Sudan’da milyonlarca kişi sivil yönetime destek için sokaklara döküldü

Kuzey Hartum’da yönetimin sivillere devredilmesi talebiyle yürüyüş düzenlendi. (AFP)
Kuzey Hartum’da yönetimin sivillere devredilmesi talebiyle yürüyüş düzenlendi. (AFP)
TT

Sudan’da milyonlarca kişi sivil yönetime destek için sokaklara döküldü

Kuzey Hartum’da yönetimin sivillere devredilmesi talebiyle yürüyüş düzenlendi. (AFP)
Kuzey Hartum’da yönetimin sivillere devredilmesi talebiyle yürüyüş düzenlendi. (AFP)

Milyonlarca Sudanlı, başta başkent Hartum olmak üzere ülkenin birok şehrinde sokaklara akın etti. Protestocular attıkları sloganlarla sivil yönetime destek verdiler.
Dün Sudan sokaklarına dökülen insanlar, 11 Nisan 2019'da, ülkeyi yaklaşık 30 yıl boyunca ülkeyi yöneten Ömer el-Beşir'i deviren halk devriminden bu yana en büyük protestoya imza attı.
Sivil yönetime destek veren göstericilerin talepleri şunlardı:
-Egemenlik Konseyi’nin başkanlığının sivillere devredilmesi
- Her türden darbe girişimlerinin engellenmesi
- Güvenlik birimlerinin ıslah edilmesi
- Silahlı hareketlerin düzenli orduya entegre edilmesi
- Sivil hükümetin ve demokratik dönüşümün desteklenmesi
-Adaletin tesis edilip 2019 yılının haziran ayında yapılan oturma eyleminin dağıtılması sırasında öldürülen göstericilerin katillerinden hesap sorulması
-Aranan kişilerin Uluslararası Ceza Mahkemesi'ne (UCM) teslim edilmesi
- İhvan-ı Müslimin (Müslüman Kardeşler) rejiminden kalanların dağıtılması.
Başbakan Abdullah Hamduk, tüm şehirlerdeil ve kırsal bölgelerde milyonlarca kişiden oluşan kitleleri selamlayarak geçiş hükümetinin sivil ve demokratik dönüşüme ve devrimin “Özgürlük, barış ve adalet... Sivil yönetim halkın seçimidir” sloganına bağlılığını vurguladı. Hamduk dünkü konuşmasında Sudan halkının barışa olan bağlılığını ve özgürlük, demokrasi ve sivil-demokratik dönüşüm yolunda yürümeye kararlı olduğunu gösterdiğini söyledi. Hamduk kitlelerin sesini duyurduklarını ve devrimin hedeflerinden geri adım atma gibi bir durumun söz konusu olmadığı mesajını verdiklerinin altını çizdi. Ayrıca geçiş kurumlarını tamamlamak ve devrimin hedeflerini ve sloganlarını gerçekleştirmek için çalışmaya devam etme sözü veren Hamduk, polis güçlerinin kalabalığı ve düşünceleri ifade etmek için kullanılan tüm barışçıl araçları korumada oynadığı role övgüde bulundu.

