Barzani yeni Irak Hükümeti görüşmelerinde Kürtleri birleştirebilecek mi?

Paylaşım mekanizmasına dair bir tutarsızlığın ortasında pozisyonlar için yakın bir mücadele

Barzani’nin partisi 2 koltuk elde ederek kazanç elde ederken, Kerkük vilayetindeki pozisyonlar çatışmanın bir parçası oldu (Reuters)
Barzani’nin partisi 2 koltuk elde ederek kazanç elde ederken, Kerkük vilayetindeki pozisyonlar çatışmanın bir parçası oldu (Reuters)
TT

Barzani yeni Irak Hükümeti görüşmelerinde Kürtleri birleştirebilecek mi?

Barzani’nin partisi 2 koltuk elde ederek kazanç elde ederken, Kerkük vilayetindeki pozisyonlar çatışmanın bir parçası oldu (Reuters)
Barzani’nin partisi 2 koltuk elde ederek kazanç elde ederken, Kerkük vilayetindeki pozisyonlar çatışmanın bir parçası oldu (Reuters)

Basim Fransis
Kürt siyasiler, yeni Irak hükümetini kurmak için Sünni ve Şii güçlerle ‘maraton’ müzakerelerine girmeden önce kendi aralarında ittifak istişareleri yapıyor. Kürdistan özerk bölgesindeki iki iktidar partisi arasında koltuk farkının açılmasıyla pekişen pozisyon paylaşımında ‘çoğunluk’ ve ‘uzlaşı’ formüllerinde beklenen anlaşmazlıklar devam ediyor.
Mesud Barzani liderliğindeki Kürdistan Demokrat Partisi (KDP), 33 koltukla en yakın rakibine büyük fark atarak bölgede birinci olurken onu, 16 koltukla geleneksel rakibi eski Cumhurbaşkanı Celal Talabani’nin geçmişte lideri olduğu Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) takip etti. İş insanı Şasvar Abdulvahid liderliğindeki Yeni Nesil Hareketi 9 koltukla üçüncü, Kürdistan İslami Birlik (Yekgırtu) Partisi 4 koltukla dördüncü oldu. Ayrıca İslamcı çizgideki Adalet Toplumu tek koltuk ele ederken, Kürt güçlerin toplam koltuk sayısı 63 sandalyeye ulaştı. 

İlk istişareler
KDP yetkilileri, KYB ve Yekgırtu partilerindeki yetkililerle görüşmelerinin ardından yaptıkları açıklamada, “Anlık diyaloglar rutin toplantılardan öteye geçmeyecek. Daha sonra gerçekleşmesini umduğumuz siyasi görüşmelere de girmeyeceğiz” dedi.
KDP müzakerecileri “tüm güçlerle temas halinde olduklarını ve seçeneklerini belirli bir kategoriye göre sınırlamadıklarını” ifade etti. Müzakereciler, “İki partinin liderlerinin yaptığı açıklamalar, Kürtlerin çıkarına olan stratejik konularda tutumlarının birliğini gösteriyor. Ama buna rağmen özellikle de KYB’nin KDP ile eski dönemden bir hak olarak talep ettiği Cumhurbaşkanlığı makamına dair, eski oturumdaki seçimlerin tekrarında federal pozisyonları paylaşma hususunda bir bölünme ile karşılaşılabilir. Zira Barzani’nin partisi önceki mekanizmayı reddederken, denklemi ‘temsili ağırlık’ kriterine göre yeniden formüle etmeye bağlı” şeklinde konuştu.
KDP, KYB’nin 3 koltuğuna ve muhalif Yeni Nesil Hareketi’nin 1 koltuğuna kıyasla 2 koltuk alarak ilk kez kazanımlar elde ederken, Kerkük vilayetindeki pozisyonlar da çatışmanın bir parçası. KYB ve Yeni Nesil Hareketi, vilayete tahsis edilen 12 koltuktan 6’sını elde eden Arap ve Türkmen güçlerin muhalefeti karşısında ek engellerle karşılaşacaklar.
KDP Sözcüsü Mahmud Muhammed ise KYB liderleriyle Süleymaniye’de gerçekleştirdiği görüşme sonrasında gazetecilere yaptığı açıklamada, “Belki seçim kampanyası sırasında iki partimiz arasında bazı görüş alışverişleri oldu ama aramızda hiçbir anlaşmazlık yok” dedi. Muhammed, “Cumhurbaşkanlığı makamının Federasyona veya diğerlerine ait olduğu söylenemez ve biz sadece gerçek ortaklığı görüştük. Pozisyonlara dokunmadık” şeklinde konuştu.
KDP Heyeti, seçim sonuçlarında eli boş dönen ‘Değişim’ hareketinin liderleriyle de bir araya geldi. Parti lideri Ömer Seyyid Ali, sonuçların açıklanmasının ardından liderliğin tüm üyeleriyle birlikte istifasını açıkladıktan toplantıya katılmadı.

