Mısır'ın Lübnan'a doğalgaz tedariki planı Tel Aviv'de tartışmalara yol açtı

Plana karşı çıkanlar, planın Nasrallah'ın Beyrut'taki çıkarları lehine olduğunu düşünürken destekleyenler bu konuyu gündeme getirecek ve anlaşmayı engelleyecek bir durum olmadığına inanıyorlar

Mısır doğalgazının Beyrut'a tedarik edilmesi planı Tel Aviv'de tartışmalara yol açtı (AFP)
Mısır doğalgazının Beyrut'a tedarik edilmesi planı Tel Aviv'de tartışmalara yol açtı (AFP)
TT

Mısır'ın Lübnan'a doğalgaz tedariki planı Tel Aviv'de tartışmalara yol açtı

Mısır doğalgazının Beyrut'a tedarik edilmesi planı Tel Aviv'de tartışmalara yol açtı (AFP)
Mısır doğalgazının Beyrut'a tedarik edilmesi planı Tel Aviv'de tartışmalara yol açtı (AFP)

Emal Şahade
İsrail, Mısır ve Ürdün arasında ABD’nin himayesinde Suriye ile birlikte Lübnan'a doğalgaz tedarik etmek amacıyla bir plan geliştirildiğinin açıklanmasından bu yana İsrailliler, iki ülke arasındaki bir anlaşmaya göre doğalgazın Mısır'a, Tel Aviv'in kendisine ait olduğu konusunda ısrar ettiği Leviathan doğalgaz sahası üzerinden ulaştığını iddia ederek bu planı engellemeye ve provoke etmeye çalışıyorlar. Plana karşı çıkanlar, Beyrut'a doğalgaz tedarikinin Hasan Nasrallah'ın çıkarları lehine olacağını öne sürerek Bennett-Lapid hükümeti de dahil olmak üzere tüm tarafları bu gerçeği görmezden gelmekle suçluyorlar.
Buna karşın plana muhalefet edilmesinden duyduğu şaşkınlığı dile getirenler de var. Bu kişilerden biri olan ve Lübnan ile İsrail arasındaki deniz sınırının çizilmesine ilişkin müzakerelerin görev yaptığı dönemde gerçekleştiği eski Başbakan Binyamin Netanyahu hükümetinin Enerji Bakanı Yuval Steinitz, “Bu konunun gündeme getirilmesini ve anlaşmanın engellenmesini gerektiren bir durum yok. Mısır’dan Lübnan'a doğalgaz tedarik edilse de edilmese de bir şey değişmez” dedi.
Dünyanın çeşitli ülkelerinde üretilen, Lübnan'a da ithal edilen ve Hasan Nasrallah tarafından da kullanılan otomobillerde, Intel, Microsoft ve diğer teknoloji geliştiricilerine bağlı İsrailli şirketler tarafından üretilen elektronik çiplerin kullanıldığına dikkati çeken Steinitz, “Aynı durum Nasrallah ve Hizbullah üyelerinin kullandıkları bilgisayarlar ve elektronik cihazlar için de geçerli. Bu yüzden doğalgaz anlaşmasını provoke edilmesini gerektiren bir durum yok. Temel olarak Tel Aviv, İsrail'den gelse bile Kahire'nin Lübnan'a doğalgaz tedarik etmesini engelleyemez” şeklinde konuştu.
Mısır, Ürdün, Suriye ve Lübnan enerji bakanları, Lübnan’ı büyük elektrik kıtlığının neden olduğu karanlıktan kurtarma çabalarının bir parçası olarak Mısır doğalgazının ABD’nin himayesinde Beyrut'a tedariki için takvimin belirlendiği bir plan sunmayı kabul ettiler. Lübnan, Suriye, Mısır ve Dünya Bankası'ndan temsilciler geçtiğimiz hafta Amman'da bir araya gelerek Mısır'dan doğalgaz ve Ürdün'den elektrik tedariki için bir anlaşma imzaladılar. Plan ayrıca, elektrik şirketinin Suriye üzerinden Lübnan’daki muadili ile bağlantı kurmasını da içeriyordu. Ancak Tel Aviv’deki anlaşmaya karşı çıkan muhalifler, tedarik edilmesi planlanan doğalgazın İsrail’e ait olduğunu, Kahire'nin onu kullanmaya ve Beyrut’a tedarik etmeye hakkı olmadığını, çünkü Hizbullah’ın bundan ek fayda sağlayacağını öne sürdüler. Mısır'ın kuzeybatısında yer alan Kuzey Sina vilayetindeki doğal gaz ana boru hattı üzerinden taşınması planlanan doğalgaz Tel Aviv tarafından sağlanıyor.
