Almanya Başbakanı Merkel: Türkiye ile her zaman ortak çıkarlarımız var

Almanya Başbakanı Angela Merkel (AA)
Almanya Başbakanı Angela Merkel (AA)
TT

Almanya Başbakanı Merkel: Türkiye ile her zaman ortak çıkarlarımız var

Almanya Başbakanı Angela Merkel (AA)
Almanya Başbakanı Angela Merkel (AA)

Almanya Başbakanı Angela Merkel, Türkiye ve Almanya'nın her zaman ortak çıkarlara sahip olduğunu belirterek ülkesinde kendisinden sonra gelecek federal hükümetin de bu konuda aynı bakış açısına sahip olacağını söyledi.
Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Almanya Başbakanı Merkel, görüşmelerinin ardından Tarabya'daki Huber Köşkü'nde ortak basın toplantısı düzenledi.
Merkel, görüşmelerde Türkiye ile AB arasındaki ilişkileri de ele aldıklarını belirterek "Yasa dışı göç konusu çok önemli. Türkiye'ye AB'nin bu konuda vereceği desteğin devam edeceğini de ifade ettim. Suriyeli mülteci ve göçmenler konusunda Türkiye çok önemli çalışmalara imza attı. Aynı zamanda insan kaçakçılarına karşı mücadele konusunda iş birliğimiz sürüyor" dedi.
AB ile Türkiye arasındaki göç mutabakatına ilişkin bir soru üzerine Merkel, "Mülteci anlaşması, AB ile Türkiye arasında bir anlaşma. Almanya aslında bir himayeci olarak burada çalışıyordu. İnsan kaçakçılığını engellemek istiyoruz. AB'nin bu konuda Türkiye'yi desteklemesi bir gereklilik, bir şart" diye konuştu.

"Her zaman ortak çıkarlarımız var"
Kendisinin 16, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ise 19 yıldır iktidarda olması nedeniyle iki liderin uzun süre birlikte görev yaptığı hatırlatılıp Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı nasıl bir siyasetçi olarak tanımladığı sorulan Merkel, bu süreçte Cumhurbaşkanı Erdoğan'la birlikte ikili iş birliğine önem atfettiklerini söyledi.
Türkiye'de çok şeyin geliştiğini, ekonomik sorunlara rağmen standartların yükseldiğini dile getiren Merkel, "Türkiye, NATO'nun bir müttefiki olarak bizim için önemli bir partner. İstanbul'un iki kıta arasında nasıl bir köprü oluşturduğunu kendi gözlerimizle görebiliyoruz" ifadelerini kullandı.
Görev süresinde insan hakları ve bireysel özgürlükler konusunda bazı eleştirilerde bulunduğunu da belirten Merkel, şunları kaydetti:
"Tabii ki çözüm aradık. Farklı bakış açılarımız olabilir. Jeostratejik açıdan birbirimize bağlıyız, bağımlıyız. Taliban konusunda, mülteciler konusunda, Afrika konusunda da detaylı bir şekilde görüştük. Her zaman ortak çıkarlarımız var. Bunu sonraki federal hükümet de bu şekilde görecektir. İki ülke arasındaki ilişkileri tüm geniş kapsamıyla, olumlu ve sıkıntılı yönleriyle birlikte bir sonraki hükümet de aynı şekilde görecektir. Barışımız ve güvenimiz birbirine bağlı."
Merkel, Almanya'nın İstanbul Başkonsolosluğu konutuna komşu olan Huber Köşkü gibi özel bir binada ağırlandığı için teşekkür ederek, "Son yıllarda Türkiye ile çok iyi ilişkiler için el birliğiyle çabaladık, görüş ayrılıklarına rağmen. Bu iyi ilişkileri sürdürmek için karşımızda çok sayıda görev var" dedi.

