Libya Ulusal Birlik Hükümeti ile Doğu Libyalı milletvekilleri ihtilafı büyüyor

Tarhuna’da kimliği belirlenemeyen 35 kişinin daha cesedi bulunurken olaya karışanlardan hesap sorulması istendi

Libyalılar, yetkililerin Tarhuna’daki toplu mezarlarla ilgili suçlara karışanlardan hesap sorulması talebiyle gösteri düzenledi (Reuters)
Libyalılar, yetkililerin Tarhuna’daki toplu mezarlarla ilgili suçlara karışanlardan hesap sorulması talebiyle gösteri düzenledi (Reuters)
TT

Libya Ulusal Birlik Hükümeti ile Doğu Libyalı milletvekilleri ihtilafı büyüyor

Libyalılar, yetkililerin Tarhuna’daki toplu mezarlarla ilgili suçlara karışanlardan hesap sorulması talebiyle gösteri düzenledi (Reuters)
Libyalılar, yetkililerin Tarhuna’daki toplu mezarlarla ilgili suçlara karışanlardan hesap sorulması talebiyle gösteri düzenledi (Reuters)

Libya Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) Başbakanı Abdulhamid Dibeybe ile Doğu Libya (Sirenayka) bölgesinin milletvekilleri arasındaki anlaşmazlıklara bir yenisi daha eklendi. Başbakan Yardımcısı Hüseyin el-Katrani, Libya Uluslararası Telekom Şirketi’nin (LITC) ‘hassas öneme sahip üst düzey hizmet kuruluşlarından biri’ olduğunu vurgulayarak şirketin yönetim kurulunun değiştirilmesine karşı uyardı.
Dibeybe’ye hitaben yazdığı bir mektupta, bu adımın ‘UBH’nin tabutuna çakılan son çivi ve yeniden bir bölünme sürecinin başlangıcı olacağı’ uyarısında bulunan Katrani, Libya Yüksek Seçim Kurulu Başkanı İmad es-Sayih’in, Temsilciler Meclisi (TM) ile hükümet arasında seçim yasaları konusunda yaşanan anlaşmazlık nedeniyle 24 Aralık’ta yapılması planlanan seçimlerin ertelendiğini duyurmak zorunda kalabileceğini söyledi. Katrani, “Koltukta oturan kimse seçim istemez. Sadece Libya halkı seçimlerin yapılmasını istiyor, ama onların da elinden bir şey gelmiyor. Gördüklerimden anladığım kadarıyla seçim olmayacak” ifadelerini kullandı.
Başbakan Yardımcısı, geçtiğimiz Cumartesi akşamı Libya’daki aşiretlerin liderleriyle yaptığı görüşmede, Bingazi'de paralel bir hükümet kurma niyeti olduğuna dair söylentileri bir kez daha yalanlarken Başbakan Dibeybe’yi de ülkenin doğusunda durdurulan projeleri görmezden gelmekle suçladı. Buna karşın Başbakan Dibeybe, yardımcısı Katrani’nin suçlamaları karşısında sessizliğini korurken suçlamalar hakkında yorum yapmaktan kaçındı. Dibeybe, dün de projelerin yeniden canlandırılması ve yeniden inşa sürecinin hızlandırılmasına katkı sağlayan takip mekanizmalarının geliştirilmesi amacıyla Libya Denetim Bürosu Başkanı Halid Şakşak ile bazı şehirlerde başlatılan kalkınma projelerini yerinde denetlemeye devam etti.
Dibeybe, Şakşak ile yaptığı toplantıda, yurt içinde ve yurt dışında tedavi konusunun ele alındığını ve borçların incelenmek ve onaylamakla görevli komisyonların çalışmalarını takip etmek için çalıştıklarını söyledi. Libya Başbakanı, ‘düzenleyici kararları henüz yayımlanmamış olan Kurumsal Yönetim Düzenlemeleri’nin yürürlüğe girmesine’ karar verildiğine işaret etti.
