Pakistan'ın ‘nükleer silah teknolojisinin babası’ ev hapsinde öldü

Dr. Abdul Kadir Han, teknolojiyi İran, Libya ve Kuzey Kore'ye sağlayan geniş bir ağın arkasındaki isimdi.

Eski Pakistan Devlet Başkanı Muhammed Refik Tarar, Nükleer fizikçi Abdul Kadir Han'ı 1999'da İslamabad'daki Ulusal Gün Ödül Töreni’nde, sivillere verilen en yüksek ödül olan ‘Pakistan İmtiyaz Nişanı’ ile onurlandırdı. (AFP)
Eski Pakistan Devlet Başkanı Muhammed Refik Tarar, Nükleer fizikçi Abdul Kadir Han'ı 1999'da İslamabad'daki Ulusal Gün Ödül Töreni’nde, sivillere verilen en yüksek ödül olan ‘Pakistan İmtiyaz Nişanı’ ile onurlandırdı. (AFP)
TT

Pakistan'ın ‘nükleer silah teknolojisinin babası’ ev hapsinde öldü

Eski Pakistan Devlet Başkanı Muhammed Refik Tarar, Nükleer fizikçi Abdul Kadir Han'ı 1999'da İslamabad'daki Ulusal Gün Ödül Töreni’nde, sivillere verilen en yüksek ödül olan ‘Pakistan İmtiyaz Nişanı’ ile onurlandırdı. (AFP)
Eski Pakistan Devlet Başkanı Muhammed Refik Tarar, Nükleer fizikçi Abdul Kadir Han'ı 1999'da İslamabad'daki Ulusal Gün Ödül Töreni’nde, sivillere verilen en yüksek ödül olan ‘Pakistan İmtiyaz Nişanı’ ile onurlandırdı. (AFP)

İnci Mecdi*
Yerel basında çıkan haberlere göre ‘Pakistan'ın nükleer silah teknolojisinin babası’ olarak bilinen nükleer fizikçi Abdul Kadir Han, koronavirüse (Kovid-19) yakalandı ve akciğer sorunları nedeniyle hastaneye kaldırılmasının ardından, 85 yaşında yaşamını yitirdi. Pakistan İçişleri Bakanı Şeyh Reşid Ahmed’in verdiği bilgiye göre Han’ın naaşı10 Ekim Pazar günü, başkent İslamabad’daki Faysal Camii’nin bahçesindeki kabristana defnedildi. 1988 yılında bir uçak kazasında yaşamını yitiren eski Pakistan Devlet Başkanı General Muhammed Ziya’ül Hak da aynı kabristanda defnedilmişti.
‘Pakistan'ın nükleer silah teknolojisinin babası’ olarak da anılan Pakistanlı fizikçi, nükleer bombaya sahip ilk Müslüman ülke olması nedeniyle ülkesinde uzun süredir ulusal bir kahraman olarak görülüyordu. Pakistan Başbakanı İmran Han, Twitter hesabından başsağlığı dilediği açıklmaasında şu ifadeleri kullandı:
“Milletimiz onu, bizi nükleer bir ulus yapmaya kararlı katkılarından dolayı sevdi… (Hindistan'a atıfta bulunarak) Bu bize çok daha büyük saldırgan bir nükleer komşuya karşı güvenlik sağladı. Pakistan halkı için ulusal bir semboldü.”
Ancak Han aynı zamanda Libya, İran ve Kuzey Kore'ye santrifüj tasarımları da dahil olmak üzere gizli bilgiler sağladığına dair uluslararası suçlamaların da hedefindeydi. Pakistanlı yetkililer ABD’nin talebi üzerine  Han'ı 2004 yılında ev hapsine aldı. 2009'da yerel televizyondaki itirafından sonra dönemin Devlet Başkanı Pervez Müşerref onu affetti. Fakat sıkı gözetim altında kalmaya devam etti. Her hareketini yetkililere bildirmesi gerekiyordu. İtirafında devlet yetkililerinin bilgisi olmadan tek başına hareket ettiğini söylemişti. Fakat daha sonra günah keçisi olduğunu söyledi.
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre dönemin ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, Han’ın ‘nükleer silah geliştirmek isteyen ülkeler için nükleer ekipmanın ve bilginin yayılması için çalışan uluslararası bir ağı’ yönettiği belirtildi. ABD Dışişleri Bakanlığı'na göre bu ağın eylemleri ‘(nükleer) yayılma ortamını geri döndürülemez bir şekilde değiştirdi ve bunun uluslararası güvenlik üzerinde kalıcı yankıları’ oldu.

