Libya hükümeti ile doğudaki muhalifleri arasındaki anlaşmazlıklar hız kazandı

Hafter’e dava açılması çağrısının ardından eleştiri okları Dibeybe’ye yöneldi.

Libya Ulusal Birlik Hükümeti Başbakanı Abdulhamid Dibeybe. (AFP)
Libya Ulusal Birlik Hükümeti Başbakanı Abdulhamid Dibeybe. (AFP)
TT

Libya hükümeti ile doğudaki muhalifleri arasındaki anlaşmazlıklar hız kazandı

Libya Ulusal Birlik Hükümeti Başbakanı Abdulhamid Dibeybe. (AFP)
Libya Ulusal Birlik Hükümeti Başbakanı Abdulhamid Dibeybe. (AFP)

Zayed Hediyye
Libya’da gözler, siyasi sürece destek vermek ve seçimlerin zamanında yapılmasını sağlamak için uluslararası bir konferansa ev sahipliği yapmaya hazırlanan başkent Trablus’a çevrildi. Süreçte hükümet ve bakanlar arasındaki anlaşmazlık artarken gerilim Sireneyka bölgesinde hız kazandı. Durum ülkeyi kritik söz konusu kritik süreçte tehlikeli bir aşamaya doğru sürüklüyor.
Hükümet içindeki anlaşmazlıkların fitili, Başbakan Abdulhamid Dibeybe ve yardımcısı Abdulhamid el-Katrani arasında yaşanan çekişme ile ateşlendi. Söz konusu anlaşmazlık, Katrani’nin Sireneyka’daki tüm devlet dairelerine hükümetle muhatap olmamaları ve kararlarını görmezden gelmeleri için gönderdiği mektubun ardından yeni ve tehlikeli olarak nitelendirilen bir noktalaya ulaştı. Başbakan, Dışişleri Bakanı Necla Menguş’tan, ‘dolandırıcılık, adaleti yanıltma ve resmi belgelerde sahtecilik’ suçlaması ile ordu komutanı Halife Hafter hakkında ABD mahkemelerine şikayette bulunmasını istedi. Bu durum Dibeybe’ye yönelik eleştirilerin dozunu artırdı.

İletişim sektöründe anlaşmazlık
Libya Başbakanı Dibeybe’nin Faysal Karlab’ı Libyan Post Telekomünikasyon ve Bilgi Teknolojileri Şirketi Başkanlığı’ndan alması ülkenin doğusundaki muhaliflerin öfkesine neden oldu. Ancak doğu bölgesindeki şirket yetkililerine göre bu sadece ülkeyi bölmekle tehdit eden adımlardan sadece biri.
Hükümet, Faysal Karlab’ın yerine şirketin başına Muhammed bin Ayyad’ı atayan bir karar yayınladı. Doğudaki telekomünikasyon sektöründe faaliyet gösteren şirket yöneticilerine yönelik yapılan açıklamada şu ifadeler yer aldı:
“Telekomünikasyon sektörü hizmet verebilir. Bağımsız ve hassastır. Ulusal GSYİH’ya en büyük ikinci katkıyı yapan sektördür. 2014’ten bu yana ülkenin bölünmesine rağmen sektör birlik içinde kaldı. Şirket, yönetimin bölünmesinden bu yana birkaç gecikmeli girişim başlattı.”
Söz konusu açıklamayla bu kazanımların siyasi veya kişisel çıkarlar için kullanılmasının engellenmesinin gerekliliğini vurguladı. Yöneticiler ise şirket ve ona bağlı kurumlarda idari konseylere dokunulmasına arşı olduklarını belirttikleri açıklamalarında “Herhangi bir değişiklik sektörün bölünmesine, dağılmasına ve kaynaklarının kaybına neden olacaktır. Bu durum, ekonomik, sosyal veya güvenlik açısından olumsuz sonuçlara yol açacaktır” ifadelerini kullandılar.