Önce Kürt çıkarı
KDP’nin, müzakerelerinde çoğunluk kriterini esas alıp almayacağını belirlemek için, Barzani’nin danışmanı Mesud Haydar, Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı açıklamasında “Önceliğimiz, Irak devletinin yönetimi, politikaların oluşturulması ve 140. maddenin (Erbil ile Bağdat arasındaki anlaşmazlık alanları) uygulanması açısından Kürdistan halkının anayasal haklarının güvence altına alınmasıdır. Ülkenin, öncekilerden tamamen farklı, anayasa ihlallerine ve kararlarda tekliklere tanık olduğumuz bir sahne çizmesi gerekiyor. Bu önemli bir noktadır” açıklamasında bulundu. Haydar, “Pozisyonların ve diğer ayrıntıların ele alınması; federal devletin yönetimine ilişkin net bir yol haritası üzerinde anlaşmaya varıldıktan ve ortaklık, denge ve uzlaşmanın ilke ve temellerinin vurgulanmasından sonra gelecektir” şeklinde konuştu.
Yeni Irak hükümetinin kurulmasına yönelik istişarelerin fiilen başlamasından önce Kürt güçler arasındaki görüşmelerin sonuçları, ‘anayasada öngörülen ve cumhuriyet kararnamesi ile görevlendirilen en büyük parlamenter bloğun özelliklerini belirlemeyi’ amaçlayan Şii mevkidaşları arasındaki anlayışların sonuçları netleşene kadar askıya alındı. 2005 yılındaki ilk seçimlerin yapılmasından bu yana Irak’ta hüküm süren siyasi gelenek, Şiilerin başbakanlığı, Sünnilerin meclis başkanlığını ve Kürtlerin cumhurbaşkanlığını üstlenmesini gerektiriyor.
Bu bağlamda Mesud Haydar, parlamenter ağırlığın Kürt Meclisi içindeki müzakerelerde belirleyici bir rol oynayacağını belirtti. Haydar, “Mesud Barzani ve parti liderlerinden, Kürt müzakere kağıdını desteklemek için mecliste koltuk alamamış olanlar da dahil olmak üzere Kürt güçlerinden oluşan bir grup veya ittifak oluşturulması yönünde bir talep var” dedi. Mesud Haydar, “Partimiz Kürdistan kuvvetlerinin koltuklarının yüzde 52’sinden fazlasını temsil ediyor. Buna rağmen bölgenin anayasal hakları için birleşeceğiz. Bölgedeki Kürtlerin ve bileşenlerinin haklarını da savunuyoruz. Aynı durum Şii ve Sünni vatandaşlar için de geçerlidir” ifadelerini kullandı.
KYB liderleri de daha önce partinin konumunun ve rolünün meclisteki koltuklara göre değil, tarihi ve askeri rolüne göre belirlendiğini ifade etmişti. KYB’ye bağlı medya organları, KDP’nin Kerkük’ü siyasi anlaşmaları kapsamına sokmaya yönelik herhangi bir girişimi karşısında durduklarını söylerken, “Bu, kırmızı çizgi olarak kabul ediliyor. Siyasi kazanımlar elde etmek için pazarlıklara konu edilmesini bir daha kabul etmeyeceğiz” şeklinde konuştu.
Bu tavır karşısında Haydar, “Tüm siyasi süreç uzlaşmalara dayalıdır. Kürt siyaseti içinde de uzlaşma gereklidir. Sonuçta herkes bölge halkını koltuğuna göre temsil edecektir. Cumhurbaşkanlığı makamı başta olmak üzere makamların paylaşımı ise, hâkim siyasi geleneklere göre, Kürtlerin hakkıdır ve aynı zamanda uzlaşmaya tabidir. Ancak birlikteki kardeşlerin payından olması şart değildir, kimsenin tekelinde de değildir. Kürt bloklarıyla anlaştıktan sonra pozisyon için kimin Kürtlerin adayı olacağına Başkan Barzani karar verecektir. Kürtler vilayet düzeyinde parlamenter temsilde çoğunluğa sahip ve buradaki en önemli şey istikrarı sağlamak. Arapların, Türkmenlerin ve Hristiyanların olduğu kadar Kürtlerin de haklarını savunacağız. Bu bir Kürt şehridir, ancak çok çeşitli bir renk tonuna sahiptir” dedi.

