Filistinliler, ‘İsrail kamu hizmeti’ ile mücadele ediyor

Yahudi olmayan gönüllülerin yüzde 70’i Müslüman

Kamu hizmeti programına katılan İsrail’de yaşayan Araplar ve Doğu Kudüs’ten Filistinliler, İsrail askerleriyle aynı ayrıcalığa sahip (Independent Arabia)
Kamu hizmeti programına katılan İsrail’de yaşayan Araplar ve Doğu Kudüs’ten Filistinliler, İsrail askerleriyle aynı ayrıcalığa sahip (Independent Arabia)
TT

Filistinliler, ‘İsrail kamu hizmeti’ ile mücadele ediyor

Kamu hizmeti programına katılan İsrail’de yaşayan Araplar ve Doğu Kudüs’ten Filistinliler, İsrail askerleriyle aynı ayrıcalığa sahip (Independent Arabia)
Kamu hizmeti programına katılan İsrail’de yaşayan Araplar ve Doğu Kudüs’ten Filistinliler, İsrail askerleriyle aynı ayrıcalığa sahip (Independent Arabia)

Rağda Atme
Kudüs şehrindeki bir huzurevinde 23 yaşındaki Eyüp, hastalara bakmak ve onların rahatını sağlamak için canla başla çalışıyor ve sık sık huzurevi sakinlerini güldürüyor. Huzurevindeki işini, geceleri bir bakıcı olarak büyük bir sevgiyle yapmasına rağmen oradan ayrılırken utanıyor ve kendini gergin hissediyor. Peki Eyüp nasıl oldu da ‘ulusal kamu hizmeti’ kapsamında bir İsrail kurumunda hizmet etmek için gönüllü oldu?
İsrail Ulusal kamu hizmeti, askerlik hizmetinden muaf tutulan veya askerliğe çağrılmamış olan her İsrail vatandaşı ve İsrail’de yaşayan vatandaşlara yönelik. Öyle ki bu hizmeti tamamlayanlar, terhis edilmiş askerlerle (hizmet süresine göre) aynı mükafatları alıyorlar.

Gizli gönüllülük
Güvenliğinden endişe ettiği için soyadını açıklamayı kabul etmeyen Eyüp, “Ailem ve arkadaşlarıma, geceleri bir gıda fabrikasında çalıştığımı söylüyorum. Huzurevinde, bir zamanlar Hava Kuvvetleri’nde subay olan yaşlı bir adama baktığımı onlara açıklamaya cesaret edemiyorum. Kamu hizmeti döneminde iyi bir maaş, sağlık sigortası, ulaşım, gelecekte iyi bir iş fırsatı ve üniversite eğitimimi ücretsiz olarak tamamlama gibi aldığım ayrıcalıklar var. Bu ayrıcalıklar, ben, Filistinlilerin yüz karası ve askerlik hizmetine bir alternatif olarak görülen bu gönüllü hizmeti yapmaya itti. Ortada bir ihanet yok. İşsizlik ve yoksulluk, iş aramak zorunda olan Kudüslü gençleri perişan ediyor. İsrail’de yerleşim yerlerindeki dükkanlarda, kafelerde ve otellerde çalışan binlerce genç gibi, bunu yaparak anavatanım Filistin’e ihanet ettiğimi düşünmüyorum” ifadelerini kullandı.

