Moskova askeri bir harekatı önlemek için Ankara’ya arabuluculuk teklif etti

Moskova askeri bir harekatı önlemek için Ankara’ya arabuluculuk teklif etti.

Suriye’nin kuzeyindeki Suriye Ulusal Ordusu’na ait bir konvoy. (Şarku'l Avsat)
Suriye’nin kuzeyindeki Suriye Ulusal Ordusu’na ait bir konvoy. (Şarku'l Avsat)
TT

Moskova askeri bir harekatı önlemek için Ankara’ya arabuluculuk teklif etti

Suriye’nin kuzeyindeki Suriye Ulusal Ordusu’na ait bir konvoy. (Şarku'l Avsat)
Suriye’nin kuzeyindeki Suriye Ulusal Ordusu’na ait bir konvoy. (Şarku'l Avsat)

Moskova, Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyinde olası operasyonunu önlemek için arabuluculuk teklifinde bulundu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ise Suriye rejim güçlerinin ülkenin kuzeybatısındaki İdlib vilayetinde başlattığı askeri saldırılara yanıt olarak ağır silah kullanmakla tehdit etti.
Erdoğan, 21 Ekim’de Afrika seyahati dönüşü uçakta gazetecilere yaptığı açıklamada, Türkiye’nin görüşüne göre İdlib’de müdahale edilmeden işlerin seyrine bırakılmasının doğru olmadığını dile getirdi. Türk ordusunun bölgede ve özellikle de Suriye’de ‘terörle mücadele’ operasyonlarını sürdürdüğünü vurgulayan Erdoğan şunları söyledi:
“Kesinlikle taviz vermek yok. Suriye’deki bu süreci devam ettiriyoruz. Şu an itibariyle rejim nasıl bir tavır alır onu bilemiyorum. Ama özellikle İdlib’deki bu yaklaşım tarzına karşı gereği neyse onu yapmaya ve bütün ağır silahlarımızla beraber cevabını vermeye devam ediyoruz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Suriye’nin kuzeyinde teröristlere savaş hakkındaki açıklaması sonrasında, Suriye’deki Türk kuvvetlerinin komutanlığı geçen hafta bölgedeki gruplardan hazırlıklarını artırmalarını ve her türlü olasılığa karşı hazırlıklı olmalarını istedi.
Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) bir süre önce Cumhurbaşkanlığı’ndan bir tezkere aldı. Tezkerede, Türkiye’nin güney kara sınırlarına mücavir bölgelerde yaşanan gelişmeler ve süregiden çatışma ortamının milli güvenlik açısından taşıdığı risk ve tehditlerin artarak devam ettiğine dikkat çekildi. Aynı şekilde ‘30 Ekim’den itibaren iki yıl süreyle Suriye ve Irak’ta askeri operasyonlar yürütmek amacıyla orduyu görevlendirmek için Cumhurbaşkanı’na verilen yetkinin uzatılması’ talep edildi.
Tezkerede ayrıca, Suriye sınırına yakın bölgelerde varlığını sürdüren Suriye Demokratik Güçler’inin (SDG) en büyük bileşeni olan PKK ve YPG ile DEAŞ başta olmak üzere terör örgütlerinin, ülkeye, ulusal güvenliğine ve sivillere karşı faaliyetlerini sürdürdüğü ifade edildi. Tezkerede şu ifadelere yer verildi:
“Terör örgütü Suriye’de bölücü faaliyetlerini sürdürüyor. Türkiye, faaliyet alanlarında var olan istikrar ve sükûneti korumak amacıyla meşru ulusal güvenlik çıkarları doğrultusunda tedbirler almıştır.”
Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyinde SDG’yi hedef alan yeni bir askeri operasyon olasılığına ilişkin açıklamaları yakın zamanda arttı. Öyle ki Halep’in kuzeyinde yer alan Mare kasabasında, ‘Fırat Kalkanı’ olarak bilinen ve Türk kuvvetleri ve onlara bağlı Suriyeli grupların kontrolünde olan bölgede geçmiş günlerde Türk kuvvetlerine yönelik çok sayıda saldırı girişiminde bulunuldu.
Ankara, ABD ve Rusya’yı ‘Kürt birliklerin Türkiye’nin güney sınırından 30 km uzaklaştırılmasına ilişkin anlaşmalar kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirmemekle’ suçlarken, Suriye’nin kuzeyindeki kuvvetlerini hedef alan saldırılardan da onları sorumlu tuttu. Ankara ayrıca Washington’a ‘Bölgedeki terör gruplarına silah sağlama’ suçlaması yöneltti.
Diğer yandan Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Mihail Bogdanov, Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyinde yeni bir askeri operasyon başlatma olasılığına ilişkin açıklamalarına değindi. Bogdanov, ‘Interfaks’a verdiği röportajda Moskova’nın ‘her türlü saldırganlığa karşı olduğunu’ belirtti.