Hükümetteki bölünmenin çekirdeği
Başbakan Yardımcısı Hüseyin el-Katrani, Dibeybe’ye hitaben şunları söyledi:
“Telekomünikasyon ve Bilgi Teknolojileri Şirketi’nin Yönetim Kurulu’nun değiştirilmesi, hükümetin tabutuna çakılan son çividir. Bölünmenin başlangıcı olacaktır.”
Katrani, Dibeybe’nin kararı uyarıları dikkate almadan verdiğini vurguladığı açıklamasında “Başbakan Abdulhamid Dibeybe’nin idari tecrübesi yok. Karar almak kendi elinde değil” ifadesini kullandı. 
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere gör Katrani, Sireneyka’daki bazı bakanlık müsteşarları ve devlet daireleri başkanlarıyla yaptığı görüşmede ‘Libya’nın doğusundaki talepleri ve hakları görmezden geldiği için Dibeybe’nin bölgedeki kararlarını uygulamama’ çağrısı yaptı.

Siyasi Diyalog Forumu üyesi Ahmed eş-Şarkasi duruma dair şu değerlendirmelerde bulundu:
“Hükümet, likit fonlar ve varlıklar arasında 30 milyar dinardan (yaklaşık 6 milyar dolar) fazla olduğu tahmin edilen şirketin fonlarını kontrol etmek için Telekomünikasyon ve Bilgi Teknolojileri Şirketi’nin yönetimini değiştirmeye çalışıyor. Bu hükümet, yasaları ihlal ederek birikimlerini olağanüstü hâl yoluyla boşalttı. Birikimler neredeyse tükendi. Bakiyelerini kullanacak fonları olan kurumlara ve onların istediklerini değiştirmelerini kolaylaştırmayan şirket başkanına yönelindi. Faysal Karkab’ın başına gelen de buydu.”

Devlet Yüksek Konseyi üyesi Abdurrahman eş-Şater ise şu açıklamalarda bulundu:
“Hükümetin bazı üyelerinden çıkan anlaşmazlıklar, Başbakan’ın uyumlu bir hükümet vizyonuna göre hükümeti kurmamasının doğal bir sonucudur. Başbakan, ‘kendisiyle uyumsuz’ bir hükümet kurmaları için dizginleri milletvekillerine devretti. Katrani, şu anda kartları karıştırıyor ve herkesi seçimlere karşı olmakla suçluyor. Seçimleri yalnızca halkın istediğini savunuyor. Sireneyka bölgesinin haklarından ve marjinalleşmesi kartından yararlanıyor.”

Bölgesel bileşenlerin müdahalesi
Başbakan ve yardımcısı arasında süren anlaşmazlıklar, özellikle Sirenayka’daki bölgesel ve kabile bileşenlerinin saflarının sıkılaşmasına neden oldu. Bölge, haklar konusunda Dibeybe ile olan savaşında Katrani’ye destek veriyor.

Sirenayka’daki kabileler bileşeninin başkanı olan Mecdi İdris Lias şu açıklamada bulundu:
“Katrani, cesur ve açıktı. Herhangi bir şeyi saklamadı. Dibeybe’yi suçlamadı. Aksine eylemlerini ve açık marjinalleştirmeyi eleştirdi. Bingazi’de Katrani ile yapılan görüşmede vatandaki koşullara, trajediye ve Sirenayka’nın kasıtlı olarak marjinalleştirilmesine değinildi. Bölünme ilkesinin söz konusu olmadığı ve tek isteklerinin vatandaşların ve bölgenin hakları olduğu dile getirildi. Yayınlanan bildiride bölünmeye değinilmedi veya teşvik edilmedi. Ama bulanık sularda balık tutanlar var.”