Cazip ayrıcalıklar
Kamu hizmeti programına katılanlar İsrail vatandaşı Filistinliler ve Doğu Kudüs’ten (İsrail kimliğine sahip) Filistinliler. İsrail ordusundaki askerlerle ‘aylık yaklaşık 1000 şekel (300 dolar) maaş, ücretsiz sağlık hizmeti, ücretsiz toplu taşıma kullanımı ve hizmetlerinin sonunda her yıl için 11 bin şekel (2 bin 800 dolar) yardım içeren’ aynı ayrıcalığa sahipler. İki yıl görev yapmaları halinde bir yıllık lisans eğitimlerinin masrafları karşılanıyor. İstisnai olarak, Arapça konuşanlar, ailelerinin koşullarına bağlı olarak bin 500 ila 3 bin 700 şekel (500 ila bin 200 dolar) arasında alırken, tamamen finanse edilen bir yıllık üniversite hazırlık programından yararlanıyorlar.
Bu ayrıcalıkların amaçlarını sorgulayan Kudüs Sosyal ve Ekonomik Haklar Merkezi direktörü Ziyad el-Hammuri, “Kamu hizmeti, ordudaki askerlik hizmetiyle eş anlamlıdır. Olan şey, kamu hizmeti, kamu veya insani gönüllülük vb. açısından aldatmadır. İki yıl devam edebilen bu hizmet, işgale ve onun çeşitli kurumlarına yönelik olup, özellikle kızlar olmak üzere Arapları ve Kudüslüleri, yüksek maaş ve yan haklara sahip maddi imtiyazlarla ve işsizlikten mustarip gençleri cezbederek, İsrail güvenliği niteliğindeki kurumlarla bütünleştirmeyi amaçlamaktadır” dedi.
Hammuri, “Bu projelerle, Kudüs ve kutsal mekanlar için ayağa kalkan genç Filistinlilerin bilincini eritmeye yönelik sürekli girişimler ortaya koyuluyor. İşgal altındaki vatandaşları ‘insan haklarına saygılı, vatandaşlarına saygılı ve kolaylıklar sağlayan’ bir devlette olduklarına inandırmak amaçlanıyor. Tüm bunlar, Filistin ulusal kimliğini silmekten ve insanların günlük yaşamlarının İsrail kurumlarıyla bağlantısını artırmaktan başka bir şey değildir. Bu nedenle ondan vazgeçmek ve ona isyan etmek zordur” şeklinde konuştu.

Fark edilebilir yükseklik
Kamu hizmetindeki yetkililer, programın başarısının ve programa dahil olan Kudüslülerin ve Arapların yüksek oranının ‘Arap toplumunu asimile etmeye çalışmayarak kazanılan güvenden ve katılımcıların karşılaştığı olumlu sonuçlardan’ kaynaklandığını belirtti. Öyle ki Arap gönüllüler, programdan sonra yüzde 85 oranında iş bulmayı başarıyor.
İsrail’deki ‘Ulusal Kamu Hizmeti Kurumu’nun internet sitesine göre ulusal kamu hizmetinde tüm sektörlerden ve gruplardan yaklaşık 18 bin gönüllü yer alıyor. Bunların arasında yüzde 70’i Müslüman, geri kalanı Hıristiyan, Dürzi ve Çerkez, yüzde 90’ı kadın olmak üzere yaklaşık 5 bin Yahudi olmayan gönüllü bulunuyor.
İnternet sitesine göre kurumunu genel müdürü Reuven Pinsky, “Ulusal kamu hizmeti, İsrail devletinde sosyal hizmetin ön saflarında yer almaktadır. Her yıl, tüm mezhep ve akımlardan 15 binden fazla genç erkek ve kadın, hayatlarının bir ila iki yılını devlete ve topluma adamaya karar veriyor. Bunların her biri, ulusal yurttaşlık sosyal direncinin büyük zincirinde birer halkadır. Kurumun amacı, benzeri olmayan bir gönüllülük faaliyeti aracılığıyla, herkesin amaçlı ve faydalı bir hizmet sunabilmesi için gönüllülük çemberini genişletmektir” değerlendirmesinde bulundu.

Kızlar için çekici
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre Arap kamu hizmeti destekçileri ve arabulucularına göre 2000 yılında başlayan kamu hizmeti, çoğu hastanelerde, sağlık hizmeti kuruluşlarında, itfaiye ve uyuşturucu kontrol hizmetlerinde, bazı kütüphanelerde, okullarda, belediye meclislerinde ve karakollarda çalışmaya odaklanan faaliyetleri içeriyor. Genellikle erkeklere oranla kadınlara (18- 23 yaş arası) daha çekici gelmekte. Ancak bu çalışmaların bir kısmının, mahkemelerde, cezaevlerinde, gençler arasında ve toplumsal işlerde yapılan lojistik çalışmalara dahil edilmesi de mümkün.
İsrail hükümeti, daha önce okullarda ve anaokullarında kamu hizmetinde gönüllü olan 100’den fazla Kudüslü genç kız olduğunu bildirmişti. Hükümet ayrıca genç Kudüslülerin daha fazla imtiyaz ve entegrasyon talep ettiğini söyledi.
Kamu hizmetini yerine getirmekten vazgeçen Kudüslü bir kadın aktivist, “Yüzeyde, işler normal görünüyor, İbranice veya uzun çalışma saatleri gerektirmeyen basit bir iş. Ama özünde Arap gençliğini kademeli olarak İsrail toplumuna entegre etmeyi amaçlayan Siyonist bir siyasi güvenlik projesidir. Bir kütüphanede, anaokulunda, okulda veya sağlık kurumunda çalışmaya başlayan Filistinli kızlar var. Sonunda polis olarak ve güvenlik saflarında görev yaptılar. İşgalciler, Filistinlilerin yaşadığı ekonomik krizden yararlanıyor ve gençlere finansal imtiyaz ve istihdam sunuyor. Bu, zorunlu olarak Filistin ulusal kimliğinin silinmesi anlamına geliyor” dedi.

