Neden gece 3'te aniden uyanırız?

Gece 3'te uyanan genç bir kadın (Business Insider)
Gece 3'te uyanan genç bir kadın (Business Insider)
TT

Neden gece 3'te aniden uyanırız?

Gece 3'te uyanan genç bir kadın (Business Insider)
Gece 3'te uyanan genç bir kadın (Business Insider)

Avustralya'daki Swinburne Teknoloji Üniversitesi Ruh Sağlığı Merkezi Profesörü Greg Murray, ‘The Conversion’ internet sitesinde yayınlanan yazısında gece 3'te aniden uyandığımızda aklımıza gelen düşünceleri ele aldı.
Korkularımızı düşünme eğiliminde olduğumuz için bu fikirlerin genellikle acı verici ve daha çok ‘dikenli tellere’ benzediğini söyleyen Murray, bu korkuların gündüz yok olduğuna dikkati çekti. Profesör Greg Murray "Aslında her gece birkaç kez uyanırız. Gecenin ikinci yarısında en yaygın olanı hafif uykudur, ancak iyi uyuduğumuz zaman, uyandığımızı fark etmeyiz" dedi.
Murray, vücut ısısının artmaya başladığı, uzun süre uyuduğumuz için uyku motivasyonunun düştüğü, melatonin (uyku hormonu) zirvede olduğu ve kortizol seviyelerinin (stres hormonu) arttığı için gece saat 3 veya 4 civarında uyandığımızı belirtti. Dikkat çekici bir şekilde tüm bu aktivitenin çevreden gelen sinyallerden bağımsız olarak gerçekleştiğini açıklayan Murray, "Şu an gece 3'te uyanıyorsanız, kesinlikle yalnız değilsiniz" dedi. Greg Murray ayrıca, stresten dolayı uyandığımızı, bunun şu an için sıkıntılı bir durum olmadığını, aksine pandeminin uykuyu düzenini bozduğunun kanıtlandığını ifade etti.
Murray, uyku ve depresyon arasında güçlü bir bağ olduğunu, bu nedenle uykunuzla ilgili herhangi bir sorununuz varsa, özellikle de uykusuzluk psikoterapiyle tedavi edildiğinden, bir doktorla görüşmenin önemli olduğunu açıkladı.
Murray son olarak, olumsuz düşüncelerden kaçınmak için, özellikle nefes sesine odaklanılması gerektiğini, 15 veya 20 dakika sonra bu düşüncelerden uzaklaşmayı başaramazsanız loş bir ışıkta kitap okumanızı tavsiye ediyor.



1939'dan sonra doğanlara kötü haber

Yaşlı bir kişi Paris kaldırımlarında bastonla yürüyor (AFP)
Yaşlı bir kişi Paris kaldırımlarında bastonla yürüyor (AFP)
TT

1939'dan sonra doğanlara kötü haber

Yaşlı bir kişi Paris kaldırımlarında bastonla yürüyor (AFP)
Yaşlı bir kişi Paris kaldırımlarında bastonla yürüyor (AFP)

Yeni bir araştırmaya göre, yaşam süresine dair 20. yüzyılın ilk yarısında elde edilen kazanımlar son on yıllarda önemli ölçüde yavaşladı.

PNAS adlı bilimsel dergide yayımlanan araştırma makalesi, İnsan Ölümleri Veri Tabanı (Human Mortality Database/HMD) ve 6 farklı ölüm tahmini yönteminden elde edilen verileri kullanarak, yüksek gelirli ve düşük ölüm oranlarına sahip 23 ülkenin beklenen yaşam süresi eğilimlerini analiz etti ve 1939 sonrasında doğan hiçbir neslin ortalama 100 yıl yaşamasının muhtemel görülmediği sonucuna vardı.

ABD'deki Wisconsin-Madison Üniversitesi'nden Héctor Pifarré i Arolas, ortak yazarlarından olduğu çalışma hakkında "20. yüzyılın ilk yarısında benzersiz bir şekilde ulaştığımız yaşam beklentisi artışı, yakın gelecekte tekrar erişebileceğimiz bir fenomen gibi görünmüyor" dedi:

İnsan ömrünü önemli ölçüde uzatan herhangi bir atılım yokken, yetişkinlerin hayatta kalma oranındaki artış tahminlerimizin iki katına çıksa bile, beklenen yaşam süresi 20. yüzyılın başlarında görülen hızlı artışlara yine de erişemiyor.