Öte yandan ülkenin doğusunda faaliyet gösteren Libya Ulusal Ordusu’na (LUO) bağlı 106. Tugay, unsurlarına yönelik en büyük taktik tatbikatı gerçekleştirmeye hazırlanıyor. TM’ye bağlı Genelkurmay Başkanı Korgeneral Abdurrazık en-Nazuri, geçtiğimiz Cumartesi akşamı Tobruk’ta yaptıkları toplantıda, Başbakanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi’ye başkomutan sıfatıyla asker selamı verdi.
Başkanlık Konseyi Başkanı Menfi, toplantıda, 5+5 Ortak Askeri Komitesi'nin ateşkesin pekiştirilmesi, sahil yolunun açılması ve çeşitli taraflardan tutukluların serbest bırakılması konusunda atılan önemli adımların ele alındığını söyledi. Menfi, toplantıda ayrıca yaklaşan seçimlerin yapılmasına katkıda bulunmak için ordunun birleştirilmesi, başarılı olmasının sağlanması ve istikrar ve güvenliğin tesis edilmesi için çabaların sürdürülmesine değinildiğine işaret etti.
Cumartesi akşamı Tobruk'ta TM Savunma ve Ulusal Güvenlik Komitesi Başkanı Talal el-Mihub ile seçim ve uzlaşı dosyalarını ve ordunun birleştirilmesi konusunu görüşen Menfi, Mihub’un, kendisine komitenin savunma ve ulusal güvenlik dosyasındaki görevleri hakkında bilgi verdiğini söyledi.
Diğer taraftan Başkanlık Konseyi Başkan Yardımcısı Abdullah el-Lafi, seçimlerin, seçimlerin başarıya ulaşmasını garanti eden yasal ve anayasal bir çerçeveye göre yapılması ve tüm siyasi partilerin, ülkeyi siyasi, ekonomik, güvenlik ve sosyal olarak kendisine yük olan geçiş aşamalarından kurtaracak seçim sonuçlarını kabul etmesi gerektiğini vurguladı.
Lafi, Trablus'ta BM Genel Sekreter Yardımcısı ve BM Libya Destek Misyonu (UNSMIL) Koordinatörü Raisedon Zenenga ile yaptığı görüşmede, “Önümüzdeki haftalarda, seçimlerin zamanında yapılmasını sağlayan kararlar alarak mevcut duruma ilişkin kapsamlı bir vizyona ulaşmak için çalışılmasına ihtiyaç var” yorumunda bulundu. Zenenga’nın, UNSMIL’in tüm ilgili tarafların mutabakatı ile seçimleri zamanında yapılmasını istediğinin altını çizdiğini aktaran Lafi,  ayrıca Başkanlık Konseyi'nin Libyalıların istediği kişilerden oluşan bir iktidarın kurulmasını sağlayacak bir seçim sürecinin sorunsuz işleyişini desteklemedeki rolüne övgüde bulunduğunu da kaydetti.
Bir başka gelişmede Libya Kayıp İnsanları Arama ve Kimlik Tespit Etme Kurumu, Tarhuna'daki yedi bölgeden kimliği belirsiz 35 ceset çıkarmayı başardı. Mağdurların ve kayıp yakınlarının bir kısmı, yetkilileri, bunun sorumlularına hesap sormaya çağırdı.
Yetkililer tarafından dün akşam yayınlanan istatistiklere göre Terhune’de arama yapılan 245 sahada, beş toplu mezar ve iki tane de tek kişinin olduğu mezar keşfedildi.
BM İnsan Hakları Konseyi'ne bağlı kurulan Bağımsız Araştırma Misyonu başkanlığını yapan eski Fas adalet bakanı Muhammed Ucar 4 Ekim'de, “Misyon, Terhune'de 2016 yılından 2020 yılına kadar sivillere yönelik toplu katliam yapıldığına dair kanıtların toplandığını doğruladı” açıklamasında bulunmuştu.