Sivil güçlerin birleşmesi
Doğrudan Demokrasi Partisi (SPD), Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri (ÖDBG), halk direniş komiteleri ve sivil toplum örgütleri Sudan vatandaşlarını ülkenin 21 Eylül’de başarısız olan darbe girişiminden bu yana mustarip olduğu siyasi krizden yararlanarak askeri darbe düzenlenmesine karşı protesto gösterileri düzenlemeye çağırdı. Yapılan değerlendirmeler dün düzenlenen yürüyüşlerin adeta ‘deprem’ olduğu yönünde.
Hartum'da yüz binlerce kişinin sokaklara akın ettiği protestolar, 21 Ekim 1964'te yapılan ilk Sudan halk devriminin yıl dönümüne denk geldi. Es-Sahafa Mahallesi ile es-Sittin arası ve ara sokaklar  insan seline tanık oldu. Yüz binlerce devrimcinin sokaklara döküldüğü, Hartum’a çıkan yollardaki konvoyun uzunluğunun 10 kilometre olduğu tahmin ediliyor.
Vad Medeni, el-Ebyad, Kosti, el-Cuneyna, el-Faşir, Nyala, Sennar, Singa, Port Sudan, Kassala, Gadarif, Atbara, Ibri, Dongola ve Sudan'ın dört bir yanındaki şehirler, yüz binlerce kişinin katıldığı benzer yürüyüşlere sahne oldu. Göstericiler askerlerin yönetimi tekeline alma, siyasi ana merkezi bölme ve silahlı hareketlerle ittifak yapma girişimlerini kınadılar ve sivil yönetimin korunmasını talep ettiler.
Protestocular sivil demokratik geçişin korunması, Egemenlik Konseyi başkanlığının sivillere devredilmesi, 30 Haziran rejiminin dağıtılması, devrim şehitlerinin öcünün alınması, Yasama Konseyi ve elçiliklerde temsil edilen geçiş yönetim kurumlarının tamamlanması ve 3 Haziran 2019'da Ordu Karargahı önünde oturma eylemi yapanların dağıtılması sırasındaki katliamı -ki Askeri Geçiş Konseyi o zamanlar bu suçu işlediğini kabul etmişti- soruşturmak üzere Başbakan tarafından görevlendirilen komisyonun çalışmalarının hızlandırılması çağrısında bulundular.
“Sivil otorite veya sonsuz devrim”
Protestocular attıkları sloganlarda Egemenlik Konseyi Başkanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan'ın istifa etmesini istediler. Sloganların arasında “Sivil bir otorite ya da sonsuz bir devrim”, “Bütün güç halkın elinde”, “Barışçıl... Barışçıl”, “Özgür devrimciler”, “Yürümeye devam edeceğiz”, “Kana kan, diyeti kabul etmeyeceğiz” de vardı.
Hartum ve Kuzey Hartum kentlerinde polisle göstericiler arasında herhangi bir arbede yaşanmadı. Ancak Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre Ümmü Derman'da polis, Ulusal Meclis (Parlamento) binaları önünde toplanan protestocuları dağıtmak için göz yaşartıcı gaz bombası kullandı. Polisin bu müdahalesinde çok sayıda gösterici yaralandı. Protestolara katılanlardan İsa Musa adlı bir genç Şarku’l Avsat’a verdiği demeçte gösterilere sivil yönetimi desteklemek için katıldığını söyledi. Oturma eyleminin dağıtılması sırasında yaşamını yitiren Abdulazim Keşşe’nin babası da oğlunun kanının yerde bırakılmamasını istedi. Yürüyüş liderlerinden olan Keşşe “Kana kan. Diyet kabul etmeyiz” dedi.
Protesto yürüyüşlerine Kabine İşleri Bakanı Halid Ömer Yusuf ve Sanayi Bakanı İbrahim eş-Şeyh de dahil olmak üzere çok sayıda bakan ile Egemenlik Konseyi üyesi Muhammed el-Faki, Başbakan'ın Danışmanı Yasir Arman ve 30 Haziran Rejimini Dağıtma Komitesi üyeleri Vecdi Salih ve Taha Osman başta olmak üzere pek çok üst düzey devlet yetkilisi katıldı. Protestocular, özellikle Egemenlik Konseyi üyesi Muhammed el-Faki ve 30 Haziran Rejimini Dağıtma Komitesi üyesi Vecdi Salih’i omuzlarında taşıdılar.
2019'da İslamcı yönetimi deviren protesto hareketine öncülük eden SPD, mahalle direniş komiteleri ve ÖDBG sivil yönetimi desteklemek, devrim taleplerini gerçekleştirmek ve başta Maliye Bakanı Cibril İbrahim ve Darfur Valisi Mini Arko Minavi olmak üzere cumartesi gününden bu yana Egemenlik Konseyi'nin Abdullah Hamduk liderliğindeki sivil hükümeti feshetmesi talebiyle Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nın önünde oturma eylemi yapan silahlı hareketlerden oluşan bir gruba karşı gösteri yapılması çağrısında bulunmuştu.

