerin boğazdan atılmasına da yardımcı olur.

Solunum yolu enfeksiyonunu hafifletir
Gargara yapmak, üst solunum yollarınında oluşan boğaz enfeksiyonunu ve solunum problemlerini hafifletir. Bu, solunum sistemi ve sindirim sistemindeki enfeksiyon ve virüs riskini bir dereceye kadar azaltmaya yardımcı olur. Bunun için günde 3 defa tuzlu su ile gargara yapmanız gerekmektedir. bu enfeksiyonu yaklaşık yüzde 40 oranında azaltır.

Bademcik ağrısını giderir
Bademcik, birçok insanın başına gelen oldukça ağrılı bir boğaz sorunudur. Bu durumda, bakteriyel ve viral bir enfeksiyon nedeniyle boğazın arkası iltihaplanır. Bu durum, yutkunurken boğazın arkasında ağrıya neden olan iki yumru olduğu anlamına gelir. Tuzlu su ile gargara yapmak bu ağrıyı azaltabilir ve bademcik enfeksiyonu semptomlarını hafifletebilir.

Ağız kokusunu giderir
Ağız kokusu günlük yaşantınızda sorunlara neden olabilen sosyal kişiliğinizi etkileyebilen ciddi bir sorundur. Ağız kokusu ayrıca bakteriyel enfeksiyonlardan veya sindirim sistemi veya ağızla ilgili problemlerden de kaynaklanabilir. Bu nedenle herhangi bir sosyal problem yaşamamanız için ağızdan yayılan kötü kokudan kurtulmak için günde iki kez tuzlu su ile gargara yapılması tercih edilir. Ayrıca oral bakteriyel enfeksiyonları ortadan kaldırır, bu da diş problemleri riskinin azaldığı anlamına gelir.
Afta (ağız yarasına) iyi gelir
Ağız ülseri olarak ta tanımlanan aft çok ağrılıdır ve çoğunlukla yemek yemeye veya konuşmaya engel olabilir. Tuzlu su ile gargara yapmak, ağız aft  tedavisinde ve buna bağlı ağrıların azalmasında oldukça etkilidir. Ayrıca aftın iyileşme sürecini hızlandırır ve kişiyi birkaç gün içinde rahatlatır. Bunun için günde 3-4 kez tuzlu su ile gargara yapmanız gerekir.

Diş eti kanaması
Diş ağrısı ve diş eti kanaması çeşitli diş problemlerinin bir sonucu olabilir. Kanayan diş etleri veya şişmiş diş etleri tuzlu su gargarası yardımıyla tedavi edilebilir. Çoğu diş hekimi, diş eti ve diş problemlerini azaltmak için günlük olarak tuzlu su ile gargara yapılmasını önerir. Ayrıca ağız içini tuzlu suyla çalkalamak diş ağrısından da büyük ölçüde kurtulmanıza yardımcı olabilir.

Alerjiler
Tuzlu su gargaraları sayesinde genizde oluşan alerjiler azaltılabilir. Saman nezlesi buna iyi bir örnektir; boğazı şişirdiği için çok rahatsız edici olabilir. Tuzlu su gargarası şişliği hafifletebilir ve birkaç gün içinde alerjik reaksiyonu azaltabilir. Ayrıca boğaz ağrısını gidermede de etkili rol oynar.



Yeni çikolata tatları yolda: 4 yeni kakao türü bulundu

Bilim insanları yüksek kalitede yeni çikolataların üretilebileceğini söylüyor (West Indies Üniversitesi)
Bilim insanları yüksek kalitede yeni çikolataların üretilebileceğini söylüyor (West Indies Üniversitesi)
TT

Yeni çikolata tatları yolda: 4 yeni kakao türü bulundu

Bilim insanları yüksek kalitede yeni çikolataların üretilebileceğini söylüyor (West Indies Üniversitesi)
Bilim insanları yüksek kalitede yeni çikolataların üretilebileceğini söylüyor (West Indies Üniversitesi)

Bilim insanları Peru'da 4 yeni yerli kakao türü keşfetti. Bulguların, tehlike altındaki kakao bitkisinin korunmasına katkı sağlaması ve yeni çikolata lezzetlerinin geliştirilmesine kapı aralaması bekleniyor.

