Moskova askeri bir harekatı önlemek için Ankara’ya arabuluculuk teklif etti

Moskova askeri bir harekatı önlemek için Ankara’ya arabuluculuk teklif etti.

Suriye’nin kuzeyindeki Suriye Ulusal Ordusu’na ait bir konvoy. (Şarku'l Avsat)
Suriye’nin kuzeyindeki Suriye Ulusal Ordusu’na ait bir konvoy. (Şarku'l Avsat)
TT

Moskova askeri bir harekatı önlemek için Ankara’ya arabuluculuk teklif etti

Suriye’nin kuzeyindeki Suriye Ulusal Ordusu’na ait bir konvoy. (Şarku'l Avsat)
Suriye’nin kuzeyindeki Suriye Ulusal Ordusu’na ait bir konvoy. (Şarku'l Avsat)

Moskova, Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyinde olası operasyonunu önlemek için arabuluculuk teklifinde bulundu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ise Suriye rejim güçlerinin ülkenin kuzeybatısındaki İdlib vilayetinde başlattığı askeri saldırılara yanıt olarak ağır silah kullanmakla tehdit etti.
Erdoğan, 21 Ekim’de Afrika seyahati dönüşü uçakta gazetecilere yaptığı açıklamada, Türkiye’nin görüşüne göre İdlib’de müdahale edilmeden işlerin seyrine bırakılmasının doğru olmadığını dile getirdi. Türk ordusunun bölgede ve özellikle de Suriye’de ‘terörle mücadele’ operasyonlarını sürdürdüğünü vurgulayan Erdoğan şunları söyledi:
“Kesinlikle taviz vermek yok. Suriye’deki bu süreci devam ettiriyoruz. Şu an itibariyle rejim nasıl bir tavır alır onu bilemiyorum. Ama özellikle İdlib’deki bu yaklaşım tarzına karşı gereği neyse onu yapmaya ve bütün ağır silahlarımızla beraber cevabını vermeye devam ediyoruz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Suriye’nin kuzeyinde teröristlere savaş hakkındaki açıklaması sonrasında, Suriye’deki Türk kuvvetlerinin komutanlığı geçen hafta bölgedeki gruplardan hazırlıklarını artırmalarını ve her türlü olasılığa karşı hazırlıklı olmalarını istedi.
Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) bir süre önce Cumhurbaşkanlığı’ndan bir tezkere aldı. Tezkerede, Türkiye’nin güney kara sınırlarına mücavir bölgelerde yaşanan gelişmeler ve süregiden çatışma ortamının milli güvenlik açısından taşıdığı risk ve tehditlerin artarak devam ettiğine dikkat çekildi. Aynı şekilde ‘30 Ekim’den itibaren iki yıl süreyle Suriye ve Irak’ta askeri operasyonlar yürütmek amacıyla orduyu görevlendirmek için Cumhurbaşkanı’na verilen yetkinin uzatılması’ talep edildi.
Tezkerede ayrıca, Suriye sınırına yakın bölgelerde varlığını sürdüren Suriye Demokratik Güçler’inin (SDG) en büyük bileşeni olan PKK ve YPG ile DEAŞ başta olmak üzere terör örgütlerinin, ülkeye, ulusal güvenliğine ve sivillere karşı faaliyetlerini sürdürdüğü ifade edildi. Tezkerede şu ifadelere yer verildi:
“Terör örgütü Suriye’de bölücü faaliyetlerini sürdürüyor. Türkiye, faaliyet alanlarında var olan istikrar ve sükûneti korumak amacıyla meşru ulusal güvenlik çıkarları doğrultusunda tedbirler almıştır.”
Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyinde SDG’yi hedef alan yeni bir askeri operasyon olasılığına ilişkin açıklamaları yakın zamanda arttı. Öyle ki Halep’in kuzeyinde yer alan Mare kasabasında, ‘Fırat Kalkanı’ olarak bilinen ve Türk kuvvetleri ve onlara bağlı Suriyeli grupların kontrolünde olan bölgede geçmiş günlerde Türk kuvvetlerine yönelik çok sayıda saldırı girişiminde bulunuldu.
