Moskova askeri bir harekatı önlemek için Ankara’ya arabuluculuk teklif etti

Moskova askeri bir harekatı önlemek için Ankara’ya arabuluculuk teklif etti.

Suriye’nin kuzeyindeki Suriye Ulusal Ordusu’na ait bir konvoy. (Şarku'l Avsat)
Suriye’nin kuzeyindeki Suriye Ulusal Ordusu’na ait bir konvoy. (Şarku'l Avsat)
TT

Moskova askeri bir harekatı önlemek için Ankara’ya arabuluculuk teklif etti

Suriye’nin kuzeyindeki Suriye Ulusal Ordusu’na ait bir konvoy. (Şarku'l Avsat)
Suriye’nin kuzeyindeki Suriye Ulusal Ordusu’na ait bir konvoy. (Şarku'l Avsat)

Moskova, Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyinde olası operasyonunu önlemek için arabuluculuk teklifinde bulundu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ise Suriye rejim güçlerinin ülkenin kuzeybatısındaki İdlib vilayetinde başlattığı askeri saldırılara yanıt olarak ağır silah kullanmakla tehdit etti.
Erdoğan, 21 Ekim’de Afrika seyahati dönüşü uçakta gazetecilere yaptığı açıklamada, Türkiye’nin görüşüne göre İdlib’de müdahale edilmeden işlerin seyrine bırakılmasının doğru olmadığını dile getirdi. Türk ordusunun bölgede ve özellikle de Suriye’de ‘terörle mücadele’ operasyonlarını sürdürdüğünü vurgulayan Erdoğan şunları söyledi:
“Kesinlikle taviz vermek yok. Suriye’deki bu süreci devam ettiriyoruz. Şu an itibariyle rejim nasıl bir tavır alır onu bilemiyorum. Ama özellikle İdlib’deki bu yaklaşım tarzına karşı gereği neyse onu yapmaya ve bütün ağır silahlarımızla beraber cevabını vermeye devam ediyoruz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Suriye’nin kuzeyinde teröristlere savaş hakkındaki açıklaması sonrasında, Suriye’deki Türk kuvvetlerinin komutanlığı geçen hafta bölgedeki gruplardan hazırlıklarını artırmalarını ve her türlü olasılığa karşı hazırlıklı olmalarını istedi.
Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) bir süre önce Cumhurbaşkanlığı’ndan bir tezkere aldı. Tezkerede, Türkiye’nin güney kara sınırlarına mücavir bölgelerde yaşanan gelişmeler ve süregiden çatışma ortamının milli güvenlik açısından taşıdığı risk ve tehditlerin artarak devam ettiğine dikkat çekildi. Aynı şekilde ‘30 Ekim’den itibaren iki yıl süreyle Suriye ve Irak’ta askeri operasyonlar yürütmek amacıyla orduyu görevlendirmek için Cumhurbaşkanı’na verilen yetkinin uzatılması’ talep edildi.
Tezkerede ayrıca, Suriye sınırına yakın bölgelerde varlığını sürdüren Suriye Demokratik Güçler’inin (SDG) en büyük bileşeni olan PKK ve YPG ile DEAŞ başta olmak üzere terör örgütlerinin, ülkeye, ulusal güvenliğine ve sivillere karşı faaliyetlerini sürdürdüğü ifade edildi. Tezkerede şu ifadelere yer verildi:
“Terör örgütü Suriye’de bölücü faaliyetlerini sürdürüyor. Türkiye, faaliyet alanlarında var olan istikrar ve sükûneti korumak amacıyla meşru ulusal güvenlik çıkarları doğrultusunda tedbirler almıştır.”
Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyinde SDG’yi hedef alan yeni bir askeri operasyon olasılığına ilişkin açıklamaları yakın zamanda arttı. Öyle ki Halep’in kuzeyinde yer alan Mare kasabasında, ‘Fırat Kalkanı’ olarak bilinen ve Türk kuvvetleri ve onlara bağlı Suriyeli grupların kontrolünde olan bölgede geçmiş günlerde Türk kuvvetlerine yönelik çok sayıda saldırı girişiminde bulunuldu.
