Hurma Festivali, El-Ula’nın tarım sektörünü canlandırıyor

 El-Ula Festivali, hurmalar için müzayedeye katılanlar arasındaki yarış sahne oluyor. (Fotoğraf: Abdullah el-Cabir)
El-Ula Festivali, hurmalar için müzayedeye katılanlar arasındaki yarış sahne oluyor. (Fotoğraf: Abdullah el-Cabir)
TT

Hurma Festivali, El-Ula’nın tarım sektörünü canlandırıyor

 El-Ula Festivali, hurmalar için müzayedeye katılanlar arasındaki yarış sahne oluyor. (Fotoğraf: Abdullah el-Cabir)
El-Ula Festivali, hurmalar için müzayedeye katılanlar arasındaki yarış sahne oluyor. (Fotoğraf: Abdullah el-Cabir)

El-Ula şehrinde (Suudi Arabistan’ın kuzeybatısı) dün hurma festivalinin ikinci sezonu başladı. Yıllık olarak düzenlenen ve üç hafta sürecek olan festival El-Fursan bölgesinde, Fil Kayası’nın karşısında yapılıyor.
El-Ula Şehri Kraliyet Komisyonu, şehir açısından önemli bir ekonomik etkinlik olan festivalin, Krallığın dünya çapında en büyük hurma ihracatçısı olma konumunu güçlendirmeyi amaçlayan Vizyon 2030 hedeflerine ulaşılması için önemli olduğunu bildirdi. Açıklamada ayrıca milli gelir kaynaklarının çeşitlendirilmesi ve tarı sektöründe daha fazla iş fırsatı yaratılması için ağırlık verilen ekonomik paketler arasında yer aldığı kaydedildi.
El-Ula Şehri Kraliyet Komisyonu, çiftçiler ve alıcılar arasında ticaret fırsatlarını destekleme ve hurma satış hacmini artırma için önemli bir etkinlik olduğuna dikkat çektiği festivalin deneyim ve uzmanlık alanında da bilgi alışverişinin sağlanmasına destek verdiğini bildirdi.  Festivalin şehirdeki tarım sektörünü desteklemenin yanı sıra tüketicilerin zevklerine ve küresel pazarların gereksinimlerine uyan yüksek kaliteli hurmalar yetiştirmeleri için çiftçilerin bilgi birikiminin, ayrıca yerel ve uluslararası pazarlardaki rekabet gücünün artırılmasına imkan sağladığı ifade edildi.

Festivalin ilk gününde katılım yoğun oldu. (Fotoğraf: Abdullah el-Cabir)
Şarku’l Avsat dün el-Ula’da çiftçiler ile bir araya geldi. Çiftçiler arasında hurmalarının festival aracılığı ile hurmaların dünyaya açılması için bir dönüm noktası olacağına yönelik iyimser bir hava vardı. Katılımcılar, pazarın canlanmasına ve ürünlerinin yerel ve küresel düzeyde tanıtımına katkıda bulunan Krallık Komitesi’nin çalışmalarına ve bir önceki sezondaki başarısına övgüde bulundular.
Çiftçiler, bölgedeki 2,3 milyonu aşkın hurma ağacının çevre sorunlarına karşı korunması, kendilerine tüm imkanların sağlanmaya devam edilmesi, yurt dışına ihracat yapmaları ve dünya çapındaki firmalarla iletişim kurmalarına yardımcı olunmasının önemini vurguladılar.

Festival, hurma hakkında bilgi almak isteyen turistleri kendine çekiyor. (Fotoğraf: Abdullah el-Cabir)
Festivalde birçok etkinlik düzenleniyor. Söz konusu etkinliklerin arasında çiftçilerin el-Berni, el-Mecdul, el-Saki ve Mebrum da dahil olmak üzere en iyi el-Ula hurma çeşitlerini sunmalarını sağlayan sergi ön plana çıkıyor. Sergide şehrin antik tarihini yansıtan çok sayıda arkeolojik eserin yanı sıra geleneksel el sanatlarının önemli örnekleri de bulunuyor.
Festival aynı zamanda el-Ula çiftçileri ile çeşitli resmi ve özel kurumların yanı sıra ülke içinden ve dışından alıcı ve yatırımcılardan hurma sektörüyle ilgilenenlerin katılımına da sahne oluyor. Ticari fırsatlar sağlarken insanları kadim mirasın ve otantik bir uygarlığın kalbinde bir araya getiriyor.

Müzayedeye katılım yüksek. (Fotoğraf: Abdullah el-Cabir)
Hurma ağacı tarımı, Arap Yarımadası’nda antik çağlardan bu yana süregelen, en önemli gelir kaynakları arasında yer alıyor. Söz konusu bölgede hurma ağaçlarıyla dolu çok sayıda tarım arazisine ev sahipliği yapıyor. Hurma eski çağlardan bu yana Araplar arasında sosyal yaşamda ve ticarette önemli bir konuma sahipti. Cömertliğin göstergesi olarak misafirlikte sunulan hurma ayrıca tarih boyunca takas için de yerel para birimi olarak kullanıldı.



