Libya hükümeti ile doğudaki muhalifleri arasındaki anlaşmazlıklar hız kazandı

Hafter’e dava açılması çağrısının ardından eleştiri okları Dibeybe’ye yöneldi.

Libya Ulusal Birlik Hükümeti Başbakanı Abdulhamid Dibeybe. (AFP)
Libya Ulusal Birlik Hükümeti Başbakanı Abdulhamid Dibeybe. (AFP)
TT

Libya hükümeti ile doğudaki muhalifleri arasındaki anlaşmazlıklar hız kazandı

Libya Ulusal Birlik Hükümeti Başbakanı Abdulhamid Dibeybe. (AFP)
Libya Ulusal Birlik Hükümeti Başbakanı Abdulhamid Dibeybe. (AFP)

Zayed Hediyye
Libya’da gözler, siyasi sürece destek vermek ve seçimlerin zamanında yapılmasını sağlamak için uluslararası bir konferansa ev sahipliği yapmaya hazırlanan başkent Trablus’a çevrildi. Süreçte hükümet ve bakanlar arasındaki anlaşmazlık artarken gerilim Sireneyka bölgesinde hız kazandı. Durum ülkeyi kritik söz konusu kritik süreçte tehlikeli bir aşamaya doğru sürüklüyor.
Hükümet içindeki anlaşmazlıkların fitili, Başbakan Abdulhamid Dibeybe ve yardımcısı Abdulhamid el-Katrani arasında yaşanan çekişme ile ateşlendi. Söz konusu anlaşmazlık, Katrani’nin Sireneyka’daki tüm devlet dairelerine hükümetle muhatap olmamaları ve kararlarını görmezden gelmeleri için gönderdiği mektubun ardından yeni ve tehlikeli olarak nitelendirilen bir noktalaya ulaştı. Başbakan, Dışişleri Bakanı Necla Menguş’tan, ‘dolandırıcılık, adaleti yanıltma ve resmi belgelerde sahtecilik’ suçlaması ile ordu komutanı Halife Hafter hakkında ABD mahkemelerine şikayette bulunmasını istedi. Bu durum Dibeybe’ye yönelik eleştirilerin dozunu artırdı.

İletişim sektöründe anlaşmazlık
Libya Başbakanı Dibeybe’nin Faysal Karlab’ı Libyan Post Telekomünikasyon ve Bilgi Teknolojileri Şirketi Başkanlığı’ndan alması ülkenin doğusundaki muhaliflerin öfkesine neden oldu. Ancak doğu bölgesindeki şirket yetkililerine göre bu sadece ülkeyi bölmekle tehdit eden adımlardan sadece biri.
Hükümet, Faysal Karlab’ın yerine şirketin başına Muhammed bin Ayyad’ı atayan bir karar yayınladı. Doğudaki telekomünikasyon sektöründe faaliyet gösteren şirket yöneticilerine yönelik yapılan açıklamada şu ifadeler yer aldı:
“Telekomünikasyon sektörü hizmet verebilir. Bağımsız ve hassastır. Ulusal GSYİH’ya en büyük ikinci katkıyı yapan sektördür. 2014’ten bu yana ülkenin bölünmesine rağmen sektör birlik içinde kaldı. Şirket, yönetimin bölünmesinden bu yana birkaç gecikmeli girişim başlattı.”
Söz konusu açıklamayla bu kazanımların siyasi veya kişisel çıkarlar için kullanılmasının engellenmesinin gerekliliğini vurguladı. Yöneticiler ise şirket ve ona bağlı kurumlarda idari konseylere dokunulmasına arşı olduklarını belirttikleri açıklamalarında “Herhangi bir değişiklik sektörün bölünmesine, dağılmasına ve kaynaklarının kaybına neden olacaktır. Bu durum, ekonomik, sosyal veya güvenlik açısından olumsuz sonuçlara yol açacaktır” ifadelerini kullandılar.

Hükümetteki bölünmenin çekirdeği
Başbakan Yardımcısı Hüseyin el-Katrani, Dibeybe’ye hitaben şunları söyledi:
“Telekomünikasyon ve Bilgi Teknolojileri Şirketi’nin Yönetim Kurulu’nun değiştirilmesi, hükümetin tabutuna çakılan son çividir. Bölünmenin başlangıcı olacaktır.”
Katrani, Dibeybe’nin kararı uyarıları dikkate almadan verdiğini vurguladığı açıklamasında “Başbakan Abdulhamid Dibeybe’nin idari tecrübesi yok. Karar almak kendi elinde değil” ifadesini kullandı. 
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere gör Katrani, Sireneyka’daki bazı bakanlık müsteşarları ve devlet daireleri başkanlarıyla yaptığı görüşmede ‘Libya’nın doğusundaki talepleri ve hakları görmezden geldiği için Dibeybe’nin bölgedeki kararlarını uygulamama’ çağrısı yaptı.