Rus diplomat, Moskova ile Ankara arasında istişare, koordinasyon ve siyasi ve askeri temaslar açısından etkin formüller olduğuna dikkat çekti. Astana formülü çerçevesinde Rusya, Türkiye ve İran’ın ‘ateşkes rejimini, bu koşulların tüm bileşenleri de dahil olmak üzere tüm Suriye topraklarında uygulanmasını sağlamaktan’ sorumlu olduğu ifade edildi.
Diğer taraftan İdlib’in güneyindeki Eriha bölgesinde onlarca sivilin öldüğü, onlarcasının da yaralandığı operasyonların ardından rejim güçleri ve İranlı milisler, Suriye’nin kuzeybatısındaki çatışmasızlık bölgesine kara bombardımanı düzenledi. ABD ve İngiltere yaşananlara ilişkin tepkilerini dile getirirken Türkiye, İdlib’deki kuvvetlerine takviyelerde bulundu.
Muhalefet kanadından aktivist  Ömer el-Esmer şu açıklamalarda bulundu:
“Serakib kenti yakınlarında konuşlanan rejim güçleri ve İranlı milisler, İdlib’in kuzeydoğusundaki Kafriya ve Maarrat Misrin kasabalarının yakınlarında 2 bin 300’den fazla yerinden edilmiş kişinin bulunduğu Azrak Kampı çevresini, Çarşamba ve Cuma günleri arasında bombaladı. Yerinden edilmişler arasında ve İdlib'in güneyinde korkuya yol açan ve şimdiye kadar herhangi bir kayıp kaydedilmeyen olayla eş zamanlı olarak Suriye'nin kuzeybatısındaki İdlib’in güneyinde yer alan Kansafra, el-Bara, İblin ve Bassams köyleri çevresini hedef alan benzer bombardımanlar düzenlendi.”
Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) tarafından yapılan açıklamada ise şu ifadeler kullanıldı:
“İdlib kırsalındaki Eriha kentinin bombalanması, uluslararası insan hakları hukukunun ihlalidir ve Suriye’deki savaşın henüz bitmediğinin bir başka göstergesidir. Siviller, acımasız çatışmanın yükünü taşımaya devam etmektedir.
UNICEF açıklamasında ayrıca Suriye’deki çocukların okullarına güvenli bir şekilde ulaşabilmeleri çağrısı da yaptı.
Diğer yandan İngiltere Büyükelçiliği, Londra’nın İdlib kırsalındaki Erika kentinin bombalanması ve çok sayıda sivilin öldürülmesinin ardından rejimin gerçekleştirdiği ‘iğrenç eylemleri’ kınadığını duyurdu. Büyükelçilik, Suriye’deki kanlı günde, rejim ve destekçileri tarafından Eriha’daki sivillere yönelik bir dizi vahşi saldırının düzenlendiğini bildirdi.
ABD’nin Suriye Büyükelçiliği de perşembe günü Twitter üzerinden yaptığı açıklamada, “Tüm tarafları mevcut ateşkese saygı duymaya, gerginliği derhal azaltmaya odaklanmaya ve her şeyden önce sivillerin hayatlarını korumaya çağırıyoruz” ifadeleri kullanıldı.
Silahlı Suriyeli muhalif gruplar, ‘rejim güçlerince topçu atışlarıyla Eriha kentinde gerçekleştirilen katliama’ karşılık top mermileri, roketatarlar ve havan toplarıyla karşılık verdi ve rejim güçleri ile İranlı milislerin mevzilerini bombaladı.



Birleşmiş Milletler: Savaş nedeniyle yerinden edilen 3 milyon Sudanlı evlerine döndü

Yerinden edilmiş ailelerin kişisel eşyalarıyla dolu bir kamyon, Güney Sudan'ın Renk bölgesindeki bir sınır noktasından ayrılmayı bekliyor (Arşiv- AFP)
Yerinden edilmiş ailelerin kişisel eşyalarıyla dolu bir kamyon, Güney Sudan'ın Renk bölgesindeki bir sınır noktasından ayrılmayı bekliyor (Arşiv- AFP)
TT

Birleşmiş Milletler: Savaş nedeniyle yerinden edilen 3 milyon Sudanlı evlerine döndü

Yerinden edilmiş ailelerin kişisel eşyalarıyla dolu bir kamyon, Güney Sudan'ın Renk bölgesindeki bir sınır noktasından ayrılmayı bekliyor (Arşiv- AFP)
Yerinden edilmiş ailelerin kişisel eşyalarıyla dolu bir kamyon, Güney Sudan'ın Renk bölgesindeki bir sınır noktasından ayrılmayı bekliyor (Arşiv- AFP)

Birleşmiş Milletler Uluslararası Göç Örgütü (IOM), dün yaptığı açıklamada, ülkenin bazı bölgelerinde devam eden şiddetli çatışmalara rağmen üç milyondan fazla yerinden edilmiş Sudanlının evlerine döndüğünü bildirdi.