Ankara, ABD ve Rusya’yı ‘Kürt birliklerin Türkiye’nin güney sınırından 30 km uzaklaştırılmasına ilişkin anlaşmalar kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirmemekle’ suçlarken, Suriye’nin kuzeyindeki kuvvetlerini hedef alan saldırılardan da onları sorumlu tuttu. Ankara ayrıca Washington’a ‘Bölgedeki terör gruplarına silah sağlama’ suçlaması yöneltti.
Diğer yandan Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Mihail Bogdanov, Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyinde yeni bir askeri operasyon başlatma olasılığına ilişkin açıklamalarına değindi. Bogdanov, ‘Interfaks’a verdiği röportajda Moskova’nın ‘her türlü saldırganlığa karşı olduğunu’ belirtti.
Rus diplomat, Moskova ile Ankara arasında istişare, koordinasyon ve siyasi ve askeri temaslar açısından etkin formüller olduğuna dikkat çekti. Astana formülü çerçevesinde Rusya, Türkiye ve İran’ın ‘ateşkes rejimini, bu koşulların tüm bileşenleri de dahil olmak üzere tüm Suriye topraklarında uygulanmasını sağlamaktan’ sorumlu olduğu ifade edildi.
Diğer taraftan İdlib’in güneyindeki Eriha bölgesinde onlarca sivilin öldüğü, onlarcasının da yaralandığı operasyonların ardından rejim güçleri ve İranlı milisler, Suriye’nin kuzeybatısındaki çatışmasızlık bölgesine kara bombardımanı düzenledi. ABD ve İngiltere yaşananlara ilişkin tepkilerini dile getirirken Türkiye, İdlib’deki kuvvetlerine takviyelerde bulundu.
Muhalefet kanadından aktivist  Ömer el-Esmer şu açıklamalarda bulundu:
“Serakib kenti yakınlarında konuşlanan rejim güçleri ve İranlı milisler, İdlib’in kuzeydoğusundaki Kafriya ve Maarrat Misrin kasabalarının yakınlarında 2 bin 300’den fazla yerinden edilmiş kişinin bulunduğu Azrak Kampı çevresini, Çarşamba ve Cuma günleri arasında bombaladı. Yerinden edilmişler arasında ve İdlib'in güneyinde korkuya yol açan ve şimdiye kadar herhangi bir kayıp kaydedilmeyen olayla eş zamanlı olarak Suriye'nin kuzeybatısındaki İdlib’in güneyinde yer alan Kansafra, el-Bara, İblin ve Bassams köyleri çevresini hedef alan benzer bombardımanlar düzenlendi.”
Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) tarafından yapılan açıklamada ise şu ifadeler kullanıldı:
“İdlib kırsalındaki Eriha kentinin bombalanması, uluslararası insan hakları hukukunun ihlalidir ve Suriye’deki savaşın henüz bitmediğinin bir başka göstergesidir. Siviller, acımasız çatışmanın yükünü taşımaya devam etmektedir.
UNICEF açıklamasında ayrıca Suriye’deki çocukların okullarına güvenli bir şekilde ulaşabilmeleri çağrısı da yaptı.
Diğer yandan İngiltere Büyükelçiliği, Londra’nın İdlib kırsalındaki Erika kentinin bombalanması ve çok sayıda sivilin öldürülmesinin ardından rejimin gerçekleştirdiği ‘iğrenç eylemleri’ kınadığını duyurdu. Büyükelçilik, Suriye’deki kanlı günde, rejim ve destekçileri tarafından Eriha’daki sivillere yönelik bir dizi vahşi saldırının düzenlendiğini bildirdi.
ABD’nin Suriye Büyükelçiliği de perşembe günü Twitter üzerinden yaptığı açıklamada, “Tüm tarafları mevcut ateşkese saygı duymaya, gerginliği derhal azaltmaya odaklanmaya ve her şeyden önce sivillerin hayatlarını korumaya çağırıyoruz” ifadeleri kullanıldı.
Silahlı Suriyeli muhalif gruplar, ‘rejim güçlerince topçu atışlarıyla Eriha kentinde gerçekleştirilen katliama’ karşılık top mermileri, roketatarlar ve havan toplarıyla karşılık verdi ve rejim güçleri ile İranlı milislerin mevzilerini bombaladı.