İki ülke arasında imzalanan iş gücü anlaşmasının 60. yıl dönümünün törenlerle kutlandığını belirten Merkel, aileleri Almanya'ya giden ilk göçmenlerden olan ve bugün ülkeye katkı sunan örnek kişiler arasında Almanya'da yeni tip koronavirüse (Kovid-19) karşı aşı geliştiren biyoteknoloji firması BioNTech'in kurucu ortakları Dr. Özlem Türeci ve Prof. Dr. Uğur Şahin'in de bulunduğunu vurguladı.
Merkel, Cumhurbaşkanı Erdoğan'la görüşmelerinde, Türkiye'de tutuklu veya yurt dışına çıkış yasağı olan bazı Alman vatandaşlarına ve insan hakları konularına da değindiklerini belirtti.
Almanya Başbakanı Merkel ayrıca Almanya'da ırkçı, yabancı düşmanı olayları takip ettiklerini ve bunlara karşı çıktıklarını dile getirdi.

Afganistan, Suriye ve Libya konuları ele alındı
Cumhurbaşkanı Erdoğan'la, Afganistan'a insani yardım konusunu da görüştüklerini belirten Merkel, "Birleşmiş Milletler (BM) ile birlikte bu kış Afganistan'da felaketler yaşanmaması için çabalamalıyız. Taliban'la olan görüşmeler hakkında da bilgi aldık. Biz de Afganistan sorumlularımızla bu konuyu ele alacağız" dedi.
Merkel, Suriye'deki duruma ilişkin de yoğun bilgi alışverişinde bulunduklarını dile getirerek, "Maalesef BM himayesindeki anayasa komisyonu çalışmaları çok iyi ilerlemiyor ve İdlib'deki durum da halen gergin" ifadesini kullandı.
Libya konusunda ise Berlin Konferansı'nın devamının Fransa'da düzenleneceğini kaydeden Merkel, "Libya'da en kısa zamanda seçimlerin olması ve kalıcı bir çözüme ulaşılmasını arzu ediyoruz. Bunun için tabii ki Libya'dan yabancı güçlerin çekilmesinin gerekli olduğunu ifade ettim. Sudan'dan veya Suriye'den gelen paralı askerler burada söz konusu. Bu konuda ilerleme kaydedilmesini arzu ettiğimi ifade ettim" diye konuştu.

"Görüş ayrılıklarına rağmen diyaloğumuzu sürdürdüğümüz için teşekkürler"
Merkel, Türkiye'nin atlattığı orman yangınlarıyla Almanya'daki sel felaketinin, iklim konusunun önemine işaret ettiğini belirterek, "Türkiye'nin Paris Anlaşması'nı onaylamış olmasını memnuniyetle karşılıyoruz. G20 Konferansı gerçekleşecek ve Almanya burada Türkiye'yi çevre dostu teknolojilerin geliştirilmesi konusunda destekleyecek" ifadesini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'la yaptıkları kapsamlı görüşmelerde Yunanistan-Türkiye ilişkilerini de ele aldıklarını aktaran Merkel, şöyle devam etti:
"Almanya, burada istikşafi görüşmelerin sürdürülmesi konusunda ısrarcıydı. Halen burada aşılması gereken bazı sorunlar var. Fakat bunların sadece görüşerek, müzakerelerle, temaslarla başarılabileceğine inanıyorum, insan hakları konusu, Kıbrıs konusu gibi konuları aşma konusunda. Bazı konular uzun soluklu, 16 yıl yeterli değildi. Fakat bu süre içinde başardığımız bazı konular da oldu. İş birliği için, görüş ayrılıklarına rağmen diyaloğumuzu sürdürdüğümüz için çok teşekkür etmek istiyorum."

"Birçok konuyu çözüme kavuşturduk"
Merkel, Türkiye'de tutuklu ya da ceza alan Alman vatandaşları konusunda ilerleme olup olmadığına ilişkin soruya şöyle yanıt verdi:
"Siz de bazı vakaları biliyorsunuz. Tabii ki bazı başarılar da oldu görüşmelerimizde, bazı sorunları çözdük. Fakat yeni vakalar eklendi. Bu nedenle her zaman bu konuda görüşmek gerekiyor. Boşuna görüşmediğimizi düşünüyorum. Birçok konuyu çözüme kavuşturduk. Farklı bakış açıları var. Yani terör suçlamasıyla ilgili ne zaman terörden bahsedebileceğimizle, ne zaman bahsedilemeyeceğiyle ilgili. Fakat genelde görüşmeler başarılıydı diyebilirim."

