Rusya’dan İsrail’in Suriye’deki saldırılarına ilişkin açıklama

Tel Aviv’den kaynaklar, İran’ın bölgedeki varlığında yaşanan azalmaya dikkat çektiler.

Kuneytra’daki bir BM aracının 26 Mart 2016’da çekilen görüntüsü. (Reuters)
Kuneytra’daki bir BM aracının 26 Mart 2016’da çekilen görüntüsü. (Reuters)
TT

Rusya’dan İsrail’in Suriye’deki saldırılarına ilişkin açıklama

Kuneytra’daki bir BM aracının 26 Mart 2016’da çekilen görüntüsü. (Reuters)
Kuneytra’daki bir BM aracının 26 Mart 2016’da çekilen görüntüsü. (Reuters)

Rusya, Suriye hava sahasında uçuş gerçekleştiren sivil uçular nedeniyle İsrail’in Palmira yakınlarına düzenlediği saldırıların geri püskürtülemediğini açıkladı.
Uzmanlara göre bu açıklama, Moskova adına ‘İsrail'in Suriye topraklarına yönelik saldırılarının devam etme riskinin arttığına’ dair bir işaret taşıyor. Konunun, gelecek hafta Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile İsrail Başbakanı Naftali Bennett arasında yapılması beklenen görüşmeler sırasında da gündeme gelmesi bekleniyor.
Rusya’nın Suriye’deki Tarafları Uzlaştırma Merkezi’nin Başkan Yardımcısı Vadim Kulit, Suriye kuvvetlerinin hava sahasında iki sivil uçak olması nedeniyle, 4 İsrailli savaşçının başlattığı saldırıya karşı hava savunma sistemlerini kullanamadığını bildirdi.
Açıklamada şu ifadeler kullanıldı:
 “İsrail Hava Kuvvetleri’ne ait 4 adet F-16 savaş uçağı, Humus vilayetinde, ABD’nin işgalindeki et-Tanf bölgesi üzerinde 13 Ekim günü saat 23.35’ten 23.39’a kadar dört dakika boyunca Suriye hava sahasına girerek Palmira yakınlarındaki Fosfat Cevher Zenginleştirme Tesisi’ne saldırı düzenledi. Zenginleştirme Tesisi hedef alındı. Saldırıda bir baz istasyonu yok edildi.”
Kulit, İsrail saldırısında 1 Suriyeli askerin öldüğünü, 3 askerin yaralandığını ve tesiste maddi hasar oluştuğunu belirttiği açıklamasını şöyle sürdürdü:
“Suriye Ordu Komutanlığı, hava savunma araçlarını kullanmama kararını aldı. Çünkü saldırı anında bölgede, Dubai-Beyrut ve Bağdat-Şam seferi yapan 2 sivil uçak vardı.”
Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre bu, İsrail saldırılarına yanıt verememesinin nedenleri hakkında Rus ordusunun ilk ayrıntılı açıklaması oldu. Savunma Bakanlığı, son haftalarda Rusya’nın savunma yetenekleriyle desteklenen Suriye savunmasının İsrail saldırıları karşısındaki başarısıyla ilgili açıklamalar yayınlamıştı.
Rus uzmanlar, sivil uçaklara yönelik tehlikeleri gündeme getirmenin, Moskova’nın Suriye’ye yönelik İsrail saldırılarının devam etmesinde karşı hamlelerini genişletmesinin ilk ayağı olduğu görüşündeler. Bu durum, Moskova ve Tel Aviv arasında son dönemde yaşanan tartışmanın artması olarak değerlendirildi. İsrail Dışişleri Bakanı Yair Lapid’in geçen ay Moskova’ya yaptığı ziyaretinde yaşanan tartışmaların odak noktası da buydu. İki taraf, Suriye ile ilgili tüm konularda askeri koordinasyonu etkinleştirmeyi ve iki taraf arasında diyalog kanalları başlatmayı kabul etmişti.