Hamas, Gazze’ye 10 bin polis konuşlandırmak istiyor

İsrail ordusunun Gazze Şeridi'ne düzenlediği saldırılarda yaşamını yitirenlerin sayısı 71 bini aştı (Reuters)
İsrail ordusunun Gazze Şeridi'ne düzenlediği saldırılarda yaşamını yitirenlerin sayısı 71 bini aştı (Reuters)
TT

Hamas, Gazze’ye 10 bin polis konuşlandırmak istiyor

İsrail ordusunun Gazze Şeridi'ne düzenlediği saldırılarda yaşamını yitirenlerin sayısı 71 bini aştı (Reuters)
İsrail ordusunun Gazze Şeridi'ne düzenlediği saldırılarda yaşamını yitirenlerin sayısı 71 bini aştı (Reuters)

Hamas, Gazze'de kurulacak geçiş yönetimiyle işbirliği içinde bölgeye 10 bin polis konuşlandırmak istiyor.

Kimliklerinin paylaşılmaması şartıyla Reuters'a konuşan yetkililer, Hamas yönetiminin örgüt üyelerine pazar günü gönderdiği mektupta, 40 binden fazla memur ve güvenlik görevlisinin, ABD'nin barış planı kapsamında kurulan Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi'yle ortak çalışmasını istedi. 

Kaynaklar, yaklaşık 10 bin kişilik polis gücünün de bu rakama dahil olduğunu söylüyor. 

Hamas sözcüsü Hazım Kasım, Reuters'a gönderdiği açıklamada örgütün Gazze'nin yönetimini komiteye devretmeye hazır olduğunu söyledi. 

Sözcü, 40 bin nitelikli personele komite tarafından iş sağlanmasını talep ettiklerini belirtti. 

Yetkililer, Hamas'ın komitenin Gazze'deki bakanlıkları yeniden yapılandırmasına ve bazı çalışanları emekliye ayırmasına açık olduğunu da söylüyor. Diğer yandan toplu işten çıkarmaların kaosa yol açabileceği uyarısında bulunuyorlar. 

Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi'nin başkanlığını eski Filistin Ulaştırma Bakan Yardımcısı Ali Şaas yürütüyor. Şaas'la Hamas yöneticilerinin henüz buluşmadığı belirtiliyor. 

Diğer yandan Gazze'nin geleceğinde Hamas'ın söz sahibi olmamasını isteyen İsrail yönetiminin böyle bir adıma nasıl yaklaşacağı bilinmiyor. 

Washington yönetimi, Gazze'de barış anlaşmasının ikinci aşamasına geçildiğini 14 Ocak'ta duyurmuştu. Bu kapsamda Hamas'ın silah bırakması da öngörülüyor. Beyaz Saray, silah bırakmaları karşılığında örgüt üyeleri hakkında af çıkarılabileceğini de söylemişti. 

Adının paylaşılmaması şartıyla konuşan Filistinli bir yetkili İsrail, Katar, Mısır ve Türkiye gibi tarafların da dahil olduğu silahsızlanma mekanizmalarını görüşmek için ABD'nin Hamas'la irtibata geçtiğini belirtiyor. 

Yetkiliye göre örgüt, 5 yıl ya da daha uzun süreli bir ateşkese hazır olduğunu söylemiş. Diğer yandan kaynak, örgütün bağımsız Filistin devletinin kurulmasına yönelik sürecin başlatılmasını istediğini de vurguluyor. Tel Aviv yönetimi iki devletli çözüme yanaşmadığını defalarca bildirmişti.

Öte yandan iki Hamas yetkilisi, Washington'ın ya da arabulucu ülkelerin somut bir silahsızlanma önerisi sunmadığını ifade ediyor. 

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, dünkü açıklamasında Hamas silah bırakmadan Gazze'nin yeniden inşasına başlanmayacağını söylemişti. 

Netanyahu, İsrail ordusunun bölgeden çekilmesinin silahsızlanma sürecine bağlı olduğunu belirterek, Gazze ve Batı Şeria'daki “güvenlik önlemlerini” sürdüreceklerini ifade etmişti. 