1900-1938'de her yeni nesilde ortalama yaşam süresi yaklaşık 5,5 ay arttı.

1900'de yüksek gelirli bir ülkede doğan bir kişinin ortalama yaşam süresi 62'yken sadece 38 yıl sonra doğan biri için 80 yıla çıkıyordu.

Artış, 1939-2000'de doğan sonraki nesillerde yaklaşık üç aya kadar yavaşladı.

Araştırma makalesinin bir diğer yazarı olan, Max Planck Nüfus Araştırmaları Enstitüsü'nden José Andrade, "1980 doğumluların ortalama 100 yaşına kadar yaşayamayacağını ve çalışmamızdaki grupların hiçbirinin ortalama olarak bu kilometre taşına ulaşamayacağını tahmin ediyoruz" ifadesini kullandı:

Bu büyük ölçüde, geçmişte yaşam süresinde görülen hızlı artışların çok genç yaşlarda hayatta kalmaya dair kayda değer gelişmelerden kaynaklanmasına dayanıyor.

Yüksek gelirli ülkelerde yaşam kalitesinin artması ve tıbbi gelişmeler nedeniyle 20. yüzyılın başında düşen bebek ölüm oranları, beklenen yaşam süresinde hızlı bir artışa yol açmıştı.

Günümüzde bebek ve çocuk ölüm oranları o kadar düşük ki, daha büyük yaş gruplarında görülmesi beklenen gelişmeler, uzun ömre dair önceki kazanımların hızını sürdürmeye yetmiyor.

Araştırmacılar, "Tahminlerimiz aşırı kötümser olsa bile aksi yöndeki olasılık düşük" dedi.

Bilim insanları bu bulguların; sağlık sistemlerinin, emeklilik planlamalarının ve sosyal politikalarının ihtiyaçlarını sezmesi için devletlere kritik önem taşıyan bilgiler sunmasını umuyor.

Independent Türkçe


Madeleine McCann soruşturması: Tek şüpheli serbest kalmak üzere

Madeleine McCann, Mayıs 2007'de kaybolmuştu (Reuters)
Madeleine McCann, Mayıs 2007'de kaybolmuştu (Reuters)
TT

Madeleine McCann soruşturması: Tek şüpheli serbest kalmak üzere

Madeleine McCann, Mayıs 2007'de kaybolmuştu (Reuters)
Madeleine McCann, Mayıs 2007'de kaybolmuştu (Reuters)

Alman savcılar, Madeleine McCann’in kaybolmasıyla ilgili baş şüphelinin birkaç hafta içinde serbest bırakılacağını doğruladı.

48 yaşındaki Christian Brückner, 2005'te 72 yaşındaki Amerikalı bir turiste Portekiz'de tecavüz etmekten aldığı cezayı Almanya'nın kuzeyinde çekiyor. Madeleine'in kaybolmasını soruşturan başsavcı Hans Christian Wolters'a göre Brückner en geç 17 Eylül'de serbest bırakılacak.

BBC'ye konuşan Wolters, savcılar Brückner'i tehlikeli bulsa da mevcut yasal durumun Brückner’in derhal serbest bırakılmasını gerektirdiğini söyledi.

Madeleine'in ortadan kaybolmasıyla ilişkisi olmadığını savunan Brückner'e, bu olayla ilgili dava açılmadı.

O zamanlar üç yaşında olan çocuk, 3 Mayıs 2007'de ailesinin Algarve'ye bağlı Praia da Luz'daki yazlık dairesinden kaybolmuştu. Kate McCann, Madeleine'in yerel saatle 22.00 sularında kayıp olduğunu fark edene kadar, ebeveynleri yakınlardaki arkadaşlarıyla yemek yerken çocuklarını da akşam boyunca kontrol ediyordu.

Dava, Avrupa'daki en yüksek profilli kayıp kişi soruşturmalarından biri haline geldi. Alman savcılar, Madeleine kaybolduğu sırada Brückner'in bölgede olduğuna dair kanıtları olduğunu söylüyor.

