Suriye'nin kuzeydoğusunda olası bir Türkiye- SDG çatışmasının sinyalleri

SDG’nin Deyrizor’un doğusundaki Ömer Petrol Sahası’nda daha önce gerçekleştirdikleri bir askerî geçit töreninden bir kare (Şarku’l Avsat)
SDG’nin Deyrizor’un doğusundaki Ömer Petrol Sahası’nda daha önce gerçekleştirdikleri bir askerî geçit töreninden bir kare (Şarku’l Avsat)
TT

Suriye'nin kuzeydoğusunda olası bir Türkiye- SDG çatışmasının sinyalleri

SDG’nin Deyrizor’un doğusundaki Ömer Petrol Sahası’nda daha önce gerçekleştirdikleri bir askerî geçit töreninden bir kare (Şarku’l Avsat)
SDG’nin Deyrizor’un doğusundaki Ömer Petrol Sahası’nda daha önce gerçekleştirdikleri bir askerî geçit töreninden bir kare (Şarku’l Avsat)

Türkiye, Suriye'nin kuzeydoğusunda Washington'ın müttefiki olan Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) kontrolü altındaki bölgelere geniş çaplı askeri bir harekât başlatma yönündeki tehditlerini artırırken, Kürt bir lider herhangi bir saldırının ‘şiddetli bir direnişle karşılanacağını’ vurguladı.
SDG, Suriye’nin kuzeydoğusunda, 185 bin 180 kilometrekarelik, ülkenin yüzölçümünün yaklaşık yüzde 20'si kadar olduğu tahmin edilen bir alanı kontrol ediyor. Bölgede savaşın farklı taraflarını destekleyen uluslararası ve bölgesel üç ordu konuşlu. Bu coğrafi bölgenin sınırları, ülkenin kuzeyindeki Halep ilinden başlıyor. SDG, stratejik öneme sahip Tel Rıfat, Fafin, Ahras ve Kefer Naya beldelerinin yanı sıra Herbel, Şeyh İsa ve Kefer Nasih köylerinin de yer aldığı Halep’in kuzey kırsalındaki dört tarafından kuşatılmış bir yerleşim bölgesini kontrol ediyor. Halep'in merkezine 35 kilometre uzaklıktaki nüfusunun çoğunluğunu Kürtlerin oluşturduğu Afrin kırsalındaki Şirava ilçesi de yine SDG’nin kontrolünde olan yerlerden biri.
SDG’nin omurgası olan ve Kürt, Arap ve Süryani gruplardan oluşan Halk Koruma Birlikleri (YPG), Halep'in doğusunda Münbiç ve Ayn el-Arab (Kobani) kentleri ile Türkiye destekli silahlı muhalif grupların kontrolü altındaki el-Bab kentine bağlı el-Arima köyünü kontrol ediyor. Rus ordusu ve Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed'e bağlı düzenli güçler, Tel Rıfat ve Münbiç’teki yerleşim bölgelerine konuşlandırılırken Cerablus, el-Bab, Azez, Mare’, Afrin ve Fırat Nehri'nin batısındaki Türkiye ile olan tüm kuzey sınır şeridinin şehir ve ilçeleri, Suriye Milli Ordusu’nun (SMO) ve Türkiye destekli silahlı muhalif gruplarının kontrolü altında.
Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi’nin önde gelen siyasi partilerden biri olan ve Suriyeli Kürtlerin oluşturduğu Demokratik Birlik Partisi (PYD) Eşbaşkanlık Konseyi üyesi Salih Müslim, yaptığı açıklamada, Türkiye'nin çabalarının Kürt halkını ve bölge halklarını ortadan kaldırmaya yönelik olduğunu iddia etti
Türkiye ve Türkiye destekli muhalif grupların nüfuzu altındaki bölgeleri ‘işgal edilmiş topraklar’ olarak nitelendiren Müslim, Türkiye’nin başlatacağı herhangi yeni bir askeri saldırının ‘şiddetli bir direniş’ ile karşılanacağını vurguladı. Bölge halklarının direnmekten başka çarelerinin olmadığını ve ‘topraklarının işgal edilmesini’ kabul etmeyeceklerini söyleyen Müslim, “Halkımız meşru müdafaa çerçevesinde işgal altındaki bölgelerdeki operasyonlarına devam ediyor” dedi. Moskova ve Şam’ın birçok kez Türk ordusunun Münbiç şehrine askeri bir harekât başlatacağını iddia ettiklerini ifade eden Müslim, “Bize ‘Burayı Türklere teslim etmelisiniz. Eğer teslim etmezseniz biz (Moskova ve Şam) saldıracağız’ dediler. Ama Münbiç'i savunanlar; şehrin sakinleri, idare meclisi ve askeri güçleridir. Her yeni saldırı direnişle karşılanacaktır. Çünkü bu toprakların sahipleri var. Direnecekler ve şehri savunacaklar” ifadelerini kullandı.
SDG ayrıca Rakka’nın merkezini ve Tabka ile Ayn İsa ilçelerinin kırsal kesiminin yer aldığı büyük bir bölümünü kontrol ediyor. ABD güçlerinin Rakka’yı çevreleyen üslerdeki askeri varlığının yanı sıra SDG ile Esed güçleri ve Rusya arasında yapılan bir anlaşma çerçevesinde Suriye ordusu ve Rus güçler de bu yerleşim bölgesinde konuşlu. Tel Abyad beldesi ve Haseke ilindeki Rasulayn kenti ile 120 kilometre uzunluğunda olduğu tahmin edilen sınır şeridi boyunca uzanan kuzey kırsalı ise Türkiye destekli SMO grupları tarafından kontrol ediliyor. Bu bölge, Türk ordusunun, Fırat Nehri'nin batısındaki Özerk Yönetim bölgelerini nehrin doğusundan uzak tutmak amacıyla Ayn İsa beldesinden geçen ve Haseke’nin Tel Temr kasabasına ulaşan M4 uluslararası karayolu boyunca şiddetli bombardımanlarına sahne oluyor.
PYD’li Salih Müslim, açıklamasında, 2019 yılının Ekim ayında Barış Pınarı Harekâtı’nı durdurmak için Türkiye, Rusya ve ABD arasında imzalanan ve SDG'nin Türkiye sınırlarından 30 kilometre içeriye çekilmesini öngören anlaşma çerçevesinde, SDG’nin bugüne kadar herhangi bir saldırıda bulunmadığını, ancak Türk güçleri ve Türkiye destekli muhalif grupların anlaşmayı 194 kez ihlal ettiğini belirterek, “Güçlerimiz Türkiye sınırına hiç saldırmadı” dedi.
SDG’nin Deyrizor’da kontrolü tüm doğu kırsalını kapsarken Fırat Nehri’nin Irak sınırına kadar ulaşıyor. Temas sınırı, SDG'nin kontrolü altındaki bölgeleri Suriye ordusunun nüfuz alanlarından ayırıyor. Uluslararası koalisyonun ve ABD ordusunun en büyük üsleri, petrol, enerji ve gaz yatakları açısından zengin olan bu bölgede bulunuyor. SDG, Haseke ve başlıca şehirlerinin çoğunluğunu kontrol ederken, Esed rejimi, Haseke'nin merkezindeki Kamışlı kentinde ve sivil uçuşların yapıldığı havalimanında güvenlik güçleri bulunduruyor.
Şam'ın ülkenin kuzey doğusunda bir Kürt özerk bölgesinin kurulmasına karşı olduğunu ifade eden Müslim, “Şam’ın tutumu net. Ona göre Kürtler özerk bir yönetime sahip olmamalı. Özerk Yönetim’den heyetler rejimle diyalog kurabilmek için Şam’a gittiler, ancak ne kapılar açıldı ne de onlarla görüştüler” ifadelerini kullandı. Türkiye’yi Kuzey ve Doğu Özerk Yönetimi ve Suriye Demokratik Konseyi (SDK) heyetlerinin Washington ve Moskova gibi dünya başkentlerini ziyaret etmesinin ardından kaos yaymakla ve iç barışa yönelik saldırılarını ve tehditlerini artırmak için bahaneler yaratmakla suçlayan Müslim, “Heyetlerimizin ABD’li ve Rus yetkililerle görüşmeleri, Suriye'de istikrar ve siyasi çözüme dayanıyordu. Fakat Türkiye çözüm istemeyen taraf olduğu için tehditlerine devam ediyor” şeklinde konuştu.