Sudan, Nisan 2023'ten bu yana ordu ve Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) arasında yıkıcı bir savaşın içine sürüklenmiş durumda; bu savaş on binlerce insanın ölümüne ve ciddi bir insani krize yol açtı.

Çatışmalar, yaklaşık 14 milyon insanı ülke içindeki veya dışındaki bölgelere kaçmaya zorladı.

Örgüt, bir raporda, Kasım 2025 sonu itibarıyla yaklaşık 3,3 milyon Sudanlının evlerine döndüğünü tahmininde bulundu.

Geri dönenlerin sayısı, 2024 yılının sonlarında ülkenin merkezinde HDK’ne karşı düzenlenen büyük çaplı ordu saldırısının ardından arttı. Bu saldırı, Hartum'un Mart 2025'te geri alınmasını sağladı ve birçok ailenin geri dönmesine neden oldu.

dfrgt
Çad'ın doğusundaki el Faşir'den Sudanlı mülteci çocuklar, 22 Kasım 2025'te yerinden edilmiş kişiler için kurulan geçici bir kampta yemek yiyorlar (Reuters)

IOM, geri dönenlerin dörtte üçünden fazlasının ülke içinde yerinden edilmiş kişiler olduğunu bildirdi. Şarku’l Avsat’ı IOM’dan aktardığına göre Hartum, yaklaşık 1,4 milyon kişi ile en yüksek geri dönüş sayısını kaydetti, onu yaklaşık 1,1 milyon kişinin geri döndüğü el Cezire eyaleti izledi.

Bu ayın başlarında, ordu destekli hükümet, yaklaşık üç yıl boyunca doğudaki Port Sudan kentinden faaliyet gösterdikten sonra başkente dönme niyetini açıkladı.4

Hartum ve ülkenin orta ve doğusunda ordunun kontrolündeki diğer şehirlerde nispeten sakin bir ortam hakim olsa da HDK özellikle altyapıyı hedef alan insansız hava aracı (İHA) saldırılarına ara sıra devam ederken, diğer bölgelerde çatışmalar sürüyor.


ABD'nin Teksas eyaletinin valisi, çalışanlarının Çinli şirketlerden gelen ürünleri kullanmasını yasakladı

Teksas Valisi Greg Abbott (Reuters)
Teksas Valisi Greg Abbott (Reuters)
TT

ABD'nin Teksas eyaletinin valisi, çalışanlarının Çinli şirketlerden gelen ürünleri kullanmasını yasakladı

Teksas Valisi Greg Abbott (Reuters)
Teksas Valisi Greg Abbott (Reuters)

Teksas Valisi dün yaptığı açıklamada, eyaletin çalışanlarının Shein, Alibaba ve TP-Link gibi şirketlerin ürünlerini kullanmasını yasaklayacağını ve bu kararın Teksas sakinlerinin mahremiyetini Çin hükümetinden korumak için alındığını belirtti.

Reuters'a göre, Teksas Valisi Greg Abbott tarafından yapılan açıklamada, listeye e-ticaret platformu Temu ve pil şirketi Cattle'ın da dahil olduğu ifade edildi.

Abbott'ın yasağı, çalışanların devlet cihazlarında ve ağlarında bu şirketlerin “cihazlarını, yapay zekasını ve yazılımlarını” kullanmasını engelliyor.

Abbott'un yasağı, Çinli drone üreticisi UETech ve Çinli yapay zeka şirketi iFlytek'in ürünlerini de kapsamaktadır.

Amerika Birleşik Devletleri ve Çin, uzun süredir devam eden ticaret ve teknoloji savaşında ekim ayında bir atılım gerçekleştirdi.