Wolters, Brückner için "O sadece bir numaralı şüphelimiz değil, tek şüphelimiz" diyor:

Başkası yok. Madeleine McCann'in kaybolmasından ve ölümünden kendisinin sorumlu olduğunu gösteren, [Brückner] aleyhinde kanıtlarımız var. Son 5 yılda [onu] temize çıkaracak hiçbir şey bulamadık. Soruşturmayı güçlendiren kanıtlar bulduk. Ancak bizim görüşümüze göre bunlar, mahkumiyet ihtimalini kuvvetlendirecek kadar güçlü değil ve bu yüzden şimdiye kadar ona dava açmadık ya da tutuklama emri için başvurmadık.

Hukuk sistemleri arasındaki farklılıklardan dolayı, Alman makamları Brückner'e dair cinayet şüphesi taşırken Britanya polisi bu dosyayı kayıp kişi soruşturması şeklinde yürütmeye devam ediyor.

Brückner'in 2020'de şüpheli olarak tespit edilmesinden beri Almanya'nın çabalarına öncülük eden Wolters, bir uzman değerlendirmesine göre onun toplum için bir tehlike olmayı sürdürdüğünü söyledi. "[Brückner'in] daha fazla suç işlemesini beklemelisiniz" dedi.

Savcılar şimdi, serbest bırakılmasının ardından Brückner’e elektronik kelepçe takılmasının da aralarında olduğu bazı kısıtlamalar getirilmesini istiyor. Bu koşullar, özel bir mahkeme duruşmasında kararlaştırılacak.

Uzun yıllar boyunca Algarve'de yaşayan Brückner, çocuğun cinsel istismarından 1994 ve 2016'da hüküm giymiş bir cinsel saldırı suçlusu. 2000-2017'de Praia da Luz bölgesinde olduğu biliniyor ve müfettişler cep telefonu verilerini ve bir otomobil satışını Madeleine McCann soruşturmasıyla ilişkilendirdi.

Independent Türkçe


Venedik Film Festivali’nin yapıldığı adada binlerce kişi Gazze'ye destek yürüyüşü düzenledi

Venedik Film Festivali’nin yapıldığı adada binlerce kişi Filistin'e destek yürüyüşüne katıldı. (AP)
Venedik Film Festivali’nin yapıldığı adada binlerce kişi Filistin'e destek yürüyüşüne katıldı. (AP)
TT

Venedik Film Festivali’nin yapıldığı adada binlerce kişi Gazze'ye destek yürüyüşü düzenledi

Venedik Film Festivali’nin yapıldığı adada binlerce kişi Filistin'e destek yürüyüşüne katıldı. (AP)
Venedik Film Festivali’nin yapıldığı adada binlerce kişi Filistin'e destek yürüyüşüne katıldı. (AP)

Venedik'te binlerce kişi dün Gazze Şeridi'ndeki Filistinlilerle dayanışma içinde, siyasi bir hava kazanan Venedik Film Festivali'nin yapıldığı adada yürüyüş düzenledi.

Venedik bölgesindeki sol örgütlerin çağrısına yanıt veren göstericiler, sıkı güvenlik önlemleri altında festival alanının girişinde toplandı.

Gösteri sırasında, çok sayıda Filistin bayrağı arasında İsrail'i boykot ve ‘soykırıma son’ çağrısı yapan pankartlar açıldı.

Birçok katılımcı, dünya çapında Filistin yanlısı gösterilerde sıkça kullanılan ‘Özgür Filistin’ sloganını attı.

Yürüyüşe katılan 31 yaşındaki yazılım mühendisi Marco Siutola, “Eğlence endüstrisi büyük bir takipçi kitlesine sahip, bu yüzden Gazze konusunda tavır almaları gerekiyor. Herkesin soykırımdan bahsetmesi gerektiğini kastetmiyorum, ama en azından herkes bir tavır almalı. Çünkü bu siyasi bir mesele değil, insani bir mesele” ifadelerini kullandı.