Başbakan Abdulhamid Dibeybe, yardımcısı ile yaşanan anlaşmazlığı ilişkin şunları söyledi:
“Bu, bölgesel değil, siyasi bir mesele. Geçtiğimiz yıllarda Libya’da sadece Sirenayka bölgesi değil, herkes marjinalleştirildi. Kalkınma projeleri başlatmak için bir bakanlar ekibini birkaç hafta önce Bingazi’ye gönderdim. Ancak çalışmaları ve hükümetin bu projeleri uygulama planları engellendi.”

Dibeybe, Hafter’in yargılanmasını istiyor
Başbakan Abdulhamid Dibeybe, Dışişleri Bakanı Necla Menguş’a, Libya Ulusal Ordusu komutanı Mareşal Halife Hafter hakkında ‘dolandırıcılık, adaleti yanıltma ve resmi belgelerde sahtecilik suçlamalarıyla’ ABD mahkemelerinde yargılanmak üzere şikayette bulunulması için bir muhtıra gönderdi. Bu adım, Libya’nın doğusunda hükümet ile siyasi, askeri ve bölgesel unsurlar arasındaki anlaşmazlıklar ateşine benzin dökülmesi olarak yorumlandı.
Muhtırada, Mareşal Hafter’in Washington’da Libya’daki savaş suçları suçlamasına karşı sunulan belgelere atıf yapıldı. Aynı şekilde Libya meselesiyle ilgilenen birçok kişi tarafından dağıtılan belgenin yanı sıra bazı uydu kanalları, sosyal paylaşım siteleri ve 1974 Askeri Ceza Kanunu’nun bazı metinlerine yer verildi.

Muhtırada ayrıca şu ifadeler yer aldı:
“Devletin varlığına zarar veren suçlara ilişkin metinler, başkalarınca açılan davada Avukat Lindsay Mick Casson tarafından müvekkili lehine, Virginia Federal Mahkemesi’ne sunuldu. Belge, Ulusal Birlik Hükümeti Savunma Bakanlığı tarafından yayınlanan gerçeklerin tam tersidir.”
Muhtıraya göre Bakanlık, dağıtılan bu belgeyi yalanlıyor. Ayrıca başta referans numarasının dosya numarasına ve belgenin tarihine karşılık gelmemesi olmak üzere çeşitli nedenlerle, belgede atıfta bulunulan uzman makam tarafından düzenlenmediği vurgulandı.
Diğer yandan Dibeybe, tedavüle sokulan belgede, düzenleyen davalının mührü bulunmadığını belirtti. Mührün Ulusal Birlik Hükümeti Savunma Bakanlığı’nınki ile uyuşmadığını vurguladı. Dibeybe açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“Bu durum, gerçekleşmesi halinde Libya ve ABD yasaları tarafından cezalandırılabilecek bir suç teşkil etmektedir. Bu durum, Ulusal Birlik Hükümeti Dışişleri Bakanı Necla el-Menguş’un ülkenin ABD’deki Büyükelçiliği vasıtasıyla Hafter’i ABD yargısına şikâyet etmesini gerektiriyor.”

Dibeybe’nin talebine sert eleştiri
Libya Temsilciler Meclisi üyesi Said Mugayb konuya dair şu değerlendirmede bulundu:
“Dibeybe’nin Libya ordusunun komutanı Mareşal Hafter’i ABD yargısına şikâyet etme talebi, Ulusal Birlik Hükümeti’nin üzerine son gölge düşürdü. Dibeybe’yi hükümetin başına getirenin, Tunus’ta ve ardından Cenevre’de yapılan diyalog komitesi toplantısı olduğunu ve esasen seçimin BM misyonu himayesinde yapıldığını herkes biliyor. Bu halk tarafından karşı çıkılan ve birçok eleştiriye neden olan bir seçimdi.”