Ziyaret, Bennett’in gelecek hafta Moskova’da gerçekleştirmeyi planladığı temasların ilk ayağı niteliğindeydi. Bennet’in ziyarette Putin ile de görüşmesi bekleniyor. Rus kaynaklar, İsrail’in Suriye’deki mevziilere yönelik devam eden saldırılarının, bir dizi başka tartışmalı konuyla birlikte masada olacağını aktardılar.
Moskova ve Tel Aviv, tartışmalı konuları Lapid aracılığıyla aşmaya çalışsa da Rus medyasının son günlerde ‘Rusya -İsrail diyalogunun karşılaştığı zorluklara’ odaklanması dikkat çekiciydi.
Rus kaynaklar, Moskova’nın ‘İsrail Başbakanı’nın Filistin tarafıyla müzakereleri yeniden başlatma fırsatına ilişkin sert açıklamalarından’ memnuniyetsizlik duyduğunu belirtirken bunun arka planında öncelikli olarak Filistin-İsrail çözümüne ilişkin olmak üzere görüşleri yakınlaştırma girişimlerinin önündeki engeller olduğuna dikkat çekildi. İkinci anlaşmazlık noktası ise Tel Aviv’in İran nükleer anlaşmasını canlandırma çabaları konusundaki tutumuyla ilgili. Ancak iki tarafın da İsrail’in Suriye topraklarına yönelik füze saldırılarını durdurmada ilerleme sağlayamadığı göz önüne alındığında başlıca engel Suriye meselesiyle ilgili. Bennett’ın Golan’daki yerleşim faaliyetlerini yoğunlaştırma planları konusundaki tavrının da yeni bir anlaşmazlık noktası oluşturması bekleniyor. Moskova, Golan Tepeleri’nin ‘işgal altında olan Suriye toprakları’ statüsüne ilişkin tavrına bağlılığını sürdürürken İsrail’in tek taraflı eylemlerini yasa dışı kabul ediyor.
Rus yorumcular, Moskova’nın şu an ‘Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed’e verilen destek’ ve ‘İsrail’in Suriye’deki mevziilere yönelik saldırılarına sessiz kalma’ arasında bir uzlaşıya dair ciddi zorluklarla karşı karşıya olduğu görüşündeler.
‘Nezavisimaya Gazeta’ gazetesine göre ABD Dışişleri Bakanlığı’nın Suriye meseleleri konusundaki eski özel temsilcisi Frederik Hof, iki tarafın İsrail’in Suriye’deki askeri saldırılarına ilişkin önceki Rusya -İsrail anlayışlarını güçlendirmeye çalışacağına inandığını belirtti.
Aynı şekilde Rus yorumcular, Moskova’nın ‘bir yandan İran, diğer yandan da İsrail ile ilişkilerin devamını sağlamak için’ Suriye’de kurduğu ‘zor dengeyi’ sürdürme zorluğunu her zamankinden daha fazla hissettiğini aktardı.
Moskova, Suriye Müttefik Operasyon Odası Komutanlığı’nın tehdidine ilişkin verilerin yayılmasının arka planında, İsrail’in son saldırılarının ardından sahadaki durumu dikkatle takip ediyor. İran yanlısı medyaya göre İsrail’in Suriye’deki son saldırılarına ‘sert bir yanıt’ verildi.
‘U-News’ haber ajansına göre (İran’a bağlı) Suriye Müttefik Operasyon Odası Komutanlığı, Palmira’ya yönelik saldırılara sert bir yanıt verme kararı aldı. Komutanlık “İsrail uçaklarının saldırdığı hedefler hizmet merkezleri ve gençlerin toplanma yerleridir” dedi.
Tel Aviv’in istihbarat raporlarına göre 15 Ekim’de İsrail’in Suriye’deki İran bölgelerine düzenlediği saldırıların, buradaki güçlerin büyüklüğünde bir azalmaya ve hareketlerinde önemli bir kayba yol açtığına dair göstergeler mevcut.