Filistin bayrağı taşıyan öğretmen Claudia Boji ise “Hepimiz neler olduğunu biliyoruz ve bu böyle devam edemez” dedi.

srty7u
Venedik Film Festivali’nin yapıldığı adada binlerce kişi Filistin'e destek yürüyüşüne katıldı. (Reuters)

Son günlerde Venedik Film Festivali'nde birçok sanatçı Filistinlilere desteklerini dile getirdi. Bunlar arasında Faslı yönetmen Maryam Touzani ve eşi yönetmen Nabil Ayouch da vardı. İkili, cuma akşamı kırmızı halıya “Gazze'deki soykırımı durdurun” yazılı siyah bir pankartla çıktı.

Touzani dün AFP'ye verdiği demeçte, “Sesimizi duyurmamız gerektiğini düşünüyorum. Herkesin bu konuda fikirlerini ifade edebilmesini ve sesini yükseltebilmesini istiyorum” dedi.

Geçtiğimiz perşembe günü, Yunan yönetmen Yorgos Lantimos, uzun metrajlı filmi Bugonia'nın basın toplantısında Filistin bayrağının renklerinde bir rozet taktı.

Venedik Film Festivali, on bağımsız İtalyan yönetmen tarafından kurulan ‘Filistin için Venedik’ grubunun, 7 Ekim 2023'te Hamas'ın İsrail yerleşimlerine düzenlediği eşi görülmemiş saldırının ardından başlayan Gazze Şeridi'ndeki savaşı kınayan mektubu ile açıldı.

Grubun kurucularından Fabio Massimo Luzi AFP'ye şunları söyledi: “Mektubun amacı, Gazze Şeridi ve Filistin'i Venedik'te kamuoyunun dikkatinin merkezine koymaktı ve öyle de oldu.”

‘Mektubun 2 bin imza topladığını’ doğrulayan Luzi, Ken Loach, Audrey Diwan ve Abel Ferrara gibi uluslararası film yıldızlarının da imzaları olduğunu belirtti.

frgtyu
Venedik Film Festivali’nin yapıldığı adada binlerce kişi Filistin'e destek yürüyüşüne katıldı. (AP)

Venedik Film Festivali'nin sanat yönetmeni Alberto Barbera AFP'ye verdiği demeçte, festivalin ‘doğrudan siyasi pozisyon almadığını’ söyledi. Barbera, Gazze'deki trajik duruma duyduğu üzüntüyü vurguladı.

Ancak Barbera, Venedik Filistin Derneği'nin talebi doğrultusunda, İsrail'i aktif olarak destekledikleri için bazı sanatçıları festivalden çıkarmayı kategorik olarak reddetti. Dernek, özellikle yarışma dışı gösterilen In the Hand of Dante filminin başrol oyuncuları Gerard Butler ve Gal Gadot'u kastediyor.

dfrgthyu
Hind Receb'in Sesi... (Venedik Film Festivali)

Hind Receb'in Sesi filmi, çarşamba günü festivalde gösterime girecek. Tunuslu yönetmen Kaouther Ben Hania, filmde 29 Ocak 2024'te Gazze Şeridi'nde bombardımanlardan kaçmaya çalışan altı yaşındaki Filistinli bir kız çocuğunun ve ailesinin birkaç üyesinin öldürülmesini anlatıyor.

Filmde, Hind Receb'in ölümünden önce Filistin Kızılayı ile yaptığı telefon görüşmesinin ses kaydı kullanılıyor. Bu kayıt yayınlandıktan sonra dünya çapında büyük yankı uyandırdı.

Filmin gösterimi, festivalde büyük ilgi görüyor.

İlgili bir gelişme olarak, dün Almanya'nın Frankfurt kentinde binlerce kişi, İsrail'in Gazze Şeridi'ndeki savaşını protesto etmek için gösteri düzenledi.

Polise göre, öğleden sonra liman parkında yaklaşık 6 bin 500 kişi toplandı. Ancak organizatörler ilgili makamlara gösteriye sadece 5 bin kişinin katılacağını bildirmişti.

Filistin bayrakları sallayan protestocular, hoparlörlerden ‘Nehirden denize özgür Filistin’ ve ‘Filistin'e özgürlük’ gibi sloganlar attı. Gösteri, ‘Gazze için Birleşin - Soykırımı Durdurun’ sloganıyla yapıldı.