ABD'de Kovid-19 aşısını reddeden kadına karaciğer nakli yapılmadı

Organ nakli bekleyen kadın ve ailesi, hayal kırıklığına uğradığını söyledi (Fox8)
Organ nakli bekleyen kadın ve ailesi, hayal kırıklığına uğradığını söyledi (Fox8)
TT

ABD'de Kovid-19 aşısını reddeden kadına karaciğer nakli yapılmadı

Organ nakli bekleyen kadın ve ailesi, hayal kırıklığına uğradığını söyledi (Fox8)
Organ nakli bekleyen kadın ve ailesi, hayal kırıklığına uğradığını söyledi (Fox8)

Ohio'da Kovid-19 aşısı olmayı reddeden bir kadına, aşılanmayı kabul edene kadar karaciğer nakli yapılmayacağı belirtildi.
65 yaşındaki Michelle Vitullo, son evre karaciğer hastalığından mustarip ve bu ay Cleveland Clinic'de kızı Angela Green'den organ nakli yapılması planlanıyordu.
Ne var ki, çarşamba günü Cleveland merkezli televizyon haber kanalı WJW, aylarca süren hazırlıkların ardından hem kendisi hem de kızı aşıyı reddettiği için ameliyatının aniden iptal edildiğini bildirdi.
Aile, Kovid-19 aşılarına dini nedenler ve olumsuz etkilere dair haberleri duydukları için karşı çıktığını söyledi.
WJW'ye konuşan Green, "Bir rüya gerçek olmuştu" dedi.
Ailem çok heyecanlıydı... sonra listeden çıkarıldığımız ve aşı olmadan bunu yapamayacağımız haberini aldık ve yüreğimiz sızladı.
Vitullo'nun kocası Jim ise şunları söyledi:
Cleveland Clinic'e bir saat mesafede yaşayacağımıza dair bir anlaşma imzalamamızı istemişlerdi. Hastane ziyaretleri yüzünden işimi bırakmak zorunda kaldım ve masraflar nedeniyle oradaki sundurma garajda gerçekten yüzlerce gün arabamda uyudum.
Vitullo şimdi hayat kurtaran ameliyatı gerçekleştirmeye istekli başka bir hastane bulmayı umuyor.
Cleveland Clinic sözcüsü, organ bağışçıları ve alıcılarının "her ikisinin güvenliği için" Kovid-19'a karşı aşılanmaları gerektiğini doğrularken, hasta mahremiyetini gerekçe göstererek Vitullo'nun durumunu tartışmayı reddetti.
Sözcü, kliniğin kimseyi aşılanmadığı için nakil bekleme listesinden çıkarmadığını söyledi. Bununla birlikte hastalar "pasif" olarak sınıflandırılabiliyor, yani listede üst sıralara çıkamıyorlar.
Amerikan Organ Nakli Derneği ve Uluslararası Kalp ve Akciğer Nakli Derneği'nin tüm nakil hastalarının aşılanmasını tavsiye etmesinin ardından, ABD'deki hastaneler bu yıl aşı olmayı reddedenleri geri çevirmeye başladı.
Colorado'da aşının yeniden doğuşçu Hıristiyan inançlarına aykırı olduğunu söyleyen bir kadına da, kendisine böbrek nakli yapılamayacağı söylenmişti. Geçen cuma günü aşı karşıtı görüşe sahip bir başka Cleveland Clinic hastasının da ameliyatı iptal edilmişti.
Organ nakli alıcıları vücutlarının yeni organı reddetmesini önlemek için genellikle bağışıklık sistemlerini baskılayan ilaçlar alır. Bu ilaçlar da onları koronavirüse karşı ciddi şekilde savunmasız hale getirir.
Cleveland Clinic'in açıklamasında şu ifadelere yer verildi:
"Organ nakli için canlı bağış hayat kurtaran bir tedavi olmasına rağmen risksiz de değildir. Canlı bağışçı için ameliyatları ve iyileşmeleri sırasında Kovid-19 enfeksiyonu riskini azaltmak çok önemli."
"Nakil adayı için büyük bir operasyona ek olarak organ nakli sonrası alınan ilaçlar da kişinin bağışıklık tepkisini zayıflatır."
"Bağışıklık sistemlerini zayıflatan kişilerde, vücutlarının enfeksiyonlarla savaşma ve iyileşme yeteneği azaldığı için Kovid-19'a bağlı ciddi komplikasyonların gelişme olasılığı çok yüksek."
Independent Türkçe



Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
TT

Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)

ABD Başkanı Donald Trump bugün İran'a karşı sınırlı bir askeri saldırı düzenlemeyi düşündüğünü söyledi, ancak daha fazla ayrıntı vermedi.

ABD ordusu, İran'a karşı birkaç hafta sürebilecek ve güvenlik tesislerinin yanı sıra nükleer altyapıyı da bombalamayı içerebilecek bir operasyona hazırlanıyor.

İran'ı nükleer programı konusunda anlaşmaya varmaya zorlamak için sınırlı bir saldırıyı düşünüp düşünmediği sorulduğunda, Beyaz Saray'da gazetecilere, "Sanırım bunu düşündüğümü söyleyebilirim" dedi.