Plan karşıtları, bu planın Suriye'yi Washington tarafından uygulanan yaptırımlardan muaf tutacağına ve onaylanması halinde yıl içinde yürürlüğe girmesi beklenen yaptırımların uygulanmasını hiçbir ülkenin talep edemeyeceğine inanıyor. İsrail merkezli televizyon kanalı Kanal 12'nin aktardığı habere göre muhalifler, şuan üst düzey yetkililer arasında gerçekleşen görüşmelerin başka bir alternatif sunmadığını ve elektrik enerjisi Lübnan'ı aydınlattığı sürece Hizbullah’ın olan bitene göz yumacak gibi göründüğünü, Esed rejiminin ise Arap ülkeleriyle ilişkilere dönmek için bundan yararlanacağını düşünüyorlar.
Özetle plana karşı çıkanlara göre Tel Aviv'in doğalgazla desteklemesi, Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed'e yönelik tecridin sonlanmasını sağlayacak ve İran petrolünün yardımıyla Lübnan'ı aydınlatmayı başaramayan Nasrallah’ın sıkıntısını hafifletecek.
Haaretz gazetesinin haberine göre bu görüşü savunanlar, İran petrolünün Hizbullah'a Beyrut'a hizmet ettiğinden daha fazla hizmet ettiğini iddia ediyorlar. Haberde, söz konusu tarafların Hizbullah’ın Lübnan'ı kurtarmak için anlaşmayı imzaladığında, petrolün bir kısmının kendi kontrolündeki noktalara aktarıldığını ve Hizbullah’ın artık Beyrut'a hayat verebilecek tek organ olarak önemli siyasi kazanımlar elde edebileceğini öne sürdüler.
Tel Aviv’deki muhalifler, Tahran’dan Şam’a petrol tedarikinin, önce İran'a petrol satışını yasaklayan yaptırımları, ardından ise eski ABD Başkanı Donald Trump'ın 2019 yılında Suriye'ye dayattığı yaptırımları ihlal ettiğini savunuyorlar. Trump döneminde Şam'dan Beyrut'a veya başka bir ülkeye petrol tedarik edilmesi de dahil olmak üzere Suriye rejimiyle herhangi bir anlaşma yapılmasına karşı yaptırımlar uygulamaya koyulmuştu.
ABD Başkanı Joe Biden yönetimi şuan için yaptırımların ihlali konusundaki sessizliğini korurken kamuoyuna petrol tedarikinin gerekçesi olarak insani yönü işaret ediliyor. Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia kaynaklı haberine göre, Washington, Tahran'dan gelen petrol tankerlerini zorla engellerse, Lübnan'daki hastanelerin, kliniklerin ve diğer hayati kurumların çalışmalarını engelleyen kötü bir taraf olarak görünmek istemiyor. Aynı durum İsrail’den Mısır ve Suriye üzerinden Lübnan'a doğalgaz tedariki konusunda da geçerli. Doğalgazın Suriye'deki boru hattıyla Lübnan'a taşınması, Suriye'ye uygulanan yaptırımların ihlali anlamına geliyor. Planın muhaliflerine göre Biden'ın bunu savunması veya yakıt tedariki konusunu yaptırımlardan muaf tutan bir yasanın çıkarılması için adım atması gerekiyor. İkinci sorun ise Mısır doğalgazının İsrail doğalgazı ile karıştırılması ve Lübnan’la paylaşılması planlanan Ürdün elektriğinin İsrail doğalgazıyla üretilmesidir. İki ülkenin doğalgazının bir birinden ayrılması ve Mısır doğalgazının Lübnan'a tedarik edilmesinin başka bir yolu ise yok.