Zayıf ve güçlü yönler
KYB’nin iki lideri olan Molla Bahtiyar ve Latif Raşid de dahil olmak üzere iki ana partinin cumhurbaşkanlığını devralması için önerilmesi beklenen isimler medyaya yansıdı. KDP’den sunulan isimler ise mevcut Irak Dışişleri Bakanı Fuad Hüseyin, eski Maliye Bakanı Hoşyar Zebari ve Azad Barvari.
KDP’nin kendi koşullarını ne ölçüde empoze edebildiğine ilişkin olarak Kürt siyasi analist Mesud Abdulhalık, “Mevki paylaşımında çoğunluk ilkesinin dayatılmasında Barzani’nin partisinin çıkarına olan noktalar var ve etkili görünen diğer noktalar, bu çabanın karşısında KYB’nin lehine duruyor” şeklinde konuştu. Abdulhalık, “Güçlü yönleri, parlamenter üstünlüğe ek olarak, Lahor, Yekgırtu Eş Başkanı Şeyh Cengi’nin, mevkidaşı ve amcasının oğlu Bafel Talabani lehine sahneden uzaklaştırılmasında yatmaktadır. Aksi takdirde bugün farklı sonuçlara ve partinin toplam seçmen oylarında düşüşe tanık olurduk” ifadelerini kullandı.
Ancak Abdulhalık, zayıf noktaların Barzani’nin partisinin ‘çoğunluk ilkesini kendi istediği şekilde takip etme’ çabalarını engellemede en etkili olduğunu belirtti. Siyasi analist, “Irak düzeyinde, bölgesel ve uluslararası düzeylerde KDP’nin konumu geçmişe göre daha zayıf görünüyor. Koltuk sayısının arttığı doğru. Ama önceki seçimlere göre 300 binden fazla oy kaybetti. Değişim Hareketi, Adalet Toplumu ve Yekgırtu gibi seçimlerde kaybeden partiler de var. Onlar da bu başarısızlığın sebeplerini      KDP’ye bağlıyorlar. Bu durum, Barzani’nin çabalarıyla uyumlu değil. Bunlar, KYB’nin güçlü yönleridir” değerlendirmesinde bulundu.