Söz konusu raporlar, Şam Uluslararası Havalimanı bölgesindeki durumu ortaya koydu. Öyle ki Tel Aviv’deki ve birçok Avrupa ve Batı başkentindeki istihbarat kaynaklarının söylediğine göre İran, bu havalimanı bölgesindeki varlığını azalttı ve faaliyetlerinin büyük bir bölümünü, kuzeydeki Humus şehrinin doğusunda bulunan T-4 havalimanına geri döndürdü. 15 Ekim’de ‘Haaretz’ gazetesinde analist Amos Harel’e göre Batılı istihbarat kaynakları, Suriye’deki İran yanlısı milislerin sayısının son haftalarda yarıya indirildiğini, yani 20 binden 10 bine düştüğünü belirtti.
Harel açıklamasında “İsrail’in bu yıl içinde Suriye’ye düzenlediği saldırıların Şam Havalimanı’nı hedef almamış olması tesadüf değildir. 2019 yılının başlarında İsrail saldırılarının artmasının ardından İran, güçlerini Şam havalimanı bölgesinden tahliye etmişti. Bir yıl sonra bu bölgeye geri döndüler ve son zamanlarda oradaki varlıklarını azalttıkları tekrar ortaya çıktı” dedi. Gazeteci, söz konusu azalmanın öncelikle İsrail saldırıları, ikinci olarak da yüksek petrol fiyatlarına rağmen Tahran’ın Suriye projesini finanse etmekte karşılaştığı zorluklar dolayısıyla gerçekleştiğini söyledi. Azalmanın üçüncü nedeni olarak da Rusların ve Suriyelilerin İranlılara uyguladığı baskıları gösteren Amos Harel, “Çünkü Suriye rejiminin başı Beşşar Esed için İsrail’in Şam Havalimanı’na yaptığı saldırılar utanç vericiydi” dedi. Sonuç olarak İran’ın faaliyetlerinin büyük bir bölümünü T-4 Havalimanı’na çektiğini vurguladı.
Harel açıklamasını şöyle sürdürdü:
“İsrailli kaynaklar, saldırıları haklı çıkarmak ve İran’ın mevzilenmesini ve bundan kaynaklanan tehlikelere karşı olduklarını göstermek amacıyla, genellikle Tahran’ın bölgeye yayılmasının neden olduğu tehdidi vurgulama, belki de abartma eğilimindedir. Ancak gerçek şu ki bu eğilimlerde yıllar içinde değişiklikler oldu. İran, özellikle ABD’nin Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani’ye suikast düzenlemesinin ardından birçok zorlukla karşı karşıya.”
İsrail’in geçen haziran ayında Suriye’deki varlığını güçlendirme planları karşısında İran’ın saldırganlıkta bulunduğunu açıklaması dikkat çekici bir durum. Öyle ki silah depolarını ve askeri bölgeleri hedef aldıkları iddiasıyla yoğun saldırılar düzenlenirken, en az 57 rejim mensubu ve İran yanlısı unsur öldürüldü. Bu, İsrail’in Suriye’deki saldırılarının başlamasından bu yana en yüksek ölü sayısı oldu. Bu durumla eş zamanlı olarak eski bir İsrail Hava Kuvvetleri komutanı olan General Amos Yadlin, “Irak sınırına yakın bir bölgeyi hedef alan bu saldırılar, İran mevzilenmesine darbe indirmede daha yüksek bir aşama oluşturuyor” açıklamasında bulundu. Yadlin, saldırıların Tahran’ın yanı sıra hem ABD Başkanı seçilen Joe Biden yönetimine hem de Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed’e mesajlar gönderdiğine dikkat çekti.



