Mısır'ın Lübnan'a doğalgaz tedariki planı Tel Aviv'de tartışmalara yol açtı

Plana karşı çıkanlar, planın Nasrallah'ın Beyrut'taki çıkarları lehine olduğunu düşünürken destekleyenler bu konuyu gündeme getirecek ve anlaşmayı engelleyecek bir durum olmadığına inanıyorlar

Mısır doğalgazının Beyrut'a tedarik edilmesi planı Tel Aviv'de tartışmalara yol açtı (AFP)
Mısır doğalgazının Beyrut'a tedarik edilmesi planı Tel Aviv'de tartışmalara yol açtı (AFP)
TT

Mısır'ın Lübnan'a doğalgaz tedariki planı Tel Aviv'de tartışmalara yol açtı

Mısır doğalgazının Beyrut'a tedarik edilmesi planı Tel Aviv'de tartışmalara yol açtı (AFP)
Mısır doğalgazının Beyrut'a tedarik edilmesi planı Tel Aviv'de tartışmalara yol açtı (AFP)

Emal Şahade
İsrail, Mısır ve Ürdün arasında ABD’nin himayesinde Suriye ile birlikte Lübnan'a doğalgaz tedarik etmek amacıyla bir plan geliştirildiğinin açıklanmasından bu yana İsrailliler, iki ülke arasındaki bir anlaşmaya göre doğalgazın Mısır'a, Tel Aviv'in kendisine ait olduğu konusunda ısrar ettiği Leviathan doğalgaz sahası üzerinden ulaştığını iddia ederek bu planı engellemeye ve provoke etmeye çalışıyorlar. Plana karşı çıkanlar, Beyrut'a doğalgaz tedarikinin Hasan Nasrallah'ın çıkarları lehine olacağını öne sürerek Bennett-Lapid hükümeti de dahil olmak üzere tüm tarafları bu gerçeği görmezden gelmekle suçluyorlar.
Buna karşın plana muhalefet edilmesinden duyduğu şaşkınlığı dile getirenler de var. Bu kişilerden biri olan ve Lübnan ile İsrail arasındaki deniz sınırının çizilmesine ilişkin müzakerelerin görev yaptığı dönemde gerçekleştiği eski Başbakan Binyamin Netanyahu hükümetinin Enerji Bakanı Yuval Steinitz, “Bu konunun gündeme getirilmesini ve anlaşmanın engellenmesini gerektiren bir durum yok. Mısır’dan Lübnan'a doğalgaz tedarik edilse de edilmese de bir şey değişmez” dedi.
Dünyanın çeşitli ülkelerinde üretilen, Lübnan'a da ithal edilen ve Hasan Nasrallah tarafından da kullanılan otomobillerde, Intel, Microsoft ve diğer teknoloji geliştiricilerine bağlı İsrailli şirketler tarafından üretilen elektronik çiplerin kullanıldığına dikkati çeken Steinitz, “Aynı durum Nasrallah ve Hizbullah üyelerinin kullandıkları bilgisayarlar ve elektronik cihazlar için de geçerli. Bu yüzden doğalgaz anlaşmasını provoke edilmesini gerektiren bir durum yok. Temel olarak Tel Aviv, İsrail'den gelse bile Kahire'nin Lübnan'a doğalgaz tedarik etmesini engelleyemez” şeklinde konuştu.
Mısır, Ürdün, Suriye ve Lübnan enerji bakanları, Lübnan’ı büyük elektrik kıtlığının neden olduğu karanlıktan kurtarma çabalarının bir parçası olarak Mısır doğalgazının ABD’nin himayesinde Beyrut'a tedariki için takvimin belirlendiği bir plan sunmayı kabul ettiler. Lübnan, Suriye, Mısır ve Dünya Bankası'ndan temsilciler geçtiğimiz hafta Amman'da bir araya gelerek Mısır'dan doğalgaz ve Ürdün'den elektrik tedariki için bir anlaşma imzaladılar. Plan ayrıca, elektrik şirketinin Suriye üzerinden Lübnan’daki muadili ile bağlantı kurmasını da içeriyordu. Ancak Tel Aviv’deki anlaşmaya karşı çıkan muhalifler, tedarik edilmesi planlanan doğalgazın İsrail’e ait olduğunu, Kahire'nin onu kullanmaya ve Beyrut’a tedarik etmeye hakkı olmadığını, çünkü Hizbullah’ın bundan ek fayda sağlayacağını öne sürdüler. Mısır'ın kuzeybatısında yer alan Kuzey Sina vilayetindeki doğal gaz ana boru hattı üzerinden taşınması planlanan doğalgaz Tel Aviv tarafından sağlanıyor.
