Suudi Arabistan’dan ABD’ye ticaret ve yatırım ortaklığını güçlendirme ziyareti

Suudi Arabistan Yatırım Bakanı Halid al-Falih dün Los Angeles’taki Milken Enstitüsü’nü ziyaret etti. (Şarku’l Avsat)
Suudi Arabistan Yatırım Bakanı Halid al-Falih dün Los Angeles’taki Milken Enstitüsü’nü ziyaret etti. (Şarku’l Avsat)
TT

Suudi Arabistan’dan ABD’ye ticaret ve yatırım ortaklığını güçlendirme ziyareti

Suudi Arabistan Yatırım Bakanı Halid al-Falih dün Los Angeles’taki Milken Enstitüsü’nü ziyaret etti. (Şarku’l Avsat)
Suudi Arabistan Yatırım Bakanı Halid al-Falih dün Los Angeles’taki Milken Enstitüsü’nü ziyaret etti. (Şarku’l Avsat)

Suudi Arabistan geçtiğimiz Avrupa ülkelerinin ardından yatırım imkanlarını ve güçlü kapasitesini ABD’ye tanıtmaya hazırlanıyor. Yatırım Bakanı Halid al-Falih, Veliaht Prens Muhammed Bin Selman’ın geçtiğimiz hafta Ulusal Yatırım Stratejisi’ni başlatmasının ardından dün Suudi Arabistan Krallığı’nı büyük bir küresel yatırım hedefi olarak öne çıkarmayı amaçlayan ABD ziyaretine başladı.
Falih’in ABD ve Suudi Arabistan Krallığı arasındaki mevcut stratejik ticaret ve yatırım ortaklığını güçlendirmek için bir grup ABD’li yetkili ile görüşmesi bekleniyor. Ziyaret, ABD’li yatırımcılarını Suudi Arabistan’ın içinden geçtiği büyük ekonomik dönüşümün ve Vizyon 2030’un sunduğu fırsatlardan yararlanmaya teşvik ediyor.
Falih dün Los Angeles’daki Milken Enstitüsü’nde gerçekleşen konferansta, Ulusal Yatırım Stratejisi’nin yabancı yatırımcıları ve şirketleri çekmedeki rolüne atıfta bulundu. Suudi Arabistan’ın yeni tip koronavirüs (Kovid-19) pandemisinin bir sonucu olarak dünyanın tanık olduğu dönüşümlerden yararlanmayı amaçlayan bir dizi girişimi tanıttı.
Suudi Bakan’ın ziyaret kapsamında ABD merkezli bir grup şirketin CEO’larıyla da görüşmesi planlanıyor.
Falih ziyarete ilişkin açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“Ulusal Yatırım Stratejisi yatırımcılara Suudi Arabistan Krallığı'nda benzeri görülmemiş fırsatlar ve avantajlar sağlayarak köklü bir değişiklik getirecek. ABD’li yatırımcıları ortaklarımız olarak görüyoruz ve içinden geçtiğimiz süreçte sunulan muazzam fırsatları değerlendireceklerini umuyoruz. ABD inovasyonu ve uzmanlığı, ülkemizde uzun ve zengin bir tarihe sahip.”
Falih, ABD yatırımlarının, kalkınma yolunda yeni ve umut verici bir aşamaya doğru ilerleyen Suudi ekonomisindeki temel rolünü sürdürmelerinin önemini vurguladı.
Yatırımcıları güçlendirmek, yatırım fırsatları geliştirmek, finansman çözümü sağlamak ve rekabet gücünü artırmak çerçevesinde oluşturulan Ulusal Yatırım Stratejisi, Suudi Arabistan’ı dünyanın en büyük 15 ekonomisinden biri haline getirmeyi ve 2030 yılına kadar yatırım payını GSYİH'nın yüzde 30'una çıkarmayı amaçlıyor. Strateji aynı zamanda kamu ile özel sektörler arasındaki etkileşimin de artırılmasına da katkı sağlıyor.
Ulusal Yatırım Stratejisi, ekonomiyi geliştirmek, çeşitliliği sürdürmek, teknoloji transfer etmek ve yerelleştirmenin yanı sıra altyapıyı geliştirerek yaşam kalitesini iyileştirmek için birçok fırsat sağlıyor. Ayrıca iş fırsatları yaratmak ve istihdam ile sermaye artışını sağlamayı hedefliyor.
Yatırım stratejisi, Suudi Arabistan’ın Vizyon 2030 planları kapsamında, ülke ekonomisinin büyümesine katkı sağlayacak ve kaynaklarını çeşitlendirecek harcamaların ve tüketimin bir çatı altında toplanmasını da içeren ve 27 trilyon riyal (7,2 trilyon dolar) olarak tahmin edilen havuz çerçevesinde faaliyet gösteriyor. Strateji, özel sektörün GSYİH'ye katkısını yüzde 65'e ve doğrudan yabancı yatırım GSYİH'nı ise yüzde 5,7'ye yükseltmeyi hedefliyor. Yeni strateji petrol dışı ihracatın GSYİH’ya katkısını yüzde 6’dan yüzde 50’ye çıkaracak. Proje ayrıca işsizlik oranını da yüzde 7’ye düşürerek, Suudi Arabistan’ı 2030 yılına kadar Küresel Rekabet Edebilirlik Endeksi'nde ilk ona sokacak.
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman birkaç gün önce kalkınma projelerine yarımı teşvik etmek amacıyla el Baha, el Cevf ve Cizan bölgelerine stratejik ofisler kurularak her bölgenin karşılaştırmalı rekabet avantajlarından sağlanacak faydayı maksimize etmeyi amaçlayan adımlar attı.
Veliaht Prens açıklamasında çalışmaların, ülkenin tüm bölgelerini geliştirmek amacıyla kalkınma ajanslarının veya stratejik temsilciliklerin bulunmadığı alanlara ofisler kurularak devam edeceğini söyledi.
Diğer yandan Suudi Arabistan Ticaret Odaları Federasyonu kararların, Veliaht Prens’in sürdürülebilir kalkınma stratejilerinin ülkenin tüm bölgelerine ulaşmasını sağlama konusundaki isteğini gösterdiğini vurguladı. Kararın ulusal çapta insan kaynaklarına yatırım yapmanın yanı sıra her bölgeye özgü içeriklerin ve kaynakların değerlendirilmesiyle, özel sektör ile yatırım ortaklığı olanaklarını geliştirdiğini dile getirdi.
Şura Meclisi’nin Ticaret ve Yatırım Komitesi, Dış Ticaret Genel Otoritesi'nin Suudi Arabistan’ın uluslararası yükümlülükleri konusunda kamu ve özel sektör bilincini artırmaya ilişkin raporu hakkındaki görüşünü incelemek amacıyla bir toplantı düzenledi.
Komite üyeleri, adil rekabeti ve denetim makamının çalışmalarına dikkat ekerek kapsamlı bir mevzuat ve düzenlemeler için hazırlıkları gözden geçirdi.
Şura Meclisi’nin Ticaret ve Yatırım Komitesi, Şura Meclisi’nin ihtisas komitelerinden biri konumunda. Ayrıca 12 devlet kurumu da genel olarak ticaret ve yatırımla ilgili konularda, kendi yetkinliğine göre kural ve düzenlemeleri inceleyen Şura Meclisi’nin yetkisi dahilinde bulunuyor.