Avrupa'nın davranışlarından şüphesi
Han, Hollanda Delft Teknik Üniversitesi'nden metalurji mühendisliği diplomasına sahipti. Doktora derecesini 1972 yılında Belçika'nın Leuven Katolik Üniversitesi'nden aldı. Aynı yıl Hollanda tarafından Urenco Group’un taşeron firması konumunda olan Physics Dynamics Research Laboratory’de (FDO) çalışmaya başladı. Çalışmaya başladıktan kısa bir süre sonra Hollanda istihbaratı Han'ı izlemeye başladı. Üzerinde çalıştığı projelerle ilgili olmayan teknik bilgileri sık sık sorgulaması nedeniyle endişelere yol açtı.
Hindistan 18 Mayıs 1974'te ilk nükleer deneyimini gerçekleştirirken, Han aynı yılın eylül ayında dönemin Pakistan Başbakanı Zülfikar Ali Butto'ya  Pakistan nükleer programı konusundaki hizmetlerini ve uzmanlığını anlatan bir mektup yazdı. İslamabad, 1975 yılının ağustos ayında Urenco tedarikçilerinden uranyum zenginleştirme programı için bileşenler satın almaya başladı. Han ile bağlantılı Hollanda'daki şirketlerden santrifüj satın alımları hızlandı.
Ancak Han 1975 yılının ekim ayında FDO'daki zenginleştirme çalışmasından uzaklaştırıldı. Hollandalı yetkililer faaliyetlerinden giderek daha fazla endişe duymaya başladılar. Resmi raporlara göre Han'ın İsviçre'deki bir nükleer ticaret fuarında ‘şüpheli sorular’ yönelttiği gözlemlendi. Washington'daki Carnegie Uluslararası Barış Vakfı tarafından 2005 yılında yayınlanan bir rapora göre ABD istihbarat birimleri 1970'lerin sonlarında Hollandalı yetkilileri, faaliyetlerini daha fazla izlemek için  Han'ı tutuklamama konusunda iki kez ikna etti.
Han 15 Aralık 1975 tarihinde aniden Hollanda araştırma laboratuvarından ayrıldı ve yanında kopyaladığı santrifüj bileşenleri ve malzemeleri tedarik eden 100'e yakın şirketin şemaları ve iletişim bilgileri ile Pakistan’a gitti. Bunun ardından Pakistan'ın nükleer programı üzerinde resmi olarak çalışmaları başladı.