Ankara, ABD ve Rusya’yı ‘Kürt birliklerin Türkiye’nin güney sınırından 30 km uzaklaştırılmasına ilişkin anlaşmalar kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirmemekle’ suçlarken, Suriye’nin kuzeyindeki kuvvetlerini hedef alan saldırılardan da onları sorumlu tuttu. Ankara ayrıca Washington’a ‘Bölgedeki terör gruplarına silah sağlama’ suçlaması yöneltti.
Diğer yandan Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Mihail Bogdanov, Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyinde yeni bir askeri operasyon başlatma olasılığına ilişkin açıklamalarına değindi. Bogdanov, ‘Interfaks’a verdiği röportajda Moskova’nın ‘her türlü saldırganlığa karşı olduğunu’ belirtti.
Rus diplomat, Moskova ile Ankara arasında istişare, koordinasyon ve siyasi ve askeri temaslar açısından etkin formüller olduğuna dikkat çekti. Astana formülü çerçevesinde Rusya, Türkiye ve İran’ın ‘ateşkes rejimini, bu koşulların tüm bileşenleri de dahil olmak üzere tüm Suriye topraklarında uygulanmasını sağlamaktan’ sorumlu olduğu ifade edildi.
Diğer taraftan İdlib’in güneyindeki Eriha bölgesinde onlarca sivilin öldüğü, onlarcasının da yaralandığı operasyonların ardından rejim güçleri ve İranlı milisler, Suriye’nin kuzeybatısındaki çatışmasızlık bölgesine kara bombardımanı düzenledi. ABD ve İngiltere yaşananlara ilişkin tepkilerini dile getirirken Türkiye, İdlib’deki kuvvetlerine takviyelerde bulundu.
Muhalefet kanadından aktivist  Ömer el-Esmer şu açıklamalarda bulundu:
“Serakib kenti yakınlarında konuşlanan rejim güçleri ve İranlı milisler, İdlib’in kuzeydoğusundaki Kafriya ve Maarrat Misrin kasabalarının yakınlarında 2 bin 300’den fazla yerinden edilmiş kişinin bulunduğu Azrak Kampı çevresini, Çarşamba ve Cuma günleri arasında bombaladı. Yerinden edilmişler arasında ve İdlib'in güneyinde korkuya yol açan ve şimdiye kadar herhangi bir kayıp kaydedilmeyen olayla eş zamanlı olarak Suriye'nin kuzeybatısındaki İdlib’in güneyinde yer alan Kansafra, el-Bara, İblin ve Bassams köyleri çevresini hedef alan benzer bombardımanlar düzenlendi.”
Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) tarafından yapılan açıklamada ise şu ifadeler kullanıldı:
“İdlib kırsalındaki Eriha kentinin bombalanması, uluslararası insan hakları hukukunun ihlalidir ve Suriye’deki savaşın henüz bitmediğinin bir başka göstergesidir. Siviller, acımasız çatışmanın yükünü taşımaya devam etmektedir.
UNICEF açıklamasında ayrıca Suriye’deki çocukların okullarına güvenli bir şekilde ulaşabilmeleri çağrısı da yaptı.
Diğer yandan İngiltere Büyükelçiliği, Londra’nın İdlib kırsalındaki Erika kentinin bombalanması ve çok sayıda sivilin öldürülmesinin ardından rejimin gerçekleştirdiği ‘iğrenç eylemleri’ kınadığını duyurdu. Büyükelçilik, Suriye’deki kanlı günde, rejim ve destekçileri tarafından Eriha’daki sivillere yönelik bir dizi vahşi saldırının düzenlendiğini bildirdi.
ABD’nin Suriye Büyükelçiliği de perşembe günü Twitter üzerinden yaptığı açıklamada, “Tüm tarafları mevcut ateşkese saygı duymaya, gerginliği derhal azaltmaya odaklanmaya ve her şeyden önce sivillerin hayatlarını korumaya çağırıyoruz” ifadeleri kullanıldı.
Silahlı Suriyeli muhalif gruplar, ‘rejim güçlerince topçu atışlarıyla Eriha kentinde gerçekleştirilen katliama’ karşılık top mermileri, roketatarlar ve havan toplarıyla karşılık verdi ve rejim güçleri ile İranlı milislerin mevzilerini bombaladı.