Şara, cumhurbaşkanlığı görevini üstlenmesinin yıldönümünde şunları söyledi: Geleceği adalet ve kalkınma ile birlikte inşa edeceğiz ve Suriye'yi hak ettiği yere geri döndüreceğiz

Suriye Devlet Başkanı Ahmed el Şara (Reuters)
Suriye Devlet Başkanı Ahmed el Şara (Reuters)
TT

Şara, cumhurbaşkanlığı görevini üstlenmesinin yıldönümünde şunları söyledi: Geleceği adalet ve kalkınma ile birlikte inşa edeceğiz ve Suriye'yi hak ettiği yere geri döndüreceğiz

Suriye Devlet Başkanı Ahmed el Şara (Reuters)
Suriye Devlet Başkanı Ahmed el Şara (Reuters)

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed el-Şara, göreve başlamasının yıldönümünde Suriye haber ajansı SANA'ya göre bugün yaptığı açıklamada, Suriyelilerin "Suriye'yi hak ettiği yere geri getirecek kapsamlı bir kalkınmayla geleceği birlikte inşa edeceklerini" söyledi.

“X” platformunda yaptığı bir paylaşımda el-Şara şunları söyledi: “Suriye Arap Cumhuriyeti başkanlığı görevini üstlenmemin üzerinden bir yıl geçti. Bu süre zarfında, Suriye halkının her alanda gösterdiği fedakarlıkları ve sabrı hatırlıyorum ve Allah'tan bu emanete layık olmamı diliyorum.”

Şöyle devam etti: “Geleceği birlikte, sarsılmaz bir adalet, kalıcı istikrar ve kapsamlı bir kalkınma ile inşa edeceğiz; bu da Suriye'yi hak ettiği yere geri getirecek ve halkının özlemlerini karşılayacaktır.”

Şarku’l Avsat’ın SANA’dan aktardığına göre, 29 Ocak 2025'te Şam'daki Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda, "askeri operasyon komutanlığı ve Suriye devrimci güçlerinin geniş katılımıyla" Suriye devriminin zaferini ilan eden bir konferans düzenlendi.

SANA’nın haberine göre"konferans, Ahmed el-Şara'nın Cumhurbaşkanı olarak atanmasını, tüm askeri grupların ve devrimci siyasi ve sivil organların feshedilmesini ve devlet kurumlarına entegre edilmesini ilan ederek önemli bir dönüm noktası oldu."

Konferansta ayrıca 2012 anayasasının iptali, tüm istisnai yasaların askıya alınması, Beşşar Esed rejiminin ordusunun dağıtılması ve "Suriye ordusunun ulusal temeller üzerine yeniden inşası" ilan edildi.

Alınan kararlar arasında, Esed rejiminin güvenlik aygıtının dağıtılması ve yeni bir güvenlik kurumunun kurulmasının yanı sıra, Halk Meclisi, Arap Sosyalist Baas Partisi, Ulusal İlerici Cephe partileri ve bunlara bağlı örgüt, kurum ve komitelerin feshedilmesi ve herhangi bir isim altında yeniden kurulmalarının yasaklanması da yer alıyordu.


SDG, Şam ile kapsamlı bir anlaşmaya vardığını duyurdu: İşte anlaşmanın maddeleri

Haseke’de Suriye Demokratik Güçleri (SDG) mensupları (AFP)
Haseke’de Suriye Demokratik Güçleri (SDG) mensupları (AFP)
TT

SDG, Şam ile kapsamlı bir anlaşmaya vardığını duyurdu: İşte anlaşmanın maddeleri

Haseke’de Suriye Demokratik Güçleri (SDG) mensupları (AFP)
Haseke’de Suriye Demokratik Güçleri (SDG) mensupları (AFP)

Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile Şam yönetimi, bugün (Cuma) ateşkes ve taraflar arasında askeri, güvenlik ve idari kurumların kademeli entegrasyonunu öngören kapsamlı bir anlaşmaya varıldığını açıkladı. Anlaşma kapsamında Kürt halkının medeni ile eğitim hakların düzenlenecek.