Gazze’deki karmaşık durumun ortasında Barış Konseyi’nin taahhütleri sınanıyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
TT

Gazze’deki karmaşık durumun ortasında Barış Konseyi’nin taahhütleri sınanıyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlık ettiği Barış Konseyi’nin ilk toplantısı, çeşitli önerileri gündeme taşıdı. Washington yönetimi toplantının çıktısını Gazze Şeridi’nin yeniden imarı için finansman sağlanması ve Hamas’ın silahsızlandırılması başlıklarında özetlerken, Arap tarafı taleplerini Gazze Şeridi’nde ateşkes anlaşmasının tüm maddeleriyle uygulanması, uluslararası istikrar güçlerinin konuşlandırılması ve teknokrat komitenin Tel Aviv’in engellemeleri olmaksızın görev yapabilmesi üzerine yoğunlaştırdı.

40’tan fazla ülkeden temsilciler ile 12 ülkeden gözlemcinin katıldığı toplantının sonuçlarının uygulama aşamasında başarıya ulaşıp ulaşamayacağı ise tartışma konusu oldu. Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, özellikle İsrail’in geri çekilmemesi ve Hamas’ın silahsızlandırılmasına ilişkin net mutabakat sağlanamaması gibi başlıca engeller nedeniyle sürecin ciddi zorluklarla karşılaşabileceğini, bunun da anlaşmanın aksamasına ya da askıya alınmasına yol açabileceğini ifade etti.

Endişeler

Endonezya Devlet Başkanı Prabowo Subianto, Gazze Şeridi’ndeki barış sürecini zayıflatabilecek girişimlere karşı dikkatli olunması gerektiğini vurguladı.

Söz konusu açıklama, Subianto’nun, ABD Başkanı Donald Trump tarafından başlatılan Barış Konseyi’nin açılışına katılmasının ertesi gününde geldi. Toplantıda, İsrail saldırılarıyla büyük yıkıma uğrayan Gazze Şeridi’nin yeniden inşası ve bölgede uluslararası bir istikrar gücü oluşturulması konuları öne çıkmıştı.

Trump, ABD’nin konseye 10 milyar dolar bağışta bulunacağını açıklarken; Suudi Arabistan, Kazakistan, Azerbaycan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Fas, Bahreyn, Katar, Özbekistan ve Kuveyt’in Gazze Şeridi’ne yönelik yardım paketi için 7 milyar dolardan fazla katkı sağladığını belirtti.

Hamas’ın silahsızlandırılması gerektiğini vurgulayan Trump, hareketin söz verdiği üzere silahlarını teslim edeceğini ifade ederek, aksi halde ‘sert bir karşılık’ verileceği uyarısında bulundu. Trump, “Dünya şu anda Hamas’ı bekliyor… Şu an önümüzdeki tek engel o” dedi.

İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar da Barış Konseyi toplantısındaki konuşmasında Hamas ve diğer grupların silahsızlandırılması planına destek verdiğini açıkladı. Başbakan Binyamin Netanyahu ise toplantı öncesinde “Gazze silahsızlandırılmadan yeniden inşa olmayacak” mesajını vermişti.

Toplantıda konuşan ve yeni kurulan uluslararası istikrar gücünün komutanı olan General Jasper Jeffers, Endonezya, Fas, Kazakistan, Kosova ve Arnavutluk’un güç göndermeyi taahhüt ettiğini açıkladı. Gazze’ye komşu iki ülke olan Mısır ve Ürdün’ün ise polis ve güvenlik güçlerinin eğitilmesini üstlenmeyi kabul ettiği bildirildi.

Mısır Başbakanı Mustafa Medbuli, toplantıda yaptığı konuşmada Batı Şeria ile Gazze Şeridi arasındaki bağın korunmasının önemine işaret ederek, Filistin Yönetimi’nin Gazze Şeridi’ndeki sorumluluklarını yeniden üstlenebilmesi gerektiğini belirtti. Medbuli, Filistinlilerin kendi işlerini doğrudan yürütebilmesi ve teknokrat komitenin Gazze Şeridi’nin tüm bölgelerinde görev yapabilmesi çağrısında bulundu.

Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Muhammed bin Abdurrahman Al Sani ise konuşmasında Doha’nın nihai çözüme ulaşılması amacıyla Konsey’in çalışmalarına 1 milyar dolar katkı sağlayacağını duyurdu. Al Sani, Trump liderliğindeki Barış Konseyi’nin ‘20 maddelik planın tam ve gecikmeksizin uygulanmasını’ sağlayacağını ifade etti.

Yerinden edilmiş Filistinli amatör boksör Farah Ebu’l-Kumsan, Gazze şehrinde yıkılmış bir binanın kalıntıları önünde duruyor. (AFP)Yerinden edilmiş Filistinli amatör boksör Farah Ebu’l-Kumsan, Gazze şehrinde yıkılmış bir binanın kalıntıları önünde duruyor. (AFP)

El-Ahram Siyasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi’nde İsrail meseleleri analisti olarak görev yapan Dr. Said Ukkaşe, Barış Konseyi’nde ortaya konan çerçevenin net planlar içermediğini ve bunun anlaşmanın uygulanmasında karmaşaya, hatta tıkanma ve donmaya yol açabileceğini belirtti. Ukkaşe, ABD Başkanı Donald Trump’ın, engellerin giderilmesi ve gerekli mutabakatların sağlanmasına odaklanmadan konseyi hızla devreye sokarak bir başarı elde etmeye çalıştığını ifade etti.

Filistinli siyasi analist Nizar Nazzal da benzer bir görüş dile getirdi. Nazzal, Konsey’in taahhütlerinin uygulama aşamasında sekteye uğrayabileceğini belirterek, ekonomik başlıklara -örneğin yeniden imar için fon sağlanmasına- ağırlık verildiğini, ancak açık bir yol haritası ortaya konmadığını söyledi. Güvenlik boyutunda ise Hamas’ın silahsızlandırılmasının gündeme getirildiğini, buna karşın İsrail’in çekilmesi ya da hareketin geleceği konusunda netlik bulunmadığını kaydetti.

Nazzal, siyasi yükümlülüklerden uzak bu yaklaşımın temel bir sorun teşkil ettiğini vurgulayarak, uluslararası istikrar gücünün konuşlandırılması, İsrail’in geri çekilmesi ve teknokrat komitenin yetkilendirilmesi gibi hassas başlıkların güvenlik alanındaki karmaşık dengeler nedeniyle gecikebileceğini ifade etti.

Hamas’ın önceliği

Hamas ise son günlerde ABD Başkanı Donald Trump’ın silahsızlanma yönündeki açıklamalarıyla doğrudan bir polemiğe girmekten kaçınmayı sürdürdü. Hareket, perşembe günü yayımladığı bildiride, Gazze Şeridi’ne ilişkin herhangi bir düzenlemenin ‘İsrail saldırılarının tamamen durdurulmasıyla’ başlaması gerektiğini vurguladı.

Hamas, akşam saatlerinde yaptığı bir başka açıklamada da Gazze’nin ve Filistin halkının geleceğine dair ele alınacak her türlü siyasi sürecin ya da düzenlemenin, ‘saldırıların bütünüyle sona erdirilmesi, ablukanın kaldırılması ve başta özgürlük ve kendi kaderini tayin hakkı olmak üzere Filistin halkının meşru ulusal haklarının güvence altına alınması’ temelinde şekillenmesi gerektiğini belirtti.

ABD’li arabulucu Bishara Bahbah ise perşembe günü basına yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahsızlandırılmasının, mensuplarına güvence ve koruma sağlanmasına bağlı olduğunu ifade etti.

Ukkaşe, ABD ve İsrail’den gelen açıklamaların, silahsızlanma gerçekleşmeden Gazze Şeridi’nde saldırıların durmasının mümkün olmadığına işaret ettiğini savundu. Ukkaşe, Hamas’ın izlediği çizginin örgütün varlığını sürdürme isteğini yansıttığını belirterek, bunun anlaşma maddelerinin tamamlanmasına engel olabileceğini ve Washington’un istikrar gücünün yetkileri ile konuşlandırılma takvimini netleştirmemesi halinde savaşın yeniden başlayabileceğini söyledi.