"AB Zirvesi'nde bu konuları (göç konusu) tekrar görüşmemiz için çaba harcayacağım"
Merkel, Türkiye ve AB'nin göç mutabakatına ilişkin, "(Suriyeliler için) 6 milyarlık (avro) bir miktarın 4,5 milyarını (avro) ödedik. Çok olumlu projeler gerçekleştirildi. Bundan sonra nasıl devam edeceğiz, AB Komisyonunun iç işlerinden sorumlu üyesi Ylva Johansson Türkiye'ye gelmişti ve Konsey bunu kararlaştırdı, parlamentoda bu 6 milyarın ötesinde ödenecek yeni bir dilim kararlaştırıldı" diye konuştu.
Yunanistan'a yasa dışı yollarla giden Suriyeliler konusunun çözüme kavuşamadığını söyleyen Merkel, "AB, on binlerce mülteci kabul etti fakat bu süreç henüz tam işlemiyor" dedi.
Merkel, Almanya ve Türkiye'nin bu konuyu tek başına çözemeyeceğini belirterek, "27 üyesiyle birlikte AB'nin bunu ele alması gerekecek. Önümüzdeki perşembe ve cuma günü AB Zirvesi'nde bu konuları tekrar görüşmemiz için çaba harcayacağım" ifadelerini kullandı.

"Türkiye'yle iyi ilişkilerimizi sürdürmek istiyoruz"
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, Merkel'in 16, kendisinin de 19 yıllık görev süreçlerinde birlikte çalışmalar yürüttüğü Merkel'in Almanya'nın idaresinde başarılı bir sürece imza attığını belirterek, "Belki koalisyon hükümetleri olmamış olsaydı Almanya-Türkiye ilişkileri çok daha farklı bir yere ulaşabilirdi fakat koalisyon hükümetleri de tabii çalışmayı her zaman zorlaştırıyor" sözleri üzerine Merkel, "Koalisyon ortaklarımla çalışmaktan mutlu olmadığım anlaşılmasın" dedi.
Merkel, Alman hükümetlerinin özelliğinin bu olduğunu kaydederek, "Koalisyonlar, bizim yapımıza uygundur. Biz bir başkanlık sistemi uygulamak istemiyoruz. Fakat her şeye rağmen Türkiye'yle iyi ilişkilerimizi sürdürmek istiyoruz" diye konuştu.
Erdoğan'ın, "Zaman zaman şikayetlerinizi bana aktardınız." sözleri üzerine ise Merkel, "Doğrudur, hayat böyle. Fakat buna rağmen güzel" ifadelerini kullandı.

Köln'de cuma günleri ezan okunmasına izin verilmesi
Merkel, Almanya'da İslam ve yabancı karşıtlığının yükselişinin durması için kendisinden sonraki hükümete hangi tavsiyelerde bulunacağına ve Almanya'nın Köln şehrinde cuma günleri ezan okunmasına izin verilmesini nasıl değerlendirdiğine ilişkin soruya, "Bu, Köln Belediyesinin bir kararıydı. Almanya'da din özgürlüğü var ve bu karar bu kapsamda alındı" yanıtını verdi.
Yabancı düşmanlığı, ırkçılık, başka dinlere karşı düşmanlık gibi konularda kararlı tutum sergilediklerini dile getiren Merkel, şunları kaydetti:
"Hiçbir şekilde hoşgörüyle karşılamıyoruz. Başından bunların önünü kesmek istiyoruz. Fakat İslam düşmanlığında, Yahudi düşmanlığında, ırkçılık konusunda çok üzücü olaylar yaşadık. Her Alman hükümeti, eyalet hükümetleri kararlı bir şekilde bunları önlemek için çabalıyor. Bunun için maddi imkanlar da seferber ediliyor, sivil toplum örgütleri de yabancı düşmanlığı ve din düşmanlığı konusunda, hangi dine karşı olursa olsun. İnternetin sağladığı imkanlar nedeniyle de maalesef bu tür olaylar yaşanacak gelecekte."



