Barzani yeni Irak Hükümeti görüşmelerinde Kürtleri birleştirebilecek mi?

Paylaşım mekanizmasına dair bir tutarsızlığın ortasında pozisyonlar için yakın bir mücadele

Barzani’nin partisi 2 koltuk elde ederek kazanç elde ederken, Kerkük vilayetindeki pozisyonlar çatışmanın bir parçası oldu (Reuters)
Barzani’nin partisi 2 koltuk elde ederek kazanç elde ederken, Kerkük vilayetindeki pozisyonlar çatışmanın bir parçası oldu (Reuters)
TT

Barzani yeni Irak Hükümeti görüşmelerinde Kürtleri birleştirebilecek mi?

Barzani’nin partisi 2 koltuk elde ederek kazanç elde ederken, Kerkük vilayetindeki pozisyonlar çatışmanın bir parçası oldu (Reuters)
Barzani’nin partisi 2 koltuk elde ederek kazanç elde ederken, Kerkük vilayetindeki pozisyonlar çatışmanın bir parçası oldu (Reuters)

Basim Fransis
Kürt siyasiler, yeni Irak hükümetini kurmak için Sünni ve Şii güçlerle ‘maraton’ müzakerelerine girmeden önce kendi aralarında ittifak istişareleri yapıyor. Kürdistan özerk bölgesindeki iki iktidar partisi arasında koltuk farkının açılmasıyla pekişen pozisyon paylaşımında ‘çoğunluk’ ve ‘uzlaşı’ formüllerinde beklenen anlaşmazlıklar devam ediyor.
Mesud Barzani liderliğindeki Kürdistan Demokrat Partisi (KDP), 33 koltukla en yakın rakibine büyük fark atarak bölgede birinci olurken onu, 16 koltukla geleneksel rakibi eski Cumhurbaşkanı Celal Talabani’nin geçmişte lideri olduğu Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) takip etti. İş insanı Şasvar Abdulvahid liderliğindeki Yeni Nesil Hareketi 9 koltukla üçüncü, Kürdistan İslami Birlik (Yekgırtu) Partisi 4 koltukla dördüncü oldu. Ayrıca İslamcı çizgideki Adalet Toplumu tek koltuk ele ederken, Kürt güçlerin toplam koltuk sayısı 63 sandalyeye ulaştı. 

İlk istişareler
KDP yetkilileri, KYB ve Yekgırtu partilerindeki yetkililerle görüşmelerinin ardından yaptıkları açıklamada, “Anlık diyaloglar rutin toplantılardan öteye geçmeyecek. Daha sonra gerçekleşmesini umduğumuz siyasi görüşmelere de girmeyeceğiz” dedi.
KDP müzakerecileri “tüm güçlerle temas halinde olduklarını ve seçeneklerini belirli bir kategoriye göre sınırlamadıklarını” ifade etti. Müzakereciler, “İki partinin liderlerinin yaptığı açıklamalar, Kürtlerin çıkarına olan stratejik konularda tutumlarının birliğini gösteriyor. Ama buna rağmen özellikle de KYB’nin KDP ile eski dönemden bir hak olarak talep ettiği Cumhurbaşkanlığı makamına dair, eski oturumdaki seçimlerin tekrarında federal pozisyonları paylaşma hususunda bir bölünme ile karşılaşılabilir. Zira Barzani’nin partisi önceki mekanizmayı reddederken, denklemi ‘temsili ağırlık’ kriterine göre yeniden formüle etmeye bağlı” şeklinde konuştu.
KDP, KYB’nin 3 koltuğuna ve muhalif Yeni Nesil Hareketi’nin 1 koltuğuna kıyasla 2 koltuk alarak ilk kez kazanımlar elde ederken, Kerkük vilayetindeki pozisyonlar da çatışmanın bir parçası. KYB ve Yeni Nesil Hareketi, vilayete tahsis edilen 12 koltuktan 6’sını elde eden Arap ve Türkmen güçlerin muhalefeti karşısında ek engellerle karşılaşacaklar.
KDP Sözcüsü Mahmud Muhammed ise KYB liderleriyle Süleymaniye’de gerçekleştirdiği görüşme sonrasında gazetecilere yaptığı açıklamada, “Belki seçim kampanyası sırasında iki partimiz arasında bazı görüş alışverişleri oldu ama aramızda hiçbir anlaşmazlık yok” dedi. Muhammed, “Cumhurbaşkanlığı makamının Federasyona veya diğerlerine ait olduğu söylenemez ve biz sadece gerçek ortaklığı görüştük. Pozisyonlara dokunmadık” şeklinde konuştu.
KDP Heyeti, seçim sonuçlarında eli boş dönen ‘Değişim’ hareketinin liderleriyle de bir araya geldi. Parti lideri Ömer Seyyid Ali, sonuçların açıklanmasının ardından liderliğin tüm üyeleriyle birlikte istifasını açıkladıktan toplantıya katılmadı.