Anlaşma kapsamında, temas hatlarındaki askeri birliklerin çekilmesi ve İçişleri Bakanlığı’na bağlı güvenlik güçlerinin Haseke ve Kamışlı merkezlerine konuşlandırılması öngörülüyor. Ayrıca, ağırlıklı olarak Kürtlerin liderliğindeki SDG bünyesinden tugaylar içeren bir askeri tümen kurulması kararlaştırıldı.

SDG, anlaşmanın maddelerini önce bir açıklamayla duyururken, Şam yönetimi daha sonra resmi medya aracılığıyla anlaşmayı teyit etti. Yeni düzenleme, SDG’den üç tugayı kapsayan bir askeri tümenin oluşturulmasını ve Kobani (Ayn el-Arab) güçlerinden bir tugayın Halep’e bağlı bir tümen içine alınmasını içeriyor.

frgty6u7
Haseke’de Suriye Demokratik Güçleri (SDG) unsurları (AFP)

Anlaşma metninde, “özerk yönetim” kurumlarının Suriye devlet kurumlarına entegre edilmesi ve sivil personelin statülerinin korunması da yer aldı.

Anlaşma metninde Metinde, yerinden edilenlerin bölgelerine geri dönüşlerinin garanti altına alınacağı da belirtiliyor.

Anlaşma hangi maddeleri içeriyor?

SDG’nin resmi internet sitesinde yapılan açıklamanın tamamı şöyle:

“Suriye Demokratik Güçleri ile Suriye Hükümeti Arasındaki Anlaşma Metni;

Suriye Demokratik Güçleri ile Suriye hükümeti arasında, kapsamlı bir anlaşma uyarınca ateşkese varılmış; iki taraf arasındaki askeri ve idari güçlerin kademeli bir entegrasyon süreci üzerinde de mutabakata varılmıştır.

Anlaşma; askeri güçlerin temas hatlarından çekilmesini, İçişleri Bakanlığı'na bağlı güvenlik güçlerinin Haseke ve Kamışlo şehir merkezlerine girmesini ve bölgedeki güvenlik güçlerinin entegrasyon sürecinin başlatılmasını, Suriye Demokratik Güçleri'nden üç tugayı içeren bir askeri tümen oluşturulmasını ve buna ek olarak Halep vilayetine bağlı bir tümen bünyesinde Kobani güçleri için bir tugay kurulmasını kapsamaktadır.

Anlaşma ayrıca, sivil memurların kadrolarının korunmasıyla birlikte Özerk Yönetim kurumlarının Suriye devlet kurumlarına entegre edilmesini de içermektedir.

Ayrıca Kürt halkının medeni ve eğitim haklarının düzenlenmesi ve yerinden edilenlerin bölgelerine geri dönüşlerinin garanti altına alınması konusunda da anlaşmaya varılmıştır.

Anlaşma, ilgili taraflar arasındaki işbirliğini güçlendirerek ve ülkeyi yeniden inşa etme çabalarını birleştirerek, Suriye topraklarını birleştirmeyi ve bölgede tam entegrasyon sürecini gerçekleştirmeyi amaçlamaktadır.”

Öte yandan, 24 Ocak’ta Şam ile SDG, aralarındaki ateşkesi 15 gün uzattıklarını ve görüşmelerin sürdüğünü açıklamıştı.

Kürtlerin öncülüğünde, Arap savaşçıları da bünyesinde barındıran SDG, Suriye iç savaşında kilit bir rol oynadı. ABD desteğiyle DEAŞ’a karşı mücadele eden SDG, örgütü Suriye’de büyük ölçüde yenilgiye uğrattı. Bu süreçte, kuzey ve doğu Suriye’de petrol sahalarını da içeren geniş alanların kontrolünü ele geçirerek özerk bir yönetim kurdu. Ayrıca binlerce radikal unsuru gözaltında tuttu; Uluslararası Af Örgütü, Ağustos 2023’te bu sayıyı yaklaşık 10 bin olarak tahmin etmişti.