İran'a nükleer teknoloji satışı
Carnegie Uluslararası Barış Vakfı’nın raporuna göre Han'ın 1980'lerde Pakistan'ın uranyum zenginleştirme programındaki ilk başarılarını, B-2 santrifüjleri için daha gelişmiş tasarım ve teknolojileri izledi. Bu, önceki B-1 santrifüjünden iki kat daha hızlı çalışan Alman G-2'nin değiştirilmiş bir versiyonu olarak biliniyor. Han, B-1 bileşenlerinin fazla stokunu tutarken, daha sonra santrifüj bileşenlerini ithal ve ihraç etmek için kullandığı aynı kanallardan B-2 bileşenlerini satın almaya başladı. Han bu dönemde, İran'a nükleer satışlar yaptı. Irak'a ve belki de diğerler yönetimlere de teknoloji sağladı.
Abdul Kadir Han, 1980’lerin ortalarından 1990’ların ortalarına kadar kendi ticaret ağını geliştirmeye başladı. Orijinal Pakistan programına gerekenden iki kat daha fazla bileşen istedi. Carnegie’nin raporuna göre bu geçiş onu bir santrifüj bileşeni ithalatçısından, yalnızca Pakistan'ın yerel nükleer silah programı üzerinde çalıştığına inanan Batılı istihbarat teşkilatlarını tamamen gözden kaçırmış gibi görünen bir santrifüj bileşeni ihracatçısına dönüştürdü.
Tahran ve İslamabad'ın 1980'lerin sonlarında barışçıl nükleer iş birliği konusunda gizli bir anlaşma imzaladıklarından şüpheleniliyor. İddiaya göre anlaşma, Pakistan'daki en az altı İranlının başkentin Nükleer Bilim ve Teknoloji Enstitüsü ve Nükleer Araştırmalar Enstitüsü'nde eğitilmesine yönelik bir hüküm içeriyordu. İranlı bilim adamları ayrıca Abdul Kadir Han Araştırma Laboratuvarları’nda santrifüj eğitimi almış olabilir.
Han’ın ayrıca 1986 yılının şubat ayında ve 1987 yılının ocak ayında Buşehr’deki İran reaktörünü ziyaret ettiğinden şüpheleniliyor. Alman istihbaratı, Pakistan'ın uranyum dönüştürme ile ilgili operasyonlarda Irak'a ve muhtemelen İran ve Kuzey Kore'ye potansiyel destek sağladığını düşünüyor.

Libya’nın nükleer programı
İran'a yapılan ilk nükleer transferlerden sonra Han'ın müşteri ağını Libya ve Kuzey Kore'yi de kapsayacak şekilde genişlettiğine inanılıyor. Han'ın ağı, bileşenleri gevşek kontroller tarafından engellenmeden sevk eden uluslararası tedarikçilerden oluşan karmaşık bir yapıya dayanıyordu. Carnegie’in raporunda Han'ın finansal olarak motive olmuş gibi göründüğü ve yalnızca Libya'ya 100 milyon dolardan fazla satış yaptığı bilgisi yer aldı.
Libya lideri Muammer Kaddafi rejiminin ABD ile yapılan anlaşma kapsamında nükleer programından vazgeçtiğini açıkladığı 2003 yılının sonlarında Libya'ya yapılan satışlarla ilgili bir dizi ayrıntı ortaya çıktı. Bu ayrıntılar, Trablus'un Lockerbie bombalamasının sorumluluğunu üstlenmesini ve ülkeye karşı uluslararası yaptırımların kaldırılması karşılığında kurbanların ailelerine tazminat ödemesini içeriyordu. Trablus, nükleer programı bıraktığını açıkladıktan sonra tüm yabancı alımları duyurmak da dahil olmak üzere programın ayrıntılarını Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'na tam olarak açıklamaya başladı.
Pan American World Airways'e ait Boeing 747-121 yolcu uçağı 1988 yılının aralık ayında İskoçya'nın Lockerbie kenti semalarındayken düşürüldü. Libya istihbarat subayı Abdulbasit el-Mukrahi, uçağın bombalanmasından ve tüm yolcuların ölmesi nedeniyle 270 cinayetten suçlu bulundu ve ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı.
Kaddafi rejimi uçağın bombalandığı tarihten 2003 yılına kadar saldırı emri verdiğini kabul etmeyerek sorumluluğu kabul etmedi.  Ancak uluslararası yaptırımların baskısı altında ve ortak bir düşman haline gelen terörist ‘El Kaide’ örgütünün yükselişiyle Kaddafi, ülkesinin uluslararası izolasyonunu sona erdirmek için çeşitli girişimlerde bulundu. Bu girişimler arasında, nükleer cephanelikten vazgeçmek, Lockerbie saldırısının sorumluluğunu üstlenmek ve kurbanların ailelerine tazminat ödemek de vardı.