Önce Kürt çıkarı
KDP’nin, müzakerelerinde çoğunluk kriterini esas alıp almayacağını belirlemek için, Barzani’nin danışmanı Mesud Haydar, Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı açıklamasında “Önceliğimiz, Irak devletinin yönetimi, politikaların oluşturulması ve 140. maddenin (Erbil ile Bağdat arasındaki anlaşmazlık alanları) uygulanması açısından Kürdistan halkının anayasal haklarının güvence altına alınmasıdır. Ülkenin, öncekilerden tamamen farklı, anayasa ihlallerine ve kararlarda tekliklere tanık olduğumuz bir sahne çizmesi gerekiyor. Bu önemli bir noktadır” açıklamasında bulundu. Haydar, “Pozisyonların ve diğer ayrıntıların ele alınması; federal devletin yönetimine ilişkin net bir yol haritası üzerinde anlaşmaya varıldıktan ve ortaklık, denge ve uzlaşmanın ilke ve temellerinin vurgulanmasından sonra gelecektir” şeklinde konuştu.
Yeni Irak hükümetinin kurulmasına yönelik istişarelerin fiilen başlamasından önce Kürt güçler arasındaki görüşmelerin sonuçları, ‘anayasada öngörülen ve cumhuriyet kararnamesi ile görevlendirilen en büyük parlamenter bloğun özelliklerini belirlemeyi’ amaçlayan Şii mevkidaşları arasındaki anlayışların sonuçları netleşene kadar askıya alındı. 2005 yılındaki ilk seçimlerin yapılmasından bu yana Irak’ta hüküm süren siyasi gelenek, Şiilerin başbakanlığı, Sünnilerin meclis başkanlığını ve Kürtlerin cumhurbaşkanlığını üstlenmesini gerektiriyor.
Bu bağlamda Mesud Haydar, parlamenter ağırlığın Kürt Meclisi içindeki müzakerelerde belirleyici bir rol oynayacağını belirtti. Haydar, “Mesud Barzani ve parti liderlerinden, Kürt müzakere kağıdını desteklemek için mecliste koltuk alamamış olanlar da dahil olmak üzere Kürt güçlerinden oluşan bir grup veya ittifak oluşturulması yönünde bir talep var” dedi. Mesud Haydar, “Partimiz Kürdistan kuvvetlerinin koltuklarının yüzde 52’sinden fazlasını temsil ediyor. Buna rağmen bölgenin anayasal hakları için birleşeceğiz. Bölgedeki Kürtlerin ve bileşenlerinin haklarını da savunuyoruz. Aynı durum Şii ve Sünni vatandaşlar için de geçerlidir” ifadelerini kullandı.
KYB liderleri de daha önce partinin konumunun ve rolünün meclisteki koltuklara göre değil, tarihi ve askeri rolüne göre belirlendiğini ifade etmişti. KYB’ye bağlı medya organları, KDP’nin Kerkük’ü siyasi anlaşmaları kapsamına sokmaya yönelik herhangi bir girişimi karşısında durduklarını söylerken, “Bu, kırmızı çizgi olarak kabul ediliyor. Siyasi kazanımlar elde etmek için pazarlıklara konu edilmesini bir daha kabul etmeyeceğiz” şeklinde konuştu.
Bu tavır karşısında Haydar, “Tüm siyasi süreç uzlaşmalara dayalıdır. Kürt siyaseti içinde de uzlaşma gereklidir. Sonuçta herkes bölge halkını koltuğuna göre temsil edecektir. Cumhurbaşkanlığı makamı başta olmak üzere makamların paylaşımı ise, hâkim siyasi geleneklere göre, Kürtlerin hakkıdır ve aynı zamanda uzlaşmaya tabidir. Ancak birlikteki kardeşlerin payından olması şart değildir, kimsenin tekelinde de değildir. Kürt bloklarıyla anlaştıktan sonra pozisyon için kimin Kürtlerin adayı olacağına Başkan Barzani karar verecektir. Kürtler vilayet düzeyinde parlamenter temsilde çoğunluğa sahip ve buradaki en önemli şey istikrarı sağlamak. Arapların, Türkmenlerin ve Hristiyanların olduğu kadar Kürtlerin de haklarını savunacağız. Bu bir Kürt şehridir, ancak çok çeşitli bir renk tonuna sahiptir” dedi.