İklim krizi, hastalıklar ve ormansızlaşma gibi etkenler nedeniyle kakao ciddi tehdit altında. Üstelik birçok kakao çiftçisinin geçimini sağlamakta zorlanması da genç kuşakların bu alana yönelmesini engelliyor.

Tek tip ürün yetiştirilmesi, ekinleri hastalık ve iklim krizi gibi tehditlere karşı daha savunmasız hale getirdiğinden, uzmanlar farklı türler arayışına giriyor.

Dünyanın en büyük 8. kakao üreticisi Peru'da genellikle, yapay seçilim veya genetik mühendisliği gibi yöntemlerle değiştirilmemiş yabani ve yarı yabani kakao çeşitleri yetiştiriliyor.

Önceki araştırmalar, Peru ve diğer ülkelerde yetişen yerli kakao ağaçlarının genetik benzerliklerine göre 10 ayrı gruba ayrılabileceğini göstermişti.

Jamaika'daki West Indies Üniversitesi'nden Lambert Motilal liderliğindeki ekip, kakao türlerinin Peru'daki genetik çeşitliliğini ortaya koymak amacıyla yürüttükleri çalışmada Peru'nun pek çok bölgesindeki yerli çiftliklerde yetiştirilen 390 yabani ve yarı yabani kakao ağacının genetik çeşitliliğini analiz etti.

Bilim insanları her bir ağacın DNA'sındaki tek harflik farklılıklara bakarak bitkilerin birbiriyle ilişkisini belirlemeye çalıştı.

Bulguları hakemli dergi PLOS One'da dün (6 Temmuz) yayımlanan çalışmada daha önce bilinmeyen 4 yeni kakao türü daha tespit edildi. 

Araştırmacılar bunlardan özellikle ikisinin yüksek kaliteli ve lezzetli kakao çekirdekleri üretebileceğini düşünüyor.

Bilim insanları makalede "Araştırmamız, Peru'nun kakao ağaçlarının ülke genelinde ortak bir genetik iz taşıdığını ortaya koyarken, her bölgenin kendine özgü bir genetik imzaya sahip olduğunu ve tamamen yeni 4 kakao soyunu başarıyla belirlediğimizi gösteriyor" diyerek ekliyor:

Bu model, Peru'nun genetik ortamına ilişkin anlayışımızı yeniden şekillendirmekle kalmıyor, aynı zamanda koruma çalışmaları ve kaliteli çikolata endüstrisi için yeni ve somut bir kaynak sağlıyor.

Çalışmada ayrıca yüksek verimliliği ve hastalıklara karşı dirençli olması nedeniyle son yıllarda gittikçe popülerleşen CCN 51 isimli kakao çeşidinin soy geçmişi de ortaya çıkarıldı. CCN 51'in daha önce bilinen 4 soyun karışımından oluştuğu saptanırken, her birinin genetik katkı yüzdesi de belirlendi.

Araştırmacılar yeni bulguların hem koruma çabalarında hem de Peru kakao endüstrisinin iyileştirilmesinde önemli bir rol oynayabileceğini söylüyor.

Independent Türkçe, Phys.org, IFLScience, Food Navigator, PLOS One


Trump portreli pasaportlar Amerikalıları ikiye böldü

ABD Dışişleri Bakanlığı 26 Haziran'da yaptığı açıklamada resmi belgeyi "vatansever pasaportu" diye tanımladı (AFP)
ABD Dışişleri Bakanlığı 26 Haziran'da yaptığı açıklamada resmi belgeyi "vatansever pasaportu" diye tanımladı (AFP)
TT

Trump portreli pasaportlar Amerikalıları ikiye böldü

ABD Dışişleri Bakanlığı 26 Haziran'da yaptığı açıklamada resmi belgeyi "vatansever pasaportu" diye tanımladı (AFP)
ABD Dışişleri Bakanlığı 26 Haziran'da yaptığı açıklamada resmi belgeyi "vatansever pasaportu" diye tanımladı (AFP)

ABD'nin bağımsızlığının 250. yıldönümü kutlamaları kapsamında basılan, Başkan Donald Trump portreli özel pasaportlar dağıtılmaya başlandı.