Siyasi Diyalog Forumu üyesi Ahmed eş-Şarkasi duruma dair şu değerlendirmelerde bulundu:
“Hükümet, likit fonlar ve varlıklar arasında 30 milyar dinardan (yaklaşık 6 milyar dolar) fazla olduğu tahmin edilen şirketin fonlarını kontrol etmek için Telekomünikasyon ve Bilgi Teknolojileri Şirketi’nin yönetimini değiştirmeye çalışıyor. Bu hükümet, yasaları ihlal ederek birikimlerini olağanüstü hâl yoluyla boşalttı. Birikimler neredeyse tükendi. Bakiyelerini kullanacak fonları olan kurumlara ve onların istediklerini değiştirmelerini kolaylaştırmayan şirket başkanına yönelindi. Faysal Karkab’ın başına gelen de buydu.”

Devlet Yüksek Konseyi üyesi Abdurrahman eş-Şater ise şu açıklamalarda bulundu:
“Hükümetin bazı üyelerinden çıkan anlaşmazlıklar, Başbakan’ın uyumlu bir hükümet vizyonuna göre hükümeti kurmamasının doğal bir sonucudur. Başbakan, ‘kendisiyle uyumsuz’ bir hükümet kurmaları için dizginleri milletvekillerine devretti. Katrani, şu anda kartları karıştırıyor ve herkesi seçimlere karşı olmakla suçluyor. Seçimleri yalnızca halkın istediğini savunuyor. Sireneyka bölgesinin haklarından ve marjinalleşmesi kartından yararlanıyor.”

Bölgesel bileşenlerin müdahalesi
Başbakan ve yardımcısı arasında süren anlaşmazlıklar, özellikle Sirenayka’daki bölgesel ve kabile bileşenlerinin saflarının sıkılaşmasına neden oldu. Bölge, haklar konusunda Dibeybe ile olan savaşında Katrani’ye destek veriyor.

Sirenayka’daki kabileler bileşeninin başkanı olan Mecdi İdris Lias şu açıklamada bulundu:
“Katrani, cesur ve açıktı. Herhangi bir şeyi saklamadı. Dibeybe’yi suçlamadı. Aksine eylemlerini ve açık marjinalleştirmeyi eleştirdi. Bingazi’de Katrani ile yapılan görüşmede vatandaki koşullara, trajediye ve Sirenayka’nın kasıtlı olarak marjinalleştirilmesine değinildi. Bölünme ilkesinin söz konusu olmadığı ve tek isteklerinin vatandaşların ve bölgenin hakları olduğu dile getirildi. Yayınlanan bildiride bölünmeye değinilmedi veya teşvik edilmedi. Ama bulanık sularda balık tutanlar var.”

Başbakan Abdulhamid Dibeybe, yardımcısı ile yaşanan anlaşmazlığı ilişkin şunları söyledi:
“Bu, bölgesel değil, siyasi bir mesele. Geçtiğimiz yıllarda Libya’da sadece Sirenayka bölgesi değil, herkes marjinalleştirildi. Kalkınma projeleri başlatmak için bir bakanlar ekibini birkaç hafta önce Bingazi’ye gönderdim. Ancak çalışmaları ve hükümetin bu projeleri uygulama planları engellendi.”

Dibeybe, Hafter’in yargılanmasını istiyor
Başbakan Abdulhamid Dibeybe, Dışişleri Bakanı Necla Menguş’a, Libya Ulusal Ordusu komutanı Mareşal Halife Hafter hakkında ‘dolandırıcılık, adaleti yanıltma ve resmi belgelerde sahtecilik suçlamalarıyla’ ABD mahkemelerinde yargılanmak üzere şikayette bulunulması için bir muhtıra gönderdi. Bu adım, Libya’nın doğusunda hükümet ile siyasi, askeri ve bölgesel unsurlar arasındaki anlaşmazlıklar ateşine benzin dökülmesi olarak yorumlandı.
Muhtırada, Mareşal Hafter’in Washington’da Libya’daki savaş suçları suçlamasına karşı sunulan belgelere atıf yapıldı. Aynı şekilde Libya meselesiyle ilgilenen birçok kişi tarafından dağıtılan belgenin yanı sıra bazı uydu kanalları, sosyal paylaşım siteleri ve 1974 Askeri Ceza Kanunu’nun bazı metinlerine yer verildi.

