Mısır'ın Lübnan'a doğalgaz tedariki planı Tel Aviv'de tartışmalara yol açtı

Plana karşı çıkanlar, planın Nasrallah'ın Beyrut'taki çıkarları lehine olduğunu düşünürken destekleyenler bu konuyu gündeme getirecek ve anlaşmayı engelleyecek bir durum olmadığına inanıyorlar

Mısır doğalgazının Beyrut'a tedarik edilmesi planı Tel Aviv'de tartışmalara yol açtı (AFP)
Mısır doğalgazının Beyrut'a tedarik edilmesi planı Tel Aviv'de tartışmalara yol açtı (AFP)
TT

Mısır'ın Lübnan'a doğalgaz tedariki planı Tel Aviv'de tartışmalara yol açtı

Mısır doğalgazının Beyrut'a tedarik edilmesi planı Tel Aviv'de tartışmalara yol açtı (AFP)
Mısır doğalgazının Beyrut'a tedarik edilmesi planı Tel Aviv'de tartışmalara yol açtı (AFP)

Emal Şahade
İsrail, Mısır ve Ürdün arasında ABD’nin himayesinde Suriye ile birlikte Lübnan'a doğalgaz tedarik etmek amacıyla bir plan geliştirildiğinin açıklanmasından bu yana İsrailliler, iki ülke arasındaki bir anlaşmaya göre doğalgazın Mısır'a, Tel Aviv'in kendisine ait olduğu konusunda ısrar ettiği Leviathan doğalgaz sahası üzerinden ulaştığını iddia ederek bu planı engellemeye ve provoke etmeye çalışıyorlar. Plana karşı çıkanlar, Beyrut'a doğalgaz tedarikinin Hasan Nasrallah'ın çıkarları lehine olacağını öne sürerek Bennett-Lapid hükümeti de dahil olmak üzere tüm tarafları bu gerçeği görmezden gelmekle suçluyorlar.
Buna karşın plana muhalefet edilmesinden duyduğu şaşkınlığı dile getirenler de var. Bu kişilerden biri olan ve Lübnan ile İsrail arasındaki deniz sınırının çizilmesine ilişkin müzakerelerin görev yaptığı dönemde gerçekleştiği eski Başbakan Binyamin Netanyahu hükümetinin Enerji Bakanı Yuval Steinitz, “Bu konunun gündeme getirilmesini ve anlaşmanın engellenmesini gerektiren bir durum yok. Mısır’dan Lübnan'a doğalgaz tedarik edilse de edilmese de bir şey değişmez” dedi.
Dünyanın çeşitli ülkelerinde üretilen, Lübnan'a da ithal edilen ve Hasan Nasrallah tarafından da kullanılan otomobillerde, Intel, Microsoft ve diğer teknoloji geliştiricilerine bağlı İsrailli şirketler tarafından üretilen elektronik çiplerin kullanıldığına dikkati çeken Steinitz, “Aynı durum Nasrallah ve Hizbullah üyelerinin kullandıkları bilgisayarlar ve elektronik cihazlar için de geçerli. Bu yüzden doğalgaz anlaşmasını provoke edilmesini gerektiren bir durum yok. Temel olarak Tel Aviv, İsrail'den gelse bile Kahire'nin Lübnan'a doğalgaz tedarik etmesini engelleyemez” şeklinde konuştu.
Mısır, Ürdün, Suriye ve Lübnan enerji bakanları, Lübnan’ı büyük elektrik kıtlığının neden olduğu karanlıktan kurtarma çabalarının bir parçası olarak Mısır doğalgazının ABD’nin himayesinde Beyrut'a tedariki için takvimin belirlendiği bir plan sunmayı kabul ettiler. Lübnan, Suriye, Mısır ve Dünya Bankası'ndan temsilciler geçtiğimiz hafta Amman'da bir araya gelerek Mısır'dan doğalgaz ve Ürdün'den elektrik tedariki için bir anlaşma imzaladılar. Plan ayrıca, elektrik şirketinin Suriye üzerinden Lübnan’daki muadili ile bağlantı kurmasını da içeriyordu. Ancak Tel Aviv’deki anlaşmaya karşı çıkan muhalifler, tedarik edilmesi planlanan doğalgazın İsrail’e ait olduğunu, Kahire'nin onu kullanmaya ve Beyrut’a tedarik etmeye hakkı olmadığını, çünkü Hizbullah’ın bundan ek fayda sağlayacağını öne sürdüler. Mısır'ın kuzeybatısında yer alan Kuzey Sina vilayetindeki doğal gaz ana boru hattı üzerinden taşınması planlanan doğalgaz Tel Aviv tarafından sağlanıyor.