Başkent Washington'daki pasaport biriminden randevuyla 6 Temmuz'dan itibaren alınabilen belge, Trump destekçilerini sevindirdi.

40 bine yakın Trump resimli pasaportu dağıtmaya hazırlanan ABD Dışişleri Bakanlığı, bu belge için ekstra ücret istemiyor. 

Sert bakışlar atan Trump'ın arkasında Bağımsızlık Bildirgesi görünüyor. Ayrıca ABD'nin kurucularının bildirge etrafında toplandığı bir görsel de bu özel baskıda var. 

İlk kez bir ABD pasaportunda, görevdeki bir başkan yer aldı. 

Yeni pasaportunu daha dağıtıldığı ilk günden alıp ailesi ve arkadaşlarıyla Meksika tatiline çıkmaya hazırlanan Oklahoma sakini Jennifer Pham, "Trump'a bayılıyorum" dedi.

New York Times'ın (NYT) konuştuğu 69 yaşındaki Vietnamlı, 1975'ten beri ABD'de yaşadıklarını söyledi. Pasaportu torunlarına miras bırakacağını belirtip "Böylece büyükannelerinin bu ülkeye aşık olduğunu anlayabilecekler" ifadesini kullandı. 

61 yaşındaki Blake Marnell, tatil planını bu pasaporta göre yaptığını söyledi. Coşkuyla ofisten çıkan Marnell, "Çok heyecanlıyım" deyip yeni belgesini etraftakilere gösterdi.

19 yaşındaki Jadyn Afante ise pasaportunu yeniletmek için başvurduğu sırada Trumplı versiyonun kendisine verileceğine dair herhangi bir şey görmediğini ya da duymadığını vurguladı:

Göçmenleri önemsemeyen biri, pasaportta yer almamalı. Bu beni üzdü. Keşke bir hafta önce başvursaydım.

21 yaşındaki Jackson Baselice de son dakikada pasaport almaya gelenlerden biri olduğu gerekçesiyle Trumpsız pasaport için uğraşamayacağını söyledi.

Baselice, Trump'ın resminin pasaportta olmasının kendisine saçma geldiğini ifade etti:

Sırf bu yüzden yurtdışındakilerin benim hakkımda önyargılara sahip olması beni rahatsız eder.

Pasaportlarını yeniletmek için büroya giden iki kişi, ekstra sayfaları olan pasaportlar istemeleri halinde Trumpsız versiyonu alabileceklerinin kendilerine çalışanlar tarafından söylendiğini NYT'ye aktardı. 

Independent Türkçe, NYT, BBC


"Hobbit insanı" Komodo ejderinin artıklarıyla besleniyormuş

"Hobbit insanı" Komodo ejderinin artıklarıyla besleniyormuş
"Hobbit insanı" Komodo ejderinin artıklarıyla besleniyormuş
TT

"Hobbit insanı" Komodo ejderinin artıklarıyla besleniyormuş

"Hobbit insanı" Komodo ejderinin artıklarıyla besleniyormuş
"Hobbit insanı" Komodo ejderinin artıklarıyla besleniyormuş

"Hobbit" diye bilinen eski insan türü Homo floresiensis'in daha önce sanıldığı kadar becerikli avcılar olmadığı ve Komodo ejderlerinin avlarından artakalanlarla beslendiği tespit edildi.

Endonezya'nın Flores adasında 2003'te keşfedilen H. floresiensis, yaklaşık bir greyfurt büyüklüğündeki kafatası ve 1 metre civarındaki boyuyla küçük bir türdü. 