Nazzal ise Hamas’ın tamamen tasfiyesi üzerinden bir müzakere yürütülmesinin mümkün olmadığını belirterek, hareketin geleceğinin kapsamlı biçimde ele alınması ve karşılıklı tavizlere dayalı formüller yerine gerçek ve ciddi mutabakatlara yönelinmesi gerektiğini ifade etti.


Amerika Birleşik Devletleri, Suriye'deki büyükelçiliğini yeniden açmayı planlıyor

29 Mayıs 2025'te Şam'daki büyükelçilik konutu üzerinde Amerikan bayrağının göndere çekilmesi töreninden (Arşiv)
29 Mayıs 2025'te Şam'daki büyükelçilik konutu üzerinde Amerikan bayrağının göndere çekilmesi töreninden (Arşiv)
TT

Amerika Birleşik Devletleri, Suriye'deki büyükelçiliğini yeniden açmayı planlıyor

29 Mayıs 2025'te Şam'daki büyükelçilik konutu üzerinde Amerikan bayrağının göndere çekilmesi töreninden (Arşiv)
29 Mayıs 2025'te Şam'daki büyükelçilik konutu üzerinde Amerikan bayrağının göndere çekilmesi töreninden (Arşiv)

Trump yönetimi, ülkedeki iç savaş sırasında 2012 yılında kapatılan Şam'daki ABD büyükelçiliğini yeniden açma planlarıyla ilgili olarak Kongre'ye bildirimde bulundu.

Associated Press (AP) tarafından elde edilen ve bu ayın başlarında Kongre komitelerine gönderilen bir bildirimde, Dışişleri Bakanlığı'nın "Suriye'deki büyükelçilik faaliyetlerinin olası yeniden başlatılmasına yönelik aşamalı bir yaklaşım uygulamayı" amaçladığı belirtildi.

10 Şubat tarihli bildirimde, bu planlara ilişkin harcamaların 15 gün içinde, yani gelecek hafta başlayacağı belirtilmişti; ancak planların tamamlanma tarihi veya Amerikalı personelin Şam'a kalıcı olarak ne zaman döneceğine dair bir zaman çizelgesi belirtilmemişti.

Şarku'l Avsat'ın AP'den aktardığına göre ABD yönetimi geçen yıldan beri, özellikle Beşşar Esed rejiminin Aralık 2024'te beklenen düşüşünden kısa bir süre sonra, büyükelçiliği yeniden açmayı değerlendiriyordu.

Yönetim, bu adımı Başkan Donald Trump'ın Türkiye Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack'ın gündemindeki en önemli önceliklerden biri olarak belirledi.


İsrail’in Lübnan’ın doğu ve güney bölgelerine düzenlediği saldırılarda 8 kişi hayatını kaybetti

 İsrail’in Bekaa Vadisi’ne düzenlediği hava saldırılarından (Sosyal medya)
İsrail’in Bekaa Vadisi’ne düzenlediği hava saldırılarından (Sosyal medya)
TT

İsrail’in Lübnan’ın doğu ve güney bölgelerine düzenlediği saldırılarda 8 kişi hayatını kaybetti

 İsrail’in Bekaa Vadisi’ne düzenlediği hava saldırılarından (Sosyal medya)
İsrail’in Bekaa Vadisi’ne düzenlediği hava saldırılarından (Sosyal medya)

Lübnan’ın doğu ve güney bölgelerine dün düzenlenen İsrail hava saldırılarında en az 8 kişi hayatını kaybetti. İsrail ordusu, hedef alınan unsurların Hizbullah ile müttefiki Hamas mensupları olduğunu açıkladı.

Hizbullah’a yakın bir kaynak AFP’ye yaptığı açıklamada, Bekaa bölgesini hedef alan saldırılarda örgütün askeri komutanlarından birinin de hayatını kaybedenler arasında bulunduğunu bildirdi.