Independent Türkçe, Reuters, Times of Israel


Barzani’nin Suriye’deki arabuluculuğu, PKK’yı dışta tutmaya bağlı

Suriye Demokratik Güçleri unsurları Hasake’de askeri araçlar üzerinde zafer işaretleri yapıyor (AP)
Suriye Demokratik Güçleri unsurları Hasake’de askeri araçlar üzerinde zafer işaretleri yapıyor (AP)
TT

Barzani’nin Suriye’deki arabuluculuğu, PKK’yı dışta tutmaya bağlı

Suriye Demokratik Güçleri unsurları Hasake’de askeri araçlar üzerinde zafer işaretleri yapıyor (AP)
Suriye Demokratik Güçleri unsurları Hasake’de askeri araçlar üzerinde zafer işaretleri yapıyor (AP)

Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi (IKBY) kuzeydoğu Suriye’de tırmanmayı önlemeye yönelik arabuluculuk faaliyetlerini sürdürerek kalıcı bir çözüm için çalışmalar yürütüyor. Ancak sürecin ilerlemesi, Ankara ve Şam’ın PKK’nın olası etkilerinin ortadan kaldırılacağı konusunda ikna edilmesine bağlı.

SDG bölgelerini kaybetti

Suriye Demokratik Güçleri (SDG), Şam’ın başlattığı ve Türkiye’nin güçlü destek verdiği askeri operasyonlar sonucunda kontrolündeki bazı bölgeleri kaybetti. Şam Suriye’nin tüm topraklarında kontrolü sağlamak isterken, Kürtler hükümette “adil temsil” talep ediyor.

efd
Suriye Cumhurbaşkanı Beşar Esad, 10 Mart 2025’te Şam’da Suriye Demokratik Güçleri lideri Mazlum Kobani ile el sıkışıyor (SANA)

Türkiye’nin SDG’ye yönelik müdahalede bulunmasının temel nedeni, Suriye’de özerk bir Kürt yönetiminin kurulmasının ileride ayrılıkçılığa zemin hazırlayabileceği endişesi. Ankara, Kürt bölgeleri Suriye ordusuna entegre edilmezse sınırda askeri operasyon tehdidini defalarca dile getirdi.

Çözümün parçası

Erbil’deki bazı politikacılar, “Türkiye ile iyi komşuluk ilişkilerini koruyan ve Suriye’deki tüm bileşenlerin haklarını güvence altına alan” bir çözümü destekliyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan IKBY hükümet danışmanı Cewhar Faiq, Kürtlerin 1991’den bu yana bölge istikrarının bir unsuru olduğunu vurgulayarak, “Kürtler çözümün ve bölgede istikrarın bir parçası olmaya devam edecek” dedi.

Faiq, Kürtlerin vizyonunun yeni demokratik, anayasal bir Suriye; etnik ve dini grupların haklarını garanti altına alan, aynı zamanda Türkiye ve diğer bölge ülkeleri ile iyi komşuluk ilişkilerini gözeten ve dış müdahaleye kapalı bir sistem olduğunu belirtti.

rgtyhu
Mesut Barzani ve yanında Mazlum Kobani, Erbil’de ABD Özel Temsilcisi Tom Barrack ile yapılan görüşmeler sırasında (Kürdistan Demokrat Partisi)

Erbil, Suriye’deki taraflarla, özerk yönetim bölgelerinden Şam yönetimine ve Amerikalılara kadar temaslarını sürdürüyor. Faiq, bu temasların amacının “kalıcı bir çözüme ulaşmak” olduğunu ifade etti. Son haftalarda Mesut Barzani, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, ABD özel temsilcisi Tom Barrack ve SDG lideri Mazlum Abdi ile görüşmeler yaparak diyalog ve ortak anlayış yoluyla sivil barışı güçlendirmeye çalıştı. Faiq, “Askeri çözüm, Suriye’deki bileşenlere ve devlete zarar verir; DEAŞ’ın yeniden toparlanma ihtimalini artırır” dedi.

Anlaşmazlıkta engel PKK

PKK, yürütülen müzakerelerde önemli bir engel olarak öne çıkıyor. Şarku’l Avsat’a konuşan Kürdistan Demokrat Partisi üyesi Abdulselam Berwari, “Erbil’in çabaları devam ediyor, gerilimi önlemeye çalışıyor. Ancak Türkiye, Suriye Kürtleri konusunu yıllarca silahlı mücadele yürüttüğü PKK perspektifinden değerlendiriyor” dedi.