Stratejik anlaşma
Mesud Abdulhalık, “Anlaşmazlıklar, gelişmiş demokrasilerde olduğu gibi, koltuk sayısına göre çözülür. Çünkü iki taraf, bölgedeki idari bölümün kurulduğu uzlaşıya dayalı bir stratejik anlaşmaya bağlıdır. Öyle ki Yekgırtu lideri Molla Bahtiyar, daha önce partinin nüfuz kriterinin parlamenter ağırlıkta değil, siyasi, askeri ve tarihi ağırlığında olduğunu vurgulamıştı” dedi. Yekgırtu düzeyinde ise Abdulhalık, “Genel olarak koltuk sayısını korumasına rağmen seçmen sayısı da önemli ölçüde azaldı. KDP rakibine göre bu sayı artarken, Kerkük düzeyinde azaldı. Belki KDP, Kerkük vilayeti ve cumhurbaşkanlığı pozisyonları arasında pazarlık yapmaya çalışacak. Ancak daha önceki anlayışların kökeninde, Cumhurbaşkanının konumu, bölge başkanının konumuna tekabül ediyor. İki partinin vilayet pozisyonuna bir Kürt adayı dayatmak için yeniden çakışması beklenirken, tartışmaların, itme ve çekme girişimlerinin kısa bir zaman almayacağına şüphe yok” şeklinde konuştu.

Muhalif güçler
Bölge parlamentosunda 9 koltuklu muhalif Yeni Nesil Hareketi, hareketin yeni hükümete katılabileceğini reddetti. “Bağdat’ta herhangi bir pozisyon istemiyoruz” diyen Hareket, halkın taleplerinin istişarelerin temeli olduğunu söyledi. Hareket, tepkisini birkaç ön koşulla Kürt pozisyonunun birliğine bağlarken, bu koşulları da ‘bölgede parlamento ve il seçimlerinin yapılması için tarihin belirlenmesi, bağımsız bir seçim komisyonunun oluşturulması, mevcut Yargı Konseyi’nin partizan kotalarından uzaklaştırılarak seçilmiş bir komisyonla değiştirilmesi ve tutuklu politikacıların, aktivistlerin ve gazetecilerin serbest bırakılması’ olarak sıraladı. Hareket ayrıca, “Bağdat’ta pozisyon kavgası yapmak yerine, Bağdat’la anlaşmazlığa düşen bölgeler restore edilmeli, Peşmerge sorunu çözülmeli ve bölgenin federal bütçedeki payı sabitlenmelidir” ifadelerini kullandı.
Aynı şekilde 4 koltuklu Yekgırtu, Kürt siyasetinin birleştirilmesine ilişkin içeriğini açıklamadığı şartlar ortaya koyarken, diğer yandan da Irak hükümetine katılma arzusunu dile getirdi. Ancak İslamcı çizgideki Adalet Toplumu, hükümete katılmayı reddederek, sözcü Muhammed Hakim ise “Herhangi bir diyaloğa veya ittifaka katılmayacağız” dedi.
Ağırlıklar, Kürtler arasındaki ön anlaşmaların varlığına ve Sünnileri (43 koltuk) temsil eden eski Meclis Başkanı Muhammed el-Halbusi ve Şii Sadr Hareketi (73 koltuk) liderliğindeki bir ittifaktan yana. Kanun Devleti lideri eski Başbakan Nuri el-Maliki’nin geri dönme olasılığı ve Sadr hareketiyle çatışan Şii güçlerin desteğiyle Sadrcıları aşabilecek kazanımlar elde etmesi durumunda ön plana çıkabileceği hakkında ise bir beklenti hali mevcut. Öyle ki bağımsızların yanı sıra Kürtler ve Sünni partilerin önünde 73 sandalyeye ulaşabilmesi mümkün.