Plan karşıtları, bu planın Suriye'yi Washington tarafından uygulanan yaptırımlardan muaf tutacağına ve onaylanması halinde yıl içinde yürürlüğe girmesi beklenen yaptırımların uygulanmasını hiçbir ülkenin talep edemeyeceğine inanıyor. İsrail merkezli televizyon kanalı Kanal 12'nin aktardığı habere göre muhalifler, şuan üst düzey yetkililer arasında gerçekleşen görüşmelerin başka bir alternatif sunmadığını ve elektrik enerjisi Lübnan'ı aydınlattığı sürece Hizbullah’ın olan bitene göz yumacak gibi göründüğünü, Esed rejiminin ise Arap ülkeleriyle ilişkilere dönmek için bundan yararlanacağını düşünüyorlar.
Özetle plana karşı çıkanlara göre Tel Aviv'in doğalgazla desteklemesi, Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed'e yönelik tecridin sonlanmasını sağlayacak ve İran petrolünün yardımıyla Lübnan'ı aydınlatmayı başaramayan Nasrallah’ın sıkıntısını hafifletecek.
Haaretz gazetesinin haberine göre bu görüşü savunanlar, İran petrolünün Hizbullah'a Beyrut'a hizmet ettiğinden daha fazla hizmet ettiğini iddia ediyorlar. Haberde, söz konusu tarafların Hizbullah’ın Lübnan'ı kurtarmak için anlaşmayı imzaladığında, petrolün bir kısmının kendi kontrolündeki noktalara aktarıldığını ve Hizbullah’ın artık Beyrut'a hayat verebilecek tek organ olarak önemli siyasi kazanımlar elde edebileceğini öne sürdüler.
Tel Aviv’deki muhalifler, Tahran’dan Şam’a petrol tedarikinin, önce İran'a petrol satışını yasaklayan yaptırımları, ardından ise eski ABD Başkanı Donald Trump'ın 2019 yılında Suriye'ye dayattığı yaptırımları ihlal ettiğini savunuyorlar. Trump döneminde Şam'dan Beyrut'a veya başka bir ülkeye petrol tedarik edilmesi de dahil olmak üzere Suriye rejimiyle herhangi bir anlaşma yapılmasına karşı yaptırımlar uygulamaya koyulmuştu.
ABD Başkanı Joe Biden yönetimi şuan için yaptırımların ihlali konusundaki sessizliğini korurken kamuoyuna petrol tedarikinin gerekçesi olarak insani yönü işaret ediliyor. Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia kaynaklı haberine göre, Washington, Tahran'dan gelen petrol tankerlerini zorla engellerse, Lübnan'daki hastanelerin, kliniklerin ve diğer hayati kurumların çalışmalarını engelleyen kötü bir taraf olarak görünmek istemiyor. Aynı durum İsrail’den Mısır ve Suriye üzerinden Lübnan'a doğalgaz tedariki konusunda da geçerli. Doğalgazın Suriye'deki boru hattıyla Lübnan'a taşınması, Suriye'ye uygulanan yaptırımların ihlali anlamına geliyor. Planın muhaliflerine göre Biden'ın bunu savunması veya yakıt tedariki konusunu yaptırımlardan muaf tutan bir yasanın çıkarılması için adım atması gerekiyor. İkinci sorun ise Mısır doğalgazının İsrail doğalgazı ile karıştırılması ve Lübnan’la paylaşılması planlanan Ürdün elektriğinin İsrail doğalgazıyla üretilmesidir. İki ülkenin doğalgazının bir birinden ayrılması ve Mısır doğalgazının Lübnan'a tedarik edilmesinin başka bir yolu ise yok.