Gazze Yönetim Komitesi yeniden inşanın yedi yıl içinde tamamlanmasını bekliyor... İsrail ikinci aşamayı ‘sembolik’ olarak görüyor

Gazze şehrindeki yıkımın ortasında yerinden edilmiş insanlar için kurulan geçici çadırlar, 15 Ocak 2026 (AP)
Gazze şehrindeki yıkımın ortasında yerinden edilmiş insanlar için kurulan geçici çadırlar, 15 Ocak 2026 (AP)
TT

Gazze Yönetim Komitesi yeniden inşanın yedi yıl içinde tamamlanmasını bekliyor... İsrail ikinci aşamayı ‘sembolik’ olarak görüyor

Gazze şehrindeki yıkımın ortasında yerinden edilmiş insanlar için kurulan geçici çadırlar, 15 Ocak 2026 (AP)
Gazze şehrindeki yıkımın ortasında yerinden edilmiş insanlar için kurulan geçici çadırlar, 15 Ocak 2026 (AP)

Gazze Yönetim Komitesi Başkanı Ali Şaas, yaklaşık iki yıl süren yıkıcı bir savaşın ardından Gazze Şeridi’nin 7 yıl içinde yeniden imar edilebileceğine dair dikkat çekici bir iyimserlik ortaya koydu. Bu açıklama, İsrail’in Gazze Şeridi’nde barış planının ikinci aşamasının başlatıldığına ilişkin duyuruları ‘sembolik’ olarak nitelendirmeye çalıştığı bir dönemde geldi.

ABD destekli bir anlaşma kapsamında Gazze Şeridi’nin yönetimiyle görevlendirilen Şaas, dün bir Filistin radyosuna verdiği demeçte, savaş enkazının Akdeniz’e taşınmasını ve tahrip edilen altyapının 3 yıl içinde yeniden inşa edilmesini öngören iddialı bir planı anlattı.

Eski Planlama Bakan Yardımcısı ve inşaat mühendisi olan Şaas’ın atanması, ABD Başkanı Donald Trump’ın Gazze Şeridi’ndeki İsrail savaşını sona erdirmeye yönelik planının bir sonraki aşamasına geçildiğinin işareti olarak değerlendiriliyor. Şaas, Hamas’ın yıllar süren yönetiminin ardından Gazze Şeridi’nin idaresinden sorumlu olacak 15 Filistinli uzmandan oluşan bir ekibe başkanlık edecek.

Trump’ın planı kapsamında İsrail, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısından çekildi. Ancak İsrail güçleri, neredeyse tüm binaların yerle bir edildiği diğer kısmı kontrol etmeyi sürdürüyor. Trump daha önce Gazze’yi ‘Ortadoğu’nun Rivierası’na’ dönüştürme fikrini gündeme getirmişti.

68 milyon ton moloz

Ali Şaas’ı bekleyen görev ise belirsizliklerle çevrili. Bu görev, İsrail ile Hamas arasında ateşkesin kırılganlığını koruduğu ve karşılıklı çatışmaların sürdüğü bir ortamda, Gazze Şeridi’nde yıkılan altyapının yeniden inşa edilmesini ve yaklaşık 68 milyon ton olduğu tahmin edilen enkaz ile patlamamış mühimmatın temizlenmesini kapsıyor.

Gazze Şeridi’ndeki Filistinliler, İsrail ile önceki çatışmaların ardından savaş enkazını, Gazze kentindeki tarihi limanın inşasında ve çeşitli projelerde temel malzeme olarak kullanmıştı. Şaas, benzer bir yaklaşımın yeniden uygulanabileceğini dile getirdi. Şaas, “Buldozerleri getirip enkazı denize döker, denizde yeni adalar oluşturursak yeni bir toprak kazanırız; Gazze için alan yaratır ve enkazı temizleriz. Bu iş üç yıldan fazla sürmez; enkazın tamamı ortadan kalkar” ifadelerini kullandı.

xsdcf
İsrail hava saldırıları sonucu Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye'de meydana gelen yıkımdan (Reuters)

Şaas, kendisi açısından en acil önceliğin insani yardımın sağlanması olduğunu belirterek, bunun yerinden edilmiş Filistinliler için geçici barınma alanlarının kurulmasını da kapsadığını söyledi. İkinci önceliğin ise ‘temel ve hayati altyapının’ rehabilitasyonu olacağını, bunun ardından konutların ve diğer binaların yeniden inşasına geçileceğini ifade etti. Şaas, “Gazze 7 yıl içinde eskisinden daha iyi bir duruma gelecek” dedi.