Şam, Haseke vilayetinin güvenliğini sağlamaya yönelik kapsamlı bir planı duyurdu

Nureddin el-Baba, el-Hol kampı hakkında düzenlediği basın toplantısında (İçişleri Bakanlığı)
Nureddin el-Baba, el-Hol kampı hakkında düzenlediği basın toplantısında (İçişleri Bakanlığı)
TT

Şam, Haseke vilayetinin güvenliğini sağlamaya yönelik kapsamlı bir planı duyurdu

Nureddin el-Baba, el-Hol kampı hakkında düzenlediği basın toplantısında (İçişleri Bakanlığı)
Nureddin el-Baba, el-Hol kampı hakkında düzenlediği basın toplantısında (İçişleri Bakanlığı)

Suriye İçişleri Bakanlığı dün yaptığı açıklamada, hükümet ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasında imzalanan anlaşmaya uygun olarak, Suriye ordu birliklerinin Haseke vilayetine girişiyle eş zamanlı olarak vilayetin güvenliğini sağlamak için bir güvenlik konuşlandırma planı hazırladığını duyurdu.

Bakanlık sözcüsü Nureddin el-Baba, düzenlediği basın toplantısında, bakanlığın ilk andan itibaren "el-Hol kampı"nın güvenliğini yeniden sağlamak, duvardaki açıklıkları kapatmak ve çevresini güvence altına almak için çalışmalara başladığını, ayrıca tutukluların verilerini ve kimlik belgelerini incelediğini ve Suriye'nin tamamını kapsayan birleşik bir veri tabanı oluşturmak için çalışmaların devam ettiğini açıkladı.

Bakanlık sözcüsü, el-Hol kampındaki insani durumu "her açıdan şok edici" olarak nitelendirdi ve binlerce insanın altyapıdan yoksun yarı çöl bir bölgede yıllarca zorlu koşullar altında tutulduğunu belirtti. Sözcü, kamp hakkında daha önce bildirilen her şeyin "abartmalar" nedeniyle daha yakından incelenmesi gerektiğini ifade etti.


Lübnan: Ajanların itirafları, Hizbullah'a nüfuzun ne kadar derin olduğunu ortaya koyuyor

Hizbullah destekçileri, komutan Hüseyin Yaghi'nin cenaze töreninde (AFP)
Hizbullah destekçileri, komutan Hüseyin Yaghi'nin cenaze töreninde (AFP)
TT

Lübnan: Ajanların itirafları, Hizbullah'a nüfuzun ne kadar derin olduğunu ortaya koyuyor

Hizbullah destekçileri, komutan Hüseyin Yaghi'nin cenaze töreninde (AFP)
Hizbullah destekçileri, komutan Hüseyin Yaghi'nin cenaze töreninde (AFP)

Lübnan'daki ajanların itirafları, Hizbullah'ın maruz kaldığı sızmanın boyutunu ortaya koydu.

Geçtiğimiz hafta İsrail ile iş birliği suçlamasıyla tutuklanan güneydeki Ensar kasabasında yaşayan "A.M." ile yapılan soruşturmalar, kendisinin Mossad'a imha edilen yerlerin kesin konumları hakkında proaktif bir şekilde bilgi verdiğini ve hatta bazıları Hizbullah'ın füze depolarına ve insansız hava aracı fabrikalarına ait olan askeri tesislerin koordinatlarını verdiğini ortaya koydu.

2020 yılında örgüte katılan ve en son tutuklanan şahsın durumu, gerçekleştirdiği görevler göz önüne alındığında belki de en ciddi olanıdır. Bu şahıs, Mossad'a Hizbullah üyeleri ve telefon numaraları hakkında bilgi vermiş, ayrıca partinin Güney Lübnan'da kullandığı buldozerlerin ve ağır makinelerin türlerini ve sahiplerini belirlemiştir. Tutuklanan şahıs, İsrail'i ziyaret ettiğini de itiraf etmiştir.