Suudi Arabistan, İsrail'in Gazze Şeridi'ndeki katliamlarının durdurulması için uluslararası topluma derhal müdahale çağrısında bulundu

TT

Suudi Arabistan, İsrail'in Gazze Şeridi'ndeki katliamlarının durdurulması için uluslararası topluma derhal müdahale çağrısında bulundu

Suudi Arabistan, İsrail'in Gazze Şeridi'ndeki katliamlarının durdurulması için uluslararası topluma derhal müdahale çağrısında bulundu

Suudi Arabistan, İsrail işgal güçlerinin Gazze Şeridi'nde devam eden katliamlarını, silahsız sivilleri hedef almaya devam etmesini ve son olarak Refah'ın kuzeybatısındaki Birleşmiş Milletler Yakın Doğu'daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı (UNRWA) depolarının yakınındaki yerinden edilmiş insanların çadırlarını hedef almasını en güçlü şekilde kınadığını belirtti.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı yaptığı açıklamada, İsrail işgal güçlerinin tüm uluslararası ve insani kararları, yasaları ve normları açık bir şekilde ihlal etmeye devam etmesini, Suudi Arabistan’ın kategorik olarak reddettiğini yineledi.

Bakanlık, uluslararası toplumu, Filistin halkının yaşadığı eşi benzeri görülmemiş insani felaketin daha da kötüleşmesini önlemek amacıyla, İsrail işgal güçleri tarafından işlenen katliamları durdurmak için derhal müdahale etmeye çağırdı.


Suudi Arabistan uluslararası alanda sahte hac şirketlerinin peşinde

Mescid-i Haram'da son Cuma namazını kılan Müslümanlar (SPA)
Mescid-i Haram'da son Cuma namazını kılan Müslümanlar (SPA)
TT

Suudi Arabistan uluslararası alanda sahte hac şirketlerinin peşinde

Mescid-i Haram'da son Cuma namazını kılan Müslümanlar (SPA)
Mescid-i Haram'da son Cuma namazını kılan Müslümanlar (SPA)

Suudi Arabistan Hac ve Umre Bakanlığı, sahte şirketlerin uluslararası alanda takip edildiğini doğrulayarak, Pakistan, Mısır, Irak ve bu tür kampanyaların yoğun olduğu bir dizi ülkeyle çalışıldığını ve söz konusu ülkelerde bu tür şirketlerin kapatıldığını açıkladı. Bakanlık ayrıca, Hac sisteminin kutsal mekânlara usulsüz girişlere müsamaha göstermeyeceğini ve verilecek cevabın kesin ve caydırıcı olacağını vurguladı.

Suudi Arabistan Hac ve Umre Bakanlığı Müsteşarı Dr. Ayed el-Guveynim, Şarku’l Avsat'a verdiği röportajda, sahte şirketlerin dolandırıcılık faaliyetlerini ister yurtiçinde ister yurtdışında olsun ‘tam teşekküllü bir suç’ olarak nitelendirdi ve ulusal Hac sisteminin bu tür yanlış uygulamalarla yüzleşmeye hazır olduğunu vurguladı. Müsteşar, Hac ve Umre Bakanlığı'nın sektörün hizmetleri optimize etmesini ve hacılara verilen hizmetin sözleşmeye uygun olmasını sağlamaya istekli olduğunu belirtti.

El-Guveynim, “Hacılara sunulan hizmetlerde herhangi bir manipülasyon ya da eksiklik olmamasını sağlamak için hizmetlerin niceliksel ve niteliksel kategorizasyonunu geliştirdik” şeklinde konuştu.

Beş yıl önce yurt dışında hacılara hizmet veren şirket sayısının altı olduğunu belirten Müsteşar, “Şu anda 35 şirket var ve bu yıl önde gelen konaklama şirketlerinden 15 yeni şirkete lisans verildi. Dolayısıyla Hac sektöründe hepimiz tavaftan ağırlamaya geçme konusunda hemfikiriz” ifadelerini kullandı.