Ancak Birleşmiş Milletler’in (BM) 2024 tarihli bir raporuna göre, Gazze Şeridi’nde yıkılan konutların yeniden inşasının en erken 2040 yılına kadar sürebileceği, sürecin onlarca yıl devam edebileceği belirtiliyor.

Zorluklar ve engeller

Şaas’ın Gazze Şeridi’nin yeniden imarına ilişkin iyimser takvim değerlendirmesinin ciddi zorluklarla karşılaşmasının neredeyse kesin olduğu belirtiliyor. Bu süreçte arabulucular, silah bırakmayı reddeden Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’ne barış gücü konuşlandırılması gibi konularda uzlaşı sağlamaya çalışıyor.

Öte yandan Şaas başkanlığındaki komitenin yeniden imar sürecini hangi koşullarda ve nasıl yürüteceği, ayrıca İsrail’in genellikle yasakladığı ağır iş makineleri ve ekipmanların ithalatı ile kullanımına ilişkin izinlerin nasıl temin edileceği de belirsizliğini koruyor.

sdefrt
Geçtiğimiz yıl şubat ayında Refah Sınır Kapısı’ndan geçmek için beklerken, Gazze Şeridi'ne giden yeniden inşa ekipmanlarıyla dolu tırının yanında oturan bir şoför (EPA)

Şaas, komitenin yetki alanının başlangıçta Hamas’ın kontrolündeki bölgelerle sınırlı olacağını, İsrail ordusunun kademeli çekilmesini öngören Trump planı doğrultusunda bu alanın zamanla genişleyeceğini söyledi. Şaas, “İkinci aşama başlar başlamaz, Gazze Şeridi’nin doğu sınırlarına doğru kademeli bir askeri çekilme süreci başlayacak. Çekilme ilerledikçe, komitenin Filistin topraklarındaki yetki alanı da genişleyecek. Şu anda yetkilerimiz, sarı hattın batısında kalan ve yaklaşık yüzde 50’yi oluşturan alanla sınırlı. Diğer anlaşmalar tamamlandıkça sarı hat aşamalı olarak geri çekilecek ve komisyonun yetkisi, denizden doğu sınırına kadar 365 kilometrekarelik Gazze Şeridi’nin tamamını kapsayacak” ifadelerini kullandı.

Sembolik bir adım

ABD Başkanı Donald Trump’ın Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff, Gazze Şeridi’nde savaşı sona erdirmeye yönelik planın ikinci aşamasına geçildiğini duyurdu. İsrail hükümetiyle tam koordinasyon içinde yapılmasına rağmen, Başbakan Binyamin Netanyahu bu açıklamanın önemini küçümsemeye çalışarak, bunu ‘sembolik bir adımdan ibaret’ olarak nitelendirdi.

İsrail basınına sızan bir talimat notunda, bakanlardan konuya ilişkin yorum yapmamalarının istendiği, kamuoyuna ise ‘bu sürecin sağlıklı biçimde değerlendirilebilmesi için önünde çok uzun bir yol olduğu’ mesajının verilmesinin talep edildiği belirtildi.

Söz konusu belgede, Amerikan tarafının açıklamasının etkisini azaltma amacıyla, planın ikinci aşamasına geçildiğini bizzat Başkan Trump’ın değil, danışmanını görevlendirerek bu duyurunun sosyal medya üzerinden ve daha düşük profilli bir şekilde yapılmasını sağladığına dikkat çekildi.

cdfrgt
Trump'ın planına göre Gazze Şeridi'nden çekilme aşamalarının haritası (Beyaz Saray)

İsrailli yorumcular, Witkoff’un açıklamalarında İsrail’in sahadaki uygulamalarına değinmediğine ve Tel Aviv’den, Gazze Şeridi’nde her gün Filistinli sivillerin hayatını kaybetmesine yol açan günlük bombardımanları durdurmasını beklemediğine dikkat çekti. Yorumlarda, ateşkesin ilan edilmesinden bu yana geçen üç ayda 446 Filistinlinin öldürüldüğü, bin 200’den fazlasının da yaralandığı hatırlatıldı.