Askeri yönetimin desteklediği suçlamaları
Geçiş hükümetinin siyasi mercii sayılan ÖDBG, grubu hükümeti kontrol etmek ve koalisyonu haksız bir biçimde sahiplenmek için askerler ve Hızlı Destek Kuvvetleri tarafından desteklenmekle suçluyor. Basın kuruluşları söz konusu grubun askerler tarafından geçiş dönemini düzenleyen anayasal belgeye göre Egemenlik Konseyi başkanlığının sivillere devredilmesi için son tarihin yaklaşmasıyla birlikte yönetimde kalmalarını sağlaması amacıyla oluşturulduğunu ve desteklendiğini öne sürdü.
Darbe girişiminin etkileri
Sudan yaklaşık bir aydır büyük bir gerilime sahne oluyor. Geçiş yönetimini idare eden koalisyonun askeri ve sivil kanatları arasında karşılıklı suçlamalar yapılıyor. Askerler, 21 Eylül'deki son darbe girişiminin engellendiği duyurulduktan sonra yaşananlardan siyasi güçleri sorumlu tuttu. Siviller de askerleri, iktidarı kendilerine devretmeyi reddetmelerini haklı çıkarmak için devleti ele geçirmek ve bir gerilim ve güvenlik kaosu yaratmakla suçluyor.
Sudan, 17 Ağustos 2019'da imzalanan bir anayasal belgeyle yönetiliyor. Belgede, 2024 yılının sonunda sonlanması beklenen geçiş dönemine kadar yönetimin siviller ile ordu arasında paylaşılması öngörülüyor. Buna göre, geçiş sürecinin ilk döneminde yönetime askerlerin başkanlık etmesi, ikinci dönem de yönetimin sivillere devredilmesi ön görülüyordu. Ancak askerlerin yönetim döneminin sona yaklaşmasıyla iktidarı sivillere devretmek istemediklerine dair güçlü şüpheler ortaya çıktı.



Gazze’de ikinci aşama: Trump, Hamas’ın silah bırakmasını beklemeyecek

İsrail ordusunun en az 70 bin Filistinliyi katlettiği Gazze'de Hamas, son İsrailli rehinenin cesedinin yerini tespit etmeye çalışıyor (AP)
İsrail ordusunun en az 70 bin Filistinliyi katlettiği Gazze'de Hamas, son İsrailli rehinenin cesedinin yerini tespit etmeye çalışıyor (AP)
TT

Gazze’de ikinci aşama: Trump, Hamas’ın silah bırakmasını beklemeyecek

İsrail ordusunun en az 70 bin Filistinliyi katlettiği Gazze'de Hamas, son İsrailli rehinenin cesedinin yerini tespit etmeye çalışıyor (AP)
İsrail ordusunun en az 70 bin Filistinliyi katlettiği Gazze'de Hamas, son İsrailli rehinenin cesedinin yerini tespit etmeye çalışıyor (AP)

İsrail ordusunun en az 70 bin Filistinliyi katlettiği Gazze'de Hamas, son İsrailli rehinenin cesedinin yerini tespit etmeye çalışıyor (AP)

ABD, Hamas'ın silah bırakmasını beklemeden Gazze'de ateşkes sürecinin ikinci aşamasına geçmeyi planlıyor.

Tel Aviv yönetimi, Hamas İsrailli polis memuru Ran Gvili'nin naaşını iade edip silah bırakmayı kabul edene kadar Gazze barış sürecinde ikinci aşamaya geçmeyeceklerini bildirmişti.

Ancak adlarının paylaşılmaması şartıyla Times of Israel'e konuşan yetkililer, ABD'nin bunlar gerçekleşmeden ikinci aşamaya bir an evvel geçmek istediğini belirtiliyor.

Kaynaklara göre ABD Başkanı Donald Trump, geçen hafta İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'yla yaptığı görüşmede hem Hamas'ın silah bırakmasını hem de Gvili'nin cesedinin ailesine geri gönderilmesini istediklerini söyledi. Ancak bunların ateşkesin ikinci aşamasına geçiş için şart olarak görülemeyeceğini ifade etti.

10 Ekim'de devreye giren ateşkes ve rehine takası anlaşmasının garantörleri Türkiye, Mısır ve Katar'ın, Hamas'ın kademeli bir silah bırakma planını kabul edeceğini Washington'a ilettiği belirtiliyor.

Bu plana göre Filistinli örgüt önce ağır silahlarını teslim edecek, daha sonra hafif silahlar için geri alım programı başlatılacak. Kaynaklar, gelecek haftalarda bu mekanizmanın devreye girmesinin hedeflendiğini söylüyor.

Ancak Tel Aviv'in böyle bir çerçeveyi onaylayıp onaylamayacağı belirsiz. Hamas, Filistin devletinin kurulmasıyla sonuçlanacak bir süreç başlatılmadan silah bırakmayacağını bildirmişti. İsrail ise iki devletli çözüme yanaşmadığını defalarca duyurmuştu.