Sırbistan’ı sallayan Trump oteli davası başladı: Hepimiz için bir sınav

Bombalanan eski Yugoslav Halk Ordusu karargahının yer aldığı anıt bölgesinde inşa edilmesi planlanan otel, ülkede büyük tartışma yaratmıştı (AFP)
Bombalanan eski Yugoslav Halk Ordusu karargahının yer aldığı anıt bölgesinde inşa edilmesi planlanan otel, ülkede büyük tartışma yaratmıştı (AFP)
TT

Sırbistan’ı sallayan Trump oteli davası başladı: Hepimiz için bir sınav

Bombalanan eski Yugoslav Halk Ordusu karargahının yer aldığı anıt bölgesinde inşa edilmesi planlanan otel, ülkede büyük tartışma yaratmıştı (AFP)
Bombalanan eski Yugoslav Halk Ordusu karargahının yer aldığı anıt bölgesinde inşa edilmesi planlanan otel, ülkede büyük tartışma yaratmıştı (AFP)

Sırbistan'da, ABD Başkanı Donald Trump'ın damadı Jared Kushner'ın otel projesiyle ilgili dava başladı. 

Sırbistan Kültür Bakanı Nikola Selakovic, Kültür Bakanlığı Sekreteri Slavica Jelaca, Sırp Kültür Anıtları Koruma Enstitüsü Başkan Vekili Goran Vasic ve Belgrad Kültür Enstitüsü Müdür Vekili Aleksandar Ivanovic, çarşamba günü mahkemeye çıktı. 

4 yetkili de görevi kötüye kullanma ve belgede sahtecilikle suçlanıyor. 

Selakovic'in avukatı Vladimir Djukanovic, müvekkilinin otel projesinden kişisel kazanç elde etmediğini ve suçlamaların asılsız olduğunu savundu: 

Zarar gören tek taraf Sırbistan Cumhuriyeti oldu, ABD'yle ilişkilerimizi iyileştirebilecek kazançlı bir anlaşma yok edildi.

BBC'nin aktardığına göre sanıklar, suçlu bulunmaları halinde üçer yıl hapis cezası alabilir. Diğer yandan Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vucic, böyle bir karar verilmesi durumunda yetkililer hakkında af çıkaracağını söylemişti.

Protestocular, mahkeme binasının önünde toplanarak "Hırsızlar!" sloganlarıyla otel projesinde yer alan yetkililere tepki gösterdi. 

Eylemcilerden öğrenci Dimitrije Radojevic, davayı "Hepimiz için bir sınav" diye niteledi.

 Selakovic ve diğer üç sanık, haklarındaki suçlamaları reddetti. Duruşma 15 Nisan'a ertelendi.

Sözkonusu isimler hakkındaki iddianame, Organize Suçlardan Sorumlu Kamu Başsavcılığı'nın internet sitesinde aralıkta yayımlanmıştı. 

Bunun üzerine Kushner'ın firması Affinity Partners hızlıca bir açıklama yayımlayarak Belgrad'ın merkezindeki otel ve apartman kompleksi projesinin iptal edildiğini duyurmuştu.

Lüks otel Trump markasını taşıyacağı için projede Cumhuriyetçi liderin oğulları Eric ve Donald Jr. tarafından yönetilen Trump Organization da yer alıyordu.

Kushner'ın iki yılı aşkın süredir üzerinde çalıştığı projenin 1999'daki Kosova Savaşı sırasında NATO'nun bombaladığı, kültürel koruma statüsüne sahip eski Genelkurmaylık binasının yer aldığı bölgede yapılması öngörülüyordu.

Vucic, bölgenin kültürel koruma statüsünü 2024'te kaldırmıştı. Ayrıca Kushner'ın firması Affinity Partners'la 99 yıllığına kira sözleşmesi imzalanmıştı. Bunun ardından ülkede büyük protestolar patlak vermişti. 