İsrail Gazze'ye doğalgaz tedarik ederken Cenin'de yeni bir boru hattı inşası için çalışıyor
İsrailli eski bakan Yuval Steinitz, planı reddeden İsraillilere karşı tavrını ortaya koyarken, “İsrail doğalgazı Gazze'ye ve Hamas'a da ulaşıyor. Aynısı Lübnan için de geçerli olacak” dedi. İsrail ile Filistin Yönetimi arasında Tel Aviv'den Filistin topraklarındaki Cenin'e doğalgaz tedariki için bir boru hattı inşası için görüşmelerin yapıldığını açıkladı. Eski Enerji Bakanı, Karish doğalgaz sahasının kuzey kesiminde keşiflerin başlamasıyla ilgili son zamanlarda gündeme gelenlere dair şaşkınlığını dile getirdi. Lübnan'ı söz konusu sahayla bir anlaşmanın yapılmasını engellemekten sorumlu tutan Steinitz, anlaşmazlığın, Lübnanlıların daha önce Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) ile bir anlaşmaya varmalarından ve GKRY ile deniz sınırlarının bir haritasını çizmelerinden kaynaklandığını iddia etti. Deniz sınırlarının çizilmesi sırasında güney noktasının da sınırlandırılması, İsrail ile deniz sınırlarını belirledikleri anlamına geliyor.
Steinitz sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bu anlaşmayı kabul ettik ama bizim açımızdan daha kuzeyde de olabilirdi. Lübnan-GKRY anlaşmasına onay verdiğimiz anda Lübnanlılar bir hata yaptıklarını ve sınırın daha güneye çekilmesi gerektiğini söylediler ve sonra anlaşmayı iptal ettiler. Ardından Washington bir uzlaşı anlaşması teklif etti ve biz razı olunca Beyrut anlaşmadan geri çekildi.”
Söz konusu bölgeden doğalgaz çıkmaması ihtimalini göz ardı etmeyen Steinitz, “Çok küçük ve dar bir alan ve orada doğalgaz olup olmadığını bile bilmiyoruz” dedi.
Karish doğalgaz sahasıyla ilgili olarak ise İsrailli eski bakan, sahadaki çalışmaların yüzde 85'inden fazlasının tamamlandığına ve yedi ay içinde çalışmalara başlanmasının beklendiğine işaret etti. Steinitz, İsrail heyetinin Lübnan ile yaptığı görüşmelerde deniz sınırlarının çizilmesi konusunda sunduğu öneride Karish doğalgaz sahasının İsrail sınırları içinde yer aldığını da hatırlattı.



SDG’nin askeri yığılmasının tespit edilmesinden sonra Halep'in doğusunda yüksek alarm durumu ilan edildi

Halep'in Şeyh Maksud mahallesinde SDG ile Suriye hükümet güçleri arasında çıkan çatışmaların ardından enkaz içindeki mühimmatlar (DPA)
Halep'in Şeyh Maksud mahallesinde SDG ile Suriye hükümet güçleri arasında çıkan çatışmaların ardından enkaz içindeki mühimmatlar (DPA)
TT

SDG’nin askeri yığılmasının tespit edilmesinden sonra Halep'in doğusunda yüksek alarm durumu ilan edildi

Halep'in Şeyh Maksud mahallesinde SDG ile Suriye hükümet güçleri arasında çıkan çatışmaların ardından enkaz içindeki mühimmatlar (DPA)
Halep'in Şeyh Maksud mahallesinde SDG ile Suriye hükümet güçleri arasında çıkan çatışmaların ardından enkaz içindeki mühimmatlar (DPA)

Suriye ordusu, birkaç gün süren çatışmaların ardından Şeyh Maksud mahallesinden savaşçıların tahliye edilmesinden bir gün sonra, Halep'in doğusunda "Suriye Demokratik Güçleri" (SDG) tarafından yapılan askeri yığılmayı tespit ettikten sonra dün olağanüstü hal ilan etti.

SANA haber ajansına göre Ordu operasyon komutanlığı açıklamasında, "Uçaklarımız, SDG'nin Halep'in doğusundaki Deyri-Hafer cephesine silahlı gruplar ile orta ve ağır teçhizat getirdiğini tespit etti" ifadelerini kullandı. Açıklamada ayrıca, "Örgüt tarafından getirilen bu takviyelerin niteliğini henüz bilmiyoruz" denilerek, "Güçlerimizi seferber ettik ve konuşlanma hatlarımızı güçlendirdik, her türlü senaryoya hazırız" ifadeleri yer aldı.

Halep kırsalındaki Menbiç bölgesinde iç güvenlik operasyonları dün "kamikaze insansız hava araçlarından (İHA) kaynaklanabilecek potansiyel tehditler" konusunda uyarıda bulunan bir bildiri yayınladı. Bildiride, bölge sakinlerinin "mümkün olduğunca halka açık yerlerde, meydanlarda ve pazarlarda toplanmaktan kaçınmaları" ve "ana ve tali yollarda seyahat ederken dikkatli olmaları" çağrısında bulunuldu.