Faysal bin Ferhan: Gazze'deki insani durum kabul edilemez

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, 26 Mayıs Pazar günü (dün) Brüksel'deki toplantıda (DPA)
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, 26 Mayıs Pazar günü (dün) Brüksel'deki toplantıda (DPA)
TT

Faysal bin Ferhan: Gazze'deki insani durum kabul edilemez

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, 26 Mayıs Pazar günü (dün) Brüksel'deki toplantıda (DPA)
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, 26 Mayıs Pazar günü (dün) Brüksel'deki toplantıda (DPA)

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, Gazze Şeridi'ndeki insani durumu ‘kabul edilemez’ olarak nitelendirdi ve hızla kötüleştiği uyarısında bulundu. Norveçli mevkidaşı Espen Barth Eide ve Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josef Borrell ile Brüksel'de ortak bir basın toplantısı düzenleyen Bin Ferhan, Gazze Şeridi'nde derhal ateşkes sağlanması gerektiğini belirterek, ‘ateşkes ve esirlerin serbest bırakılması konusunda dünyada giderek artan bir fikir birliği’ olduğunu kaydetti.

İsrail'i Gazze Şeridi ve Batı Şeria'daki durumu daha da kötüleştiren ek hamleler yapmakla suçlayan Suudi Dışişleri Bakanı, ‘Filistinlilerin ve İsrail'in güvenliğini sağlamanın tek yolunun iki devletli çözüm olduğunu’ vurguladı. Bin Ferhan, ‘her geçen gün baltalanan bu çözümü canlı tutmak için elimizden geleni yapma’ çağrısında bulundu.

yn56
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, Katar Dışişleri Bakanı Muhammed bin Abdurrahman es-Sani ile birlikte (DPA)

Norveç, İspanya, İrlanda ve Slovenya'nın Filistin devletini tanıma yönündeki adımlarını ‘çok önemli, sadece sembolik değiller, Filistin Yönetimi'nin güvenilirliğini de arttırıyorlar’ şeklinde nitelendiren Suudi Dışişleri Bakanı, diğer ülkeleri de aynı şeyi yapmaya ve Filistin devletinin gelişmesine yardımcı olmaya çağırdı. Bin Ferhan, “Brüksel'de gerçekleşen diyaloglar cesaret verici” ifadesini kullandı.

Arap Komisyonu ile diyalog devam ediyor

Brüksel'de Arap Komisyonu ile diyaloğun ikinci gün de devam edeceğini açıklayan Borrell, iki devletli çözümü, ‘İsrail'in acı verici bir tavizi yahut İsrail’e yönelik bir güvenlik tehdidi değil, İsrail'in güvenliği için uzun vadeli tek garanti’ olarak tanımladı.

Gazze Şeridi'ndeki gelişmelerle ilgili olarak Arap Birliği-İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) Olağanüstü Ortak Zirvesi tarafından görevlendirilen bakanlar komitesi, Gazze Şeridi'ndeki savaşın acilen sona erdirilmesi ve iki devletli çözümün uygulanması için gerekli adımların atılması ihtiyacını görüşmek üzere Brüksel'de Avrupa ülkelerinin dışişleri bakanları ve temsilcileriyle bir toplantı düzenledi.

 cfdv
Hamas, arabuluculara Gazze Şeridi'nde kalıcı ateşkes ilanını içermeyen hiçbir ateşkesi kabul etmeyeceğini bildirdi. (AFP)

Toplantıya Eide ve Borrell'in yanı sıra Prens Faysal bin Ferhan başkanlık etti. Toplantıya Cezayir, Avusturya, Bahreyn, Belçika, Danimarka, Mısır, Almanya, Endonezya, İrlanda, Ürdün, Letonya, Portekiz, Katar, Romanya, Slovakya, Slovenya, İspanya, Filistin, İsveç, İsviçre, Türkiye, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), İngiltere ve İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) bakanları ve temsilcileri katıldı.

Filistin devletinin kurulması

Toplantıda derhal ateşkese varılması, esirlerin serbest bırakılması, Gazze Şeridi'ndeki savaşın ve Refah Sınır Kapısı’nın kontrolü de dâhil olmak üzere işgal altındaki Filistin topraklarındaki tüm yasadışı tek taraflı tedbir ve ihlallerin sona erdirilmesi ve feci insani krizin ele alınmasına yönelik çabalara destek ifade edildi. Toplantıda ayrıca, iki devletli çözüm bağlamında bir Filistin devletinin kurulmasına yönelik somut adımlar ve İsrail-Filistin çatışmasına sürdürülebilir bir çözümü destekleyen siyasi yola geçiş de ele alındı.

Toplantıda ayrıca, uluslararası toplumun, Filistin halkının haklarını ve bölgesel güvenliği karşılayan, istikrar, güvenlik, barış ve iş birliği bölgesinde devletler arasında normal ilişkilerin yolunu açacak adil ve kalıcı bir barışa ulaşmak amacıyla, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi kararları, Arap Barış Girişimi ve diğer ilgili girişimler de dâhil olmak üzere, uluslararası hukuk ve üzerinde mutabık kalınan parametreler doğrultusunda iki devletli çözümün uygulanmasına yönelik güvenilir ve geri dönüşü olmayan bir yol için bütüncül bir yaklaşım benimsemek üzere bir Filistin devletini tanımasının önemi vurgulandı.


Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı: İki devletli çözüm barış ve güvenliğin temelidir

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, Norveçli mevkidaşı Espen Barth Eide ile düzenlediği ortak basın toplantısında (SPA)
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, Norveçli mevkidaşı Espen Barth Eide ile düzenlediği ortak basın toplantısında (SPA)
TT

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı: İki devletli çözüm barış ve güvenliğin temelidir

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, Norveçli mevkidaşı Espen Barth Eide ile düzenlediği ortak basın toplantısında (SPA)
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, Norveçli mevkidaşı Espen Barth Eide ile düzenlediği ortak basın toplantısında (SPA)

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, Suudi Arabistan’ın Nisan sonunda Riyad'da ve dün (pazar) Brüksel'de yapılan toplantılarda iki devletli çözümün aktif tutulması konusuna odaklandığını vurgulayarak, Filistin halkının güvenlik ve haklarını garanti altına alan bu konuda uluslararası toplum arasında görüş birliği olduğuna işaret etti.