İsrail Gazze'ye doğalgaz tedarik ederken Cenin'de yeni bir boru hattı inşası için çalışıyor
İsrailli eski bakan Yuval Steinitz, planı reddeden İsraillilere karşı tavrını ortaya koyarken, “İsrail doğalgazı Gazze'ye ve Hamas'a da ulaşıyor. Aynısı Lübnan için de geçerli olacak” dedi. İsrail ile Filistin Yönetimi arasında Tel Aviv'den Filistin topraklarındaki Cenin'e doğalgaz tedariki için bir boru hattı inşası için görüşmelerin yapıldığını açıkladı. Eski Enerji Bakanı, Karish doğalgaz sahasının kuzey kesiminde keşiflerin başlamasıyla ilgili son zamanlarda gündeme gelenlere dair şaşkınlığını dile getirdi. Lübnan'ı söz konusu sahayla bir anlaşmanın yapılmasını engellemekten sorumlu tutan Steinitz, anlaşmazlığın, Lübnanlıların daha önce Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) ile bir anlaşmaya varmalarından ve GKRY ile deniz sınırlarının bir haritasını çizmelerinden kaynaklandığını iddia etti. Deniz sınırlarının çizilmesi sırasında güney noktasının da sınırlandırılması, İsrail ile deniz sınırlarını belirledikleri anlamına geliyor.
Steinitz sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bu anlaşmayı kabul ettik ama bizim açımızdan daha kuzeyde de olabilirdi. Lübnan-GKRY anlaşmasına onay verdiğimiz anda Lübnanlılar bir hata yaptıklarını ve sınırın daha güneye çekilmesi gerektiğini söylediler ve sonra anlaşmayı iptal ettiler. Ardından Washington bir uzlaşı anlaşması teklif etti ve biz razı olunca Beyrut anlaşmadan geri çekildi.”
Söz konusu bölgeden doğalgaz çıkmaması ihtimalini göz ardı etmeyen Steinitz, “Çok küçük ve dar bir alan ve orada doğalgaz olup olmadığını bile bilmiyoruz” dedi.
Karish doğalgaz sahasıyla ilgili olarak ise İsrailli eski bakan, sahadaki çalışmaların yüzde 85'inden fazlasının tamamlandığına ve yedi ay içinde çalışmalara başlanmasının beklendiğine işaret etti. Steinitz, İsrail heyetinin Lübnan ile yaptığı görüşmelerde deniz sınırlarının çizilmesi konusunda sunduğu öneride Karish doğalgaz sahasının İsrail sınırları içinde yer aldığını da hatırlattı.



Suudi Kalkınma Fonu, 1,5 milyar dolarlık finansmanla Suriye’de toparlanma sürecini hızlandırıyor

Suudi Kalkınma Fonu heyeti, Suriye Maliye Bakanı Muhammed Yesir Berniyye ile görüşmesi sırasında (Suriye Maliye Bakanlığı)
Suudi Kalkınma Fonu heyeti, Suriye Maliye Bakanı Muhammed Yesir Berniyye ile görüşmesi sırasında (Suriye Maliye Bakanlığı)
TT

Suudi Kalkınma Fonu, 1,5 milyar dolarlık finansmanla Suriye’de toparlanma sürecini hızlandırıyor

Suudi Kalkınma Fonu heyeti, Suriye Maliye Bakanı Muhammed Yesir Berniyye ile görüşmesi sırasında (Suriye Maliye Bakanlığı)
Suudi Kalkınma Fonu heyeti, Suriye Maliye Bakanı Muhammed Yesir Berniyye ile görüşmesi sırasında (Suriye Maliye Bakanlığı)

Suudi Kalkınma Fonu (SFD) İcra Kurulu Başkanı Sultan bin Abdurrahman el-Murşid başkanlığındaki heyet, Suriye Enerji Bakanı Muhammed el-Beşir ve bakanlık yetkilileriyle elektrik ve su sektörlerinde öncelikli projeleri görüştü. Görüşmelerde toplam değeri 250 milyon dolar olan dört proje ele alınırken, bu projelerin farklı sektörleri kapsayan ve toplam hacmi aşamalı olarak 1,5 milyar dolara kadar çıkabilecek finansman paketinin parçası olduğu belirtildi. El-Murşid, Şarku’l Avsat gazetesine yaptığı açıklamada, öncelikli projelerin finansmanı için Suriye hükümetiyle “yakın zamanda” kalkınma anlaşmaları imzalanacağını söyledi.

Heyetin Salı günü başlayan ve üç gün sürecek Suriye ziyareti kapsamında, çeşitli bakanlar ve kurum başkanlarıyla bir araya gelinerek farklı kalkınma sektörlerindeki öncelikli projelerin finansmanı ve fonun Suriye’de ekonomik ve sosyal kalkınmaya katkısı ele alınıyor.

gthyuj
Suudi Kalkınma Fonu heyetinin, Suriye Enerji Bakanı Muhammed el-Beşir ile gerçekleştirdiği görüşmeden bir kare (Şarku’l Avsat)

Ziyaret programı çerçevesinde heyet, Çarşamba günü Şam’daki Enerji Bakanlığı’nda Enerji Bakanı ile görüştü. Bakanlık tarafından yapılan açıklamada, görüşmede elektrik ve su sektörlerindeki öncelikli projelerin ele alındığı ve önümüzdeki aşamada desteklenebilecek alanların belirlenmesi için koordinasyon sağlandığı ifade edildi.