Bu arada, Hizbullah dün, saldırının İran Yüksek Lideri Ali Hamaney'i hedef alması veya İran rejimini devirmeyi amaçlaması durumunda İran'a karşı olası bir savaşta askeri müdahale tehdidinde bulundu. Bir Hizbullah yetkilisi, Washington'un "sınırlı" saldırılar başlatması durumunda grubun askeri müdahalede bulunmayı düşünmediğini, ancak Hamaney'i hedef almanın "kırmızı çizgi" teşkil ettiğini ifade etti.


Suriye hükümeti, Suveyda vilayetindeki Dürzi gruplarla tutukluları takas etti

Suveyda’nın dış mahallelerinde Suriyeli yetkililer ile Dürzi savaşçılar arasında düzenlenen esir takasında, otobüslerin önünde tutuklu ve esirler takas edilirken, 26 Şubat 2026 (AFP)
Suveyda’nın dış mahallelerinde Suriyeli yetkililer ile Dürzi savaşçılar arasında düzenlenen esir takasında, otobüslerin önünde tutuklu ve esirler takas edilirken, 26 Şubat 2026 (AFP)
TT

Suriye hükümeti, Suveyda vilayetindeki Dürzi gruplarla tutukluları takas etti

Suveyda’nın dış mahallelerinde Suriyeli yetkililer ile Dürzi savaşçılar arasında düzenlenen esir takasında, otobüslerin önünde tutuklu ve esirler takas edilirken, 26 Şubat 2026 (AFP)
Suveyda’nın dış mahallelerinde Suriyeli yetkililer ile Dürzi savaşçılar arasında düzenlenen esir takasında, otobüslerin önünde tutuklu ve esirler takas edilirken, 26 Şubat 2026 (AFP)

Suriye’nin güneyindeki Suveyda vilayetinin Medya İlişkileri Birimi Müdürlüğü, hükümet ile kentin kontrolünü elinde bulunduran Dürzi gruplar arasında ‘tutuklu ve esir değişimi’ operasyonu gerçekleştirildiğini açıkladı. Bu, taraflar arasında geçen yaz kentte yaşanan ve ölümlere yol açan çatışmalardan bu yana yapılan ilk kapsamlı değişim operasyonu oldu.

Şarku’l Avsat’ın Reuters’tan aktardığına göre, değişim kapsamında Şam, Adra Cezaevi’nde tutulan 61 Dürzi grup mensubunu serbest bırakırken; karşılığında Şeyh Hikmet el-Hicri’ye bağlı Ulusal Muhafızlar tarafından 25 Suriye hükümeti unsurunun serbest bırakılması sağlandı. Operasyon, Uluslararası Kızılhaç Komitesi (ICRC) gözetiminde gerçekleştirildi.

VFEDV
Havadan çekilen bir fotoğrafta, ağırlıklı olarak Dürzi nüfusun yaşadığı Suveyda vilayetinde Dürzi savaşçılar ile Bedevi kabileleri arasında yaşanan ölümcül çatışmaların ardından tahrip olmuş bir tankın kalıntıları görülüyor, 25 Temmuz 2025. (Arşiv – Reuters)

Geçtiğimiz temmuz ayında Suveyda’da mezhep temelli çatışmalar yaşandı; olaylar Dürzi savaşçılar ile Bedevi aşiretleri arasında patlak verdi. Çatışmalar, hükümetin kenti kontrol altına almak amacıyla birliklerini göndermesiyle daha da şiddetlendi.

Mücadeleler sırasında, Dürzileri destekleyen İsrail, Şam yönetimine karşı hava saldırıları düzenledi. Günler süren şiddetin ardından aynı ay, çatışmaları sona erdirmek amacıyla kapsamlı bir ateşkes ilan edildi; olaylar sırasında yüzlerce kişi hayatını kaybetti.