Norveç Dışişleri Bakanı Espen Barth Eide ve Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell ile ortak bir basın toplantısı düzenleyen Bin Ferhan, Gazze Şeridi'ndeki durumun kritik bir hal aldığını ve bu nedenle derhal ateşkes sağlanması gerektiğini belirtti.

Suudi Dışişleri Bakanı, uluslararası toplumun esirlerin serbest bırakılması da dâhil olmak üzere acil bir ateşkesin gerekliliği konusunda hemfikir olduğunu belirterek, “Gazze Şeridi'ndeki insani durum hızla kötüleşmeye devam ediyor ve bu kabul edilemez” dedi.

Bin Ferhan, Gazze Şeridi'ndeki gelişmelerle ilgili olarak Arap Birliği-İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) olağanüstü ortak zirvesi tarafından görevlendirilen bakanlar komitesinin Gazze Şeridi'ndeki krizi ele almayı ve Filistin devleti davasını ilerletmeyi amaçladığını vurgulayarak bölgede barış ve güvenlik için kalıcı bir temel olarak iki devletli çözüme ulaşılması için çalışılması gerektiğine işaret etti.

Norveç, İspanya ve İrlanda'nın Filistin devletini tanıma yönündeki adımlarını öven Bin Ferhan, bazı Avrupa ülkelerinin de bu yönde düşündüğünü kaydetti.

Prens Faysal bin Ferhan, Filistin Yönetimi içindeki devlet kurumlarına yardım etmenin ve onları güçlendirmenin, Filistin devletinin komşularının güvenliğini sağlama sorumluluğu da dahil olmak üzere sorumluluklarını yerine getirme kapasitesine sahip olduğunu göstermek olduğunu belirterek, uluslararası hukuk sistemi de dahil olmak üzere uluslararası sistemin meşruiyetini korumanın önemini vurguladı.

Bin Ferhan, “Uluslararası toplum, uluslararası insancıl hukuk da dahil olmak üzere uluslararası hukukun arkasında durmaya karar verirse, İsrail'e cezasız kalamayacağı ve Filistin devletini sonsuza kadar zayıflatamayacağı yönünde önemli bir mesaj vermiş olacaktır” dedi.


Suudi Arabistan: Faysal el-Mucfel Suriye'ye büyükelçi olarak atandı

Suudi Arabistan'ın Suriye Büyükelçisi Dr. Faysal bin Suud el-Mucfel (SPA)
Suudi Arabistan'ın Suriye Büyükelçisi Dr. Faysal bin Suud el-Mucfel (SPA)
TT

Suudi Arabistan: Faysal el-Mucfel Suriye'ye büyükelçi olarak atandı

Suudi Arabistan'ın Suriye Büyükelçisi Dr. Faysal bin Suud el-Mucfel (SPA)
Suudi Arabistan'ın Suriye Büyükelçisi Dr. Faysal bin Suud el-Mucfel (SPA)

Büyükelçi Dr. Faysal bin Suud el-Mucfel, kendisini ülkesinin Suriye Büyükelçisi olarak atayan İki Kutsal Caminin Hizmetkârı Kral Selman bin Abdulaziz ile Veliaht Prens ve Başbakan Muhammed bin Selman'a teşekkürlerini, takdirlerini ve minnettarlığını ifade etti.

Dr. el-Mucfel kraliyet güveninden duyduğu derin gururu dile getirerek, Suudi Arabistan’ın çıkarlarına hizmet etme ve iki ülke arasındaki ilişkileri güçlendirme konusunda bilge liderliğin arzularına ulaşma yolunda görevlerini yerine getirmesine yardımcı olması için Yüce Allah'a dua etti.


Suudi Arabistan, Yemen, Sudan ve Suriye'de sağlık sektörünü desteklemek için WHO ile 19 milyon dolar değerinde 5 program imzaladı

Kral Selman İnsani Yardım ve İnsani Çalışmalar Merkezi (KSRelief) Genel Sorumlusu, ortak programların imzalanmasının ardından Dünya Sağlık Örgütü (WHO) Direktörü ve bir dizi yöneticiyle birlikte (SPA)
Kral Selman İnsani Yardım ve İnsani Çalışmalar Merkezi (KSRelief) Genel Sorumlusu, ortak programların imzalanmasının ardından Dünya Sağlık Örgütü (WHO) Direktörü ve bir dizi yöneticiyle birlikte (SPA)
TT

Suudi Arabistan, Yemen, Sudan ve Suriye'de sağlık sektörünü desteklemek için WHO ile 19 milyon dolar değerinde 5 program imzaladı

Kral Selman İnsani Yardım ve İnsani Çalışmalar Merkezi (KSRelief) Genel Sorumlusu, ortak programların imzalanmasının ardından Dünya Sağlık Örgütü (WHO) Direktörü ve bir dizi yöneticiyle birlikte (SPA)
Kral Selman İnsani Yardım ve İnsani Çalışmalar Merkezi (KSRelief) Genel Sorumlusu, ortak programların imzalanmasının ardından Dünya Sağlık Örgütü (WHO) Direktörü ve bir dizi yöneticiyle birlikte (SPA)

Suudi Arabistan, Kral Selman İnsani Yardım ve İnsani Çalışmalar Merkezi (KSRelief) ve Dünya Sağlık Örgütü (WHO) aracılığıyla, Cenevre'de düzenlenen 77’nci WHO Genel Kurulu çerçevesinde Yemen, Sudan ve Suriye için 19 milyon 496 bin dolar değerinde beş ortak uygulama programı imzaladı.