Yüksek çıkar
Kudüs İşleri ve Miras Bakanı Zeev Elkin, İsrail’de yayın yapan Yediot Ahronot gazetesine yaptığı açıklamada, “Filistinli gençlerin hizmete katılımı, Ekim 2015’te Filistin ayaklanmasının patlak vermesinden bu yana zirveye ulaşan güvenlik gerilimi seviyesini azaltacaktır. Aynı şekilde proje, yerel istihdamı teşvik etmekte ve İsrail’in şehirdeki egemenliğini güçlendirmektedir” ifadelerini kullandı. Elkin, genç Filistinli kadınların projeye katılımını ‘İsrail lehine büyük bir çıkar’ olarak nitelendirdi.
Filistinli bir insan hakları örgütü olan Kudüs Adli Yardım ve İnsan Hakları Merkezi tarafından 2015 yılında ‘Yahudi devletinin kabul edilme derecesi’ hakkında yapılan bir kamuoyu anketi, kamu hizmetine katılmayan Filistinlilerin yüzde 30’unun, Yahudi devletin kabul ettiğini gösterdi. Kamu hizmetine katılan Filistinliler arasında ise bu oran, yüzde 80’e yükseliyor.
‘Mada al-Carmel’ Uygulamalı Sosyal Araştırmalar Merkezi, kamu hizmeti üzerine bir araştırma çalışmasıyla, gençlerin yüzde 70’inin kamu hizmeti projesini ve bu projeye dahil olmayı reddettiğini ve yüzde 30’unun ise kabul etmeye hazır olduğunu belirtti. Kamu hizmetine katılan kızların çoğunun bunu ekonomik ve sosyal nedenlerle kabul ettiğini kaydeden merkez, bu deneyimi yaşayan kızların çoğunun ‘bunu başkalarına tavsiye etmediğini’ vurguladı.
Kudüs Adli Yardım ve İnsan Hakları Merkezi’nin Kudüs şubesi müdürü Rami Salih, “Çok sayıda Kudüslünün, kamu hizmetinin ne kadar tehlikeli olduğunun farkında olmaması karşısında şaşkınız. Çalıştaylar ve seminerler, çocuklarının bunlara katılmamaları konusunda aileleri uyarma fırsatı sağlıyordu. Ancak İsrail istihbarat servisi bu alanda bilinçlendirme faaliyetleri yürütüyor ve bunların düzenlenmesini engelliyor. Ancak tüm engellere rağmen gerçekleri yaymaya ve bu hizmetin tehlikeleri konusunda farkındalık yaratmaya çalışan Kudüslü ve gençlik kurumları var” açıklamasında bulundu.

Talepler ve davetler
İsrail’de ‘devletin vatandaşları arasında eşitlik’ gerekçesiyle Filistinlilere kamu hizmeti dayatılması çağrıları yükselirken, Knesset üyesi Miri Regev de İsrail’deki tüm Araplara zorunlu kamu hizmetinin getirilmesi çağrısında bulundu. Milletvekili, bunu reddeden herkesin İsrail vatandaşlığından vazgeçmesi gerektiğini de vurguladı.
Independent Arabia’ya konuşan Mescid-i Aksa imamı ve Yüksek İslam Konseyi Başkanı Şeyh İkrime Sabri ise bu kamu hizmetine katılmanın ve onun cazibelerine boyun eğmenin yasa dışı olduğu konusunda uyardı. Şeyh İkrime Sabri, “İslam hukukuna göre İsrail ordusuna katılmak gibi sözde kamu hizmetine katılmak caiz değildir. Bu, sakıncalı bir eylemdir” dedi.