FR5TGHT5
Suriye'nin Suveyda kentinde Suriyeli yetkililer ile Dürzi savaşçılar arasında düzenlenen esir takası töreni sırasında güvenlik görevlileri ve yetkililer, esirleri taşıyan otobüslerin yanında toplandı. (AFP)

AFP ekibi, Suveyda’nın kuzey kırsalındaki el-Metune beldesinde iki büyük otobüsün Şam yakınlarındaki Dera Cezaevi’nden tutukluları indirdiğini gözlemledi. Otobüsler, hükümet güçleri ve ICRC ekipleri eşliğinde kente hareket etti, ardından bir ambulans ve ICRC aracı eşliğinde Suveyda’ya doğru yol aldı.

Kısa bir süre sonra aynı noktaya, hükümet kontrolü dışında kalan bölgelerde faaliyet gösteren Ulusal Muhafızlar’ın elinde bulunan güvenlik ve ordu mensubu esirleri taşıyan bir otobüs ulaştı.

Suriye devlet televizyonu, tutuklu değişim operasyonunun güvenliğini sağlamak için İç Güvenlik Güçleri’nin Şam-Suveyda yolunda yoğun güvenlik önlemleri aldığını bildirdi.

GRB
Suveyda’da Suriyeli yetkililer ile Dürzi savaşçılar arasında gerçekleştirilen esir takasında esirleri taşıyan bir otobüs, 26 Şubat 2026 (AFP)

Suriye İçişleri Bakanlığı Sözcüsü Nureddin el-Baba, özellikle Suveyda’daki İç Güvenlik Güçleri’nin devlet ile yasadışı gruplar arasında gerçekleştirilen tutuklu değişimi operasyonunda yoğun çaba sarf ettiğini açıkladı.

El-Baba, Suriye el-İhbariyye televizyonuna yaptığı açıklamada, “Bugün 86 aileye sevinç getiren bir değişim operasyonunu başarıyla gerçekleştirdik. Yasadışı grupların elinde rehin tutulan 25 Suriye vatandaşının serbest bırakılmasını sağladık” dedi.

El-Baba ayrıca, “Devletin elindeki 61 tutuklu serbest bırakıldı” bilgisini vererek, bunun ‘Suveyda’da durumu yatıştırma ve Suriye ulusal birliği çerçevesinde barışçıl ve siyasi çözüm adımlarını öngören Amman Anlaşması’ kapsamında gerçekleştiğini belirtti.

El-Baba, yasadışı grupların hâlâ kayıpların durumu hakkında bilgi vermeyi reddettiğini ifade ederek, kayıpların akıbetinin ortaya çıkarılması için uluslararası çabaların sürdüğünü vurguladı.

BFFRGB
Uluslararası Kızılhaç Komitesi’nden (ICRC) bir yetkili, Suriye’nin güneyindeki Suveyda’nın dış mahallelerinde Bedevi kabileleri ile Dürzi gruplar arasında yapılan takası denetliyor. (SANA)

Diğer yandan ICRC Suriye Delegasyonu Başkanı Stephan Sakalian yaptığı açıklamada, ‘aylarca yakınlarını beklerken endişe içinde kalan ailelerin yeniden bir araya gelmesinde rol oynayan tüm taraflara’ teşekkür etti.

Sakalian, “Bu operasyonun, diğer olası serbest bırakma girişimlerine ve tüm taraflar arasında insani konulara ilişkin diyaloğa zemin hazırlamasını umuyoruz. Bu kapsamda, Temmuz 2025’ten bu yana güney Suriye’deki düşmanlıklar nedeniyle kaybolan kişilerin akıbetinin ve yerlerinin belirlenmesi de gündeme gelebilir” dedi.

20 Temmuz’dan itibaren ateşkes sağlanmış olsa da durum halen gerginliğini koruyor ve Suveyda’ya ulaşım güçlüklerle devam ediyor. Dürzi sakinler, hükümetin kontrolü dışında kalan bölgeleri abluka altına aldığını ve buralarda on binlerce yerinden edilmiş kişinin bulunduğunu iddia ediyor; Şam ise bunu reddediyor.