Trump dün, İran'ın bir anlaşmaya varması için 10 ila 15 günlük bir sürenin "yeterli" olacağına inandığını söyledi. Ancak görüşmeler yıllardır tıkanmış durumda ve İran, füze programını kısıtlama ve silahlı gruplarla bağlarını koparma yönündeki daha geniş ABD ve İsrail taleplerini görüşmeyi reddediyor.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre iki ABD yetkilisi, İran'la ilgili ABD askeri planlamasının ileri bir aşamaya ulaştığını ve seçenekler arasında bireyleri hedef alan bir saldırı, hatta Trump'ın emriyle Tahran'da rejim değişikliğinin de yer aldığını söyledi. Bu askeri seçenekler, diplomatik çabaların başarısız olması durumunda ABD'nin İran'la ciddi bir çatışmaya hazırlandığının son göstergesi.

Son haftalarda yapılan dolaylı görüşmelerde çok az ilerleme kaydedildi ve taraflardan biri veya her ikisi bunu savaşa hazırlıkta geciktirme taktiği olarak kullanıyor olabilir.

İran, geçen yıl İsrail ve ABD'nin nükleer ve askeri tesislerini hedef alan 12 günlük saldırılarının yanı sıra ocak ayındaki kitlesel protestoların şiddetle bastırılmasının ardından, hiç olmadığı kadar savunmasız bir konumda bulunuyor.

 İran'ın BM Güvenlik Konseyi'ne dün yazdığı mektupta, BM Büyükelçisi Emir Said İrevani, ülkesinin "gerilim veya savaş aramadığını ve savaş başlatmayacağını", ancak herhangi bir ABD saldırganlığına "kararlı ve orantılı bir şekilde" karşılık vereceğini belirtti.

Şöyle devam etti: “Bu koşullar altında, bölgedeki tüm düşman üsleri, tesisleri ve varlıkları, İran'ın savunma yanıtı çerçevesinde meşru hedefler olarak kabul edilecektir.”

Bu haftanın başlarında İran, dünyanın ticareti yapılan petrolünün yaklaşık beşte birinin geçtiği Körfez'in dar su yolu olan Hürmüz Boğazı'nda gerçek mühimmatlı tatbikatlar gerçekleştirdi. Ülke içinde de gerilim artıyor; yas tutanlar, 40 gün önce güvenlik güçleri tarafından öldürülen protestocuları anmak için törenler düzenliyor ve bazı gösterilerde yetkililerin tehditlerine rağmen hükümet karşıtı sloganlar atılıyor.


İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
TT

İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)

İsrail güçleri bu sabah erken saatlerde Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında bir bombalama operasyonu gerçekleştirdi.

Lübnan'ın resmi Ulusal Haber Ajansı'na göre, büyük patlama saat 02:20'de meydana geldi.

İsrail ile Lübnan Hizbullahı arasında, bir yıldan fazla süren ve partinin askeri ve liderlik altyapısına darbeler aldığı çatışmanın ardından, 27 Kasım'dan beri yürürlükte olan bir anlaşma bulunuyor.

Anlaşma, Lübnan ordusunun ve Lübnan'daki Birleşmiş Milletler Geçici Gücü'nün (UNIFIL) konuşlandırılmasının güçlendirilmesi karşılığında, Hizbullah savaşçılarının Litani Nehri'nin güneyindeki bölgeden (sınırdan yaklaşık 30 km uzaklıkta) çekilmesini ve askeri altyapısının tasfiye edilmesini öngörüyordu.

Anlaşma ayrıca İsrail'in savaş sırasında girdiği tüm bölgelerden çekilmesini de öngörüyordu. Bununla birlikte, İsrail sınırın her iki tarafını da izleyebilmek için beş yüksek noktada askeri varlığını sürdürdü. Ayrıca, askeri hedefler veya Hizbullah unsurları olduğunu iddia ettiği yerlere neredeyse her gün saldırılar düzenliyor ve güçleri buldozerle yıkım ve tahribat operasyonlarına devam ediyor.


ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
TT

ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan bir pankart, ABD Adalet Bakanlığı binasına asıldı. Bu adım, Trump’ın Washington’daki bir kuruma kimliğini yansıtma yönündeki son girişimi olarak değerlendiriliyor.

Mavi renkli pankart, dün (perşembe) binanın bir köşesindeki iki sütun arasına yerleştirildi. Pankartta “Amerika’yı Yeniden Güvenli Hale Getirelim” sloganı yer aldı.

Trump, geçen yıl Beyaz Saray’a dönüşünden bu yana federal kurumlar üzerindeki varlığını ve nüfuzunu pekiştirmek için güçlü adımlar atıyor.

Trump, kültürel ve siyasi kurumları yeniden şekillendirirken kendisine yakın isimleri görevlendiriyor, önde gelen kurumların adlarını değiştiriyor ve geçmiş soruşturmalarla bağlantılı yetkilileri geri plana itiyor. Eleştirmenler ise bu adımların, siyasi iktidar ile normal şartlarda bağımsız olması gereken kamu görevleri arasındaki sınırları ortadan kaldırdığını savunuyor.

Geçen yıl Trump’ın fotoğrafını taşıyan pankartlar, ABD Çalışma Bakanlığı, ABD Tarım Bakanlığı ve Amerikan Barış Enstitüsü binalarına da asılmıştı.

Trump tarafından atanan bir yönetim kurulu, Aralık ayında John F. Kennedy Sahne Sanatları Merkezi’ne Trump adının eklenmesi yönünde oy kullandı. Ayrıca Washington’daki Amerikan Barış Enstitüsü binasına da Trump’ın adı verildi.

Son pankarta ilişkin soruları Beyaz Saray, Adalet Bakanlığı’na yönlendirdi. Bakanlık ise şu ana kadar yorum talebine yanıt vermedi.