Pakistan'ın Washington'ı endişelendiren nükleer gücü
Pakistan'ın 102'si karadan füze, altı balistik füze ve 24 nükleer roketli F-16 savaş uçağı da dahil olmak üzere yaklaşık 160 nükleer savaş başlığından oluşan bir cephaneliği var. Pakistan, 1998'de ilk kez bir nükleer savaş başlığını test etti. Böylece dünyada bunu resmi olarak gerçekleştiren yedinci ülke oldu. İslamabad yönetimi söz konusu cephaneliği, ilk nükleer başlığını 1974'te test eden Hindistan'a karşı savunma silahı olarak kabul ediliyor.
Pakistan'ın nükleer programı halihazırda Batı ülkelerini, özellikle de ABD'yi endişelendirmeye devam ediyor. Üst düzey ABD'li generaller, ABD Senatosu Silahlı Hizmetler Komitesi huzurunda geçen ayın sonlarında gerçekleştirilen bir oturumda Başkan Joe Biden'ı Afganistan'dan hızlı bir şekilde çekilmenin Pakistan'ın nükleer silahlarına ve ülkenin güvenliğine yönelik riskleri artırabileceği konusunda uyardılar. ABD Genelkurmay Başkanı Mark Milley yaptığı açıklamada Afganistan'dan hızlı bir şekilde çekilmenin bölgesel istikrarsızlığa ilişkin riskleri ve Pakistan'ın nükleer cephaneliklerinin güvenliğine ilişkin tehditleri artıracağı konusunda uyarıda bulunduklarını söyledi. Milley, “Pakistan’ın rolünü tam olarak incelememiz gerekiyor” ifadelerini kullanarak, Taliban'ın 20 yıl boyunca ABD askeri baskısına nasıl direndiğini araştırmanın gerekli olduğunu vurguladı.
ABD’li generaller, Pakistan'ın nükleer silahları ve teröristlerin eline geçme olasılığı hakkında daha fazla bilgi vermediler. Bu ve diğer hassas konuları senatörlerle gerçekleştirilecek kapalı oturumda görüşeceklerini vurguladılar.
Eski ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton verdiği bir röportajda, aşırılık yanlısı grupların İslamabad'ı kontrol etmesi halinde Pakistan'ın nükleer silahlarının Taliban’ın eline geçme olasılığı olduğuna dikkat çekti.  Bolton açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“Afganistan'ın Taliban’ın kontrolüne girmesi, teröristlerin Pakistan'ın da kontrolünü ele geçirmesi konusunda tehdit oluşturuyor. Bu, belki de 150 nükleer silahın teröristlerin eline geçeceği anlamına geliyor.”



İran'da bir askeri eğitim uçağı düştü bir pilot hayatını kaybetti

İran Hava Kuvvetlerine ait bir uçak enkazı (Arşiv)
İran Hava Kuvvetlerine ait bir uçak enkazı (Arşiv)
TT

İran'da bir askeri eğitim uçağı düştü bir pilot hayatını kaybetti

İran Hava Kuvvetlerine ait bir uçak enkazı (Arşiv)
İran Hava Kuvvetlerine ait bir uçak enkazı (Arşiv)

İran Radyo ve Televizyon Kurumu'nun bildirdiğine göre, İran'a ait bir savaş uçağı dün gece geç saatlerde batı İran'da bir eğitim görevi sırasında düştü ve pilotlardan biri hayatını kaybetti.

Kurumun açıklamasına göre uçak Hemedan vilayetinde gece eğitim görevi sırasında düştü. İran Hava Kuvvetleri Halkla İlişkiler Ofisi, resmi IRNA haber ajansı tarafından yayınlanan açıklamada, "Hava Kuvvetlerine ait bir uçak bu akşam Hemedan vilayetinde (batı İran) gece eğitim görevi sırasında düştü" denildi.