Hadramut Valisi Şarku’l Avsat’a konuştu: Suudi Arabistan'ın tutumu belirleyici oldu... Havaalanları yakında yeniden açılacak

TT

Hadramut Valisi Şarku’l Avsat’a konuştu: Suudi Arabistan'ın tutumu belirleyici oldu... Havaalanları yakında yeniden açılacak

Hadramut Valisi Şarku’l Avsat’a konuştu: Suudi Arabistan'ın tutumu belirleyici oldu... Havaalanları yakında yeniden açılacak

Hadramut Valisi Salim el-Hanbeşi, vilayetteki durumun son gelişmelerin ardından normale dönmeye başladığını belirtti. Hanbeşi, istikrarın doğrudan vatandaşların yaşamına yansıdığını ve halkın yerel yönetime ve devlet kurumlarına olan desteğinin güçlendiğini vurguladı.

Hanbeşi, Mukalla’daki ofisinde Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Riyan Uluslararası Havalimanı’nın tamamen yeniden elden geçirildiğini ve önümüzdeki bir iki gün içinde hizmete açılmasının beklendiğini ifade etti.

cdfgrt
Hadramut Valisi ve vilayetteki Vatan Kalkanı Güçleri Komutanı Salim el-Hanbeşi (Şarku’l Avsat)

Hanbeşi, Suudi Arabistan ile koordinasyon seviyesinin ‘son derece yüksek’ olduğunu belirterek, Hadramut’un altyapı geliştirme projelerinden oluşan geniş bir paket için Suudi yetkililerden sözler aldığını aktardı. Hanbeşi, gıda yardımlarının şu anda Hadramut Vadisi’ne ulaştığını ve ilerleyen günlerde sahil bölgelerine de dağıtılacağını söyledi.

Vilayetteki askeri güçlerle ilgili olarak Hanbeşi, Hadrami Elit Güçleri komutanları, Vatan Kalkanı Güçleri ve koalisyon temsilcilerinin, elit birliğin eski kadrosuna geri dönmesi konusunda anlaştığını ve daha sonra Vatan Kalkanı Güçleri’yle birleştirilerek tek bir güç oluşturulacağını açıkladı.

Hanbeşi, Hadramut’un ‘gelecek herhangi bir çözüm sürecinde etkin bir siyasi aktör olması gerektiğini’ vurguladı. Yerel yönetimin, tüm bileşenler, partiler ve kanaat önderleriyle görüşmeler yaparak Hadramut’un ortak sesini oluşturma hazırlıkları yürüttüğünü ve bu çerçevede Suudi Arabistan’ın ev sahipliğinde yakında gerçekleştirilecek Güney-Güney Diyalog Konferansı’na katılım sağlanacağını ifade etti.

Güvenlik ve öncelikli hizmetler

Hanbeşi, vilayet yönetiminin kanaat önderleri ve toplum liderleriyle yaptığı tekrarlayan görüşmelerin öncelikli olduğunu vurgulayarak, “Onlar kamuoyunu yansıtıyor ve vatandaşların taleplerini iletiyor” dedi. Hanbeşi, vatandaşlardan en sık dile getirilen talebin ‘güvenlik, istikrar ve başta elektrik olmak üzere kamu hizmetlerinin iyileştirilmesi’ olduğunu aktardı.

Hanbeşi, Başbakan’la da görüşme gerçekleştirdiğini belirterek, “Başbakan, hükümetin vilayetin bu alandaki ihtiyaçlarının büyük bir kısmını karşılamaya hazır olduğunu ifade etti” dedi. Hanbeşi, hükümetin verdiği sözler doğrultusunda gelecek yazın daha iyi geçeceği konusunda iyimser olduğunu sözlerine ekledi.

Sakinlik ve istikrar

Hanbeşi, ‘Güney Geçiş Konseyi (GGK) güçlerinin çekilmesinin ardından genel tablonun huzur ve istikrarla karakterize olduğunu’ belirterek, “Çeşitli kamu kurum ve idarelerinin yeniden faaliyete geçirilmesi çalışmalarının devam ettiğini ve özellikle silah taşınmasıyla ilgili güvenlik önlemlerinin artırıldığını” söyledi.

Hanbeşi, kamu tesislerini yağmalamakla bağlantılı bazı kişilerin yakalandığını, ağır silah bulundurdukları tespit edilmeyen diğerlerinin ise serbest bırakıldığını ifade etti. Hanbeşi, hayatın yavaş yavaş normale dönmeye başladığını ve durumun daha da iyileşme potansiyeline sahip olduğunu vurguladı.