Arap Koalisyonu liderliğindeki askeri komite, Yemen güçlerini birleştirmek ve devleti yeniden kurmak için harekete geçti

Aden Valisi ve yeni Devlet Bakanı Abdurrahman Şeyh, Alimi'nin huzurunda yemin etti (SABA)
Aden Valisi ve yeni Devlet Bakanı Abdurrahman Şeyh, Alimi'nin huzurunda yemin etti (SABA)
TT

Arap Koalisyonu liderliğindeki askeri komite, Yemen güçlerini birleştirmek ve devleti yeniden kurmak için harekete geçti

Aden Valisi ve yeni Devlet Bakanı Abdurrahman Şeyh, Alimi'nin huzurunda yemin etti (SABA)
Aden Valisi ve yeni Devlet Bakanı Abdurrahman Şeyh, Alimi'nin huzurunda yemin etti (SABA)

Yemen Başkanlık Liderlik Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi, Yemen’de Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu liderliğinde, tüm askeri güçlerin ve oluşumların hazırlanmasından, donatılmasından ve komutasından sorumlu olacak bir yüksek askeri komite kurulduğunu duyurdu. Bu komite, askeri karar alma sürecini birleştirmek ve Husilerin barışı reddetmesi durumunda devletin kurumlarını barışçıl yahut zorla yeniden kurmaya hazır olmasını sağlamak amacıyla kuruldu.