Zayıf ve güçlü yönler
KYB’nin iki lideri olan Molla Bahtiyar ve Latif Raşid de dahil olmak üzere iki ana partinin cumhurbaşkanlığını devralması için önerilmesi beklenen isimler medyaya yansıdı. KDP’den sunulan isimler ise mevcut Irak Dışişleri Bakanı Fuad Hüseyin, eski Maliye Bakanı Hoşyar Zebari ve Azad Barvari.
KDP’nin kendi koşullarını ne ölçüde empoze edebildiğine ilişkin olarak Kürt siyasi analist Mesud Abdulhalık, “Mevki paylaşımında çoğunluk ilkesinin dayatılmasında Barzani’nin partisinin çıkarına olan noktalar var ve etkili görünen diğer noktalar, bu çabanın karşısında KYB’nin lehine duruyor” şeklinde konuştu. Abdulhalık, “Güçlü yönleri, parlamenter üstünlüğe ek olarak, Lahor, Yekgırtu Eş Başkanı Şeyh Cengi’nin, mevkidaşı ve amcasının oğlu Bafel Talabani lehine sahneden uzaklaştırılmasında yatmaktadır. Aksi takdirde bugün farklı sonuçlara ve partinin toplam seçmen oylarında düşüşe tanık olurduk” ifadelerini kullandı.
Ancak Abdulhalık, zayıf noktaların Barzani’nin partisinin ‘çoğunluk ilkesini kendi istediği şekilde takip etme’ çabalarını engellemede en etkili olduğunu belirtti. Siyasi analist, “Irak düzeyinde, bölgesel ve uluslararası düzeylerde KDP’nin konumu geçmişe göre daha zayıf görünüyor. Koltuk sayısının arttığı doğru. Ama önceki seçimlere göre 300 binden fazla oy kaybetti. Değişim Hareketi, Adalet Toplumu ve Yekgırtu gibi seçimlerde kaybeden partiler de var. Onlar da bu başarısızlığın sebeplerini      KDP’ye bağlıyorlar. Bu durum, Barzani’nin çabalarıyla uyumlu değil. Bunlar, KYB’nin güçlü yönleridir” değerlendirmesinde bulundu.

Stratejik anlaşma
Mesud Abdulhalık, “Anlaşmazlıklar, gelişmiş demokrasilerde olduğu gibi, koltuk sayısına göre çözülür. Çünkü iki taraf, bölgedeki idari bölümün kurulduğu uzlaşıya dayalı bir stratejik anlaşmaya bağlıdır. Öyle ki Yekgırtu lideri Molla Bahtiyar, daha önce partinin nüfuz kriterinin parlamenter ağırlıkta değil, siyasi, askeri ve tarihi ağırlığında olduğunu vurgulamıştı” dedi. Yekgırtu düzeyinde ise Abdulhalık, “Genel olarak koltuk sayısını korumasına rağmen seçmen sayısı da önemli ölçüde azaldı. KDP rakibine göre bu sayı artarken, Kerkük düzeyinde azaldı. Belki KDP, Kerkük vilayeti ve cumhurbaşkanlığı pozisyonları arasında pazarlık yapmaya çalışacak. Ancak daha önceki anlayışların kökeninde, Cumhurbaşkanının konumu, bölge başkanının konumuna tekabül ediyor. İki partinin vilayet pozisyonuna bir Kürt adayı dayatmak için yeniden çakışması beklenirken, tartışmaların, itme ve çekme girişimlerinin kısa bir zaman almayacağına şüphe yok” şeklinde konuştu.