Daha sonra Enerji Bakan Yardımcıları İbrahim el-Addehan (Planlama ve Kurumsal Mükemmellik) ile Usame Ebu Zeyd (Su Kaynakları) ve elektrik, su ve kanalizasyon sektörlerinden yetkililerin katılımıyla kapsamlı bir toplantı gerçekleştirildi. Toplantıda, bakanlığın önceliklerinin belirlenmesi amacıyla bir dizi hizmet ve kalkınma projesi değerlendirildi.

dfgth
El-Murşid, Şarku’l Avsat açıklamalarda bulundu (Şarku’l Avsat)

Gündeme gelen projeler arasında Halep Termik Santrali’nin bakım ve rehabilitasyonu yoluyla azami üretim kapasitesine çıkarılması, tüm illerde kurumlara yönelik ön ödemeli akıllı su sayaçlarının tedariki ve kurulumu, Fırat Nehri’nden Deyrizor’dan Humus ilindeki Tedmur ve Hesiya bölgelerine su taşınması projesi ile Halep kırsalındaki Bab ve Tadif ovalarının sulanması yer aldı. Bu projelerin su kaynaklarının iyileştirilmesine ve tarım sektörünün desteklenmesine katkı sağlaması hedefleniyor.

Enerji Bakanlığı, ziyaretin ihtiyaçların belirlenmesi amacı taşıdığını ve ilerleyen aşamada Maliye Bakanlığı ile koordinasyon toplantısı yapılarak desteklenecek öncelikli projelerin seçileceğini açıkladı.

Suudi Kalkınma Fonu İcra Kurulu Başkanı el-Murşid, Şarku’l Avsat’a yaptığı özel açıklamada, ziyaretin Suriye ile farklı kalkınma sektörlerinde iş birliği fırsatlarını değerlendirmeyi amaçladığını belirterek, fonun Suriye’de ekonomik ve sosyal kalkınmaya katkı sunmayı ve istikrarı desteklemeyi hedeflediğini vurguladı. El-Murşid, öncelikli ve hayati sektörlerdeki projelerin finansmanı için yakın zamanda anlaşmaların imzalanacağını yineledi.

cdfgy
Suudi Kalkınma Fonu heyeti, Suriye Maliye Bakanı Muhammed Yesir Berniyye ile görüşmesi sırasında (Suriye Maliye Bakanlığı)

Enerji Bakan Yardımcısı Usame Ebu Zeyd ise projelerin “erken toparlanma süreci ve halka sunulan hizmetlerin iyileştirilmesi açısından önemli ve acil” olduğunu ifade etti. Bab ve Tadif ovalarının sulama projesinin 6 bin 600 hektardan fazla alanı kapsadığını, Halep Termik Santrali’nin rehabilitasyonunun ise elektrik üretimine 600 kilovatlık katkı sağlayacağını belirten Ebu Zeyd, savaşta zarar gören köy ve kasabalardaki 157 su istasyonunun yeniden rehabilite edileceğini, akıllı ön ödemeli sayaçların da tüketimi rasyonelleştirerek hizmet kalitesini artıracağını söyledi.

Toplam değeri 250 milyon dolara ulaşan bu projelere Suudi Kalkınma Fonu’nun olumlu yaklaştığını belirten Ebu Zeyd, yazışma süreçlerinin tamamlanmasının ardından finansmanın kısa sürede onaylanacağını kaydetti.