Plan karşıtları, bu planın Suriye'yi Washington tarafından uygulanan yaptırımlardan muaf tutacağına ve onaylanması halinde yıl içinde yürürlüğe girmesi beklenen yaptırımların uygulanmasını hiçbir ülkenin talep edemeyeceğine inanıyor. İsrail merkezli televizyon kanalı Kanal 12'nin aktardığı habere göre muhalifler, şuan üst düzey yetkililer arasında gerçekleşen görüşmelerin başka bir alternatif sunmadığını ve elektrik enerjisi Lübnan'ı aydınlattığı sürece Hizbullah’ın olan bitene göz yumacak gibi göründüğünü, Esed rejiminin ise Arap ülkeleriyle ilişkilere dönmek için bundan yararlanacağını düşünüyorlar.
Özetle plana karşı çıkanlara göre Tel Aviv'in doğalgazla desteklemesi, Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed'e yönelik tecridin sonlanmasını sağlayacak ve İran petrolünün yardımıyla Lübnan'ı aydınlatmayı başaramayan Nasrallah’ın sıkıntısını hafifletecek.
Haaretz gazetesinin haberine göre bu görüşü savunanlar, İran petrolünün Hizbullah'a Beyrut'a hizmet ettiğinden daha fazla hizmet ettiğini iddia ediyorlar. Haberde, söz konusu tarafların Hizbullah’ın Lübnan'ı kurtarmak için anlaşmayı imzaladığında, petrolün bir kısmının kendi kontrolündeki noktalara aktarıldığını ve Hizbullah’ın artık Beyrut'a hayat verebilecek tek organ olarak önemli siyasi kazanımlar elde edebileceğini öne sürdüler.
Tel Aviv’deki muhalifler, Tahran’dan Şam’a petrol tedarikinin, önce İran'a petrol satışını yasaklayan yaptırımları, ardından ise eski ABD Başkanı Donald Trump'ın 2019 yılında Suriye'ye dayattığı yaptırımları ihlal ettiğini savunuyorlar. Trump döneminde Şam'dan Beyrut'a veya başka bir ülkeye petrol tedarik edilmesi de dahil olmak üzere Suriye rejimiyle herhangi bir anlaşma yapılmasına karşı yaptırımlar uygulamaya koyulmuştu.
ABD Başkanı Joe Biden yönetimi şuan için yaptırımların ihlali konusundaki sessizliğini korurken kamuoyuna petrol tedarikinin gerekçesi olarak insani yönü işaret ediliyor. Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia kaynaklı haberine göre, Washington, Tahran'dan gelen petrol tankerlerini zorla engellerse, Lübnan'daki hastanelerin, kliniklerin ve diğer hayati kurumların çalışmalarını engelleyen kötü bir taraf olarak görünmek istemiyor. Aynı durum İsrail’den Mısır ve Suriye üzerinden Lübnan'a doğalgaz tedariki konusunda da geçerli. Doğalgazın Suriye'deki boru hattıyla Lübnan'a taşınması, Suriye'ye uygulanan yaptırımların ihlali anlamına geliyor. Planın muhaliflerine göre Biden'ın bunu savunması veya yakıt tedariki konusunu yaptırımlardan muaf tutan bir yasanın çıkarılması için adım atması gerekiyor. İkinci sorun ise Mısır doğalgazının İsrail doğalgazı ile karıştırılması ve Lübnan’la paylaşılması planlanan Ürdün elektriğinin İsrail doğalgazıyla üretilmesidir. İki ülkenin doğalgazının bir birinden ayrılması ve Mısır doğalgazının Lübnan'a tedarik edilmesinin başka bir yolu ise yok.

