Merzuki, Tunus’taki Frankofon Zirvesi’ni engellemeye çalıştığını kabul etti

Eski Başbakan Munsif Merzuki zirvenin yapılmasının darbeye destek olduğunu savundu.

Necla Buden, 13 Ekim’de yetkililerle yaptığı görüşmelerde ekonomide reform yapma sözü verdi. (AFP)
Necla Buden, 13 Ekim’de yetkililerle yaptığı görüşmelerde ekonomide reform yapma sözü verdi. (AFP)
TT

Merzuki, Tunus’taki Frankofon Zirvesi’ni engellemeye çalıştığını kabul etti

Necla Buden, 13 Ekim’de yetkililerle yaptığı görüşmelerde ekonomide reform yapma sözü verdi. (AFP)
Necla Buden, 13 Ekim’de yetkililerle yaptığı görüşmelerde ekonomide reform yapma sözü verdi. (AFP)

Tunus’un eski Başbakanı Munsif Merzuki, Fransız yetkililerle gelecek ay Tunus’un Cerbe şehrinde yapılması planlanan Frankofon zirvesinin düzenlenmesini engellemeye çalıştığını kabul ederek bundan gurur duyduğunu söyledi. Merzuki, “Darbe yaşayan bir ülkede bu zirvenin yapılması darbeye destek sayılır” dedi.
Merzuki’in açıklaması, Tunus’un ev sahipliği yapacağı Frankofon Zirvesi’nin ertelendiğinin duyurulduğu 13 Ekim’den sonra geldi. Zira kararla geniş çaplı  bir tartışma patlak verdi. Aynı şekilde bu ani ertelemenin nedenlerine ve olağanüstü cumhurbaşkanlığı önlemlerine karşı çıkan bazı Tunuslu siyasetçilerin söz konusu kararın alınmasında oynadığı rolün boyutuna dair birçok soru işareti ortaya çıktı.
Merzuki, Tunus’un bu yıl demokratik yola dönmesini dilediğini belirterek ülkenin bu krizden çıkmasını ve Frankofon Zirvesi’nin gelecek yıl, ‘ama demokratik bir ülkede’ yapılmasını istediğini vurguladı.  
Gözlemciler, 18. Frankofon Zirvesi’nin düzenlenmesi ile ilgili olarak kamuda uygulanan istisnai tedbirlere ilişkin Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin, geçen eylül ayına kadar resmi gazetede yayımlanmadığına dikkat çektiler. Bu ertelemeyi örgütsel nedenlere bağladılar. Zira kararnamenin yayınlanmasındaki gecikme, zirve hazırlıklarını da doğrudan etkiledi.
Tunus Dışişleri Bakanlığı, “Frankofon Daimi Konseyi’nin olağanüstü oturumu, üye devletlerin temsilcilerinin Tunus’un bu zirveye ev sahipliği yapması konusunda fikir birliğine varması ve en üst düzeyde geniş bir kitle katılımı sağlamak için Cerbe Adası’nda toplanma tarihini 2022’ye ertelemesi ile sonuçlandı” açıklamasında bulundu.
Diğer yandan Cumhurbaşkanlığı, eski iktidar koalisyonu ile yaşanan keskin anlaşmazlıklar ortasında, Cumhurbaşkanı Kays Said liderliğinde ‘devrimi ve ıslah hareketini tamamlamak için’ ulusal bir diyalog başlatma vaadini yerine getirmeye hazırlanıyor.
Cumhurbaşkanı’nın kampanyasının üyesinden Halil Abbas, yaklaşan diyalogda sunulacak önceliklerin ‘siyasi sistemin reformu ve Tunusluların beklentilerini karşılayan ekonomik seçeneklerin formüle edilmesiyle ilgili iki ana eksen ile özetlendiğini’ söyledi. Başkanın ilkesel olarak diyalogu reddetmesi hakkında gündeme gelen söylentileri kabul etmeyen Abbas şu ifadeleri kullandı:
“Diyalog, başarısız ekonomik seçeneklerin yanı sıra siyasi sistem de dahil olmak üzere Tunus’un son on yılda yaşadığı krizin nedenlerinin teşhis edilmesiyle başlayacak. Bu nedenle diyalogun en büyük başlığı, hükümet sistemini değiştirmek olacaktır.”
Diğer yandan Başbakan Necla Buden hükümeti, Maliye Bakanı Siham Bugadiri Nemsiyye, Sağlık Bakanı Ali el-Murabıt, Eğitim Bakanı Fethi es-Selavati ve Merkez Bankası Başkanı Mervan el-Abbasi’nin katılımıyla düzenlediği bir dizi toplantı ile  göreve başladı. Toplantıda öncelikli ekonomik ve finansal gelişmelere değinildi. Başbakan ayrıca Ticaret ve İhracatı Geliştirme Bakanı Fadile el-Rabhi Bin Hamza ve Su Kaynakları ve Balıkçılık Bakanı Mahmud Hamza ile de bir araya geldi.
ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ned Price, hükümetin kurulmasından dolayı Tunus’u tebrik etti. Price, 10 kadın bakanın yer aldığı yeni hükümetin, ‘Tunus’un ülkenin karşı karşıya olduğu büyük ekonomik, sağlık ve sosyal sorunları ele alma yolunda attığı güzel bir adım’ olduğunu söyledi. Sözcü ayrıca ABD’nin ‘anayasal düzene hızlı bir dönüş için, kapsayıcı bir yol oluşturmaya yönelik daha fazla işaret görülmesi’ arzusunda olduğunu vurguladı.
Washington yönetimi ‘Tunus’taki siyaset arenasını, demokrasinin durumunu ve ABD siyaseti düzeyinde sonraki adımları ele alacak’ Kongre’nin toplantı tarihi olarak 14 Ekim’in belirlenmesi için baskı uygulamıştı. ABD Dışişleri Bakanlığı da daha önce Tunus’ta istisnai tedbirlerin ne zaman sona ereceğine ilişkin belirsizlikten’ duyduğu endişeyi dile getirmişti.