Washington, Suriye güçlerini Halep ve Tabka arasında "herhangi bir saldırı eylemini" durdurmaya çağırdı

Suriye ordusu dün Halep'in doğusundaki kırsal kesimde bulunan Meskene'ye girdi (AFP)
Suriye ordusu dün Halep'in doğusundaki kırsal kesimde bulunan Meskene'ye girdi (AFP)
TT

Washington, Suriye güçlerini Halep ve Tabka arasında "herhangi bir saldırı eylemini" durdurmaya çağırdı

Suriye ordusu dün Halep'in doğusundaki kırsal kesimde bulunan Meskene'ye girdi (AFP)
Suriye ordusu dün Halep'in doğusundaki kırsal kesimde bulunan Meskene'ye girdi (AFP)

ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM) komutanı Amiral Brad Cooper, Suriye hükümet güçlerini ülkenin kuzeyindeki Halep ve Tabka şehirleri arasındaki bölgede "herhangi bir saldırı eylemini" durdurmaya çağırdı ve Kürt güçleriyle aralarındaki "gerginliğin artmasını önleme" çabalarını memnuniyetle karşıladı.

Cooper, "Suriye hükümet güçlerini Halep ve Tabka arasında bulunan bölgelerdeki her türlü saldırı operasyonunu durdurmaya çağırıyoruz" diyerek, "Suriye'deki tüm tarafların gerginliğin artmasını önlemek ve diyalog yoluyla bir çözüm aramak için sürdürdüğü çabaları memnuniyetle karşılıyoruz" ifadelerini kullandı.


Uluslararası toplum Lübnan'da sadece ateşkes değil, silahsızlanma da istiyor

Beyrut'taki Refik Hariri Uluslararası Havalimanı yolunda Lübnan ordusunu destekleyen afişler (Arşiv – AP)
Beyrut'taki Refik Hariri Uluslararası Havalimanı yolunda Lübnan ordusunu destekleyen afişler (Arşiv – AP)
TT

Uluslararası toplum Lübnan'da sadece ateşkes değil, silahsızlanma da istiyor

Beyrut'taki Refik Hariri Uluslararası Havalimanı yolunda Lübnan ordusunu destekleyen afişler (Arşiv – AP)
Beyrut'taki Refik Hariri Uluslararası Havalimanı yolunda Lübnan ordusunu destekleyen afişler (Arşiv – AP)

Son günlerde, Lübnan resmî makamlarının 2006’da kabul edilen ve 2024’te güncellenen 1701 sayılı Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi kararının uygulanmasına bağlılık vurgusu ile, yalnızca ateşkesin kalıcı hale getirilmesini değil, silahların bırakılmasını ve gücün devlet elinde toplanmasını açıkça dile getirmeye başlayan uluslararası aktörlerin yaklaşımı arasındaki çelişki giderek belirginleşiyor. Bu yeni yaklaşım, Lübnan devletini son derece hassas bir siyasi ve güvenlik sınavıyla karşı karşıya bırakıyor.

İsrail’in artan askeri faaliyetleri ve Litani Nehri’nin güneyi ile kuzeyine yönelik hava saldırılarının sürmesi eşliğinde, Lübnan devleti 1701 sayılı kararın tüm hükümlerine bağlılığını ortaya koymaya çalışıyor. Resmî açıklamalarda, Lübnan ordusunun Mavi Hat boyunca görevlerini yerine getirdiği ve Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Görev Gücü (UNIFIL) ile iş birliği içinde sükûneti sağlamaya çalıştığı vurgulanıyor.

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn da Lübnan’ın ‘ateşkese bağlı olduğunu ve uluslararası yükümlülüklerine saygı gösterdiğini’ yineleyerek, 2006’dan bu yana geçerli olan çerçevenin korunması yönündeki iradeye işaret etti.

Ancak Lübnan’ın bu yaklaşımı Batılı başkentleri artık ikna etmiyor. Son dönemde ABD ve Avrupa’dan gelen açıklamalar, ‘uluslararası toplumun istikrarı yönetme aşamasından, değişimi dayatma aşamasına geçtiğini’ açık biçimde ortaya koyuyor. Özellikle Lübnan ordusunun güneyde sahadaki planını uygulamaya başlamasının ardından, silahların devlet otoritesi altında toplanması gerekliliği yönündeki söylem daha da güç kazanmış durumda.

Uluslararası silahsızlanma takvimi

Eski milletvekili Faris Said, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, uluslararası toplumun Lübnan’daki tüm yasadışı silahların tasfiyesi, özellikle de Hizbullah’ın silahları için bir takvim belirlediğinin artık netleştiğini, bunun yalnızca Litani Nehri güneyindeki silahları kapsayan 1701 sayılı karar ile sınırlı olmadığını söyledi.