Ancak hobbit diye anılan hominin türünün, büyük hayvanları avladığına dair belirtiler nedeniyle küçük beyinlerine rağmen yetenekli avcılar olduğu öne sürülüyordu.

Daha önceki kazılarda H. floresiensis'in yakınlarında taş aletler ve fillerin soyu tükenmiş akrabası stegodon adlı hayvana ait kemikler ortaya çıkarılmıştı. Bu nedenle hobbitlerin, ağırlığı 570 kilograma ve boyu 1,5 metreye varan bu devasa hayvanları aletlerle avladığı düşünülüyordu.

Daha küçük hayvanlara ait yanmış kemikler de hobbitlerin ateş kullanabildiğinin kanıtı kabul ediliyordu.

Smithsonian Enstitüsü'nden Dr. Elizabeth Grace Veatch ve ekibi, H. floresiensis'in yaklaşık 190 bin ila 50 bin yıl önce bu izole adada nasıl hayatta kaldığını anlamak için bu varsayımları yeni bir çalışmada ele aldı.

Araştırmacılar Liang Bua Mağarası'nda bulunan 3 bin 100 stegodon kemik parçasıyla kemirgenlere ait yaklaşık 7 bin kalıntıyı inceledi.

Daha sonra kemiklerdeki izlerin nasıl oluştuğunu belirlemek için ABD'nin Georgia eyaletindeki Atlanta Hayvanat Bahçesi'ne giderek esaret altındaki bir Komodo ejderinin bir keçi leşini yemesini izlediler.

Ardından üç boyutlu tarama teknikleri kullanarak bu keçinin kemiklerini, insanların taş aletlerle yaptığı kesik izleriyle ve Liang Bua Mağarası'nda keşfedilen stegodon kemikleriyle karşılaştırdılar.

Bulguları hakemli dergi Science Advances'ta 3 Temmuz Cuma günü yayımlanan çalışmaya göre, keçideki yeni izlerle stegodon kemiklerindeki izler son derece benzerdi. 

Buna karşılık hobbitlerin taş aletlerinden kaynaklanan kesik izleri genellikle hayvanın kaburga ve ayak kemikleri gibi daha "değersiz" kısımlarında gözlemlendi.

Bilim insanları Komodo ejderlerinin, stegodonun etli kısımlarını yediğini ve hobbitlerin de artakalan kısımlarla beslendiğini düşünüyor. 

Veatch, CNN'e yaptığı açıklamada şunları söylüyor:

Stegodon kemiklerindeki izleri, Komodo ejderi diş izleri ve kesik izlerinden oluşan örneğimizle karşılaştırınca, izlerin çoğunun Komodo ejderi örneğimize bu kadar benzemesine şaşırdım.

Araştırmacılar hobbitlerin ateş kullanımı hakkında bilgi sahibi olmak için kemirgen kalıntılarını da analiz etti. 

Mağarada ocaklar inşa edilseydi alttaki kemiklerde kömürleşme izleri görülmesi gerektiğini söyleyen ekip, incelenen kemiklerin hiçbirinde böyle bir işaret saptayamadı. Benzer şekilde stegodon kemiklerinde de kömürleşme izi bulunmadı.

Bilim insanları mağaradaki birkaç yanmış kemiğin, stegodon ve Homo floresiensis'in ortadan kaybolmasından çok sonra, yaklaşık 46 bin yıl önce mağarayı kullanan Homo sapiens tarafından bırakılmış olabileceğini düşünüyor.

Ancak burada ateş kullanımı kanıtı bulunmaması, H. floresiensis'in ateşi başka yerlerde kullanmadığı anlamına gelmiyor.

Yine de bulgular, hobbitlerin bir zamanlar düşünüldüğü kadar gelişmiş bir tür olmadığına dair bulgulara yenisini ekliyor.

Veatch, bu türün ada ekosistemindeki rolünü daha iyi anlamak için başka hayvanları tüketip tüketmediklerini araştırmaya devam ediyor.

Independent Türkçe, CNN, Phys.org, Science Advances