Beş anlaşma, KSRelief Genel Sorumlusu Dr. Abdullah er-Rabia ile WHO Genel Direktörü Dr. Tedros Adhanom Ghebreyesus tarafından, Suudi Arabistan’ın Cenevre'deki Birleşmiş Milletler Daimî Temsilcisi Abdulmuhsin bin Huseyle’nin huzurunda imzalandı.

scd vf
Dünya Sağlık Örgütü (WHO) Genel Direktörü Dr. Tedros Adhanom Ghebreyesus, Suudi Arabistan'ın ihtiyaç sahiplerinin sağlık durumunu iyileştirmek için uyguladığı tıbbi proje ve programlardan övgüyle bahsetti. (SPA)

Ghebreyesus, er-Rabia ile yaptığı görüşmede, iki taraf arasında sağlık alanında uygulanan yardım ve insani projelerle ilgili ortak çıkar konularını ve dünyanın dört bir yanındaki hasta ve yaralılara tıbbi yardım ulaştırma mekanizmasını ele aldıktan sonra, Suudi Arabistan'ın KSRelief aracılığıyla çeşitli ülkelerdeki ihtiyaç sahiplerinin sağlık durumlarını iyileştirmek için uyguladığı tıbbi proje ve programları övdü.

Söz konusu beş anlaşmadan ilki, Sudan'ın çeşitli eyaletlerindeki böbrek yetmezliği hastalarının ölümlerini azaltmak amacıyla, Sudan'daki diyaliz malzemesi eksikliğini gidermek üzere, yaklaşık 235 bin diyaliz hastasına yetecek diyaliz sarf malzemelerinin yanı sıra 100 diyaliz makinesi temin edilmesini ve 77 diyaliz merkezindeki sağlık personelinin 5 milyon dolar değerindeki maaşlarının ödenmesini öngörüyor.

İkinci anlaşma ise Suriye'deki depremzedelere toplam 4 milyon 746 bin dolar değerinde tıbbi yardım sağlayacak olup, depremden etkilenen bölgelerdeki 17 merkezi hastanenin ameliyathane, merkezi bakım, acil ve diyaliz bölümlerinde gerekli tıbbi ekipmanla donatılmasını kapsıyor. Ayrıca bu anlaşmayla, merkezi sterilizasyon bölümü, endoskopi, kardiyoloji ve laboratuvar bölümlerinin ekipmanla donatılması, iki CT SCAN makinesi, radyoloji bölümleri için ultrason ve eko makineleri, 10 ambulans ve çok sayıda ilacın temin edilmesi yoluyla kuzeybatı Suriye'deki sağlık tesislerinin desteklenmesi amaçlanıyor.

ynjumöıo
Kral Selman İnsani Yardım ve İnsani Çalışmalar Merkezi’nin (KSRelief), Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ile imzaladığı ortak programlardan birinin imzalanmasından (SPA)

Üçüncü anlaşma, Yemen'de beş yaş altı çocuklar arasında görülen kızamık salgınını ele almayı amaçlıyor. Toplam maliyeti 3 milyon doları olan bu anlaşma, 1 milyon 205 bin 336 Yemenli çocuğun aşılanması için bir kampanya başlatarak kızamığın yayılmasını azaltmayı, bin 125 sağlık merkezini çeşitli vilayetlerdeki vakaları tedavi etmek için gerekli ilaçlar, intravenöz solüsyonlar ve sarf malzemeleri ile donatmayı, seçilen bölgelerde sürdürülebilir rutin bağışıklama hizmetlerini sağlamak için soğuk zinciri destekleyecek ekipman satın almayı ve salgının yayılmasını sınırlamak için su ve çevre sağlığı sektörlerindeki temel faaliyetleri desteklemeyi amaçlıyor.

Dördüncü anlaşma, Yemen'deki en savunmasız nüfusa hizmet etmek üzere sürdürülebilir su temini ile sağlık tesislerinde su ve sanitasyon hizmetlerinin iyileştirilmesini öngörüyor. 3 milyon 750 bin dolar değerindeki bu anlaşma kapsamında 10 sağlık tesisinde pompa, su deposu ve bağlantı boruları da dahil olmak üzere güneş enerjisiyle çalışan kuyular açılacak.

Ayrıca 60 sağlık tesisine içme suyu temini, su kalitesinin izlenmesi ve arıtılmasının yanı sıra su tedarikinin işletilmesi ve bakımı konusunda eğitim, Hudeyde vilayetindeki el-Huha bölgesinde bir kule tankı inşası ve Marib vilayetindeki hastane ile Sana vilayetindeki Metne hastanesinde su, sanitasyon ve hijyen hizmetlerinin iyileştirilmesi için rehabilitasyon sağlanacak.

sdv efbrg
Kral Selman İnsani Yardım ve İnsani Çalışmalar Merkezi (KSRelief) Genel Sorumlusu Dr. Abdullah er-Rabia ve Dünya Sağlık Örgütü (WHO) Genel Direktörü Dr. Tedros Adhanom Ghebreyesus anlaşmalardan birini imzaladıktan sonra (SPA)

Beşinci ve son anlaşma, bir dizi önleyici ve tedavi edici faaliyet yoluyla Yemen genelinde koleranın yayılmasının sınırlandırılmasını, merkezi laboratuarlar için aşı, ilaç ve tıbbi sarf malzemelerinin temin edilmesini, sağlık personeli için kişisel koruyucu ekipman sağlanmasını, aşılama kampanyaları ve hızlı müdahale ekiplerinin yanı sıra epidemiyolojik araştırma faaliyetleri için operasyonel bütçelerin ödenmesini ve su ve çevre sağlığı sektörlerindeki temel faaliyetlerin desteklenmesini öngörüyor.

Söz konusu yardımlar, Suudi Arabistan'ın insani yardım kolu KSRelief aracılığıyla ihtiyaç sahibi ülkelerdeki sağlık sektörlerini desteklemek, kapasitelerini güçlendirmek ve temel tıbbi ihtiyaçlarını karşılamak üzere sağladığı insani yardım ve yardım çabalarının bir parçası.