Arap ve İslam dünyası İsrail'in Kudüs'teki ibadet özgürlüğüne getirdiği kısıtlamaları reddetti

Kudüs'teki Mescid-i Aksa ve Kubbetü'l-Sahrâ'nın avlusu (AFP)
Kudüs'teki Mescid-i Aksa ve Kubbetü'l-Sahrâ'nın avlusu (AFP)
TT

Arap ve İslam dünyası İsrail'in Kudüs'teki ibadet özgürlüğüne getirdiği kısıtlamaları reddetti

Kudüs'teki Mescid-i Aksa ve Kubbetü'l-Sahrâ'nın avlusu (AFP)
Kudüs'teki Mescid-i Aksa ve Kubbetü'l-Sahrâ'nın avlusu (AFP)

Arap ve İslam ülkeleri dün, İsrail'in işgal altındaki Kudüs'te Müslüman ve Hıristiyanların ibadet özgürlüğüne uyguladığı sürekli kısıtlamaları en sert ifadelerle reddettiler. Bu kısıtlamalar arasında Müslüman ibadetçilerin el-Aksa Camii'ne erişiminin engellenmesi ve Kudüs'teki Latin Patriği ile Kutsal Topraklar Muhafızı'nın Palmiye Pazarı ayinini kutlamak üzere Diriliş Kilisesi'ne girmesinin engellenmesi de yer alıyor.

Suudi Arabistan, Mısır, Ürdün, Pakistan, Endonezya, Türkiye, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri dışişleri bakanları, yaptıkları açıklamada, Kudüs'teki İslami ve Hristiyan kutsal mekanlarda mevcut tarihi ve hukuki durumu değiştirmeye yönelik İsrail'in her türlü girişimini kınadıklarını ve reddettiklerini yinelediler.

Bakanlar, İsrail’in devam eden uygulamalarının, uluslararası insani hukuk da dahil olmak üzere uluslararası hukuka açık bir ihlal teşkil ettiğini, mevcut tarihsel ve hukuki durumu ihlal ettiğini ve ibadet yerlerine erişim konusundaki sınırsız hakkı ihlal ettiğini vurguladılar. Bakanlar, Kudüs'teki Müslümanlara ve Hıristiyanlara yönelik İsrail'in yasadışı ve kısıtlayıcı önlemlerini, Hıristiyanların dini ibadetlerini yerine getirmek üzere Diriliş Kilisesi'ne serbestçe erişiminin engellenmesi de dahil olmak üzere, kesin bir şekilde reddettiklerini vurguladılar.

Bakanlar, Kudüs'teki mevcut tarihi ve hukuki durumu ve buradaki İslami ve Hristiyan kutsal mekanlarına saygı gösterilmesi gerektiğini vurguladılar; işgalci güç olarak İsrail'in işgal altındaki Kudüs üzerinde egemenliği olmadığını yeniden teyit ettiler ve Kudüs'teki ibadet yerlerine ulaşan inananların önünü tıkayan tüm önlemlerin durdurulması gerektiğini ifade ettiler.

Bakanlar, İsrail’in Ramazan ayı da dahil olmak üzere 30 gün boyunca el-Aksa Camii’nin kapılarını ibadet edenlere kapatmasını ve ibadet özgürlüğüne kısıtlamalar getirmesini bir kez daha kınadılar. Bu durum, uluslararası hukuka, mevcut tarihsel ve hukuki duruma ve işgalci güç olarak İsrail’in yükümlülüklerine yönelik ciddi bir ihlal teşkil etmektedir. Bakanlar, bu gerilimi artırma eğilimli adımların bölgesel ve uluslararası barış ve güvenliğe yönelik tehlikelerine karşı uyarıda bulundular. Ayrıca, 144 dönümlük alanın tamamıyla kutsal el-Aksa Camii'nin münhasıran Müslümanlara ait bir ibadet yeri olduğunu ve Ürdün Vakıflar ve İslami Kutsal Yerler Bakanlığı'na bağlı Kudüs Vakıfları ve el-Aksa Camii İşleri İdaresi'nin, Kudüs'teki kutsal alanın işlerini yönetme ve buraya girişi düzenleme konusunda münhasır yetkiye sahip yasal makam olduğunu vurguladılar.

Bakanlar, işgalci güç olarak İsrail’i, el-Aksa Camii’nin kapılarını kapatmayı derhal durdurmaya, Kudüs’ün Eski Şehir’ine erişim üzerindeki kısıtlamaları kaldırmaya ve Müslüman ibadetçilerin oraya ulaşmasını engellemekten kaçınmaya çağırdı. Ayrıca, uluslararası toplumu, İsrail'i Kudüs'teki İslami ve Hristiyan kutsal mekanlara yönelik sürekli ihlallerini ve yasadışı uygulamalarını durdurmaya ve bu kutsal mekanların dokunulmazlığını ihlal etmemesini zorunlu kılacak kararlı bir tutum sergilemeye çağırdılar.