Muhtırada ayrıca şu ifadeler yer aldı:
“Devletin varlığına zarar veren suçlara ilişkin metinler, başkalarınca açılan davada Avukat Lindsay Mick Casson tarafından müvekkili lehine, Virginia Federal Mahkemesi’ne sunuldu. Belge, Ulusal Birlik Hükümeti Savunma Bakanlığı tarafından yayınlanan gerçeklerin tam tersidir.”
Muhtıraya göre Bakanlık, dağıtılan bu belgeyi yalanlıyor. Ayrıca başta referans numarasının dosya numarasına ve belgenin tarihine karşılık gelmemesi olmak üzere çeşitli nedenlerle, belgede atıfta bulunulan uzman makam tarafından düzenlenmediği vurgulandı.
Diğer yandan Dibeybe, tedavüle sokulan belgede, düzenleyen davalının mührü bulunmadığını belirtti. Mührün Ulusal Birlik Hükümeti Savunma Bakanlığı’nınki ile uyuşmadığını vurguladı. Dibeybe açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“Bu durum, gerçekleşmesi halinde Libya ve ABD yasaları tarafından cezalandırılabilecek bir suç teşkil etmektedir. Bu durum, Ulusal Birlik Hükümeti Dışişleri Bakanı Necla el-Menguş’un ülkenin ABD’deki Büyükelçiliği vasıtasıyla Hafter’i ABD yargısına şikâyet etmesini gerektiriyor.”

Dibeybe’nin talebine sert eleştiri
Libya Temsilciler Meclisi üyesi Said Mugayb konuya dair şu değerlendirmede bulundu:
“Dibeybe’nin Libya ordusunun komutanı Mareşal Hafter’i ABD yargısına şikâyet etme talebi, Ulusal Birlik Hükümeti’nin üzerine son gölge düşürdü. Dibeybe’yi hükümetin başına getirenin, Tunus’ta ve ardından Cenevre’de yapılan diyalog komitesi toplantısı olduğunu ve esasen seçimin BM misyonu himayesinde yapıldığını herkes biliyor. Bu halk tarafından karşı çıkılan ve birçok eleştiriye neden olan bir seçimdi.”



Avn, Lübnan'ı "intihar girişimlerine" sürüklemeyeceğine dair söz verdi

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, Baabda'daki Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda diplomatik temsilcilere hitap ediyor. (Lübnan Cumhurbaşkanlığı)
Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, Baabda'daki Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda diplomatik temsilcilere hitap ediyor. (Lübnan Cumhurbaşkanlığı)
TT

Avn, Lübnan'ı "intihar girişimlerine" sürüklemeyeceğine dair söz verdi

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, Baabda'daki Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda diplomatik temsilcilere hitap ediyor. (Lübnan Cumhurbaşkanlığı)
Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, Baabda'daki Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda diplomatik temsilcilere hitap ediyor. (Lübnan Cumhurbaşkanlığı)

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn dün, "geçmişte ağır bedeller ödediğimiz intiharvari maceralara Lübnan'ı sürüklememeye" olan bağlılığını yineleyerek, ülkenin İsrail sınırındaki güney Litani bölgesinde "geniş alanları yasadışı silahlardan temizleme" işlemini tamamladığını belirtti.

Avn, diplomatik temsilcilere ve uluslararası misyon başkanlarına, Lübnan silahlı kuvvetlerinin "her türlü yasadışı silahtan, türü veya bağlantısı ne olursa olsun, geniş alanları temizleme konusunda muazzam görevler üstlendiğini ve tüm provokasyonlara, devam eden saldırılara, şüphelere, ihanet suçlamalarına, hakaretlere ve iftiralara rağmen bunu başardıklarını" söyledi.

"Güney Lübnan'ın, tüm uluslararası sınırlarımız gibi, yalnızca silahlı kuvvetlerimizin kontrolü altında olması ve diğerlerinin, istisnasız hepsinin, kendi ülkelerinin çıkarları için görüşmeler, müzakereler ve pazarlıklar yaparken, topraklarımızda başkalarının çatışmalarına dahil olma veya bu çatışmalara kayma olasılığının kesin olarak sonlandırılması gerektiğinin" altını çizdi.