Muhalif güçler
Bölge parlamentosunda 9 koltuklu muhalif Yeni Nesil Hareketi, hareketin yeni hükümete katılabileceğini reddetti. “Bağdat’ta herhangi bir pozisyon istemiyoruz” diyen Hareket, halkın taleplerinin istişarelerin temeli olduğunu söyledi. Hareket, tepkisini birkaç ön koşulla Kürt pozisyonunun birliğine bağlarken, bu koşulları da ‘bölgede parlamento ve il seçimlerinin yapılması için tarihin belirlenmesi, bağımsız bir seçim komisyonunun oluşturulması, mevcut Yargı Konseyi’nin partizan kotalarından uzaklaştırılarak seçilmiş bir komisyonla değiştirilmesi ve tutuklu politikacıların, aktivistlerin ve gazetecilerin serbest bırakılması’ olarak sıraladı. Hareket ayrıca, “Bağdat’ta pozisyon kavgası yapmak yerine, Bağdat’la anlaşmazlığa düşen bölgeler restore edilmeli, Peşmerge sorunu çözülmeli ve bölgenin federal bütçedeki payı sabitlenmelidir” ifadelerini kullandı.
Aynı şekilde 4 koltuklu Yekgırtu, Kürt siyasetinin birleştirilmesine ilişkin içeriğini açıklamadığı şartlar ortaya koyarken, diğer yandan da Irak hükümetine katılma arzusunu dile getirdi. Ancak İslamcı çizgideki Adalet Toplumu, hükümete katılmayı reddederek, sözcü Muhammed Hakim ise “Herhangi bir diyaloğa veya ittifaka katılmayacağız” dedi.
Ağırlıklar, Kürtler arasındaki ön anlaşmaların varlığına ve Sünnileri (43 koltuk) temsil eden eski Meclis Başkanı Muhammed el-Halbusi ve Şii Sadr Hareketi (73 koltuk) liderliğindeki bir ittifaktan yana. Kanun Devleti lideri eski Başbakan Nuri el-Maliki’nin geri dönme olasılığı ve Sadr hareketiyle çatışan Şii güçlerin desteğiyle Sadrcıları aşabilecek kazanımlar elde etmesi durumunda ön plana çıkabileceği hakkında ise bir beklenti hali mevcut. Öyle ki bağımsızların yanı sıra Kürtler ve Sünni partilerin önünde 73 sandalyeye ulaşabilmesi mümkün.



Şam’ın SDG karşısındaki başarısında hangi askeri ve politik faktörler etkili oldu?

Suriye hükümetine ait araç konvoyları, 2 Şubat 2026'da kuzeydoğudaki Haseke kentine girdi (AFP)
Suriye hükümetine ait araç konvoyları, 2 Şubat 2026'da kuzeydoğudaki Haseke kentine girdi (AFP)
TT

Şam’ın SDG karşısındaki başarısında hangi askeri ve politik faktörler etkili oldu?

Suriye hükümetine ait araç konvoyları, 2 Şubat 2026'da kuzeydoğudaki Haseke kentine girdi (AFP)
Suriye hükümetine ait araç konvoyları, 2 Şubat 2026'da kuzeydoğudaki Haseke kentine girdi (AFP)

Suriye hükümetinin Suriye Demokratik Güçleri (SDG)’ye karşı başlattığı operasyon, kuzey ve doğu Suriye’de kısa sürede kontrol haritasını değiştirdi. Operasyonlar sürpriz bir şekilde Fırat’ın batısından başladı; hükümet güçleri Deyr Hafir ve Maskane’yi ele geçirdi. Ardından doğuya yönelerek SDG’nin merkezi konumundaki Rakka üzerinde tam kontrol sağladı.

Bu ilerleme, özellikle Rakka, Deyrizor ve Haseke kırsalları olmak üzere SDG kontrolündeki bölgelerde geniş bir aşiret ayaklanması ile eş zamanlı gerçekleşti. Aşiretler, SDG güçlerini birçok alandan uzaklaştırdı ve ardından Suriye ordusu ile birleşti. Bu gelişmeler, SDG’nin kısa süre önce Halep’teki Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinden çıkarılmasının ardından geldi ve örgütün askeri nüfuzunun zayıfladığını gösterdi.

Askeri faktör

Suriye Cumhurbaşkanlığı Aşiret İşleri Danışmanı Cihad İsa El-Şeyh, Şarku'l Avsat gazetesine yaptığı açıklamada, SDG ile mücadelenin kazanılmasında birden çok faktörün etkili olduğunu ve bunların başında askeri faktörün geldiğini söyledi. El-Şeyh, savaşan birliklerin bu tür operasyonlar için yüksek eğitim ve profesyonelliğe sahip olduğunu, komuta ve operasyon yönetiminde deneyimli olduklarını ve askerlerin yıllar boyunca benzer çatışmalarda görev aldığını belirtti.