İsrailli yetkililer Gazze'yi işgal etme planı öneriyor: Nükleer bomba atmayı teklif ettiler

Aşırılıkçı yerleşimciler, Şubat 2024'te Gazze'ye geçerek bir karakol kurmaya çalıştı (DPA)
Aşırılıkçı yerleşimciler, Şubat 2024'te Gazze'ye geçerek bir karakol kurmaya çalıştı (DPA)
TT

İsrailli yetkililer Gazze'yi işgal etme planı öneriyor: Nükleer bomba atmayı teklif ettiler

Aşırılıkçı yerleşimciler, Şubat 2024'te Gazze'ye geçerek bir karakol kurmaya çalıştı (DPA)
Aşırılıkçı yerleşimciler, Şubat 2024'te Gazze'ye geçerek bir karakol kurmaya çalıştı (DPA)

Üç bakan ve iktidar koalisyonundaki yaklaşık 10 milletvekilinin girişimiyle, dün Knesset'te (İsrail parlamentosu) “Gazze - Ertesi Gün” başlıklı bir konferans düzenlendi. Şeridin Geleceği için Siyasi Plan Yerleşim liderleri ve yüzlerce konuk konferansa katıldı ve konferans sırasında, Yahudilerin tarihi hakkı olduğunu iddia ederek oraya geri dönüp yerleşmeyi müzakere ettiler.

Konferans, Parlamento Anayasa ve Adalet Komitesi Başkanı Simcha Rotman'ın girişimiyle, Yerleşim Bakanı Orit Strock, Yahudi Mirası Bakanı Amichai Eliyahu ve Diaspora İşleri Bakanı'nın katılımıyla gerçekleşti. Bu isimlerin tamamı, Itamar Ben-Gvir ve Bezalel Smotrich liderliğindeki Dini Siyonist bloktan ve Likud'dan Avichai Shekli de konferansa katıldı. Konferansta, Gazze çevresinde yaşanan siyasi olaylarla ilgilenmediklerini, bununla ABD Başkanı Donald Trump'ın savaşı sona erdirme planını kastettiklerini açıkladılar.

Gazze Şeridi'nin işgalini savunanlar, “Gazze Şeridi için tek gerçekçi planın İsrail'in burayı tamamen kontrol altına alması ve yerleşim yerlerini yeniden inşa etmesi olduğunu” iddia ediyorlar. Gazze'deki her binayı ve ev kalıntısını yerle bir eden ordunun mevcut operasyonlarını, kendi faaliyetleri için bir teşvik olarak görüyorlar.

Strook konuşmasında, “Mesele tek bir şeyle ilgili: topraklarımız üzerindeki hakkımızı tanıyıp tanımadığımız” dedi ve ekledi: “Kendimize şunu sormalıyız: Başbakanımız Binyamin Netanyahu, ABD Başkanı'na Gazze'nin bizim olduğunu söyledi mi?” Rotman ise şöyle dedi: “Savaştan öğrendiğimiz en önemli şey, her şeyin Netanyahu ile ilgili olmadığıdır. Ona toplumsal baskı uygulamalıyız.”

cdfgth
İsrailli yerleşimciler, Ağustos 2005'te Gazze'deki Netzarim yerleşiminden ayrılırken yürüyüş yapıyorlar (AP)

Savaşın başında Gazze'ye nükleer bomba atılması çağrısında bulunmasıyla bilinen Bakan Eliyahu, "Bu konferans, hükümet üzerinde kaçınılmaz olarak etki yaratacak ve istenen sonuçları elde edecek güçlü bir kamuoyu baskısının başlangıcıdır" ifadelerini kullandı.