Türkiye, PKK ile barış süreci başlattı ancak silahsızlanma şartı koştu. Kuzey Suriye’deki çatışmalar, taraflar arasındaki müzakereleri tehlikeye atıyor. Erbil, Ankara’nın endişelerini anlıyor ve Kürt meselesiyle ilgili yanlış anlamaları düzeltmeye çalışıyor.

Berwari, “Kürt halkının hakları, PKK’nın kuruluşundan çok önceye dayanıyor. Kürt meselesi çözülürse, tırmanma bahanesi ortadan kalkar” dedi.

Berwari, Erbil’in Ankara ile ilişkilerini iyi olarak nitelendirerek, “Erbil, Türkiye ve uluslararası toplumla birlikte Suriye Kürtleri ile Şam yönetimi arasındaki sorunu çözmeye çalışıyor; bu öncelikli hedefimiz” ifadelerini kullandı.

Arabuluculuk yavaş ilerliyor

Kürdistan Birliği Partisi yetkilisi Soran Davudi, “Irak Kürdistan Bölgesi, Türkiye ile Suriye Kürtleri arasında kontrollü bir çerçevede resmi olmayan bir arabulucu rolü üstlenmeye çalışıyor” dedi.

Davudi, Erbil’in rolü, büyük ölçüde Ankara ile sağlanan siyasi ve ekonomik bağlantılar ve PKK etkisinden bağımsız Suriye Kürtleriyle yürütülen tarihî temas kanallarına dayandığını belirtti.

dfrgt
Polis güçleri, Türkiye’nin güneydoğusundaki Mardin’de Nusaybin kapısından Kamışlı’ya geçmeye çalışan ve SDG’yi destekleyen Kürtleri dağıtmak için su sıkıyor (AP)

Davudi, “Erbil ile etkili Kürt liderler arasında resmi olmayan, temaslar sürüyor; ancak Türkiye’nin YPG’ye (Demokratik Birlik Partisi’nin silahlı kanadı ve SDG’nin ana birleşeni) bakışı, PKK’nın uzantısı olarak görülmesi büyük bir engel oluşturuyor” dedi. Ayrıca, Suriye Kürtleri arasında SDG ile Kürt Ulusal Konseyi arasındaki bölünmenin krizi derinleştirdiğine dikkat çekti.

Erbil’in diyaloğu sürdürme çabalarına rağmen Davudi, arabuluculuğun etkisinin hâlâ sınırlı ve yavaş ilerlediğini belirtti. Öte yandan, krizle ilgili kilit isimlerin sık sık Erbil’e gelmesi, şehrin Şam, Ankara, Kürt tarafları ve Washington arasında gerçek anlaşmalar için uygun bir sahne olabileceği yönünde iyimserlik yaratıyor.


Hamas, aracılardan Refah Sınır Kapısı’nın açılacağına dair teyitler alırken İsrail ise süreci yavaşlatıyor

Filistinliler, Çarşamba günü Gazze’de İsrail’in yıktığı konut binalarının enkazları arasında yürüyor (Reuters)
Filistinliler, Çarşamba günü Gazze’de İsrail’in yıktığı konut binalarının enkazları arasında yürüyor (Reuters)
TT

Hamas, aracılardan Refah Sınır Kapısı’nın açılacağına dair teyitler alırken İsrail ise süreci yavaşlatıyor

Filistinliler, Çarşamba günü Gazze’de İsrail’in yıktığı konut binalarının enkazları arasında yürüyor (Reuters)
Filistinliler, Çarşamba günü Gazze’de İsrail’in yıktığı konut binalarının enkazları arasında yürüyor (Reuters)

Hamas, ABD de dahil olmak üzere aracılardan, Gazze ile Mısır arasındaki Refah kara sınır kapısının yeniden açılacağına dair teyitler alırken, İsrail hükümeti başkanı Binyamin Netanyahu’nun bu adımı olabildiğince yavaşlatmaya çalıştığı yönünde İsrail medyasından bilgiler geliyor.