Said, “Lübnan yetkilileri bu takvimden haberdar, ancak kamuoyuna açıklanmadı. Yetkililerin bu konuda ciddi adımlar atması gerekiyor, çünkü gecikme ülkeyi büyük siyasi ve güvenlik risklerine maruz bırakır” ifadelerini kullandı.

Said’e göre mevcut aşama, uluslararası yaklaşımda bir değişimi gösteriyor: “Artık odak sadece güneydeki durumu düzenleyen 1701 sayılı kararın uygulanmasında değil. Zira şimdi tüm milislerin silahsızlandırılması yönünde açık talepler öne çıkıyor” (yani 1559 sayılı karar). Said bu değişimi, ‘Lübnan siyasetinde silahın egemenliğine son verme iradesi’ olarak nitelendirdi.

Said ayrıca, “Lübnan’da Hizbullah tarafından yapılan sözlü tırmanış, gerçek durumla uyumlu değil. Hizbullah medyada tonunu yükseltiyor, ancak geniş çaplı bir askeri çatışmaya girişecek kapasitesi yok” değerlendirmesinde bulundu. Said, Hizbullah içinde iki eğilim olduğunu belirterek, birinin İran-ABD müzakerelerini beklediğini, diğerinin ise Hizbullah’ı çıkmazdan kurtaracak bir Arap çözümü arayışında olduğunu bildirdi.

 Hizbullah tarafından Lübnan'ın güneyindeki Kaleviyeh köyüne yerleştirilen bir füze maketi… Duvarda “Silahlarımızı bırakmayacağız” yazıyor. (EPA)Hizbullah tarafından Lübnan'ın güneyindeki Kaleviyeh köyüne yerleştirilen bir füze maketi… Duvarda “Silahlarımızı bırakmayacağız” yazıyor. (EPA)

1701 sayılı BM Güvenlik Konseyi kararının uygulanmasının geçmiş yıllarda Hizbullah’ın silahları ve siyasi sisteme derinlemesine nüfuzu nedeniyle aksadığını belirten Said, Hizbullah’ın seçim yasası ve mezhep ötesi ittifakları aracılığıyla kendisine bir siyasi güvenlik ağı oluşturduğunu söyledi.

Said sözlerini şöyle noktaladı: “Artık Lübnan devletinin zaman kaybetme lüksü yok. Devlet, BM gözetiminde tek bir masada oturup bekleyen meseleleri çözmeli ve müzakerelere parti mantığıyla değil, devlet mantığıyla başlamalı. Zamanla yarış içindeyiz; eğer bu yılı da aşarsak ve silah konusunda siyasi çözümler bulamazsak, tüm Lübnan’ın yeniden şiddet sarmalına gireceği düşüncesi gerçek olabilir.”

1701 sayılı karar artık uygulanabilir değil

Lübnan devleti, uluslararası meşruiyet politikasını savunmak zorunda kalırken, ülkedeki en etkili güçlerden Hizbullah, kararı kabul eden devletlerin yorumladığı şekliyle 1701 sayılı kararın sınırlarını tanımıyor.

Hukuk profesörü Dr. Ali Murad, “Lübnan, savaşın ve ateşkes anlaşmasının ortaya çıkardığı güç dengeleri ışığında son derece zor bir gerçeklikle karşı karşıya” dedi. Murad, İsrail’in, Lübnan hükümetinin son olarak silahları devletin elinde toplama çabalarına rağmen, ‘adım adım’ dengesini aştığını belirtti.

Murad, güç dengelerinin bugün her zamankinden daha fazla İsrail lehine döndüğünü, özellikle Suriye rejiminin çöküşü ve Hizbullah’ın yanıt verememesi sonrası, herkesin durumu objektif şekilde değerlendirmesi gerektiğini vurguladı. Murad, “2006’da kabul edilen 1701 sayılı karar, o dönemdeki koşullar değiştiği için artık uygulanabilir değil” ifadesini kullandı.

Mevcut durumun çok daha zor olduğunu belirten Murad, Hizbullah’ın o dönemde silahlarını karar gereği teslim etmemesinin, sonraki uygulamaları daha karmaşık hale getirdiğini söyledi. Murad, savaş sonrası kabul edilen yorum çerçevesinde ateşkesin artık uygulanabilir olmadığını, durumun daha karmaşık ve zor hale geldiğini vurguladı.