Ancak Beşşar Esed’in devrilmesinin ardından, Ahmed eş-Şara liderliğindeki yeni Suriye yönetimi, ülkenin devlet güçleri altında birleştirilmesi hedefiyle SDG ile güçlerin ve kurumların entegrasyonu konusunda müzakerelere başladı. Görüşmeler zaman zaman tıkanırken, bir askeri çatışmanın ardından taraflar yeni bir anlaşmaya ulaştı.

Suriye hükümeti ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasında kapsamlı bir anlaşmaya varıldı. Anlaşma kapsamında SDG'den askeri tümen kurulacak, askeri ve idari güçlerin kademeli entegrasyonu sağlanacak ve Kürt halkının medeni ile eğitim hakların düzenlenecek.

Anlaşma metnine göre, “askeri güçler temas hatlarından çekilecek ve Suriye İçişleri Bakanlığı'na bağlı güvenlik güçleri Haseke ile Kamışlo şehir merkezlerine girecek”. Ayrıca SDG'ye bağlı üç tugaydan oluşan bir askeri tümen kurulacak ve Kobani güçleri için de Halep vilayetine bağlı bir tümen bünyesinde ayrı bir tugay oluşturulacak.


ABD’nin İsrail Büyükelçisi, Gazze'de yaşanan insanlık dramına karşı uyarıları engelledi

İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik askeri operasyonu sırasında, kuzeydeki Beyt Lahiya’da ağır hasar gören Filistinlilere ait evler (18 Aralık 2024 – Reuters)
İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik askeri operasyonu sırasında, kuzeydeki Beyt Lahiya’da ağır hasar gören Filistinlilere ait evler (18 Aralık 2024 – Reuters)
TT

ABD’nin İsrail Büyükelçisi, Gazze'de yaşanan insanlık dramına karşı uyarıları engelledi

İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik askeri operasyonu sırasında, kuzeydeki Beyt Lahiya’da ağır hasar gören Filistinlilere ait evler (18 Aralık 2024 – Reuters)
İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik askeri operasyonu sırasında, kuzeydeki Beyt Lahiya’da ağır hasar gören Filistinlilere ait evler (18 Aralık 2024 – Reuters)

ABD Uluslararası Kalkınma Ajansı (USAID) çalışanları, 2024’ün ilk aylarında, Gazze’nin kuzeyinde gıda ve tıbbi yardım eksikliğinin kritik boyutlara ulaştığına dair uyarılarını, dönemin ABD Başkanı Joe Biden yönetimindeki üst düzey yetkililere iletti. Şarku'l Avsat'ın Reuters’tan aktardığı habere göre, söz konusu uyarılar kurum içi yazışmalar yoluyla yapıldı.

Hamas’ın 7 Ekim 2023’teki saldırılarının ve İsrail’in Gazze’ye kara harekâtının üzerinden üç ay geçtikten sonra hazırlanan iç mesajda, Ocak ve Şubat aylarında iki aşamada bölgeye giden Birleşmiş Milletler çalışanlarının sahada gözlemlediği sarsıcı manzaralar ayrıntılı biçimde yer aldı.

frgtyu7
Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Beyt Lahiya’da, hayır mutfağından pişmiş yemek almak için bekleyen Filistinliler, 28 Nisan 2025 (Reuters)

Çalışanlar, yollarda insan uyluk kemiği ve başka kemikler gördüklerini, araçlarda bırakılmış cesetlere rastladıklarını aktardı. Ayrıca özellikle gıda ve temiz içme suyu başta olmak üzere insani ihtiyaçlarda “felaket düzeyinde” bir eksiklik bulunduğunu vurguladılar.