Ona göre, “Gazze'deki gelişmeler, Amerikalıların (Hamas'ın) kendilerine karşı dürüst olmadığını ve iktidarı veya silahlarını bırakmak istemediğini keşfedeceklerini gösteriyor. Bu nedenle İsrail, Gazze'nin kontrolünü ele geçirmeye hazırlanmalı, ancak bu sefer sadece savaşı askeri olarak çözmekle kalmayıp, yerleşimcilerin haklarını geri vermeli ve onları Gazze'deki Gush Katif'e geri döndürmelidir.”

Bakan Shekli, “İsrail'in bu savaşta evlatlarının kanıyla elde ettiği kazanımlar, yüzeysel siyasi anlayışlarla heba edilmemeli, aksine yerleşimcilik gibi büyük bir Siyonist eylemle taçlandırılmalıdır. Bunun başlangıcının, bugün tamamen İsrail'in kontrolünde olan Kuzey Gazze Şeridi'nde olması gerektiğini" belirtti.

vfevfe
İsrailli yerleşimciler, Ağustos 2005'te Gazze'deki Netzarim yerleşiminden ayrılırken yürüyüş yapıyorlar (AP)

Bakan Yardımcısı Almog Cohen, konferansın başlığına itiraz ederek şunları söyledi: “Gazze'den sonraki günü istemiyorum. Şimdi gereken düşmanın ortadan kaldırılmasıdır. Öfkem henüz dinmedi ve sönmedi. Düşmandan daha fazla kan dökülmesini istiyorum (...) Araplar toprak kaybetmeli ki onları yendiğimizi anlasınlar.”

Bu yerleşim faaliyetinin, Doğu Kudüs ve Batı Şeria'daki İsrail yerleşim projelerinin yoğunlaştığı ve İsrail ordusunun himayesinde yerleşimcilerin Filistinlilere yönelik saldırılarının arttığı bir dönemde gerçekleştiği unutulmamalıdır.

Son günlerde, Eriha yakınlarındaki Ras Ein el-Auja'da evlerinin yakınlarına bir karakol kurulmasının ardından 100'den fazla vatandaş evlerini terk etmek zorunda kaldı.

Şarku’l Avsat Haaretz'den aktardığına göre güvenlik yetkilileri, ordunun 7 Ekim'den bu yana Batı Şeria'da Filistinlilere yönelik bin 720 yerleşimci saldırısı kaydettiğini; geçen yıl ise 845 olayın kaydedildiğini, bu olaylarda 200 kişinin yaralandığını ve 4 kişinin öldüğünü söyledi.

40 binden fazla konutun inşası onaylandı, 69 yerleşim yeri kuruldu ve mevcut yerleşim yerlerinin alanları iki katına çıkarılarak genişletildi.

İsrail hükümeti, bir bölgedeki çatışmayı körükleyerek başka bir bölgedeki faaliyetlerden dikkati dağıtmak gibi bilinen bir yöntemi izliyor; örneğin, Gazze savaşı sırasında Batı Şeria'da yerleşim genişletme ve yerinden etme operasyonları yürüttü. Bunun tam tersi de geçerli.


Filistinli bir yazarın katılmasına izin verilmemesinin ardından, Avustralya'nın önde gelen edebiyat festivali iptal edildi

Filistinli bir yazarın katılmasına izin verilmemesinin ardından, Avustralya'nın önde gelen edebiyat festivali iptal edildi
TT

Filistinli bir yazarın katılmasına izin verilmemesinin ardından, Avustralya'nın önde gelen edebiyat festivali iptal edildi

Filistinli bir yazarın katılmasına izin verilmemesinin ardından, Avustralya'nın önde gelen edebiyat festivali iptal edildi

Avustralya'nın en büyük yazarlar festivallerinden birinin organizatörleri, 180 yazarın etkinliği boykot etmesinin ardından bugün etkinliği iptal etti. Festival direktörü istifa ederek, Filistinli bir yazarı susturmaya ortak olmayacağını ve Sidney'deki toplu katliamın ardından protestoları yasaklama girişimlerinin ifade özgürlüğünü tehdit ettiği uyarısında bulundu.