İsrail ordusu, Suriye’nin Kuneytra ilindeki birkaç köyü işgal etti

İsrail ordusuna ait tanklar ve buldozerler, 19 Mart'ta Suriye'nin Kuneytra kentinin güneyindeki Ebu Diyab Askeri Üssü’nden geçerken (AFP)
İsrail ordusuna ait tanklar ve buldozerler, 19 Mart'ta Suriye'nin Kuneytra kentinin güneyindeki Ebu Diyab Askeri Üssü’nden geçerken (AFP)
TT

İsrail ordusu, Suriye’nin Kuneytra ilindeki birkaç köyü işgal etti

İsrail ordusuna ait tanklar ve buldozerler, 19 Mart'ta Suriye'nin Kuneytra kentinin güneyindeki Ebu Diyab Askeri Üssü’nden geçerken (AFP)
İsrail ordusuna ait tanklar ve buldozerler, 19 Mart'ta Suriye'nin Kuneytra kentinin güneyindeki Ebu Diyab Askeri Üssü’nden geçerken (AFP)

Suriye ve İsrail'in Paris'te, askeri gerilimi azaltmak ve diplomasiye girişmek için ABD gözetiminde ortak bir iletişim mekanizması kurma konusunda anlaşmaya varmış olmalarına rağmen, İsrail Suriye topraklarını ihlal etmeye devam etti. İsrail ordusu dün, Suriye'nin Golan Tepeleri'ndeki Kuneytra ilinde birkaç köye girdi, es-Samedaniye eş-Şarkiye köyünde askeri kontrol noktası kurdu ve yoldan geçenlerin üstünü aradı.

Yerel kaynaklara göre iki Hilux ve Hummer aracından oluşan bir İsrail gücü, Berika köyü yönünde Bir Acim beldesine girdi, Bir el-Kabbas'ta yaklaşık on dakika durdu ve ardından bölgeden çekildi. Bu arada Suriye'nin resmi yayın kuruluşu El-İhbariyye, İsrail güçlerinin ‘Kuneytra kırsalındaki es-Samedaniye eş-Şarkiye köyünde üç araçtan oluşan bir askeri kontrol noktası kurduğunu ve yoldan geçenleri aradığını’ bildirdi.

Bu olay, İsrail ordusunun Kuneytra'nın doğusundaki el-Ahmer tepesinde mevzilenip İsrail bayrağını göndere çekerek, eski rejimin düşüşüne kadar Suriye'nin kontrolünde olan gözetleme noktaları ve siperler içeren ileri çatışma merkezleri olarak kabul edilen batı ve doğu el-Ahmar tepelerinin kontrolünü ele geçirmesinden birkaç gün sonra meydana geldi.

İsrail basını dün, ABD'nin himayesinde Paris'te düzenlenen Suriye-İsrail müzakerelerinin, ‘ABD'nin etkin katılımıyla sahada çatışmaları önlemeye yönelik bir koordinasyon mekanizması kurulması konusunda sınırlı bir mutabakat’ ile sonuçsuz kaldığını bildirdi. O tarihten bu yana önemli bir ilerleme kaydedilmedi.

İsrail gazetesi Ma'ariv, üst düzey bir İsrailli yetkilinin, İsrail'in pozisyonunun net ve tartışmaya kapalı olduğunu, Hermon (Şeyh) Dağı'ndan çekilmeyeceklerini söylediğini aktardı.

Yetkili, Suriye'nin güvenlik anlaşmasını İsrail'in çekilmesiyle ilişkilendirme talebinin, müzakerelerin teknik koordinasyon aşamasından öteye geçememesinin nedeni olduğunu vurguladı.

dfgrty
Kuneytra'nın batısındaki Tel el-Ahmer'deki İsrail askeri üssü (Facebook)

Araştırmacı ve siyasi analist Muhammed es-Süleyman, Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede, Paris'te yapılan son müzakere turunun, iki taraf arasındaki gerilimi azaltmayı ve İran destekli milislerin sınırdan geri dönmesini engelleyerek bölgedeki istikrara katkıda bulunacak bilgilerin paylaşılmasını amaçladığını söyledi.