Halk ve aşiret desteği

El-Şeyh ayrıca, halk desteğinin de belirleyici olduğunu vurguladı. SDG kontrolündeki bölgelerde, örgütün ırkçı uygulamaları, kadın, çocuk ve gençler üzerinde zorunlu askerlik, toplumun geleneklerini ve aşiret liderlerini dikkate almaması nedeniyle yaygın bir hoşnutsuzluk oluştu. Örgüt, kontrol ettiği bölgelerdeki kaynakları kendi lehine kullanmış, ancak altyapı ve hizmet geliştirme konusunda yetersiz kalmıştı.

frgthy
Suriye’nin Haseke kentinde, SDG’nin çekilmesinin ardından hükümetin kontrolüne geçen Hol Kampı’ndaki bazı tutuklular (Reuters)

Aşiretlerin rolü kapsamında, El-Şeyh, Arap aşiretlerinin yeniden organize edildiğini ve toplumun bir parçası olarak iç güvenlik ve istikrarın sağlanmasında görev aldıklarını belirtti.

Siyasi ve diplomatik boyutlar

Araştırmacı Firas Fahham, hükümetin avantajının sadece askeri olmadığını, aynı zamanda siyasi ve diplomatik boyutların da etkili olduğunu söyledi. Fahham’a göre, Suriye diplomasisi ve bölgesel işbirlikleri hükümetin ülke genelinde kontrol sağlamasında doğrudan destek sağladı.

defrgtyh
1 Şubat 2026 – Suriye’nin Kamışlı kentinde anayasal haklarını talep eden Kürtlerin gösterisi (Reuters)

Fahham, ABD’nin Suriye politikasındaki değişimin de etkili olduğunu vurguladı. ABD yönetimi, Suriye hükümetini bölgesel istikrar için önemli bir aktör olarak görmeye başladı ve bu durum SDG’nin stratejik önemini azalttı. SDG’nin esas rolü, ABD’nin terörle mücadele ve Suriye’de üs edinme hedeflerini desteklemekti; bu hedefler artık büyük ölçüde hükümet üzerinden sağlanabiliyor.

Devletsiz yapılar ve merkezi yönetim

Uluslararası alanda, devletsiz silahlı grupların sona erdirilmesi ve merkezi hükümetlerin güçlendirilmesi yönünde bir eğilim bulunuyor. SDG, bu değişime uygun adım atamadı ve ABD’nin entegrasyon beklentilerine yeterince yanıt veremedi. Bu durum, hükümetin ülke çapında kontrolünü güçlendirdi.

Gelecekteki riskler

Fahham, olası bir Kürt direnişi riskine işaret etti. Bölgesel aktörler ve SDG içindeki PKK bağlantılı gruplar, direnişi nüfuzlarını koruma aracı olarak görebilir. Bu durum, hükümetle siyasi anlaşmalar sağlansa bile güvenlik açısından bir zorluk oluşturabilir.

Sonuç

Suriye hükümetinin SDG karşısındaki başarısı, askeri kapasite, halk desteği, diplomatik manevralar ve stratejik faktörlerin bir araya gelmesi ile gerçekleşti. Uluslararası değişimler, merkezi otoritenin güçlenmesini destekleyerek, devletsiz silahlı grupların etkisini azaltan bir ortam sağladı.


Eski Libya lideri Kaddafi’nin oğlu Seyfülislam evinde uğradığı saldırıda öldürüldü

Seyfülislam Kaddafi (Arşiv fotoğrafı - Reuters)
Seyfülislam Kaddafi (Arşiv fotoğrafı - Reuters)
TT

Eski Libya lideri Kaddafi’nin oğlu Seyfülislam evinde uğradığı saldırıda öldürüldü

Seyfülislam Kaddafi (Arşiv fotoğrafı - Reuters)
Seyfülislam Kaddafi (Arşiv fotoğrafı - Reuters)

Kaddafi ailesine yakın bir kaynak, bugün(Salı) yaptığı açıklamada, Seyfülislam Kaddafi’nin ülkenin batısında, Zintan kenti yakınlarında 4 kişi tarafından öldürüldüğünü doğruladı.

Kaynak ayrıca, “Suçlular, Seyfülislam  evinin bahçesinde yaralandıktan sonra hızla kaçtı” ifadelerini kullanarak, öldürülmesinin gün ortasında başlayan çatışmaların ardından gerçekleştiğini belirtti.