Dün televizyonda yayınlanan konuşmasında Alimi, Hadramut ve Mahra illeri, geçici başkent Aden ve kurtarılan diğer bölgelerdeki askeri kampların devrinin tamamlandığını doğruladı. Alimi, devletin güney davasına bağlılığını, Suudi Arabistan'ın himayesinde kapsamlı bir güney diyalog konferansının düzenlenmesini desteklediğini ve konferansın sonuçlarının bölgesel ve uluslararası garantiler altında uygulanacağını bir kez daha teyit etti.

Öte yandan, Yemen cumhurbaşkanlığından bir kaynak, Birleşik Arap Emirlikleri’ne (BAE), Başkanlık Konseyi üyesi Ferec el-Bahsani'nin, Konsey liderliğiyle çalışmak ve Suudi Arabistan'ın desteklediği devam eden çabalara katılmak üzere Riyad'a gitmesine izin vermesini istedi.

Son günlerde Bahsani ile iletişime geçmenin imkansız olduğunu doğrulayan kaynak, BAE’li yetkililerin onun Başkanlık Konseyi'ndeki görevlerini yerine getirmek için ülkeyi terk etmesine izin vermediğini ima etti.


Suriye: SDG'nin Fırat Nehri'nin su pompalama işlemini durdurmasının ardından Halep'te su kesintisi yaşandı

Halep'te Suriye güvenlik güçlerine ve orduya ait araçlar (Reuters)
Halep'te Suriye güvenlik güçlerine ve orduya ait araçlar (Reuters)
TT

Suriye: SDG'nin Fırat Nehri'nin su pompalama işlemini durdurmasının ardından Halep'te su kesintisi yaşandı

Halep'te Suriye güvenlik güçlerine ve orduya ait araçlar (Reuters)
Halep'te Suriye güvenlik güçlerine ve orduya ait araçlar (Reuters)

Suriye Demokratik Güçleri (SDG) Halep'in doğusundaki Fırat Nehri'nden su pompalama işlemini durdurduktan sonra, dün akşam Halep şehrine su temini aksadı, şehirde ve kırsal kesimde yaşayan milyonlarca insan susuz kalma tehlikesiyle karşı karşıya kaldı.

Şarku'l Avsat'ın DPA'dan aktardığına göre Suriye Enerji Bakanlığı yaptığı açıklamada, “Halep'in doğu kırsalındaki el-Babiri istasyonundan su pompalanması, SDG'ye bağlı askeri unsurların doğrudan emriyle bugün saat 17:30'da durduruldu” ifadesini kullandı.

Enerji Bakanlığı'nın açıklamasında, “El-Babiri istasyonu SDG'nin kontrolü altında ve Halep şehri ile kırsalının ana su kaynağıdır. İstasyonun kapatılması, tüm vilayete doğrudan zarar vermiş ve vatandaşların yaşamları ile temel hizmetler üzerinde olumsuz bir etki yaratmıştır” denildi.


Bishara Bahbah: Salı günkü Barış Konseyi'nin ardından Gazze Yönetim Komitesi toplanacak

Bishara Bahbah, ABD Başkanı Donald Trump ve Başkan Yardımcısı JD Vance arasında (Bahbah'ın X hesabı)
Bishara Bahbah, ABD Başkanı Donald Trump ve Başkan Yardımcısı JD Vance arasında (Bahbah'ın X hesabı)
TT

Bishara Bahbah: Salı günkü Barış Konseyi'nin ardından Gazze Yönetim Komitesi toplanacak

Bishara Bahbah, ABD Başkanı Donald Trump ve Başkan Yardımcısı JD Vance arasında (Bahbah'ın X hesabı)
Bishara Bahbah, ABD Başkanı Donald Trump ve Başkan Yardımcısı JD Vance arasında (Bahbah'ın X hesabı)

Gazze'deki arabulucu ve “Barış İçin Arap Amerikalılar" komitesinin başkanı Bishara Bahbah, dün Şarku’l Avsat'a verdiği demeçte, aldığı bilgilere göre ABD Başkanı Donald Trump'ın 13 Ocak Salı günü Gazze Şeridi için geçici bir yönetimi denetleyecek "Barış Konseyi"ni açıklayacağını söyledi. Bunun ardından bir veya iki gün sonra Kahire'deki toplantılar sırasında Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulacağını belirtti.

Filistin kökenli Amerikalı Bahbah, “Barış Konseyi”nin Katar, Mısır ve BAE de dahil olmak üzere birçok ülkeyi içereceğini ve teknokratlardan oluşacak komitesinin isimlerinin “İsrail'in itirazıyla karşılaştığını, perşembe ve cuma günleri Gazze'deki (Barış Konseyi) direktörlüğü pozisyonuna aday olan Nikolay Mladenov'un İsrail ve Ramallah'a yaptığı iki ziyaret sırasında bu isimler üzerinde anlaşmaya varıldığını” açıkladı.