Ancak Reuters’in görüştüğü dört eski yetkili ile incelenen belgelere göre, ABD’nin İsrail Büyükelçisi Jack Lew ve yardımcısı Stephanie Hallett, telgrafların yeterli tarafsızlık içermediği gerekçesiyle ABD hükümeti içinde daha geniş biçimde dağıtılmasını engelledi.

Gazze’deki duruma resmî itiraf meselesi

Altı eski ABD’li yetkili, Şubat 2024’te gönderilen telgrafın, yılın ilk yarısında iletilen ve İsrail’in Gazze’ye yönelik savaşı nedeniyle sağlık, gıda, hijyen koşullarındaki hızlı bozulmayı ve toplumsal düzenin çöküşünü belgeleyen beş telgraftan biri olduğunu söyledi.

vf
Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Cibaliye’de, savaşta yıkılan binaların enkazı arasında yürüyen Filistinliler, 6 Ocak 2026 (Reuters)

Reuters bu telgraflardan birini inceledi. Diğer dört telgrafın da Lew ve Hallett tarafından “tarafsızlık” kaygısıyla engellendiğini, içeriklerini bilen dört eski yetkili doğruladı.

Üç eski ABD’li yetkili, bu telgraflardaki ayrıntıların olağanüstü derecede sarsıcı olduğunu ve yönetim içinde geniş biçimde paylaşılsaydı üst düzey karar alıcıların dikkatini çekeceğini belirtti. Yetkililere göre bu durum, Biden’ın aynı ay yayımladığı ve ABD istihbarat ve silah tedarikini İsrail’in uluslararası hukuka uyumuna bağlayan ulusal güvenlik muhtırasına yönelik denetimi de sıkılaştırabilirdi.

O dönem USAID’de Batı Şeria ve Gazze’den sorumlu bilgi birimi başkan yardımcısı olan Andrew Hall, “Telgraflar insani bilgiyi aktarmanın tek yolu değildi; ancak büyükelçinin Gazze’deki gerçek durumu resmen kabul etmesi anlamına gelirdi” dedi.

ABD’nin Kudüs Büyükelçiliği, bölgedeki diğer büyükelçiliklerden gelenler de dahil olmak üzere Gazze’ye ilişkin telgrafların çoğunun hazırlanması ve dağıtımını denetliyordu. Üst düzey bir eski yetkili, Büyükelçi Lew ve yardımcısı Hallett’in sık sık USAID yönetimine, telgraflardaki bilgilerin zaten medyada geniş biçimde yer aldığını söylediklerini aktardı.

Eski Dışişleri Bakanı Antony Blinken ile Biden’ın temsilcileri, söz konusu telgrafların hiçbir zaman ABD hükümetinin üst kademelerine ulaşmadığı iddiasına ilişkin yorum taleplerine yanıt vermedi.

Gazze savaşı, Hamas’ın 7 Ekim 2023’te düzenlediği ve 1.250’den fazla kişinin öldüğü saldırıların ardından başladı. Filistin Sağlık Bakanlığı verilerine göre Gazze’de hayatını kaybedenlerin sayısı 71 bini aştı.

ABD Başkanı Donald Trump, geçen yıl eylülde Beyaz Saray’da İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun yanında Gazze için barış planını açıklamış olsa da, çatışmalar durmadı. Filistin Sağlık Bakanlığı’na göre, ateşkesin yürürlüğe girmesinden bu yana yaklaşık 481 kişi daha öldürüldü.

Biden yönetiminin savaş boyunca İsrail’e verdiği destek, Demokrat Parti içinde derin bir bölünmeye yol açtı ve konu parti adayları açısından hâlâ çözülmüş değil. Reuters/Ipsos’un geçen ağustosta yaptığı ankete göre, Demokratların yüzde 80’inden fazlası İsrail’in Gazze’deki askerî karşılığının aşırı olduğunu ve ABD’nin açlık riskiyle karşı karşıya olan Gazze halkına yardım etmesi gerektiğini düşünüyor.