Süleyman, müzakerelerin tıkanmasının nedeninin, İsrail'in Suriye topraklarında ihlallerinin yanı sıra Suriye’nin güneyi ve el-Cezire bölgesindeki devlet dışı aktörlere desteğini sürdürmesi olduğunu vurguladı.

Süleyman’a göre İsrail'in bu politikaları müzakerelerde baskı aracı olarak izlediğini, ancak bunun müzakerelerin başlaması konusunda anlaşma olasılığını zayıflatıyor.

İsrail ayrıca 8 Aralık 2024 tarihinden sonra işgal ettiği bölgelerden çekilmeyi reddediyor. Bu durum, ‘İsrail'in 8 Aralık öncesi sınırlarına tamamen çekilmesini’ ısrarla talep eden ve ‘bu sınırlar içinde bir tampon bölge kurulmasını ulusal egemenliğin ihlali’ olarak nitelendirerek reddeden Şam için kabul edilemez.

Suriyeli araştırmacı Süleyman, Şam'ın ‘bölgedeki gerilimi azaltmanın ve ihlalleri durdurmak amacıyla sınırlı bir güvenlik anlaşması yapmanın yanı sıra İsrail ile Suriye'nin güneyindeki ve Suriye'nin El-Cezire bölgesindeki devlet dışı aktörler arasındaki iletişimi durdurmak istediğini söyledi.

İsrail'in bu bağlantıları, Suriye devletinin istikrarını bozan aktörleri desteklemek için kullandığı göz önüne alındığında bu talebin doğal olduğuna işaret eden Süleyman, İsrail'in, ‘gerçek bir caydırıcı unsur olmaksızın’ ihlallerine devam etmek için ABD'nin desteğini kullandığının altını çizdi.

dfrgty
Hermon (Şeyh) Dağı'ndaki bir kontrol noktasının yanında duran bir İsrail askeri, 8 Ocak 2025 (AFP)

İsrail ordusu bir yılı aşkın bir süredir, neredeyse her gün Suriye topraklarını işgal etmeye devam ediyor. Özellikle Kuneytra vilayetinin kırsal kesiminde sınır hattı üzerinde bulunan köylerde kontrol noktaları kuruyor, yoldan geçenleri tutuklayıp sorguluyor, tarım arazilerini buldozerlerle yıkıyor ve ekinleri tahrip ediyorlar.

6 Ocak'ta, bilgi alışverişini koordine etmek, askeri gerilimi azaltmak ve diplomasi ve ticaret fırsatlarını değerlendirmek için ABD gözetiminde ortak bir iletişim mekanizması oluşturulması konusunda anlaşmaya varılmasına rağmen, İsrail'in uygulamaları azalmadı. Geçtiğimiz hafta Fransa'nın başkenti Paris’te Suriye, İsrail ve ABD temsilcilerinin katıldığı iki günlük yoğun görüşmelerin ardından yayınlanan üçlü bildiride böyle belirtildi.

Araştırmacı Muhammed Süleyman'a göre İsrail'in askeri kuleler ve karakollar inşa etmesi, bölgenin parçalanmasına katkıda bulunrken sınırların kontrolünü kolaylaştırıyor ve bölgeyi tek taraflı bir askeri bölgeye dönüştürüyor. Süleyman, İsrail'in sivillere ve Suriye'nin egemenliğine yönelik uygulamalarının şüphesiz ‘orta ve uzun vadede genişleme ve yerleşim korkularını artırdığını’ belirtti.

Öte yandan Suriye hükümetinden bir kaynak, bu ayın 5'inde İsrail ile müzakerelerin yeniden başlamasının ‘Suriye'nin müzakere edilemez ulusal haklarını geri kazanma konusundaki sarsılmaz kararlılığını teyit ettiğini’ açıkladı.

fgthyu
Suriye'nin güneyinde, İsrail sınırına yakın Kuneytra şehrindeki bir gözlem noktasında Birleşmiş Milletler Ateşkes Gözlemci Gücü (UNDOF) mensubu bir asker (AFP)

Görüşmelerde Suriye, İsrail ile arasında 1974'te imzalanan ‘Kuvvetlerin Ayrıştırılması Anlaşmasının’ yeniden yürürlüğe konmasını talep etti. Böylece Suriye'nin egemenliğini diğer tüm hususların üzerinde tutan ve Suriye'nin iç işlerine herhangi bir müdahalenin önlenmesini garanti eden adil bir güvenlik anlaşması çerçevesinde İsrail güçlerinin 8 Aralık 2024 tarihinden önceki konumlarına çekilmesi garanti edilecekti.