Cumhurbaşkanının liderliğindeki Sırp İlerleme Partisi, çoğunluğu elinde bulundurduğu Parlamento'da geçen yıl kasımda geçirdiği yasayla inşaatın önünü açmıştı. 

Hükümetin bu hamlesine muhalefetten de sert tepkiler gelmişti. Merkez sol Özgür ve Adalet Parti'den parlamenter Marinika Tepić, hükümeti "Donald Trump'ı memnun etmek uğruna ülke tarihini yok etmekle" suçlamıştı.

Independent Türkçe, BBC, Times of Israel


Birleşik Krallık’ta Epstein şoku: Başbakan Starmer’ın günleri sayılı

Epstein belgeleri nedeniyle yoğun baskı altındaki Keir Starmer'ın bir sonraki adımı merakla bekleniyor (AFP)
Epstein belgeleri nedeniyle yoğun baskı altındaki Keir Starmer'ın bir sonraki adımı merakla bekleniyor (AFP)
TT

Birleşik Krallık’ta Epstein şoku: Başbakan Starmer’ın günleri sayılı

Epstein belgeleri nedeniyle yoğun baskı altındaki Keir Starmer'ın bir sonraki adımı merakla bekleniyor (AFP)
Epstein belgeleri nedeniyle yoğun baskı altındaki Keir Starmer'ın bir sonraki adımı merakla bekleniyor (AFP)

Birleşik Krallık'ın (BK) eski ABD Büyükelçisi Peter Mandelson'ın Jeffrey Epstein'le bağlantıları, İşçi Partisi'ni sarsmaya devam ediyor.  

Başbakan Keir Starmer'ın, Parlamento'da dün düzenlenen oturumda Mandelson'ı büyükelçi olarak atamadan önce siyasetçinin Epstein'le ilişkileri hakkında bilgi sahibi olduğunu söylemesi şok etkisi yarattı. 

İşçi Partisi lideri Starmer, Mandelson hakkında "Büyükelçi olarak atanmasından önce ve görev süresi boyunca Epstein'le ilişkisi sorulduğunda ekibime defalarca yalan söyledi" dedi.

Mandelson'ı büyükelçi olarak atadığı için pişmanlık duyduğunu dile getiren Starmer, "O zaman bugün bildiklerimi bilseydim, hükümetin yakınından bile geçemezdi" dedi.

"Her şey bitti"

Guardian'ın analizinde, Epstein'le ilişkileri hakkında bilgi sahibi olmasına rağmen Mandelson'ı büyükelçi olarak ataması nedeniyle Starmer'ın koltuğunu kaybedebileceği yazılıyor. 

Eskiden Starmer'a yakın olan fakat adının paylaşılmamasını isteyen bir parlamenter, oturuma dair "Atmosferin değiştiğini hissedebiliyordunuz, ortam kararmaya başlamıştı" diyor. 

Başka bir parlamenter de "Bu savunulamaz bir şey. Peter'ın Epstein'le ilişkisini bilmelerine rağmen yine de onu göreve getirdiler" ifadelerini kullanıyor ve ekliyor: 

Keir bunu itiraf ettiği anda her şey bitti.

Eski bir bakan da "Yeni bir başlangıç yapmanın zamanı geldi, ne kadar erken olursa o kadar iyi" diyerek, Starmer'ın geleceğinin tehlikede olduğunu vurguluyor. 

Starmer, Mandelson'ı atarken, Tony Blair ve Gordon Brown hükümetlerindeki görevinin yanı sıra 2004-2008'de Avrupa Komisyonu'nun ticaretten sorumlu üyesi olmasının, Donald Trump yönetimiyle ilişkileri yürütmek için onu ideal bir isim kıldığını savunmuştu. 

BBC'nin Newsnight programına katılan İşçi Partili Barry Gardiner, Starmer'ın istifa ihtimaline dair şunları söyledi: 

Bence ülkenin çıkarları için neyin en iyi olduğunu detaylıca düşünmesi gerek.