El-Cedan: Suudi Arabistan, küresel ölçekte sürdürülebilir kalkınmanın güçlendirilmesi için teknoloji geliştirme rolüne sıkı sıkıya bağlı

Suudi Arabistan Maliye Bakanı Muhammed el-Cedan (G7 Başkanlığı)
Suudi Arabistan Maliye Bakanı Muhammed el-Cedan (G7 Başkanlığı)
TT

El-Cedan: Suudi Arabistan, küresel ölçekte sürdürülebilir kalkınmanın güçlendirilmesi için teknoloji geliştirme rolüne sıkı sıkıya bağlı

Suudi Arabistan Maliye Bakanı Muhammed el-Cedan (G7 Başkanlığı)
Suudi Arabistan Maliye Bakanı Muhammed el-Cedan (G7 Başkanlığı)

Suudi Arabistan Maliye Bakanı Muhammed el-Cedan, G7 Maliye Bakanları ve Merkez Bankası Başkanları Toplantısı’nda ‘Yapay Zekâ ve Kalkınma: Zorluklar ve Fırsatlar’ konulu özel bir oturuma katıldı. El-Cedan oturumda, küresel çapta kapsamlı büyüme ve sürdürülebilir kalkınmanın ilerlemesi için Suudi Arabistan’ın özellikle yapay zekâ alanında teknoloji geliştirme rolüne bağlı olduğunu yineledi.

İtalya'nın Stresa kentinde düzenlenen üçüncü toplantıya diğer ülkelerin yanı sıra Suudi Arabistan da davet edildi. Kanada, Fransa, Almanya, İtalya, Japonya, Birleşik Krallık ve ABD'nin yer aldığı grubun 13-15 Haziran tarihleri arasında İtalya'nın Pulya bölgesinde gerçekleştireceği zirveye Avrupa Birliği'ni (AB) temsilen Avrupa Konseyi Başkanı ve Avrupa Komisyonu Başkanı da katılacak.

Üç gün boyunca çeşitli oturumlara katılan el-Cedan, ‘Düşük Gelirli Ülkelerin Finansman İhtiyaçları’ başlıklı oturumda, mali alan yaratmaya, ekonomik esnekliği arttırmaya ve sürdürülebilir kalkınma hedeflerinde ilerleme kaydetmeye katkıda bulunduğu için borçların ele alınmasına yönelik önerilen çok boyutlu yaklaşımın büyük bir potansiyele sahip olduğunu kaydetti.

xscdvfbgr
Stresa'da düzenlenen G7 Maliye Bakanları ve Merkez Bankası Başkanları Toplantısı’ndan (G7 Başkanlığı)

El-Cedan, ‘Afrika kıtasını öne çıkaran kalkınma girişimleri’ başlıklı oturumda Afrika'nın hırslı insanları, genç nüfusu ve zengin kaynaklara sahip doğal topraklarıyla büyük bir potansiyele sahip olduğuna dikkat çekti.

El-Cedan, ‘Sınır Ötesi Ödemeler’ başlıklı oturumunda, 2020 yılında Suudi Arabistan başkanlığında G20'nin sınır ötesi ödemeleri desteklemek için net bir eylem planı üzerinde anlaştığını ve bunun sonucunda ödeme düzenlemelerini iyileştirmek amacıyla uluslararası kuruluşlarla iş birliği içinde çalışmak üzere Sınır Ötesi Ödemeler Koordinasyon Grubu'nun kurulduğunu belirtti. El-Cedan, küresel olarak bu konudaki mevcut çabaların geliştirilmesinin önemli olduğunu vurguladı.

El-Cedan, toplantı çerçevesinde bir dizi bakan ve uluslararası kuruluş lideriyle bir araya gelerek önemli ekonomik ve mali gelişmeler ile ortak ilgi alanlarına giren konuları ele aldı.


Faysal bin Bender: Suudi Arabistan eSpor için küresel bir merkez haline gelecek

Prens Faysal bin Bender bin Sultan, Brian Ward ile e-spor hakkında konuşurken (AFP)
Prens Faysal bin Bender bin Sultan, Brian Ward ile e-spor hakkında konuşurken (AFP)
TT

Faysal bin Bender: Suudi Arabistan eSpor için küresel bir merkez haline gelecek

Prens Faysal bin Bender bin Sultan, Brian Ward ile e-spor hakkında konuşurken (AFP)
Prens Faysal bin Bender bin Sultan, Brian Ward ile e-spor hakkında konuşurken (AFP)

Suudi ve Uluslararası eSpor Federasyonları Başkanı Prens Faysal bin Bender bin Sultan, eSporu çok daha büyük hedefe açılan bir "kapı" olarak gördüğünü, çünkü video oyunları için "inşa etmek istediğimiz şeyin kapsamlı bir endüstri olduğunu" söyledi.

AFP’ye verdiği röportajda Suudi Arabistan'ın video oyunları sektörünü geliştirme arzusunu belirtti ve Krallığın video oyunları ve e-spor için küresel bir merkez haline gelme hedefini vurguladı.

Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad bu yaz, 60 milyon dolardan fazla ödülün paylaşılacağı ve milyonlarca seyirciyi çekecek olan eSpor Dünya Kupası'na ev sahipliği yapacak.

Prens Faysal bin Bender bin Sultan, video oyunları ve e-spor denince akla Japonya ya da Güney Kore gibi ülkelerin geldiğini, ancak Suudi Arabistan'ın da bu denklemin bir parçası olmasını istediklerini belirtti.

“Kamu Yatırım Fonu”na ait olan “Savvy Games” grubunun Başkanı Brian Ward, Suudi Arabistan'a pazarda yer açmak ve stüdyolarda iyi takımlar olması için tüm enerjileriyle çalıştıklarını vurguladı.