Suudi Arabistan ile yüksek düzeyde koordinasyon

Hadramut Valisi Hanbeşi, Suudi Arabistan’ın rolüne dikkat çekerek, “Bu başarı Suudi Arabistan’a aittir” dedi. Hanbeşi, Suudi Arabistan’ın vilayetteki GGK güçlerinin çıkarılmasını kısa sürede sonuçlandırdığını belirtti ve koordinasyon ile desteğin devam ettiğini vurguladı. Hanbeşi, vilayet yönetimi ile Hadrami Elit Güçleri komutanları arasında yapılan bir toplantıya değinerek, bu görüşmede “Suudi Arabistan’ın gıda ve mali teşvikler sağlayacağı taahhüdü sonrasında güçlerin eski durumuna geri getirilmesinin” ele alındığını aktardı.

Hanbeşi, Suudi Arabistan ile koordinasyon seviyesinin ‘son derece yüksek’ olduğunu belirterek, vilayetin Suudi yetkililerden altyapıyı geliştirecek büyük bir proje paketi için sözler aldığını kaydetti. Ayrıca, gıda yardımlarının Hadramut Vadisi’ne ulaştığını ve ilerleyen dönemde sahil bölgelerine de dağıtılacağını ifade etti.

Yeniden yapılandırma

Hanbeşi, yerel yönetimin yeniden yapılandırılmasıyla ilgili olarak, “Alınan önlemler, açıkça GGK’yi desteklediklerini ilan eden veya siyasi olarak karşıt tavırlar sergileyen yetkililere yönelikti” dedi. Hanbeşi, bunun ‘yönetim yetkileri çerçevesinde ve yerel yönetim birimlerinde uyumu sağlama gerekliliği kapsamında’ gerçekleştirildiğini vurguladı.

Hanbeşi, “Tehdit altında tavır alanlar için hoşgörü gösterileceğini, ancak siyasi olarak GGK’ye bağlı kalanlar hakkında yasal ve idari tedbirlerin uygulanacağını” belirterek iki grubu birbirinden ayırdı.

Hanbeşi, Güney-Güney Diyaloğu ile ilgili olarak, vilayet yönetiminin bazı Hadramut Ulusal Konseyi üyeleriyle bir araya geldiğini ve diyaloğun genel çerçevesine dair bilgi edindiğini belirtti, ancak temsilcilerin seçimi ve detaylı mekanizmaların henüz netleşmediğine dikkat çekti.

Hanbeşi, önümüzdeki günlerde vilayetin farklı siyasi ve sosyal bileşenleriyle geniş kapsamlı görüşmeler yaparak, Hadramut’u temsil edecek ortak bir vizyon üzerinde uzlaşmayı hedeflediklerini açıkladı.

Hanbeşi, Hadramut ile bazı güney vilayetler arasında tarihi sorunlar bulunduğunu vurgulayarak, vilayetin 1967’den bu yana yaşadığı marjinalleşmeye işaret etti ve Hadramut’un özel bir temsil ile haklı taleplerini yansıtması gerektiğini söyledi.

Hadramut’un geleceğine dair olarak ise Hanbeşi, vilayetin gelecekteki siyasi uzlaşmada etkili bir aktör olması gerektiğini vurguladı.

Doğu Bölgesi

Hanbeşi, Hadramut, Şebve, el-Mehra ve Sokotra’yı kapsayan Doğu Bölgesi seçeneğini desteklediğini belirterek, bu vilayetlerle herhangi bir sorun bulunmadığını vurguladı ve aralarındaki ilişkinin ‘derin köklere sahip sosyal dokuyu’ yansıttığını ifade etti.

İhlaller

Vali Hanbeşi, hapishaneler ve ihlaller konusuna ilişkin olarak, geçmiş dönemde Riyan Uluslararası Havalimanı’nda sert işkenceye uğrayan iki vaka kaydedildiğini ve bunların GGK ile Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) güçlerinin varlığı sırasında belgelenmiş olduğunu belirtti.

vfgthy
Hadramut'taki kampları ele geçirmek için harekete geçen Vatan Kalkanı Güçleri (Şarku’l Avsat)

Hanbeşi, ciddi ihlallerin yargı mercilerine sevk edileceğini vurguladı. Ayrıca, farklı vilayetlerden ciddi suç isnadı bulunmayan veya silahlarını teslim eden onlarca tutuklunun serbest bırakıldığını ifade etti.

Hanbeşi, “El-Advas bölgesinde 78 kişiyi serbest bıraktık ve silahlarını teslim eden diğer 78 kişi de yakında serbest bırakılacak. Ancak ciddi suçlara karışanlar mutlaka yargıya sevk edilecek” dedi.