Holokost'tan sağ kurtulan ebeveynleri olan Louise Adler, bugün yaptığı açıklamada, festival yönetim kurulunun Filistin kökenli Avustralyalı bir yazarın davetini iptal etme kararı almasının ardından, şubat ayında düzenlenecek Adelaide Kitap Festivali'ndeki görevinden istifa ettiğini söyledi.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre Filistinli romancı ve akademisyen Randa Abdul Fettah, bu kararın “utanç verici, bariz bir anti-Filistin ırkçılığı ve sansür eylemi” olduğunu belirtti.

Avustralya Başbakanı Anthony Albanese bugün 22 Ocak'ı, geçen ay Sidney'deki Bondi Plajı'nda bir Yahudi kutlaması sırasında meydana gelen silahlı saldırıda hayatını kaybeden 15 kişiyi anmak için ulusal yas günü ilan etti.

Polis, saldırganların militan grup DEAŞ'tan ilham aldığını söylüyor. Olay, ülke çapında antisemitizmle mücadele çağrılarına, eyalet ve federal hükümetlerin nefret söylemi yasalarını sıkılaştırma girişimlerine yol açtı.

Festival yönetim kurulu bugün yaptığı açıklamada, Randa Abdul Fettah'ın “Bondi olayından kısa bir süre sonra” edebiyat etkinliğine katılması, kültürel hassasiyetleri göz ardı ettiği gerekçesiyle davetini iptal etme kararının “bu felaketin acısını yaşayan topluma saygıdan” alındığını duyurdu. Yönetim kurulu açıklamasında, “Ancak bu karar daha fazla bölünmeye yol açtı ve bunun için içtenlikle özür dileriz” denildi.

Yönetim kurulu, festivalin gerçekleştirilmeyeceğini ve kalan yönetim kurulu üyelerinin görevlerinden istifa edeceğini duyurdu.

Avustralya medyası, Yeni Zelanda eski Başbakanı Jacinda Ardern, İngiliz yazar Zadie Smith, Avustralyalı yazar Kathy Lette, ⁠ve Pulitzer Ödülü sahibi Amerikalı yazar Percival Evert ile eski Yunanistan Maliye Bakanı Yanis Varufakis'in önümüzdeki ay Güney Avustralya'da düzenlenecek festivale katılmayacaklarını açıkladıklarını bildirdi.

Festival yönetim kurulu bugün, Randa Abdul Fettah'a “kararın sunulma şekli” nedeniyle özür diledi.

Açıklamada, “Bu, kimlik veya muhalefetle ilgili değil, Avustralya tarihinin en kötü terör saldırısının ardından ülkemizde ifade özgürlüğünün kapsamı konusunda ulusal söylemde yaşanan hızlı ve sürekli bir değişimle ilgilidir” denildi.

Adler daha önce The Guardian gazetesinde, konseyin kararının “ifade özgürlüğünü zedelediğini ve lobiciler ile siyasi baskılar kimin konuşma hakkına sahip olduğunu belirlediği, daha az özgür bir ulusu müjdelediğini” yazmıştı.


Suriye ordusu, sivilleri Halep kırsalındaki silahlı grupların mevzilerinden uzak durmaya çağırdı

Suriye ordusuna ait araçlar (SANA)
Suriye ordusuna ait araçlar (SANA)
TT

Suriye ordusu, sivilleri Halep kırsalındaki silahlı grupların mevzilerinden uzak durmaya çağırdı

Suriye ordusuna ait araçlar (SANA)
Suriye ordusuna ait araçlar (SANA)

Suriye Ordusu Harekat Komutanlığı bugün sivillere Halep'in doğu kırsalındaki silahlı grupların bulunduğu bölgelerden uzak durmaları çağrısında bulundu.

Suriye Haber Ajansı (SANA), Harekat Komutanlığı'nın “Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile Kürdistan İşçi Partisi (PKK) terörist milisleri ve rejim kalıntılarının bu bölgede güçlerini seferber etmeye devam etmeleri ve bu bölgenin Halep şehrini bombalayan İranlıların saldırılarının başlangıç noktası olması nedeniyle” kırmızı ile işaretlenen bölge, bu tarihten itibaren kapalı askeri bölge olarak kabul edilecektir."

xssfr
Suriye Ordusu Harekat Komutanlığı tarafından yayınlanan uyarı haritası (SANA)

Operasyon Komutanlığı yaptığı açıklamada, “Sivil halkımızı bu bölgedeki SDG mevzilerinden uzak durmaya çağırıyoruz. Bu bölgedeki tüm silahlı gruplar Fırat Nehri'nin doğusuna çekilmelidir... Hayatlarınızı kurtarın” ifadelerini kullandı.

Açıklama şu şekilde sona erdi: “Suriye Arap Ordusu, bu bölgede toplanan silahlı grupların burayı suç faaliyetleri için üs olarak kullanmasını önlemek için gerekli her şeyi yapacaktır.”