Seyfülislam Kaddafi’nin siyasi danışmanı Abdullah Osman, Facebook sayfasında kısa bir paylaşım yaparak Kaddafi’nin öldüğünü doğruladı, ancak olayın detaylarını veya faili açıklamadı.

Öte yandan Seyfülislam Kaddafi’nin siyasi ekibi, merhum Libyalı liderin oğlunu resmi olarak anarak, “Seyfülislam cenazesinin çıkarılması için düzenlemeler yapılıyor” ifadelerini kullandı.

Dibeybe güçlerinden yalanlama

Ulusal Birlik Hükûmeti’ne bağlı 444. Tugay, Seyfülislam  Kaddafi suikastıyla hiçbir ilgisi olmadığını açıkladı ve Zintan’da meydana gelen çatışmalarla bağlantısı bulunmadığını belirtti.

Tugay açıklamasında, “Zintan şehir merkezinde veya çevresinde hiçbir askeri güç veya saha varlığı bulunmamaktadır” ifadelerini kullandı.

Açıklamada ayrıca, “Tugay, Zintan’daki olaylarla ilgilenmemektedir ve çatışmalarla doğrudan ya da dolaylı hiçbir bağlantısı yoktur” denildi.

Libya’daki bazı kaynaklar, Seyfülislam  Kaddafi’nin, Zintan’a bağlı El-Hamada bölgesinde iki silahlı grup arasındaki çatışmalar sırasında, bir grubun kendisini evinde yakalama girişimi neticesinde öldürüldüğünü duyurdu.

Seyfülislam Kaddafi kimdir?

Seyfülislam , Eski Libya lideri Muammer Kaddafi’nin oğludur. 5 Haziran 1972’de doğan Seyfülislam , 2011 öncesi Libya’da önemli rol oynadı. Resmî bir hükümet pozisyonu olmasa da sistem içinde etkili bir lider olarak dış ilişkiler ve iç meselelerde müzakereler yürüttü.

2015 yılında kendisine verilen idam cezası iptal edildi ve Libya Yüksek Mahkemesi, Seyfülislam’ın yeniden yargılanmasına karar verdi. Daha önce, 17 Şubat 2011 olaylarında isyana teşvik, soykırım, yetkiyi kötüye kullanma, göstericilerin öldürülmesi için emirler verme, kamu malına zarar verme ve protestoları bastırmak için paralı askerler getirme suçlamalarıyla yokluğunda idam cezasına çarptırılmıştı.

Seyfülislam  Kaddafi, 2011’den beri kendisini tutan bir milis grubu tarafından Zintan’da hapsedilmişti ve Haziran 2017’de serbest bırakılmıştı.


Şara: Suriye devleti Kürtlerin haklarını güvence altına alma konusunda kararlı

Bugün Şam’daki Halk Sarayı’nda gerçekleşen görüşmede, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, Kürt Ulusal Konseyi heyetini kabul etti. (SANA)
Bugün Şam’daki Halk Sarayı’nda gerçekleşen görüşmede, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, Kürt Ulusal Konseyi heyetini kabul etti. (SANA)
TT

Şara: Suriye devleti Kürtlerin haklarını güvence altına alma konusunda kararlı

Bugün Şam’daki Halk Sarayı’nda gerçekleşen görüşmede, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, Kürt Ulusal Konseyi heyetini kabul etti. (SANA)
Bugün Şam’daki Halk Sarayı’nda gerçekleşen görüşmede, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, Kürt Ulusal Konseyi heyetini kabul etti. (SANA)

Suriye Cumhurbaşkanlığı’ndan yapılan açıklamada Cumhurbaşkanı Ahmed Şara’nın bugün (Salı) Kürt Ulusal Konseyi heyeti ile bir araya geldiğini ve devletin, Suriye Anayasası çerçevesinde Kürt vatandaşların haklarını güvence altına alma taahhüdünü yinelediğini açıkladı.

Cumhurbaşkanlığı açıklamasında, Kürt heyetin 13 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesini memnuniyetle karşıladığı ve bunun hakların güçlendirilmesi ile kültürel ve sosyal özgünlüklerin korunması açısından önemli bir adım olarak değerlendirildiği belirtildi. Bu kararname, Suriye’de ikamet eden tüm Kürt kökenli vatandaşlara vatandaşlık verilmesini öngörüyor.