Suriye Kürt Ulusal Konseyi: Şam ile savaş felaketle sonuçlanacak bir seçenek ve biz bunu desteklemeyeceğiz

Suriye Demokratik Güçleri (SDG) birlikleri, Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke bölgesine çekilme işlemlerini tamamladı. (Reuters)
Suriye Demokratik Güçleri (SDG) birlikleri, Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke bölgesine çekilme işlemlerini tamamladı. (Reuters)
TT

Suriye Kürt Ulusal Konseyi: Şam ile savaş felaketle sonuçlanacak bir seçenek ve biz bunu desteklemeyeceğiz

Suriye Demokratik Güçleri (SDG) birlikleri, Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke bölgesine çekilme işlemlerini tamamladı. (Reuters)
Suriye Demokratik Güçleri (SDG) birlikleri, Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke bölgesine çekilme işlemlerini tamamladı. (Reuters)

Suriye TV’ye konuşan bilgi sahibi bir kaynak, Suriye Kürt Ulusal Konseyi’nin (ENKS), Suriye Demokratik Güçleri (SDG) lideri Mazlum Abdi’yi Suriye hükümetiyle askeri çatışma yoluna gitmemesi konusunda uyardığını ve bu seçeneğin Suriyeli Kürtler açısından ‘felaket’ olacağını vurguladığını açıkladı.

Kaynak, ENKS’nin bu seçeneği desteklemediğini SDG liderine açıkça ilettiğini, taraflar arasında pazar günü Haseke’de yapılan toplantıda son siyasi gelişmelerin ele alındığını belirtti.

Toplantıda ENKS, Suriye hükümetiyle askeri çatışmaya başvurulmasını reddettiğini yineleyerek, 18 Ocak 2026 tarihli anlaşmanın başarıya ulaşması için yerel, bölgesel ve uluslararası tüm çabaların SDG tarafından desteklenmesi ve anlaşmazlıkların müzakere ve diyalog yoluyla çözülmesi gerektiğini vurguladı.

Kaynağa göre ENKS, ülkedeki doğu bölgelerinde gelinen noktadan SDG ile PYD’yi sorumlu tutarak, Kürtleri ilgilendiren hayati kararların bu iki yapı tarafından tek taraflı alınmasının mevcut duruma yol açtığını ifade etti.

xscdfvgh
Kamışlı'da Suriye Demokratik Güçleri (SDG) milislerinin resmedildiği duvar resminin önünden geçen bir adam (Arşiv – AFP)

Kaynak, Mazlum Abdi’nin toplantı sırasında Şam ile varılan anlaşmanın başarıya ulaşmasını desteklediğini, anlaşmazlıkların diyalog yoluyla çözülmesi amacıyla Washington, Paris ve Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nin (IKBY) çabalarına destek verdiğini söyledi.

Diğer yandan Abdi’ye göre, ateşkesin korunması ve anlaşma maddelerinin uygulanmasında ilerleme sağlanması amacıyla Şam ile günün her saatinde temas sürdürülüyor.

Abdi, anlaşmanın bazı ayrıntılarının netleştirilmesi ve doğru şekilde anlaşılmasına ihtiyaç olduğunu belirterek, bunun Suriye’deki Kürt bölgelerinde SDG’nin elde ettiği kazanımların korunmasını güvence altına alacağını ifade etti. Kaynağa göre bu bölgeler Afrin ve Ayn el-Arab’dan (Kobani) Haseke’ye kadar uzanıyor.

Abdi dün Kürtçe yayın yapan Ronahi televizyonuna verdiği röportajda, Suriye hükümetiyle varılan ateşkes anlaşmasının ABD himayesinde gerçekleştiğini belirterek, Şam ile diyaloğun sürdüğünü ve başka ayrıntıların da görüşüleceğini söyledi.

Abdi, bu sürenin sona ermesinin ardından entegrasyon yönünde ciddi adımlar atılacağını ve anlaşma kapsamında Suriye ordusunun bölgeye girmeyeceğini dile getirdi.

Tüm tarafların askerileşmeden uzak, siyasi çözümler istediğini belirten Abdi, uluslararası gözetim altında Suriye hükümetiyle diyalog ve müzakere kanallarının halen açık olduğunu kaydetti.

Öte yandan Suriye Savunma Bakanlığı cumartesi günü, geçtiğimiz salı günü ilan edilen ve Suriye hükümeti ile SDG arasında yeni mutabakatlara varılmasının ardından yürürlüğe giren kuzeydoğu Suriye’deki ateşkesin süresinin uzatıldığını duyurdu. SDG, söz konusu mutabakatlara bağlı kalacağını açıklamıştı.

Bakanlık, resmi hesapları üzerinden yaptığı açıklamada, Suriye ordusunun tüm operasyon bölgelerinde ateşkesin 24 Ocak tarihinden itibaren 15 gün süreyle uzatılacağını bildirdi.