Yağma operasyonları

Hanbeşi, Marib vilayetindeki Seyun Havalimanı’nda uçak yakıt ikmal aracının bulunduğunu tespit ettiklerini açıkladı. Aracın yerel yetkililer tarafından kontrol altına alındığını ve ilgili kurumlarla koordinasyon içinde geri alınması için çalışmaların sürdüğünü belirtti.

Havaalanı hazırlığı

Hanbeşi, havalimanlarıyla ilgili olarak, Riyan Uluslararası Havalimanı’nın tamamen hazır hale getirildiğini ve önümüzdeki bir iki gün içinde hizmete açılmasının beklendiğini belirtti. Seyun Havalimanı için ise uçak yakıt ikmal aracının gelmesini beklediklerini ifade etti.

Hadrami Elit Güçleri ve Vatan Kalkanı Güçleri’nin birleştirilmesi

Hanbeşi, Vatan Kalkanı Güçleri ve Hadrami Elit Güçleri’nin performansını değerlendirirken, “Geniş bir toplantı yapıldı; toplantıya Hadrami Elit Güçleri’nin liderleri ve Vatan Kalkanı Güçleri katıldı. Toplantıda, Hadrami Elit Güçleri’nin önceki yapısına geri döndürülmesi ve ardından Vatan Kalkanı Güçleri ile birleştirilerek tek bir güç oluşturulması kararlaştırıldı” dedi. Hanbeşi, çok sayıda askeri oluşumun uygun bir seçenek olmadığını vurguladı.

sxdfrgt
Hadramut Valisi Salim el-Hanbeşi, Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu temsilcisi Albay Abdulbari eş-Şehrani ile birlikte Hadrami Elit Güçleri ve Vatan Kalkanı Güçleri’nin liderleriyle yaptığı toplantıda (Yerel medya)

Önceki aşamanın etkilerinin üstesinden gelmek

Vali Hanbeşi sözlerini Hadramut halkına verdiği bir mesajla tamamladı ve onları, ‘önceki dönemin etkilerini geride bırakmaya, birlik ve dayanışmayı güçlendirmeye, vilayet güvenliği ve istikrarını korumak için yerel yönetimle iş birliği yapmaya ve inşa sürecini destekleyecek bir halk desteği oluşturmaya’ davet etti.


Sudani’nin Maliki'ye şartlı tavizi

Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani, Bağdat'ta düzenlenen bir dini etkinlik sırasında Nuri el-Maliki ile birlikte (Devlet Medyası)
Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani, Bağdat'ta düzenlenen bir dini etkinlik sırasında Nuri el-Maliki ile birlikte (Devlet Medyası)
TT

Sudani’nin Maliki'ye şartlı tavizi

Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani, Bağdat'ta düzenlenen bir dini etkinlik sırasında Nuri el-Maliki ile birlikte (Devlet Medyası)
Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani, Bağdat'ta düzenlenen bir dini etkinlik sırasında Nuri el-Maliki ile birlikte (Devlet Medyası)

Yeniden Yapılanma ve Kalkınma Koalisyonu'nun lideri Irak Başbakanı Muhammed Şia es-Sudani, parlamento seçimlerinde ikinci olan Hukuk Devleti Koalisyonu'nun lideri eski Başbakan Nuri el-Maliki'ye bir sonraki hükümeti kurma yetkisini verme kararı aldı.

Bilgi sahibi kaynaklar, es-Sudani'nin “gayri resmi bir toplantı sırasında bu açıklamasıyla Şii Koordinasyon Çerçevesi liderlerini şaşırttığını” söyledi.

Ona yakın üst düzey bir kaynak Şarku’l Avsat'a yaptığı açıklamada es Sudani “Çerçeve liderlerinin, Maliki'nin önerdiği uzlaşma adayı yerine, el Maliki'yi şahsen atamalarını ve adaylığının Çerçeve'nin liderleri, dini otorite ve Sadr Hareketi'nin lideri Mukteda es-Sadr ve ulusal arena tarafından onaylanmasını şart koştu.”

Aynı kaynak durumu, "Es-Sudani herkese, el-Maliki'nin hükümeti kuramaması durumunda meselelerin ilk kazanan olarak kendisine döneceğini, siyasi bir çıkmazı önlemek ve anayasal sürelerin dolmasından korktuğu için taviz verenin kendisi olduğunu bildirdi" şeklinde açıkladı.