2020'deki İşçi Partisi liderlik yarışında Starmer'a rakip olan Rebecca Long-Bailey de Mandelson'ın atanmasının "felaket bir karar" olduğunu söyleyerek, başbakanın "yanıtlaması gereken büyük sorularla" karşı karşıya kaldığını ekledi.

Mandelson'ın Epstein'le bağlantıları

ABD'de yürütülen Epstein davasıyla ilgili 9 Eylül'de ortaya çıkan yazışmalarda, Mandelson'ın Epstein'e gönderdiği doğum günü mesajında, iş insanından "En iyi dostum" diye bahsettiği görülmüştü. Bunun ardından Starmer'ın talimatıyla, 10 Şubat 2025'te başladığı büyükelçilik görevinden 11 Eylül 2025'te alınmıştı. 

Geçen hafta yayımlanan belgelerde, 72 yaşındaki siyasetçinin Epstein'den 75 bin dolar civarında ödeme aldığı ortaya çıkmıştı. Ayrıca Epstein'in, Mandelson'ın eşinin osteopati eğitimi için yaklaşık 10 bin sterlin (yaklaşık 592 bin TL) ödeme yaptığı da görülmüştü. 

Mandelson ise bu paraları aldığını hatırlamadığını savunmuş, belgelerin gerçekliğinin araştıracağını söylemişti. 

Mandelson geçen hafta İşçi Partisi'nden, 3 Şubat'ta da Lordlar Kamarası'ndan istifa etmişti. 

frgthy
Son dava belgelerinde Epstein'le Mandelson'un birlikte görüldüğü kareler de paylaşıldı (ABD Temsilciler Meclisi)

Kamu görevini kötüye kullandığı gerekçesiyle hakkında soruşturma başlatılan Mandelson'ın, ekonomik olarak zor durumdaki Avrupa Birliği (AB) üyesi ülkelere destek sağlamak amacıyla planlanan 500 milyar euroluk kurtarma fonuna ilişkin bazı bilgileri Epstein'e sızdırdığı da yeni belgelerdeki iddialar arasında. 

Buna ek olarak Mandelson'ın 2008-2009 finansal krizi sırasında Londra yönetiminin para politikalarına dair hassas bilgileri Epstein'le paylaştığı da savunuluyor. 

Epstein hakkında reşit olmayan kızlara yönelik cinsel istismar suçlamalarıyla 2005'te soruşturma başlatılmıştı. İş insanı, 2008'de mahkemeyle yaptığı anlaşma kapsamında "fuhuşa teşvik" suçunu kabul etmiş, karşılığında 18 aylığına açık cezaevine gönderilmişti. Haftada 6 gün, günde 12 saat ofisine gitmek için izin alan Epstein, 13 ay sonra şartlı tahliyeyle serbest bırakılmıştı. 

"Mandelson ülkemize ihanet etti"

Mandelson ve Epstein arasındaki yazışmaların bu döneme denk gelmesi ve Britanyalı siyasetçinin, hapse girip çıktıktan sonra da iş insanıyla ilişkisini sürdürmesi dikkat çekiyor. 

Başbakan Starmer, Mandelson'ın Epstein'le ilişkisinin detaylarının ve iş insanıyla hassas bilgileri paylaşmasının "son derece öfkelendirici" olduğunu belirterek şunları söyledi: 

Mandelson ülkemize, parlamentomuza ve partime ihanet etti.

Starmer, Mandelson'ın büyükelçi olarak atanması öncesinde yapılan güvenlik soruşturması hakkındaki belgelerin en kısa zamanda yayımlanacağını taahhüt ederken, dokümanlarda ulusal güvenlik ve uluslararası ilişkileri etkileyebilecek unsurların kapsam dışında tutulacağını söyledi. 