Bölgenin güvenliğini güçlendirmek için Suudi Arabistan, Ürdün ve Katar arasında iş birliği

Prens Muhammed bin Selman, Kral Abdullah II bin Hüseyin ve Şeyh Tamim bin Hamad arasında dün Cidde'de üçlü bir görüşme gerçekleşti (SPA)
Prens Muhammed bin Selman, Kral Abdullah II bin Hüseyin ve Şeyh Tamim bin Hamad arasında dün Cidde'de üçlü bir görüşme gerçekleşti (SPA)
TT

Bölgenin güvenliğini güçlendirmek için Suudi Arabistan, Ürdün ve Katar arasında iş birliği

Prens Muhammed bin Selman, Kral Abdullah II bin Hüseyin ve Şeyh Tamim bin Hamad arasında dün Cidde'de üçlü bir görüşme gerçekleşti (SPA)
Prens Muhammed bin Selman, Kral Abdullah II bin Hüseyin ve Şeyh Tamim bin Hamad arasında dün Cidde'de üçlü bir görüşme gerçekleşti (SPA)

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Ürdün Kralı II. Abdullah bin Hüseyin ve Katar Emiri Şeyh Tamim bin Hamad, dün Cidde'de düzenlenen üçlü görüşmede, bölgesel durumdaki son gelişmeleri, bölgede yaşanan askeri gerginliğin etkilerini, bunun uluslararası seyrüsefer özgürlüğü ve enerji arzı güvenliği üzerindeki etkilerini, dünya ekonomisine yansımalarını ve bölgenin güvenliğini ve istikrarını güçlendirecek ortak çabaların koordinasyonunu ele aldılar.

Toplantıda, İran'ın Körfez ülkelerine ve Ürdün'e yönelik tekrarlanan düşmanca saldırılarının ve hayati öneme sahip sivil tesisleri hedef almasının, bölgenin güvenliğini ve istikrarını tehdit eden tehlikeli bir tırmanış teşkil ettiği vurgulandı.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre sahada, Suudi hava savunma güçleri dün İran'dan gelen 5 balistik füze, 1 seyir füzesi ve 7 insansız hava aracını (İHA) başarıyla önledi. Bahreyn savunma güçleri ise 8 balistik füzeyi ve 7 İHA’yı önleyerek imha etti. Birleşik Arap Emirlikleri hava savunma güçleri ise 11 balistik füze ve 27 İHA ile mücadele etti.


Bahreyn, Hizbullah'la bağlantılı terör hücresi kuran 3 kişiyi yakaladı

Yakalanan terör hücresi üyeleri (BNA)
Yakalanan terör hücresi üyeleri (BNA)
TT

Bahreyn, Hizbullah'la bağlantılı terör hücresi kuran 3 kişiyi yakaladı

Yakalanan terör hücresi üyeleri (BNA)
Yakalanan terör hücresi üyeleri (BNA)

Bahreyn dün, Lübnanlı terör örgütü “Hizbullah”a bağlı bir hücre kurdukları gerekçesiyle üç kişinin gözaltına alındığını duyurdu ve gerekli yasal işlemlerin başlatılarak bu kişilerin savcılığa sevk edildiğini belirtti.

Bahreyn İçişleri Bakanlığı yaptığı açıklamada, yakalananların yurt dışındaki terörist unsurlarla koordinasyon kurduklarını ve onlarla iletişim kurmaya çalıştıklarını, devletin egemenliğini zedelemek, vatandaşlar ve ikamet edenler arasında korku ve dehşet yaymak, ülkenin güvenliğini ve emniyetini tehlikeye atmak amacıyla hareket ettiklerini belirtti.

Bakanlık, gözaltına alınanların Ahmed Ahmed Hüseyin Madan (24), Hasan Abdülemir Aşur (22) ve Muntazir Abdülmuhsin Ali Madan (29) olduğunu ve ifadelerinin, Lübnan'a yaptıkları seyahat sırasında terörist örgütün üyeleriyle buluştuktan sonra silah eğitimi aldıklarını gösterdiğini belirtti.

Açıklamada, bu kişilerin Bahreyn'in maruz kaldığı İran saldırısının etkilerine ilişkin fotoğraf ve bilgiler gönderdikleri, hayır işi kisvesi altında para topladıkları ve bu parayı “Hizbullah”ın faaliyetleri için aktardıkları, böylece liderlerinden ülkede terör planları ve eylemleri gerçekleştirmeleri için görevlendirilmeye hazırlandıkları ifade edildi.