Suriye yetkilileri, Beşşar Esed rejiminin düşmesinden bu yana, ABD'nin arabuluculuğunda İsrailli yetkililerle bazı müzakereler gerçekleştirdi, ancak herhangi bir ilerleme kaydedilemedi. İsrail, Suriye topraklarında silahsız bir tampon bölge kurulmasında ısrar ederken, Şam bunu reddediyor.


Uluslararası toplum Lübnan'ın silahların devlet kontrolünde olması için başlattığı girişimi destekliyor

Bağlılık yemini eden Hizbullah üyeleri. (AP /Huseyin Malla)
Bağlılık yemini eden Hizbullah üyeleri. (AP /Huseyin Malla)
TT

Uluslararası toplum Lübnan'ın silahların devlet kontrolünde olması için başlattığı girişimi destekliyor

Bağlılık yemini eden Hizbullah üyeleri. (AP /Huseyin Malla)
Bağlılık yemini eden Hizbullah üyeleri. (AP /Huseyin Malla)

Fransa'nın başkenti Paris'te 5 Mart'ta Lübnan ordusunu desteklemek için bir konferansın düzenleneceğinin duyurulması, meşru kurumların silahların devletle sınırlandırılması kararını uygulamaya koyma yönündeki uluslararası iradeyi yansıtıyordu.

Dün yapılan duyuru, Suudi Arabistan, ABD, Fransa, Mısır ve Katar temsilcilerinden oluşan beşli grubun desteğiyle uluslararası bir ivme kazandı. Bu adım, ordunun görevlerini, özellikle de Hizbullah'ın silahsızlandırılmasını tamamlamasını sağlamak için atılan bir adım olarak görüldü.

Konferans öncesinde, ihtiyaç ve gereklilikleri belirlemek üzere Lübnan ordusu komuta kademesi ile bağışçı ülkeler arasında toplantılar düzenlenmesi planlanıyor.

Buna karşın Hizbullah iç savaşla tehdit etti. Hizbullah Siyasi Konseyi Başkan Yardımcısı Mahmud Kamati yaptığı açıklamada, yetkililerin Litani Nehri’nin kuzeyi hakkındaki açıklamalarının ‘hükümetin kaos ve istikrarsızlığa, kimsenin memnun olmayacağı bir iç duruma ve belki de iç savaşa doğru gittiği anlamına geldiğini’ söyledi.


Şara: SDG, Halep'te bize saldırdı ve kurtuluş mücadelesini engellemeye çalıştı

Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş Şara (Arşiv- Reuters)
Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş Şara (Arşiv- Reuters)
TT

Şara: SDG, Halep'te bize saldırdı ve kurtuluş mücadelesini engellemeye çalıştı

Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş Şara (Arşiv- Reuters)
Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş Şara (Arşiv- Reuters)

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara dün yaptığı açıklamada, “SDG (Suriye Demokratik Güçleri) Halep'te bize saldırdı ve kurtuluş savaşını engellemeye çalıştı, ardından şehrin stratejik bölgelerine yayıldı” dedi.

Eş-Şara, haber kanallarında yayınlanan bir televizyon röportajında, "Kürt unsuru Suriye'deki durumla bütünleşmiş durumda ve Kürtlerin orduda, güvenlikte ve parlamentoda yer almasını istiyoruz, ancak PKK (Kürdistan İşçi Partisi) onları kalkınma fırsatlarından mahrum bırakmak istiyor" ifadelerini kullandı.

Suriye Devlet Başkanı, “SDG örgütünün sorunu, birden fazla lideri olması ve askeri kararlarının PKK örgütüyle bağlantılı olmasıdır” diyerek, “(SDG) Halep'te sivil ve ekonomik hayatı engelledi ve Nisan anlaşmasının şartlarına uymadı” şeklinde konuştu.