Murad, Lübnan devletinin dolaylı müzakere fikrini kabul etmesinin, ulusal çıkarı koruma sorumluluğunu beraberinde getirdiğini belirterek, bunun; saldırıların durdurulması, İsrail’in çekilmesi, tutukluların geri dönmesi ve yeniden imar sürecinin başlatılması gibi açık hedefleri kapsaması gerektiğini ifade etti. Murad, “Bu hedeflerin hiçbiri Hizbullah’ın silahlarıyla artık gerçekleştirilemez” dedi.

Murad sözlerini şu ifadelerle bitirdi: “2006 versiyonu artık geçerli değil, mevcut ateşkes versiyonu ise gerçeklik tarafından aşılmış durumda. Lübnan devleti ve Hizbullah, durumu olduğu gibi değerlendirmeli, inkâr veya kaçma yoluna başvurmamalı.”


İsrail: Hamas'ı iki ay içinde silahsızlandırın... yoksa savaşla karşı karşıya kalırsınız

Gazze'deki Hamas savaşçıları (Arşiv- Reuters)
Gazze'deki Hamas savaşçıları (Arşiv- Reuters)
TT

İsrail: Hamas'ı iki ay içinde silahsızlandırın... yoksa savaşla karşı karşıya kalırsınız

Gazze'deki Hamas savaşçıları (Arşiv- Reuters)
Gazze'deki Hamas savaşçıları (Arşiv- Reuters)

İsrail, Gazze Şeridi'ndeki Filistinli gruplara silahsızlanmaları için iki aylık bir ültimatom verdi ve bunu uygulamak için yeniden askeri müdahale tehdidinde bulunarak, savaşı yeniden alevlendirebileceğini belirtti.

İsrail kaynakları, Tel Aviv'in bu ültimatomu ABD ile tam bir mutabakat içinde verdiğini ve silahsızlanma sürecinin niteliğini ve kriterlerini İsrail'in belirleyeceğini ifade etti.

İsrail medya kuruluşu Kanal 12'ye göre ordu şimdiden bir askeri operasyon senaryosuna hazırlanıyor ve ABD Başkanı Donald Trump, "Onlar (Hamas) bunu kolay yoldan da zor yoldan da yapabilirler" diyerek İsrail'in pozisyonunu güçlendirdi.

13 Ocak 2026'da Gazze Şehri sahilinde yerinden edilmiş Filistinliler için kurulan bir kamp (AP)13 Ocak 2026'da Gazze Şehri sahilinde yerinden edilmiş Filistinliler için kurulan bir kamp (AP)

Kanal haberinde, “Barış Konseyi ve teknokrat yönetim kurulduğu andan itibaren Hamas'a silahsızlanması için iki ay süre verilecek. Eğer bunu gönüllü olarak yapmazsa, İsrail ordusu müdahale edecek” ifadelerini kullandı.

İsrail'de bu tehditkar tavrın, ABD Başkanı Donald Trump ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu arasında tam bir anlaşmanın sonucu olduğu iddiası var.

İsrailli bir güvenlik kaynağı, Hamas'ın belirtilen süre içinde silahsızlandırılmaması durumunda "İsrail ordusunun şimdiden planlar hazırladığını" belirtti.

İsrail güvenlik teşkilatının değerlendirmesine göre Hamas hâlâ sahada faaliyet gösteriyor, zaman onların lehine işliyor ve hareket çatışmalar sırasında ağır hasar görmüş olsa da çöküşten çok uzak.

Güvenlik değerlendirmelerine göre, “örgüt hâlâ Gazze’nin bazı bölgelerinde otorite ve askeri kontrolü sürdürüyor, sahada faaliyet gösteriyor ve özellikle hâlâ etkin kontrolü altında bulunan bölgelerde silahlanmaya ve büyümeye devam ediyor… Ortaya çıkan geçiş dönemi (Hamas'a) hizmet ediyor ve yeteneklerini yeniden inşa etmesine, yeraltı altyapısını harekete geçirmesine ve bir savaş gücünü yeniden kurmasına olanak tanıyor.”