Suriye’de SDG ile varılan mutabakat sonrası açıklanan 4 günlük ateşkes yürürlüğe girdi

Dün Rakka'da, Suriye ordusuna göre SDG saldırısında hasar görmüş köprüden geçmeye çalışan vatandaşlar (Reuters)
Dün Rakka'da, Suriye ordusuna göre SDG saldırısında hasar görmüş köprüden geçmeye çalışan vatandaşlar (Reuters)
TT

Suriye’de SDG ile varılan mutabakat sonrası açıklanan 4 günlük ateşkes yürürlüğe girdi

Dün Rakka'da, Suriye ordusuna göre SDG saldırısında hasar görmüş köprüden geçmeye çalışan vatandaşlar (Reuters)
Dün Rakka'da, Suriye ordusuna göre SDG saldırısında hasar görmüş köprüden geçmeye çalışan vatandaşlar (Reuters)

Suriye hükümeti, hükümet güçlerinin bölgedeki ilerlemesinin ardından, ülkenin kuzeydoğusundaki kalesi olan Haseke vilayetinde Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile yeni bir anlaşmaya varıldığını ve 4 günlük bir ateşkes ilan edildiğini duyurdu.

Suriye Cumhurbaşkanlığı, yaptığı basın açıklamasında "Haseke Valiliği'nin geleceğiyle ilgili bir dizi konuda ortak bir anlayışa varıldığını" belirtti. Açıklamada, "bölgelerin pratik entegrasyonu için ayrıntılı bir plan geliştirmek amacıyla Suriye Demokratik Güçleri'ne (SDG) dört günlük istişare süresi tanınması" konusunda anlaşmaya varıldığı ifade edildi. Bunun ardından Savunma Bakanlığı, dün akşam saat 20:00'den itibaren geçerli olmak üzere dört günlük ateşkes ilan etti.

ABD'nin Suriye Büyükelçisi Tom Barrack, yeni anlaşmaya ilişkin yaptığı açıklamada, "(Suriye Demokratik Güçleri'nin) (DEAŞ'la) mücadelede önemli bir güç olarak rolünün sona erdiğini" belirterek, hükümet güçlerinin artık aşırılık yanlılarının ve aile üyelerinin tutulduğu hapishanelerin ve kampların güvenliğini devralmaya yetkili olduğunu kaydetti.

Barrack, mevcut durumun Kürtlere "tam vatandaşlık hakları, kültürel kimliğin korunması ve siyasi katılım da dahil olmak üzere, birleşik bir Suriye devletine tam entegrasyon yolunu sunduğunu ve bu hakların Beşşar Esed yönetiminde uzun süredir Kürtlerden esirgenmiş olduğunu" ifade etti.


Barrack: SDG'nin DEAŞ ile mücadelede önemli bir güç olarak üstlendiği rol sona erdi

ABD'nin Suriye Özel Temsilcisi ve Ankara Büyükelçisi Tom Barrack, (Reuters)
ABD'nin Suriye Özel Temsilcisi ve Ankara Büyükelçisi Tom Barrack, (Reuters)
TT

Barrack: SDG'nin DEAŞ ile mücadelede önemli bir güç olarak üstlendiği rol sona erdi

ABD'nin Suriye Özel Temsilcisi ve Ankara Büyükelçisi Tom Barrack, (Reuters)
ABD'nin Suriye Özel Temsilcisi ve Ankara Büyükelçisi Tom Barrack, (Reuters)

ABD'nin Suriye Özel Temsilcisi ve Ankara Büyükelçisi Tom Barrack dün yaptığı açıklamada, Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) DEAŞ’a karşı mücadelede önemli bir güç olarak rolünün sona erdiğini söyledi. Barrack, hükümet güçlerinin artık radikal unsurların ve ailelerinin tutulduğu hapishaneler ve kamplarda güvenliği sağlamaya hazır olduğunu düşündüğünü belirtti.

Sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı paylaşımda Barrack,  “DEAŞ ile mücadelede sahadaki ana güç olarak SDG’nin temel amacı büyük ölçüde sona ermiştir” diye yazdı.

ABD’li Özel Temsilci, Suriyeli yetkililerin, DEAŞ üyelerinin tutulduğu hapishaneler ve aile üyelerinin barındırıldığı kamplar da dahil olmak üzere güvenlik sorumluluklarını üstlenmeye hazır olduğunu düşündüğünü belirtti.

Washington yıllardır DEAŞ’la mücadelesinde Kürtlerin liderliğindeki SDG'nin önemli bir destekçisi oldu. Bu da 2019 yılında grubun son kontrol alanlarından da yenilgiye uğramasına yol açtı. Ancak yıllar süren çatışmaların ardından eski rejimin düşmesinden sonra Şam’daki yeni yetkililerin ve ülkenin birleştirilmesi çabalarının önemli bir destekçisi haline geldi.