20 maddelik barış planının ilk aşamasında taraflar arasında rehine takası gerçekleştirilmiş, İsrail askerleri belirlenen "sarı hatta" geri çekilmişti. İsrail ordusu Gazze Şeridi'nin yaklaşık yüzde 53'ünü kontrol ediyor.

İkinci aşamadaysa Hamas'ın silah bırakması ve Gazze'nin geleceğinde söz sahibi olmaması isteniyor. Gazze Şeridi'nin yönetiminin Hamas mensubu olmayan Filistinlilerin yer alacağı bir teknokratlar komitesine geçici olarak devredilmesi planlanıyor. Trump'ın başkanlık edeceği Barış Kurulu'na ek olarak bölgeye Uluslararası İstikrar Gücü'nün (ISF) konuşlandırılması öngörülüyor.

Analizde, Trump'ın Barış Kurulu'nu ve teknokratlar komitesini gelecek hafta açıklamayı planladığı yazılıyor. Beyaz Saray ilk etapta bu açıklamayı geçen ay yapmayı planlamış ancak Hamas'la İsrail arasındaki anlaşmazlıklar çözülemediği için vazgeçmişti.

İsrail medyasında geçen ay çıkan haberlerde, Trump'ın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı Barış Kurulu'nda görmek istediği aktarılmıştı.

Türkiye'nin hem Barış Kurulu'nda yer alması hem de ISF'ye asker göndermesi için ABD'nin Tel Aviv'e baskıyı artırabileceği belirtilmişti. Washington'ın, Ankara'nın ISF'ye asker göndermese bile güvenlik gücünün komuta yapısında yer almasını istediği de yazılmıştı.

Trump, Azerbaycan ve Endonezya'ya da ISF'ye katılma çağrısı yapmıştı. Azerbaycan lideri İlham Aliyev, bu haftaki açıklamasında "Arap ülkelerinin meselelerini Arap devletleri çözmelidir" diyerek Gazze'deki uluslararası misyonlara katılmayacaklarını duyurmuştu.

Independent Türkçe, Times of Israel, Caspian Post


Halep’te çatışmaların merkezindeki mahalleler olan Şeyh Maksud ve Eşrefiye nasıl Kürt Mahallesi olarak anılmaya başlandı?

2013 yılında Halep’in Eşrefiye Mahallesi’nde Araplar ve Kürtlerin birlikte yer aldığı sivil hareketten bir kare (Akil Hüseyin arşivi).
2013 yılında Halep’in Eşrefiye Mahallesi’nde Araplar ve Kürtlerin birlikte yer aldığı sivil hareketten bir kare (Akil Hüseyin arşivi).
TT

Halep’te çatışmaların merkezindeki mahalleler olan Şeyh Maksud ve Eşrefiye nasıl Kürt Mahallesi olarak anılmaya başlandı?

2013 yılında Halep’in Eşrefiye Mahallesi’nde Araplar ve Kürtlerin birlikte yer aldığı sivil hareketten bir kare (Akil Hüseyin arşivi).
2013 yılında Halep’in Eşrefiye Mahallesi’nde Araplar ve Kürtlerin birlikte yer aldığı sivil hareketten bir kare (Akil Hüseyin arşivi).

Halep doğumlu Suriyeli aktivist ve gazeteci Akil Hüseyin, bugün Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile Suriye hükümeti arasında çatışmaların yaşandığı Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerine ilişkin tanıklığını Şarku'l Avsat'a anlattı. Hüseyin, Mart 2011’de Suriye devriminin başlamasının ardından sivil harekete katıldığını ve kentin özellikle doğu kesiminde sahada gelişmeleri izlediğini ifade ediyor.

Kısa süre önce Halep’i temsilen Halk Meclisi’ne seçilen Hüseyin’in bu tanıklığı, SDG yanlılarının öne sürdüğü anlatının aksine, Halep’teki Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinde nüfus çoğunluğunun Kürtlerden değil Araplardan oluştuğunu vurguluyor.

cdfrgt6y
Halep kentinin haritası; üzerinde Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahalleleri görülüyor (Sosyal medya)

Son yıllarda “Kürt mahalleleri” olarak tanınan bu iki bölge, yaklaşık 50 yıl öncesine kadar Süryani ve Ermeni yoksul Hristiyanların yaşadığı küçük yerleşim alanlarıydı. Daha sonra Halep kırsalının kuzey ve doğusundan, aralarında Afrin, Cinderes ve Ayn el-Arab (Kobani) sakinlerinin de bulunduğu, şehirde daha iyi bir yaşam arayan aileler için; konut maliyetlerinin görece düşük olması ve sanayi bölgelerine yakınlığı nedeniyle makul bir tercih hâline geldi.