Suudi Kalkınma Fonu heyeti, Salı günü ayrıca Maliye Bakanı Yeser Berniye ile bir araya gelerek, hayati sektörlerdeki devlet projelerini desteklemek amacıyla yüksek hibe unsuru içeren uygun koşullu finansman imkanlarını görüştü. Berniye, LinkedIn hesabından yaptığı paylaşımda, ziyaretin sonunda aşamalı olarak finanse edilecek ve toplam hacmi 1,5 milyar dolara ulaşabilecek proje listesi üzerinde mutabakata varılmasını umduğunu ifade etti.

gthy
Suudi Kalkınma Fonu heyeti, Suriye Milli Eğitim Bakanı Dr. Muhammed Abdurrahman Terko ile bir araya geldi (SFD)

Berni’ye göre projeler başta sağlık ve eğitim olmak üzere, hastane ve okulların rehabilitasyonu ve donatımını; enerji ve su alanında elektrik iletim trafo merkezleri ve su arıtma tesislerinin kurulmasını; ayrıca konut, afet yönetimi ve iletişim sektörlerini kapsıyor. Bunun yanı sıra mikro, küçük ve orta ölçekli işletmelerin finansmanına destek verilerek çeşitli kalkınma bölgelerinde istihdam yaratılması hedefleniyor.

Berni, bu projelere ilişkin ön değerlendirme sunumunun, Maliye Bakanlığı’nın hafta başında düzenlediği ve “Kampsız Suriye” projesini desteklemeyi amaçlayan çalıştay kapsamında, çeşitli bakanlıklar ve yerel yönetimlerle iş birliği içinde hazırlandığını belirtti.

Heyetin temasları kapsamında Sağlık Bakanı Musab el-Ali ile 2026-2028 yıllarını kapsayan plan çerçevesinde hayati sağlık projelerinin finansmanı, Eğitim Bakanı Muhammed Abdurrahman Terko ile de eğitim alanında iş birliğinin güçlendirilmesi konuları ele alındı.

Suudi Kalkınma Fonu, Salı günü yaptığı açıklamada, ziyaretin sürdürülebilir kalkınma hedeflerine katkı ve Suriye’de kalkınma girişimlerini destekleme açısından önem taşıdığını vurguladı. Fon, 1974’teki kuruluşundan bu yana 100’den fazla gelişmekte olan ülkede 800’ün üzerinde projeyi 22 milyar doları aşan finansmanla destekledi.

Suudi Arabistan, 8 Aralık 2024’te Beşşar Esad yönetiminin devrilmesinin ardından “yeni Suriye”ye çeşitli alanlarda destek sağlamayı sürdürüyor. Suriye Uluslararası Fuarlar ve Sergiler Kurumu Başkanı Muhammed Hamza da, 15-17 Aralık’ta Suudi Arabistan’da düzenlenen “Made in Saudi” fuarında yaptığı açıklamada, 2025 yılı içinde Suudi Arabistan’ın Suriye’deki yatırımlarının farklı sektörlerde 6,6 milyar doları aştığını bildirdi.


El-Alimi, Aden, Hadramut ve Mehra’da üst düzey isimleri görevden aldı

Hadramut’un en büyük kenti Mukalla’da “Vatan Kalkanı” güçlerine bağlı Yemenli askerler (Reuters)
Hadramut’un en büyük kenti Mukalla’da “Vatan Kalkanı” güçlerine bağlı Yemenli askerler (Reuters)
TT

El-Alimi, Aden, Hadramut ve Mehra’da üst düzey isimleri görevden aldı

Hadramut’un en büyük kenti Mukalla’da “Vatan Kalkanı” güçlerine bağlı Yemenli askerler (Reuters)
Hadramut’un en büyük kenti Mukalla’da “Vatan Kalkanı” güçlerine bağlı Yemenli askerler (Reuters)

Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi, bugün (Çarşamba) otoriteyi güçlendiremeye yönelik bir dizi askerî kararname yayımladı. Kararlar; görevden almalar, soruşturmaya sevkler ve kritik askerî, güvenlik ve yerel makamlara yeni atamaları kapsadı. Bu adımlar, hızla değişen siyasi ve güvenlik gelişmeleri karşısında devlet kurumlarını yeniden disipline etme ve hukukun otoritesini güçlendirme yönünde kararlı bir tutum olarak değerlendirildi.

2026 yılına ait 7 sayılı kararnameyle, İkinci Askerî Bölge Komutanı Tümgeneral Talib Said Abdullah Bercâş görevden alınarak yasal prosedürler kapsamında soruşturmaya sevk edildi. Aynı kararla Mehra vilayetinde Gayda Ekseni Komutanı ve Askerî Polis Tugayı Komutanı Tümgeneral Muhsin Ali Nasır Mersâ da görevinden alındı ve soruşturma kapsamına alındı.