Independent Türkçe, BBC, Guardian, CNN, Reuters


Trump'tan göçmenlik politikasında geri adım

ABD Başkanı Donald Trump, Minnesota'daki göçmenlik karşıtı sert politikasında yönetiminin "biraz daha yumuşak bir yaklaşım benimseyebileceğini" kabul etti (Saul Loeb/AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Minnesota'daki göçmenlik karşıtı sert politikasında yönetiminin "biraz daha yumuşak bir yaklaşım benimseyebileceğini" kabul etti (Saul Loeb/AFP)
TT

Trump'tan göçmenlik politikasında geri adım

ABD Başkanı Donald Trump, Minnesota'daki göçmenlik karşıtı sert politikasında yönetiminin "biraz daha yumuşak bir yaklaşım benimseyebileceğini" kabul etti (Saul Loeb/AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Minnesota'daki göçmenlik karşıtı sert politikasında yönetiminin "biraz daha yumuşak bir yaklaşım benimseyebileceğini" kabul etti (Saul Loeb/AFP)

Geçen ay Minneapolis sokaklarında federal ajanların iki ABD vatandaşını vurarak öldürmesinin ardından ABD Başkanı Donald Trump, göçmenlik konusundaki sert önlemlerinde "biraz daha yumuşak bir yaklaşım sergileyebileceğini" itiraf etti.

Çarşamba günü yayımlanan, Trump'ın Super Bowl öncesinde NBC News'ten Tom Llamas'a verdiği röportajdan bir kesitte başkan, İç Güvenlik Bakanlığı'nın ülke genelinde protestolara yol açan Minnesota'daki geniş kapsamlı göçmenlik operasyonuna değindi.

Minneapolis'ten ne ders çıkardığı sorulunca Trump, "Belki biraz daha yumuşak bir yaklaşım sergileyebiliriz diye düşündüm. Ama yine de sert olmak zorundayız. Gerçekten tehlikeli suçlularla uğraşıyoruz" dedi.

Trump yönetimi Minnesota'da "kötülerin en kötüsü"nün peşinde olduğunu iddia ederken, üç çocuk annesi Renee Good ve yoğun bakım hemşiresi Alex Pretti, operasyonda öldürülmüştü.

37 yaşındaki Good, 7 Ocak'ta arabasının direksiyonunda Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza ajanı Jonathan Ross tarafından vurularak hayatını kaybetmişti.

Yine 37 yaşındaki Pretti ise 24 Ocak'ta Sınır Devriyesi ajanlarıyla girdiği arbede sırasında açılan ateş sonucu ölmüştü.

Trump yönetimi her iki olayı da meşru müdafaa olarak nitelendirdi ancak bu gerekçe sorgulanıyor.

İç Güvenlik Bakanlığı'na göre Minnesota'daki federal ajanlar son haftalarda binlerce kişiyi gözaltına aldı.

Minnesota Star Tribune'un yakın tarihli bir haberine göre, Minnesota'daki bir federal binada tutulanlar, yiyecek ve tıbbi bakımdan mahrum bırakılma da dahil insanlık dışı koşulları anlattı.

Minnesota'daki karışıklık ortamında, Trump'ın sınır sorumlusu Tom Homan çarşamba günü erken saatlerde 700 federal ajanın Minnesota'dan çekileceğini ve eyalette yaklaşık 2 bin görevlinin kalacağını duyurdu.

Homan, "çekilmenin kamu güvenliği tehditlerinin topluma geri salınmasını önlemek için ilçe hapishaneleri ve ICE arasında yasal bir şekilde koordinasyonu artırma" konusunda eyalet ve yerel yetkililerle yapılan "verimli görüşmelerin" sonucu olduğunu söyledi.

Minnesota Valisi Tim Walz, X'te Homan'ın duyurusunun "doğru yönde bir adım olduğunu ancak güçlerin daha hızlı ve daha fazla çekilmesine ihtiyaç duyulduğunu" yazdı. Walz ayrıca Good ve Pretti'nin öldürülmesiyle ilgili eyalet öncülüğünde soruşturulma çağrısında bulundu.

Minneapolis Belediye Başkanı Jacob Frey, kalan 2 bin ajanı gerekçe göstererek, çekilmenin "gerilimi azaltma anlamına gelmediğini" savundu. İç Güvenlik Bakanlığı'nın Minnesota'daki operasyonunun "sakinlerle işletmeler için felaket olduğunu ve derhal sona ermesi gerektiğini" söyledi.

Independent Türkçe