Birçok kişinin bu iki mahalleye Kürt kimliği atfetmesinin temel nedeni, Halep kentinde ilk kez bu denli büyük bir Kürt nüfusunun aynı bölgede bir araya gelmiş olmasıydı.

1970’li yıllara kadar Halepliler, Şeyh Maksud’u “Cebel es-Seyyide” (Meryem Ana Tepesi) adıyla biliyordu. Ancak Kürtlerin yoğunlaşmaya başladığı bu bölgede, Kürt kökenli bir sufi şeyhin adını taşıyan “Şeyh Maksud” camisinin inşa edilmesinin ardından, bu isim mahalle için yaygın biçimde kullanılmaya başlandı. Komşu Eşrefiye Mahallesi ise aynı dönemde, Hristiyanların yaşadığı Süryaniler Mahallesi’nin plansız bir uzantısı olarak ortaya çıktı.

Halepliler, bu iki mahallenin siyasi anlamda Kürtlerin merkezi hâline geldiğini ilk kez 2004 yılında, Kamışlı Olayları olarak bilinen süreçte fark etti. O dönemde Cezire bölgesindeki Kürt ayaklanmasıyla eş zamanlı olarak Eşrefiye ve Şeyh Maksud’da Kürt siyasi parti kadroları ile güvenlik güçleri arasında çatışmalar yaşandı.

dfrgt
Ekim 2024’te Halep’in Şeyh Maksud Mahallesi’nde, PKK lideri Abdullah Öcalan’a ait fotoğraf ve kitapların yer aldığı bir sergi

Bundan önce Kürtlerin bu mahallelerdeki en belirgin görünürlüğü, Suriye’de uzun süre yasaklı olan Nevruz kutlamaları sırasında ortaya çıkıyordu. Kutlamalar esnasında, özellikle Esad rejiminin 1980’lerden itibaren kendisine muhalif Kürt siyasi hareketlerini kontrol altında tutmak için kullandığı PKK unsurlarıyla güvenlik güçleri arasında zaman zaman gerginlikler yaşanıyordu.

2011’de Beşşar Esad rejimine karşı halk ayaklanmasının başlaması ve rejimin Kürtleri muhalefetten uzak tutma çabaları kapsamında, Suriye istihbaratı 2012 yılında bu iki mahalleyi Kürtlere devretti. Böylece bölgeler kademeli olarak rejimin denetiminden çıktı ve sonunda, ülkenin kuzeydoğusundaki Kürt çoğunluklu kentlerde olduğu gibi SDG’nin iç güvenlik gücü olan Asayiş aracılığıyla SDG’nin kontrolüne girdi.

asdfr
2014 yılında Halep’te gerçekleşen bombardıman sonucu oluşan yıkım (Reuters).

Başlangıçta Eşrefiye Mahallesi, Arap ve Kürt önde gelen aktivistlerin yer aldığı “Kardeşlik Koordinasyonu”nun öncülüğünde dikkat çekici bir barışçıl sivil harekete sahne oldu. Ancak üyeleri kısa sürede, rejimden devraldığı bölgelerde devrimle bağlantılı her türlü faaliyeti bastıran PKK’nın Suriye kolu tarafından takibe alındı. Bu yapı, bölgede tam denetim sağlayan güvenlik ve polis aygıtları ile asker devşirme merkezleri kurdu. Bu durum, iki mahallenin “Kürt mahalleleri” olarak algılanmasını daha da pekiştirdi.

yuı
Halep kırsalındaki Tel Rıfat’ta, Eş-Şam rejimi ile SDG ve muhalif gruplar arasındaki çatışmalara sahne olan evinin enkazını kaldıran bir Suriyeli vatandaş (AP)

Ancak SDG ile Suriye muhalefeti arasındaki ilişkilere en ağır darbe, 2016’nın sonunda geldi. Bu dönemde SDG, Beşşar Esad güçleriyle iş birliği yaparak Halep’in doğu kesiminin kontrolünü ele geçirdi. Operasyon, bölge nüfusunun büyük bölümünün yerinden edilmesi ve yapıların büyük ölçüde yıkılmasıyla sonuçlandı.