Yerel basında yer alan haberlerde, hayatını kaybedenler arasında Hizbullah’ta görevli bir yetkilinin de bulunduğu, söz konusu ismin eski milletvekili Muhammed Yaği’nin oğlu olduğu ve Hizbullah’ın hayatını kaybeden eski genel sekreteri Hasan Nasrallah’ın yardımcılığını yaptığı öne sürüldü.

İsrail, Kasım 2024’te bir yılı aşkın süren çatışmaların ardından varılan ateşkes anlaşmasına rağmen Lübnan’a yönelik hava saldırılarını sürdürüyor. İsrail ordusu genellikle hedefin Hizbullah olduğunu belirtirken, zaman zaman Hamas Hareketi’ni de vurduğunu açıklıyor.

Lübnan Ulusal Haber Ajansı (NNA), Bekaa bölgesindeki İsrail saldırılarının ilk belirlemelere göre altı kişinin ölümüne ve 25’ten fazla kişinin yaralanmasına yol açtığını, yaralıların bölgedeki hastanelere sevk edildiğini duyurdu.

İsrail ordusu ise Bekaa’daki Baalbek bölgesinde Hizbullah’a ait karargâhların hedef alındığını açıkladı.

Söz konusu saldırılar, ülkenin en büyük Filistin mülteci kampı olan Ayn el-Hilve’ye yönelik İsrail hava saldırılarından saatler sonra gerçekleşti. Lübnan Sağlık Bakanlığı, saldırılarda iki kişinin hayatını kaybettiğini bildirdi. İsrail ordusu ise kampta Hamas’a ait bir karargâhın hedef alındığını duyurdu.

NNA, İsrail’e ait bir insansız hava aracının (İHA) Sayda’ya bitişik kampı vurduğunu aktardı.

İsrail ordusu açıklamasında, kampta ‘Hamas mensubu militanların faaliyet gösterdiği bir karargâhın’ hedef alındığını belirterek, Lübnan’da Hamas’ın ‘yerleşmesine karşı’ operasyonlarını sürdürdüğünü ve “Hamas terör örgütü militanlarına karşı nerede faaliyet gösterirlerse göstersinler güçlü şekilde hareket etmeye devam edeceğini” kaydetti.

 Lübnan’ın Bekaa Vadisi’ndeki Baalbek şehrinin genel görünümü (Reuters)

Lübnan’ın Bekaa Vadisi’ndeki Baalbek şehrinin genel görünümü (Reuters)

Hamas yaptığı yazılı açıklamada, sivil kayıplara yol açtığını belirttiği saldırıyı kınadı.

Açıklamada, ‘işgal ordusunun ileri sürdüğü iddiaların’ reddedildiği belirtilerek, bunların ‘gerçekler karşısında dayanaksız bahaneler’ olduğu savunuldu. Hedef alınan merkezin, kampta güvenlik ve istikrarı sağlamakla görevli Ortak Güvenlik Gücü’ne ait olduğu ifade edildi.

Lübnan hükümeti geçen yıl, İsrail ile yaşanan ve binlerce Hizbullah mensubunun yanı sıra çok sayıda üst düzey ismin hayatını kaybettiği savaşın ardından zayıflayan Hizbullah’ın silahsızlandırılacağını taahhüt etmişti.

Lübnan ordusu geçen ay, İsrail sınırına yakın bölgeden başlayarak Litani Nehri’ne kadar uzanan alanı kapsayan planın ilk aşamasını tamamladığını açıkladı.

Ancak Hizbullah’ı yeniden silahlanmakla suçlayan İsrail, Lübnan ordusunun kaydettiği ilerlemeyi yetersiz bulduğunu duyurdu.

Beş aşamadan oluşan planın ikinci etabı ise Litani Nehri’nin kuzeyinden başlayarak, başkent Beyrut’un yaklaşık 40 kilometre güneyindeki Sayda’nın kuzeyinden Akdeniz’e dökülen Evveli Nehri’ne kadar uzanan bölgeyi kapsıyor.