Haberde, "Kazada pilotlardan biri hayatını kaybetti, diğeri ise kurtuldu. Kazanın nedenini belirlemek için soruşturmaların devam ettiği" ifadeleri yer aldı.


Melania Trump, en sevilen First Lady'ler listesinde sondan ikinci çıktı

YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
TT

Melania Trump, en sevilen First Lady'ler listesinde sondan ikinci çıktı

YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)

Yeni bir ankete göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci First Lady'si seçildi ancak en sevilmeyen First Lady unvanını Trump'ın rakibi Hillary Clinton aldı.

YouGov'a göre bu ay 2 bin 255 ABD vatandaşından son 11 First Lady'yi "Mükemmel"den "Kötü"ye uzanan bir ölçekte sıralamaları istendi.

Yüzde 36'sı Melania'yı "kötü", yüzde 10'u da "ortalama altı" olarak değerlendirdi. Ankete katılanların yaklaşık yüzde 18'i Melania'yı "mükemmel", yüzde 12'si de "ortalama üstü" notu verdi. Böylece net onay oranı -16 çıktı.

Melania'dan daha düşük sırada yer alan tek First Lady, 2016 başkanlık seçimini Donald Trump'a kaybeden Hillary Clinton'dı. Ankete katılanların yüzde 33'ü onu "kötü", yüzde 11'i de "ortalama altı" diye değerlendirdi ve net onay oranı -17 oldu.

Öte yandan en popüler First Lady'ler sırasıyla +56, +32 ve +25 net puanla Jackie Kennedy, Rosalynn Carter ve Nancy Reagan'dı.

Michelle Obama da katılımcılar arasında favori olarak öne çıktı; yüzde 33'ü onu "mükemmel", yüzde 12'si ise "ortalama üstü" olarak değerlendirdi ve bu da ona +21 net onay puanı kazandırdı. Yaklaşık yüzde 22'si onu "kötü" buldu.

Ortalama olarak son 11 First Lady'nin çoğu, eşlerinden daha yüksek net puanlar aldı.

Hillary Clinton, -3 net puanlı eşinden önemli ölçüde daha düşük olan tek First Lady'ydi.

Birçok başkan ve First Lady benzer puanlar aldı; Jacqueline Kennedy Onassis ve John F. Kennedy (+56'ya karşı +61), Nancy ve Ronald Reagan (+25'e karşı +22), Michelle ve Barack Obama (+21'e karşı +15) bunlardan bazıları.

Melania ve Donald Trump da benzer ancak olumsuz puanlar aldı (-16'ya karşı -20).

Anket ayrıca, katılımcıların yüzde 48'inin Donald Trump'ı "kötü" bulduğunu, yüzde 6'sının ise "ortalama altı" olarak değerlendirdiğini ortaya koydu. Trump, YouGov'un katılımcılara sorduğu 20 başkan arasında en düşük puanı aldı. Katılımcıların yaklaşık yüzde 19'u 45 ve 47. başkanı "olağanüstü" olarak değerlendirdi.

Trump'tan sonra, selefi Joe Biden, katılımcıların yüzde 38'inin "kötü", yüzde 12'sinin ise "ortalama altı" şeklinde değerlendirdiği en az popüler eski başkan oldu. Sadece yüzde 7'si Biden'ı "mükemmel" olarak değerlendirdi.

Ankete göre, "First Lady'ler hakkındaki genel görüşler, eşleri hakkındaki görüşlere benzer şekilde siyasi olarak kutuplaşmış durumda".