Daha sonra SDG, Lübnan Hizbullahı ve İran Devrim Muhafızları ile birlikte Halep’in kuzey kırsalındaki Sünni Arap yerleşimlerinin kontrolünü ele geçirdi. Özellikle Tel Rıfat kentinde nüfusun neredeyse tamamı yerinden edildi ve bu bölge de SDG’nin bir parçası olarak anılmaya başlandı.

Bugün ise Halep’te, SDG’nin Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerini Suriye hükümetine devretmeyi reddetmesi nedeniyle yaşanan gerilim sürerken, SDG yanlıları bu mahallelerin “Kürt kimliğini” kanıtlamaya yönelik yeni bir medya kampanyası yürütüyor. Oysa bölgede, Bakara (Baggara) aşireti ve Batuş kabilesi başta olmak üzere on binlerce Arap yaşarken, varlığı inkâr edilemeyecek ölçüde bir Kürt nüfus da bulunuyor.


Suriye ordusu, Halep’te Eşrefiye ve Şeyh Maksud mahallelerinin bazı bölümlerini kontrol altına aldı

Suriye iç güvenlik güçleri ile “A1” birimine bağlı unsurlar, Halep’te Eşrefiye Mahallesi’ne girmeye hazırlanıyor (SANA)
Suriye iç güvenlik güçleri ile “A1” birimine bağlı unsurlar, Halep’te Eşrefiye Mahallesi’ne girmeye hazırlanıyor (SANA)
TT

Suriye ordusu, Halep’te Eşrefiye ve Şeyh Maksud mahallelerinin bazı bölümlerini kontrol altına aldı

Suriye iç güvenlik güçleri ile “A1” birimine bağlı unsurlar, Halep’te Eşrefiye Mahallesi’ne girmeye hazırlanıyor (SANA)
Suriye iç güvenlik güçleri ile “A1” birimine bağlı unsurlar, Halep’te Eşrefiye Mahallesi’ne girmeye hazırlanıyor (SANA)

Suriye devlet televizyonu, bugün (perşembe), ordu güçlerinin Halep’te Eşrefiye ve Şeyh Maksud mahallelerinin bazı bölümlerinde kontrol sağladığını bildirdi. Haberde, bu ilerlemenin bölgedeki halk ve aşiretlerle iş birliği içinde, Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile yaşanan çatışmaların ardından gerçekleştiği kaydedildi.

Aynı kaynak, ordu ve iç güvenlik güçlerinin, SDG’nin karşı saldırı girişiminin ardından Eşrefiye Mahallesi’nde ilerlemeyi sürdürdüğünü aktardı. SDG ise hükümet güçlerinin Eşrefiye ve Şeyh Maksud’a yönelik saldırılarında 12 kişinin öldüğünü, 64 kişinin yaralandığını ileri sürdü. Halep’te gerginliğin geçen aydan bu yana sürdüğü belirtildi.

Halep’te bazı mahallelerde sokağa çıkma yasağı

Halep İç Güvenlik Komutanlığı, perşembe akşamı yaptığı açıklamada Eşrefiye, Şeyh Maksud, Beni Zeyd, Süryan, Helak ve Meydan mahallelerinde ikinci bir duyuruya kadar tam sokağa çıkma yasağı ilan edildiğini duyurdu. Açıklamada, kararın “buralarda yaşayanların güvenliğini sağlamak, güvenliği tesis etmek ve can ile mal kaybına yol açabilecek ihlalleri önlemek” amacıyla alındığı belirtildi.

dfrgthy
Suriye itfaiye ekipleri, SDG tarafından atılan mermilerin isabet etmesi sonucu Halep’te Cemiliye ile Sebil mahalleleri arasındaki Faysal Caddesi’nde çıkan yangını söndürmek için çalışma yürütüyor (SANA)

Komutanlık, söz konusu mahallelerde sokağa çıkma yasağı süresince istisnasız her türlü hareketliliğin yasak olduğunu vurguladı.

Daha önce Suriye Arap Haber Ajansı SANA, Halep Müdahale Merkezi Komitesi’ne dayandırdığı haberinde, çatışmalarda ölü sayısının 10’a, yaralı sayısının ise 88’e ulaştığını bildirmişti. Suriyeli bir hükümet yetkilisi de Şeyh Maksud, Eşrefiye ve Beni Zeyd mahallelerinde yaşayanların, bu bölgelerin bazı kısımlarını yetkililere teslim etmeye başladığını söyledi.