Witkoff’un açıklamasına İsrail’den gelen ilk tepkinin ise Başbakan Binyamin Netanyahu’nun, cenazesi hâlâ Gazze’de bulunan asker Ran Gvili’nin ebeveynleri ile temasa geçmesi olduğu belirtildi. Washington’da bulunan aile, aralarında Witkoff’un da yer aldığı ABD’li yetkililerle bir dizi görüşme gerçekleştirdi. Ailenin, oğullarının cesedi teslim edilene kadar Trump planının uygulanmasının durdurulmasını talep ettiği ifade edildi.

Netanyahu’nun, Ran’ın cesedinin iadesinin önceliklerinin başında geldiğini ilettiği ve ‘teknokrat bir komite kurulmasına ilişkin sembolik medya adımının, Ran’ın İsrail’de defnedilmesi için yürütülen çabaları etkilemeyeceğini’ söylediği aktarıldı.

Netanyahu ayrıca, “Hamas bugün, anlaşmanın gereklerini yerine getirerek kaçırılan tüm kurbanların geri getirilmesi için yüzde 100 çaba göstermek zorundadır; İsrail’in kahramanı Ran Gvili de buna dahildir” ifadelerini kullandı.

Tel Aviv’den gelen ikinci tepki ise Gazze Yönetim Komitesi Başkanı Ali Şaas’ın, komitenin Kahire’de yapılacak ilk toplantısına katılmak üzere Ürdün’e çıkışının engellenmesi oldu. İsrail’in bu kararını, Witkoff’un devreye girmesinin ardından değiştirdiği belirtildi.

Tel Aviv’deki siyasi kaynaklar, Netanyahu hükümetinin Amerikan planına karşı geleneksel tutumunu koruduğunu ortaya koydu. Buna göre hükümet, planın ilerlemesini mümkün olduğunca engellemeye çalışıyor, ancak Başkan Trump ile bu konuda açık bir çatışmaya girmeye cesaret edemiyor.

İsrail medyasının büyük bölümü dün, yönlendirilmiş haberlerle Hamas’ın Filistin sahnesinden çekilme konusunda samimi olmadığı yönünde değerlendirmelere yer verdi. Yorumlarda, Hamas’ın Şaas liderliğindeki geçiş komitesini kabul ederek bir adım geri attığı, ancak bununla iki adım ileri gitmeyi hedeflediği öne sürüldü.

İsrailli Hamas uzmanlarından Eyal Ofer, Gazze Şeridi’nde yürütülen sürecin Hamas’ın stratejik planının temel unsurlarından biri olduğunu iddia etti. Ofer’e göre Hamas, önümüzdeki 5 ila 10 yıl içinde, Gazze ve Batı Şeria dahil olmak üzere Filistin Yönetimi’nin tamamını kontrol altına almayı hedefliyor ve bugün yaşanan gelişmeler bu amaca hizmet ediyor.

Yediot Aharonot ve Maariv gazeteleri ise silahların teslimi gündeme geldiğinde Hamas’ın çıkmaza gireceğini savundu. Gazetelere göre Hamas silahlarını bırakmayacak ve bu durumda İsrail’in müdahale ederek savaşı yeniden başlatması gerekecek.

Söz konusu kaynaklar, İsrail ordusunun, hükümetten talimat alması halinde Gazze Şeridi’ne yönelik savaşın yeniden başlatılmasını öngören kapsamlı bir askeri planı hazır tuttuğunu da belirtti.


UNIFIL: İsrail, Güney Lübnan’da barış gücü askerleri yakınında ateş açtı

Güney Lübnan’da İsrail sınırına yakın Mercayun ilçesine bağlı El-Buveyda bölgesinde UNIFIL askerleri, Lübnanlı askerlerin eşliğinde araçlarla devriye geziyor (AFP)
Güney Lübnan’da İsrail sınırına yakın Mercayun ilçesine bağlı El-Buveyda bölgesinde UNIFIL askerleri, Lübnanlı askerlerin eşliğinde araçlarla devriye geziyor (AFP)
TT

UNIFIL: İsrail, Güney Lübnan’da barış gücü askerleri yakınında ateş açtı

Güney Lübnan’da İsrail sınırına yakın Mercayun ilçesine bağlı El-Buveyda bölgesinde UNIFIL askerleri, Lübnanlı askerlerin eşliğinde araçlarla devriye geziyor (AFP)
Güney Lübnan’da İsrail sınırına yakın Mercayun ilçesine bağlı El-Buveyda bölgesinde UNIFIL askerleri, Lübnanlı askerlerin eşliğinde araçlarla devriye geziyor (AFP)

Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Barış Gücü (UNIFIL), İsrail tarafından Güney Lübnan’daki Adaissa bölgesi yakınlarında görev yapan askerlerine ateş açıldığını açıkladı. Olayın, yerel halkın bir evde patlayıcı madde bulduğunu bildirmesinin ardından UNIFIL askerlerinin bölgede inceleme yaptığı sırada meydana geldiği belirtildi. UNIFIL, söz konusu eylemin BM Güvenlik Konseyi’nin 1701 sayılı kararının ihlali olduğunu vurguladı.