Bahreyn Kralı: İran ile artık sorunumuz yok

Bahreyn Kralı Hamad bin İsa el-Halife, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'i Bahreyn'in ev sahipliği yapacağı Orta Doğu barış konferansına katılmaya davet etti (AFP)
Bahreyn Kralı Hamad bin İsa el-Halife, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'i Bahreyn'in ev sahipliği yapacağı Orta Doğu barış konferansına katılmaya davet etti (AFP)
TT

Bahreyn Kralı: İran ile artık sorunumuz yok

Bahreyn Kralı Hamad bin İsa el-Halife, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'i Bahreyn'in ev sahipliği yapacağı Orta Doğu barış konferansına katılmaya davet etti (AFP)
Bahreyn Kralı Hamad bin İsa el-Halife, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'i Bahreyn'in ev sahipliği yapacağı Orta Doğu barış konferansına katılmaya davet etti (AFP)

Bahreyn Kralı Hamad bin İsa El Halife, İran'la yaşanan sorunların sona erdiğini belirterek, bu ülkeyle ilişkilerin normalleşmesini geciktirmek için hiçbir neden olmadığını vurguladı.

Bahreyn Kralı dün (Perşembe) Moskova'da Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile yaptığı görüşmede bir dizi konuyu ele alırken, Rusya Devlet Başkanı iki ülke arasındaki ticari iş birliğinin geliştirilmesindeki ilerlemelere dikkat çekti.

Şarku’l Avsat’ın Interfax haber ajansından aktardığına göre Bahreyn Kralı "Arap ülkeleri arasında Ortadoğu meselesinin çözümü için bir barış konferansı düzenlenmesi gerektiği konusunda tam bir mutabakat var... Konferansın düzenlenmesi için ilk başvurduğumuz ülke Rusya oldu, çünkü Rusya uluslararası arenadaki en etkili ülke" ifadelerini kullandı.

Kral Hamad, İran'la ilişkiler konusunda şunları söyledi: "İran'la eskiden sorunlarımız vardı ama şimdi hiçbir sorunumuz yok. İran ile ilişkilerin normalleşmesini ertelemek için hiçbir neden yok. Komşularımızla genel olarak iyi komşuluk ilişkileri içinde olmayı düşünüyoruz ve kesinlikle de öyleyiz. Onlarla normal diplomatik, ticari ve kültürel ilişkiler kurmaya çalışıyoruz."


Blinken: Suudi Arabistan-ABD anlaşmasına haftalar kaldı

ABD Dışişleri Bakanı, salı günü Senato’daki oturumda ifade verdi (AFP)
ABD Dışişleri Bakanı, salı günü Senato’daki oturumda ifade verdi (AFP)
TT

Blinken: Suudi Arabistan-ABD anlaşmasına haftalar kaldı

ABD Dışişleri Bakanı, salı günü Senato’daki oturumda ifade verdi (AFP)
ABD Dışişleri Bakanı, salı günü Senato’daki oturumda ifade verdi (AFP)

ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, dün yaptığı açıklamada, ABD ve Suudi Arabistan’ın bir savunma anlaşmasını ve sivil bir nükleer anlaşmayı sonuçlandırmaya ‘çok yakın’ olduklarını söyledi.

Blinken, Temsilciler Meclisi Tahsilatlar Komitesi önünde Dışişleri Bakanlığı’nın bütçe talebi konusunda verdiği ifade sırasında, anlaşmaların sonuçlandırılmasına ‘haftalar kaldığını’ belirtti. Ancak Blinken, Gazze'de sükûnet sağlanmadan ve Filistin devletinin kurulmasına giden yol açılmadan Suudi Arabistan ile İsrail arasındaki ilişkilerin normalleşmesi sürecinin başlayamayacağı uyarısında bulundu.

ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan’ın geçtiğimiz hafta Ortadoğu'ya yaptığı ziyaretin ardından gazetecilere açıklamalarda bulunan ABD'li üst düzey bir yetkili, ülkesinin Suudi Arabistan'a savunma garantisi vermeyi önerdiği ve gelişmiş silahların satışını içeren anlaşmalara varılmak üzere olduğunu söyledi. Aynı yetkili, anlaşmanın sivil bir nükleer anlaşmanın yanı sıra olası F-35 savaş uçakları ve diğer gelişmiş silahların satışını da içereceğini sözlerine ekledi.

Suudi Arabistan'ın açık talepleri

Blinken, salı günü Senato Dış İlişkiler Komitesi'ndeki oturumda, anlaşmaların ABD ve Suudi Arabistan arasındaki boyutlarının neredeyse tamamlandığını, ancak kapsamlı anlaşmaların tamamlanabilmesi için İsrail'in bazı adımlar atmasına ihtiyaç olduğunu söyledi. Suudi Arabistan’ın İsrail'le ilişkileri normalleştirme sürecine geri dönmesi için Gazze'de sükûneti ve Filistin devletinin kurulmasına giden yolun açılması gerektirdiği konusunda çok net olduğunu ifade eden Blinken, İsrail'in ilerlemek isteyip istemediğine karar vermesi ve kuruluşundan bu yana istediği gibi bölge ülkeleriyle normalleşmiş ilişkiler kurmayı başarma fırsatını yakalaması gerektiğini de kaydetti.

ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı Sullivan, Ortadoğu turundan dönüşü sonrası dün Beyaz Saray'da düzenlediği basın toplantısında, “Başkan Joe Biden, İsrail'in güvenliğinin yanı sıra Filistin halkı için onurlu ve güvenli bir geleceği garanti altına alan iki devletli çözümün bölgedeki herkes için uzun vadeli güvenlik ve istikrarı sağlamanın en iyi yolu olduğuna inanıyor” ifadelerini kullandı.

Biden'ın İsrail'i bölgesel istikrarı sağlayacak şekilde çevresiyle bütünleştirme düşüncesinden bahsettiğini belirten Sullivan, “Geçtiğimiz hafta sonu Suudi Arabistan'da Veliaht Prens Muhammed bin Selman ile bunu konuştum. İsrail'in bu yönde adımlar atması halinde neler elde edilebileceğine dair açıklamalarını sizler de işittiniz. İsrail hükümeti ile bu konuyu konuşmaya devam edeceğiz” dedi.