Askerî komuta kademesinin yeniden yapılandırılması çerçevesinde yayımlanan 2026 tarihli 8 sayılı kararnameyle, Tümgeneral Muhammed Ömer Avad el-Yemini İkinci Askerî Bölge Komutanlığına atanırken, Tuğgeneral Salim Ahmed Said Baslum bölgenin Kurmay Başkanı olarak görevlendirildi. Ayrıca Albay Murad Hamis Kerâme Said Bahle, rütbesi tuğgeneralliğe yükseltilerek İkinci Askerî Bölge Askerî Polis Tugayı Komutanı olarak atandı.

efgjukıhy
Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi (SABA)

2026 yılına ait 9 sayılı kararnameyle ise Salim Ali Saad Ahmed Mihbâl Kedde, rütbesi tuğgeneralliğe yükseltilerek Gayda Ekseni Komutanı olarak görevlendirildi. Bu adımın Mehra vilayetinde güvenlik ve istikrarın güçlendirilmesini hedeflediği belirtildi.

Geçici başkent Aden’de ise Başkanlık Konseyi’nin 2026 tarihli 5 sayılı kararıyla Devlet Bakanı ve Aden Valisi Ahmed Hamid Lamlis görevden alındı ve soruşturmaya sevk edildi. Bunu izleyen 6 sayılı kararla, Abdurrahman Şeyh Abdurrahman el-Yafii, Aden’in yeni valisi olarak atandı.

Kararnameler kapsamında ayrıca, 2026 yılına ait 10 sayılı kararla Tuğgeneral Halid Yeslem Ali el-Kasemi, İkinci Cumhurbaşkanlığı Özel Muhafız Tugayı Komutanlığına atandı.

Başkanlık Konseyi’nin aldığı kararların, bir yandan daha önce Hadramut Valisi Salim el-Humbişi tarafından alınan görevden alma ve görevlendirme kararlarını resmîleştirmeyi, diğer yandan ise Güney Geçiş Konseyi’nin tek taraflı askerî hamlelerine destek verdiği belirtilen bazı askerî ve güvenlik yetkililerini cezalandırmayı amaçladığı ifade edildi.

Öte yandan Başkanlık Konseyi, çarşamba günü Aydarus ez-Zübeydi’nin “vatana ihanet” suçlamasıyla Başkanlık Konseyi üyeliğini düşürdü. Aynı kapsamda, Zübeydi’ye destek verdikleri ve isyana katıldıkları gerekçesiyle Ulaştırma Bakanı ile Planlama ve Uluslararası İşbirliği Bakanı da görevden alındı.


Suriye: İsrail'in geri çekilmesi için bir takvim olmadan stratejik konular müzakere edilemez

İsrail güçleri, 23 Temmuz 2025'te İsrail işgali altındaki Golan Tepeleri'nde bulunan Mecdel Şems köyü yakınlarındaki Suriye sınırındaki çitte devriye geziyor (AFP)
İsrail güçleri, 23 Temmuz 2025'te İsrail işgali altındaki Golan Tepeleri'nde bulunan Mecdel Şems köyü yakınlarındaki Suriye sınırındaki çitte devriye geziyor (AFP)
TT

Suriye: İsrail'in geri çekilmesi için bir takvim olmadan stratejik konular müzakere edilemez

İsrail güçleri, 23 Temmuz 2025'te İsrail işgali altındaki Golan Tepeleri'nde bulunan Mecdel Şems köyü yakınlarındaki Suriye sınırındaki çitte devriye geziyor (AFP)
İsrail güçleri, 23 Temmuz 2025'te İsrail işgali altındaki Golan Tepeleri'nde bulunan Mecdel Şems köyü yakınlarındaki Suriye sınırındaki çitte devriye geziyor (AFP)

Suriye'li bir yetkili dün yaptığı açıklamada, Beşşar Esed'in Aralık 2024'te devrilmesinden sonra Suriye topraklarını işgal eden İsrail güçlerinin çekilmesi için net ve bağlayıcı bir takvim olmadan, İsrail ile yapılacak görüşmelerde “hiçbir stratejik konuya geçilemeyeceğini” söyledi.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre isminin açıklanmasını istemeyen yetkili, pazartesi ve salı günleri Paris'te düzenlenen ve ABD'nin arabuluculuğunda gerçekleştirilen son tur görüşmelerin, ABD'nin Suriye'ye yönelik “tüm İsrail askeri faaliyetlerinin derhal dondurulması” yönündeki girişimi ile sona erdiğini söyledi.

İsrail Savunma Bakanlığı, konuyla ilgili yorum talebine henüz yanıt vermedi.