UNIFIL’den bugün (cuma) yapılan açıklamada, “Dün, Adaissa bölgesi yakınlarında planlı bir devriye faaliyeti yürütülürken, yerel halk askerlerimizi bir evde olası bir tehlike konusunda uyardı. Yapılan kontrolde, bir patlayıcı düzenek ve buna bağlı bir infilak kablosu tespit edildi” denildi.

Barış gücü askerlerinin bölgeyi emniyete aldığı ve başka bir evi aramaya hazırlandığı belirtilen açıklamada şu ifadelere yer verildi: “Kısa bir süre sonra, bölgede uçan bir insansız hava aracının, askerlerimizin bulunduğu noktadan yaklaşık 30 metre uzağa el bombası attığı görüldü. Bunun üzerine UNIFIL, İsrail Savunma Kuvvetleri’ne derhal ateşkes talebi iletti. Neyse ki olayda herhangi bir yaralanma yaşanmadı.”

UNIFIL, İsrail ordusunun Lübnan topraklarında yürüttüğü bu tür faaliyetlerin yerel sivilleri tehlikeye attığını ve BM Güvenlik Konseyi’nin 1701 sayılı kararını ihlal ettiğini kaydetti.

Açıklamada ayrıca İsrail ordusuna, barış gücü askerlerinin güvenliğini sağlama sorumluluğunu yerine getirmesi ve onları riske atabilecek her türlü faaliyete son vermesi çağrısı yapıldı. UNIFIL, barış gücü askerlerini tehlikeye sokan her türlü eylemin 1701 sayılı kararın ciddi bir ihlali olduğunu ve bölgede sağlanmaya çalışılan istikrarı zedelediğini vurguladı.

Öte yandan, İsrail güçlerinin son dönemde Güney Lübnan’daki görev alanlarında UNIFIL birliklerinin yakınlarında defalarca ateş açtığı hatırlatıldı.


Barak: ABD, Suriye’deki tüm taraflarla yakın temas hâlinde

ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Thomas Barak, 22 Temmuz’da Beyrut’ta Reuters’a verdiği röportajdan bir kare (Reuters)
ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Thomas Barak, 22 Temmuz’da Beyrut’ta Reuters’a verdiği röportajdan bir kare (Reuters)
TT

Barak: ABD, Suriye’deki tüm taraflarla yakın temas hâlinde

ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Thomas Barak, 22 Temmuz’da Beyrut’ta Reuters’a verdiği röportajdan bir kare (Reuters)
ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Thomas Barak, 22 Temmuz’da Beyrut’ta Reuters’a verdiği röportajdan bir kare (Reuters)

ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barak, cuma günü yaptığı açıklamada, Şam yönetimine bağlı güçler ile Kürtlerin öncülüğündeki Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasında yaşanan son çatışmaların ardından, Washington’un ülkedeki tüm taraflarla yakın temasını sürdürdüğünü bildirdi.

Barak, sosyal medya platformu X’te yaptığı paylaşımda, ABD’nin Suriye’de tansiyonu düşürmek, gerilimin tırmanmasını önlemek ve Suriye hükümeti ile SDG arasında yeniden müzakere sürecine dönülmesini sağlamak için 24 saat esasına göre çalıştığını ifade etti.

Kuzeydoğu Suriye’nin geniş kesimlerini kontrol eden SDG, 10 Mart’ta Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara ile bir anlaşma imzalamış ve buna göre sivil ve askerî tüm kurumlarını yıl sonuna kadar devlet kurumlarıyla birleştirmeyi kabul etmişti. Ancak tarafların, anlaşmanın uygulanması konusunda şu ana kadar kayda değer bir ilerleme sağlayamadığı belirtiliyor.