 Gazze'yi yönetmekle görevlendirilen teknokrat komite dün Kahire'de toplandı (Reuters)Gazze'yi yönetmekle görevlendirilen teknokrat komite dün Kahire'de toplandı (Reuters)

İsrail'deki bilgili kaynaklar, bu durum ışığında "mevcut aşamayı uzatmanın bir seçenek olmadığını" belirterek, "belirli ve sınırlı bir zaman çizelgesi belirlendiğini ve bu çizelgenin sonunda kesin bir karar verileceğini" vurguladı.

Siyasi ve güvenlik kaynakları, bu kararın ABD ile tam koordinasyon içinde alındığını ve Washington ile Tel Aviv arasında doğrudan varılan anlaşmaların bir parçası olduğunu doğruladı. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre bu anlaşmalar, Hamas'ın silahsızlandırılmasının sadece belirtilen bir hedef değil, Gazze Şeridi'ndeki herhangi bir ilerleme için bağlayıcı bir koşul olduğu konusunda da mutabakatı içeriyor.

Kaynaklar, İsrail'in "silahsızlanma" tanımının, kriterlerinin, nasıl doğrulanacağının ve ne zaman gerçek ve tamamlanmış sayılacağının tam kontrolüne sahip olacağını ifade etti.

İsrail kaynakları, kısmi bir dağılmanın veya sembolik bir adımın kabul edilmeyeceğini ve Hamas askeri yeteneklere sahip olduğu sürece "sarı hat’tan" geri adım atılmayacağını vurguladı.

İsrail, Hamas silahsızlandırılana kadar Gazze'de kurulan teknokrat hükümetle iş birliğinin sınırlı ve temkinli olmasına karar verdi.

Kaynaklar, İsrail'in teknokrat hükümetin bileşimini ve üyelerinin isimlerini incelediğini belirtti.

Tel Aviv'de hakim olan varsayım, Hamas'ın kendi isteğiyle silahsızlanmayacağı yönünde ve ültimatom, (askeri olarak) harekete geçmeden önce net bir zaman çerçevesi belirlemeyi de amaçlıyor.

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)

İsrail'in uyarısı, yıkıcı bir savaştan iki yıl sonra geldi ve İsrail'in Hamas karşısında başka ne yapacağı bilinmiyor.

İsrail, Gazze Şeridi'ndeki her türlü silahı ortadan kaldırmak ve tüm tünelleri yok etmek istiyor.

Hamas, Gazze Şeridi'nde iktidarı teknokrat bir hükümete devredeceğini açıkladı, ancak silahsızlanacağına dair bir açıklama yapmadı.

ABD yetkilileri, Axios'a daha önceki bir raporda, Hamas'ın gizli iletişimlerde, Gazze anlaşmasının ikinci aşamasının başlangıcıyla eş zamanlı olarak ABD'nin silahsızlanma planını kabul etmeye istekli olduğunu ifade ettiğini söylemişti.

Rapora göre, Trump'ın Hamas'ı silahsızlandırma planı, tüneller ve silah fabrikaları gibi askeri altyapının imha edilmesi, füzeler ile ağır silahların İsrail'e karşı kullanılmasını engelleyecek depolama alanlarına yerleştirilmesiyle başlayarak, aşamalı olarak uygulanmasını öngörüyor.

Aynı aşamada, Gazze Şeridi'nde teknokrat bir hükümete bağlı, güvenlik ve düzeni sağlamaktan sorumlu ve Şerit içinde silah bulundurma yetkisine sahip tek kurum olacak bir polis gücü oluşturmak için çalışmalar sürüyor.

İnternet sitesi, bir ABD yetkilisinin Hamas'ın silahsızlanma konusunda "olumlu sinyaller" gönderdiğini söylediğini aktarırken, ateşkesin başarısının ve kalıcı bir barışa dönüşmesinin, hareketin silahlarını bırakmasına ve İsrail güçlerinin Gazze'den çekilmesine bağlı olduğunu vurguladı.

Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail, kişisel silahlarını teslim etmeye ve askeri faaliyetlerden vazgeçmeye istekli Hamas üyelerine özel af çıkarma olasılığını değerlendiriyor.