Aynı yetkili, Suriye televizyonu El-İhbariye’ye yaptığı açıklamada, bu sürecin SDG mensupları arasında art arda yaşanan ayrılıklar ve iç güvenlik güçlerinin bölgede güvenliği tesis etmeye hazırlanmasıyla eş zamanlı yürütüldüğünü ifade etti.

Halep İç Güvenlik Komutanlığı, SDG’yi yerleşim bölgelerini hedef alan bombardıman ve rastgele ateş açma eylemleriyle suçlayarak, bu saldırılar sonucu sivil kayıplar yaşandığını belirtti. Komutanlık, SANA aracılığıyla SDG saflarındaki unsurlara derhâl ayrılma ve silahlarını teslim etme çağrısı yaptı; bu amaçla bir iletişim hattı da duyurdu.

Suriye hükümeti ise Kürtlerin “Suriye halkının asli ve temel bir bileşeni” olduğunu vurgulayarak, devleti onları ayrı bir taraf ya da istisnai bir durum olarak değil, ülkenin eşit ortakları olarak gördüğünü kaydetti. Hükümet açıklamasında, çözümün medya söylemleri ya da karşılıklı suçlamalarla değil, ülkenin birliğinin ve tüm vatandaşların güvenliğinin teminatı olan devlet kurumları aracılığıyla sağlanabileceği ifade edildi.

Açıklamada ayrıca sahadaki kargaşa ve tırmanışın, SDG’nin 1 Nisan’da varılan anlaşmayı bozmasının doğrudan sonucu olduğu, bunun önceki mutabakatları zayıflattığı ve istikrarsızlığa kapı araladığı belirtildi. Hükümet, devletin mevcut rolünün Halep çevresini güvence altına almak, saldırı kaynaklarını şehirden uzaklaştırmak ve sivilleri korumak olduğunu vurguladı; Şeyh Maksud ve Eşrefiye’den “milis güçlerin” çıkarılmasını talep etti.

SANA, ordunun bugün (perşembe) saat 13.30’dan itibaren ikinci bir duyuruya kadar Şeyh Maksud, Eşrefiye ve Beni Zeyd mahallelerinde sokağa çıkma yasağı ilan ettiğini ve SDG unsurlarına yönelik saldırılar düzenleyeceğini bildirdi. SDG ise operasyonu sivillerin zorla yerinden edilmesine yönelik bir girişim olarak nitelendirdi.

Öte yandan Halep Valisi Azam el-Garib, daha önce yaptığı açıklamada, Şeyh Maksud ve Eşrefiye’de SDG’ye bağlı çok sayıda unsurun ayrıldığını, bazılarının ise bölgeden kaçtığını ve bunun sahada önemli bir değişime zemin hazırladığını söyledi. Vali, Halep halkına resmî duyurular yapılmadan evlerine dönmemeleri çağrısında bulundu.

rgt
Suriye iç güvenlik güçleri ile “A1” birimine bağlı unsurlar, Halep’te Eşrefiye Mahallesi’nde konuşlandı (Suriye İçişleri Bakanlığı)

Halep Müdahale Merkezi Komitesi ayrıca kent içinde 10 geçici barınma merkezinin açıldığını, Afrin ve Azez’de de merkezler oluşturulduğunu açıkladı. Alman Haber Ajansı DPA’ya göre, ordu operasyonlar birimi sivillerden SDG mevzilerinden uzak durmalarını isterken, sokağa çıkma yasağının başlamasıyla birlikte SDG hedeflerine yönelik “nokta atışı” saldırıların başlatılacağını bildirdi.

Suriye televizyonu, ordunun Eşrefiye ve Şeyh Maksud’da beş bölgeyi gösteren haritalar yayımladığını ve bu alanların derhâl boşaltılmasını istediğini aktardı.

Halep’te geçen ay SDG ile hükümet güçleri arasında yaşanan şiddetli çatışmalarda çok sayıda kişi hayatını kaybetmiş, taraflar birbirlerini suçlamıştı. SDG, 10 Mart’ta Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş-Şara ile, sivil ve askerî kurumlarını devlet yapısına entegre etmeyi öngören bir anlaşma imzalamış olsa da, bu anlaşmanın uygulanmasında şimdiye kadar kayda değer ilerleme sağlanamadı.