Hamas kaynaklarına göre Refah Sınır Kapısı’nın bu hafta içinde açılması bekleniyor ve tarih olarak da Perşembe günü öne çıkıyor. Buna karşın İsrail’den gelen bilgiler farklı; Walla haber sitesi kapının Pazar günü açılacağını duyurdu.

dcfrgt
Refah Sınır Kapısı’nın Filistin tarafı, İsrail’in kontrolü altında (Reuters)

Hamas kaynaklarına göre aracılardan gelen güvence, kapının açılacağının garantisi niteliğinde. Hamas, en son bir İsrailli rehinenin cesedinin bulunmasıyla başlayan süreçte, liderliğe kapının bu hafta açılacağına dair teyitler geldiğini açıkladı.

Gaza Yönetim Komitesi’nin girişi

Hamas yakın kaynaklar önümüzdeki günlerde Refah üzerinden bazı Gaza Yönetim Komitesi üyelerinin bölgeye girişine izin verilmesinin muhtemel olduğunu ve bu kişilerin Hamas yetkilileriyle görüşmeler yaparak bazı hükümet görevlerini devralma sürecini başlatacağını söyledi.

Filistin Yönetimi ve Avrupa Birliği delegasyonu da 2005 anlaşması çerçevesinde sınır kapısında çalışmaya hazır olduklarını açıkladı.

fgthy
Kahire’deki Gaza Yönetim Komitesi toplantısı (Mısır Basın Enformasyon Kurumu)

Hamas kaynakları, kapının tam işleyişiyle açılması gerektiğini savunurken, Netanyahu Salı günü düzenlediği basın toplantısında kapının “sınırlı ve anlaşmalı düzenlemeler çerçevesinde, günlük belirli sayıda Filistinliye giriş-çıkış izni verecek şekilde” açılacağını söyledi.

Netanyahu ayrıca İsrail’in “sınır kapısı ve tüm Gazze Şeridi üzerinde tam güvenlik kontrolüne sahip olacağını” vurguladı.

Tam güvenlik kontrolü ne anlama geliyor?

Netanyahu’nun bu açıklamaları, Filistinli gruplar arasında İsrail’in bunu nasıl uygulayacağı konusunda endişe ve soru işaretleri yarattı.

Grup kaynakları, İsrail’in “sarı çizgi” olarak adlandırılan sınır hattında yüzde 53’ün üzerinde bir alan üzerinde kontrol sağlamayı hedefleyebileceğini belirtiyor. İkinci aşama koşulları İsrail’in bölgeden çekilmesini öngörse de, Netanyahu hükümeti bunu Hamas’ın silahsızlandırılmasıyla bağdaştırıyor; bu konu halen tartışma aşamasında ve birçok engelle karşılaşabilir.

ty6
ABD Başkanı Donald Trump'ın planına göre Gazze Şeridi'nden çekilme aşamalarının haritası (Beyaz Saray)

Eğer ikinci aşama koşulları uygulanmazsa, İsrail muhtemelen kuzey ve doğu bölgelerinde askeri varlığını artırarak güvenliği sağlamayı ve batıdaki alanları kontrol etmeyi sürdürecek. Güneyde ise askeri varlığını koruyacak.

Olası çekilme durumunda, İsrail sınır hattında daha geniş bir tampon bölge oluşturabilir; bazı yerlerde bu alan bir ila iki kilometreyi bulabilir. Aynı zamanda Refah Sınır Kapısı ve Philadelphia hattındaki kontrolünü de sürdürerek, silah veya patlayıcı kaçakçılığını engellemeyi planlıyor. Özellikle tüm tünellerin tahrip edilmesinin ardından bu kontrol, deniz sınırlarında da devam edecek; 7 Ekim 2023’ten bu yana İsrail, Filistinli balıkçıların bu alanlara yaklaşmasına veya bir deniz mili batıya, Mısır sınırına doğru 5 deniz mili güneye ilerlemesine izin vermiyor.

rty6
Gazze’nin güneyindeki Han Yunus sahili (AFP)

Filistinli gruplar, İsrail’in “tam güvenlik kontrolü” açıklamalarını sürdürmesinin, Lübnan’daki gibi ani suikastlar, askeri hedefler bahane edilerek bombalamalar veya Hamas ve diğer Filistinli aktivistlerin bölgelerinde yapılan kaçırma operasyonlarıyla güvenliği sağlamaya yönelik olabileceğini öngörüyor.