İsrail Gazze'ye doğalgaz tedarik ederken Cenin'de yeni bir boru hattı inşası için çalışıyor
İsrailli eski bakan Yuval Steinitz, planı reddeden İsraillilere karşı tavrını ortaya koyarken, “İsrail doğalgazı Gazze'ye ve Hamas'a da ulaşıyor. Aynısı Lübnan için de geçerli olacak” dedi. İsrail ile Filistin Yönetimi arasında Tel Aviv'den Filistin topraklarındaki Cenin'e doğalgaz tedariki için bir boru hattı inşası için görüşmelerin yapıldığını açıkladı. Eski Enerji Bakanı, Karish doğalgaz sahasının kuzey kesiminde keşiflerin başlamasıyla ilgili son zamanlarda gündeme gelenlere dair şaşkınlığını dile getirdi. Lübnan'ı söz konusu sahayla bir anlaşmanın yapılmasını engellemekten sorumlu tutan Steinitz, anlaşmazlığın, Lübnanlıların daha önce Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) ile bir anlaşmaya varmalarından ve GKRY ile deniz sınırlarının bir haritasını çizmelerinden kaynaklandığını iddia etti. Deniz sınırlarının çizilmesi sırasında güney noktasının da sınırlandırılması, İsrail ile deniz sınırlarını belirledikleri anlamına geliyor.
Steinitz sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bu anlaşmayı kabul ettik ama bizim açımızdan daha kuzeyde de olabilirdi. Lübnan-GKRY anlaşmasına onay verdiğimiz anda Lübnanlılar bir hata yaptıklarını ve sınırın daha güneye çekilmesi gerektiğini söylediler ve sonra anlaşmayı iptal ettiler. Ardından Washington bir uzlaşı anlaşması teklif etti ve biz razı olunca Beyrut anlaşmadan geri çekildi.”
Söz konusu bölgeden doğalgaz çıkmaması ihtimalini göz ardı etmeyen Steinitz, “Çok küçük ve dar bir alan ve orada doğalgaz olup olmadığını bile bilmiyoruz” dedi.
Karish doğalgaz sahasıyla ilgili olarak ise İsrailli eski bakan, sahadaki çalışmaların yüzde 85'inden fazlasının tamamlandığına ve yedi ay içinde çalışmalara başlanmasının beklendiğine işaret etti. Steinitz, İsrail heyetinin Lübnan ile yaptığı görüşmelerde deniz sınırlarının çizilmesi konusunda sunduğu öneride Karish doğalgaz sahasının İsrail sınırları içinde yer aldığını da hatırlattı.



Sudan: Mavi Nil cephesinde şiddetli çatışmalar sürüyor

12 Ocak 2026'da Güney Kordofan eyaletinde meydana gelen İHA saldırısının kurbanlarının için dua eden Sudanlılar (Reuters)
12 Ocak 2026'da Güney Kordofan eyaletinde meydana gelen İHA saldırısının kurbanlarının için dua eden Sudanlılar (Reuters)
TT

Sudan: Mavi Nil cephesinde şiddetli çatışmalar sürüyor

12 Ocak 2026'da Güney Kordofan eyaletinde meydana gelen İHA saldırısının kurbanlarının için dua eden Sudanlılar (Reuters)
12 Ocak 2026'da Güney Kordofan eyaletinde meydana gelen İHA saldırısının kurbanlarının için dua eden Sudanlılar (Reuters)

Sudan'ın Mavi Nil Eyaleti'nin güney cephesinde, ordunun merkezi bölgeleri ve Hartum'u Hızlı Destek Kuvvetleri'nden (HDK) geri alması sonrasında yaşanan göreceli sakinliğin ardından şiddetli çatışmalar yeniden başladı.

Dün, bir tarafta ordu, diğer tarafta HDK ve müttefiki Sudan Halk Kurtuluş Hareketi (SPLM) arasında çatışmalar yoğunlaştı ve özellikle Bav bölgesinde yoğun çatışmalar yaşandığı bildirildi.

Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK), el-Salk ve Ahmar Saydak kasabalarının yanı sıra stratejik öneme sahip Malkan kasabasının kontrolünü ele geçirdiklerini ve ordu güçlerinin Mavi Nil Eyaleti'nin başkenti Damazin'e doğru geri çekildiğini bildirdi. Bu, saatlerce süren ve savaş dronları, topçu birlikleri ve zırhlı araçların da dahil olduğu şiddetli çatışmaları bildiren çok sayıda kaynak tarafından doğrulandı. Ordu konuyla ilgili resmi bir açıklama yapmadı.

Öte yandan, Kamil Idris başkanlığındaki Sudan hükümeti, dün başkente döndükten sonra Hartum'da ikinci toplantısını gerçekleştirdi.


Rubio, Irak Başbakanı ile İran ile ilişkileri ve DEAŞ üyelerinin gözaltına alınmasını görüştü

Irak Başbakanı Muhammed Şiya es Sudani (DPA)
Irak Başbakanı Muhammed Şiya es Sudani (DPA)
TT

Rubio, Irak Başbakanı ile İran ile ilişkileri ve DEAŞ üyelerinin gözaltına alınmasını görüştü

Irak Başbakanı Muhammed Şiya es Sudani (DPA)
Irak Başbakanı Muhammed Şiya es Sudani (DPA)

ABD Dışişleri Bakanlığı, Dışişleri Bakanı Marco Rubio'nun dün tesislerde DEAŞ üyelerinin nakli ve gözaltına alınması ile Irak'ın İran ile ilişkilerinin ele alındığını açıkladı.