‘Çok önemli’ anlaşma

ABD'nin eski Ortadoğu temsilcisi Dennis Ross, ABD ile Suudi Arabistan arasındaki anlaşmanın öneminden bahsetti. Ross, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Bu tür bir anlaşma her iki ülkenin de ihtiyaç ve çıkarlarına uygundur” diye konuştu.

ABD Dış İlişkiler Konseyi’nin (CFR) Ortadoğu uzmanı Stephen Cook, anlaşmanın son derece önemli olduğuna inanıyor. Şarku’l Avsat’a konuşan Cook, “Şimdiye kadar resmiyet kazanmamış olan bu anlaşma, ABD ve Suudi Arabistan'ın güvenliğini resmen birbirine bağlayarak bir emsal teşkil edecek. Anlaşma aynı zamanda Suudilerin Çin'le ilişkilerini de etkileyecek ve ilk fırsatta anlaşmayı test etmesi muhtemel olan İranlılara güçlü bir mesaj verecek” yorumunda bulundu.

bgrnthmj
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Bin Selman, ABD Başkanı Biden’ı 2022 yılının temmuz ayında Cidde'de ağırladı (Bender el-Calud)

Washington'daki Ortadoğu Enstitüsü'nde (MEI) kıdemli araştırmacı Brian Katulis de ABD ile Suudi Arabistan arasındaki anlaşmanın önemli olduğu görüşünde. Katulis, Şarku’l Avsat’a, anlaşmanın bölge üzerinde istikrarı sağlayıcı bir etkisi olacağını söyledi. Katulis, “İki ülke arasındaki anlaşmalar güvenlik, ekonomi ve enerji gibi birçok önemli alanda iki ülkeyi birbirine yakınlaştıracak” ifadelerini kullandı.

İsrail'in atması gereken adımlar

ABD ile Suudi Arabistan arasındaki anlaşmanın duyurusunun yakında yapılabileceğine dair iyimser havaya rağmen yetkililer, iki ülke arasında tamamlansa bile ABD Senatosu'nun onayını gerektiren anlaşmanın önünde çok sayıda zorluk olduğu uyarısında bulundular.

ABD'li Demokrat Senatör Chris Murphy, Senato Dış İlişkiler Komitesi tarafından düzenlenen oturumda ABD Dışişleri Bakanı'na doğrudan “Komitemiz, iki ülke arasındaki herhangi bir anlaşmanın İsrail'i de kapsayan ve temelde bir Filistin devletinin kurulmasına yönelik gerçek taahhütleri içeren bir anlaşma çerçevesinde olacağını düşünüyor. Ancak ne yazık ki şu an İsrail siyasi sahnesinde bu tür taahhütlerde bulunma niyeti yok gibi görünüyor. Bu konuda ne diyeceksiniz?” sorusunu yöneltti.

Söz konusu anlaşmaların geleceğinin İsrail ile ilişkilerin normalleşmesine bağlı olduğunu ima eden Blinken, Murphy'nin sorusuna “Anlaşmaları tamamlasak bile, ki bunu hızlı bir şekilde yapabileceğimizi düşünüyorum, normalleşme sürecinde ilerlemek için ihtiyaç duyduğumuz diğer şeyler olmadan anlaşmalarda ilerleme kaydedilemez” yanıtını verdi.

Blinken'ın açıklamasına değinen Cook, şunları söyledi:

ABD ve Suudi Arabistan bir anlaşmaya çok yakın görünüyor. ABD, İsrail'in kabul edeceği ve böylece Arap-İsrail çatışmasının sona ereceği ve bir Filistin devletinin kurulmasına yönelik müzakerelerin hızlanacağı umuduyla normalleşmeyi canlandırmaya çalışıyor. İsrailliler ilk maddeyi istiyorlar ama ikinci maddeyi kabul edemiyorlar çünkü bu siyasi açıdan çok zor. Burada ABD’li bazı senatörlerin İsrail'i kapsamayan bir anlaşmayı imzalamayacaklarını söylemiş olmaları sorun teşkil ediyor.

ABD’nin yapacağı herhangi bir güvenlik anlaşmasının Senato'nun üçte ikisi tarafından onaylanması gerekiyor. Aynı durum, silah satışı anlaşmaları için de geçerli. Silah satışı anlaşmaları, bu tür anlaşmaları engelleme yetkisine sahip olan Senato ve Temsilciler Meclisi’nin dış ilişkiler komiteleri tarafından incelenmesi gerekiyor.

İsrail ile normalleşme olmadan Senato'da üçte iki oyla onaylanması gereken bir güvenlik anlaşması yapmanın mümkün olmadığını vurgulayan Dennis Ross ise “Normalleşme olmadan ABD'nin güvenlik taahhütleri azalabilir, ancak Suudi Arabistan caydırıcılık ve Amerikan yapımı gelişmiş silahlara erişmek için resmi bir taahhütte bulunulmasını istiyor” dedi.

Bu durum, söz konusu güvenlik anlaşmasının Senato’nun onayı olmadan ve daha az taahhütle kabul edilebileceği ihtimalini gündeme getiriyor. MEI kıdemli araştırmacısı Katulis, ABD Senatosu’nun Ukrayna, Tayvan ve İsrail'e ek yardımın altı ay süreyle ertelenmesi meselesinde görüldüğü üzere performansını etkileyen birçok bölünmeyle boğuştuğunu ve karşı karşıya kaldığı zorluklar olduğunu söyledi. ABD seçimlerine altı aydan daha kısa bir süre kaldığını hatırlatan Katulis, bu durumun Senato’da herhangi bir projenin onaylanmasını zorlaştıracağına dikkati çekti.

Buna karşın Ross, bazı muhalif sesler olsa da anlaşmanın Ortadoğu'nun ve ABD'nin Çin-Rusya-İran ittifakıyla rekabetinin yararına olacağını söyledi.