Anket, tartışmalı belgeseli Melania'nın gösterime girmesiyle birlikte Melania Trump hakkında kamuoyunun ne düşündüğüne dair fikir veriyor. Belgeselin ilk hafta sonu 7 milyon dolar kazandığı bildirilse de bilet satışları ikinci haftada düşerek sadece 2,4 milyon dolar getirdi.

Amazon, belgeselin haklarını satın almak için 40 milyon, tanıtımı içinse 35 milyon dolar daha harcamıştı.

Independent Türkçe


Ortadoğu diken üstünde: “Irak işgalinden bu yana en büyük hava gücü toplandı”

ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
TT

Ortadoğu diken üstünde: “Irak işgalinden bu yana en büyük hava gücü toplandı”

ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, Ortadoğu'daki askeri yığınağını artırarak İran'a saldırı hazırlığı yapıyor.

Kimliklerinin paylaşılmaması şartıyla CNN'e konuşan yetkililer, ordunun İran'a bu hafta sonu saldırı düzenlemeye hazır olduğunu ancak Trump'ın henüz son kararını vermediğini söylüyor.

Üst düzey güvenlik yetkililerinin çarşamba günü Beyaz Saray'da İran'daki durumla ilgili toplantı düzenlediği aktarılıyor. Trump'ın özel temsilcisi Steve Witkoff ve damadı Jared Kushner da İran'la müzakereler hakkında Cumhuriyetçi lideri bilgilendirmiş.  

Wall Street Journal (WSJ), Amerikan ordusunun 2003 Irak işgalinden bu yana Ortadoğu'daki en büyük hava gücünü topladığını yazıyor.

Son teknoloji F-35 ve F-22 jet avcı uçaklarının bölgeye yönlendirildiği, büyük hava harekatlarını koordine etmek için hayati önem taşıyan komuta ve kontrol uçaklarının da yola çıktığı aktarılıyor.

ABD ordusu, USS Abraham Lincoln'ın ardından, Venezuela'daki operasyon öncesinde Karayipler'e gönderilen dünyanın en büyük uçak gemisi USS Gerald Ford'u da Ortadoğu'ya yönlendirmişti. Bu gemide de çok sayıda saldırı ve elektronik harp uçağı olduğu ifade ediliyor.

Yetkililer, askeri harekat halinde iki seçeneğin masada olduğunu belirtiyor. ABD ordusu, Tahran yönetimini devirmek amacıyla çok sayıda İranlı siyasi ve askeri lideri hedef alabilir. Bunun yerine nükleer ve balistik füze tesislerinin vurulacağı hava saldırıları da düzenlenebilir. Her iki seçenek de potansiyel olarak haftalarca sürecek bir operasyon anlamına geliyor.

Analizde, geçen yıl haziranda İsrail'le yaşanan çatışmalar nedeniyle İran'ın hava savunma sisteminin ağır hasar aldığı savunuluyor. Buna rağmen Tahran yönetiminin, Hürmüz Boğazını kapatma ve çeşitli menzile sahip füzelerle misilleme yapma ihtimali olduğu vurgulanıyor.

ABD ve İsrail, İran'ın uranyum zenginleştirerek nükleer silah geliştirmeyi planladığını savunurken Tahran yönetimi bunu defalarca reddetmişti.

ABD ve İran arasında Umman'da 6 Şubat'ta başlayan müzakerelerde henüz somut bir sonuca varılamadı. Trump, İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini tamamen durdurmasını isterken, Tahran ise zenginleştirme seviyelerinin değiştirilebileceğini fakat programın durdurulmayacağını belirtiyor.

Diğer yandan İsrail, İran'ın balistik füze programının ve bölgedeki örgütlere verdiği desteğin sonlanmasını da istiyor. Washington-Tahran müzakerelerinin şimdilik nükleer programa odaklandığı ifade ediliyor. WSJ'ye konuşan yetkililer, İran'ın Trump görevden gidene dek uranyum zenginleştirme programını askıya alabileceğini söylüyor.  

Independent Türkçe, Wall Street Journal, CNN