ABD Dışişleri Bakanlığının yaptığı açıklamada, "(Görüşmeler) ülkelerin Irak'taki vatandaşlarını hızla geri göndermelerini ve adalete teslim etmelerini sağlamaya yönelik devam eden diplomatik çabaları kapsıyordu" ifadeleri yer aldı.

Rubio ayrıca, “İran tarafından kontrol edilen herhangi bir hükümetin (Irak'ta) Irak'ın çıkarlarını önceliklendirmede, Irak'ı bölgesel çatışmalardan uzak tutmada veya Amerika Birleşik Devletleri ile Irak arasında karşılıklı yarar sağlayan bir ortaklık geliştirmede başarılı olamayacağını” vurguladı.


İsrail, Refah sınır kapısının "kısıtlı olarak yeniden açılmasına" razı oldu

Refah sınır kapısının Mısır tarafında insani yardım malzemeleri yüklü kamyonlar (AFP)
Refah sınır kapısının Mısır tarafında insani yardım malzemeleri yüklü kamyonlar (AFP)
TT

İsrail, Refah sınır kapısının "kısıtlı olarak yeniden açılmasına" razı oldu

Refah sınır kapısının Mısır tarafında insani yardım malzemeleri yüklü kamyonlar (AFP)
Refah sınır kapısının Mısır tarafında insani yardım malzemeleri yüklü kamyonlar (AFP)

İsrail, 10 Ekim'den beri yürürlükte olan ateşkes anlaşması uyarınca, Gazze Şeridi ile Mısır arasındaki Refah sınır kapısının "kısıtlı bir şekilde yeniden açıldığını" bugün erken saatlerde duyurdu.

İsrail, Refah sınır kapısının yayalara özel ve kapsamlı İsrail denetim prosedürlerine tabi olmak üzere sınırlı bir şekilde yeniden açılmasını kabul etti.

Refah sınır kapısı, Gazze Şeridi'ne insani yardımın girişinde kilit bir noktadır ve Birleşmiş Milletler ile insani yardım kuruluşları uzun süredir bu sınır kapısının yeniden açılmasını talep etmektedir.

Ancak Gazze'de ateşkesin 10 Ekim'de yürürlüğe girmesinden bu yana İsrail yetkilileri, Hamas'ın Gazze Şeridi'nde hâlâ rehin tutulan son İsrailli polis memuru Ran Gvili'nin cesedini iade etmemesini ve Mısır ile koordinasyon ihtiyacını gerekçe göstererek sınırın yeniden açılmasına izin vermedi.

İsrail medyası dün, ABD Başkanı Donald Trump'ın elçileri Jared Kushner ve Steve Wigkoff'un Netanyahu'ya Ran Gvili'nin cesedinin iadesi beklenmeden Gazze ile Mısır arasındaki Refah sınır kapısının yeniden açılması için baskı yaptığını bildirdi.

Ran Gvili'nin ailesi ise cesedi iade edilmeden ABD'nin Gazze planının ikinci aşamasına geçilmemesi için İsrail makamlarına çağrıda bulundu.

Kushner ve Wotkoff, Gazze Şeridi'nin geleceği hakkında görüşmeler yapmak üzere dün İsrail'e geldi.

Amerika Birleşik Devletleri, Trump'ın planının ikinci aşamasına geçileceğini açıkladıktan sonra, ABD başkanı geçen hafta Davos'taki Dünya Ekonomik Forumu'nda, yıkılmış Filistin bölgesini gökdelenlerle dolu lüks bir sahil beldesi haline getirmeyi amaçlayan “Yeni Gazze” vizyonunu açıkladı.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre ikinci aşama, Hamas'ın silahsızlandırılması, Gazze Şeridi'nin yaklaşık yarısını hala kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesi ve uluslararası bir gücün konuşlandırılmasını öngörüyor.

Anlaşma, ciddi bir insani kriz yaşayan Gazze Şeridi'ne yönelik İsrail'in yoğun bombardımanına son verdi, ancak İsrail ve Hamas birbirlerini anlaşmanın şartlarını ihlal etmekle suçluyor.